• Sonuç bulunamadı

Doğrudan yabancı yatırımlar ve belirleyicileri: Türk finans sektörü üzerine bir uygulama

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Doğrudan yabancı yatırımlar ve belirleyicileri: Türk finans sektörü üzerine bir uygulama"

Copied!
121
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İKTİSAT ANABİLİM DALI

Yüksek Lisans Tezi

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR VE

BELİRLEYİCİLERİ: TÜRK FİNANS SEKTÖRÜ

ÜZERİNE BİR UYGULAMA

(2)

T.C.

ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İKTİSAT ANABİLİM DALI

Yüksek Lisans Tezi

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR VE

BELİRLEYİCİLERİ: TÜRK FİNANS SEKTÖRÜ

ÜZERİNE BİR UYGULAMA

Hazırlayan

Şebnem Keskin

Tez Danışmanı

(3)
(4)
(5)

ÖZET

Kurum : ZBEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı

Tez Başlığı : Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Belirleyicileri: Türk Finans Sektörü Üzerine Bir Uygulama

Tez Yazarı : Şebnem Keskin

Tez Danışmanı : Doç. Dr. Arzu Tay Bayramoğlu Tez Türü, Yılı : Yüksek Lisans Tezi, 2019 Sayfa Adedi : 106

Gelişmekte olan ülkeler için yabancı finansman kaynakları arasında yer alan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının hacmi 1980’li yıllardan itibaren tüm dünyada hızla artmıştır. 1980 öncesinde daha çok imalat sanayinde yoğunlaşan doğrudan yabancı sermaye yatırımları finans piyasalarının serbestleştirilmesi ile finans sektörüne ilgi göstermeye başlamıştır. 1980’li yıllardan itibaren dış ticaret rejimi ve finans piyasalarının serbestleştiği Türkiye ekonomisinde, 1990’lar ve 2000’lerin başında finansal krizler yaşanmış ve 2001 yılından sonra Türk finans sektörüne giren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında önemli artışlar ortaya çıkmıştır.

Bu çalışmada 2007-2019 döneminde Türk finans sektörüne giren doğrudan yabancı yatırımları ile finansal gayri safi yurtiçi hasıla, kredi hacmi ve reel döviz kuru arasındaki ilişki ARDL eşbütünleşme tekniği ile uzun ve kısa dönemli olarak analiz edilmiştir. Buna göre finans sektörünün gayrisafi yurtiçi hasıladaki hacmi, ve kredi hacmi finans sektörüne giren doğrudan yatırımları hem kısa hem de uzun dönemde etkilemektedir. Reel döviz kuru ise sadece uzun dönemde etkiye sahiptir. Bu bağlamda elde edilen bulgular; finansal gelirin, finansal gelişmişliğin ve döviz piyasalarındaki hareketin finans sektörüne gelen doğrudan yatırımları etkilediğini işaret etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı yatırımlar, Türk Finans Sektörü,

(6)

ABSTRACT

Institution : ZBEU Institute of Social Sciences, Department of Economics Tez Başlığı : Foreign Direct Investments and Their Determinants: An

Application on Turkish Financial Sector Tez Yazarı : Şebnem Keskin

Tez Danışmanı : Assoc. Prof. Dr. Arzu Tay Bayramoğlu Tez Türü, Yılı : Msc. Thesis, 2019

Sayfa Adedi : 106

The volume of foreign direct investment, which is among the foreign financing sources for developing countries, has increased rapidly all over the world since the 1980s. Prior to 1980, foreign direct investments, which were mostly concentrated in the manufacturing industry, began to show interest in the financial sector with the liberalization of financial markets. The liberalization of foreign trade regime, andfinancial markets, since the 1980s in Turkey's economy, has experienced financial crises the 1990s, and in the early 2000s, and has emerged a significant increase in foreign direct investment entering the Turkish financial sector after 2001.

In this study, the relationship between foreign direct investments investments in Turkish finance sector, and financial gross domestic product, credit volüme and real exchange rate in the period of 2007-2019 has been analyzed with ARDL cointegration technique as long and short term. Accordingly, the volume of the financial sector in the gross domestic product, and the credit volume affect the direct investments entering the financial sector in both short and long term. The real exchange rate, has a long-term effect only. Findings in this context indicate that financial income, financial development and movements in foreign exchange markets affect foreign direct investments in the financial sector.

Keywords: Foreign Direct Investments, Turkish Finance Sector, Cointegration

(7)

ÖNSÖZ

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, pazar büyüklüğü ve transit yollarının üzerinde olması Türkiye ekonomisini yabancı yatırımcılar için cazip hale getirmektedir. Aynı şekilde doğrudan yabancı yatırımlar da Türkiye ekonomisi için çok önemlidir. Doğrudan yabancı yatırımlar, Türkiye ekonomisinin teknoloji ağırlıklı ürün üreten, ihraç eden bir ülke haline gelmesinde ve ödemeler dengesi açıklarını finanse etmesinde önem arz etmektedir. 1980 öncesi dönemde yatırımlar daha çok imalat sektörüne yönelirken 1980’den sonraki dönemde küreselleşme ve buna bağlı olarak yatırımlarda yaşanan gelişmelerle hizmetler sektörüne doğru kayma yaşanmıştır. Hizmetler sektörü içerisinde ise finans sektörü 1990’lı ve 2000’li yıllarda öne çıkmaktadır. Bu yıllardan itibaren doğrudan yabancı yatırım girişlerinin ilk 5’i içerisinde mutlaka bir bankanın satışı yer almaktadır. Bu nedenle finans sektörü, 2000’li yıllardan itibaren DYY ile Türkiye ekonomisine giriş yapan önemli sektörlerden biri olmuştur. Bu doğrultuda çalışmada Türk finans sektörüne giriş yapan doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile çeşitli makro iktisadi göstergeler arasındaki ilişki teorik ve ampirik olarak incelenmesi amaçlanmaktadır.

Bu çalışmada öncelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının tanımı, türleri, belirleyicileri ve teorileri konularına değinilecek, Dünya’da ve Türkiye’de doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilerek, Türkiye ekonomisine giren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının miktarı, sektörel dağılımı ve Türk finans sektöründeki doğrudan yabancı sermaye yatırımları açıklanacaktır. Son olarak ise Türk finans sektörüne giren DYY yatırımları ile, finans sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla içerisindeki payı, reel döviz kuru ve yurtiçi kredi hacmi arasındaki ilişki analiz edilecektir.

Bu çalışmanın hazırlanmasında başından itibaren beni birikimleriyle yönlendiren, sabrı ve anlayışıyla yardımını esirgemeyen değerli hocam Doç. Dr. Arzu Tay Bayramoğlu’na, tez çalışmamın son halini almasında değerli katkılarından dolayı Dr. Öğr. Üy. Asuman KOÇ YURTKUR ve Dr. Öğr. Üy. Havanur ERGÜN TATAR’a teşekkürü bir borç bilir, saygılarımı sunarım.

(8)

Hayatın her alanında olduğu gibi tez çalışmam esnasında da maddi ve manevi desteklerini benden hiçbir zaman esirgemeyen, beni yüreklendiren, canım annem, babam ve abim başta olmak üzere tüm aile fertlerime ve tüm sevdiklerime canı gönülden teşekkürlerimi sunarım. Son olarak, koşulsuz şartsız yanımda olan sevgili eşim Mutlu KESKİN’e çok teşekkür ederim.

(9)

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET ... iii ABSTRACT ... iv ÖNSÖZ ... v İÇİNDEKİLER ... vii TABLOLAR LİSTESİ ... x ŞEKİLLER LİSTESİ ... xi

GRAFİKLER LİSTESİ ... xii

KISALTMALAR LİSTESİ ... xiii

GİRİŞ ... 1

1. DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM KAVRAMI, TÜRLERİ VE TEORİLERİ ... 4

1.1. Doğrudan Yabancı Yatırım Kavramı ve Önemi ... 5

1.2. Doğrudan Yabancı Yatırım Zinciri ... 6

1.3. Doğrudan Yabancı Yatırımın Özellikleri ... 7

1.4. Doğrudan Yabancı Yatırımın Nedenleri ... 8

1.5. Doğrudan Yabancı Yatırımı Belirleyen Faktörler ... 12

1.5.1. Ev Sahibi Ülke Açısından Belirleyici Faktörler ... 13

1.5.1.1. Politik Faktörler ... 14

1.5.1.1.1. Piyasaların Yapısına İlişkin Politikalar ... 15

1.5.1.1.2. Özelleştirme Politikaları... 15

1.5.1.1.3. Vergi Politikaları ... 15

1.5.1.1.4. Bürokratik İşlemler ... 16

1.5.1.2. Yatırım ortamına İlişkin Faktörler ... 16

1.5.1.2.1. Yatırım Teşvikleri ... 16

1.5.1.2.2. Kültürel/Psikolojik Faktörler ve Bilimsel Araştırma Seviyesi 17 1.5.1.2.3. Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik Düzeyi ... 17

1.5.1.2.4. Kurumsal Yapı ... 18

1.5.1.3. Ekonomik Faktörler ... 18

1.5.1.3.1. Piyasa Büyüklüğü... 18

1.5.1.3.2. Döviz Kuru ... 19

(10)

