•
> ~.
-GAZZALİvE GÖRE tBAHtLtK
../,. İBRAHİM AGAH çuBUKÇU
..
•
Ebu Hamit Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ahmet~ al-Gazzali tasavvuf,
fı-kıh, kelarn, batınilik, felsefeve m811tık gibi çeşitli konulardaeser vermiş olan bir islam
'mütefekkilridir. Keza ibahHik hakkında yazılmış elimizde bir risalesi de bulunmaktadır (1).
'Ayrıca Gazzali Kimyay-ı Saadet'de (2):Mizan al-Amel'de (3), Faysal at-Tafrika Bayn
aı-tslam ıia'z-ZanaaJka'da (4), thya-u Ulum ad-Din'de(5) ve Fadailal-Enam'daki
mek--ıuplarin Üinnde (6) İbahiÜkten az çok bahsetmiştir. Şimdi bu eserlerden faydalanarak
'Gazz8:li'ni:nibahilik. hakkındaki görüŞünün tetkikinden önce, umumiyetle ibahiliğin ne
oldu-ğunu görEının:
GEme]l'öli:ırakharam şeyleri mübahsayan, muayyen bir şeriata bağlı olmıyan,
şehve-tinin esiri blilunan, ;şüphe, taklitveya ahmaklık (7) neticesinde yolunu kaybetmişher
;kim~eye'\i'eher fırkaya i,bahi dememiz mümkündür (8). İbaliiler arzu ve heveslerine tabi
olurlıır, di1ed~leri her şeyi yapmakjsterlerdi. Hiçbir ibahi, arkadaşından, kendi zevcesini
,l!flirgemezdi -(9). Hatta kadınlarla erke~ler geceleri bir araya gelerek zevk alemleri
yapar-lardı. Haldkatteşeriat hükümlerine asla kıymet verme~er ve bütün haramları mübah
ad-dederlerdi (10). FaJkat bunların çoğu canlarını kurtarmak ve arzularına kavuşmak için
'fasavvufu kendilerine en uygün mezhep olarak seçtiler (11). Zahiren mutasavvıf
görÜn-.melerine rağmen ,kalpleri ibahilikle dolu idi.
İbn a'l-Cevzi ibahilerin üç kısma ayrıldığını söyfüyor (12) : 1 - Dini hakikatlara
inan-, mıyanlar: Allahı veya sadece Peygamberi inkar edenler hunlarda~dırlar.
2' -
Dineinananlar: şüphe etmeksizin ve delil aramaksızın şeyhlerinin sözünü her hususta tutan
,kimşeler bu Kısma dahildirler. 3 - Kendilerine bazı şüpheler arız olup da'bu şüphelere
göre amel edenler.
İbn al-Cevzi'nin bu taksiminden d~1anlaşıldığı gibi ibahilik birçok sapık zümreleri
içi-,'ne' alır: .'
İşmailiye, Karamıta, Hurreıniye, Babekiye, Muhammire, Seb'iye, Nuseyriye ve Talimiye
gibi muhtelif isimler alan Batınileri ibahi fırkalardan addetmemiz lazımdır (13
r.
Bunlardan. ( 1). al-Gazıw.1i,Hamaltat AhI-al İbaha, Naşir: Otto Pretzl, München 1933. ( 2). al-Gaz'za1i,Kimyay-i Saadet. C.I," ::i6.60Tahran 133& '
. ( 3). al-Gaz~1i, Mizan al-Amel, s. 90, 206. Mısır, 1328..' .
( 4). al-Gazza1i, Faysal at-Tafrika bayn al-İslam va'z-Za:ı.daka, s. 16, Mısır 1907.. ( 5). al-Gazzali, İhya'u-Ulum ad-Din, C. III, s. 405, Kahire al-tstikame mat. tab'ı. ( 6). al-Gazza1i,Fedail .al~Enam min Reasil"i Huccet al-İslam, s. 72-74.İran 1333. , ( 7). Bk. al'.Gazza1iHamakat-ı ahl-aı-tbaha. s. 2.
'( 8). Bk. Abu;I~F,erecAbdurrahman İb~ al-Çevı;i Nak1ial-tlm Ye'l-Ulema ev Telbis-i ıblis, s.' 389-390,
, Mısır 1340.
(9). Bit. ıil,..Gazzali,}Iamakatahl=al:tbaha,. s.. 6... ' .
'. (10).Bk. Ebu'l Ferec Abdurrahman İbn al-C~vzi,Nakd al-İlm ve'l-Ulemas. 390:.398.
. (lD.Bk. Ayn. esr. s. 389 .' ,. , ' .. . .
