• Sonuç bulunamadı

Milli gölge oyunumuz Karagöz

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Milli gölge oyunumuz Karagöz"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

mini

gölge

ovunumuz

KARAGÖZ

Yazan : UĞUR GÖKTAŞ

Tasvirler : Uğur Göktaş Koleksiyonu. Fotoğraflar : Selamet Taşkın

Türk gölge oyununun vazgeçilmez unsurları Karagöz ve Hacivat.

Karagöz and Hacivat, the indispensable characters of the Turkish shadow • show.

G

ölge Oyununun Kökeni ve Evrimi:Gölge oyununun çıkış yeri hak­ kında günümüzde bir çok söylen­ tiler vardır. En kuvvetli ihtimal M ısır’dan çıkmış olabileceğidir. Yavuz Sultan Selim M ısır’ı fethettiği zaman Memlûk sultanı Tumanbay’ı 15 Nisan 1517 tarihinde idam ettirmişti. Nil nehri üze­ rinde Roka adasında bir sarayda bulunan gölge oyuncusu Tumanbay’ı asılısını ve ipin iki kez kopuşunu canlandırmış, Yavuz Sultan Selim bu gösteriyi çok beğenmiş, gölge oyuncusuna bir çok hediyeler vere­ rek onu dönüşünde yanında götürmüştür. 20 Haziran 1612 tarihinde de Mehmet Pa­ şanın padişahın kardeşi Gevherhan ile düğünü için M ısır'dan gölge oyuncuları getirilmiş ve daha sonra bu gölge oyuncu­ ları çeşitli yerlerde yaptıkları gösteriler­ le Türk gölge oyununa temel oluşturmuş­ lardır.

Yukarıda belirtilen somut kanıtlardanda anlaşılacağı üzere Mısır, Türk gölge oyu­ nu üzerinde belirgin bir etki sahibidir.

XVII. yüzyılda kesin biçimini alan Karagöz sonraki yüzyıllarda da halkın vazgeçilmez eğlence unsuru olmuştur. Özellikle Ra­ mazan gecelerinde halka renkli dakikalar yaşatmış, Nasrettin Hoca, İncili Çavuş fıkralarının yanında bir de Karagöz fıkra­ ları doğmuştur. Ayrıca halk doğrudan doğ­ ruya söyleyemediği dertlerini, şikayetle­ rini Karagöz tarafından dile getirmiş ve halledebilmiştir. Bu yüzden Karagöz, pa­ dişah ve nüfuzlu kişiler tarafından hima­ ye edilmiştir. İmparatorluk devrinde Ka­ ragöz oyunlarına fazla rağbet edildiğinden, hükümet hayalcileri bir teşkilata bağlamış, bunları bir kâhya ile bir yiğitbaşının ida­ resi altına vermiştir. En kıdemli hayalci kâhyalığa seçilir, bu makam da belediye tarafından tasdik edilirdi.

Son yüzyıllarda Karagöz’ü modernize ede­ bilmek için bir takım çalışmalar yapılmış ise de başarı kazanamamıştır. Bu yenilik­ lerden en önemlileri şunlardır : Ahmet Mithat Efendi'nin perde yerine buzlu cam kullanması, görüntülerin boylarının büyü­

tülmesi, Kâtip Salih’in ise : Oyun metin­ leri için Fransız komedilerinden yararlan­ ması, mum yerine elektrik lâmbası kul­ lanması 1910 senelerinde «Canlı Karagöz Sahnesi Kumpanyası» adlı bir topluluğun temsiller verdiğini örnek olarak verebili­ riz.

