• Sonuç bulunamadı

Muhammed Rızâ Âgehî'nin Firdevsü'l-İkbâl'i [100b-200a] (giriş, transkripsiyonlu metin, dil-yazım özellikleri, dizin-sözlük)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Muhammed Rızâ Âgehî'nin Firdevsü'l-İkbâl'i [100b-200a] (giriş, transkripsiyonlu metin, dil-yazım özellikleri, dizin-sözlük)"

Copied!
1321
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ *SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

MUHAMMED RIZÂ ÂGEHÎ’NİN FİRDEVSÜ’L-İKBÂL’İ

[100b-200a]

(Giriş, Transkripsiyonlu Metin, Dil-Yazım Özellikleri, Dizin-Sözlük)

DOKTORA TEZİ

ŞENEL GERÇEK

ANABİLİM DALI : TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

PROGRAMI : TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

(2)

T.C.

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ *SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

MUHAMMED RIZÂ ÂGEHÎ’NİN FİRDEVSÜ’L-İKBÂL’İ

[100b-200a]

(Giriş, Transkripsiyonlu Metin, Dil-Yazım Özellikleri, Dizin-Sözlük)

DOKTORA TEZİ

ŞENEL GERÇEK

ANABİLİM DALI : TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI PROGRAMI : TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

DANIŞMAN :DOÇ. DR. MÜNEVVER TEKCAN

(3)
(4)

I

ÖNSÖZ

Türk dilinin, Oğuzca ve Kıpçakçayla birlikte en büyük temsilcisi sayılan ve 15. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyıla kadar Orta Asya’da varlığını sürdüren Çağatay edebî yazı dilinde üretilmiş eserler hakkında, günümüze kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Başlangıcından itibaren klasik dönemde yazılan eserlerin uzun süredir dil ve edebî özellikleri çeşitli incelemelerin konusu olmuşken, daha sonraki dönemlerde, özellikle de 19. yüzyıl ve sonrasında Çağatay diliyle üretilmiş eserlerle ilgili yapılan araştırmaların geçmişi henüz yenidir. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Özbekistan’da bu yönde yapılan çalışmalar artmış, bilinmeyen eserleri ortaya çıkarmaya yönelik Özbek aydınlarının gayretleriyle pek çok eser gün ışığına çıkarılmaya başlanmıştır.

Muhammed Rızâ Âgehî’nin Firdevsü’l-İkbâl’i [100b-200a] (Giriş, Transkripsiyonlu Metin, Dil-Yazım Özellikleri, Dizin-Sözlük) adlı çalışma, 19. yüzyıl Çağatay sahasının en büyük iki şairi Mûnis ve Âgehî tarafından yazılan ve Hive hanları tarihini anlatan Firdevsü’l-İkbâl adlı eserin incelenmesine dayanmaktadır. Altı bölümden oluşan bu çalışmada, 19. yüzyılın ilk yarısında, Hârezm sahasında Çağatay edebî dili ile yazılmış olan eserin dil özelliklerini ve söz varlığını inceleyerek belirlemek, böylece eserin Türk dili, edebiyatı ve tarihi açısından önemini ortaya koymak amaçlanmıştır.

Çalışmaya konu olan metnin çözümlenip çeviri-yazıya aktarılması, yalnız dil ve edebiyat alanında değil, başka alanlarda çalışan araştırmacı ve bilim insanlarının çalışmalarına da katkı sağlayacaktır. Özellikle, tarihî bir eser olması nedeniyle, Firdevsü’l-İkbâl’in sağladığı, döneme ait siyasî, askerî, diplomatik, ekonomik, coğrafî, mimarî, etnik vb. bilgiler hem modern tarihçilere hem de bu bölgenin kültür

(5)

II

tarihi alanında yapılacak olan bilimsel çalışmalara önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Çağatay edebiyatı ve dilinin kısa bir tarihi ile tarih yazıcılığının Moğol-İlhanlılardan itibaren Harezm bölgesindeki tarihsel gelişimi anlatılmış, eserin müellifleri hakkında bilgi verildikten sonra Firdevsü’l-İkbâl’in yazılış süreci, nüshaları ve üzerinde yapılan çalışmalar ayrıntılı bir biçime ele alınmıştır.

İkinci bölümde eserin yazım ve dil özellikleri incelenmiştir.

Üçüncü bölümde, Firdevsü’l-İkbâl’in transkripsiyonlu metni verilmiştir. Metnin kuruluşunda İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan T 82 numaralı nüsha temel alınmış ve bu nüsha, Yuri Bregel’in Leningrad’da bulunan ve 571a ve E6 nüshalarını karşılaştırarak oluşturduğu matbû neşir ve Taşkent’te bulunan 821/1 numaralı yazma nüsha ile karşılaştırılmış, nüsha ve neşir farkları dipnotta gösterilmiştir.

Dördüncü bölümde, eserde geçen Arapça ve Farsça ibare ve metinlerle ayetlerin Türkçe çevirileri verilmiş; metnin manzum bölümlerinin vezin kalıpları gösterilmiştir.

Beşinci bölümde metnin sözlük ve gramer dizini verilmiştir. Dizinde, Reşit Rahmeti Arat’ın Kutadgu Bilig adlı eserindeki dilbilgisi sıralaması esas alınmıştır.

Altıncı bölümde metinde geçen özel kişi, yer ve topluluk adları ayrı başlıklar altında gösterilmiştir.

(6)

III

Ekler bölümünde ise metnin tıpkıbasımından örnekler verilmiştir.

Bu eserin Arapça bölümlerinin çevirisi yapan sayın Hüseyin Akbaş’a, Farsça bölümlerin çevirilerini yapmakla kalmayıp eserdeki kimi sözcükleri okuma konusunda yardımlarını esirgemeyen sayın Doç. Dr. Rahman Moshtagh Mehr’e, çalışmam boyunca her türlü desteği sağlayan ailem ve dostlarıma minnettarlığımı belirtmek isterim.

Bu çalışmayı bana öneren ve başlangıcından itibaren doktora süreci boyunca maddî ve manevî hiçbir yardımı benden esirgemeyen, çalışmamın her aşamasını büyük bir sabır ve titizlikle takip eden değerli Hocam Doç. Dr. Münevver Tekcan’a ise ayrıca sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

(7)

IV İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ... I İÇİNDEKİLER ... IV ÖZET ... X ABSTRACT ... XI KISALTMALAR ... XII TRANSKRİPSİYONALFABESİ ... XIV

1.GİRİŞ ... 1

1.1.ÇAĞATAYEDEBİYATI ... 1

1.1.1. Hive Hanlığı’na Kadar Çağatay Edebiyatı ... 1

1.1.2. Hive Hanlığı Döneminde Çağatay Edebiyatı ... 4

1.2.TARİHYAZICILIĞI ... 8

1.2.1. Moğollar ve Timurlular Dönemi Tarih Yazıcılığı ... 8

1.2.2. Özbek Tarih Yazıcılığı ... 12

1.2.2.1. Hive Tarih Yazıcılığı... 13

1.3.FİRDEVSÜ’L-İĶBÂL’İNMÜELLİFLERİHAKKINDABİLGİ ... 16

1.3.1. Şîr Muģammed Mîrâb Mûnis ... 16

1.3.2. Muhammed Rızâ Âgehî ... 17

1.4. FİRDEVSÜ’L-İĶBȂL ... 22

1.4.1. Eserin Nüshaları ... 27

1.4.2. Eserin İçeriği ... 30

1.4.3. Eserin Üslup ve Dili ... 31

1.5. FİRDEVSÜ’L-İĶBÂLÜZERİNEYAPILANÇALIŞMALAR ... 36

1.6.METNİNKURULUŞU ... 39 1.7.ÇALIŞMANINAMACI ... 42 2.YAZIMVEDİLÖZELLİKLERİ ... 39 2.1.YAZIMÖZELLİKLERİ ... 43 2.1.1. Ünlülerin Yazımı ... 43 2.1.2. Ünsüzlerin Yazımı ... 48

2.1.3. Hareke ve Yazı İşaretlerinin Kullanılışı ... 50

(8)

V

2.1.5. Çift Ünsüz Yazımı ... 51

2.1.6. Yanlış ve Eksik Yazım ... 51

2.1.7. Bitişik-Ayrı Yazım ... 52

2.1.7.1. İki Sözcüğün Bitişik Yazımı ... 52

2.1.7.2. Eklerin Bitişik-Ayrı Yazımı ... 52

2.1.7.2.1. Yapım Eklerinin Bitişik-Ayrı Yazımı ... 52

2.1.7.2.2. Çekim Eklerinin Bitişik-Ayrı Yazımı ... 53

2.1.7.2.2.1. İsme Gelen Çekim Eklerinin Bitişik-Ayrı Yazımı ... 53

2.1.7.2.2.2. Fiile Gelen Çekim Eklerinin Bitişik-Ayrı Yazımı ... 54

2.2.SESÖZELLİKLERİ ... 55 2.2.1. Ünlüler ... 55 2.2.1.1. Ünlü Değişmeleri ... 55 2.2.1.1.1. Ünlülerde Yuvarlaklaşma... 56 2.2.1.1.2. Ünlülerde Düzleşme ... 56 2.2.1.2. Ünlü Uyumu ... 57 2.2.1.2.1. Kalınlık-İncelik Uyumu ... 57 2.2.1.2.2. Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu... 59

2.2.1.2.2.1. Yardımcı Ünlüler ve Eklerde Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu ... 59

2.2.2. Ünsüzler ... 66

2.2.2.1. Sözcük Başında Korunan Ünsüzler ... 66

2.2.2.2. Ünsüz Değişmeleri ... 67

2.2.2.3. Ünsüz Uyumu ... 68

2.2.2.3.1. İsim İşletme Eklerinde Ünsüz Uyumu ... 68

2.2.2.3.2. Fiil İşletme Eklerinde Ünsüz Uyumu ... 68

2.2.2.4. Oğuz ve Kıpçak Unsurları ... 69

2.3. BİÇİM ÖZELLİKLERİ ... 72

2.3.1. Ad Grubu ... 72

2.3.1.1. Ad ... 72

2.3.1.1.1. Addan Ad Yapan Ekler ... 72

2.3.1.1.2. Fiilden Ad Yapan Ekler ... 73

(9)

VI 2.3.1.1.3.1. Çokluk Eki ... 75 2.3.1.1.3.2. İyelik Ekleri ... 76 2.3.1.1.3.3. Durum Ekleri ... 77 2.3.1.2. Sıfat ... 80 2.3.1.2.1. İşaret Sıfatları... 80 2.3.1.2.2. Niteleme Sıfatları ... 81 2.3.1.2.3. Sayı Adları ... 81