(12).Bk. Ayrı. esr. s. 389. . ,
(13).Bk. Muhammed b. Malik b. Ebi'I-Fedai1 a1-Hamma,4i al-Yemani, Keşf Asrar-aH~a.tınire YEl
166
Hurremiye (14) diye adlanan ibahiler İslamiyetten önce de mevcuttu. Ebu'l-Muzaffer
al-İsferayini Hurremileri islamiyetten öncekiler .ve sonrakiler olmak üzere iki fırkaya
ayı-rı yar (15):
1 -
İslamiyetten önceki Hurremilere Mezdekiye de denir. Bütün muharrematı helalkılmak isterler, ailede ve malda insanların ortak olduğ'unu iddia ederlerdi. Saltanatı
es-na:,ında Nuşirevan bunları öldürmüştü.
2 - İslamiyetten sonra zuhur eden Hurremiler Babekiye, Maziyariye (16) ve
Mu-hammire gibi (17) adlarla tesmiye edilirler:
Babek al-Hurremi'nin taraftarları olan Babekiler Azerbaycan civarında zuhur
etti-, ler (18). Bunların sayıları çoktu. Bütün muh arreıhatı helal kılmışlardı. Babek 20 sene
müd-detle Abbasilerin ankerlerini mağlfıp etti. Nihayet kardeşi İshak'la' birlikte esir düşünce,
Mu'tasım zamanında Samarra'da astırılmak suretiyle öldürüldü. Babekiler Taberistan
dağ-larında toplanıp musiki ve şar.ap ~lemleri gibi birçok fasid işler yaparlardL Kadın ve
er-kekler bir araya gelip mum ve ateşleri söndürdükten sonra şehevi arzulara dalarlardı.
Hurremiyehak,kında İbni Nedim'in verdiği bilgiler Ebu'l-Muzaffer al-İsferayini'nin
an-lattıklarını teyid edici mahiyettedir (19)'.
Batıni sayabileceğimiz Ravendiyefırkasının bir kolu olan Ebu Müsliniiye fırkası da
.ibahiler'den,dir (20). Bunlar Ebu Müslimal-Horasani'nin imametine inanırlardLBütün dini
farizaların terkedilmesi lazım geldiğini ve her şeyin mübah olduğiınu 1ddia ederlerili.
Hur-. . -, - .
remdiniy.e diye de lakaplanan Ebu Müslimiye'~lin Hurremiye ile ya.kın alakası vardır.
tbahi fırkalardan birisi de al-Mukannaiyedir. Ç(}kçirkin olan reisIeri "Ata" ..altından
bir yüz y:aptırıp SJUratınıonunlaörtmüştü (21). Bu sebeple kendisine Mu~anna dendi.
Baş-langıçta Abu Müslim al-Horasani'nin mezhebi ni benimsemişti (22). Abbasi halifesi
al-Meh-di b. al-Mansur zamanında birçok mUsliirnan askerlerini rnağlfıp eden Muikannfı
sihirbaz-lık ve hendese- ilimIerine vakıftı. Taraftarlarınıbunlarla aldatır, muharrematı helal sayar
ve dinifarizaları lüzumsuz bulurdu (23).
-
.Batınilerden Karmatiler de şeriatı ta'til ederlerdi. Hatta bütün
peygamberleresöver-ler, din kitaplarını yok ederler ve hacıları öldürürlerili (24).
(14).Hurremiye diye isimlenmelei'inin sebebi şöyledir: "'iiurrem farsça bir kelimedir. Se~inçli, gönül
.çeken, hal ve vakti hoş manil.larına gelir. Bu, MezdekiIerin bir lakabı idi. MezdekiIer'
Mecum-lerden olup Kubad zamanında zuhur eden İbahilerdir. Bunlar sakımlacak şeyleri mübah ad~
derlerdi. HurremiIer ise' itikad. ve mezhep bakımından. MezdekiIere .benzedikleri için.
onlar-dan bu lakabı .aldılar. Bk. İbn al-Cevzi, al-Muntazam fi Tarih al-Muluk ve'l-Umem, c. V, s. 113,
.Haydarabad. 1357;
(15); Bk. Abu'I~Muzaffer al-İsferayini, at-Tabsir fi'd-Din, s. 79. Mısır 1940.
(16).Maziyariye Maziyar'iİı .taraflarının mezhebidir. Maziyar halkı Muhamımire dinine davet
ederdi. Taraftarları Taberistandağlarında zuhur etmişti. Bk. al-İs!ferayini, at-Tabsir fi'd-Din,
s.80.
(17). Bunlar elbiselerini Babek ZJ3.manında kırmızı ya boyadıkları için Muhammire diye adlandılar.