Karagöz’ü modernize çalışmalarında bizce en çok oyun metinleri üzerinde durulması lâzımdır. Çünkü Karagöz yaşadığı devirler­ de aktüel olayları ortaya koyarak varlığı­ nı sürdürmüştür. Bugün ise eski metinler üzerinden oyun oynatıldığı için Karagöz pek rağbet görmemektedir. Fakat onu ya­ şatmak görevi ne pahasına olursa olsun bizlerindir. Her Türk kendi içinden çıkan öz be öz ata yâdigârı san'atı için bir şey­ ler yapmaya mecburdur. Karagöz sırası geldiğinde halkımıza çok yardım etmiştir. Halkın bizzat kendi eli ile yapamadığı iş­ leri Karagöz halletmiştir. Şimdi bizde bu şükran borcumuzu ödeyip, onu işlerliğine kavuşturmalıyız. İlk aşama tanıtıcı ve öğ­ retici kursların açılması olmalıdır.

Geç-t

(2)

« ■ÜST

miş senelerde bu tip bir takım girişimler oldu ise de devamı gelmemiştir. Bende bu san’atı bu maksatla açılmış olan bir kur­ sa devam ederek öğrendim ve başkalarına da öğretmeye hazırım.

Gölge oyununun tekniği:

Teknik, Tasvir denilen görüntülerin hazır­ lanması ile başlar. Karagöz tasvirleri ço­ ğunlukla Deve derisinden yapılır. Bugün deve derisi bulunmadığından genellikle manda ve dana derisi kullanılmaktadır De­ rinin işlenebilecek bir seviyeye gelmesi için başlıca şu işlemler uygulanır: Deri hayvanın sırtından yüzüldükten sonra, iyi­ ce yıkanarak temizlenir. Daha önceden bir tahta kutu içinde bol miktarda ekşitilmiş kepek, derinin tüylü kısmı üzerine iyice yedirilerek, rulo şeklinde sarılıp korumaya bırakılır. Deri kuruduktan sonra tüyleri te­ mizlenir ve küçük parçalara ayrılır. Bir kap içersindeki ayran kıvamında kirece batırılarak gerilir. Kirece batırılmasında­ ki amaç, tasviri yapan kimseye hayvanda olması muhtemel bir mikrobun geçmeme­ si içindir. Bundan sonra özel olarak elde kırılan camlarla derinin üzerindeki bu ki­ reç kazınır. Deri üzerine işlenecek model çizilir ve NEVREGAN denilen aletle işle­ nir. Bundan sonra boyama safhası gelir. Eskiden boya için kök boyalar kullanılır­ dı. Fakat kök boyalar şimdi bulunmadığın­ dan çini mürekkepleri kullanılmaktadır. Tasvirler boyandıktan sonra siyah mürek­ keple kontür hatları geçilir ve parlak ol­ masını sağlamak için, üzerine çok az zey­ tinyağı sürülür. Sopa deliklerinin açılıp eklem yerlerinin bağlanmasından sonra tasvir yapım işi bitirilmiş olur. Karagöz'ün oynatımı için özel bir perdesi bulunur. Bu perdenin ölçüleri eskiden 2X2,5 metre idi Bugünkü boyu ise 110X80 cm. dir. Perde­ nin kıyıları çiçekli basmadan ayna denilen iç bölümü ise mermerşahiden yapılır. Per­ denin ayna kısmının arkasında tasvirlerin ayak bölümlerinin girdiği, sabit olan ö- rüntülerin durmasını sağlayan hayal ağaç­ larının yer aldığı, oyunda kullanılacak mal­ zemelerin bulunduğu PEŞ TAHTASI

(DESTGAH) denilen bir tahta bulunur. Karagöz oyununun kadrosu altı kişiden meydana gelir, bunların isimleri ve gö­ revleri şöyledir :

1 — H A Y A L İ: Karagöz oyununu tek başı­

na oynatan ve seslendiren kimsedir. Ka­ ragöz oyununda bulunan yaklaşık 100 de­ ğişik karakterin yöre ağızlarını, şive bo­ zukluklarını taklitlerini yapar. Hayali’nin çok iyi Türk musikisi bilmesi ve üstün tûlûat yeteneğine sahip olması gerekir. Evliya çelebi seyahatnamesinde, meşhur Karagöz'cü Kör Hasanzade Mehmet’in mevcut oyunlara ilaveten 300 oyun bildi­ ğini, sadece Karagöz ve Hacivat'la aralık­ sız 15 saat Muhavere oynattığını yazar.

