• Sonuç bulunamadı

Salnamelere göre Hariciye Nezareti teşkilatı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Salnamelere göre Hariciye Nezareti teşkilatı"

Copied!
337
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C

BALIKESİR

ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL

BİLİMLER

ENSİTİTÜSÜ

TARİH ANABİLİM

DALI

SALNÂMELERE

GÖRE HARİCİYE

NEZARETİ

TEŞKİLATI

YÜKSEK

LİSANS

Hakverdi GÜNEŞ

(2)

T.C.

BALIKESİR

ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL

BİLİMLER

ENSTİTÜSÜ

TARİH ANABİLİM

DALI

SALNÂMELERE

GÖRE HARİCİYE

NEZARETİ

TEŞKİLATI

YÜKSEK

LİSANS

TEZİ

Hakverdi GÜNEŞ

Tez Danışmanı

Doç. Dr. Abdülmecit MUTAF

(3)

T.C.

BALIKESİRÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEZ ONAYI

Enstitümüzün ...7Î7 ...Anabilim Dalı’nda .numaralı ...<KZ ıjjü...’in hazırladığı SAUS..GicEe. .-MA&ZCHB..

TĞfLıUT' konulu DOKTORA/YÜKSEK LİSANS tezi ile ilgili TEZ SAVUNMA SINAVI. LisansüstüEğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği uyarınca tarihinde yapılmış, sorulan sorulara alınan cevaplarsonunda tezinonayına OY BİREföh'OY

Üye Üye

Yukarıdaki imzaların adı geçen öğretim üyelerine ait olduklarını onaylarım. „ *'<4 O. <f.../Of.,/20W

ii

Enstitü Müdürü

(4)

ÖN

SÖZ

Elinizdeki bu çalışma, Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yer alan Tarih Bilim Dalı, Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı'nda yüksek

lisans tezi olarakgerçekleştirildi.

Dışişleri alanında yaptığım bu çalışmadaki amacım eksiklerine rağmen, Yakınçağ Tarihi alanına katkı sağlayabilmektir. İlk tezim olması hasebiyle

eksiklerimmutlaka vardır. Bu eksiklerimim mazur görüleceğini ümit ediyorum.

Tez çalışmamın her aşamasında, banaherkonudayardımcı olan tez danışman

hocam Sayın Doç. Dr. AbdülmecitMutaf'a, ayrıca tezin anlatım ve imlası yönünden

bana yardımcı olan Edebiyat Öğretmeni Sayın Erkan BİLGİN'e de sonsuz

teşekkürlerimi sunarım.

(5)

ÖZET

GÜNEŞ, Hakverdi

Yüksek Lisans, Tarih Anabilim Dalı

Tez Danışmanı: Doç. Dr. AbdülmecitMUTAF

2016, 315 Sayfa

Bu tezin konusu Osmanlı Devleti'nin Hariciye Nazırlığı yani Dışişleri

Bakanlığı, onun teşkilat yapısı ve bu teşkilatın sahip olduğu memuriyetlerdir. Bu

tezdeki temel amaç, Osmanlı Devleti'nin bilinmeyen bir tarafını daha aydınlığa

kavuşturabilmek ve buşekilde Tarih bilimine katkıdabulunmaktır.

1. Bölümde Hariciye Nazırlığı kurulana kadarki zamanda, onun görevini ifa

etmiş olan ve Divan-ı Hümayun'un dört ayağından biri (Vezirlilik, Kadıaskerlik,

Defterdarlık ve Nişancılık) olan Nişancılığa bağlı olarak görev yapmış olan,

Reisülküttaplığın ortaya çıkışı, geçirdiği değişimler, Bab-ı Âli'ye taşınması ve

ardından dışişlerinden sorumlu tek kurum haline gelmesi ve son olarak da Hariciye

Nazırlığına dönüşmesi anlatılmaktadır.

2. Bölümde ise Merkez Teşkilatı ele alınmıştır. Önce Hariciye Nazırlığ'ının

kuruluşundan itibaren Nazırların yani Bakanların göreve gelişleri ve kısa olarak da

hayat hikayeleri anlatılmıştır. Daha sonra ise sırasıyla yıl yıl,Hariciye Nazırlığındaki

merkez şubeler ve o şubelerdeki memuriyetler ve memuriyetlerin değişimleri

anlatılmaktadır.

3. Bölümde ise Yurt Dışı Teşkilatı ele alınmıştır. İlk olarak ülkelerin

başkentlerinde bulunan Büyük Elçiler ve oralarda bulunan memuriyetler ve bu

memuriyetlerin yıllara göre değişimleri ele alınmıştır. Sonrasında ise yabancı

ülkelerdeki farklı şehirlerde yer alan Şehbenderlikler, yani Konsolosluklar yıl yıl ele

alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Reisülküttaplık, Hariciye Nazırlığı, Merkez Teşkilat, Nazırlık,

(6)

ABSTRACT

GÜNEŞ, Hakverdi

Master Thesis, DepartmentoftheModern Age Advisor: Doç. Dr. AbdülmecitMutaf

2016, 315 pages

The subject of this thesesis is the ministery of the Foreign Affairs of the

Ottoman State, its organization and the posts in this organization.The fundemantel aim is to clarifyapartofthe Ottoman State and in this connection to be of helpofthe

history science.

İn thefirstchapter, has been explaindthe Reisülküttaplık, the which has been

existed until the Foreign Affaires has been emerged and the which is the partof the

one ofthe for columns (the Vezir, the Revenue Office, the Kadıaskerlik and the

Nişancı) ofthe Divan-ı Hümayun the Nişancı. It has also been explained, how the

Reisülküttaplık emerged, what kind ofvariations there were, that it was moved to the

Babıali and at last thatit was transformed in to the ForreignAffairs.

İn the second Chapter, hasbeen explaind the central organization. At first the

establishing ofthe Forreign Affairs, the lifestorys and the beginningofthe missions

of the ministers of the Forreign Affairs have been shortly explained. And then year

year, has been explaindthe central offices andthe posts of this offices.