2.3.1.2.3.1. Asıl Sayı Adları ... 81

2.3.1.2.3.2. Birleşik Sayı Adları ... 81

2.3.1.2.3.3. Sıra Sayı Adları ... 82

2.3.1.2.3.4. Yaklaşık Sayı Adları ... 82

2.3.1.2.3.5. Kesir Sayı Adları ... 82

2.3.1.2.4. Belirsizlik Sıfatları ... 83 2.3.1.2.5. Soru Sıfatları ... 83 2.3.1.3. Zarf ... 83 2.3.1.3.1. Yer Zarfları ... 83 2.3.1.3.2. Zaman Zarfları ... 84 2.3.1.3.3. Azlık-Çokluk Zarfları ... 85 2.3.1.3.4. Durum Zarfları ... 85 2.3.2. Zamir ... 85 2.3.2.1. Kişi Zamirleri ... 85 2.3.2.2. İşaret Zamirleri ... 86 2.3.2.3. Soru Zamirleri ... 86 2.3.2.4. Dönüşlülük Zamirleri ... 87 2.3.2.5. Belirsizlik Zamirleri ... 87 2.3.3. Edat ... 87

2.3.3.1. Son Çekim Edatları ... 87

2.3.3.2. Bağlama Edatları ... 88

(10)

VII

2.3.4. Fiil ... 89

2.3.4.1. Addan Fiil Yapma Ekleri ... 89

2.3.4.2. Fiilden Fiil Yapma Ekleri ... 89

2.3.4.3. Fiil Kip ve Zaman Çekimi ... 91

2.3.4.3.1. Basit Kipler ... 91

2.3.4.3.1.1. Haber Kipleri ... 91

2.3.4.3.1.1.1. Geniş Zaman ... 91

2.3.4.3.1.1.2. Görülen Geçmiş Zaman ... 92

2.3.4.3.1.1.3. Anlatılan Geçmiş Zaman... 93

2.3.4.3.1.1.4. Gelecek Zaman... 94 2.3.4.3.1.2. Dilek Kipleri... 95 2.3.4.3.1.2.1. Emir Kipi ... 95 2.3.4.3.1.2.2. Dilek-İstek Kipi ... 96 2.3.4.3.1.2.3. Şart Kipi ... 97 2.3.4.3.2. Bileşik Kipler ... 98 2.3.4.3.2.1. Hikâye ... 98

2.3.4.3.2.1.1. Geniş Zamanın Hikâyesi ... 98

2.3.4.3.2.1.2. Gelecek Zamanın Hikâyesi ... 99

2.3.4.3.2.1.3. Şartın Hikâyesi ... 100

2.3.4.3.2.2. Rivayet ... 100

2.3.4.3.2.2.1. Geniş Zamanın Rivayeti ... 101

2.3.4.3.2.3. Şart ... 101

2.3.4.3.2.3.1. Geniş Zamanın Şartı ... 102

2.3.4.3.2.3.2. Görülen Geçmiş Zamanın Şartı ... 102

2.3.5. Bildirme ... 103

2.3.5.1. Olumlu Bildirmeler ... 103

2.3.5.1.1. ér-/ é- Fiili ile Yapılan Olumlu Bildirmeler ... 103

(11)

VIII

2.3.5.2. Olumsuz Bildirmeler ... 106

2.3.5.2.1. ér-/ é- fiili ile Yapılan Olumsuz Bildirmeler ... 106

2.3.5.2.2. “yoķ” ile Yapılan Olumsuz Bildirmeler ... 106

2.3.6. Soru Şekli ... 106

2.3.6.1. Fiilerde Soru Şekli ... 106

2.3.6.2. Bildirmelerde Soru Şekli ... 107

2.3.7. Fiilimsiler ... 107

2.3.7.1. Sıfat-fiiller (Partisipler) ... 107

2.3.7.1.1. Geniş zaman Sıfat-fiil Ekleri ... 107

2.3.7.1.2. Gelecek zaman Sıfat-fiil Ekleri ... 108

2.3.7.2. Zarf-fiiller (Gerundiumlar) ... 108

2.3.8. Birleşik Fiiller ... 110

2.3.8.1. Adla Yapılan Birleşik Fiiller ... 110

2.3.8.2. Fiille Yapılan Birleşik Fiiller ... 110

2.3.8.3. Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller ... 111

2.4. CÜMLE BİLGİSİ ... 113

2.4.1. Sözcük Grupları ... 113

2.4.1.1. Ad Tamlaması ... 113

2.4.1.2. Sıfat Tamlaması ... 114

2.4.1.3. Zarf-fiil (Gerundium) Grubu ... 114

2.4.1.4. Ad-fiil (Mastar) Grubu ... 114

2.4.1.5. Tekrar Grubu ... 115 2.4.1.6. Edat Grubu ... 115 2.4.1.7. Bağlama Grubu ... 116 2.4.1.8. Unvan Grubu ... 116 2.4. 1.9. Ünlem Grubu ... 116 2.4.1.10. Sayı Grubu ... 117 2.4.1.11. Kısaltma Grubu ... 117 2.4.2. Cümle ... 117 2.4.2.1. Basit Cümle ... 117 2.4.2.2. Birleşik Cümle ... 120

(12)

IX

2.4.2.3. Karmaşık Cümleler ... 124

3. METİN (100b-200a) ... 131

4. ÇEVİRİLER VE VEZİNLER ... 387

4.1. ARAPÇA VE FARSÇA ÇEVİRİLER ... 387

4.2. VEZİNLER ... 394 5. DİZİN ... 398 6. ÖZEL ADLAR DİZİNİ ... 1189 6.1. KİŞİ ADLARI DİZİNİ ... 1189 6.2. YER ADLARI DİZİNİ ... 1244 6.3. ETNİK ADLARI DİZİNİ ... 1266 7. SONUÇ ... 1274 KAYNAKÇA ... 1280 EKLER ... 1288 ÖZGEÇMİŞ

(13)

X

ÖZET

Bu çalışma, klasik Çağatay edebî dilinin son döneminde, Şîr Muģammed Mîrâb Mûnis ile onun halefi ve yeğeni Muģammed Rıżā Âgehî tarafından yazılan

Firdevsü’l-İķbâl’in 100b-200a arasındaki varağıyla ilgilidir. Bu dil, 15. yüzyıldan

itibaren Orta Asya’da Türk dilinin en büyük temsilcisi olmuştur. Muhammed Rızâ Âgehî’nin Firdevsü’l-İkbâl’i [100b-200a] (Giriş, Transkripsiyonlu Metin, Dil-Yazım Özellikleri, Dizin-Sözlük) adlı çalışmanın dört amacı vardır: Yazma eserin transkripsiyonlu metnini ortaya çıkarmak, dil özelliklerini incelemek, söz varlığını belirlemek, böylece bu eserin Türk dili, edebiyatı ve tarihi açısından önemini ortaya koymak. Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Çağatay edebiyatı, dili ve Orta Asya tarih yazıcılığı geleneği hakkında tarihsel bilgilerle eserin müelliflerinin yaşamı ve Firdevsü’l-İkbāl’le ilgili temel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde eserin yazım ve dil özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Firdevsü’l-İkbāl’in transkripsiyonlu metni verilmiş, metnin kuruluşunda İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan T 82 numaralı nüsha temel alınmış ve bu nüsha, Yuri Bregel’in Leningrad’da bulunan ve 571a ve E6 nüshalarını karşılaştırarak oluşturduğu matbû neşir ve Taşkent’te bulunan 821/1 numaralı yazma nüsha ile karşılaştırılmış, farklılıklar dipnotta gösterilmiştir. Dördüncü bölümde, eserde geçen Arapça ve Farsça ibare, metin ve ayetlerin Türkçe çevirileriyle şiir vezinlerinin kalıpları verilmiştir. Beşinci bölümde metnin sözlük ve dilbilgisel dizini verilmiştir. Dizin, Reşit Rahmeti Arat’ın Kutadgu Bilig adlı eserindeki dil bilgisi sıralama esas alınarak oluşturulmuştur. Altıncı bölümde metinde geçen özel kişi, yer ve topluluk adları ayrı başlıklar altında gösterilmiştir. Tezin sonunda metnin tıpkıbasımından örnekler verilmiştir.

(14)

XI ABSTRACT

This study concerns with the folios 100b-200a of Firdevsü’l-İķbâl written by Şîr Muģammed Mîrâb Mûnis, and his successor and nephew Muģammed Rıżā Âgehî in the last period of classical Chagatay literary language. This language has been the major candidate of Turkish Language in Central Asia since 15th century. The study with the title of Muhammed Rızâ Âgehî’s Firdevsü’l-İkbâl [100b-200a] (Introduction, Text with Transcription, Language-Dictation Features, Index-Vocabulary) has four main purposes: Revealing the exact transcription of the manuscript, investigating its language and dictation features, seting the vocabulary of work and demonstarating the importence of this work for Turkish language, literature and history. This study consists of six chapters. In the introduction part, it is given a brief historical information about Chagatay literature and language, and tradition of historiography in Central Asia as well as basic knowledges about Firdevsü’l-İķbāl and its writers. In the second chapter, language and dictation features of the work are examined. In the third chapter, the text is established not only by transcribing concerned folios between 100b-200a in the hand-written copy of Firdevsü’l-İkbāl in İstanbul University Library registered with the number T 82, but also by comparing that copy with two counterparts of Firdevsü’l-İkbāl, the manuscript 821/1 in Tashkent and a critical edition in a printed form prepared by Yuri Bregel based on two manuscripts with the registration numbers 571a and E6 in Leningrad. Differences and wrong or missing parts in the texts are also shown by using footnotes. In the fourth chapter, Turkish translations of the expressions, passages or verses in Arabic and Persian and meter patterns in poetries are given in order. Fifth chapter includes a dictionary and grammatical index based on Reşit Rahmeti Arat’s Kutadgu Bilig. In the last chapter, all special names of personalities, places and social groups mentioned in the text are shown in separeted lists. At the end of the thesis, some copied folios of Firdevsü’l-İkbāl T 82 are added.

Key Words: Chagatay Language , The history of Khiva Dynasty, grammer, vocabulary-index

(15)

XII

KISALTMALAR

a : Birinci sayfa

a.g.e. : Adı geçen eser

a.g.m. : Adı geçen makale

Ar. : Arapça

Ast. : Astronomi

A.Ü. : Atatürk Üniversitesi

AÜDTCF : Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi

B : Bregel neşri (Firdevsü’l-İkbāl)

b :İkinci sayfa

bkz. : Bakınız

C. : Cilt

çev. : Çeviren

Dan. : Danışman

doğ. : Doğum tarihi

Ed. : Edited by

ET : Eski Türkçe

Far. : Farsça

Fr. : Fransızca

Haz. : Hazırlayan

İ : İstanbul nüshası (Firdevsü’l-İkbāl)

MEB : Milli Eğitim Bakanlığı

Moğ. : Moğolca no : Numara ölm. : Ölüm tarihi Peh. : Pehlevice S. : Sayı s. : Sayfa

sal. : Saltanat dönemi

Soğd. : Soğdca

T : Taşkent nüshası (Firdevsü’l-İkbāl)

(16)

XIII

TDK : Türk Dil Kurumu

TDV : Türkiye Diyanet Vakfı

Trans. : Translated by Uyg. : Uygurca vb. : Ve benzeri vd. : Ve diğerleri Vol. : Volume Yun. : Yunanca yy : Yüzyıl

(17)

XIV TRANSKRİPSİYON ALFABESİ C a, ā, e y ş A a, ā ¦ ŝ ﺀ § ż, ē E b, p ¬ š I p ² ž ÷ t ´ ‘ M t ¹ ġ Q ś ½ f U c, ç Á ķ Y ç ^ g, k, ŋ c ģ Í l g ĥ Ö m k d Ú n m ź Þ o, ō, ö, ü, ū, v o r æ a, e, h q z ê ı, i, í, y u s

