S Ä * » m
m
» T?-/iS'S? 'P
eter
C
lausen
.
DANİMARKA Ba ş k o n s o l o s u v e AİLESİ, YERKÖ Y'DE Bo ğ a z’a b a k a n e v l e r in d e BAHÇELERİNİN VE AYDINLIĞIN TADINI ÇIKARIYOR. CLAUSEN AİLESİ, İSKANDİNAV TASARIM KLASİKLERİ VE ONDÖRT YILDIRDÜNYANIN HER YERİNDEN ?
____ _______ . . ı J d l . J / TOPLADIKLARI KİŞİSEL C OBİELERLE‘KENDİLERİNE AİT’ BİR EV YARATMIŞLAR HABFRf II ....? î HABBRİ » AAATAi.fTf. T l ...,;T > ...
-% :
^ V ■
4
İt
Milliyet
KARANLIK BİTTİ, BOĞA
Nur Daşar [email protected]D
ö r t
s e n e d îr
T
ü r k
İ
y e
’
de
y a ş a y a n
DANİMARKA BAŞKONSOLOSU PETER
CLAUSEN VE AİLESİ, DİĞER KONSOLOS
AİLELERİ GİBİ RESIDENCE’LARDA YAŞAMAK
YERİNE, Y
e
NİKÖY’DEKİ EVLERİNDE, KENDİ
EŞYALARIYLA YAŞAMAYI TERCİH
EDİYORLAR. CLAUSENLER’İN EN ÇOK
VAKİT GEÇİRDİKLERİ YER, EVLERİNİN
BAHÇESİ. BAHÇELERİNDE MANGAL
PARTİLERİ VERİYORLAR. ÇOCUKLARI,
PETER CLAUSEN’İN KENDİLERİ İÇİN
YAPTIĞI SALINCAKTAN İNMİYOR. CLAUSEN
ÇİFTİ, BUNUN SOĞUK VE KARANLIK
DANİMARKA İKLİMİNDEN SONRA ‘BİR
AYRICALIK’ OLDUĞUNU SÖYLÜYORLAR
M lausenler'in evinin diğer diplomat evlerinden bir farkı var. Genelde kendi ülkelerinden uzakta büyükelçi, başkonsolos gibi görevlerde bulunan aileler için
hükümetleri 'residence' tarzı, hazır eşyalı evler tahsis ederler. Ve aile o ülkede yaşadağı sürece o evi kullamr. Daha sonra
yerini kendisinden sonra gelen aileye bırakır. Ama Clausen ailesi bu yöntemi tercih etmemiş. Kendi seçtikleri evde, kendi eşyalarıyla
yaşamak istemişler. Evlerinin dekorasyonu için bir mimarla
anlaşmadıklarım ve bunca yıllık birikimlerini kendi evlerini dekore etmek için kullandıklarım söyleyen Pernille Clausen "Biz evimizi
dekore etmeyi çok seviyoruz. Evimizin nasıl olacağıyla ilgili kafa yoruyoruz. Danimarka'da eski bir evimiz var. Onu sürekli
değiştiriyoruz, dekore ediyoruz. Mesela biz evimizden çok
bahsederiz. Dergilerde beğendiğimiz birşey olursa onu yırtıyoruz, topluyoruz. Kendi stilimiz yaratıyoruz" diyor.
'B
ahçedevakîtgeçîrmekbİ
zİ
mİ
çinayricalik'
Evin bahçesi yazlan en çok vakit geçirilen bölüm. Clausen çifti bahçede bu kadar vakit geçirebilmekten ve çocuklarının açık alanda
büyümesinden çok mutlu olduklarım söylüyor ve ekliyorlar: "DanimarkalIlar için evde vakit geçirmek çok tipik birşeydir. Bence
Türklerle DanimarkalIları ayıran özellik de bu. Biz daha çok evde yemek yiyoruz, siz restoranlarda yemek yiyorsunuz.
