• Sonuç bulunamadı

Üsküdarın, Kadıköyünün ve Kalamışın tarihine bir kuş bakışı:Seyyid Battal Gazi maiyetindeki fedailerle Kızkulesine [Kız Kulesi] hücum ederek kızı kaçırdı.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Üsküdarın, Kadıköyünün ve Kalamışın tarihine bir kuş bakışı:Seyyid Battal Gazi maiyetindeki fedailerle Kızkulesine [Kız Kulesi] hücum ederek kızı kaçırdı."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Eski ve yeni İstanbul

T

üsküdarın, Kadıköyünün ve Kalamışın

tarihine bir kuş bakışı

“ Seyyid Battal Gazi maiyetindeki fedailerle

Kızkulesine hücum ederek kızı kaçırdı

Eski ve yeni İstanbulda «Mekân ve zaman içre seyahat» ederek, ada­ ların şöyle bir umumî manzarasını seyrettik. Bunların her birine bakar­ ken, artık, nazarlarımızın önünde sade şimdiki maddî şekil değil, tari­ hinin hatıraları da canlanıyor.

İstanbulun her bir parçasını aynı gözle görmek üzere, bu muazzam ta­ rihî şehre doğru yürüyelim...

Fakat gözlerimiz, Kalamış, Kadı­ köy, Haydarpaşa cihetlerine ilişme- mezlik edemiyor. Öyleyse, - derilileri­ ne dalmağı sonraya' bırakarak - va­ purun iskeleye uğraması kabilinden, azıcık buralarda da duralım.

Evliya Çelebi üstadım şöyle anla­ tıyor:

***

Asıl ismi Seyyid Gazi oğlu Cafer olan Battal Gazi (1) Üsküdarda de­ niz kıyısında çadır kurup muhafız kaldı. Yedi sene çalışarak bağlar, bahçeler yetiştirdi. Şimdileri, o bağ­ lara Battal bağlan, Âl - i Bahadır bağ­ lan, Gazi köyü bağlan derler ki ga­ latı meşhur olup Kadıköyü bağı der­ ler.

İşte bu yedi sene zarfında ilk defa olarak Üsküdan ve Kadıköyü Battal Gazi imar etmiştir. Sonralan Battal Gazi Şam gazalarına memur olun­ dukta Rum kralı Kadıköyüne metin bir kale bina ettirmiştir ki hâlâ bu hakirin (yani bizzat Evliya Çelebi­ nin) bağı içinde harabesi görünmek­ tedir.

Sonra Üsküdann kara tarafına, ta Çamlıca dağlanna kadar bir hendek açtırmıştır. Toprağını iç yüzüne sed

¡uM.in.de yiğdirip kapıları vesaire bı­ rakmıştır. Çamlıca dağı üzerine de bir karakol kulesi ve Toygar tepesin­ de, Yassı tepede, ve Piyale paşa tepe­ sinde ve daha sair on iki yerde büyük karakölhaneler yaptırdı. Üsküdann dört tarafına kırk bin bekçi tayin etti.

Üsküdan bu suretle tahkim tetik­ ten sonra Battal Gazinin korkusun­ dan deniz üstünde kocaman bir kale bina ettirip Üsküdar tekfürünün kı­ zını ve diğer kıymetli ve lüzumlu eş- yayi içine koydurdu. İşte Kızkulesi böylece meydana geldi.

Bu sırada Battal Gazi Şam fethini bitirerek Üsküdann böyle tahkim edildiğini işitince maiyetine yedi yüz fedai aldı ve birdenbire Üsküdan bas­ tı. Oradan kayıkla Kızkulesine geçip kralın kızını, hâzinesini ve diğer hü­ kümet levazımını alıp Üsküdara gel­ di. Orada Üsküdar bahçesi yerinde iki rekât namaz kılıp:

— İlâhi!... Burasını Ümmeti Mu-

hammede müyesser et ki mamur ve âbâdan olsun! - diye dua etti .

Ve, Üsküdara dokunmıyarak ga­ nimetlerini aldı; Mudanya şehrine gitti. Battal Gazinin ayağı bereketi olarak, bunu müteakib kral Üsküda n öyle mamûr etmiştir ki gûya cen­ netten nümune vir bağ haline gel­ miştir.

Fetihten sonra Fatih tarafından da imar edilmiştir. Lâkin asıl fevkalâde ümranı kanunî Süleyman devrine raslar. Şimdiki devirde de (yani üç yüz sene evvel) mamûr bulunmakta­ dır.

Dördüncü Muradın tesbit ettirdi­ ğine nazaran, Üsküdar yedi dağın dere tepesi üzerinde bina olunm uş,' otuz bin kadar bağa, bahçeye, yalilı evlere vesair imaretlere sahip süslü, büyük bir şehirdir. Asıl ismi Eski Dardır ki Üsküdar galatı meşhurdur.

99

* * *

Üsküdann camilerinden, medrese­ lerinden, imaretlerinden, tekkelerin­ den, hamamlanndan, kervansaray­ larından, saraylarından, sebilhane­ lerinden, çeşmelerinden, tüccarların­ dan ve dükkânlarından uzun uzadı­ ya bahseden Evliya Çelebi, sözü me­ sirelere intikal ettirerek Çamlıcanm tepesinde padişahın Bağı Cihan

is-U V ■ M - t " : i

Kalamış sahilinden denize doğru bir bakış

mile mükemmel bahçe yaptırdığını, Küçük Çamlıcanm ise, çınar ağaçla- rile dolu bir çimenzar ve av yeri ol­ duğunu söylüyor.

Padişahlar tebdilihava için Üskü­ dara geçtikleri vakit, doğanbazlar da, hep Doğancılar meydanına gelir­ lermiş; burası eğlenceli bir gezme yeri olurmuş.

Salacakta, temmuz aymda dilber­ ler denizde yıkanırlar; Şemsipaşada ise ikindiden sonralan âşıklar topla- nu, kayıklarla dolaşırmış... Ve anlat­ masına devam ediyor:

Kalamış gezme yeri de, Kadıköy bağlan ile Fenerbahçesi arasında bir körfez içinde beyaz kumsal bir deniz­ dir. Bütün dilberler, sadık âşıklar bu­ rada deniz perileri gibi gezer, oyna­

şırlar... Kadıköy bağlan teferrücgâ- hı, Haydarpaşa bağı, Âl - i Bahadır bağlan, Secah bağlan, hep nazirsizdir. Piyale paşa havuzu, Kaya sultan bah­ çesinde denize nazır bir çıkıntı üs­ tünde bir kasr, bir büyük havuz, için­ de kayık ve balıklan vardır,

İşte, üç yüz sene evvel Kalamışın, Kadıköyün, Haydarpaşanm ve Üskü­ dann umumî manzarası... Yani Üs­ küdar meskûn, öte taraflar bağlık, bahçelik, her taraf ağaç, ağaç... Yem­ yeşil...

Kadıköy ise henüz pek küçücük... Şu manzarayı arzediyor:

Fatih, buranın kalesini yıktırarak şehrini Darüssaade ağalarına has ih­ san etti. Bugünkü günde 600 hane, bir mahalle Müslüman, yedi mahal­ le Rum ahalisi vardır. Altı yüz bağı, deniz kıyısında yeldeğirmenleri var­ dır. Terzi Mustafaefendi yalısı diğer binalardan mamurdur. Çarşı içinde dört köşeli kiremitli bir camii mev- cuddur. Bu da Darüssaade ağalann- dan Osmanefendi binasıdır. Başka camii yoktur. Bir hamamı, yüz dük­ kânı vardır. Limanda balığı gayet çoktur.

Evliya Çelebinin Battal Gaziye dair anlattıklarını - tıpatıp tarihî haki­ katler olmaktan ziyade o zamanki insanların inandıkları efsane karışık menkulât saymak icab eder.

Kadıköyün tarihine dair, garplılar tarafından şu hakikatler tevsik edil­ miştir:

Şimdiki Kadıköyün yerine, Roma­ nın bina edilmesinden 148 sene sonra

(2) (Halkidon) Chalcedoine şehri

ku-(1) Şemseddin Sami, Kamusu Âlânmda «Seyyid Battal Gazi» hakkında şu izahatı veriyor.

Meşhur islâm kahramanlarından namlı bir gazi olup, rivayete göre hicri 121 ta­ rihinde Rumlara karşı yapılan gazada şehid olmuştur. Eskişehirde Seyyid Gazi makberesinde kabri keşfolunarak Selçuk hükümdarlarından Alâaddinin validesi tarafından türbesi bina edilmiştir. Os­ manlI padişahları da buna cami, tekke ve sair hayrat ilâve eylemişlerdir. Kasa­ banın eski ismi Nakolya iken bu zatın ismile Seyyid Gazi olmuştur.

(2) Roma, Milâddan 754 sene evvel bina

edilmiştir.

rulmuştur. Karşı taraftaki harikula­ de sahili görmeyip de burasım tercih ettikleri için «Megarien»ler «Körler» lâkabım almışlardır.

Bu şehir, Yunam n dahilî nizalarına, Bizansm entrikalarına gayet faal bir şekilde iştirak etmiştir. Anadolunun şimali garbisinde hüküm süren Bitin- ya kralları tarafından fetlıolunmuştur.

Bunların sonuncusu olan üçüncü Nikomed Milâddan 75 sene evvel vefat ederken bütün mülkünü Romalılara terkettiği için, Kadıköyünün babası da zamanın bu büyük devleti tarafın­ dan yutulmuştur.

Mithridate burasım feth, kısmen tahrip etmiştir *>ans imaparatorlu­ ğu esnasında maıt mz1 2 ve müreffeh ha­ le geldi. Fakat Biz ansın uğradığı altın­ larla harap edildi İran hükümdarı Khosroes karargâhını buraya kurdu; ve on sene müddetle burada kalarak Bizans kuvvetlerim ezdi.

Büyük Fransız ansiklopedisinde B. Rossignol’un iddiasına göre, burasım kâmilen yıkan Tüıkler meşhur binala­ rının malzemesini İstanbulda yaptık­ ları âbidatta kullanmışlardır.

Bu sahili gözden geçirirken Kala­ mış kıyılarında tarihte geçmiş bir faciayı unutamayacağız.

Yedinci asrın başındaydı. İmpara­ tor Moris Tiber bir çok kahramanlık­ lar göstermiş, Bizans arazisine her taraftan saldıran kuvvetleri, İran, Afrika, Slâv vesaire hududlarında durdurabilmişti, mükemmel bir hü­ kümdar olmakla breaber, hisabîliği yüzünden orduda hoşnudsuzluk uyan­ dırdı. Askerî bir isyan zuhur etti ve yüzbaşı Fokas vaziyete hâkim olu­ verdi.

Bu, bilâhare işleri altüst eden ve halk tarafından parçalanan çok eh­ liyetsiz bir herifti. Fakat işte İmpa­ rator Tiber, onun idare ettiği isyan hareketinde yapayalnız bırakıldı ve bir kayığa binerek kendini Mudanya taraflarına atmak istedi.

Çıkan bir fırtına, seyahatine mâni olduğu için, yakalanarak, çoluğile, çocuğile beraber, Kalamış iskelesine çıkarıldı. Ve oradan, Fokasm huzu­ runa getirildi.

Yeni hükümdar, selefine zulmün âzamisini yapmak istiyordu.

Loş bir teşrin sabahiydi. Onu eli kolu bağlı olarak sahile sürükledi­ ler. Tiber, metanetini ve dindarca gey- retini hiç kaybetmedi. «Kendi nikbe- ti üzerinde felsefe yürütüyordu.»

Felâketzede mahlû hükümdara ya­ pılan işkenceleri daha fazla uzatmak için, oğulları olan beş prensin kafa­ larım kendi gözleri önünde kestiler. «Baltanın her inişinde, bu masum kurbanların kanı, babalarını korkunç ve kızıl bir renge boyuyordu.»

Fakat o, her darbede:

— Allahım! Senin adaletin vardır. Senin hükümlerin de âdilânedir! - diyordu.

Sonra, korkusuzca, kendi kellesini

» » * . » ... . . . « İ T Î V - - . .

de cellâda teslim etti...

Cellâd, sevgili evlâdlarımn kumral saçlı başları ortasına, onun beyaz saçlı başını yuvarladı.

Kesif bir halk tabakası da bu facia­ yı alkışladı.

Denize atılan gövdeler gerisin ge­ ri gelince, hurafata meyyal BizanslI­ lar, bunu sırf bir tesadüfe atfetmedi­ ler. Şeametli bir devrin başlıyacağı- na hükmettiler. Yürük Çelebi

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Kuloğlu gönüllü kuvvetle­ rinin teslihi için muhafaza edilen 40-50 bin kadar Martin ve Schnei- der tüfekleri yeni sisteme tahvil vesilesiyle ve İtalyanların

Battal Gazi Destanı ile Malatya’da aktarılan bilgilerin benzerlik ve farklılıklarına dair örnekler ışığında, Battal Gazi ile ilgili anlatıların Malatya

Oyuncular: Cüneyt Arkın, Meral Zeren, Bilal İnci, Reha Yurdakul Filmin Özeti: Battal Gazi Destanı filminin sonunda öldürülen Delibaş Alyon’un kardeşi Andre Alfons,

Tedarik zinciri yönetimi; ne kadar ürünün üretilmesinin gerekli oldu unun belirlenebilmesi için geçmi teki performansa ve e ilimlere bakan talep planlaması,

Yolda Tristan ve Isolde kraliçe- nin kendi k›z› ve Kral Mark için haz›r- lam›fl oldu¤u aflk iksirini yanl›fll›kla içerler.. Böylece bütün güçlüklere kar- fl›

Atatürk'ün Türk Tarih Tezi, Osmanlı'dan önceki Türklerin tarihine yönelmiş; medeniyerin beşiğinin Orta Asya oldugu, buradan göç eden Türkler aracılığıyla medeniyerin

1040’ta Dandenakan savaşı ile Anadolu kapılarını aralayan ve 1071’de kesin olarak Anadolu’ya sahip olan Türkler, Battal Gazi’yi Alp- Gazi tipi olarak

12- Zikr-i Kıssa-i Hindistan Seyyid-i Battal’ın Ak fili Getirdiği 13- Zikr-i Kıssa-i Cah-ı Cehennem ve Seyyid-i Battal’ın Cengi 14- Zikr-i Kıssa-i Guzende-i Cazu’nun