2 — ÇIRAK : Hayali'nin yanında yardım­

cısı ve öğrencisidir. Ona oyun içinde her türlü yardımda bulunur. Tasvirlerin veril­ mesi, yeri geldiğinde tutulması onun ö- revidir. Mesleğinde olgunlaşınca peşte- mal kuşanarak usta sınıfına eçer.

3 — SANDIKÂR : Çırağın yardımcısıdır.

Geçecek faslın Tasvirlerini çıkarır, sopa­ larını geçirir, ipe dizer ve oyunda sırası elen tasviri çırağa verir. Perdenin kurul­ masında yardım eder.

Aşk ve sevginin Karagöz perdesindeki temsilcileri Çelebi ve Zenne. Çelebi and Zenne, the lovers of the Karagöz screen.

Konu ile ilgisi olmayan göstermeliklerden ev. Scenery depicting a house. Tasvir yapım ve oynatımında kullanılan malzemeler.

Materials used in making the designs and operating the puppets.

4 — YARDAK : Oyunda geçen türkü ve şarkıları okur. Bazı Karagöz’cüler yarda­ ğın yanısıra oyuna saz heyeti ile çıkarlar­ dı.

5 — DAYREZEN : Dayre denilen özel ale­

ti çalar ve oyunda geçen pastavları (Ka­ ragöz'ün Hacivat'a vurması sırasında çı­ kan ses) yapar.

6 — H AM M AL : Karagöz oynatılacak ye­

re Karagöz zembilini taşır.

Oyunun Bölümleri:

Oyun başlıca 4 bölümden meydana gelir.

A — MUKADDİME (GİRİŞ) : Boş olan

perdeye göstermelik denilen görüntünün konması ile başlar. Daha sonra Gösterme­ lik NAREKE denilen bir nev’i kamışın

cı-I

(3)

Naresı ile tanınan Tuzsuz Deli Bekir, uyur gezerliği ile tanınan Tiryaki, gevzekliği ile tanınan Lâz, yaygaracılığı ile tanınan Beberuhi. Tuzsuz Deli Bekir, known for his bellicose yell; Tiryaki, the opium addict, who walks in his aleep; the Laz (Black Sea Turk), known for his garrulousness; and Beberuhi, the crybaby.

zırtıtı sesi ile sağa sola götürülerek kal­ dırılır. Göstermelik, seyircide bir merak ve seyirciyi oyuna hazırlamak için konur. Göstermelikler konu ile ilgili ve ilgisiz ol­ mak üzere ikiye ayrılır. Konu ile ilgili olanlar: Tahmis, Şirinin köşkü, Kayık, Meyhane vb. İlgisiz olanlar : Limon ağacı, Vak vak ağacı, Çalgıcı kadınlar, Ev, Deniz Kızları vb. Daha sonra seyirciye göre sol taraftan Hacivat def'in tartımına uygun olarak bir semai söyleyerek perdeye ge­ lir. Semai bittikten sonra Hacivat bir per­ de gazeli okur.

Temâşâ-yî hayâl erbâbına özge temâşâdır. Meâline ehline ma’lüm olur sırr-i

muammâdır. Ne anlar câhili nâdân olan sırr-i

muammâdır. Bakar zâhir gözüyle sanki mirât-ı

mücellâdır. Verâsın fehm ü idrâk eyleyen yârâna aşk olsun. Değildir ehl-i irfâna hafi zâhir

hüveydâdır. Misâl etmiş onu Şeyh Küşteri

gülzâr-ı dünyâya Anınçün sâbıkaa zıil-i hayâl ile

müsemmâdır. Ul-ül-ebsâr olan çeşm-i faziletle

nigâh eyler Cihâna ibret gözüyle bakmayan

a'mâdır.

Günümüz Türkçesine çevirirsek :

— Hayâl oyunu erbabına göre bir seyir­ dir çözülmesi zor bîr sırdır, anlamını

ancak ehli anlayabilir.