1.5.1.3.5. Serbest Ticaret Bölgeleri ... 20

1.5.2. Kaynak Ülke Açısından Belirleyici Faktörler ... 20

1.6. Doğrudan Yabancı Yatırımın Türleri ... 22

1.6.1. Yatırımın Mülkiyetini Değiştiren Doğrudan Yabancı Yatırım ... 22

1.6.1.1. Ortak Teşebbüs ve Tam Mülkiyetli Girişimler ... 22

1.6.1.2. Şirketler Arası Birleşme ve Satın Alma ... 23

1.6.1.3. Stratejik Birleşmeler ve İşbirlikleri ... 26

1.6.2. Yeni İşletme Yaratan Doğrudan Yabancı Yatırım ... 26

1.6.2.1. Yeşil Alan Yatırımları ... 26

1.6.2.2. Kahverengi Alan Yatırımları ... 27

1.6.3. Üretim Aşamalarına İlişkin Doğrudan Yabancı Yatırım ... 28

1.6.3.1. Yatay Yatırımlar (Horizontal Investments) ... 29

1.6.3.2. Dikey Yatırımlar (Vertical Investments) ... 29

1.7. Doğrudan Yabancı Yatırım Teorileri ... 30

1.7.1. Mikro Ekonomik Yaklaşımlar ... 30

1.7.1.1. Hymer’in Endüstriyel Organizasyon Teorisi ... 31

1.7.1.2. Ürünün Yaşam Evreleri ... 32

1.7.1.3 İçselleştirme (İşlem Maliyeti) ... 35

1.7.1.4. Eklektik Teori (OLI PARADİGMA) ... 35

1.7.1.5. Üretim Miktarı ve Piyasa Büyüklüğü Teorisi ... 38

1.7.1.6. Caves Ekonomileri ... 39

1.7.1.7. Oligopolistik Tepki Teorisi ... 40

1.7.2. Makroekonomik Yaklaşımlar ... 41

1.7.2.1. Yerleşim Yeri Teorisi ... 41

1.7.2.2. Aliber Teorisi ... 42

1.7.2.3. Kalkınma Aşaması Teorisi ... 42

1.7.2.4. Dinamik Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi (Kojima Yaklaşımı)43 2. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR ... 44

2.1. Dünya’da DYY ... 44

2.2. Türkiye’de Doğrudan Yatırımlar ... 49

2.2.1. 1950-1980 Dönemi ... 50

(11)

2.2.4.Türkiye’ye DYY Yapan Firmaların Coğrafi Dağılımı ... 55

2.2.5. Türkiye’de DYY’lerin Sektörel Dağılımı ... 56

2.2.6. Bankacılık ve Finans Sektöründe Doğrudan Yabancı Yatırım ... 58

2.2.6.1. Bankacılık Sektörüne DYY Yapılmasının Nedenleri ... 61

2.2.6.2. Türk Bankacılık Sektörüne DYY’nin Etkileri ... 62

2.2.6.3. Türk Bankacılık Sektöründe Mevcut Durum... 63

3. TÜRK FİNANS SEKTÖRÜNDE DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARINI BELİRLEYEN FAKTÖRLERİN EKONOMETRİK ANALİZİ ... 69

3.1. Literatür Taraması ... 69

3.1.1. Doğrudan Yatırımlarının Etkilerine İlişkin Literatür Taraması ... 69

3.1.2. Doğrudan Yatırımları Etkileyen Faktörlere İlişkin Literatür Taraması 75 3.1.3. Finans Sektörü ile Doğrudan Yatırımlar Arasındaki İlişki ile İlgili Literatür ... 81

3.2. Veri Seti, Ekonometrik Yöntem ve Bulgular ... 83

3.2.1. Veri Seti ... 83

3.2.2. Birim Kök Analizi ... 84

3.2.3. ARDL Eşbütünleşme Analizi ... 85

SONUÇ ... 89

KAYNAKÇA ... 92

(12)

TABLOLAR LİSTESİ

Sayfa

Tablo 1.1: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Belirleyicileri ... 13

Tablo 1.2: Türkiye’de Son Yıllarda Uygulanan Teşvik Programları ... 17

Tablo 2.1: I. Dünya Savaşı Öncesi Toplam (Direkt ve Portföy) Yabancı Sermaye Yatırımları (%) ... 44

Tablo 2.2: Uluslararası DYY Girişi Sıralaması (2017-2018) ... 48

Tablo 2.3: Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Sermaye Yatırımları (Osmanlı Lirası - 1. Dünya Savaşı öncesine ait veriler) ... 50

Tablo 2.4: 1923-2009 Yılları Arasında Türkiye’ye Gelen DYY Miktarı (İzin Verilen*, milyon dolar, Cari Fiyatlarla) ... 51

Tablo 2.5: Türkiye’ye Doğrudan Yabancı Yatırım Girişlerinin Dağılımı (2013-2018). ... 54

Tablo 2.6: Türkiye’nin DYY Stoku- Sermaye Yatırımları Seçilmiş Ülkeler İçin İlk Yatırımcı ve Nihai Yatırımcı Sınıflaması (Milyon ABD Doları) . 55 Tablo 2.7: Türkiye’ye DYY Yapan Ülkeler (2018) ... 56

Tablo 2.8: 2013-2018 Yılları Türkiye’de Uluslararası Doğrudan Yatırımların Sektörel Dağılımı ... 57

Tablo 2.9: Türk Bankacılık Sektörü Banka Sayıları 1980-2019 ... 60

Tablo 2.10: Türk Bankacılık Sektöründe Yabancı Sermayeli Bankalara Yapılan Satışlar (2001-2013) ... 64

Tablo 2.11: 2019 Aralık Ayı İtibariyle Banka ve Bankaların Şube Sayıları ... 67

Tablo 3.1: Modelde Kullanılan Değişkenler ve Kısaltmaları ... 83

Tablo 3.2: Değişkenlere Ait Tanımlayıcı İstatistikler ... 84

Tablo 3.3: ADF ve PP Birim Kök Testi Sonuçları ... 85

Tablo 3.4: ARDL (1,0,0,2) Modelin Sonuçları ... 86

Tablo 3.5: Sınır Testi ve Eşbütünleşme Sonuçları ... 86

Tablo 3.6: ARDL Eşbütünleşme Uzun Dönem Katsayılar ... 87

(13)

ŞEKİLLER LİSTESİ

Sayfa Şekil 1.1: Doğrudan Yabancı Yatırım Zinciri ... 6 Şekil 3.1: Değişkenlerin Zaman Serisi Grafikleri ... 84 Şekil 3.2: ARDL (1,0,0,2) Modeline Ait Cusum ve Cusum-sq Grafikleri ... 88

(14)

GRAFİKLER LİSTESİ

Sayfa Grafik 1.1: Ana Ülke ve Yabancı Ülkede Ürünün Evreleri ... 34 Grafik 2.1: Dünyada ve Türkiye’de DYY Girişleri (Milyon $) ... 45 Grafik 2.2: 1996-2016 Döneminde Türkiye’de Uluslararası Doğrudan

Yatırımlar ... 53 Grafik 2.3: Aktiflerin GSYH’ ya Oranı (2007-2018 Yüzde) ... 66 Grafik 2.4: Çalışan Sayısı (2015- Eylül 2019) ... 68

(15)

KISALTMALAR LİSTESİ

AB : Avrupa Birliği

ABD : Amerika Birleşik Devletler ADF : Genişletilmiş Dickey Fuller

ARDL : Otoregresif Dağıtılmış Gecikmeli Sınır Testi (Autoregressive Distributed Lag Bound Test) AR-GE : Araştırma ve Geliştirme

BDDK : Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu CUŞ : Çok Uluslu Şirketler

DYSY : Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları DYY : Doğrudan Yabancı Yatırım

EVDS : Elektronik Veri Dağıtım Sistemi GOÜ : Gelişmekte Olan Ülkeler

GÜ : Gelişmiş Ülkeler

GSMH : Gayrisafi Milli Hasıla GSYH : Gayrisafi Yurt İçi Hasıla IMF : Uluslararası Para Fonu

İSMMMO : İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası İSO : İstanbul Sanayi Odası

KBGSYH : Kişi Başına Düşen Gayrisafi Yurt İçi Hasıla KDV : Katma Değer Vergisi

OECD : Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü

PP : Philips Perron

RGSYH : Reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla TBB : Türkiye Barolar Birliği

TCMB : Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TİSK : Türkiye İşveren Sendikaları Federasyonu TMSF : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu

UDY : Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

UNCTAD : Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı VAR : Riske Maruz Değer (Value at Risk)

YASED : Uluslararası Yatırımcılar Derneği

(16)

GİRİŞ

II. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada üretimin küreselleşmesi denilen ve çok uluslu şirketler aracılığıyla yürütülen bir süreç yaşanmaya başlamıştır. Bu süreçte başta imalat sanayi olmak üzere pek çok sektördeki üretim süreci parçalara ayrılarak, dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleşmeye başlamıştır. Üretimin küreselleşmesi ile birlikte doğrudan yabancı yatırımın kaynağını oluşturan ülkeler, karlılıklarını arttırabilme, ucuz işgücüne sahip olabilme, maliyetleri minimuma çekebilme, rekabet gücünü koruma veya arttırabilme, tarife, gümrük, çevre vergilerinden kaçınma gibi faktörler ile dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapmaya yönelmişlerdir.

1970’li yıllarda ortaya çıkan teknolojik yenilikler üretim, tüketim ve finans alanlarında yeni bir yapılanmanın yaşandığı bu süreci daha da hızlandırmıştır. Bu sürecin devamında 1980’lerin sonundan itibaren merkezi planlamaya dayalı dışa kapalı ekonomiler yerini dışa açık serbest piyasa ekonomilerine bırakmıştır. Mal, hizmet ve finans piyasalarında yaşanan küreselleşme sürecinde ticari, ekonomik ve teknolojik sınırların ortadan kalkması, finansal sermayenin hareket alanını ve hızını ileri boyutlara taşımıştır. Bu süreçte dünya ölçeğinde üretim, sermaye ve ticaret, sınırları aşarak sürekli artış göstermiştir. Üretim faktörleri, bol olup getirisinin az olduğu bölgelerden, daha kıt ve getirinin yüksek olduğu bölgelere doğru bir kayış sergilemiştir.