(18)

1 1. GĠRĠġ

1.1. ÇAĞATAY EDEBĠYATI

1.1.1. Hive Hanlığı’na Kadar Çağatay Edebiyatı

Türk dilleri ailesinin Orta Asya koluna ait olan Çağatayca, yaklaĢık olarak 15. yüzyıldan 20. yüzyılın baĢlarına kadar hüküm sürmüĢ Orta Asya edebî diline verilen ortak addır1. Çağatayca adı, Moğol Ġmparatorluğu‟nun kurucusu Cengiz Han‟ın (1167-1227) ikinci oğlu Çağatay‟dan (ölm. 1242) gelmektedir.2 Çağatay sözcüğü haneden adı (Çağatay) dıĢında, Timurluların hâkimiyeti altındaki Türk boylarını niteleme, bu devletin yönetimi altındaki tüm halkların genel adını taĢıma ve yukarıda sözü edilen yüzyıllar arasındaki Orta Asya edebî dilini temsil etme gibi anlamlarda kullanılmıĢtır.3 Çağatayca sözcüğüyle Çağatay Türkçesi ve bundan hareketle, genel olarak Karahanlı ve Harezm-Altınordu Türkçelerinin devamındaki yazı dili kastedilse de4 bu yazı dilinin, Türk dilinin tarihsel geliĢimi içindeki yeri ve zamanı da tartıĢmalara neden olmuĢ; Samoyloviç, Fuad Köprülü, H. Vámbéry, Radloff, M. A. ġerbak, A. Caferoğlu, János Eckmann gibi Türkologlar bu konuda farklı görüĢler ileri sürmüĢlerdir.5

Fuad Köprülü Hakaniye Türkçesinin vârisi saydığı Çağataycayı, önce 13.-15. yüzyıllar arasında Çağatay ve Ġlhanlı ülkeleriyle Harezm ve Altın-Ordu sahalarında ortaya çıkmıĢ, Timurlular zamanında ise büyük ve zengin bir edebiyat meydana getirmiĢ ve 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüĢ Orta Asya edebî lehçesi Ģeklinde tanımlar.6

Samoyloviç, Ġslamî Orta Asya edebî Türk dilinin evrelerinden biri

1 János ECKMANN, Chagatay Manual, Indiana University Publications Uralic and Altaic Series,

The Netherlands 1966, s.1.

2 a.g.e., s.2.

3 Zeynep KORKMAZ, “Ali ġîr Nevayî ve Çağatay Yazı Dili”, Türk Dili Üzerine AraĢtırmalar,

TDK Yayınları, Ankara 2007, s.87. Ayrıca bkz. Fuad KÖPRÜLÜ, “Çağatay Edebiyatı”, Ġslam

Ansiklopedisi, C. 3, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, EskiĢehir 1997, s.271.

4 Mustafa CANPOLAT, “Çağatay Dili ve Edebiyatı”, Türkler Ansiklopedisi, C. 8, Ankara 2002,

s.769.

5 Bu tanım ve sınıflandırmalar için bkz. János Eckmann, a.g.e., s.5-10. Ayrıca, Fuad KÖPRÜLÜ,

a.g.m., s.270 ve 285-286; Kemal ERASLAN, “Çağatay Edebiyatı”, Ġslam Ansiklopedisi (TDV), C. 7, Ġstanbul 1993, s.168-169 vd.

6

(19)

2

olarak gördüğü Çağataycayı 13.-14. yüzyıllar arasındaki Kıpçak-Oğuz Türkçesi döneminden sonra gelen ve 15. ve 19. yüzyıllar arasında kullanılan Orta Asya Türk dili olarak görür.7 Radloff ve KorĢ Çağataycayı, Karahanlı döneminden sonra geliĢen Uygurcanın devamı bir Ģive olarak kabul ederken8, M. A. ġerbak, Eski Özbekçe‟nin 14.-17. yüzyıllarla arasındaki ikinci dönemi olarak adlandırmıĢ ve suni bir dil nitelemesi yapmıĢtır.9

A. N. Baskakov, Çağataycayı yalnızca 14. ve 15. yüzyıllardaki Çağatay Ulusu‟nun edebî dili olarak görürken10

Ahmet Caferoğlu, Çağataycanın “Orhun-Uygur Türkçesi” devresi ile Yusuf Has Hacib‟in kalemiyle ortaya çıkmıĢ “MüĢterek Orta-Asya edebî Türkçesi”nin kaynaĢması sonucu oluĢtuğunu savunur.11 Samoyloviç‟in görüĢüne daha yakın duran Eckmann Çağataycayı, Ġslâmî Orta Asya edebî Türk dilinin Karahanlıca (Hakaniye) Türkçesi (11.-13. yy.) ve Harezm Türkçesinden (14. yy.) sonra gelen üçüncü evresi olarak görür ve 15.-20. yy. baĢlangıcı arasındaki devre, diye tanımlar.12

TartıĢmaların özüne bakıldığında Ģu sonuçların ortaya çıktığı görülür:

a) Çağatayca Hakaniye Türkçesinin hemen ardından geliĢen bir yazı dilidir (Fuad Köprülü).

b) Tarihî Orta Asya Türk Ģivelerinin (Hakaniye-Harezm ya da Hakaniye-Oğuz-Kıpçak) devamı olan bir Orta Asya edebî dilidir (Samoyloviç; Eckmann).

c) Orta Asya ya da “Doğu” Türkçesi içinde bir Ģivedir (Radloff; KorĢ). d) Eski Özbek edebî dilinin ikinci devresini oluĢturan suni bir dildir (ġerbak).

e) Orhun-Uygur Türkçesi ile Karahanlıcadan sonra oluĢan müĢterek Orta-Asya edebî dilinin kaynaĢmasından oluĢmuĢ yazı dilidir (Caferoğlu).

7 János ECKMANN, a.g.e., s.6-7. 8

ERASLAN, a.g.m., s.168.

9 ECKMANN, a.g.e., s.8; ayrıca bkz. CANPOLAT, a.g.m., s.770. 10 ECKMANN, a.g.e., s.8.

11 Ahmet CAFEROĞLU, “Türk Dili Tarihi”, Enderun Kitabevi, Ġstanbul 1984, s.207. 12

(20)

3

Ġçeriği ve kapsamı ne olursa olsun bu tartıĢmalar tarihsel arka planla sınırlıdır ve Çağatay yazı dili ve bu dille oluĢturulmuĢ edebiyatın gücünü ve etkisinin büyüklüğünü sorgulamaz. Gerçekten de daha 15. yüzyılın ilk yarısında Sekkâkî, Mevlânâ Lutfî, Atâyî, Mîr Haydar, Hâfız-ı Hârizmî gibi sanatçılarla temeli atılan ve yüzyılın sonunda Ali ġîr Nevâyî (1441-1501) ile doruk noktasına ulaĢacak olan Çağatay edebiyatı,13 20. yüzyılın baĢına kadar yaklaĢık dört yüz yıl boyunca neredeyse tüm Orta Asya edebî alanının tartıĢmasız tek yazı dili olan Çağataycanın da temellerini oluĢturacaktır.

Çağatay edebiyatı ve yazı dili Timurlu Ġmparatorluğu devrinde Harezm baĢta olmak üzere Horasan ve Maveraünnehir çevresinde, özellikle Herat ve Semerkand gibi önemli kültür merkezlerinde geliĢti ve Farsçanın yanında klasik bir edebiyat dili olma yoluna girdi.14 Çağatayca, 15. yüzyılın sonlarına doğru, aynı zamanda önemli bir Ģair olan Timurlu Sultan Hüseyin Baykara (1438-1506) devrinde ve bu hükümdarın çabalarıyla, geliĢme merkezi Herat olmak üzere, en parlak düzeyine ulaĢmıĢtır. Hüseyin Baykara, DevletĢah (1431?-1495?), Gedâyî (doğ. 1404-1405?) gibi dönemin Ģair ve yazarları bir yana, büyük Çağatay Ģairi Ali ġîr Nevâyî divan, tezkire, hatırat, tarih gibi alanlarda yazdığı otuza yakın eseriyle,“… Çağataycayı Farsçadan hiçbir suretle geri kalmayan, daha doğrusu, aynı kalıplara göre hazırlanmıĢ bir klâsik Ģiir dili, bir kültür dili haline”15 getirmiĢ, böylece etkisi yüzyıllar boyu sürecek parlak bir yazı dilinin oluĢmasında en büyük rolü oynamıĢtır. Timurlu Ġmparatorluğu‟nun yıkılıĢından sonra, Maveraünnehir ve Harezm‟in göçebe Özbeklerin hakimiyeti altına girmesiyle Çağatay yazı dilinin yeni geliĢme alanları Buhara ve Semerkand‟a kaymıĢ, bu arada Hindistan‟da Baburlüler Devleti‟ni kuran Babur (ölm. 1530), ünlü eseri Vekâyi ya da Babur-nâme‟yle yalnızca 16. yüzyıl Çağataycasının değil aynı zamanda dünya edebiyatının en büyük klasiklerinden

13 KÖPRÜLÜ, a.g.m., s.286. 14 KÖPRÜLÜ, a.g.m., s.295. 15

(21)

4

birine imzasını atmıĢtır. Muhammed ġibanî Han‟la (1451-1510) birlikte Semerkand ve Buhara‟da hüküm süren diğer hanların kültür ve sanata verdikleri önem sonucunda Hüseyin Baykara ve Ali ġîr Nevâyî etkisi bu yeni dönemde de (ġibanîler dönemi) devam etmiĢ, ġibanî Han, Ubeydullah Han (1480-1539), Muhammed Sâlih (1465-1535), PâdiĢâh Hâce (1480-1547?) gibi Ģair ve yazarlar Çağatayca eserler vermeyi sürdürmüĢlerdir.

Çin‟den Ġran sınırlarına kadar Orta Asya‟nın geniĢ bir sahasında ortak yazı ve kültür dili olarak16 varlığını sürdürmesine rağmen 17. ve 18. yüzyıllar arasında Çağataycanın gücünü yansıtan özgün ve sanatsal değeri yüksek eserler verilememiĢtir.17 Bu durumun nedenlerini, yalnızca politik ve ekonomik gerilemenin toplumsal ve ekonomik hayata yansımasıyla açıklamayan Köprülü‟ye göre, en önemli temel etkenlerden biri, aynı ideolojiye bağlı kalarak iyice donuklaĢmıĢ ve yeni geliĢmelere kapalı kalmıĢ olan Ġslam-Türk toplumlarının, dolayısıyla Çağataycanın içinde bulunduğu durumdur.18 Bu kalıplardan sıyrılamamıĢ Ģair ve yazarlar özgün ve dikkat çekici eserler üretemedikleri gibi, eski Ģair ve yazarları örnek alarak yazılan kimi eserler de taklit olmanın ötesine geçememiĢtir.19 Hive ve Hokand çevrelerinde, siyasî geliĢmelerin de etkisiyle edebî faaliyetlerde bir canlılık gözlense de, Çağatay edebiyat ve dili eski parlak günlerine dönememiĢ ve 20. yüzyılın baĢında yerini Özbek edebiyat ve diline bırakmıĢtır.20

1.1.2. Hive Hanlığı Döneminde Çağatay Edebiyatı

15. yüzyılın baĢlarında, bir dizi savaĢtan sonra Timurluları yenip Harezm ve Maveraünnehir‟i ele geçiren Muhammed ġibanî Han, Maveraünnehir, Horasan,

16 KÖPRÜLÜ, a.g.m., s.318. 17 KÖPRÜLÜ, a.g.m., s.319. 18 KÖPRÜLÜ, a.g.m., s. 319. 19 ERASLAN, a.g.m., s.175. 20 ERASLAN, a.g.m., s.175.