Ek. İbn al-Cevzi, al-Muntazam fi. Tarih al~Muluk va'l-Umem, c. 1, s. 113. .. ..
(18). Bk. ıaı-tsferayini, at-Tabsir, s. 80.
(l9). Bk. İbni Nedim, aFFihrist, 's. 493-494, Kahire İstikamet matbaası tab'ı .
.(20). :Sk. Abu. Muhaı:mned al-Hasan b. Musa an-Nevbahti,Fırak aş-Şia, ,S~41,. İst. 1931: 'Yine aym
mevzu için i3.k.al-Aş'ari, Makalat al-İslamiyyin.c. I, s.. 92.
(21).Bk. Abu'I-Abbas Şemseddin Ahmed b. Muhammed b .. Ebi. Bekr b. Hallikan, . Va~yatu'i-A'yan
• ve Enba Abna-i'z-Zaman, C. 11., s .426, Mısır 1948.. . .. , ..,
(22). Bk. Ebu'I-Feth'Muhammedb. AbdüIkeiimeş-Şehristani, al-Mileİ va'n-NihaJ, c. I, s. 205~ Mİsır
U~ . .. ' ..
(23). Bk. al-İsterayini, at"Tabsir, s. 76.
(24). Bk. Abdulcebbar b. Muhammed "b. AbduJcebbar, Tesbtt-i Delail-i Nübüvve, vaI1ıi.k 49 b,
Süley-maniye (Şehit Ali Paşa K) No. 1575. .
••
~ i
1
16T
Ha,kil\:atte biütun Batıiıileriİı 'gayeleri şeİ'iatı inkardan ve sapİklıktan ibaretti (25).
Acaba, Gazzali ibahiliğe tahsis ettiği yazılarında Batınilikten de bahsetmişmidir?
Gaz-zali'ye göre ehl-i ibahe ile Batıniler arasında bir fark var mıdır?
GazZaHgerek Kimyay-i Saadette, gerek Hamakat-ı AhI al-İbaha'da ve gerekse Fadail
al-Enam'da ibahilikten bahsedeI1kenBatınileri ibahi fırkalararasında zikretmemiştir. Buna
mukabil Fadaih al-Batıniy~ adlı eserinde' Batınilerin mutlak i,bahi olduklannı, yasak şeyleri
mübah kıldıklannı ve' şeriatı inkar ettiklerini söylemiştir (26). Bu birbirinden farklı
du-rum. GazzaH'nin bilgilerinin dağınık olduğuna delalet eder .
. GazzaH'nin bilgilerinin dağınık olduğunun diğer bir' delili de aynı mevzuu muhtelif
eserlerinde birbirinden farklı ola;rak .anlatmasıdır. Mesela Fadailal-Enam'da İbahilerden
bahsederken P-ı:z.Muhammed'in bir hadisine (27) istinaden firikaların adedinin yetmiş iki
olduğunu, bütün bu fırkalarm. asılda, en iyiler, en kötüler ve mutavassıtlar , olmak üzere
üç kısımdan ibaret bulunduğunu ve her kısmın yinni dörde ayrıldığını söylüyor (28).
Gazzali'ye göre bu üç fırkanın en iyHeri sofiler,en kötüleri de fasıklardır. Şeytan sofiler
ve fasıkları kandırarak yeni bir terkip yapmıştır. Bunlar da ibahilerdir. Halbuki Gazzali
Kimyay-ı Saadet'de ibahileri yedi kısımda tetkik etmektedir (29). Hamaikat-ı AhI al-İbaha
adlı eserinde' ise ibahileri, evvela taklitçiler ve zahitleri ayıplama neticesinde yolunu
sapı-tanlar olmak 'Üzere ikiye ayınnış, şüphe neticesinde yolunu gaybeden ibahUeri de sekiz
bö-lümde incelemiştir (30).
Yukarda batınilerin de ibahi olduklarını söylemiştik. Fakat Gazzali her iki fırkayı baş-ka başbaş-ka es(~rlerindeincelemiştir. Batınilik ha!kkm.dayazdığı Fadaih al-Batıniye, al-Kustas al-Mustakim ve Kavasım al.Batıniye gibi eserlerinin muhteviyatiyle ehI-i ibahaya dair olan yazılarının rrmhteviyatı yekdiğerinden tamamen farklıdır. Bu sebeple' biz burada batınileri
ve diğer ibab.i fırkaları bir tarafa bırakarak Gazzali'nin ehl-i ibahaya tahsisettiği
yazıla-ra istinaden bir ayazıla-raştırmada bulunaca:ğız.