Üretimin ve finansal sermayenin küreselleşmesi, gelişmekte olan ülkeler için çeşitli açılardan avantaj ve dezavantajlar ortaya çıkarmıştır. Sermaye açısından zengin olmayan gelişmekte olan ülkelerin yurt içi yatırım ve gelir düzeylerini arttırabilmeleri için daha çok sermaye birikimine ihtiyaçları vardır. Yurt içi tasarruf oranlarının düşük olması nedeniyle gerekli sermayeyi ülke içerisinde bulamayan gelişmekte olan ülkeler büyüme ve kalkınma için gereken sermayeyi dış finansman kaynakları ile sağlamaya çalışırlar. Dış finansman kaynakları arasında uluslararası mali kurumların ve bankaların sundukları finansmanlar veya uluslararası portföy yatırımları ve doğrudan yabancı yatırımlar gibi finansman kaynakları yer almaktadır.

(17)

yatırımların gelişmekte olan ülkelerde yurt içi yatırımları arttırması ve tasarruf açıklarını azaltması beklenir. Doğrudan yabancı yatırımlar gittikleri ülkede üretim, istihdam ve ihracatın olumlu anlamda gelişmesine katkı sağlar. Bunların yanı sıra doğrudan yabancı yatırım yapan çok uluslu şirketler gittikleri ülkelere üretim ve yönetim bilgilerini, teknoloji ve küresel iş tecrübelerini de getirirler. Böylece yerel piyasadaki üretim kalitesi, verimliliğin ve rekabetin artmasını sağlarlar. Uzun vadeli bir sermaye yatırımı olan doğrudan yabancı yatırımlar pek çok gelişmekte olan ülkede cari işlemler açığının finansmanında önemli paya sahiptirler.

Unıted Natıons Conference on Trade and Development, 1998 yılı Dünya Yatırım Raporu’nda, DYY’lerin ülke tercihinde etkili olan faktörleri üç başlık altında toplamıştır. Bunlar; siyasal (politik) faktörler, yatırım ortamına ait faktörler ve ekonomik faktörlerdir. Doğrudan yabancı yatırımlar için yatırım yapılacak ülkenin politik durumu önemlidir. Çünkü yatırımcılar yatırım kararı alırken ülkenin ilk olarak politik durumunu göz önünde bulundururlar. Yatırımcılar istikrarsız bir siyasete sahip olan ülkelere yatırım yapmaktan çekinirler. Diğer taraftan yatırım yapılacak ülkedeki politik ortamın uzantısına bağlı olarak oluşturulan vergi politikaları, bürokratik işlemlerin maliyeti, özelleştirme uygulamaları da doğrudan yatırımları etkilemektedir. Yatırımcıları yurtdışında yatırım yapmaya iten ikinci unsur ise yatırım ortamına ilişkin faktörlerdir. Bu unsur yatırım ortamına ilişkin konuları ele almaktadır. Yatırım ortamı için şeffaflık ve hesap verilebilirlik, yatırım teşvikleri, bilimsel araştırma düzeyi gibi etkin bir kurumsal yapının gereği olarak ortaya çıkan unsurlar önem arz etmektedir. Üçüncü unsur ekonomik faktörlerdir. Ekonomik faktörlerin başında şüphesiz ki yatırımcının gideceği ülkedeki piyasanın büyüklüğü öne çıkmaktadır. Bunun dışında döviz kuru, dışa açıklık, işgücü maliyetleri ve serbest ticaret bölgelerinin varlığı yabancı yatırımcıyı ilgilendiren diğer ekonomik faktörlerdir.

Doğrudan yatırımlar teorik olarak mikro ve makro ekonomik yaklaşımlarla açıklanmaya çalışılmaktadır. Mikro ekonomik yaklaşımlar, teknolojik bilgi, sermaye, yöneticilerin bilgi ve yetenekleri açılarından üstün olan çok uluslu şirketlerin yurt dışında üretim yapacakları ülkede oligopolistik güç avantajlarını kullanarak söz konusu ülkeye ihracat ya da lisans anlaşmaları yapmak yerine doğrudan yatırımı tercih etmelerinin daha karlı olacağına vurgu yapmaktadır. Makro ekonomik yaklaşımlar ise doğrudan yabancı yatırım tercihinin üretimde kullanılan faktörlere

(18)

yakınlık, parasal olgular ve ülkeler arasındaki karşılaştırmalı üstünlükler tarafından belirlendiğini öne sürmektedir.

Doğrudan yabancı yatırımlar sermayenin ülkeye giriş şekline göre değişebilmektedir. Buna göre doğrudan yatırımlar; yatırım yapılan ülkede sıfırdan bir üretim tesisi kurmak ya da yabancı firma ya da birkaç firmanın bir araya gelerek yerli firmalarla ortak bir şirket kurması, yerli bir firmayı satın alması ya da onunla birleşmesi şeklinde gerçekleşebilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar üretim aşamalarına göre ise dikey ve yatay yatırımlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Yatay yatırımlar, yatırımcının kendi ülkesinde üretmiş olduğu mal ve hizmetlerin aynısını farklı bir ülkede gerçekleştirdiği yatırım türüdür. Dikey yatırımlarda ise firmalar üretimi coğrafi bölgelere ayırmakta ve üretim aşamalarını farklı bölgelerde tamamlamaktadırlar.

Bu çalışmada literatürdeki diğer çalışmalardan farklı olarak sektörel bir analiz yapılmıştır. Finans sektörünün tercih edilmesinin nedeni ise 2000’li yıllardan itibaren Türkiye ekonomisine giriş yapan doğrudan yabancı yatırımların yarısından fazlasının finans sektörüne giriş yapmasıdır. Bu nedenle bu çalışmada Türk finans sektörüne giriş yapan doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile çeşitli makro iktisadi göstergeler arasındaki ilişki kısa ve uzun dönemli olarak ARDL eş bütünleşme tekniği ile incelenmektedir. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının tanımı, türleri, belirleyicileri ve teorileri açıklanmaktadır. İkinci bölümde dünya’da ve Türkiye’de doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilerek Türkiye ekonomisine giren DYY yatırımlarının miktarı, sektörel dağılımı anlatılmış ve Türk finans sektöründeki DYY yatırımları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise 2007-2019 döneminde Türk finans sektörüne giren DYY yatırımları ile finans sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla içerisindeki payı, reel döviz kuru ve yurtiçi kredi hacmi arasındaki ilişki ARDL eşbütünleşme tekniği ile uzun ve kısa dönemli olarak analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde ise elde edilen ampirik bulgular teorik ve ampirik literatür ışığında değerlendirilmiştir.

(19)

1. DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM KAVRAMI, TÜRLERİ

VE TEORİLERİ

1970’lerden itibaren tüm dünyada bilgi ve iletişim teknolojilerinde önemli ilerlemeler yaşanmış ve keynesyen devletçi politikalardan serbest piyasa ekonomisine dönüş süreci başlamıştır. Bu süreçte üretim, tüketim ve finans alanlarında yeni bir yapılanmanın yaşandığı küresel ekonomik bir sistem ortaya çıkmıştır. Bu sürecin devamında 1980’lerin sonundan itibaren merkezi planlamaya dayalı dışa kapalı ekonomiler yerini dışa açık serbest piyasa ekonomilerine bırakmıştır. Mal, hizmet ve finans piyasalarında yaşanan küreselleşme sürecinde ticari, ekonomik ve teknolojik sınırların ortadan kalkması, sermaye transferi konusunu ortaya çıkarmıştır (Mucuk ve Demirsel, 2009:366). Dünya ölçeğinde üretim, sermaye ve ticaret sınırları ve engelleri aşarak sürekli artış göstermiştir. Üretim faktörleri bol olup getirisinin az olduğu bölgelerden, daha kıt ve getirinin yüksek olduğu bölgelere doğru bir kayış sergilemiştir.

Küreselleşme süreci, gelişmekte olan ülkeler için çeşitli açılardan avantaj ve dezavantajlar ortaya çıkarmıştır. Sermaye açısından zengin olmayan gelişmekte olan ülkelerin gelir düzeylerini arttırabilmeleri için daha çok sermaye birikimine ihtiyaçları vardır. Gelişmekte olan ülkelerdeki yatırım ve sermaye yetersizliği, ilk olarak yurt içi kaynaklarla finanse edilmeye çalışılır. Ancak gelir düzeyinin düşük olması buna bağlı olarak istenilen tasarruf oranı elde edilemediğinden sermaye ihtiyacı iç kaynaklardan karşılanamamaktadır. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkeler dış finansman kaynaklarına yönelmektedirler. Bu ülkelerin ihtiyaç duydukları dış finansman kaynakları, uluslararası mali kurumların ve bankaların sundukları finansmanlar veya uluslararası portföy yatırımları ve doğrudan yabancı yatırımlar gibi finansman kaynakları ile karşılanmaya çalışılır (Koyuncu, 2010:57). Bu bağlamda gelişmekte olan ülkelerde sermaye birikimi açığını azaltmak, büyüme ve kalkınmayı sağlamak için doğrudan yabancı yatırım girişleri arttırılmaya çalışılır.

(20)

1.1. Doğrudan Yabancı Yatırım Kavramı ve Önemi

Uluslararası Para Fonu (IMF)’na göre doğrudan yatırım, “bir yatırımcının yerleşik olduğu ekonomi dışındaki bir ekonomide uzun vadeli ve kalıcı yatırım yapmasını ifade eder. Burada yatırımcının kuruluşun sermayesinde %10’dan (dahil) fazla paya sahip olması veya yönetiminde söz sahibi olması esastır” (Durgan, 2016:5). Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) normlarında doğrudan yatırım, bir ülkede yerleşik kişi ya da kurumların (doğrudan yatırımcı) bir başka ülkede kalıcı ekonomik çıkar elde etme amacını yansıtmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar, şahıslar ya da şirketlerden oluşan yabancı bir yatırımcının şirketleşmiş ya da eşiti bir işletmede şirket bünyesinin en az %10 oranında temsil gücüne sahip olduğu yatırımları kapsamaktadır (Özdemir, 2006:3).

Üretim ve pazarlamanın dünya ölçeğinde planlandığı küresel dünya düzeninde, bir şirketin kendisine rekabet avantajı sağlamak üzere – maliyet avantajı, lojistik avantajı, pazara ve hammadde kaynaklarına yakınlık vb. – üretim faaliyetlerini kendi ülkesinin sınırlarının ötesinde, ana merkezinin dışındaki ülkelerde üretim tesisi kurması, mevcut üretim tesislerini satın alması veya sermayesini arttırarak kendine bağlı bir şirket durumuna getirmesi doğrudan yabancı yatırım olarak tanımlanmaktadır (Çelik, 2015:46). Bu işlem sırasında yabancı firma sermayesiyle birlikte teknoloji, işletmecilik bilgisi ve yatırımcının kontrol yetkisini de beraberinde getirmektedir (Alagöz, Erdoğan ve Topallı, 2008:83). En yalın haliyle yabancı sermaye yatırımları, bir ülkenin karşılığını sonradan ödemek üzere dış kaynaklardan elde edeceği ve ekonomik gücüne ekleyebileceği mali ve teknik kaynaklar biçiminde tanımlanmaktadır (Özer, 1993:124).

Doğrudan yabancı yatırımı diğer borçlanma türleri ile karşılaştırdığımızda daha çok tercih edilen bir yatırım türüdür. Çünkü doğrudan yabancı yatırım sadece kaynak transferi değil aynı zamanda işletme üzerinde belli oranda denetim yetkisini içerisinde barındırır. Eğer yatırımcı yatırımı doğrudan kontrol edebiliyorsa doğrudan yabancı yatırım, aksi söz konusu olduğunda portföy yatırımı olarak nitelendirilir. Portföy yatırımları kurumsal, bireysel yatırımcılar

(21)

şirketler vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının gelişmekte olan ülkelerde yurt içi yatırımları arttırması ve tasarruf açıklarını azaltması beklenir. Ayrıca ülkede üretim maliyetlerinin düşürülüp üretimde artış sağlanarak ihracat ve istihdam oranlarının artmasına katkı sağlar. Dolayısıyla ülke ekonomisinin büyümesinde olumlu etki yaratır. Ayrıca doğrudan yabancı yatırım rekabeti geliştirir, ödemeler dengesi açığını azaltır, teknik eleman, üretim ve yönetim bilgisi, teknoloji ve küresel iş tecrübesi transfer edilmesini sağlar.

1.2. Doğrudan Yabancı Yatırım Zinciri

Firmaların dış pazarlara açılarak yaptıkları yatırımların artmasıyla birlikte yatırım ilişkileri karmaşık bir hal almıştır. Şekil 1.1’de doğrudan yabancı yatırım zinciri gösterilmektedir.

Şekil 1.1: Doğrudan Yabancı Yatırım Zinciri

Kaynak: Dülger Hande, Cihangül Özgüler ve Burcu Taşdemir (2017), Türkiye’de Yapılan Doğrudan Yatırımlar: İlk ve Nihai Yatırımcıya Göre Bir Değerlendirme, TCMB, Merkezin Güncesi http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/turkiyeye+yapilan+ dogrudan+yatirimlar.

Doğrudan yabancı yatırım zincirinin açıklandığı Şekil 1.1’e göre, A, B ve C gibi üç adet işletme söz konusudur. Buna göre C ve B işletmeleri A işletmesine yatırım yapmaktadırlar. C işletmesi B işletmesi üzerinde %50 yatırım payına, B

(22)

zincirin son halkasındaki ülkedir. Nihai yatırımcı ise, zincirin en tepesindeki ülkeyi temsil etmektedir. Bu şekilde zincirin en tepesindeki C işletmesi B işletmesi üzerinde %50’lik paya sahip olarak nihai yatırımcı sınıfına girmektedir. Ülke 1, nihai yatırımcının ülkesi olarak tanımlanır. B işletmesi de A işletmesine en yakın yatırım yapan işletme olduğu için ilk yatırımcı olarak sınıflandırılır. Ülke 2, ilk yatırımcının ülkesi olarak tanımlanır. Bu şekil yatırım zincirinin basit halkasıdır. Ancak DYY istatistiklerinde yatırım zincirinin son halkası yani ilk yatırımcı verileri esas alınmaktadır (Dülger vd., 2017).

1.3. Doğrudan Yabancı Yatırımın Özellikleri

Uluslararası özel bir finansman kaynağı olan DYY’nin diğer sermaye akımlarından ayıran kendine has özellikleri aşağıda maddeler halinde sıralanmaktadır (Efe, 2002:4; Elbir, 2010:8; Harmancı, 2004:68; Özdemir, 2006:3-4) :

 DYY özel bir sermaye transferidir. Diğer finansman kaynaklarından (resmi kalkınma kredisi vb.) farklıdır. Ülkeye gelen yabancı yatırım sermayesinin devlete değil, vatandaşa ait olduğunu göstermektedir.

 Yabancı yatırım, sadece yavru şirketin mülkiyetini elinde bulundurmaz. Bunun yanı sıra yavru şirketin, yönetim ve denetim faktörünü de elinde bulundurmaktadır. Bu nedenle çoğu şirketin üst yöneticileri ana şirket tarafından atanan kişilerdir. Elde edilen kârlar ise kısmen veya tamamen ana şirkete aktarılmaktadır.

 DYY ile üretimdeki teknoloji, teknik ve işletmecilik bilgisi, işgücü becerisi ve pazarlama kanalları gibi konularda avantaj sağlanmaktadır. Bu unsurların transferleri yapılarak da piyasada rekabet ortamı artmaktadır. Buda firmaları, düşük maliyetli ve yüksek kaliteli ürünler üretmeye yönlendirmektedir.

 DYY uzun vadeli bir sermaye hareketidir. Kısa vadeli finansman kaynakları gibi kalkınma ve büyümede yani genel olarak ülkenin makroekonomik yapısını bozması da kolay değildir. DYY’de uzun vadeli

(23)

verimlilik, istihdam ve ihracat gibi unsurların arttırılması hedeflenmektedir. Ayrıca DYY ülkenin sermayesini arttırmakta ve buna bağlı olarak yeni yatırım alanları ile istihdamı doğrudan etkilemektedir.

 DYY yabancı ülkelerde özel kişiler tarafından yapılması mümkün olsa da günümüzde bu finansman kaynağı genellikle çok uluslu şirketler tarafından yapılmaktadır.

 DYY, yatırım yapılan ülkeye genellikle döviz transferi ile girmektedir. Ancak ülkeye döviz transferi olmadan da DYY girişi sağlanmaktadır. Yani, üretimde kullanılacak makine, teçhizat gibi üretim araçları olarak veya teknik bilgi, lisans gibi gayri maddi haklar olarak da girmektedir.

 Yabancı yatırımcıların, yatırım yapacakları bölgelerde ilk olarak göz önünde bulundurdukları unsur kârlılığın yüksek olacağı yerlerdir. Beraberinde maliyetin düşük olması, pazar payını büyütebilmek gibi unsurlar göz önünde bulundurulmaktadır.

 DYY’lerin belli bir amortismanı yoktur. İşletmecinin kazanç durumuna bağlıdır.

1.4. Doğrudan Yabancı Yatırımın Nedenleri

II. Dünya savaşı sonrasında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin iktisadi büyüme ve kalkınmalarında doğrudan yabancı yatırımlar önemli bir unsur haline gelmiştir. 1980’li yıllardan itibaren küreselleşmenin de etkisiyle DYY’lerin etkisi giderek artmıştır. Doğrudan yatırım yapan ülke açısından DYY’lerin tercih edilmesinin nedenleri aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır (Akyol, 2016:10-12):

 Hammadde ve diğer üretim faktörlerinin dünya üzerinde farklı bölgelere yayılmış olması, gelişmiş ülkelerin sanayicilerinin bu faktörlere ucuz ve kolay erişimini sağlamak için bu faktörler açısından zengin ülkelere yatırım yapmayı zorunlu kılmaktadır.

 Üretimin belirli aşamalarını farklı ülkelerde gerçekleştirmek maliyet avantajı sağlanmaktadır.

(24)

 Firmalar üretim sürecindeki teknik bilgileri paylaşabilirken genellikle elde ettikleri deneyimleri paylaşmak istemezler. Bu nedenle lisans anlaşmaları yerine bizzat o ülkede üretim yapmak tercih edilmektedir.

 Üretici firmanın ortaya çıkarmış olduğu markayı ve kaliteyi korumak amacıyla üretime yurtdışında da kendisi devam etmek isteyebilmektedir.

 Bankacılık sektöründe faaliyette bulunan işletmeler ticari unvanlarından dolayı yurt dışına açılarak müşteri potansiyellerini arttırmak isterler.

 Üretimin ve karlılığın sürdürülmesi için dış pazarlara açılmak, yeni piyasalara girmek tercih edilmektedir.

 Firmaların, çeşitli ülkelerdeki birtakım tarife, kısıtlayıcı yasa ve mevzuatlar nedeniyle piyasayı kaybetmemek için üretimini söz konusu ülkeye taşıyabilmektedir.

 Yatırımcılar bazı ülkelerin döviz kurlarındaki değişmeleri fırsata çevirmek isterler ve bu doğrultuda maliyet oranlarını düşürmek için parası değer kaybına uğrayan ülkelere yatırım yapmayı tercih ederler.

 Çeşitli firmaların müşterileri yurtdışına yatırım yaptıklarında, bu firmalarda müşterilerini izlemek için yurt dışına yatırım yapmak isteyebilirler.

 Firmalar tek bir piyasada faaliyet gösterdiklerinde herhangi bir olumsuzlukta nakit sıkıntısı yaşayabilirler. Bu durumun önüne geçmek için firmalar ürün çeşitliliğine giderek riski azaltmak isterler.

 Üretici firmalar yabancı teknolojilerden yararlanmak isteyebilirler.

 Firmalar yatırım yaparken kâr maksimizasyonunu dikkate alırlar ve kârlılığın devamlılığını amaç edinirler. Bunun için de ekonomik, siyasal ve sosyal risklerin minimum düzeyde olduğu ülkelere yatırımda bulunurlar (Bay vd., 2007:255-256).

 Firmaların sanayilerini gelişmekte olan ülkelere kaydırmasının bir diğer nedeni de gelişmiş ülkelerdeki çevreye ilişkin standartlardır. Doğayı çok kirleten firmalar sanayilerini, bu konuda kısıtlamaları olmayan veya az olan GOÜ’lere taşımayı tercih etmektedirler (Gedikli, 2011:107-110).

Firmaları çok uluslaşmaya yönelten nedenler dışsal ve içsel dinamikler olarak da ayrıma tabi tutulmaktadır (Öztan, 2012:11). Dışsal dinamikler, ev sahibi ülkeden, firmanın kendisinin müdahale edemediği faktörleri içermektedir.

(25)

ekonomik bütünleşmelerin (serbest ticaret bölgesi anlaşmaları gibi) sağladığı avantajlardan, koruyucu politikalardan yararlanmak, taşıma ve ulaşım masraflarından tasarruf etmek ve yatırım yapılan ülkedeki fırsatlardan yararlanma (daha geniş piyasa yakalama) olarak sıralanmaktadır.

İçsel dinamikler ise, firmanın kendi faaliyetlerinden veya içinde bulunduğu sektörden kaynaklanan faktörlerdir. Bu kapsamda içsel dinamikler: iç yasal engelleri aşmak istemesi (talep esnekliği, yüksek vergiler gibi),firmanın sahip olduğu üstünlükleri dış piyasalarda değerlendirmek istemesi (teknoloji, deneyim),firmanın ana ülkesinde elde ettiği rekabet, mal ve hizmet üstünlüğünü dış piyasada da sürdürmek istemesi, firmaların örgütlenme yapısı ve organizasyonunda ortaya çıkan değişim ve gelişmeler (bölgesel merkezleri kurulma ihtiyacı gibi) olarak sıralanmaktadır.

Dunning (1993) ise firmaları doğrudan yabancı yatırım yapmaya iten beş temel motivasyonu şöyle sıralamaktadır: i) kaynak aramak, ii) piyasa (pazar) aramak, iii) etkinlik (verimlilik) aramak, iv) stratejik varlık ve kapasite aramak, v) diğer arayışlar (kaçış, destek ve pasif DYY).Çok uluslu şirketler bu dört motivasyonu bir araya getirerek faaliyetlerini yürütmektedirler. Firmalar deneyimlerini arttırdıkça üretim/hizmet arayışları da değişiklik göstermektedir. İlk olarak kaynak ve pazar arayan DYY’yi tercih eden firmalar zamanla stratejik varlık veya etkinlik arayan DYY’yi tercih edebilir hale gelebilirler.

Kaynak Arayan çok uluslu DYY’ler, kendi ülkelerinde ürettikleri ürünler için kendi ülkelerinde kullandıkları ve temin ettikleri kaynakları daha düşük maliyetlerle elde edebilecekleri zaman yabancı ülkeye yatırım yapmak isterler. Kaynak arayışı ile yapılan DYY’lerin sonucunda üretilen malların çoğu gelişmiş ülkelere ihraç edilmektedir. Çünkü az gelişmiş ülkelerde işgücü gibi kaynakların bol olmasından dolayı maliyeti düşük olmaktadır. Bu durum gelişmiş ülkeleri kaynak olarak ucuz buldukları bölgelere, az gelişmiş ülkelere itmektedir. Ancak o bölgelerde her ne kadar kaynak, hammadde bol olsa da hammadde kaynakları yabancı firmalar tarafından işlenmektedir. Bunun nedeni ise yabancı firmaların sermaye, ileri teknoloji, eğitimli işgücü gibi unsurlara sahip olmasından kaynaklanmaktadır (Öztan, 2012:13).

(26)

Buna göre çok uluslu şirketler 3 tip kaynak aramaktadırlar. Bu kaynaklar: i) fiziki doğal kaynaklar (hammadde, madenler, tarımsal ürünler), ii)ucuz, bol, çalışmaya istekli vasıfsız veya vasıflı işgücü, iii)teknolojik kapasite, yönetim/pazarlama konularında uzmanlık ve organizasyon yeteneği olarak sıralanmaktadır.

Pazar (Piyasa) Arayan DYY’ler, bir ülkenin piyasasına mal ve hizmet sunmak için DYY yapabilirler. DYY yapan firmalar, yatırım yapılan piyasaya daha önceden ihracat yapmış olabilir. Ancak ülkenin dış ticaret politikalarının değişmesi ya da yerel piyasaya ihracat yapamayacak kadar büyümesi ve gelişmesi gibi nedenlerle o ülke pazar arayışına girmektedir (Öztan, 2012:13-14). Pazar (Piyasa) arayan DYY’ler var olan pazar payını korumak, sürdürmek veya yeni pazarlar yaratmak gibi nedenlerle yatırım yapmaktadır. Bu nedenlerden ayrı dört faklı ana neden daha bulunmaktadır (Yılmaz, 2015:18-19):

 Ana alıcı ve müşterilerin yabancı bir ülkede üretim tesisi kurması sonucunda mal tedarik eden firmaların ayakta kalabilmesi için ana firmayı izlemek ve aynı ülkelere yatırım yapmak zorunda kalabilir.

 Piyasa arayan DYY’nin, müşterilerin zevk ve ihtiyaçlarına daha yakından cevap vermesi gerekebilir.

 Yerel piyasaya yakından mal ve hizmet tedarik eden firmaların, uzaktan hizmet eden firmalara göre ulaşım ve işlem maliyeti daha düşüktür.

 Çok uluslu şirketlerin, rakiplerinin faaliyet gösterdiği piyasalarda fiziksel olarak varlığının olması gerektiğine inanması ile de DYY gerçekleşebilmektedir.

Etkinlik (Verimlilik) Arayan DYY’lerin amacı farklı coğrafyalara yayılmış üretim süreçlerini (üretim, dağıtım, yönetim ve pazarlama) ortak bir kurumsal yönetim ve sinerji ile bütünleştirip etkinliği (verimliliği) sağlamaktır. Etkinliğe dayalı yatırım, kaynak arayan ve pazar arayan DYY’lerin birleşimi olarak da nitelendirilmektedir. Etkinlik arayan DYY’ler iki şekilde gerçekleşebilmektedir (Eryiğit, 2010:20). Bunlardan ilki, aynı veya benzer ekonomik gösterge ve gelir düzeyine sahip ülkelerin ölçek ekonomilerinden ve tüketici zevklerinden

(27)

donanımlarının maliyetlerinin her ülkede farklı oluşundan yararlanmak amacıyla yapılmaktadır.

Stratejik Varlık ve Kapasite Arayan DYY’lerin amacı ise çok uluslu şirketlerin sahip oldukları pazarlama, iş kültürü, bilgi birikimi, personel ilişkileri gibi alanlarda uluslararası rekabet gücünü sürdürme ve reel büyümeyi sağlamasıdır. Firmalar uzun vadeli stratejik yatırımlarla faaliyet gösterdiği piyasalarda rekabet avantajını korumak, kuvvetlendirmek ve rakiplerini zayıflatmak istemektedir (Eryiğit, 2010:20-21).

Diğer Arayış içindeki DYY yapan ÇUŞ’lar içerisinde üç tip yatırım şekli bulunmaktadır. Bunlar: Kaçış Arayan Yatırımlar, Destek amacı Arayan Yatırımlar ve Pasif Amaç Taşıyan Yatırımlar.

Kaçış arayan yatırımlar, firmaların kendi ülkelerinde karşılaşmış oldukları kısıtlayıcı düzenlemelerden (yerli mal kullanma zorunluluğu, çevresel hareketler vb.) kaçmak için bu kısıtlayıcı konularda daha esnek ve denetimi az olan az gelişmiş ülkelere yönelmektedirler (Eryiğit, 2010:21).

Destek amacı arayan yatırımlar, çok uluslu şirketlerin ihracat ve ithalat gibi faaliyetleri için başka ülkelerde bağlı ortaklıklar veya iştirakler kurması, ana şirketin faaliyet gösterdiği sektör ve firma hakkında bilgi edinmek için yurt dışında bölge temsilcilikleri ve şube ofisleri kurması şeklinde gerçekleşebilmektedir (Öztan, 2012:15-16):

DYY’ler yönetime katılma konusunda aktif yatırımlardır. Ancak pratikte DYY sahiplerinin yönetimdeki aktiflik derecesi farklılık göstermektedir. Bu bağlamda iki çeşit Pasif amaç taşıyan yatırımdan söz edilebilir (Öztan, 2012:15-16). Bunlardan ilki, yabancı ülkede faaliyet gösteren bir şirketi daha sonra satmak için satın alan uzmanlaşmış kurumsal holdinglerdir. İkincisi ise bireysel veya küçük firmalar tarafından emlak veya arsalarda ileride değerinin artacağı düşünülerek emlak piyasasına yapılan yatırımlardır.

1.5. Doğrudan Yabancı Yatırımı Belirleyen Faktörler

(28)

edebileceği kârdan yüksek olmalıdır. Yatırımcılar buna bağlı olarak getirisi yüksek olabileceğini düşündükleri sektör ve ülkelere yatırım yapmayı tercih ederler.

Ev sahibi ülke kavramı, yatırımın gerçekleştirileceği ülkeyi ifade eder. Kaynak ülke kavramı ise, ev sahibi ülkede yatırım yapmayı planlayan ülkenin ana merkezini yani yatırım için gerekli sermayeyi temin eden ülkedir (Ari, 2011:12). Bu nedenle DYY’yi belirleyen faktörler kaynak ülke açısından ve ev sahibi ülke açısından iki ayrı başlık altında incelenmektedir.