(22)

5

Harezm ve Fergana‟da Buhara Özbek Hanlığı olarak da bilinen güçlü bir Özbek devleti kurmuĢtu.21 Özbeklerin en güçlü devrini yaĢadığı ġibanî Han döneminde, “DeĢt-i Kıpçak‟ta yaĢayan Özbek kabilelerinin büyük çoğunluğu, Fergana, Maveraünnehir ve Harezm, gibi medenî Türk bölgelerine gelip yerleĢmiĢler, böylece buraların bu günkü etnik yapısının belirlenmesini sağlamıĢlardır.”22 Ancak 1510‟da ġah Ġsmail‟e karĢı Merv SavaĢı‟nı kaybeden ġibanî Han, Harezm‟i Safevîler‟e terk etmek zorunda kalır. Safevîleri bölgelerinde istemeyen ulema, ġibanîlerin lideri durumundaki Yadigâr‟ın oğlu Ġlbars Han‟la anlaĢarak halkı ayaklanmaya teĢvik eder; bu ayaklanma baĢarılı olunca, Safevîler Harezm‟den çıkarılır ve Ġlbars 1512‟de han ilan edilir.23 Böylece Harezm‟de, Buhara Hanlığı‟nın yanında, Yadigârîler adıyla 1740‟a kadar hüküm sürecek yeni bir Özbek hanlığı daha kurulur.24 Bu hanlık dönemi, bir yandan Buhara Özbekleri ve Kalmukluların iĢgal ve saldırıları, bir yandan Türkmen ve Kazakların itaatsizlikleri, bir yandan da iktidar mücadeleleriyle geçmiĢtir. 25 Öte yandan bölgenin can damarı olan Amu-Derya‟nın 1576‟da yatağını değiĢtirip Hazar Denizi yerine Aral Gölü‟ne dökülmeye baĢlamasıyla birlikte kuraklık ortalığı kasıp kavurmuĢ, buna kara ticaretinin durması da eklenince Harezm ekonomik anlamda iyice sıkıntıya düĢmüĢtür.26 Bu nedenle ülkenin baĢkenti Arap Mehmed Han (1603-1613) tarafından Ürgenç‟ten Hive‟ye taĢınmıĢ, Ģehir halkı da Ceyhun kıyılarına göç etmiĢtir.27 1717‟de Hive, Rus ordusu tarafından iĢgal edilmek

21 Mehmet ALPARGU, “Türkistan Hanlıkları”, Türkler Ansiklopedisi, C. 8, Yeni Türkiye Yayınları,

Ankara 2002, s.559.; ayrıca bkz. Nurten KILIÇ-SCHUBEL, “XV. Yüzyılda Orta Asya‟da Politik Düzen: Maveraünnehir-Özbek Hanlığı (ġibanîler) MeĢruiyet, Hakimiyet ve Hukuk”, Türkler

Ansiklopedisi, C. 8, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s.627.

22

Abdullah GÜNDOĞDU, Hive Hanlığı Tarihi (Yadigar ġibanileri Devri:1512-1740)

(YayımlanmamıĢ Doktora Tezi), (Dan.: Mustafa KAFALI), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 1995, s.56.

23 GÜNDOĞDU, a.g.e., s.76-77.

24ALPARGU, a.g.m., s.568. Ayrıca bkz. Muhammed Bilal ÇELĠK, Firdevsü‟l-Ġkbal‟e Göre Hive

Hanlığı Tarihi ve Devlet TeĢkilatı (YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi), (Dan.: Mehmet ALPARGU), SakaryaÜniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya, Mayıs 2004, s.19-20.

25 Zeki Velidi TOGAN, “Hârizm”, Ġslam Ansiklopedisi, C. 5/1, MEB Yayınları, EskiĢehir 1997,

s.253-254.; ALPARGU, a.g.m., s.569-570.

26 TOGAN, a.g.m., s.254. 27

(23)

6

istendiyse de bu hareket, ġîr Gâzî Han (1724-1728) tarafından engellenmiĢtir. 1728‟de ġîr Gâzî Han‟ın öldürülmesinden sonra Kongrat ve Mangıt beyleri arasında kısa süreli bir iktidar mücadelesi yaĢanmıĢ, ancak sorun, Ġlbars Han‟ın (sal. 1728-1740) baĢa geçirilmesiyle kısa zamanda çözümlenmiĢtir. 1740‟ta Ġran hükümdarı Nâdir ġah‟ın ülkeyi iĢgal edip Ġlbars Han‟ı öldürmesiyle ġiybanîler sülalesi Harezm‟de son bulmuĢtur.28

Hive Hanlığı 1747‟de Nâdir ġah‟ın ölümüne kadar Ġran etkisi altında kaldı.29 Mangıtlarla Kongratlar arasındaki iktidar mücadelesi, 1763‟te Kongrat Muhammed Emin Ġnak‟ın (sal. 1770-1791) kendisini baĢvezir yapan Temir-Gâzî‟yi (sal. 1758-1763) öldürüp iktidarı tamamen ele geçirmesiyle son buldu.30 Böylece Hive‟de yaklaĢık 150 yıl sürecek Kongratlar dönemi baĢlamıĢ oldu. Muhammed Emin Ġnak döneminden itibaren Cengiz soyundan gelen ancak kukla olmanın ötesinde iĢlevleri bulunmayan on iki han tahta geçirildi. Kongrat beylerinin hanlar üzerindeki bu üstünlüğünü kabullenmeyen Uygur ve Mangıt urugları, “divan”dan uzaklaĢtırılarak bertaraf edildi ve Harezm‟in yerleĢik halkından Sartlar, vezir tayin edilmeye baĢlandı. 1767‟deki veba salgını, Harezm‟in gerilemesine ve nüfusunun azalmasına neden oldu.31 1770‟te Yomut Türkmenleri Hive‟yi kanlı bir Ģekilde iĢgal edip tamamen tahrip ettiler; ancak onların bu hareketi Muhammed Emin tarafından kısa sürede bastırıldı. Böylece Muhammed Emin, otoritesini iyice pekiĢtirmiĢ oldu.32

XIX. yüzyılın baĢından itibaren inaklar “han” unvanını da almaya baĢladılar. Muhammed Emin Ġnak‟ın oğlu Ġvaz Beg (sal. 1791-1804), han unvanını alan ilk kiĢi oldu.33 Ġl-Tüzer (sal. 1804-1806) 17 Kasım 1804‟te, Cengiz soyundan gelen son han

28 TOGAN, a.g.m., s.254; ALPARGU, a.g.m., s.570.; GÜNDOĞDU, a.g.e., s.198-204. 29

ALPARGU, a.g.m., s.570.

30 TOGAN, a.g.m., s.254-255; ayrıca bkz. Abdülkerim ÖZAYDIN, “Hârizm”,Ġslam Ansiklopedisi

(TDV), C. 16, Diyanet Vakfı Yayınları, Ġstanbul 1997, s.219.

31 TOGAN, a.g.m., s.255.

32 ALPARGU, a.g.m., 570.; ayrıca bkz. ÖZAYDIN, a.g.m.,s.219. 33

Orhan DOĞAN, “Kungrat”,Ġslam Ansiklopedisi, C. 26, Diyanet Vakfı Yayınları, Ġstanbul 2002, s.376.

(24)

7

olan Ebu‟l-Gazi b. Yadigâr‟ı tahttan indirip kendi hanlığını ilan etti ve Özbek uruğu liderlerini devlet yönetiminden tamamen uzaklaĢtırdı. KardeĢi Muhammed Rahim Han (sal. 1806-1825) daha birleĢtirici bir politika takip etti; Aral Gölü civarındaki Karakalpakları ve Merv vilayetindeki Türkmenleri hanlığına katarak ülkenin eski birliğini yeniden kurdu. Hanlık içindeki kabile reislerinin ve sürekli isyan çıkaran Türkmenlerin gücünü sert yöntemlerle bastırdı. Oğlu Allah Kulu Han (sal. 1825-1842) zamanında ülke en geniĢ sınırlarına ulaĢtı. Muhammed Emin Han (sal. 1845-1855) zamanında Hive‟de iskân ve imar iĢlerine öncelik verildi; bu dönemde yeni pek çok kanallar açılmıĢ, medrese ve camiler yapılmıĢtır. Hanlık, Seyyid Muhammed Han‟dan (sal. 1856-1865) sonra baĢa geçen Muhammed Rahim Han II (sal. 1865-1919) zamanında Rusya tarafından iĢgal edilmiĢ, 30 Nisan 1920‟de fiilen ortadan kaldırılmıĢtır.34

Yukarıda kısaca özetlenen Harezm (Hive) Hanlığı tarihî, siyasal ve askerî olayların yanı sıra edebî faaliyetlerin yoğunluğuyla da dikkat çeker. Fars dili ve kültürünün etkisinin hissedildiği Buhara Hanlığı‟nın aksine, Hive Hanlığı‟nda Çağataycaya önem verildiği, pek çok Ģair ve yazarın Çağatayca eserler yazdığı görülür.35 XVII. yüzyılda Ebu‟l-Gâzi Bahadır Han‟la (1603-1663) canlanan, ġîr Gâzi Han (sal. 1715-1728) ve Ebu‟l- Gâzi II‟nin (sal. 1742-1747) destekleri ile devam eden bu edebî canlılık, Kongratlar devrinde, özellikle de Muhammed Rahim Han‟ın iktidarı döneminde üst düzeyine ulaĢmıĢtır. 36 Bu devirde, Mûnis Mîrâb ve Muhammed Rızâ Âgehî gibi iki büyük Ģair ve yazar yetiĢmiĢ, Hive hanlarının tarihini anlatan Firdevsü‟l-Ġkbāl baĢta olamak üzere, yazdıkları eserlerle Çağatay dili ve edebiyatının son büyük temsilcileri olma sıfatını kazanmıĢlardır.