Gazzali'ye göre ibahilerin dalaletlerinin başlıca sebepleri ahmaklık, şehvetin galip
gel-mesi ve tembelliktir (31). Bunlar tembellikleri dolayıs,iyle n.amaz kılmazlar, oruç
tutmaz-lardı. Şehvet ve hevesleri sebebiyle de zina etmekten' çekinmezlerdi. İnsanlık ve izzet-i
ne-fisten o kadar uzaklaşmışlardıki bir ibahi 'karısını evinde Y3ibancıbir erkekle gördüğü.
za-manasla kızmaz ve kıskanmazdı. Zira itikatların.ca bu gibi hallerde kızmak yahut
,kıskan-mak nefsin öhnediğine .delildir. Kemale eren odur ki nefsini öldürür; yani kızmaz ve
kıs-kanmaz.
Gazzali tamamen ibahilikten bahseden ,Hamakat AhI al-İbahaadlı eserinde onların iki
güruholduğunu söylüyor (32):
Birincisi taklit sebebiyle ibahi olanlardır. Taklide ,meyli olanlar güzel sözler söyliyen,
(25). Bk. ,İbn al.Cevzi, al-Muntazam, .c. V, s. 114..
(26). Bk. al-Gazııali: Fadaih al-B3.tıniye, diğer adı al~Mustazhıri; (almancası Streitschrift Des
Ga-zali gegen Die Batinijja-Sekte), Naşir Goldziher, s. 10. Leiden 1956.
(27). Ümmetim yetmiş iki fırkaya ayrılacak; bunlardan yalnız bir fırka kurtulacaktır. Bazı
varyant-ları oll!-Il bu hadisin sıhhatı hal,{.kında ihtilil.f vardır. at-Tirmizi, Ebu Davut ve tbn al-Cavzi
bunu sahih hadis olarak kabul etmişlerdir. Bk. Ebu'l~Ferec Abd a,r-Rahman İbn al-Cavti,
Nakd al-Ilm va'ı-mema ev Talbis-i İblis, ~. 8, 19-20, Mısır 1340. .
(28). Bk. al-Gazzali, Fedail al-En am, s. 73.'
(29). Bk. al-Gazzi:ı.li, Kimyay-ı Saadet, c. 1, s. 56-60. Tahran 1333.
(30). Bk. al-Gazzali, Hamakat AhL al-İbMa, s. 6, ş. :)\rünchen 1~3Ş.
(31). Bk. aynı es(~r, s. 2-3.' ..
(32). Bk. Aynı eser. s. 6.
hoş bir hayatilüren, zlihirde secclidedeli ayrıl mıyan v~ velilik iddiasında bulunanbir
kav-~i'gördü.klerizaman-onlara derhalmuvafakat ederlerdi (33). Hakikatte bu kavim dine
aykırı birçok işler yapardı.
, İkinci güruh ise sofHeri ve aliml~ri ayıplıyanla.rdır. Bunlara gÖre zahitler kendilerini
)(ş~riata bağlıyan.ahmaklardır. Şeriattan ayrılınıyanlar hürriyete ve kalp temizliğine
kavu-~amazlar, Kendi çocuklarını ve karısını herhangi bir ibahiden esirgiyenler nefislerinin
.n,ecasetinden' kurtulamıyımlardır.
Gazzali'ye göre bir kı:ınm ihahller daha vardır ki bunlar da hayal ve şüphe yüzünden
fialalete sapmışlardır.Bunlarışüphelerinegöre sekiz güruha ayırarak incelemek
lazım-rdır(34). Şimdi bu guruhların dalaletlerini ve Gazzali'nin onların iddialarını nasıl
çüı'iittü-tünü görelim:
,',' ;;'Birinci güruh Allaha ve ahirete imanı zayıf olanlardır. Allahın ibadete ihtiyacı
olma-diğınave: masiyetten dolayı da güceniniyece ğine inanırlardı. Onlara göre Allah indinde
'uiilitt'vemasiyetberaherdir. Binaenaleyh kulların ibadet 'edeceğim diye kendilerin.i
meşakka-;te-atmasıtıa: mzum yoktur
(35).-r: '.•...
, Cazzali bu güruhun iddialarını şöyle çurütiiyor: "Bu cahiller Allahın, kim içini
temiz-ler~ ancıık k~n<;li3iiçin temizlemiş olur (36), kim mücahede ederse ancaJk kendisi için
mü-cahede etmiş olur (37), ve kim iyi amel yaparsa kendisi için yapmış olur (38),
buyurdu-ğundan gafildirler. Bunlar şeriati anlamıyorlar. Çünkü zannediyorlar ki şeriat işlerin
kul-'flil' içİIi-değil' Allah' için yapilması lazım geldiğini emreder. Bu kavim hem perhiz etmeyen
,hemde tabibe ne oluyor tavsiyesini ister tuta rım ister tutmam diyen bir hastaya benzer.