1.5.1. Ev Sahibi Ülke Açısından Belirleyici Faktörler

UNCTAD, 1998 yılı Dünya Yatırım Raporunda, DYY’leri etkileyen faktörlere ilişkin bir analiz yapmıştır. Bu raporda DYY’lerin ülke tercihinde etkili olan faktörler üç başlık altında toplanmıştır. Bunlar; ekonomik faktörler, yatırım ortamına ait faktörler ve siyasal faktörlerdir. Ayrıca bu faktörler alt başlıklarla beraber sunulmuştur. UNCTAD’nin analiz sonucu belirlediği faktörler aşağıda yer alan Tablo 1.1.’de gösterilmektedir (Kuduğ, 2006:12).

Tablo 1.1: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Belirleyicileri

Faktör

Grupları Ev Sahibi Ülkelerdeki Belirleyiciler

I.Politik Faktörler

 Ekonomik, politik ve sosyal istikrar,

 Yabancı yatırımlara ilişkin uluslararası anlaşmalar,

 Vergi politikası,

 Ticaret politikası, ticaret politikası ile DYY ile tutarlılığı,

 Özelleştirme politikası, piyasaların yapısı ve işleyişine ilişkin politikalar (yabancı şirket satın alma ve birleşme politikaları),

 Yabancı iştiraklerin anlaşma standartları. II.Yatırım

Ortamına İlişkin Faktörler

 Yatırımların cazip hale gelmesi (imaj yaratılması),

 Yatırım teşvikleri,

 Maliyetler (bürokratik etkinlik),

 Yatırım sonrası hizmetler,

 Sosyal etkenler (yaşam kalitesi). Yatırım

Stratejileri

Faktörler

Pazara Yönelme

 Pazar büyüklüğü ve kişi başına milli gelir,

 Piyasanın büyümesi,

 Bölgesel ve global piyasalara giriş imkanları,

 Tüketici tercihleri,

(29)

III.Ekonomik

Faktörler Kaynağa/stratejik varlığa yönelme

 Hammaddeler,

 Düşük ücretli vasıfsız işgücü,

 Vasıflı işgücü,

 Fiziki altyapı (havaalanları, enerji, yollar ve telekomünasyon),

 AR-GE,

 Teknolojik, yenilikçi ve yaratılmış varlıklar (markalar vb.).

Etkinliğe yönelme

 Kaynakların/varlıkların maliyeti ve işgücünün verimliliği

 Diğer girdilerin maliyeti (iletişim, ara mallar,

 Bölgesel entegrasyon anlaşmasına üyelik, ölçek ekonomisi.

Kaynak: UNCTAD (1998); World Investment Report: Trend and Determinants, United Nations, New York and Geneva, s. 91.

UNCTAD’ın raporunda yatırım ortamını etkileyen ilk unsur politik faktörlerdir. Bu unsur ile siyasi istikrar ve hukukun üstünlüğü konularına yer verilmektedir (Yüksel, 2007:19). DYY için ülkenin politik durumu önem arz etmektedir. Çünkü yatırımcılar yatırım kararı alırken ülkenin ilk olarak politik durumunu göz önünde bulundururlar. Yatırımcılar istikrarsız bir siyasete sahip olan ülkelere yatırım yapmaktan çekinirler. İkinci unsur yatırım ortamına ilişkin faktörlerdir. Bu unsur yatırım ortamına ilişkin konuları ele almaktadır. Yatırım ortamı için etkin bir kurumsal yapı oluşturabilmenin gerekliliğinin altı çizilmektedir. Üçüncü unsur ekonomik faktörlerdir. Bu unsur ile yatırımcının yatırım kararı alırken seçeceği ülkede dikkat etmesi gereken ekonomik faktörler yer almaktadır. Yatırımcıların yatırım kararı alırken ilk olarak dikkate aldığı ana faktör ekonomik faktörlerdir. Diğer faktörler ise ekonomik faktörleri destekleyici niteliktedir. İzleyen kısımda DYY’yi belirlemede öne çıkan faktörler daha ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır.

1.5.1.1. Politik Faktörler

Yatırım kararı alınırken bir ülkede yürütülen iç ve dış politikaların istikrarlı olması DYY için önem arz etmektedir. Ekonomik istikrar kadar politik istikrarda yatırımcılar için önemlidir. Güvenin ve emniyetin yani istikrarın olduğu bir ülkeye yatırımcılar daha fazla yatırım yapmak isterler. Ülkede karışıklığın olduğu, belirsiz bir ülke durumunun olduğu ortamlarda yatırımcılar yatırım yapmakta çekinirler. Çünkü siyasi, politik istikrarsızlığın olduğu bir ortamda yatırımcılarında politik riski artacaktır. Bu durumda yatırımcılar ya riski üstlenir yatırımını yapar ve daha yüksek getiri elde etmeye çalışır ya da kısa dönemde

(30)

ülkeyi terk eder. Politik istikrarın bozulması sonucu ülke tarafından dışlayıcı veya yabancı sermayeyi sınırlayıcı önlemler alınabilir. Örneğin, yatırımların millileştirilmesi gibi önlemler DYY’yi olumsuz etkiler (Efe, 2002:17). DYY’yi etkileyen politik faktörler arasında rekabete ilişkin politikalar, özelleştirme ve vergi politikaları ile bürokratik işlemler ön plana çıkmaktadır.

1.5.1.1.1. Piyasaların Yapısına İlişkin Politikalar

Piyasaların yapısına ilişkin politikalarda karşımıza çıkan uygulama rekabet yasasıdır. Rekabet yasası, yabancı yatırımcılar ile yerli yatırımcıların eşit imkanlara ve eşit rekabet ortamına sahip olması temelinde düzenlendiğinde ülkeye giren DYY miktarı artmaktadır. Ülkede rekabet yasasının bulunması yerli şirketlerin yabancı şirketlere karşı rekabeti bozucu faaliyetlerde bulunmasını engellemektedir (Yılmaz, 2015:24).

1.5.1.1.2. Özelleştirme Politikaları

Özelleştirme, yeni pazarlara açılmak için fırsat bekleyen DYY’ler için belirleyici bir faktör özelliği taşımaktadır. Genellikle GOÜ’lerde özelleştirilen işletmeler piyasa ve pazar payı büyük olan işletmelerdir. Bu nedenle bu işletmelerin satış bedelleri yüksektir. Çoğu yerel işletme bu tutarları karşılayamamakta ve bu durumda yabancı işletmeler devreye girmektedir. İşletmeler, özelleştirme ile beraber marka ismi, pazar payı ve buna istinaden pazarda rekabet avantajı sağlamaktadır (Yılmaz, 2015:24).

1.5.1.1.3. Vergi Politikaları

Yatırım yapılacak ev sahibi ülkenin belirlenmesindeki etkenlerden bir diğeri vergi politikalarıdır. Ancak vergi politikalarının, DYY üzerinde doğrudan etkili olup olmadığı netlik kazanmamıştır. ÇUŞ’ler DYY kararı aldıklarında seçecekleri bölgelerde vergi oranları düşük, kârlılıklarını azaltmayacak ve yatırımın durumunu olumsuz etkilemeyecek unsurları göz önünde bulundurmaktadır. Aynı zamanda DYY yapılacak bölge olarak yatırım teşvikleri, vergi indirimleri olan, vergi mevzuatı daha esnek olan, yerli yatırımcı ve yabancı yatırımcıyı ayırt etmeyen yerleri tercih etmektedirler.

(31)

Vergilendirme mevzuatı konusunda ülkeler arasında farklılıklar gözlemlenmektedir. Bazı ülkelerde vergilendirme konusunda daha esnek bir tavır sergilenirken, bazı ülkelerde sıkı takip edilerek önlemler alınmaktadır. Ev sahibi ülkenin DYY’yi çekmek için izleyebileceği politikalar arasında hükümetin DYY’yi yatırım indirimi, gümrük vergilerinden bağışıklık, ucuz kredi imkanı sağlama gibi teşvik tedbirleri ile özendirmesi gerekmektedir. Ayrıca yabancı yatırımcılar için düşük vergilendirme sisteminin uygulanması ve yabancı devletlerle ikili yatırım anlaşmaları yapılması gibi politikalar da izlenebilmektedir (Ormanoglu, 2004:13).

1.5.1.1.4. Bürokratik İşlemler

Yabancı yatırımcılar, yatırımlarını ve buna bağlı olarak bürokratik işlemlerini kısa sürede ve en az maliyetle sonuçlandırmak istemektedirler. Yatırımcılar için işlemlerin basit, açık ve anlaşılır olması önem arz etmektedir. Bürokratik işlemlerin fazla vakit alması, faaliyetlerin yavaş ilerlemesi ÇUŞ’lerin yatırım yapacakları ülke tercihini etkilemektedir (Yılmaz, 2015:25).

1.5.1.2. Yatırım ortamına İlişkin Faktörler

Yatırım ortamına ilişkin faktörler 4 başlık altında incelenecektir. Bunlar; Yatırım Teşvikleri, Kültürel/Psikolojik Faktörler ve Bilimsel Araştırma Seviyesi, Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik Düzeyi ve Kurumsal Yapı faktörlerinden oluşmaktadır.

1.5.1.2.1. Yatırım Teşvikleri

Ülkelerine daha çok yatırım çekebilmek için rekabet içerisinde olan gelişmekte olan ülkeler, teşvik tedbirleri uygulayarak veya kendilerine özgü bilgi, teknolojisini geliştirerek, pazarlama gibi bölümlerde farklılıklarını ortaya koyarak yatırımları çekmeye çalışmaktadırlar. Vergi İndirimi, Yatırım Yeri Tahsisi, Gümrük Vergisi Muafiyeti, Katma Değer Vergisi İstisnası, Faiz Desteği, Gelir Vergisi, Stopaj Desteği, Sigorta Primi Desteği bu desteklerin en önemlileridir. Tablo 1.2’de Türkiye’de son yıllarda uygulanan DYY teşvikleri gösterilmektedir.