Arkadaşlarımızla ve çocuklarımızın arkadaşlarıyla toplamp evde yemek yiyoruz. Bahçede de çok vakit geçiriyoruz. Çünkü bu bizim
için ayrıcalık. Danimarka'da hiçbir zaman bir hafta önceden bir pikniği ya da evin bahçesinde ya da balkonunda olacak bir yemeği
ayarlayamazsınız. Mesela mangal yapmayı çok seviyoruz. Bahçede çok vakit geçiriyoruz"
'T
ürkevlerînİ
ndekorasyonu çokkoyu'
4 senedir Türkiye'de olan Clausenler önce Ulus'ta oturmuşlar. Bu evi bir arkadaşlarının tavsiyesiyle bulmuşlar. Evin hikayesini
Clausen şöyle anlatıyor: "Evimizi şu anda yan villada oturan arkadaşlarımız sayesinde bulduk. Biz Ulus'ta otururken yandaki
evin boşalacağım ve gelip bir bakmamızı söylemişlerdi. İlk geldiğimde evin içinde hâlâ bilileri oturuyordu. Eşyalar ve koyu
renk boya yüzünden ev bana çok karanlık göründü ve istemedim. 6 ay sonra ev boşalınca bir daha görmeye gittim ve inanamadım. Ev
beyaza boyanmışta ve aydınlıkta. Manzara ise inanılmazdı". Zaten Clausenlere göre Türk evleri dekorasyon açısmdan çok karanlık ve
asla onlara uygun değil. 3 senedir bu evde yaşayan Peter Clausen'in ilk işi küçük çaplı bir inşaat yaparak evi büyütmek olmuş. Bir inşaat
firmasıyla anlaşarak evin dış kısmındaki bölümü salonun içine dahil etmişler. Böylece ev 2 çocuklu bir aile için daha kullanışlı bir hale
gelmiş.
DanimarkalI bir tasarımcıya ait olan kahverengi L koltuk,
evdeki en eski mobilya. Peter Clausen, “Deri olması
bizim için çok fonksiyonel çiinkti bu ev bir sürii çocuğu
ağırlıyor. Deriyi temizlemesi daha kolay ve eskidikçe
güzelleşiyor” diyor, (üstte)
Çocukların bahçeden sonra en çok vakit geçirdikleri yer
olan odalarının
dekorasyonuyla anneleri ilgileniyor. Clausen "Bu
aralar özellikle Emil'in odasıyla ilgileniyoruz çünkü
bebek odasından çocuk odasına geçiriyoruz.
Anna'nın odasını da arkadaşları da çok gelip
kaldığı için ona göre düzenledik. Çocukların
odasının yaşlarına göre değişmesine çok önem veriyoruz” diyor, (sağda)
m
..-A v ■T
î j
• ' TaylandlI kızların çeyizini koyduğu bir sepet.D E P O D A K İ
U
z a k d o ğ u
o b
İ
e l e r
İ
Peter Clausen burayı neden kolay kolay bırakamayacaklarım şöyle anlatıyor: "Bizim Türkiye'yle ilgili en sevdiğimiz şey, bahçeyi ve evin dış mekânlarım dilediğimiz gibi kullanabilmemiz. Çünkü Danimarka'da hiçbir zaman havaya güvenemiyoruz. Şurada gerçekten bahçenin kullammı çok zun. Türkiye'deki evlerin en güzel tarafı •asla, balkonla veya bahçeyle iç mekânların
mekânlara bağlanması. Bu burasıyla ilgili özel birşey bence." Evde halılardan sonra r dikkat çeken unsurlar salonun değişik yerlerinde göze çarpan Uzakdoğu objeleri. Bu objelerin hepsi ailenin Uzakdoğu seyahatleri sırasında aldıkları objeler. Ama bunları kullanırken değişik bir yöntem uyguluyorlar. Pernille Clausen bu yöntemi şöyle anlatıyor: "Bu objelerin bizim için manevi değeri çok yüksek. Ama evin içinde çok kalabalık sevmiyoruz. Bu nedenle objelerin bir kısmım depoda tutup ara sıra değiştiyoruz. Hem bize de evin
%
AK
5
3 EYLÜL 2004 SAYI: 23
l
BAŞLADI
Sehpalar, yemek masası ve sandalyesi Paul
Kjaerholm tasarımı. Yemek masası 1964
tasarımı. Peter Clausen, “Bu
tasarımcı rahatlığı ilk sıraya koyan bir
tasarımcı değil. Hatta bu yemek
sandalyeleri bu adamın en rahat
tasarımları ki buna bile çok uzun süre oturamıyorsunuz.