İn the third Chapterhas been explaind the forreign organization. At first has

been explaind the embassies andthe posts in this embassies, which are in the capitals

of the states. And then have also been explaind the Consulates, which are in the

differentcitiesofthe states.

the Key Words: Reisülküttaplık, Foreign Affeirs, Central Organization, Ministerium,

(7)

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ iv ÖZET v ABSTRACT vi 1. GİRİŞ 1 1.1-Amaç: 1 1.2-Yöntem: 1

1.2.1-Hariciye Nezareti Salnâmeleri 2

1.2.1.1-Osmanlı Devletiyle İlgili Bilgiler: 2

1.2.1.2-Yabancı Devletlerle İlgili Bilgiler: 4

1.2.2-Devlet Salnâmeleri 4

2. NEZARETÖNCESİDÖNEM OSMANLI'DA DIŞİŞLERİ 6

2.1-VeziriazamlarveVezirler 8 2.2- Kazaskerler (Kadıaskerler) 10 2.3-Defterdarlar 11 2.4- Nişancılar 14 2.5- Reisülküttaplık 15 2.5.1- Reisülküttaplık nedir? 15

2.5.2- KuruluşundanBab-ı Âli Dönemine Kadar Reisülküttaplık: 16 2.5.3- Babıasafi (Bab-ı Âli)dönemindenHariciyeNezaretinekadar

Reisülküttaplık: 17

2.5.4- Nizam-ı Cedid ile BirlikteReisülküttaplıktaYapılan Yenilikler 18

3. TEŞKİLAT 22

3.1-Hariciye Nezareti Merkez Teşkilatı 22

3.1.1-NazırlıkveNazırlar: 22 3.1.2-Müsteşarlık: 28 3.1.3-Encümeni Hariciye: 29 3.1.3.1- İmtihan Şubesi: 30 3.1.3.2- Kontrol Şubesi: 30 3.1.3. 3-Mubayaat Şubesi: 30

3.1.4-İntihab-ıMemurin Hariciye Komisyonu: 31

3.1.5-İdare Komisyonu: 31

(8)

3.1.7-Tahrirat-ıHariciyeKalemi: 37

3.1.8-TercümeOdası: 42

3.1.9-Hariciye Muhasebe Kalemi: 47

3.1.10-Teşrifatı Hariciye Dairesi: 50

3.1.11-Umur-ıHukukiye MuhtalitaMüdüriyeti: 51

3.1.12-Umur-ı ŞehbenderiyeMüdüriyeti: 54

3.1.13-HukukMüşavirliği: 62

3.1.14-Matbuat-ı Hariciye Müdüriyeti: 64

3.1.15-Hariciye Sicill-i Ahval Müdüriyeti: 68

3.1.16-Tabiiyet Müdüriyeti Dairesi: 70

3.1.17-HariciyeUmuru Telgrafiye Kalemi: 73

3.1.18-Şifre Müdüriyeti: 74

3.1.19-Umur-ı TicariyeMüdüriyeti: 75

3.1.20- Hademe Müdüriyeti: 76

3.1.21-Umur-ıSiyasiye Müdüriyet-iUmumisive Şubesi: 76

3.1.22-Evrak-ı UmumiyyeMüdüriyeti: 76

3.2-HariciyeNezareti Yurt Dışı Teşkilatı 77

3.2.1-Osmanlı DevletiSefaretleri ve Memuriyetleri 78

3.2.1.1- Berlin Sefaret-i Seniyyesi: 78

3.2.1.2- Paris Sefaret-i Seniyyesi: 81

3.2.1.3- Petersburg Sefaret-iSeniyyesi: 85

3.2.1.4- Napoli, Floransa ve daha sonra Roma Sefaret-i Seniyyesi: 88

3.2.1.5- Londra Sefaret-i Seniyyesi: 92

3.2.1.6- Viyana Sefaret-i Seniyyesi: 96

3.2.1.7- Tahran Sefaret-i Seniyyesi: 100

3.2.1.8- Atina Sefaret-i Seniyyesi: 105

3.2.1.9- Brüksel ve BernSefareti Seniyyesi: 108

3.2.1.10- Bükreş Sefaret-i Seniyyesi: 114

3.2.1.11- Belgrat Sefaret-i Seniyyesi: 116

3.2.1.12- Çetine Sefaret-i Seniyyesi: 120

3.2.1.13- Lahey ve Stokolm Sefaret-i Seniyyesi: 121

3.2.1.14- Madrid Sefareti Seniyyesi: 124

(9)

3.2.1.16-Amsterdam Sefaret-i Seniyyesi: 130

3.2.1.17-Sofya Sefaret-i Seniyyesi: 130

3.2.2- Şehbenderlikler 130

3.2.2.1- AlmanyaBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, Fahri Başşehbenderliği, Fahri Şehbenderliği,Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 131

3.2.2.2- Fransa Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 140

3.2.2.3- Rusya Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 154

3.2.2.4- İtalya Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 169

3.2.2.5- İngiltereBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği, Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 196

3.2.2.6- AvusturyaBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği,Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

ŞehbenderVekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 222

3.2.2.7- İranBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 230

3.2.2.8- YunanistanBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği,Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

ŞehbenderVekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 239

3.2.2.9-Belçika Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 254

3.2.2.10-Romanya Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği,Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

ŞehbenderVekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 260

3.2.2.11- SırbistanBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği,Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

ŞehbenderVekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 269

3.2.2.12- KaradağBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği, Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

(10)

3.2.2.13- İsveç ve Norveç Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

Şehbender Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 278

3.2.2.14- İspanya Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, ŞehbenderVekilliği,

Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 282

3.2.2.15- Amerika Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

Şehbender Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 296

3.2.2.16- Portekiz Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, Fahri Başşehbenderliği, Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 302

3.2.2.17- Flemenk Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

Şehbender Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 306

3.2.2.18- Danimarka Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

Şehbender Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı 311

3.2.2.19- İsviçre Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği,

Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 314

3.2.2.20-HindistanBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

Şehbender Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 316

3.2.2.21- Brezilya Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, ŞehbenderVekilliği,

Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 317

3.2.2.22- BulgaristanBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender

Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği,Fahri

Şehbender Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 319

3.2.2.23- Somali Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği,

Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği,Fahri Kançlaryalığı: 320

3.2.2.24-Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, ŞehbenderVekilliği,

Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği, Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, FahriKançlaryalığı: 320

3.2.2.25- ArjantinBaş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, ŞehbenderVekilliği,

Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

(11)

3.2.2.26-Gana Baş Şehbenderlerliği, Şehbenderlerliği, Şehbender Vekilliği, Kançlaryalığı, FahriBaşşehbenderliği,Fahri Şehbenderliği, Fahri Şehbender

Vekilliği, Fahri Kançlaryalığı: 321

(12)

1.

GİRİŞ

1.1-Amaç: Geçmişini bilmeyen devletler geleceğini sağlam temeller üzerine

oturtamaz.. Biz de bu çalışmada geleceğe güvenle bakabilmeye katkıda bulunmak

amacıyla ve bu alanda fazla çalışma yapılmadığını görerek, Osmanlı Devleti'nin

Dışişleriyleilgilibilinmeyenyanlarınaışıktutmaya çalıştık.

1.2-Yöntem: Arapça bir kelime olan Hariciye, "Dış ile ilgili" anlamına

gelmektedir.1 Nezaret kelimesi de Arapça olup "bakma, bakış, Bakanlık" anlamlarına

gelmektedir.2 3Bunlardan yola çıkarak Hariciye Nezaretiiçingünümüzdeki anlamıyla

o

1 Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat,Harici, Ankara,Aydın Kitabevi, 2013, s.381 2 Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat,Nezaret, Ankara,Aydın Kitabevi, 2013, s. 974 3 Kompaktwörterbuch, AuPenministerium, Stuttgart,Pons GMBH, 2009,s.673

4 Redhouse El Sözlüğü, Dışişleri, İstanbul, SEV Matbaacılık veYayıncılık EğitimTic. A.Ş.,2001, s. 353

5Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, Sâl, Ankara,Aydın Kitabevi, 2013,s.1070 6Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, Nâme, Ankara,Aydın Kitabevi, 2013, s. 942

"Dışişleri Bakanlığı" diyebiliriz. Almancası "AuPenministerium" , İngilizcesi ise

"Foreign Affairs"dir.4 Bu ifade II. Mahmut tarafında Reisülküttaplığın yerine

Hariciye Nezareti kurulana kadar kullanılmamaktaydı. Hariciye Nezaretinin

kurulması ilebirlikte kullanılmaya başlanmıştır.

Salnâme kelimesi ise, Sal "Yıl"5 ve Nâme "Mektup , Kitap,mecmua"6

kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bu anlamda Nevsâl "Yeniyıl, Yılbaşı" kelimeleri de kullanılmıştır. Bugünkü anlamı "Yıllık"'tır. Yıllık, belli bir

(13)

*7

konuda yıllık olarak çıkarılan dergi veya kitaptır. Yıllığın Almancası "Jahrbuch"7,

İngilizcesi ise "annual"'dır.8

7 Kompaktwörterbuch,Jahrbuch,Stuttgart,Pons GMBH, 2009, s.945

8 Redhouse El Sözlüğü, Yıllık, İstanbul,SEV Matbaacılık ve YayıncılıkEğitimTic. A.Ş.,2001, s. 520 9 Hariciye Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire,1302, s.3; Hariciye Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i

Âmire,1306,s.1

Faydalandığım salnâmeler:

1.2.1-Hariciye Nezareti Salnâmeleri

1.2.2-Devlet Salnâmeleri

1.2.1-Hariciye NezaretiSalnâmeleri

Hariciye Nezareti Salnâmeleri ait olduğu yıl içindeki Dışişleriyle ilgili bilgileri içeren kitaplardır. Osmanlı Hariciye Nezaretine ait, II. Abdülhamit'in emriyle Sicilli Ahval Müdürlüğünce hazırlanmış ve basılmış dört adet salnâme vardır. Bunlar: H.1302 (M.1885), H. 1306(M.1889), H. 1318 (M.1901) ve H.1320

(M. 1903) yıllarına ait Hariciye Nezareti Salnâmeleridir. Bunların ilk sayfalarında

fihrist bulunmaktadır. Fihristten sonra ilk iki salnââmede Padişaha övgülerle

başlayan, Salnâmelerin niçin ve hangi kurum tarafından hazırlandığını bildiren ön

söz niteliğindeki "İfade-i Mahsusa" yazısı yer almaktadır. 9 Son iki salnâmede bu

"İfade-i Mahsusa" yer almamaktadır. Bunun dışında Hariciye Nezareti

Salnâmelerinde genel olarak ele alınankonular şunlardır:

1.2.1.1-Osmanlı Devletiyleİlgili Bilgiler: Hariciye Nezareti Salnâmelerinde

Osmanlı'nın Ataları, Saltanat-ı Seniyye Arması, Osmanlı Sultanları, Sedaret-i Uzma

Dairesi, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren Serdar-ı Azam görevinde

bulunmuş kişiler ve bunların hizmet süreleri, Saltanat-ıSeniyye Vekillerinin isimleri,

bu vekillerin görev yaptıkları tarihler, Nezaretlerin kuruluşuna dair kısa tarihi

bilgiler, Mabeyn-i Hümayunda görev yapmış kişiler, Yaverlik görevinde bulunmuş

kişiler, Resmi Rütbelerle ilgili tarihi bilgi, Siyasi sınıfın, ilmiye sınıfının, askeri

sınıfın ve mülkiye sınıfının teşrifatının tertibi, bu sınıfların sahip oldukları Resmi

(14)

Nişanlarla ilgili bilgi, Madalyalarla ilgili bilgi, Reisülküttaplık kavramının çıkışını

izahı, Kanuni Sultan Süleyman zamanından Hariciye Nazırlığının kuruluşuna kadar

görev yapmış Reisülküttaplar, Reisülküttaplığın Hariciye Nezaretine

dönüştürülmesine dair Hatt-ı Hümayun, Divan-ı Hümayun Tercümanlarının, Hariciye Müsteşarlarının ve diğer Müsteşarların Hariciye Nezareti Erkanının,

Osmanlı Devleti Sefirlerinin Tercüme-i Halleri, ayrıca Osmanlı Devleti Sefirlerinin

Başkatiplerinin ve İkinci Katiplerinin, muvazzaf Baş Şehbenderlerin ve

Şehbenderlerin Tercüme-i Halleri, kuruluşundan salnâmenin hazırlanışına kadar

görev yapmış Hariciye Nazırları ve kısaca Tercüme-i Halleri, salnâmenin basıldığı

yıl görev yapan Hariciye Nazırının Tercüme-i Hali, Hariciye Nezaretinin Merkezi

Teşkilatı ve burada görevli olan memurlarveHariciyenezaretinde zamanla meydana

gelen değişiklikler, burada görevli memurların rütbeleri, aldıkları nişanlar, Hariciye

Salnâmesinin birinci defa yayınlanmasından beri hariciyede görev yapmış

memurların gerek Osmanlı Devleti tarafından, gerekse yabancı ülke hükümdarları

tarafından aldıkları nişanlar, yine Hariciye Salnâmesinin ilk basıldığı zamandan

itibaren emeklilik işlemi yapılan ve vefat eden memurlar, Hariciye Nazırlığındaki

masraflarla ilgili komisyonun lağvı ve bu komisyonun görevinin Encümen-i

Hariciye'ye devredilmesine dair Emirnâme, teşrifat kaideleri, Sıhhiyye Nazırlığı,

Sıhhiye Nazırlığı Heyeti, Umur-ı Sıhhiyye Meclisi, Osmanlı Devleti ile yabancı

ülkeler arasında gerek tek olarak, gerekse birden fazla ülkeyle imzalanan

antlaşmalar, bu antlaşmaların muhtevaları ve imzalama tarihleri, Bazı yabancı

ülkelerde bulunan komiserler, hicri yılın başlangıcından zamanımıza kadar bir hicri yılın miladi hangi ayının hangi gününe denk geldiğini bildirir takvim, Encümen-i

Hariciyenin teşkiline dair resmi ilannâme, Saltanat-ı Seniyye Rütbesi sahipleri

hakkından sonradan konulan teşrifat kaideleri, Dil Okulu, Hariciye Memurlarının,

Hariciye Dairesi ofislerinin, Saltanat-ı Seniyye Sefarethanelerinin ve Saltanat-ı

Seniyye Şehbender Hanelerinin senelik tahsisat (ödenek) 'larına ait cetveller,

Saltanat-ı Seniyye Sefirleriyle Şehbenderlerinin oturdukları yerleri gösterenharitalar,

Osmanlı Devleti'nin Nişanlarının resimleri, Osmanlı Devleti'nin askeri ve siyasi

rütbelerine mensub Veziriazamların ve Müşirlerin (Mareşal), Vezirliklerinin ve

Müşirliklerinin (Mareşal) verliş tarihi gibi bilgilerbulunmaktadır.10

10Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.5-659; Hariciye Salnâmesi,Def'a2, 1306, s.4-673; Hariciye

Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire,1318, s.5-473; Hariciye Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i

(15)

1.2.1.2-YabancıDevletlerle İlgili Bilgiler: Hariciye Nezareti Salnâmelerinde

yabancı ülkelerle ilgili olarak, yabancı ülke armaları, yabancı ülkekralları ve onların

doğum tarihleri, evlenmeleri, tahta çıkışları, ait oldukları hanedanın diğer üyeleri,

yabancı ülkelerin vekilleri, yabancı ülkelerin Osmanlı Devleti'nde bulunan Sefirleri

ve Konsoloslukları ve buralarda görev yapan memurlar, rütbeleri, aldıkları nişanlar,

Padişahların muasırı olan yabancı ülke hükümdarları, yabancı ülkelerdeki nişanlar,

bunların tesis edilmesi ve tesis edenkişiler, Kanuni Sultan'danitibaren görev yapmış sefirlerin isimleri, görev tarihleri ve nişanları, yabancı devletlerin yüz ölçümleri ve nüfusları, yabancı devletlerin normal zamandaki ve savaş zamanındaki kara ve deniz kuvvetlerinin güç durumu, yabancı ülke nişanlarının resimleri, yabancı devletlerin

bandıralarının resimleri, Avrupa Hükümdarlarının 1888 yılında kaç yaşında

olduklarını göterir cetvel, yabancı devlet hükümdarlarınıntahta geçiş sıralarınagöre

isimleri, gibibilgileri içermektedir.11

11 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.5-659; Hariciye Salnâmesi,Def'a2, 1306, s.4-673; Hariciye

Salnâmesi, Def'a 3, 1318,s.5-473;Hariciye Salnâmesi, Def'a4,1320, s.1-265

1.2.2-Devlet Salnâmeleri

Devlet Salnâmelerinde isevakit ve aylarcetveli, Osmanlı Sultanları, Kanun-i

Esasi, Hatt-ı Hümayunun sureti, Veliaht ve Şehzadeler, yabancı ülke hükümdarları

ve reisleri ve onların özel günleri, rütbelerin tertibatı, teşrifatı ve resmi ünvanlar,

Osmanlı Devleti'nin Nişan ve Madalyaları, Mabeyn-i Hümayun, Hazine-i Hassa

Müdüriyeti, Vekiller Meclisi, Ayan Meclisi, Mebuslar Meclisi, Sefaret Dairesi,

Şurayı Devlet, Divan Muhasebeciliği, İlmiye Dairesi, Adliye ve Mezhepler Nezareti,

İstanbul ve ilçeleri mahkemeleri ve vekillikleri, Ruhani Reisler, Hariciye Nezareti,

yabancı ülkelerde bulunan Sefirlerle maiyyet memurları, Osmanlı Devletinde

(16)

ŞehrEmaneti, Müessesat-ıHayriyye Sıhhiyye Müdüriyeti, İstanbul PolisMüdüriyeti,

Umur-ı Tıbbiyeyi Mülkiye, Harbiye Nezareti, Askeri Mektepler, Kolordu

Hümayunları, İmalat-ı Harbiye Müdüriyeti, MaliyeNezareti, Usul-iSikke-i Devlet-i

Osmaniye,Osmanlı Sikkeleri , yabancı devletsikkeleri,Rüsumat Müdüriyeti, Divan­

ı Umumiyye-i Osmaniye, Devlet-i Aliyeyi Osmaniye Bankası, Bahriye Nezareti,

Donanma-i Hümayun, Maarif-i Umumiyye Nezareti, Mekatib-i Resmiyye ve

Hususiyye, İstanbulda mevcut Kütüphaneler, Rasathane, Matba-i Amire, Nafia

Nezareti, Osmanlı Devletinde bulunan Demiryolları, Ticaret ve Ziraat Nezareti,

Ziraat Bankası Müdüriyeti, Emniyet Sandığı Müdüriyeti, Evkaf-ı HümayunNezareti, 12

Posta, Telgraf veTelefonNezareti, Vilayat-ı Osmaniye gibibilgiler yer almaktadır.12

12Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1286, s.3-179; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-iÂmire, 1289,s.3-179; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1303, s.5-518; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1304, s. 5-476; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1306,s. 2-378; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1307, s.2-893; Devlet Salnâmesi,

İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1309, s.2-918; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire,1311, s. 3­

956; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1312, s.3-942; Devlet Salnâmesi,İstanbul:

Tabhâne-iÂmire,1313, s. 3-1016;Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1315, s. 2-747;

Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1319, s. 2-859; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-iÂmire, 1320, s. 3-843; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1321,s.2-942; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1321, s. 10-960; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i

Âmire, 1323,s.10-1034; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1324,s. 10-1098; Devlet

Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire,1325, s.10-1098; Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i

(17)

2.

NEZARET

ÖNCESİ DÖNEM OSMANLI'DA

DIŞİŞLERİ

Anadolunun batısında bir beylik olarak kurulan ve zamanla fetihlerle

büyüyüp gelişerekbirdevletözelliğitaşımayabaşlamış olan Osmanlı Devleti' nin bu

süreçte komşu devletlerle ilişkileri de artmıştır. Bu nedenle de yeni düzenlemelerin

yapılması gerekmiştir. Bu düzenlemelerin ilk adımları Orhan Bey ve I. Murat

tarafından atılmıştır. Bu dönemde devlet teşkilatının yeni oluşturulması nedeniyle

devlet işleri tam olarak birbirinden ayrılmadığı için harici işlere bakan müstakil bir kurum yoktu. Bu nedenle de diplomatik işler diğer işler gibi Divan-ı Hümayun'da

17

görüşülüpkaralaştırılmaktaydı.13

13Yusuf Halaçoğlu, Osmanlılarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, Ankara Türk Tarih Kurumu

Basımevi, 1991, s. 8

14 Ali Akyıldız, Osmanlı Bürokrasisi ve Modernleşme, İstanbul İletişim Yayınları,2012, s. 62

15 Mehmet İpşirli,"Osmanlılar", TürkiyeDiyanet Vakfı İslâmAnsiklopedisi, C. 33, Ankara: Türkiye

Diyanet VakfıNeşriyat, 1989,s. 503

Meşveret fikri eskiden beri her Türk Devleti tarafından uygulanılagelen bir

gelenekti.Osta Asyadak TürkDevletlerinden beri hükümdarın yanında askeri, siyasi

ve iktisadi konuların istişare edildiği ve karar bağlandığı bir meclisin var olduğu

bilinmektedir.14Osmanlılardabu iş ilkolarak Divan-ı Hümayunda yapılmaktaydı.

Diğer Türk devleterinde onlarca divan olmasına karşılıkOsmanlı Devletinde

bu sayı sadece birdir. Bu sayede kararlar hızlı bir şekilde alınabiliyor ve kurumlar

arasındaki irtibat dahahızlı sağlanıyordu.15

Divan-ı Hümayun XV. yy ortasından XVII. yy. ortasına kadar damgasını

vurmuş, kendine bağlı olan kalem ve bürokratlarıyla padişahtan sonraki en önemli

devlet kurumudur. Bu kurum, bu dönemde en olgun dönemineulaşmıştır.

Divan-ı Hümayunda; iç siyaset, dış siyaset, elçilerin karşılanması, onlarla görüşülmesi,kanun oluşturma, yargılama, temyizetme, devlet adamlarının atanması,

denetleme, iktisadivemali politika gibi devletle ilgili her türlü konu görüşülebilirdi.

Padişah Divanı olması nedeniyle, padişahın olduğu her yerde, sefer sırasında yol

(18)

gelenleri de katılırdı. Özellikle Nişancı ve Reisülküttap da bu seferlere katılır ve

yanlarında Divan-ı HümayunDefterleri'ni taşırlardı.16

16 YaseminYayla, Kanuni Sultan Süleyman Devri Osmanlı Devletinde Bürokratik Yapı, Süleyman

Demirel Üniversitesi SosyalBilimlerEnsitüsü,YüksekLisans Tezi, Isparta 2001, s.98-99

Divan-ı Hümayunun ilk olarak Orhan Gazi zamanından itibaren toplandığı

görülmektedir. Bu toplantılar Fatih SultanMehmet'in ilk dönemlerine kadar haftanın

her günü yapılırdı. XVI. yüzyıldan itibaren Divan-ı Hümayun toplantıları haftada

dört güne inmiş, bunun iki günü arz günü olarakkabul edilmiştir. Daha sonraları bu

günler haftada ikiye, hatta haftada bir güne bile düşürülmüştür. Bir ara hiç

görüşülmemesi kararı alınmış ama görüşmenin gereğinin anlaşılması üzerinehaftada

bir salı günleri toplanılmasına karar verilmiştir. XVII. yüzyılın ikinci yarısından

itibaren Dîvân-ı Hümâyun eski öneminiyitirmeye başladı, hükümet merkezi aşamalı

olarak Paşakapısı'na ve Bâbıâli'ye kaydı. Bu dönemde meşveret meclisleri önem

kazanarakön plana çıktı. Dîvân-ı Hümâyun sembolik olarak da olsa imparatorluğun

sonuna kadarsürdü.

18. Yüzyılın ikinci yarısından, divan-ı hümayunun önemini kaybetmesinden

itibaren meşveretmeclisinin daha sık aralıklarlatoplanmayabaşlanmıştır. ÖzellikleI.

Abdülhamit ve III. Selimdönemlerinde bu toplanmalar daha düzenli birhal almıştır.

Meclisin bu dönemde önem kazanmasının en önemli sebebi 1768-1774

Osmanlı-Rus savaşından sonra meydana gelmiş olan ve devletin bekasınıtehditeden

buhranların yol açtığı kargaşa ve sorunların çözüme kavuşturulmasında karar ve

sorumluluğu yaymak, paylaşmak ve geniş bir mutabakat sağlayarak alınan kararları

halkın gözünde meşru göstermektir.

Meclis savaşa, barışa karar vermek, antlaşmalar yapmak, dahili, harici, mali

ve iç güvenlikle ilgili işleri görüşmek üzere toplanırdı. Meclisin kapsamı, I.

Abdülhamit döneminden itibaren bazı memurlukların tevcihine kadargenişletildi.

Meşverete katılacak kişiler ve görüşülecek konular padişahın emri üzere

önceden tesbit edilirdi. Mecliste padişah başkanlığında, padişah olmadığında ise

sadrazam başkanlığında gündem hakkında üyelere bilgi verilerek görüşmelere başlanırdı.

Görüşülecek konu üzerinde düşünülecek kadar önemliyse gerekli bilgi ve belge öncedenüzerinde düşünmeleri içinüyelereverilirdi. Mecliste görüşülüp karara

bağlanan konular mazbata halinde padişaha takdim edilirdi. Ayrıca toplantıya

(19)

verilirdi. Oldukça detaylı hazırlanan meclis mazbatalarında toplantıya katılan

üyelerin isimleri, görüşmelerde yaptıkları açıklamalar ve toplantı sonucunda alınan

kararlardetaylı birşekilde kayda geçirilirdi.

Meclis, mazbatalarda "meşveret-i hassa", "meclis-i has", meşveret-i havass",

"meclis-i şura", darü'ş-şura", meclis-i müşavere", "encümen-i meşveret", "meclis-i

hassü'l-has" ve "meclisi umumi" gibi değişik isimlerle geçmektedir. Bu

isimlendirmelerdeki farklılığın nedeni katılan kişilerden kaynaklanmaktadır. Sınırlı

sayıda üst düzey yöneticinin katıldığı meclise "meclis-i hassü'l-has", bunun biraz

daha genişletilmiş olanına "meclis-i has", geniş bir katılımla toplanına da "meclisi

17

umumi" adı verilmektedir.17

17 Akyıldız,s. 32-33

18 Akyıldız,s. 42

19 Halaçoğlu, s. 10

II. Mahmud da meşveret meclislerini gayet yararlı bir şekilde kullanan

padişahlardandır. Özellikle 1836 yılından yaptığı yeniliklerle ve kurduğu nezaretlerle Avrupavari bir kabine sistemi görüntüsü oluşturdu. Bunun dışında daimi meclisler

kurarak alt kademedeki yöneticilerin de karar alma mekanizmalarında yer almalarını sağlamıştır. II. Mahmut bu şekilde modern hükumet yapısına aşamalı bir geçiş

yapmıştır.

II. Mahmudun bu çabaları sonraki padişahlar tarafından da devam

ettirilmiştir. Bu daimi meclislerin oluşturulması acil durumlarda olağanüstü meşveret

meclislerinin toplanmasına engel oluşturmamıştır. Sorumlulukları geniş kitlelerle

18

paylaşmak adına meşveretmeclisleri toplanmıştır. 18

Divan-ı Hümayunun dört ana direği diyebileceğimiz dört ana bürokratı

bulunmaktaydı. Veziriazamlar ve Vezirler, Kazaskerler (Kadıaskerler), Defterdarlar,

Nişancılar.

2.1-Veziriazamlar veVezirler

Padişahtan sonra bürokrasinin başı ve padişahın mutlak vekili19 ve merkez

(20)

diğer divan üyelerine danışarak paylaşırdı.20 Fâtih Kânunnâmesi'nde sadrazamın

“vüzerânın ve ümerânın başı, cümle işlerin vekîl-i mutlakı” olduğu, teşrifatta

herkesten önde geldiği belirtilmiştir. Bu yetkinin göstergesi olarak da kendisine

beyzi denilen ve padişahın ismini taşıyanaltında “Mühr-i Hümayun” adınıtaşıyan ve

kese içinde saklanan bir mühür verilirdi. Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar

veziriazamlar/sadrazamlar ilmiye sınıfından yetişenler arasından seçilir ve bir vezir

bulunurdu. Bu dönemde Çandarlı ailesinde dört sadrazamın medreseden çıktığı

görülür. FatihSultanMehmet'in devşirmeleri ön plana çıkarmasıyla sadrazamlığa 17.

yy. ortalarına kadar kul asıllı kişiler getirilmiştir. I. Murat zamanında vezir sayısı

artmış, bundan dolayı bunlarınbirincisineVeziriazam adı verilmiştir.

20 Yayla,s.100

21 Mehmet İpşirli,"Osmanlılar", DİA,C. 33, s. 504

Bütün tayin, azil ve tevcihler veziriazamın yetkisindeydi. Hatta5999 akçeye

kadar olan tımarları padişaha sormadan verebilirdi. Veziriazamlar savaş dışı

zamanlarda Kadıasker ve Şeyhülislam gibi yüksek bürokrasiden olan kişilerin tayin

ve azillerinde padişahın görüşünü almak zorundaydı. Savaş zamanında ise padişah

gibi herkesiçinidamkararıverebilirdi.

Ayrıca Sadrazamlar, Padişahın katılmadığı durumlarda savaşlara başkomutan

olarakkatılır ve bu durumda "Serdar-ı Ekrem" adını alırdı. Dolayısıyla sefer

esnasındaPadişahın sahip olduğu her türlü yetkiye o da sahip olurdu.Bu dönemde

her türlü icraatlarında nihaî kararları onlar verir, geniş yetkilerinifarklı divanlar

vasıtasıylakullanırlardı. Bunlar başta Dîvân-ı Hümâyun ve ikindi divanı olmak üzere çarşamba ve cuma divanlarıydı.

Vezirlerinde siyasi ve idari teşkilatta önemli gücü vardı. I.Muratzamanında sayıları artan vezirlerin sayısı, Kanuni SultanSüleyman döneminde yedi olmuştur. zamanla bu sayı ona altı olmuş ve hattayirmi üçe bileçıkmıştır. Vezirler statüleri bakımında dahil ve hariç olmak üzere ikiye ayrılmaktaydılar. Divanda sadrazamın

(21)

2.2- Kazaskerler(Kadıaskerler)

Kanunnâme ve münşeat mecmualarında kazaskerlerin ünvanı farklı şekilde

geçmekteddir . Fâtih Kanunnâmesi'nde müftü efendi , hoca efendi ve kazaskerlerin

ü"a'lemü'l-ulemâi'l-mütebahhirîn efdalü'l-fudalâi'l-müteverriîn yenbûu'l-fazl

ve'l-yakîn vârisü ulûmi'l-enbiyâ ve'l-mürselîn keşşâfü'I-müşkiiâti'd-dîniyye ve sahhahu

müteallikâti'l-yakîniyye keşşâfu rümûzi'd-dekâyik hallâlü müşkilâti'l-halâyik..." 22

olarakgeçmektedir.22

22 Mehmet İpşirli,"Kazasker", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C. 25, Ankara:Türkiye

Diyanet VakfıNeşriyat, 1989,s. 142

23 Yayla,s.106

24 Mehmet İpşirli,"Kazasker", DİA,C. 25,s. 141

25 Yayla,s.106

26 Mehmet İpşirli,"Kazasker", DİA,C. 25,s. 142

27 Yayla,s.106

İlk kuruluşu konusunda iki türlü görüşvardır: Birinde Orhan Gazi tarafından kurulduğu ve ilk kazaskerliğe de Çandarlı Halil Paşa'nın getirildiği görüşüdür. Diğeri

23

iseKadılığın ilk defa I. Murat zamanında kurulduğudur. 23 KazaskerlikFatihSultan

Mehmet döneminde gelişmiş ve bir kurum haline gelmiştir. Karamani Mehmet

Paşanın teklifiyle 24 1480 yılına kadar Kazasker sayısı bir iken, bu tarihten itibaren

ikiye çıkartılmıştır. Bunlar Rumeli Kazaskerliği ve Anadolu Kazaskerliğidir. Rumeli

25

Kazaskeri kıdemce Anadolu Kazaskerinden önde gelirdi.25Yavuz Sultan Selim

dönemindebir ara kazasker sayısı üçe çıkartılarak merkezi Diyarbakır olmak üzere

Arap ve Acem Kazaskerliği oluşturuldu. Fakat devletin merkeziyetçi yapısına

uyuşmadığı için lağvedildi veAnadolu kazaskerliğine bağlandı.26

Kazasker divan üyesi olup, alınan hukuki kararlarda söz sahibiydi. Divanda

Vezirin solunda otururlardı27 ve teşrifatta vezirlerin hemen arkasında yer

almaktaydırlar.28 Mevki olarak vezirden sonra gelirlerdi. Divan günlerinde

görüşmelere katılır, adli konularda fikirlerini belirtirlerdi. Bu günlerde onlar aynı

zamanda temyiz mahkemesi görevi görür, yanlış karar veren kadıların kararlarını

incelerlerdi.

Başlangıçta kazaskerlerin aylıkları, gelirleri toplayan haslardan

sağlanmaktaydı. 16. yy.'da kaszaskerlere has verilmesi devam etti.Kanuni Sultan Süleyman devri başlarına ait tahrir defterinde Anadolu Kazaskerinin hasları dört

(22)

köy, bir ihtisab vergi geliri ve yirmi bir değirmen vergisi olup bunların toplamı

122.519 akçe idi. Erken tarihli bazı batılı kaynaklarda kazaskerlere tımar ve has

verildiği belirtilmektedir. Yunus Bey'in risalesinde ise kazaskerlerin gelirlerinin 6­

7000 duka tımar gelilrlerininolduğunu ifadeeder. 17.yy.başlarındaAyn Ali Rumeli 29

kazaskerine572,Anadolu Kazaskerine ise 563 yevmiye ödendiğiniifade eder.29

29 Mehmet İpşirli,"Kazasker", DİA,C. 25,s. 141

30 Yayla,s.106-108

Görüşülen konuların şer'i sorumluluğu kadıaskerlere aitti. Şeyhülislam

Divanda bulunmaması nedeniyle dini konulardan da kadıasker sorumluydu. Divan

toplantılarının sonunda yeniçeri ağasının ardından padişaha arza girerlerdi. Müderris

ve kadılarınatanması ileilgili görüş ve kararlarını bildirirlerdi.

Kadıaskerler aynı zamanda sorumlulukları altında olan görevlilerin denetlenmesinden ve şikayet olması durumunda da görevden alınmasında da önemli

role sahiptiler. Aynı zamanda en büyük kadı olması nedeniyle bizzatpadişahla ilgili

olan resmi işlerden ve davalardan da sorumluydular.

1574 yılına kadar geniş yetkilere sahip olan kadılar, bu tarihten itibaren

Şeyhülislamlığın mevkice yükselmesi nedeniyle bazı yetkileri şeyhülislama

30 aktarılarak yetkilerisınırlandırılmıştır.30

2.3-Defterdarlar

Osmanlı Devleti'nde bu tabir, on dördüncü asrın sonlarından itibaren

31

görülmeye başlanmıştır.31 Bunun dışında bu müessesenin kuruluşunu Orhan Gazi

zamanına kadar götürenler de vardır. Fakat bu dönemde mali işler ayrı bir kurum

oluturacak kadar gelişmiş olmadığından bu mümkün görülmemiştir. Pakalın, bazı

delillere dayanarak 1. Murat zamanına çıkarırken; Uzunçarşılı bazı vakfiyelerdeki

şahitler arasında "defterdar" ve "defteri" sıfatına sahip olanların bulunmasına

dayanarak defterdarlığın en geç 15. yüzyılın başlarında, belki de 14. yüzyılın

sonlarında var olabileceğini iddia etmektedir. Fatih Kanunnamesinde Defterdarın

(23)

teşrifattaki yeri ve selahiyetleri belirtilmiş olduğuna göre bu müessesenin 15. yüzyıl