(32)

Tablo 1.2: Türkiye’de Son Yıllarda Uygulanan Teşvik Programları Teşvik Kapsamı 2009 Türkiye Geneli 2012 Türkiye Geneli 2016 Yatırıma Dayalı Teşvik Araçları 2009 2012 2016 Vergi İndirimi Yatırım Yeri Tahsisi Gümrük Vergisi Muafiyeti KDV İstisnası

Faiz Desteği

Sigorta Primi Desteği

Vergi İndirimi Yatırım Yeri Tahsisi Gümrük Vergisi Muafiyeti KDV İstisnası

Faiz Desteği

Sigorta Primi Desteği Gelir Vergisi Stopaj Desteği

Vergi İndirimi Yatırım Yeri Tahsisi Gümrük Vergisi Muafiyeti KDV istisnası

Faiz Desteği

Sigorta Primi Desteği Gelir Vergisi Stopaj Desteği Enerji Desteği

Ücret Desteği

Kaynak: Erdal Yılmaz (2016); “Türkiye’de Son Dönemde Uygulamaya Konan Teşvik Sistemlerinin Temel Özellikleri,” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Merkezin Güncesi, 1 Aralık 2016.

1.5.1.2.2. Kültürel/Psikolojik Faktörler ve Bilimsel Araştırma Seviyesi

DYY yapılacak bir ülkede mali faktörler kadar sosyal yapının istikrarı da yatırımcı ülke için dikkat edilecek unsurlardandır. Sosyal yapı, eğitim düzeyi, aile yapısı, etnik ve dini yapısı, nüfus yoğunluğu gibi etkenleri içerisinde barındırır. Bu unsurların istikrarlı olmaması ülke riskini arttırır ve yatırımcıları çekimser davranmak durumunda bırakır. Bununla beraber yatırımcıların yatırım yapacakları ülkeyi seçerken kendilerini yabancı hissetmeyecekleri, alışkanlıklarını ve geleneklerini bildikleri ülkeleri tercih etmesi beklenmektedir. Ayrıca üretimi yapılacak ürünün ev sahibi ülkenin piyasasındaki tüketim kalıplarına uygun olması da önemlidir (Yılmaz, 2015:29).

DYY için çekici olan bir diğer faktör de beşeri sermaye ve genel kalkınma seviyesinin bir göstergesi olarak bilimsel araştırma seviyesinin yüksek olmasıdır. Bu nedenle, araştırma ve geliştirme harcamalarının fazla olması o ülkenin teknolojik araştırmalardaki çabasının bir göstergesidir. Bu durum yatırımcıların kararını olumlu yönde etkileyecektir (Özgür, 2014:75).

1.5.1.2.3. Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik Düzeyi

Şeffaflık genel tanımıyla, ülke yönetiminde rüşvet, yolsuzluk ve gizliliğin olmaması, hukukun üstünlüğe sahip olup, ekonomik politikalarının (mali, vergisel) belirlenmiş olması, kurum kayıtlarının muhasebe standartlarına uygun ve

(33)

mevzuatın açık, tutarlı ve hesap verilebilir olması şeklinde tanımlanmaktadır (İSO, 2002:26).

Yolsuzluğun ve rüşvetin hakim olduğu bir ülkede risk ve getirilerin durumunu önceden belirlemek çok zordur. Bu belirsizlik ortamı yatırımı engelleyici bir unsurdur. Yabancı yatırımcılarında yerli yatırımcılar gibi ilk olarak dikkat ettikleri nokta yatırım çevresidir. Bu nedenle ülkelerin ve kurumların şeffaflık ve hesap verilebilirlik düzeyleri üst seviyede tutulmalıdır.

1.5.1.2.4. Kurumsal Yapı

Ülkede faaliyet gösteren kurumların yapısı bakımından güçlü ve kaliteli olması ülkeye DYY girişini arttırmaktadır. Güçlü kurumların olduğu ülkelerde DYY ile iktisadi büyüme arasında pozitif bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Bir ülkenin demokratik koşullar içinde yönetilmesi, ekonomi olarak yeniliklere açık olması, şeffaf ve hesap verebilirlik düzeyinin yüksek olması gibi faktörler iktisadi büyümeyi olumlu yönde etkilemektedir. Bu da DYY’lerin bu ülkelere yönelmesini sağlamaktadır (Özgür, 2014:76).

1.5.1.3. Ekonomik Faktörler

DYY’yi çeken ekonomik faktörler: Piyasa Büyüklüğü, Döviz Kuru, Dışa Açıklık, İşgücü Maliyetleri, Serbest Ticaret Bölgeleri olmak üzere 5 başlık altında incelenmektedir.

1.5.1.3.1. Piyasa Büyüklüğü

Doğrudan yabancı yatırımın amacı, firmaların pazar paylarını genişletmek, üretim hacmini arttırmak, maliyetlerini minimize etmek ve en önemlisi yatırım yaptıkları bölgelerde öncelikli olarak kar elde etmektir. Yatırımcıların bu amaçlarını yerine getirebilmek için aradıkları ekonomik faktörlerin başında ev sahibi ülkenin sahip olduğu piyasanın büyüklüğü gelmektedir. Yatırımcıların bu ilgisinin kaynağında pazarın büyüklüğü yatmaktadır. Piyasa ne kadar büyük ise üretilen mal ve hizmetlere karşı daha büyük miktarlarda talep ve beraberinde firmalara daha fazla karlılık imkanı ortaya çıkacaktır (Sodik and Nuryadin, 2008:23).

(34)

Ev sahibi ülkenin piyasasının yeterince büyük olması durumunda ülkede yapılan ihracat yerini doğrudan yabancı yatırımlara bırakacaktır. Bunun nedeni, bir malın ihracat ile ülkeye girişinin maliyeti, üretim maliyetlerini aştığından dolayı üretimi ihracat yerine doğrudan yabancı yatırım ile gerçekleştirmesi tercih edilmektedir. Ancak bu durumda ülke nüfusu ve bu nüfusun üretilen mal ve hizmetleri satın alabilecek gelir düzeyine sahip olması önem arz etmektedir (Candemir, 2009:668).

1.5.1.3.2. Döviz Kuru

Döviz kurlarında oluşabilecek volatiliteler şirketlerin bilançolarını, maliyetlerini, satış fiyatlarını etkilemektedir. Buda uzun vadede risk anlamına gelmektedir. Döviz kuru riskinden kaçınmak isteyen şirketler yatırımlarını farklı ülkelere taşıyabilmektedirler (Aytekin, 2011:6). Döviz kurlarının doğrudan yatırımlar üzerindeki etkisi açısından Japon yatırımları iyi bir örnektir. 1971 yılında Japon Yen’inin ABD Doları karşısında değer kazanmasını sağlayan Bretton Woods sistemi çökmüştür. Böylelikle Japonya’da üretim maliyetleri diğer bazı ülkelere göre artış göstermiştir. Rekabet avantajını kaybetmek istemeyen Japon firmaları imalat sanayindeki emek yoğun üretimlerini sanayileşmekte olan ülkelere kaydırmak zorunda kalmıştır (Yüksel, 2007:25).

1985 yılından sonra Japon Yen’inin değer kaybetmeye başlamasıyla beraber imalat sektörüne gelen doğrudan yabancı yatırımlarda artış görülmeye başlanmıştır. Yani ülkelerin para birimleri değer kaybettiğinde yatırımlar o ülkeye doğru kaymaya başlamaktadır. Çünkü firmaların yatırım yapabilmesi için nüfusun alım gücü önemli bir faktördür. Paranın aşırı değerli olduğu bir ülkede nüfusun alım gücü azalır ve buna bağlı olarak firmaların karlılıkları da azalış gösterir.

1.5.1.3.3. Dışa Açıklık

Bir ülkenin dışa açıklık seviyesi, ihracat ve ithalat rakamlarının toplamının GSYH’ye oranı ile hesaplanabilmektedir. Bu oranın yüksek çıkması ev sahibi ülkedeki yabancı yatırım eğiliminin yüksek olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Doğrudan yabancı yatırım ile ara malı gibi girdilerin ülkede üretilerek üretim artışı amaçlanmaktadır. Diğer taraftan dışa açıklık seviyesi yüksek olan bir

(35)

dolayısıyla DYY yatırımları için dezavantajlı bir durum ortaya çıkabilmektedir (Yılmaz, 2015:21).

1.5.1.3.4. İşgücü Maliyetleri

Sermayenin dışa açılmasıyla beraber doğrudan yabancı yatırımların farklı ülkelere yönelmesindeki bir diğer etken ucuz ve kalifiye bir işgücüne sahip olunmak istenmesidir. Yatırımcılar, emeğin ucuz ve işgücü haklarını savunan sendika oranlarının düşük olduğu ülkelere yönelmektedirler. Yatırımcılar yatırım kararı verirken işgücü maliyetlerinin yanı sıra yatırım yapacakları ülkedeki işgücünün kalitesi, niteliği, aktif çalışma nüfusu, işgücüne yapılan kesintiler, sigorta primleri gibi unsurları da göz önünde bulundururlar.

Hızlı gelişen teknoloji ve rekabet koşullarına ayak uydurmak ve emek tasarrufu sağlamak için üretimde sermayenin yoğunluğu giderek artmaktadır. Bu nedenle DYY çekmede ucuz işgücü unsurunun etkisi giderek küçülmüş ve bu süreçte işgücüne olan talep ve ücretler azalmaya başlamıştır (Çetin, 2012:93-94).

1.5.1.3.5. Serbest Ticaret Bölgeleri

Serbest Bölgeler, bir ülkenin coğrafi sınırları içerisinde olmakla beraber gümrük bölgesi dışında sayılan ekonomik faaliyetler için çeşitli teşvik ve ayrıcalıkların sağlandığı alanlardır (Acar ve Karakaş, 2017:27).