:Evet" htio bakımda,n bu söz doğrudur. Fakat hastanın kendisi helak olur. TabibiIi, tavsiyede
:btıhınmağa ihtiyacı yo1{tur. Lakinhastanın helak olmasının sebebi perhiz yı:ı.pmamasıdır.
-Tabii>ona delil olmuş ve yol gösterıniştir. Onun helak olmasından yol gösterene bir zarar
gelmez. Nitekim vücudun hastalığı. bu dünya hayatının ölmesine, kalbin hastalığı ise
Ahi-, ret hayatının elemlerine sebep olur. ilaç ve perhiz vücudün selametini teniin eder. itaat,
,iııarffet've güı;ıali işlemernek de kalbin selametine amil olur. Allah-ü Taala, ancak Allaha
~~Üm
bir kalple gelfm müstesnad~r(39),
buy urınuşttİr (40).".~: . . .
:. , ikinci. güruh AlHth-ü Taala'nın rahmet ve kereminegüvenerek şeriatın hududundan
dı-'şai'i,.
çİkanlardır.. Bu guruh Allahın rahmeti çoktur; biz her ne sıfatla muttasıf olursakola-.,mn.O affEider diyerek dalaıet yolunu tutmuştur (41).
'Evet Allah-u Taala kerim ve rahimdir. Fakat azabı da şiddetlidir. Rahmet ve iker~..
mine rağme:ı:ı,birçok kimseleribirbelaya, hastalığa ve açlığa duçareder.
Üçüncü güruh şeriah bir cihetten bilmiyenlerdir. Bunla-r şeriatin şehvet, gazap ve ri,.,
. Ra ;gibikötü sıfatlarıp., kalpten tamamen atılmasuİı emrettiğiiıi zannettiler.Bir müddet
ri-0_.: .. r-'l:\'-:. '-.:-.n_ f"" '-.'ı- .~...-:.;_""'-'.'"-_ -'".;."- ~.. '" . . ", ~.- , , ;(3',~.):Bk:ş.I-G¥iali;'~imYay-ı Saaç1et,c.l, s. 59-60.. . (3'~).}~lr.iıI~Gıa~ıJ;Haıniıkat Ahl.aı~tbaha, s. 8. '. (35). Bk. Aynı eser s: 8. (36).SureXXXV, ayet 18. (37). SureXXıIX, 'ayet 6. (38). Sure XXXXI, ayet 46.
(39).Sure XXVI, ayet 89.
(40). Bk. aI-GazzaIi, Kimyay-i Saadet, c.1, s. 57.
i
169
y.a~tle meşgulolmalarına rağmen" bugibi" beşeri sıfatları yokedemeyince, "ins'anıtı
beyhu-de yere kendini meşakkate atması manas,ızdır; çünkü bu gibi sıfatları yoketmenin muhal
olduğu tecrübemizle sabit oldu" demişlerdir (42) .
Gazza.li'nin cevabı:
Bu ahmaklarşeriatin, beşeri sıfatların yokedilmesini emretmediğini aniamamışlardıl'~
Şeriat, ,şehvet ve gazabın dini kanunlara galip gelmiyecek şekilde terbiye edilmesini
emret-miştir. Bu şekilde nefsini terbiye eden insan büyük günahlardan sakınır,' serkeşlik etmez.
Hz. Muhammed şehvet ve gazabın kökünü yokedin diye bir emir vermemiş bilakis: "Ben
beşerin kı~;dığı gibi kıziliilen bir insanım". demiştir. Keza Allah-u Taala insanın gazabı
ol-'mazdiye beyanda bulunmamış aksine olarak Kur'anda "İnsanlardan kinini yımenle~ ve
af-fedenler (43)" diyerek telmihde bulunmuştur; ,
" '
Dördüncü güruh: bazı kimseler-bir mÜddet riyazetle meşgulolunca bir nevi sesler
duy-:muşlar ve hayaller ,görmüşlerdir. Bunlar adetleri hilafına ibadet anında kendilerin,de hasJI
,olan bu gihi halleri kemal mertebesi zannetmişlerdir. Artık Allaha kavuştuklarına
inanmış-lar ve "Biz maksada eriştik, ibadet etmek ve masiyetten sakınmak ıbu mertebeye erişmek
için lazımdır. Binaenaleyh bize masiyet ve namaz kılmamak 'zarar vermez"
demişler-dir (44).
Bu
~ebep1eşarap içmişler ve gÜnah işlemekten çekinmemişlerdir. Bunlar kendi'derecelerini' peygamberlerin derecelerinden daha yüksek görmüşlerdir .