— Bilgisizler çözülmesi zor sırdan ne an­ lar? Parlak aynaya bakar gibi onun dış görünüşüne bakarlar.

— Onun arkasındaki sırrı anlayan dost­ lara aşk olsun, bilgili kişilere gizli de­ ğildir, açık ve meydandadır.

— Şeyh Küşteri onu dünya gül bahçesine benzetmiş; onun için eskiden «Hayal gölgesi» diye adlandırılmıştır.

— Gözü olanlar, yani görmeyi bilenler, dünyaya bilgili gözlerle bakar, dünya­ ya ibret gözü ile bakmayan aslında kördür.

Görüldüğü üzere perde gazelleri felsefi ve tasavvufi anlam taşıyan parçalardır. Perde gazeli bittikten sonra Hacivat ken­ dine bir arkadaş arar. Bu sırada Karagöz aşağıya gelir ve kavga ederler. Hacivat kaçar, Karagöz’de kendi kendine bir teker­ leme söyledikten sonra gider.

2 — MUHAVERE (SÖYLEŞİ) : Muhavere genelikle fasılla ilgisi olmayan (İlgili olan­ larda vardır). Hacivat ile Karagöz arasın­ da geçen karşılıklı bir konuşmadır. Fakat bazen bunun dışına da çıkıldığı olur. M u­ havereye Karagöz ve Hacivattan başka ki­ şiler de katılabilir.

3 — FASIL : Oyunun esas konusunu teş­

kil eden bölümdür. 17. yüzyıla kadar bir kopukluk görülürse de 17. yüzyıldan son­ ra kesin biçimini almıştır. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın yanısıra bir çok modellerde perdeye gelir.

4 — B İT İŞ: Çok kısa bir bölümdür. Hacivat:

— Yıktın perdeyi eyledin viran

varayım sahibine haber vereyim heman Der ve gider.

Karagöz :

— Her ne kadar sürc-i lisan ettikse af ola Der ve gider.

Karagöz oyunlarının dağarcığı:

Karagöz oyunları Kar-ı kadim (eski zaman işi) ve Nev icad (Yeni yazılan) olmak üzere iki kısımdır. Eski Ramazan gecele­ rinde Kâr-ı kadim olan 28 oyun oynatılır­ dı. Bu sayı kadir gecesi hariç Ramazan ge­ celerinin sayısına denkti. İlk gece Mand- ra son gece ise Meyhane oyunlarını oy­ natmak adetti. Karagöz oyunları oynatıl­ dıkları yüzyılların aktüel oyunlarına değin­ mekteydi. Örneğin : Esir pazarlarında kö­ le ve cariye alım satımını (Ağalık) oyu­ nunda büyüye ait halk inanışlarını (cazu- lar) oyununda, Boğazıçinin günlük olayla­ rını (Kayık) oyununda, Define arayıcılığı- nı (Mal çıkarma) oyununda,

(4)

ki kahve döğücülerini (Tahmis) oyunun­ da, İstanbul'un muhteşem düğünlerini (Büyük evlenme) Oyununda görürüz. İs­ tanbul sokaklarında dolaşan tipler Kara­ göz perdesinde zihniyetleri, kendi kıya­ fetleri ile gözümüzün önüne gelirler. Karagöz oyunları bir çok araştırmacılar tarafından (Selim Nüzhet Gerçek, Nurul- lah Tllgen, Metin And) gruplara ayrıl­ mıştır. Bunları hepsini birleştirerek veri­ yoruz.

1 — Karagöz’ün bir iş tutması ile ilgili oyunlar:

Yazıcı, Kayık, Salıncak - Ahçılık. 2 — Karagöz bazen bir yarışma ile iş

bulur : Şairlik.

3 — Karagöz’ün yasak yerlere girmesi ile ilgili oyunlar:

Hamam, Bahçe Abdal Bekçi, Kanlı Nigâr.

4 — Karagöz'ün kendisini zor bir durum içinde bulduğu oyunlar:

Sahte Gelin, Meyhane, Yalova Sata­ sı, Mandra.