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’na göre, yatırım ve üretimi teşvik ederek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, uluslararası ticareti geliştirerek dış finansman ve ticaret imkanlarından daha fazla yararlanmak amacı ile serbest bölgeler kurulmuştur (Serbest Bölgeler Kanunu, 1985:469).

1.5.2. Kaynak Ülke Açısından Belirleyici Faktörler

Üretimin küreselleşmesi ile birlikte kaynak ülkeler, karlılıklarını arttırabilme, ucuz ancak kalifiyeli işgücüne sahip olabilme, maliyetleri minimuma çekebilme, rekabet gücünü koruma veya arttırabilme, tarife veya gümrük vergilerinden kaçınabilme gibi faktörler ile dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapmaya yönelmişlerdir.

(36)

Firmaların yatırımlarını farklı ülkelere kaydırmalarındaki en temel etken karlılık oranlarının arttırılmak istenmesidir (Ari, 2011:13). Bunun dışında ticari hayatta gerek ürünün kalitesi ile gerek markası ile ün kazanmış ÇUŞ firmaları kendi imajlarına zarar gelmemesi için yurt dışındaki üretimlerini kendileri gerçekleştirmek istemektedirler. Lisans anlaşmaları ile hem ticari sırların saklanması hem de ürünlerin aynı kalitede olması için gereken özenin gösterilmeyeceğini düşünen ÇUŞ’ler DYY’leri tercih etmektedirler (Ari, 2011:17-18).

19.yy’dan itibaren ÇUŞ’ler ihtiyaç duydukları hammaddeyi ülkelerine taşımak yerine kaynağının bulunduğu yerde tesislerini kurup üretimlerini gerçekleştirmeye tercih etmişlerdir. Böylece yatırımcıların hammaddeyi kendi ülkesine taşırken katlandığı maliyetler ortadan kalkmaktadır. Değişken maliyet olarak adlandırılan ulaştırma, işgücü maliyetleri ve hammadde tedarik giderlerindeki düşüş DYY için belirleyici faktörler arasındadır (Ari, 2011:14-15). Doğrudan yabancı yatırım birleşme veya satın alma şeklinde değil de şube açma veya yeni bir tesis kurma şeklinde olduğunda ise değişken maliyetlerdeki azalışın yanında üretimde kullanılacak yeni makine teçhizat gibi sabit maliyetlerde bir artış ortaya çıkacaktır (Candemir, 2009:661).

ÇUŞ’ler sadece üretim aşamasındaki değil üretimden sonraki ulaşım maliyetlerini de dikkate almaktadırlar. Bu bağlamda ihracat, DYY’ye göre maliyeti olabilmektedir. Firmalar, DYY’yi tercih edip hem pazara hem de kaynağa en yakın yerde üretim sahasını kurarak ulaşım maliyetlerini en aza indirgemiş olmaktadırlar.

Yatırımcıların yatırım için tercih ettikleri ev sahibi ülkedeki ölçek ekonomisi imkanları da önem verdikleri konulardan biridir. Ev sahibi ülkede üretim veya yapılacak hizmetin daha geniş çaplı gerçekleştirilmesi amaçlanarak birim maliyetlerin düşmesi sağlanmaktadır. Yani üretim ölçeğinin büyüklüğü maliyetlerdeki azalışı sağlamaktadır. Büyük ölçekte üretim yapan bu firmalar piyasadaki riskleri minimize etmek ve herhangi bir dalgalanmada olumsuz olarak etkilenmemek için ürün çeşitliliğine gitmektedir.

(37)

Ülkeler rakiplerine karşı bilgi, tecrübe, teknoloji gibi sahip oldukları sırları ve rekabet güçlerini koruyabilmek için üretimlerini kendileri gerçekleştirmek isterler. Bu durum zamanla monopolcü veya oligopolcü piyasa yapısının ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Diğer taraftan ÇUŞ’ler yeni piyasalara açılarak rakipleri karşısında artı bir avantaj sağlamak istemektedir. Aynı sektörde olan diğer firmalarda benzer yolu izleyebilirler. Bunun nedeni, sektör içerisinde kendini korumak ve dış yatırımlar ile elde edilebilecek bilgi, teknoloji, deneyim gibi faktörlere sahip olup piyasanın ele geçirilmesine izin vermemektir (Ari, 2011:15).

1.6. Doğrudan Yabancı Yatırımın Türleri

Doğrudan yabancı yatırımlar, çeşitli şekillerde ülkeye giriş yapmaktadırlar. Yatırımcılar ülke dışında yatırım yapma kararı verdikten sonra yatırımın ne şekilde gerçekleşeceğine karar verilmektedir.

1.6.1. Yatırımın Mülkiyetini Değiştiren Doğrudan Yabancı Yatırım

Yatırımcı firma üretimini tamamlayabilmek için bazı teknik bilgilere ihtiyaç duymaktadır. Fakat firmalar, bu teknik bilgileri piyasa koşulları veya sözleşmeler yoluyla elde edemediğinde farklı yollara başvurmaktadırlar. Bu durumda yabancı yatırımcıların yerli yatırımcılarla ortak bir şirket kurması, kendi mülkiyetinde veya diğer yabancı yatırımcılarla ortak bir şirket kurma, mevcut veya farklı bir tüzel kişilik adı altında faaliyette bulunma ve stratejik birleşmeler söz konusu olabilmektedir (Coşkun, 2015:15).

1.6.1.1. Ortak Teşebbüs ve Tam Mülkiyetli Girişimler

Ortak girişim, bir veya birden fazla yabancı yatırımcının yatırım yapılacak ev sahibi ülkedeki yerli yatırımcılarla ortak bir üretim faaliyetinde bulunmalarıdır (Okcu, 2014:46). Birbirine benzer amaçlar taşıyan yatırımcı ülkeler bu amaçları doğrultusunda ihtiyaç duydukları tamamlayıcı kaynakları bir araya getirmek için bu yatırım türünü tercih ederler. Bu tamamlayıcı kaynaklar, kimi şirketler için finansal kaynak kimisi için hammadde kimisi içinde beşeri kaynaklara duyulan ihtiyaçlardır (Yılmaz, 2015:38).

(38)

Ortak girişim ile firmaların üstleneceği risklerin azaltılması, vergi avantajı sağlama, yerli işçilerin eğitimi, sektördeki firmalarla rekabeti sağlama, firmaların sahip oldukları bilgi ve tecrübeden yararlanma ve en önemlisi ülkelerin ekonomik kalkınmaları amaçlanmaktadır (Kurtaran, 2007:368).Yerel şirketlerle ortak girişim sağlamanın avantajları maddeler halinde sıralanmaktadır (Özdemir, 2006:13):

 Yerli yatırımcıların kendi ülkelerindeki gelenek-görenek, kurum ve uygulamalarla ilgili bilgilerinden faydalanılır.

 Yerli yatırımcıların deneyimleri ve sahip olduğu unvan yardımıyla yerel piyasalara kolaylıkla girilebilir.

 Yerli yatırımcıların elinde bulundurduğu teknolojinin kendi ülke koşullarına göre daha uygun olması avantajı kullanılabilir.

 Yerel piyasaya yabancı olmamak ve buna bağlı olarak satışlarını kolaylıkla geliştirebilmek mümkün hale gelir.

 Ortak girişimlerin, siyasi nedenlerle ev sahibi ülkedeki millileştirme olasılığı düşüktür.

Tam mülkiyetli girişimler ise, bir veya daha fazla yabancı yatırımcının ev sahibi ülkede kendi başlarına aralarına yerel yatırımcıları almadan bir işletme kurmalarıdır. Ortak girişim ile aralarındaki temel fark yerel yatırımcıların mülkiyet üzerinde söz sahibi olmamasıdır (Demirel, 2006:16). Yerli ve yabancı yatırımcılar arasında uyumsuzluk yaşanabilmesi veya yabancı yatırımcıların sahip olduğu bilgi ve tecrübelerini yerli yatırımcılarla paylaşmak istememesinden ötürü Tam mülkiyetli girişimler, ortak girişimlere göre daha çok tercih edilmektedir.

Yatırımcıların hangi tür yatırımı tercih etmesine tüketim kalıpları, piyasa yapısı, sosyo-kültürel yapı, üretim teknolojisi, patent gibi etkenler yön vermektedir (Özgür, 2014:22-23).

1.6.1.2. Şirketler Arası Birleşme ve Satın Alma

Referanslar

Benzer Belgeler

botulinum toxin. For the BOTOX Migraine clinical research group. Botulinum toxin type A for the prophylactic treatment of chronic daily headache: a randomized,

A SLR is an all around characterized approach to recognize, evaluate and translate all relevant studies regarding a particular research question, point area or marvel of intrigue.

Komplike olmayan multiple sklerozun gebelik üzerine kötü

Şehit Binbaşı Hamit Bey’le merhume Esma Hanım’ın oğ­ lu, Emekli Albay Kâmil Pamukçu, Vefika Tuncay, merhum Emekli Albay Vefik Pamukçu’nun ağabeyleri, Avukat

Netice itibariyle Büyük Selçuklu Devleti döneminde önemli bir eğitim kurumu haline gelen medreseler Anadolu Selçuklu Devleti’nde de bu önemini korumuştur.. Bu

TAKE IN Anlamak, kandırmak PUT OFF Ertelemek PUT OUT Ateşi söndürmek PUT UP Dikmek (heykel vb) PUT THROUGH Telefounu bağlamak PUT UP WITH Tahammül etmek PUT DOWN Not almak FIND

temleri ağırlıklı olarak doğaüstü olan halk hekimleri arasında bunun sürpriz şekilde genel olduğu fikrini verecekti.. Tabi, halk hekimi olmanın diğer birçok

PHAs with unsaturated side chains, obtained from soybean oily acids or 10-undecenoic acid using Pseudomonas oleovorans, were easily reacted from double bonds by means of grafting