.to" - '
Gazzali'nincevabı:
Bunların bilmeleri lazımdır ki peygamberler işlenen bir masiyet veya hatadan dolayı
gözyaşı 'dökmüşlerdir. Sahabe en küçük bir günah işlemekten bile sakınmıştır. Hatta
her-hangi bir helal şeye şüphe karışınca ondan u~ak durmuşlardır. O halde nasılolur da
farı;-ları terketmek, günah işlernek bu ahmaklara zarar vermez? Ve kendi dereceleri' Sahabe
-ve peygamberlerinkinden üstün olur?,
Beşinci' güruh: sofilerin \bir kısmı riyazetle nefislerini terbiye etmeğe çalışmışİar; bir
müddet inziyada Kalmışİar ve kalplerinden Allah kelimesini eksik etmemişlerdi. Öyle'
kİ onlarda bir takım iyi haller ve keşifler zuhur 'etmişti. Birçok melekut sırlarına vakıf
olmuşlar, nihayet keramet sahiplerinin derecelerine erişmişlerdi. Gayıptan haber verseler
doğru çLkar, bir hastaya himmet etseler iyileşir ve bir dü'şmana gücenseler helak olurdu.
Bunlar "Biz daima- huzuru iHUıiyimüşahede etmekteyiz. rükft ve sücuttan maksat gafil
olan kalbi' huzura getirmek ve' Allah-u Taala' sözünü hatırlamaktır. Biz bir lahza dahi
AI-i'ah'tan gafil deiiliz., Bütüiı melekfttu apaçık görüyoruz. Melekler ve nebiler, cevherlerini
güiei" suretler haÜnde bize gösteriyorlar. Artık bizim ibadete ne ihtiyacımız vardır?"
de-'mişlerdir :(
45,)
.-Gazzali'nin cevabı:
Bu kavim ]blisin de bu şekilde aldan~ığını dü'şünmelfdir. Iblis kendi kemaline balkarak "Ben meleklerin mua1limiyim, yakınlık derecesine eriştim, Allahın emrini tutmağa:
ihtiya-Cim yoktur, .Adem'in derecesi benden daha aşağıdır, ona secdeetmekte benim ne istifadem
(42).Ek. al-Gazzali, İhya-u Ulum <ad-Din,c. III. s. 405.Aynı mevzu için şu eserlere de bak.~imy'ay-l Saadet, c. I, s. 57 ve Hamakat AhI al-İbaha, s. 11.
(43). Süre III, aset 134. ,
(44).al-Gazzali, thyaMuUlum ad-Din, c. III, s. 405. Yine aynı konu için şu eserlere de bak. l'iamakat
.' AhI al-İbaha, s. 12 ve dv., Mizan al-Amel, s. 206.,Faysal at-Ta.frika.$. 16. '
-olur?" demişti. İblisİn'
bu -
kİssası - Kur'anda efsane için değil, bu gioi ahmakların hiçbirsofinin Allahın ,emrini yerine getirmekten mnstağni kalamıyacağını anlamaları -için
zikre-dilmiştir ' (46) .
Altıncı güruh: bazı ibahiler her işin ve hareketin ezelde takdir edildiğine, bir insamn
mesut yahut .bedbaht olacağının henüz dünyaya gelmesinden önce yazıldığına, bu ezeli
takdidn insanlar tarafİndılJIi asla değiştirilemiyeceğine inanmışlar, amellerinezeli hiikme
tesiredemiyeceği müHlhazasiyle ibadeti terketmişlerdi (47).
,.
Gazzalı'nin cevabı:
Hz. Peygamber Sahabeye ezelı ta.kdiri açıkı'adığı zaman onlar biz artık ameli
terkede-lim demişlerdi. Hz. Peygamber bunlara "Amelden elinizi çekmeyiniz, eğer Allah-u Taala
hakkınızda saadet yazmışsa size mes'udların amellerin,i müyesser kılar" -diyerek cevap
ver-mişti. .Düşünmek lazımdır kieğer Allah-u Taala bi! kimsenin iyiliği~i istemişse ona
iman, kötü sıfatlardan uzaklaşmak ve muti bfrkul olmak nasip eder. Nitekim Allah"u
Taala şöyle buyuwuştur: "Allahbir :kimsey1hidayete götürmek isterge onun kalbini
is-lama açar ve kimin de sapıtmasını isterse onun ,kalbhıi daraltır (48)".
o
halde Allah-u Taala böyl~ bir ibahıkavmi Cehenneme göndermek isterse o kavmisaadet ve şekavetin ezelde. takdir edildiğine, ,amelin. bunu değiştiremiyeceğine inandırır.