5 — Efsane ve Halk hikayelerinden alı­ nan oyunlar:

Ferhat ile Şirin, Tahir ile Zühre, Leylâ ile Mecnun.

Bunların yanısıra Karagöz'de bir takım tûluât, adepte ve yeni yazılan oyunlar mevcuttur.

Karagöz'de Kişiler ve Kişileştirme :

Karagöz oyununda başlıca 350 tane figür vardır. Göstermelikler ve aynı cins karak­ terler çıkarılırsa 100 tane an

S

karakter mevcuttur. Bunlar yine kendi aralarında gruplara ayrılmıştır.

1 — Asıl K iş ile r: Hacivat Karagöz. 2 — Kadınlar. Bütün Zenneler.

3 — İstanbul lehçesi ile konuşanlar .-Tiryaki, Beberuhi, Çelebi.

4 — Anadolu’dan gelenler: Lâz, Him­ met Aga, Hüsmen Ağa, Kayserili, Kürt.

5 — Anadolu dışından gelenler: Arna­ vut, Acem, Arap, Muhacir, Çerkez. 6 — Müslüman olmayanlar: Rum, Er­

meni, Frenk, Yahudi, Haham. 7 — Özürlü K işile r: Hımhım, Kekeme,

Kambur, Aptal-Deli.

8 — Kabadayı ve sarhoşlar: Külhanbe­ yi, Kopuk, Zeybekler, Efeler, Matiz Tuzsuz Deli Bekir, Sarhoş.

9 — Eğlendirici K işile r: Çengi, Köçek, Çalgıcılar.

10 — Olağan üstü K işile r: Cinler, Cazu-lar, Ejderhalar.

11 — İkinci derece önemli kişiler: M a­ halleli, İmam, Ahçı, Satıcılar, Ço­ cuklar, Ferhat, Şirin.

Karagöz'de Kişilerin tanımlaması başlıca 3 yoldan olur. Bunlar:

A — Görünüş ve dış özellikleri: Kişile­

rin dış görünüşlerinin başında giyim ve kuşamları gelir. Kişilerin giyimlerinden hangi yöreden geldiklerini, toplumsal sı­ nıflarını öğrenebiliriz. Bunların yanısıra o kişinin alışkanlıklarını da öğrenebiliriz. Tiryaki'nin elinde çubuğu, Lâz'ın kemençe- si, Sarhoş'un şişesi, Matiz'in tabancası vardır.

B — Kişilerin konuşması : Konuşma ki­

şileri tanımlamanın en önemli yoludur.

Cesurluğu ile tanınan İzmir efesi ve korkaklığı ile tanınan Yahudi.

The Zeybek of İzmit, characterized by fearlessness; the Jew, known for his cowardice;

İmparatorluğun çeşitli kesimlerinden ge­ len kişiler, Türkçe’yi geldikleri yörenin ağızı ile konuşurlar.

C — Kişilerin belli olaylar karşısındaki davranışları: Bu onların özelliğini belir­

ler. Tiryaki'nin tam Konuşmanın ortasında uyuduğunu, Lâz'ın aceleci ve geveze olu­ şunu Yahudi’nin korkak ve pazarlıkçı olu­ şunu örnek olarak verebiliriz.

Karagöz oyunlarının başlıca kişileri: 1 — KARAGÖZ : Karagöz okumamış kül­

türsüz bir halk adamıdır. Eğitim görmüş ve Türkçeyi bozuk konuşan kişilerin ko­ nuşmaları ile alay eder. Her şeye karışır. Her işine burnunu sokarak kendini zor du­ rumda bırakır. Hiç bir zaman neş'esini kaybetmez. Sesi kalıncadır ve giyimine Kırmızı renk hakimdir.

2 — H A C İV A T : Karagöz'ün tam zıttı ka­ rakterdir. Öğrenim görmüştür. Medrese lisanı ile konuşur. Her çeşit bilim ve san'- at’tan az da olsa bir şey anlar. Herkesin gönlüne göre şerbet verir. Aracılık yolu ile para kazanmasını sever. Giyimine Ye­ şil rejık hakimdir.