34 Bu kısım için bkz. TOGAN, a.g.m., s.255; ALPARGU, a.g.m., s.570-571. 35 KÖPRÜLÜ, a.g.m., s.320.

36

(25)

8 1.2.TARĠH YAZICILIĞI

1.2.1.Moğollar ve Timurlular Dönemi Tarih Yazıcılığı

Orta Asya Türk tarihiyle ilgili ilk yazılı Türkçe kaynak, bilindiği gibi Orhun Yazıtları‟dır. Bundan önceki dönemlerle ilgili tarihsel araĢtırmalar ise ya maddî bulgulara (arkeolojik çalıĢmalar sonucu bulunan mezarlar, mezar taĢları, silahlar, çeĢitli eĢyaları, yerleĢim kalıntıları vb.) ya da Çin kaynaklarına (Çinli gezgin ve tarihçilerin yazdığı tarihler, Çin devletinin resmi hanedan kayıtları) dayanmaktadır.37 Klasik anlamda bir tarih yazma geleneği ancak Ġslamiyet‟ten sonra oluĢmaya baĢlamıĢtır. Bu konuyla ilgili olarak Barthold, “Müslümanlar tarafından fethedilmeden önce Orta Asya tarihî eserlerin yazılıp yazılmadığı hakkında kesin bir bilgimiz yoktur.” dedikten sonra büyük olasılıkla Ġslamiyet‟e kadar, Ģimdiki anlamıyla yazılmıĢ tarih eserlerinin Orta Asya‟da var olmadığını belirtir.38 Bu bölgedeki Türk topluluklarının MüslümanlaĢmasıyla birlikte Türk tarih yazıcılığı da, Arap-Fars tarih yazıcılığının etkisi altında geliĢmeye baĢlar.39Bu nedenle, gerek Gazneliler gerekse Selçuklular devrinde yazılan eserler genelde bu geleneği takip eder.40 Orta Asya tarih yazıcılığının üst düzeylere ulaĢmasında en büyük rolü kuĢkusuz, Moğol-Ġlhanlı Devleti yönetimi altında geliĢen Ġran tarihçiliği oynar. Resmî görevli kiĢiler tarafından kolayca ulaĢılabilen geniĢ hanedan arĢivlerinin yanında41 Moğol hükümdar ve devlet adamlarının hem eylemlerinin hem de

37

Mehmet Emin YOLALICI, “Türk Tarihinin Kaynaklarına Genel BakıĢ”, Uluslararası Sosyal

AraĢtırmalar Dergisi (The Journal Of International Social Research), Vol. 1/3, Spring 2008,

http://www. sosyalarastirmalar.com/cilt1/sayi3/sayi3_pdf/yolalici_memin.pdf, (04.12.2010), s.472-473.

38

V.V. BARTHOLD, Moğol Ġstilâsına Kadar Türkistan, (Haz. Hakkı Dursun YILDIZ), Kervan Yayınları, Ġstanbul 1981, s.3-4.

39 J. A. GRANT and M.R. DRUMPP, “Central Asian Historiography”, Encylopedic Historiography

of The Muslim World, Vol. I A-H, (Ed. N. K. SĠNGH&A. SAMIUDDĠN), Global Vision Publishing

House, Delhi 2003, http://books.google.com.tr/books, (17.12.2010), s.213.

40

Selçuklu devri tarih yazıcılığı için bkz. Claude Cohen, “Selçuklu Devri Tarih Yazıcılığı”, (Çev. Nejat KAYMAZ), AÜDTCF Tarih AraĢtırmaları Dergisi, sayı VII/12-13, 1969, s. 193-222.

41 Tej Ram SHARMA, Historiography A History of Historical Writing, Ashok Kumar Mittal

Concept Publishing Company, New-Delhi 2005, http://books.google.com.tr/books , (12.12.2010), s.80.

(26)

9

kendilerinin ve atalarının ihtiĢamlarının betimlenmesine gösterdikleri özel ilgi, tarih yazıcılığı alanında verimli eserlerin ortaya çıkmasını sağlar.42 Bu dönemde yazılan ilk eserler, Müslüman dünyanın tarihinden çok, tanık oldukları Moğol çağını ve bundan biraz önceki dönemi tasvir ederler.43 Moğol istilası sonrası yazılan ilk Moğol-Ġslam tarihi Ata Melik Cüveynî‟nin (1225-1283) Târih-i Cihangüşâ adlı eseridir.44 Cengiz ve haleflerinin 1260‟lı yıllara kadar olan tarihini anlatan eser yalnız üslubu ve olaylara yaklaĢımındaki özgünlüğüyle öne çıkmamıĢ, aynı zamanda içerdiği kültürel ve tarihsel bilgilerle de sonraki tarihçilere önemli bir kaynak oluĢturmuĢtur.45

Cüveynî‟nin kaldığı yerden Moğolların tarihini yazmaya baĢlayan ve 1328 yılına kadar getiren Abdullah b. Fazlullah Vassâf (1264/65-1334) gerek verdiği bilgilerin zenginliğiyle gerekse üslubunun sıra dıĢılığıyla sonraki tarih yazarları tarafından dikkat çekmiĢ46; hatta bu üslubu sonraki tarih yazıcılığına model oluĢturmuĢtur.47Ġlhanlı devrinin en büyük tarihçisi ReĢidüddîn (1247/48-1318)

Câmiü’t-tevârih‟iyle yeni bir tarihçilik anlayıĢı getirmiĢ, Türk-Moğol tarihini dünya

uluslarının tarihiyle (Hristiyan Batı, Hindistan, Çin, Yahudi) birleĢtirerek yazmıĢtır. Eserin en önemli özelliği Ġlhanlılar tarihi dıĢındaki yabancı tarihlerin, o ulusa mensup tarihçiler tarafından yazılmasıdır.48 ReĢidüddîn, hem süsten uzak akıcı ve temiz üslubuyla hem de yalın gerçekliği sunma çabasıyla, çağdaĢları Vassâf ve Cüveynî‟nin ötesine geçer.49

Bu üç büyük tarihçi yanında, Hamdullah Kazvinî‟nin (1281-1350) yazdığı iki eser öne çıkar: Bunlardan Târih-i Güzîde, ReĢidüddîn‟in

Câmiü’t-tevârih‟inin bir özetidir. Manzum olarak kaleme aldığı Zafer-nâme ise Hz.

42 Bertold SPULER, Persian Historiography and Geography, (Trans. by. M. Ismail

MARCĠNOWSKĠ), Contempary Islamic Scholar Series, Pustaka Nasional Pte Ltd, Singapore 2003, http://books.google.com.tr/books, (12.12.2010), s.25.

43a.g.e., s.26.

44 Mustafa DEMĠR, “Ġslam Ortaçağı‟nda Ġran Bölgesindeki Tarih Yazıcılığı”, A.Ü. Türkiyat

AraĢtırmaları Enstitüsü Dergisi, sayı 34, Erzurum 2007, http://e-dergi.atauni.edu. tr/index.php/taed/

article/viewFile/1830/1829, (14.12.2010), s.264.

45 SPULER, a.g.e., 26; ayrıca bkz. M. Fuad Köprülü, “Cuveynî”, Ġslam Ansiklopedisi C. 3, Milli

Eğitim Bakanlığı Yayınları, EskiĢehir 1997,s.254.

46 Erdoğan MERÇĠL, “Vassâf”, Ġslam Ansiklopedisi C. 13, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları,

EskiĢehir 1997,s.232; ayrıca bkz. DEMĠR, a.g.m., s.266.

47 SPULER, a.g.e., s. 27.

48 Zeki Velidi TOGAN, “ReĢîd-üd-Din Tabîb, Ġslam Ansiklopedisi, C. 9, Milli Eğitim Bakanlığı

Yayınları, EskiĢehir 1997, s.710.

49

(27)

10

Muhammet‟in doğumundan baĢlayarak 1334‟e gelene kadar hüküm süren Ġslam devletlerinin tarihini anlatır. Eserin yaklaĢık otuz bin beyiti Moğol tarihine ayrılmıĢtır.50

Böylece adı burada anılmayan baĢka tarihçilerle birlikte, Moğol-Ġlhanlı hâkimiyeti dönemi Ġran‟ında geliĢmiĢ bir tarih yazıcılığının temelleri atılmıĢ olur.

Aynı yıllarda Maveraünnehir ve Moğolistan‟da hüküm süren Çağatay Hanlığı‟nda ise Moğol-Ġlhanlı Devleti‟ndeki gibi bir Farsça tarih yazıcılığı geleneğinin oluĢmadığı görülür.51 Bu nedenle Çağatay Hanedanlığı tarihinin ilk yüzyılı, baĢta Ġlhanlı kronikleri olmak üzere, baĢka kaynaklar tarafından ortaya konulan bilgilerden öğrenilebilmektedir.52

Timurlular devrinde geliĢimini sürdüren tarih yazıcılığı, Moğol-Ġlhanlı devleti sırasında en üst düzeye ulaĢan ve Fars dili ve edebiyatı geleneğine dayanan resmî saray tarihçiliğinin temelleri üzerinde yükselir. Bu dönemde, evrensel tarih, hanedan tarihi, yerel tarih, biyografi, hatıra vb. farklı türlerde yaratıcı tarih yazıcılığının model ve örnekleri çoğalmaya baĢlar. Timurlular zamanından itibaren pek çok kronik tutulmaya baĢlanırken Hâfız Ebrû‟nun (ölm. 1430) Zübdetü’t Tevârih-i Baysungur‟u, Mîrkhand‟ın (1433-1498) Ravzatü’s Safâ‟sı, Hondemir‟in (ölm. 1535) Habîbü’s

Siyer fî Ahbâr-i Efradi’l Beşer‟i, ġerefüddin Yezdî‟nin (ölm. 1454) Zafer-nâme‟si53 gibi eserler birer model olarak tüm Müslüman dünyasında etkisini gösterir. Bu devir tarih yazıcılığı tezkere geleneğini yeniden canlandırdığı gibi otobiyografi ya da kiĢisel hatıralar gibi resmî olmayan türlerin de ortaya çıkmasını sağlamıĢtır.54

50

Zeki Velidi TOGAN, “Hamdullah Müstevfî”, Ġslam Ansiklopedisi, C. 5/1, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, EskiĢehir 1997, s.187.

51 John E. Woods, “The Rise of Tîmûrid Historiography”, Journel of Near Eastern Studies, Vol. 46,

no:2, April 1987, s.81.

52 a.g.m., s.81.

53 Yezdî‟nin bu eseri Timurlular sonrası tarihçilerin sıklıkla referans gösterdikleri kaynaklardan

biridir: Sholeh A. QUĠNN, “The Timurid Historiographical Legacy: A Comperative Study of Persianete Historical Writing”, Society and Culture in the Early Modern Middle East Studies on

Iran in the Safavid Period, (Ed. by Andrew J. NEWMAN), Koninklijke Brill NV, Leiden,

Netherlands 2003, http://books.google.com.tr/books, (14.12.2010), s.20.

54 Maria SZUPPE, “Historiography v. Timurid Period”,Encylopædia Iranica,

http://www.iranica.com/articles/historiography-iv (Paragraftaki bilgiler bu makaleden yararlanılarak yazılmıĢtır.)

(28)

11

Tıpkı Moğol-Ġlhanlılar‟da olduğu gibi Timurlular devrinde de tarih yazıcılığının neredeyse tek hakim dili Farsçadır. 55 15. yüzyıldan itibaren Çağataycanın, Timurlular devrinin yazı dili olarak ortaya çıkıp geliĢtiği biliniyor; bu dille özellikle edebiyatta zengin eserler verilmesine rağmen tarih alanında yazılmıĢ eserlere pek rastlanmaz. Ancak Timur‟un (sal. 1370-1405) saltanatı sırasında yazılmıĢ Çağatayca manzum ve mensur kroniklerden söz edilirse de bunların hiçbiri günümüze ulaĢmamıĢtır.56 Bu devirde, doğrudan olmasa bile tarih yazıcılığının alt kolu sayılabilecek biri biyografi biri de otobiyografi-hatırât türünde yazılmıĢ Çağatayca iki eser ön plana çıkar. Bunlardan Ali ġîr Nevâyî‟nin (1441-1501) Mecâlisü‟n-Nefâis‟i Türk dilinde yazılan ilk Ģairler tezkiresi olma özelliğini taĢır.57 Eserde çoğu Farsça Ģiir yazan yaklaĢık 451 Ģairin yaĢam öyküsü anlatılmıĢtır.58 ġairin Zübdetü‟t-tevârih adlı bir tarih eseri varsa da henüz ele geçmemiĢtir.59

Hint-Moğol imparatorluğunun kurucusu Zahîrüddin Muhammed Bâbur (1483-1530), Çağatayca yazdığı Vekâyi‟ ya da Bâbur-nâme adlı eseriyle hem Türk edebiyatının en büyük düzyazı örneklerinden birini verir hem de “15. yüzyıl sonu ve 16. yüzyıl baĢı Orta-Asya, Afganistan ve Hindistan hakkında son derece önemli bilgilerin kaynağı”60 bir eser meydana getirir. Eserde Bâbur bizzat gördüğü sanat eserlerini, gezdiği yerlerin hayvan, bitki vb. türlerini, coğrafyasını, geleneklerini, davranıĢ ve düĢüncelerini canlı betimlemeler ve ayrıntılı açıklamalarla, doğal bir üslup ve sade bir dil eĢliğinde ifade eder.61 Yine aynı imparatorlukta, Bâbur‟ün yeğeni Haydar Mîrzâ‟nın önce Farsça yazıp sonra Türkçeye çevirdiği ve Tuğluk Timur‟dan (1347)

55J. A. GRANT and M.R. DRUMPP, a.g.m., s. 213.

56 Köprülü, a.g.m., s.279.; ayrıca bkz. Maria SZUPPE, a.g.m.

57 Günay KUT, “Ali ġîr Nevâî”, Ġslam Ansiklopedisi (TDV), C. 2, Ġstanbul 1989, s.451. 58a.g.m., s.452.

59

a.g.m., s.452.

60 Bilal YÜCEL, Bâbür Dîvânı, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi

Yayını, Ankara 1995, s.16.

61 M. Fuad KÖPRÜLÜ, “Babur”, Ġslam Ansiklopedisi, C. 2, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları,

(29)

12

baĢlayıp kendi zamanına kadar geçen olayları anlattığı Târîh-i ReĢîdî‟si Orta Asya tarihi hakkında önemli bilgiler verir.62

1.2.2.Özbek Tarih Yazıcılığı

Orta Asya‟da tarih yazım geleneği Ġslam‟ın kabulüyle birlikte baĢlasa da, özellikle yerel tarih yazıcılığı 16. yüzyıldan itibaren geliĢmeye baĢlamıĢtır:63

“Bu yüzyılda artık Orta Asya siyasal ve dinsel olarak Ġran‟dan ayrılmıĢ, bir süre sonra yerini Özbek yönetimine bırakacak olan Cengiz sülalesi, hanedanlığını Buhara, Harezm ve -daha ileriki zamanlarda da- Hokand‟a taĢımıĢtır. Bu bölgelerde geliĢen tarih yazıcılığı, esas olarak yazıldıkları dönemin hükümdar ve hanedanlarının köken ve tarihini konu edinir; eğitimli okurlara ve hatta zaman zaman sıradan halka eğlenceli ve öğretici okumalar sunmanın ötesinde, tarihçilerin ana hedefi, hitap ettikleri yöneticilerin yönetimini meĢrulaĢtırmaktır. Özbek sülalesi Cengizlilerin yerini aldığında, bu çok baĢvurulan meĢrulaĢtırma yöntemi, tarihçiler tarafından üretilmiĢ efsaneleri de kullanarak, yeni yönetimin Cengiz Han ya da Timur soyuna olan doğrudan bağını kanıtlama iĢlevini üstlenmiĢtir.”64

Böylece, Özbek hükümdarları da tıpkı Moğol-Ġlhanlı ve Timurlular gibi tarih yazımını teĢvik etmiĢlerdir.65 Bunda kuĢkusuz, yukarıda da belirtildiği gibi, hanlığın tarihini kaydetmenin ötesinde kendi yönetimlerini meĢrulaĢtırma ve baĢarılarını övme amaçlarının etkisi büyüktür. Özbekler‟in, 16. yüzyılda Muhammed ġibanî Han (1452-1510) yönetiminde Maveraünnehir, Horasan, Harezm ve Fergana‟da güçlü bir devlet kurmasından sonra bu bölgeler artık yeni siyasal iklimle birlikte dil ve

62 Bilal YÜCEL, “Nevâyî-Bâbür Çağının Tarihi ve Edebî ġahsiyetleri”, Türkler Ansiklopedisi, C. 8,

s.808.

63 Yuri BREGEL, Notes On The Study of Central Asia, Papers on Inner Asia, no: 28, Indiana

University, Bloomington 1996, s.8.

64a.g.e., s.8. 65

(30)

13

edebiyat yönünden de farklı oluĢumlara sahne olacaktır. Bu dönemde Çağatayca yazılan edebî eserlerin çokluğu yanında tarih eserlerinde de görece bir artıĢ vardır. Hanedan tarihçiliği geleneğine bağlı kalan bu eserlerin çoğu Özbek hanlarının tarihini anlatır. Bu dönemin en önemli tarihî eserleri kuĢkusuz ġibanî Han‟a ithaf edilen ve onun dönemini ve savaĢlarını anlatan ġibâni-nâme‟lerdir. Yazarı bilinmeyen bir ġibâni-nâme (1502-1503) yanında Muhammed Salih‟in (1465-1535) aynı adlı bir manzum tarihi de Çağataycayla yazılmıĢtır. Bu iki eser dıĢında Bennâ‟î Haravî (ölm. 1512) tarafından yazılmıĢ Farsça bir ġibâni-nâme daha vardır. Bu dönemin diğer önemli bir Çağatayca eseri, ġeybânî Han‟ın emriyle yazılmıĢ Tevârîh-i Guzîde-Tevârîh-i Nusret-nâme adlı CengTevârîh-izlTevârîh-i tarTevârîh-ihTevârîh-idTevârîh-ir. Dönemle Tevârîh-ilgTevârîh-ilTevârîh-i ayrıntılı bTevârîh-ilgTevârîh-iler veren iki eserden Vasıfî‟nin (1485-1556) Bedâyi‛ü‟l-Vekâyî‟si Tacikçe, Fazlullâh bin Rūzbihān-i Huncī‟nin (1456-1521) Mihman-nâme-i Buhârâ‟sı ise Farsça kaleme alınmıĢtır.

1.2.2.1.Hive Tarih Yazıcılığı

Tarih yazıcılığının seçkin örneklerinin verildiği diğer bir bölge de, ġibânîlerin bir kolu olan Yadigaroğulları sülalesinin hüküm sürdüğü Harezm‟dir. Bu bölgede yazılan ilk Çağatayca tarih eseri ÖtemiĢ Hacı‟nın 1550 yılında yazdığı Tāríh-i Dost

Sultān‟dır.66 Aynı zamanda hükümdar olan Ebu‟l-Gâzi Bahadır Han‟ın (1603-1663), Çağatayca yazdığı Şecere-i Türk ve Şecere-i Terâkime adlı iki önemli tarih eseri yalnızca bölgenin değil Türk dili ve edebiyatı için de değerli bir kaynak olma özelliği gösterir. Bunlardan Şecere-i Türk Yadigaroğlu ġiban Özbek hanlarının tarih ve soylarını anlatırken Türk ve Moğol tarihine ait bilgiler de verir.67

Eser, eski Moğol tarihine ait kısımlar dıĢında, çoğunlukla ezberden, ikinci kaynaklara baĢvurulmadan

66 Yuri BREGEL (Ed.), Firdaws al-iqbāl: History of Khorezm, (Text Edition), E. J. Brill, Leiden 1988,

s.1-2.

67Zuhal Kargı ÖLMEZ (Haz.), ġecere-i Terâkime (Türkmenlerin Soykütüğü), Simurg Yayınları,

(31)

14 yazılmıĢtır.68

Şecere-i Türk, Ebu‟l-Gâzi‟nin ölümü üzerine yarım kalmıĢ ve daha sonra oğlu EnûĢe Han (sal. 1663-1685) tarafından tamamlanmıĢtır. Yazarın ikinci eseri, Türkmenlerin soyağacını, tarihini ve illerini anlatan Şecere-i Terâkime, ReĢidü‟d-din‟in Câmîü’t-tevârihi‟nde yer alan Oğuz-nâme ile birlikte farklı oğuz-nâmelerden yararlanarak yazılmıĢtır.

Hive‟de Ebu‟l-Gâzi‟den sonra 19. yüzyılın baĢına, yani Mûnis‟e kadar baĢka tarih eseri yazılmamıĢtır.69 Hive hanı Ġltüzer Han‟ın 1805‟te, kendisinden Kongrat hanlarının tarihini yazmasını istemesinden sonra Firdevsü‟l-Ġķbāl‟e baĢlayan Mûnis, eseri tamamlayamadan ölür; yeğeni Âgehî kaldığı yerden devam edip eseri tamamlar.

Âgehî Firdevsü‟l-Ġķbāl‟de Hive tarihini 1825‟e kadar getirir; ancak hanlığın tarihini burada bırakmayıp sonradan yazdığı Riyâzü‟d-devle‟de 1825-1842, Zübdetü‟t-tevārih‟de 1843-1846, Cāmi´ü‟l-vāķı´āt-ı sulšāní‟de 1846-1855, GülĢen-i devlet‟de 1856-1864 ve ġāhid-i Ġķbāl‟de 1864-1872 yılları arasındaki olayları anlatmayı sürdürür.70 Âgehî‟den sonra gelen Muhammed Yusuf Beyânî (1859-1923) ġecere-i Harezm-Ģâhî adlı eseriyle 1873-1913/14 yılları arasındaki olayları yazar. Yazarın ayrıca Harezm tarihi adlı bir eseri daha vardır.71 Bu arada Barthold 1929‟da, Berlin‟deki Prusya Devlet Kütüphanesi‟nde daha önce varlığı bilinmeyen Tevāríh-i Ĥˇārezm-ġāhíya adlı bir tarih eseri daha bulmuĢtur. 1864 yılında Hive‟de Mullâ Bâbâcân Mangıt adlı biri tarafından yazılan eseri irdeleyen Yuri Bregel, Tevāríh-i

68

Bertold SPULER, “Abul-Ġāzí Bahādor Khan”, http://www.iranica.com/articles/abul-gazi-bahador-khan-khan-of-kiva, (12.12.2010); ayrıca bkz. Zeki Velidi TOGAN, “Ebü‟l-Gâzî Bahadır Han”, Ġslam

Ansiklopedisi, C. 4, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, EskiĢehir 1997, s.78.

69 K. MUNĠROV, Munis, Agahî ve Bayanî’ning Tarihî Asarları, Özbekistan SSR Fanlar

Akademiyası NeĢriyatı, TaĢkent 1960, s.12.

70 BREGEL, Firdaws al-iqbāl: History of Khorezm , s. 11-12; ayrıca bkz. MUNĠROV, a.g.e., s.38-50. 71

(32)

15

Ĥˇārezm-ġāhíya‟nın kimi özgün kısımlarına rağmen, Mûnis ve Âgehî‟nin Firdevsü‟l-Ġkbāl‟inin özeti olduğunu belirtir.72

72Yuri BREGEL (1978), Tevāríh-i Ĥˇārezm-ġāhíya by Thanā‟i: The Historiography of KHive and The

Uzbek LiteraryLanguage”, http://books.google. com.tr/books, (10.01.2011), s. 17-33.; ayrıca bkz. Zeki Velidi TOGAN, Tarihte Usûl, Enderun Kitabevi, Ġstanbul 1985, s.225.

(33)

16

1.3.FĠRDEVSÜ‟L-ĠKBÂL‟ĠN MÜELLĠFLERĠ HAKKINDA BĠLGĠ

1.3.1.ġîr Muģammed Mîrâb Mûnis

Kongrat Hanedanı‟nın ilk tarihçisi olan Mûnis Mîrâb‟ın hayatı hakkındaki bilgiler yalnızca kendisi tarafından yazılan tarih eseri Firdevsü‟l-Ġkbāl‟de mevcuttur.73 Buradaki bilgilere göre, tam adı ġîr Muhammed al-mulaķķab bi‟l-Munis ibn Emîr Avaz Biy Mîrâb olan Mûnis74, Özbeklerin Yüz kabilesine mensup75 soylu bir ailenin çocuğu olarak 19 Mart 1778‟de Hive‟de doğmuĢtur.76 Mūnis, Ebu‟l-ġāzí Muģammed Raģím Bahādır Ĥān‟ın doğduğu yıl dünyaya gelmiĢtir ve Firdevsü‟l-Ġkbāl‟de bunu, Hicrî 1190 yılının olaylarını anlattığı kısımda Ģöyle verir: “Ve sene miŋ yüz toksanda Biçin yılı ģażret-i sulšān-ı ŝāģib-ķırān … Ebu‟l-ġāzí Muģammed Raģím Bahādır Ĥān … vilādet-i hümāyūnı bile „ālem Ģeb-istānı rūĢen ve cihān ģāristānı gül-Ģen boldı. (…) Ve it yılı āftāb-ı „ālem-tāb ģamel burcıġa tahvíl ķılġanda nevrūz küni pençĢembe ŝabaģıda faķírniŋ velādeti vuķu„ tapıp durur (81b/12-16, 82a/12-13).” Babası ġîr Muhammed Mîrâb, tıpkı ataları gibi, ülkenin sulama iĢlerinden sorumlu bir “mîrâb”dır. Ailede beĢ nesildir babadan oğula geçen bu göreve, ağabeyi Muģammed Niyāz Mîrâb‟ın ölümünden sonra Mûnis getirilmiĢ, 1806‟dan itibaren hayatının sonuna kadar “mîrâblık mesleğini sürdürmüĢtür. Öğrenimini Hive Medresesi‟nde tamamlayan Ģairin eğitimi hakkında çok fazla bilgi yoktur; ancak“…Farsça ve Arapçayı iyi bildiği, klasik adab eğitimi aldığı,

73BREGEL, Firdaws al-iqbāl: History of Khorezm, a.g.e., s.3.

74 Metinde Mūnis kendisi için; faķírü‟l-ģaķír ġír Muģammed el-mülaķķab bi‟l-Mūnis‟ġa ģażíż-i

meźelletdin evc-i „izzetġa teraķķí baġıĢlap fermān-ı vacibü‟l-iź„ān śadır bolup durur (66a/10-11) ifadesini kullanır. BaĢka bir yerde de

75Mūnis, babasını ölümünü anlatırken Yüz Kabilesi‟ne ulaĢan soy ağacını Ģu Ģekilde verir:

Rebi‛ü‟ś-śāní ayınıŋ on sekkizide yek-Ģenbih kéçesi faķírniŋ vālid-i büzürgvārı ‛Avaż Mírāb Ġbn ġír Muģammed Mírāb Ġbn ĠĢim Biy Mírāb Ġbn Ģasan-Ķulı Atalıķ Ġbn Oraż Muģammed Bükāvül Ġbn Devlet Biy Ġbn Keray Biy Ġbn Muģammed Cān Ŝūfí Biy Yüz ģaķnıŋ raģmetiġa vāŝıl bolup durur (156a/7-10).

76

(34)

17

gençliğinden itibaren Ģiire ve tarihe meylettiği ve alimlerin toplantılarından uzak kalmadığı açıktır.”77

Yalnızca bir tarihçi değil aynı zamanda yaĢadığı dönemin en büyük Ģairlerinden biri olarak da kabul edilen Mûnis‟in Munisü‟l-‛UĢĢāķ adlı bir de divanı vardır. Gazeller, muhammesler, müstezadlar ve rübailerden oluĢan78 divanındaki Ģiirlerinde, Mûnis‟in Nizâmî-i Gencevî, Hâfız-ı ġîrâzî gibi Ġran Ģairleriyle Ali ġîr Nevâyî, Lutfî, Bâbur gibi Türk Ģairlerinden etkilendiği kabul edilmektedir.79

1805‟te Hive hanı Ġltüzer Han‟ın emriyle Kongrat hanlarının tarihini anlatan Firdevsü‟l-Ġķbāl‟e baĢlayan Mûnis, kısa süreli bir kesinti dıĢında, 1819‟a kadar bu eserin yazımıyla uğraĢmıĢtır. Bu tarihte yeni han Muhammed Rahîm‟in isteği üzerine Mír Hˇānd‟ın Ravzatü‟ŝ-ŝafā‟sını Türkçeye çevirme iĢine giriĢen Ģair, Firdevsü‟l-Ġķbāl‟‟i yarım bırakmak zorunda kalmıĢ, daha sonra da esere bir daha dönememiĢtir. Mûnis, 1244/1829 yılının haziran ayı sonunda, Allāh Kulu Han‟la birlikte çıktığı Horasan seferlerinin biri sırasında, kolera salgını yüzünden hastalanarak ölmüĢtür.80

Mûnis‟in Firdevsü‟l-Ġķbāl‟‟le birlikte yarım kalan çevirisi Ravzatü‟ŝ-ŝafā‟sı daha sonra yeğeni Âgehî tarafından tamamlanmıĢtır.81

1.3.2.Muhammed Rızâ Âgehî

Tam adı Muhammed Rızā b. Er Niyâz Bek olan Âgehî 17 Aralık 1224/1809 yılında Hive yakınlarındaki Kıyat‟ta doğdu. Babası Er Niyaz Bek, Mûnis‟in erkek kardeĢidir. Ġyi bir medrese eğitimi alan, Arapça ve Farsçayı iyi bilen, Ġran ve Çağatay

77

BREGEL, a.g.e., s.4.

78 ECKMANN, “Çağatay Edebiyatının Son Devri”, Türk Dili AraĢtırmaları Yıllığı Belleten, S. 234,

TDK Yayınları, Ankara 1963, s.123.

79 Ġsmail YĠĞĠT, “Mûnis”,Ġslam Ansiklopedisi (TDV), C. 31, Diyanet Vakfı Yayınları, Ġstanbul

2006, s.147.

80BREGEL, a.g.e., s.4-5. 81

(35)

18

edebiyatının klasik Ģiirlerini okumuĢ olan82 Âgehî‟nin asıl öğretmeni üstād-ı kirāmí olarak andığı amcası Mûnis‟tir.83 Amcasının 1829‟da ölmesinden sonra Allâh-Kulı Han tarafından mîrâblık‟a atanan Ģair, 15 Kasım 1851‟e kadar bu görevi yürütmüĢ, bu tarihten sonra ise kendini tamamen edebî çalıĢmalara adamıĢtır. Âgehî 1291/1874 yılında, Rusya‟nın Hive‟yi almasından bir sene sonra ölmüĢtür.84

Amcası Mûnis‟den daha üretken olan Âgehî, Firdevsü‟l-Ġķbāl‟‟i tamamlamanın dıĢında, beĢ tarih eseri yazmıĢ; yedi tarih eserinin çevirisini yapmıĢ; aynı zamanda Ģiirlerini topladığı Ta´víżü‟l-´āĢıķín adlı bir divan tertip etmiĢtir. Divan‟ın önsözünde yaptığı çeviri sayısını 19 olarak belirtir.85 Âgehî‟nin bilinen eserleri Ģunlardır:

Tarih Eserleri:

Firdevsü‟l-Ġķbâl : Âgehî, bu eseri, Mûnîs‟in 1819‟da bıraktığı yerden itibaren yazmaya baĢlamıĢtır. Eserde 1813-1825 yılları arasındaki olayları anlatmıĢtır.

Riyāżü‟d-devle : Allâh-Kulı Han ile halefi Rahîm-Kulı Han‟ın iktidarının ilk iki yılını anlatan eser 1825-1842 yılları arasındaki olayları kapsar. Eserin yazımı 1260/1844‟te bitmiĢtir. Eserin ikisi SSSR Fenler Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Leningrad Bölümü‟nde (E6 ve D 23 (590) numaralarıyla kayıtlı), ikisi ÖzSSR Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Ebu Reyhan Birunî Kolyazmalar Bölümü‟nde (821/2 ve 5364/2 numaralarıyla kayıtlı) 86 ve birisi de Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde (T 82 numarasıyla kayıtlı) olmak üzere beĢ nüshası vardır.

82 ECKMANN, a.g.m., s.126. 83 BREGEL, a.g.e., s.8. 84 BREGEL, a.g.e., s.8. 85BREGEL, a.g.e., s.9-10. 86 MUNĠROV, a.g.e., s.43.

(36)

19

Zübdetü‟t-tevāríh : 1845-1846 yılları arasında yazılan eser 1843-1846 yılları arasındaki olayları kapsar. Eserin nüshaları ÖzSSR Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Ebu Reyhan Birunî Kolyazmalar Bölümü‟nde (821/III ve 5364/3 numaralarıyla kayıtlı iki nüsha), SSSR Fenler Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Leningrad Bölümü‟nde (E6 numarasıyla kayıtlı tek nüsha) ve birisi de Ġstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde (T 82 numarayla kayıtlı) bulunmaktadır.87

Cāmi´ü‟l-vāķı´āt-ı sulšāní : Eser, Muhammed Emîn Han (1262-1271/1846-1855), Abdullâh Han (1271/1855) ve Ķutlug Murâd Han‟ın (1271-1272/1855-1856) saltanat yıllarını kapsar.88 Eserin ÖzSSR Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Ebu Reyhan Birunî Kolyazmalar Bölümü‟nde (9876 numarayla kayıtlı) ve SSSR Fenler Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Leningrad Bölümü‟nde (E6 numarasıyla kayıtlı) birer nüshası mevcuttur.89

GülĢen-i devlet : Âgehî‟nin dördüncü tarih eseri olan GülĢen-i devlet Seyyîd Muhammed Han‟ın saltanat yıllarını (1856-1864) kapsar.90 Eser bir nüshası ÖzSSR Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Ebu Reyhan Birunî Kolyazmalar Bölümü‟nde (7572 numarayla kayıtlı) ve iki nüshası da SSSR Fenler Akademisi ġarkĢinaslık Enstitüsü Leningrad Bölümü‟nde (E6 ve 1891 numaralarıyla kayıtlı) saklanmaktadır.91

ġāhid-i Ġķbāl : Yazarın Harezm tarihini anlattığı son eser olan ġāhid-i Ġķbāl Seyîd Muhammed Rahîm Han II‟nin (1281-1289/1864-1872) saltanatının ilk sekiz yılını

87 BREGEL, a.g.e., s.45-46. 88 BREGEL, a.g.e., s.11-12 89 MUNĠROV, a.g.e., s.46-47.

90 Munirov bu tarihi 1856-1865 olarak verir. Bkz. MUNĠROV, a.g.e., s.48. 91

(37)

20

kapsar. Eserin tek nüshası SSSR Fenler Akademiysi ġarkĢinaslık Enstitüsü Leningrad Bölümü‟nde (c 572 numarayla kayıtlı) bulunmaktadır.92

Nüshalar nestalik yazıyla ve siyah mürekkep kullanılarak yazılmıĢlardır; ancak bölüm baĢlıkları, bazı özel adlarla ayet ve hadislerde kırmızı mürekkep kullanılmıĢtır. Eserlerde Hokand kağıdı tercih edilmiĢ, ancak GülĢen-i devlet‟in Leningrad‟daki 1891 numaralı nüshası Rus kağıdına yazılmıĢtır.93 Yukarıdaki eserlerin tümü, 1813‟ten baĢlayarak Kongrat Hanedanlığı yönetimindeki Hive Hanlığı‟nın Rusya‟nın iĢgaline kadar olan tarihinin kesintisiz bir kronolojisini oluĢtururlar.94

Çevirileri95:

Ravżatü‟ŝ-ŝafā‟ (Mîr Ĥˇând) Âgehî bu eserin ikinci cildinin ikinci kısmıyla üçüncü cildini çevirmiĢtir.

Ravżatü‟ŝ-ŝafā-yı Nāŝırí‟ (Rızā-Kulı Han)

Nādir-nāme -Tāríh-i cihān-güĢā-yı Nādirí‟ (Mehdî Han Astarâbâdî)

Ţafer-nāme (muhtelemen ġerafe‟d-dîn Yezdî‟ye ait olan)

Šabaķāt-ı Ekber-ġāhí

Tezkire-i Muķím-Hāní

Ayrıca Bregel, Âgehî‟nin kendisinin anmadığı ancak kataloglarda gözüken yedinci bir çevirisi daha olduğunu belirtir96: Dürre-i Nādire (Mehdí Han)

92 MUNĠROV, a.g.e., s.49.

93

Nüshaların ayrıntılı özellikleri için bkz. MUNĠROV, a.g.e., s.42-49.

94BREGEL, Firdaws al-iqbāl: History of Khorezm, s.12. 95

(38)

21

Adı geçen eserlerinin dıĢında Âgehî‟nin, Divan‟ın önsözünde belirttiği tercüme eserleri Ģunlardır97: Sa´dî‟nin Gülistān‟ı, Câmî‟nin Yusuf u Züleyhā‟sı, Hilâlî‟nin ġāh u Gedā‟sı, Nizâmî‟nin Heft Peyker‟i (düzyazı çevirisi), Muhammed Vârit‟in Zübdetü‟l-ģikāyāt‟ı, Hüseyin KâĢifî‟nin Ķābūs-nāme ve Ahlāķ-ı Muģsiní‟si, Mahmûd Gücduvânî‟nin Miftāģü‟š-šālibín‟i, Câmî‟nin Selamān u Ebsāl ve Bahāristān‟ı, Emîr Hüsrev‟in HeĢt BihiĢt‟i ve Vâŝifî (muhtelemen Bedā‟i´ü‟l-Vaķā‟i´).

96BREGEL, a.g.e., s.10

97

(39)

22 1.4.FĠRDEVSÜ‟L-ĠĶBĀL98

Firdevsü‟l-Ġķbāl‟ 1805‟te Hive hanı Ġltüzer Han‟ın isteği üzerine Mûnis tarafından yazılmaya baĢlanmıĢtır. Ġltüzer‟in bu emri ne zaman verdiği belli değildir; ancak eserin önsözündeki kimi bilgilerden yola çıkıldığında bu tarihin 1805 olma ihtimali yüksektir. Mûnis, Ġltüzer Han‟ın 17 Rebi´ II 1221/ 4 Temmuz 1806‟da Buhara ordusuyla yapılan savaĢta ölmesi üzerine eserine ara vermiĢtir. Bu kesintiye kadar ancak ġîr Gâzî Han (1125/1713) devrinin baĢlangıç dönemine gelebilmiĢtir (s. 13). YaklaĢık bir sene sonra yeni Han Muhammed Rahîm‟in (1806-1825) emriyle esere tekrar baĢlayan Mûnis, “Muģammed Rahîm Han‟ın iktidarının yedinci yılındaki olayları yazmaya baĢlamıĢken Ravżatü‟ŝ-ŝafā‟‟yı Türkçeye çevirmesi emrini almıĢtır. Böylece Firdevsü‟l-Ġķbāl‟‟e yeniden ara vermiĢ ve bir daha da esere dönememiĢtir.” (s. 14). Mûnis‟in eserin yazımını ne zaman bıraktığı tam olarak belli değildir; ancak Ravżatü‟ŝ-ŝafā‟‟yı 13 ġevvāl 1234/ 5 Ağustos 1819‟da yazmaya baĢladığını belirttiğinden, “Firdevsü‟l-Ġķbāl‟‟in yazımına da muhtemelen bu tarihten az önce ara verilmiĢtir.” (s. 14).

Firdevsü‟l-Ġķbāl, 1839-40‟a kadar Mûnis‟in bıraktığı Ģekilde kalmıĢ, bu tarihte Allâh-Kulı Han‟ın emriyle eserin yazım görevi Âgehî‟ye verilmiĢtir. Eserin yaklaĢık beĢte birini yazan Âgehî‟nin, Firdevsü‟l-Ġķbāl‟e nereden itibaren devam ettiği belirsizdir (s. 14-15). Ancak “bu períĢān evrāk” ya da “bu evrāķ-ı períĢān” ifadelerinden yazmanın çok düzenli olmadığı anlaĢılmaktadır: “Yalnızca müsvedde bir kopyadır, muhtemelen ciltsizdir ve iki yeri gözle görülür Ģekilde kötü durumdadır.” (s. 15). Bu yüzden Bregel‟e göre Âgehî‟nin, metnin özellikle bozuk yerlerini yeniden yazmıĢ ya da metne yeni eklemeler yapmıĢ olması ihtimali yüksektir.

98Bu kısım, Yuri BREGEL‟in Firdaws al-iqbāl:History of Khorezm, E. J. Brill, Leiden 1988, adlı

eserinin önsözünde verdiği bilgi ve yaptığı değerlendirmelerden yararlanılarak hazırlanmıĢtır. Bundan sonra, verilen bilgilerin yanına eserin sayfa numaraları yazılacak, doğrudan alıntılar italikle gösterilecektir. Bregel dıĢında bir kaynak kullanılmıĢsa, ayrıca dipnotta gösterilecektir.

(40)

23

Esere önce Ġķbāl-nāme adını vermeyi düĢünen Mûnis, daha sonra Firdevsü‟l-Ġķbāl‟de karar kılmıĢtır: “Her taķdír bile bu muĥtaŝar Ģürū„ıġa ĥāme-i ibtidā sürüldi çün bahār-ı iķbāl ŝāģib-ķırānı bile zínet tapıp érdi. Bināen„aleyh Firdevsü‟l-iķbāl‟ġa mevsūm boldı.”99Mûnis‟in önsözde sunduğu plana göre eser, muķaddime, beĢ bâb ve hâtime olmak üzere üç kısımdan oluĢmaktadır100

:

… Evvelġı bāb Ģażret-i Ādem „aleyhi‟s-selām icādıdın Nūģ „Aleyhi‟s-selām evlādıġaça meźkūr bolur,

Ġkinçi bāb Yāfeś „aleyhi‟s-selāmdın Ķoŋrat Ģu„besiġaça Moġol pād-Ģāhlarınıŋ źikride,

Üçünçi bāb Ķurlas evlādıdın pād-Ģāhlıķ merātibiġa yétkenler źikride kim soŋı Ebu‟l-ġāzí Ĥān Ġbn Yādgār Ĥān durur,

Törtünçi bāb Ģażret-i pād-Ģāh-ı ŝāģib-ķırānnıŋ ecdād-ı kirām ve āba-yı zü‟l-iģtirāmınıŋ źikride,

BéĢlençi Bāb, Ģażret-i pād-Ģāh-ı ŝāģib-ķırānnıŋ velādet-i hümāyunıdın bu risāle-i sa„ādet-maķāle itmāmıġaça her vaķāyí kim āśār-ı ŝāģib-ķırānıdin vuķū„ tapmıĢ ve vuķu„ tapġusı durur,

Źikr ķılılur Ĥātime evliyā-yı „iţām ve „ulemā-yı kirām ve ümerā-yı źü‟l-iģtirām ve ŝāhib-devlet bégler ve źekí-šab„ Ģā„irler ve dāniĢmend fāżıllar ve felāšun-fıšrat hüner-mendler ve ba„żı umūr-ı ġaríbe kim ģażret-i pād-Ģāhnıŋ eyyām-ı meymenet-encāmıda vuķu„ tapıp durur. Alar ģikāyātıġa maĥŝūs durur.

99Firdevsü‟l-Ġķbāl, T 82, 9b/3-5.

Referanslar

Benzer Belgeler

İTB uygulaması öncesi ve sonrası spastisite derecesi, SKY zamanı ile İTB uygulaması arasında geçen süre, İTB uygulaması sonrası takip süresi, İTB uygulaması

Özellikle gelenek içerisinde büyüklüğü kabul edilen şairlerin ve âşıkların şiirlerine benzek denilen nazireler yazılmış veya söylenmiştir.Divan edebiyatının

(146) tarafından yaş ve VKİ açısından farklı ancak daha sonra yaş ve VKİ açısından benzer olacak şekilde ayarlanmış PKOS’lu ve sağlıklı kadınlarla

Frekansa bağlı olarak gözlemlenen bu durumun baĢlıca sebepleri metal kontaklar ile yarıiletken malzeme arasındaki seri direncin kapasitansı etkilemesi, yasak enerji aralığı

Prostatic urethral lift: two year results after treatment for lower urinary tract symptoms secondary to benign prostatic hyperplasia. Martin DJ,

When words or word groups are analyzed in a sentence using phrase structure, clues can be got about the text.. Using word phrases and their meanings help to make

In the experimental group lessons in the field of genetic engineering and biotechnology were conducted, in which pupils were taught cognitive skills such as drawing graphs,

Cahit Sıtkı şiirlerinde yaşam deneyimlerinin şiir kişisinin yaşam-ölüm gerçekliğine olan bakış açılarının değişimine etkisini açık bir şekilde dile