Mesela Arne Jacobsen organik ve
içinde çok rahat ettiğiniz tasarımlar
yapar” diyor, (solda)
İS K A N D İN A V TA S A R IM LA R I B A ŞK Ö ŞED E
444
Kütüphanedeki heykeller Uzakdoğu gezisi sırasında alınmış.G E ZD İK LE R İ
HER
Y E R D E N BİR
A N I VAR
Clausenler üniversiteden sonradünyayı 'keşfetmek' için önce Hong Kong ve
Bangkok'ta yaşamışlar ve evlerini yaratmaya başlamaları da tam bu yıllarda olmuş. Örneğin
Hong Kong'a hiçbir şey taşımamışlar, ev yapmaya orada başlamışlar. Bundan 14 yıl önce şu an i oturdukları evin dekorasyonu ve tarzı da yavaş
4
yavaş ortaya çıkmaya başlamış. Gezdikleri her ___ yerden sevdikleri objeleri toplamışlar ve çok şehirÂ
değiştirdikleri için her zaman yanlarındataşıyacakları bir 'kit' yaratmışlar. Peter Clausen, yarattıkları bu değişmez takımın yeterli olmadığını
söylüyor ve "Hâlâ almak istediğimiz ve evimizde kesinlikle olmasım isteğimiz mobilya ve sanat
eserleri var. Evimizdeki eşyaların bazılarım
kendimizle beraber getirdik, bazılarım Türkiye'den satın aldık" diyor.
Evin genelinde olmasa da detaylarda kendini hissettiren İskandinav tarzı, ünlü İskandinav tasarımcıların objeleriyle daha da belirgin hale
gelmiş. Zaten Peter Clausen aym zamanda
ticari ateşe olduğu için orada yapılan
tasarımlarla yakından ilgili, o yüzden evinde
birçok tasarım ürünü var. Salonun
başköşesinde yer alan 'Egg' koltuk ve
aydınlatma ünlü DanimarkalI tasarımcı
Arne Jacobsen'e ait. Evin diğer bölümlerinde de Jacobsen’in ve diğer İskandinav tasarımcıların ürünlerine rastlayabiliyorsunuz. Bunun bilinçli bir seçim
olup olmadığını
sorduğumuzda ise Peter Clausen’den "hayır" yanıtını alıyoruz. Clausen mobilya seçimlerini şöyle anlatıyor: "Bunlar Danimarka'dayken aldığımız şeyler değil.
Türkiye'deyken ve sevdiğimiz için aldık. Özellikle 'Danimarka tasarımı' olsun diye aldığımız şeyler değil. Bizim için önemli olan o ürünün bizim günlük
hayatımıza nasıl entegre olduğu. En önemlisi bir tasarım objesi olması değil, bizim onu kullanabiliyor olmamız. Bizim çocuklarımız olduğu için özellikle
onların da rahatlıkla kullanabilmesi ve fonksiyonel olması önemli". Evin neredeyse bütün duvarlarında bir tablo var. Bu tablolar ailenin çok yakın
arkadaşı olan ve şimdilerde Danimarka'da popüler hale gelen bir ressama ait.
I
F
a v o r
İ
l e r
İ T
ü r k
H A L IL A R I
Modern çizgilerin ağırlıkta olduğu ve sade stiliyle dikkat çeken evde dekorasyonun aykırı detaylarından biri de yerdeki el işi halı ve kilimler. Bu halıların hikayesini Clausen şöyle anlatıyor: "Evimizdeki Türk halılarını 10 yıl önce Kapalıçarşı'dan aldık. Buraya taşınmadan önce Türkiye'ye tatile gelmiştik. Ben o zaman tekstil sektöründe çalışıyordum ve bu konulara ilgiliydim. Çok iyi
hatırlıyorum halıyı bavulumda götürmüştüm. Bize bu halıların antika olduğunu söylediler ama önemli değil. Ben sevdiğim sürece o benim evimde önemli bir objedir. Buradan taşınmadan önce daha çok almayı istiyoruz" diyor. Söz taşınmaktan açılıyor ama Clausen ailesinin buranadan taşınmak gibi bir niyetleri yok. Türkiye’de kalabildikleri kadar kalmayı düşünüyorlar.
Kahverengi deri koltuk HollandalI Gijs Papavoine tarafından Montis için tasarlanmış.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi