• Sonuç bulunamadı

Öykümüzün büyük ustasını 40. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz:Sait Faik ile... yenilik ve değişme üzerine

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Öykümüzün büyük ustasını 40. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz:Sait Faik ile... yenilik ve değişme üzerine"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

" î T

-Öykümüzün büyük ustasını 40. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz

Sait Faik ile ... yenilik ve değişme üzerine

T

ürk öyküsüne

getirdiği büyük

yeniliğin yanında,

kişiliğinde yine

büyük bir

alçakgönüllülüğün

sıradanlığın ve

evrensel

hümanizmanın

simgesini taşıyan

Sait Faik’in 40.

ölüm yılında

karşımıza birden

fazla kalıt

çıkmaktadır.

Yapıtları yeniliğe

olduğu kadar

dünyaya, dışa

açılmanın da bir

ifadesi olan Sait

Faik, hiçbir

milliyetçilik kaygısı

taşımadan,

öykülerinin

çoğunda

İstanbul’daki

yabancı

toplulukları konu

edinmiştir.

HALİL GÖKHAN

I

H 953 Martı’nda Cumhuri- yet’te yayımlanan bir görüş­ mede Yaşar Kemal şöyle gi- rerSait Faik’in yoluna:

“Akşamüstleri Tünel’den Taksim’e doğru sol kaldırımdan yü­ rürseniz, gözünüze dalgın, siyah göz­ lüklü, yüzü kederli, ama müthiş keder­ li, - yüzünüzdeki keder besbellidir, el­ le tutulacak gibi, yüzde donup kalmış­ tır- pantolonu ütüsüz, ağarmış saçları kabarmış bir adam çarpar. Bu adamın, bu Beyoğlu kalabalığı içinde hali var­ dır ki (daha doğrusu her hali) size bu koskocaman şehirde yalnız, yapayal­ nız olduğunu söyler. (...)

Bu adam hikayeci Sait Faik’tir. ” Yine Yaşar Kemal’in ağzıyla daima iyiliği söyleyen bu hikayeci Sait Faik,

şıyan Sait Faik’in 40. ölüm yılında kar­ şımıza birden fazla kalıt çıkmaktadır. Yapıtları yeniliğe olduğu kadar dünya­ ya, dışa açılmanın da bir ifadesi* olan Sait Faik, hiçbir milliyetçilik kaygısı ta­ şımadan, öykülerinin çoğunda İstan­ bul’daki yabancı toplulukları konu edinmiştir. Toplumun değişmesiyle birlikte yazınsal anlayışların da değişti­ ğini ileri süren Sait Faik, aynı değişme­ nin ahlakta da oluştuğu sayındadır. Bu bakımdan, köy gerçekçiliğinin getirdi­ ği yerleşik düzyazı türünü altüst et­ mekle kalmamış, yeni bir ahlak anlayı­ şının da öncülüğünü yapmıştır.** Bu anlayışla toplum karşısında yeni bir bakış açısının, yeni bir kavrayışın için­ dedir Sait Faik: “Yeni edebiyatın yerle beraber olmasını, hatta çamura bulan­ masını istiyoruz. Ben mahdut bir züm­ re için değil büyük kütle için yazıyo­ rum. Fikrimce sanatkâr cemiyetin ham insanlarıyla meşgul olmalıdır.” Gerçekte bu ham insanlardan biri de Sait Faik’in kendisidir. Okuma ve yaz­ manın, farklı ama karşıt olmayan alan­ larda dayanışmaya, ortaklığa koştur­ dukları insanın hamlığıdır, onun yerle

beraber olmak dediği. Ham insan,

okumakla, sevmekle yeniden başla­ yan, yeniden doğan insandır. Sanatsal, yazınsal uğraş ve ilgiyle dönüşmeye ha­ zırlanan, kendini dış dünyada görerek kuran insan.

görüşmeden bir yıl sonra siroz hastalı­ ğından ölür. (11 Mayıs) Yaşar Kemal ve Sait Faik görüşmesinin asıl gerekçe­ si, aynı yıl içinde modern yazına yaptı­ ğı hizmetlerden dolayı Amerika’da bulunan Mark Twain Derneği onur üyeliğine seçilmiş olmasıdır. Yaşar Kemal’in soru.sormasına olanak tanı­ madan şöyle der Sait Faik:

“-Bana Mark Twain cemiyeti fahri üyeliği verildi, dünya edebiyatına etti­ ğim hizmetten ötürü. Birçoklan gibi ben de şaşırdım.”

Sözün ardından Yaşar Kemal ekler: “ -Senden önce bu cemiyetin ilk üye­ si Atatürk’müş.”

Eski edebiyatın tozlan Dilin değişmesinin edebiyata olan etkisini olağanüstü güzel bulur Sait Fa­ ik. Eski edebiyatın tozlarından ancak yeni dille silkinebileceğimizi söyler. “Eskiyle olan son bağlarımızı ancak bu yeni dille koparabileceğimize kaniim. Yeni fikirler yeni kalıplar içinde anla­ tılmalıdır. Yeni edebiyatımız için dil devrimini büyük bir şans ve kazanç sa­ yıyorum.”

Romana varmak

Evrensel hümanizmanın simgesi Türk öyküsüne getirdiği büyük ye­ niliğin yanında, kişiliğinde yine büyük bir alçakgönüllülüğün sıradanlığın ve evrensel hümanizmanın simgesini ta­

Sanat yaşamında ne yapmak istiyor­ du Sait Faik? Bunun yanıtını birçok kez görüşmelerde ve konuşmalarında vermişti, ilkin okumaktan söz ediyor­ du: Proust’u hazmetmek, Gide’i anla­ mak, Dostoyevski ilehembezm olmak, Thomas Mann kadar doymak istiyor­ du. Ardından şöyle ekliyordu: “Bugün ne yapalım ki, bizden evvelkiler kendi­ lerinden bize bir şeyler bırakmamış bulunuyorlar. Onun için biz de Pro­ ust’u, Gide’i, Standhal’i okuyarak ro­ mana varmaya çalışacağız. (...) Garbın büyüklerini okuyarak romana varma- a çalışacağız. Biz varamazsak muhak- ak varılacak, varılması lazım gelen bir

merhalenin roman olduğunu bilecek­ ler ortaya çıkacaktı r. ”

Bir başka konuşmada, çocukluğun­ da ve ilk gençliğinde bir şey olmaya de­ ğil olmamaya karar verdiğini söyler­ ken, meşhur olduğunu anımsatan ko-’ nuşmacıyı kendi ağzıyla yalanlayarak, bu sözü tuttuğunu alçakgönüllülük içinde savunuyordu.

Orhan Kemal, onun ölümünden bir ay sonra kaleme aldığı ve Doğu-

Batı’da yayımlanan bir anıda: “Ne is­ terdim bilir misiniz?” diyordu. “Kabil olsa da tekrar dirilse ve hakkında yazı­ lanları gözden geçirse. Öyle sanıyo­ rum ki, bu yazılardan bir kısmı için ba­ sardı gamatoyu.”

Son konuşmasında (ölümünden 20 gün önce Mavi dergisi adına...) saatine bakarak “Bana müsaade, bir rande­ vum var da... ” demişti Sait Faik.

O randevudan dönmedi. ■

*Bozkırdaki Yabana ( S. Faik 'in ya­ pıtlarında ‘ İstanbul Rum Topluluğu’) S. 34,35, Nedim Gürsel, 1994, YKY.

E

C A V C A n i U H I I R l Y Ê T « İ T İ « S i l i t i t

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

derd-i aşk-ı ey melek, Sende yok mu fcalb-i vicdan söy­. le Allah

Bu nedenle, klinik ve laboratuvar ola- rak KKKA açısından şüpheli olgularda kene tutunması veya keneyle temas öyküsünün olmaması, KKKA

► 90 yaşında ölen tiyatro, sinema oyuncusu, yönetmen Vasfl Rıza Zobu; Türk tiyatro tarihinde çeşitli görevler üstlenerek en uzun çalışmış sanatçılardan

Cumartesi Cuma Perşembe Pazartesi Birinci ders İkinci :uncu Dördüncü Beşinci Altıncı İstanbul CemaL Azmi

Pa­ ris Türk Turizm Bürosu ve Kültür Ateşeliği, Paris ve Tok­ yo’daki Türk Büyükelçilikleri, New-York Türk Evi, Türki­ ye iş Bankası'nın yanısıra yurt içi ve

TÜİK’in anket sonucuna göre 15 yaş ve üstündeki kişiler günde ortalama 8 saat 32 dakikayı uykuya ayırırken spor faaliyetlerine sadece 7 dakika ayırıyor!. Aynı

Şadan Gökovalı, “Turgut Bey’in İzmir’e Yaptıkları” adlı kitabında son on ve özellikle de sekiz yılda İzmir’in başına gelenleri belgelere ve yaşayanların

Bize, otuz yıl sonra, (Buyrun kapı dışarı) diyebilirler.. Gidecek hiç bir yerimiz