3 — ÇELEBİ: Kimi oyunlarda zengin bir kimse, kimi oyunlarda ise kadınların sır­ tından geçinen bir tip olarak tanınır. Elin­ de daima lâle veya pardesü bulunur. Gi­ yimine Kahverengi hakimdir.

4 — ZENNE : Perdenin vazgeçilmez sü s­ lü giyimli hafif meşrep tiplerindendir. Zen­ nelerin giyim ve kıyafetleri her yüzyıl için değişik olmuştur. Tanzimattan önce ferraceli olan Zenneler, Tanzimat'tan son­ ra ise başı açık zenne figürleri mevcut­ tur. Giyimlerinde çok renklilik görülür.

5 — T İR Y A K İ: Afyon yutup pineklemek­

le ömrünü geçiren bir tiptir. Konuşmala­ rın tam ortasında kendinden geçerek uyur. Eğlencelerin vazgeçilmez unsurudur. Gi­ yimine Mavi renk hakimdir.

6 — BEBERUHİ: Altı kulaç lâkâbı ile ta­ nınır. Cüce, Ağızı kalabalık, yaygaracı, bo­ yuna göre yakışık almayacak işler yapan bir tiptir. Giyimine Mavi ve Kırmızı renk­ ler hakimdir.

7 — TUZSUZ DELİ BEKİR : Elinde daima

içki şişesi ve kama bulunur. Nara atarak perdeye gelir. İşler dolanbaçlı ve karışık bir hal alınca işleri halleder ve düzeltir. Giyimine Mavi renk hakimdir.

B İB L İY O G R A F Y A

1Selim Nüzhet Gerçek, Türk Tema­

şa San’atı, 1942.

2Cevdet Kudret, Karagöz, 1968 -

69-70.

3Nurettin Sevin, Türk Gölge Oyunu,

1968.

4 — Metin And, Geleneksel Türk Tiyat­ rosu, 1969.

5Metin And, Dünyada ve Bizde Gölge

° Oyunu, 1977.

6Ünver Oral, Karagözname, 1977.

7Sabri Esat Siyavuşgil, İstanbul’da

Karagöz, Karagöz'de İstanbul, 1938. 8Nurullah Tilgen, Karagöz, 1953.

9Reşat Oğuz, Karagöz'de Halk Tür­

küleri ve Hikâyeleri, 1946.

10Profösör Yakop, Türklerde Karagöz,

1938.

11Evliya Çelebi, Seyahatname, 1969

12Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey, Bir

Zamanlar İstanbul, 1970.

13Hellmut Ritter, Karagöz, Turkısh

schattensfiele I - I I - I I I . 1924.

)

(5)

KARAG Ö Z:

TURHEV’J nATİOAAl

SHADOW THEATER

Photographs : Selamet Taşkın.

Designs : The Uğur Göktaş Collection.

By Uğur GÖKTAŞ

A

lthough the origin of the Turkish shadow play is still a subject

of speculation today, there is high probability that this form arose in Egypt. When the Ottoman Sultan Selim I conquered Egypt in 1517, the Mameluke Sultan Tumanbay was executed by hanging. In a shadow-show dramatization of the hanging in a palace on the Nile, the puppeteer deliberately had the rope snap in two on the first attempt, to the great amusement of Selim, who showered the puppeteer with gifts and took him along on his return to Istanbul.

In the early seventeenth century, Egyptian shadow puppeteers were also brought from Egypt to perform at the wedding of one of the Sultan's brothers. Exhibiting their skills later in various parts of the Empire, these puppeteers laid the foundations of the Turkish shadow theater.