İnsanların kadere itimat ederek ameli terketmeleri yanlış bir yoldur. Allah-u Taalanın
Kur'andaki şu emirleri de ,bunu teyit eder: "Şüphesiz söz ve fiilinde sadık olanlar saadete
kavuşurlar, isyan ve muhalefete sapanlarise Cehennem ateşinde yanarlar (49') ", "İnsan
içinancak yaptığı şey Ahiret azığı olur (50)" (51).
Yedinci güruh:' bir kısım ibahiler daha vardır;ki bunları Allaha veya sadece Ahirete
inanmıyanlar o~mak,i,izere.iki gurupta incelememiz mümkündür:
1 - Allaha iman etmiyenler Allahı vehm ve hayal hazinesinden bulmak istemişler, O'.
nun ne ve nasılolduğunu a.ramışlardır. Maksatlarına eremeyince de inkar yoluna
sapmış-lar, herşeyin Sebebini ya, yıldızlardan veya tabiattan. bilmişlerdir. İnsanların,
hayvanla-rın ve' bu garip alemin bütün hikmet ve tertiple;iyle kendiliklerinden zuhur ettıklerini
ve-ya ezeldenıberi mevcut odhıklarıl).l .z,annetmişlerdir.
. .
Gazzali',nhı cevabı:
Bu ahmaklar kendilerinin ,yok .İken yaratılmış olduğunu bilmezler. Bunların hali, çok'
güzel bir yazı görüp bununmürid, alim ve kadir bir Ik&tibines,eri olmakSızın
kendiliğin-den yazıldığına yahutta ezeldenberi yazılmış bulunduğuna inanan .insanın haline benzer.
2 - Allaha inanıp da Ahiret gününe iman etmeyenler inlilanların bir nebala veya
hay-vana benzediklerini, öldükten sonra yok olacaklarını iddia etmişler, "Cenn,et ve Cehtmnem, sevap ve ikab bir yalandan ilbarettir" demişler ve işlerinde ibahilere uymuşlardır.
-. Gazzalı'nin cevabı:
. _Bıiıilar ruhun hakikatini, insanın hayvandan ve nebattan üstün. olduğtın.tı bilmedikleri .
\
(46); Ek, Aynı (:!ser, 's. ;1.6.
(47).Bk. Aynı eser, s. 20.
(48). Süre VI. a-yet 125.
.(49). Sftre bXXXII, a-yet 13-14.
(50). Süre LIII, ayet 39. ! _
,
171
ıçın Ahirel:e inanmamışlardir. Ruh Allaha mensuptur;' Iı:itekim .Cenab-ı İIa~kın, o.'na
(Adem'e) ruhumdan üfl~dim (52), ruh Rabbimin ,emrindendir (53), buyurduğunu fark
et-memişlerdir. Taklidci ibahllerin de bildiği gibi dünyaya yüz yirmidört bin peygamber
gelmiş ve bütün bunlar ölümden sonra ruhun yaşıyacağ~ndan, sevap ve ikabm gerçek
0.1-duğundan. İıaber vermişlerdir. Bütün alimler ve veliIer bunda ittif~k etmişlerdir. .Alim
olanlar deliillerle peygamberlerin sÖ:fünündoğru olduğunu anlaımş~ardır. Ehli zevk ,olıın so-mer ve veso-mer ise nefislerini ıslah edip müşahede yoluyla ölümün hakikatine, ruhun bek~~
sma ve yeniden dirilmeye vakıfolmuşlardır~ Mukallitleı:. ise gerek aljmleri v,e gerekse.
sofl-leri taklit yoluyla iman sahibi olmuşlardir. Ahirete itikat etmeyen bu mülhidler ıse
imandan na~ibi olmıyan, bu açık hakikatlere akıl erdiremiyen birtakım ibahllerdir (54).
Seİüzinei güruiı:.
Bunlar "Dervişe hiçbirşey malum olmaz; namaz,
şeyler bilinen şeylerdir; Derviş bunlardan. m üstağni
olur'~ demişlerd~r (.55)..
oruç, sevalT,' Cennet ve Ahiret gibi
olmalıdır; hakiki dervişlik .böyle
'Cazzali'ye görebunlar şedatta methMilen dervişlerin isimhiİ'ini . kendilerine"
malet-mişlerdir. 'Halbuki tuttukları yolunClervişlikle' alakasİ yoktur. Sülıik ' ettikleri yol dalalet
yoludur.
Gazzali'ye göre, dinden sapanları kurtaracaik dört çare vardır (56). Fakat Şeytan iba-hllere bu çaı'elerin, yollarını kapamıştır:
1 - BütÜn dalaletlerin ilacı ilimdir. A1imler de tabih!ere benzerler, yolunu
şaşıranıa-rı tedavi ederler. Hakikat böyleyken i,bahller ilmi hicap, alimleri de kendi. bilgileriyle
mahcup zan'nedip, k,endilerinin daha üstün bir mertebeye ulaştıklarını iddia ettiler.
2 - Sapıklara sağlam delille n.asihat etmek, necat bulmalarina sebep olabilir. Fakat
ibahller delile "cedel" ıl.dmı'vermişler ve duydukları her söze bu cedeldit diyerek kıymet
vermemişlerdir.
3 - Fasidlik yapan bir kimsenin kabahatini anlayaraik pişman olması, kendisine bu
kusurundan dolayı hakaret gözüyle bakması tövbe etmesinesebep olabilir; ibahner ise
"b~e hakikat yolu açıldı, 'yaptığımız herşeykemal ve basiretimizin bir neticesidir"
diye-rek gafletten uyanmazlar.
4 - Halkın günah işleyenleri ayıplaması birçok kimseleri fena işler yapmaktan
uzak-laştırır. Halbuki ibahller kendilerini veliIerden göstermek için zahiren ehli takvamn
kıya-fetiyle süslenirler ve büyü:k şeyhlerin sözlerini dillerinden bırakmaklar. Hakikatte ise
birçok günahlar işlerler, dalaletten ayrılmazlardı.
Gazzali'nin ibahller karşısmdaki durumunu böylece gördükten sonra, netice olarak
ba-zı mülahazalar beyan edebiliriz:
GazzaIl, ba:zı kimselerin israrı ve ibahilerin dalaletlerinin yayılmış olması sebebiyle
o'nların sapıklık ve fesadlarma işaret etmeyi vacip telakki ettiğini söylüyor (57).
(52). Süre XV, aset 29.
(53). Süre XVII, ayet 85.
(54). Bk:' al-Gazzali, Hamakat, s. 23-26.
(55). Bk. al-Ga;zzaJi, Hamakat, s. 26-27.
(56). Aynı eser, s. 3-5.
(57). Bk. al-Gazz.aJi, Hamakat s. 6. .
--~ ,~.','T' _.'_ ..- _._ .. - •
,amillerdir. :Fllikat kanaatimizce, Gazzali'yi ibahilerin şüphe ve dalaletlerini yazmaya
sev-oked,en-sebeplerden biri de k~disinin ve -onların sofiliğe olan yakın alakalandır:
lbahilerin dalaletlerinden bahsederken nasıl sonlik iddiasında bulunduklarını
açİklamıştık.
-Ga,z~i'y~ ge!ince:ona göre hakikatı arayanlar dörtsınıftan ibarettir: 1 -
Mütekel-ı~!er,,~ - Batıpiler,
a -
Felsefeciler, 4 - Sofiler, (58). Gazzali, geçirdiği şüphe krizin"~en ~onra bıwla);' içing~ yolları en doğrq, ahI8.kları en temiz olanların sofiler olduğuna
inanmış (59). ve sofilikte karar kılmıştır. Bu sebeple sofi olan Gazzali, sonlilk .iddiasında
'bulunan ibahileri kendis~den tefrik etmek ve hakiki sofiliği korumak için onların
dala-letlerini sayıp dökmek ihtiyacını duymuştur.Nitekim Hamakat Ahlal~lbal;ı,a adlı eserinin
muhtelif yerlerinde zamanındaki ibahilerden söz açması (60), İhya'da (61), Mizan
al-A-mel'de (62) ve al-Munkiz'de (63)' tasavvuftan bahsederken ibahileri tel'in, etmeyi
unut-maması Kanaatıınızın doğruluğunu' gösterir~
Son olarak şunu da kaydetmeik lazımdır ki Ta.limiyecilerle mücadele enen,
felsefecile-reitirazlarda bulunan Gazzali, geniş kültÜrü sayesinde metodsuzı birşekilde olsa da
ibahi-lerinşüphe vedalaletlerini çürütmüştür. Bu bakımdan İslam alemi ona çok şeyler
borç-ludur.
"r
(58). Bk. al-Gazza,li, al-Munkiz miıı ad-Dalal, s. 6. Mısır 1309. (59). Aynı ~ser ~. 22.
(60). Bk. aı:"G-lJ,ZZalt;~m.~81t, Il. 3, 6,
g3.
(6l) ..Bk. al-G;ızzali, İhya~ Ulumad-Dln, co.III, s. 405.
(62). Ek. al-Gazzali, Miza."l al-Amel, s. 90, 206.