Karagöz shadow theater acquired a definite form in the seventeenth century, and, in later centuries, became an indispensable part of public entertain­ ment. It was especially popular during the nights of Ramazan, the traditional Islamic month of fasting. Unique Karagöz humor developed, and the shadow show became a vehicle through which the people could express the complaints and grievances that they were not allowed to discuss openly. For this reason, Karagöz was patronized by the sultan and influential people, and the puppeteers were organized by the government into a guild under the administration of a warden approved by the municipality. In later periods there were efforts to modernize Karagöz. In the nineteenth century, for example, Ahmet Mithat Efendi replaced the curtain with frosted glass and increased the size of the puppets. Kâtip Salih, using electric lamps in place of candles, adapted the texts of French comedies in his Karagöz company which flourished in the 1910’s. Among the innovations, however, those involving the texts have been the most important. Karagöz sustained its popularity over the centuries by portraying current events; thus, when the old texts are employed today, they arouse little interest.

Karagöz shadow-show technique begins with the preparation of the designs that appear on the screen, traditionally made

l

of camel hide but now usually replaced by cowhide. After the hide is processed, the design is applied with a special knife called a nevregan. Today the traditional natural dyes have been superseded by India ink. After the dyes have been applied, the contours of the designs are outlined in heavy black, and olive oil is rubbed over the entire surface to give a sheen. These screens, which were formerly 2x2,5 meters, are 110x80 cm. today.

The crew of Karagöz puppeteers included the creator, who had to be able to imitate the local dialects or speech defects of 100 different characters, his apprentice, the apprentice's assistant, the singer, a sound-effects man and a porter who carried all the equipment required for the play from place to place in a big basket.

The play itself consists of four parts : 1) an introduction in which a preparatory scene is first shown on the previously empty screen and then removed to the raw strains of a reed flute, followed by Hacivat’s recitation, to the beat of a tambourine, of a mystico-philosophical

gazel, and ending with a squabble

between Hacivat and Karagöz, who has in the meantime joined Hacivat on the screen; 2) a conversation between Hacivat and Karagöz, the major characters; 3) the main play itself; and 4) a short closing in which Hacivat accuses Karagöz of having destroyed the screen and goes off to inform the owner while Karagöz begs the spectators forgiveness for all the slips of the tongue committed by the characters.

The cast of Karagöz shadow theater is composed of a total of 350 characters including, besides Hacivat and Karagöz, a number of women, several characters who speak the Istanbul dialect, several Anatolian types, some non-Anatolian types including an Albanian, a Persian, an Arab, a Circassian and others, some non-Muslim characters such as Greeks, Armenians and Jews, characters with defects (a hunchback and a stutterer, for example), drunks and bullies, enter­ tainers, supernatural figures (fairies and dragons) and secondary characters such as imams, cooks, streethawkers and children, or figures, such as Ferhad and Şirin, from traditional Middle Eastern stories.

Referanslar

Benzer Belgeler

心得:

The total average score of the organizational climate is: hospital A 2.73 (SD=0.57); hospital B 2.77 (SD=0.55); and hospital C 2.77 (SD=0.54), not yet reaching a distinctive

The more deformed the duodenal bulb, the higher the incidence of recurrence of duodenal ulcer (P = 0.03).CONCLUSION: There is a correlation among deformity of duodenal bulb,

(2008) çal ışmalarında 1970-2003 yılları arasındaki yıllık enerji tüketimi, nüfus, elektrik fiyat ı, gayri safi yurtiçi hasıla verilerini girdi olarak kullanmışlar ve

Tahran Büyükelçiliğimiz İdarî Ataşesi İbrahim Özdemir’in evi, ge­ çen ay da, Ermeni teröristlerin sal­ dırısına uğramış, olayla ilgili görülen yedi Ermeni

Ancak, ANAP Genel Başkan Yardımcısı .Halil Özsoy, geçen hafta yaptığı b a­ sın toplantısında Özal'ın cum ­ hurbaşkanı olduktan sonra da cum a namazlarına

Genç kadın ve özellikle bereli kız portresindeki genel hava, Osman Hamdi Bey’in kadın portrelerinde yüzlere verdiği sükunet ve masu­ miyet görünümüne

Yıldız 2001 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Illinois Üniversitesi’nde biyofizik alanında yaptığı dok- tora süresince