32

ortalarında tamamen şekillenmiş olduğunu gösterir. 32

32 Mübahat S. Kütükoğlu "Defterdar", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C. 9, Ankara:

Türkiye DiyanetVakfı Neşriyat, 1989, s. 95

33 Yayla,s.116

34 Halaçoğlu, s. 16

35Yayla,s.16

36 Mübahat S. Kütükoğlu, "Defterdar", DİA, C.9, s. 95

37 Yayla,s.16

38 Mübahat S. Kütükoğlu "Defterdar", DİA, C.9, s. 95

39 Yayla,s.16

Padişahın malının vekili, olarak adlandırabileceğimiz defterdarlar, Divan-ı

33 Hümayun'da parayla ilgili işlere bakarlar ve bukonuylailgili emirler yazarlardı.33

Fatih Dönemin'e kadar tek olan defterdar sayısı, Fatih döneminde Rumeli

Defterdarı ve Anadolu Defterdarı olarak ikiye çıkartılmıştır. Rumeli Defterdarı

Anadolu Defterdarına göre daha kıdemli sayılmakta ve “Başdefterdar” olarak

adlandırılmaktadır.34Yavuz SultanSelim döneminde ise yapılan fetihlerle buraların

da Osmanlı topraklarına katılmasıyla beraber merkezi Halep olmak üzere Arap ve

Acem Defterdarlıkları kurulmuştur.35 Fakat II. Selim'in saltanatının ilk yıllarında

sırasıyla Diyarbekir, Şam, Erzurum ve Trablusşam'ın bu idari birimden kopmasıyla

beş eyalet defterdarlığa ayrıldığından, 16. yüzyıl sonlarında sadece üç defterdarlık

kalmış ve bu iki asır bu şekilde devam etmiştir.36 Kanuni Dönemi'nde başında ise

"Şıkk-ı Sani" adıyla bir defterdarlık daha kurulmuş, İstanbul'daki tüm yalılarla

mukataalar (Osmanlı Devletinde, devlete ait bir geliri veya araziyi kira karşılığında

başkasına satmamak üzere geçici mülk olarak birine devretme işidir) buraya

bağlanmıştır. 3716. yüzyılın son çeyreğinde Tuna yalılarındaki haslar için her ne

kadar uzun ömürlü olmasadaTuna Defterdarlığı da denilen Şıkkı Salis Defterdarlığı 38

kurulmuştur ancakbu okadar uzun ömürlü olmamıştır.38

Başdefterdar, devletin tüm mali işlerini teftiş etmekte, hazinece yapılan işlemlere her akşam rapor tutmaktadır. Bu raporları haftada iki veya üç defa

Veziriazam'a arzetmektedir.39Halaçoğlu'na göre isedefterdar, padişaha arzasadece

salı günleri gider ve kendi dairesi ile ilgili bilgileri verir, ama Padişah'ın huzurunda okuyacağı telhisle ilgili Sadrazamla görüşür, onun görüşünü alırdı.40 Kendi

kalemlerinden çıkan evrağa kuyruklu imza adını verdikleri imzalarıyla imza

atarlardı. Her defterdar kendi dairesinden çıkan evrağa imzasını atardı. Bütün mali

hükümler defterdar kapısında kaleme alınırdı.

(24)

Başdefterdar Divan-ı Hümayun'un doğal üyesidirler. Diğer iki defterdar da

Divan'a katılır ve Kadıaskerlerin yanına otururlardı.41 Fatih Kanunnâmesinde

Başdefterdarların rütbeleri “Rumeli Beylerbeyliği”ne yükseltilmiştir. Aynı

Kanunnâmede divandaki yeri kadıaskerlerin alt tarafı olarak yeniden

42

41 Yayla, s. 16

42 Halaçoğlu, s. 17

43 Mübahat S. Kütükoğlu "Defterdar", DİA, C.9, s.95 kararlaştırılmıştır.42

III. Selim devrinde Nizam-ı Cedid ordusunun kurulmasıyla bunun mali işlerine bakacak yeni bir hazine ve dftardarlığaihtiyaç hissedildiğinden,bu ordunun

başındaki "talimli Asker Nazırlığı" da idaresine verilen şıkk-ı sanidefterdarı bundan

böyle "İrad-ı Cedid Nazırı" adıyla anılmıştır. Ancak III. Selim'in tahttan indirilip

öldürülmesiyle bu nazırlıkortadan kaldırılmıştır.

1795 yılında Zahire nazırlığı kurulunca şıkk-ı Salis defterdarlığı bununla

birleştirilmiştir. Ancak Tersane Nazırlığı kurulunca isim değişikliği olmuş;Tersane nazırı şıkk-ı salis, zahire nazırı da şıkk-ırabi olmuştur.

II. Mahmut döneminde ise Mukataat Hazinesi kuruluncabaşındaki kişi yine

nazır adını almıştır. Ancak Mukataat Hazinesinin adı, Mansure Hazinesine

dönüştürüldükten sonra başına getirilen kişi de Mansure defterdarı olarak anılmaya

başlanmıştır. 1838 yılında yani Tanzimatın arefesinde müessesede bir kaç defa

değişikliğe gidildi. 1837 sonlarında Hazine-i Amire ile Darphane Hazinesi

birleştrilince başdefterdarlık lağvedilmiş, başına gelen kişiye de Darphane-i Amire

defterdarı adı verilmiştir.

Şubat 1838 tarihinde iki hazine ayrılarak Hazine-i Amire Mansure Hazinesi ile birleştirilip defterdarlık Maliye Nazırlığı haline getirildiy se de, bir sonraki yıl hazineleryeniden ayrılmış ve Hazine-i Amirenin başına yine defterdar geçirilmiştir.

Fakat 1841 yılında iki hazine tekrar kesin olarak birleştirilmiş ve defterdarlığın

(25)

2.4-Nişancılar

Bu kavram sözlükte bir şeyi belirgin hale getirmek için üzerine bir işaret ya

da alamet koymak manasına gelen Farsça nişan kelimesinden türemiş bir isimdir.

Fatih Kanunnamesine göre nişancılık vezirlik, kazaskerlik ve başdeftarlıktan sonra

merkezi idaredeki enbüyükmakamdı.44

44 Erhan Afyoncu "Nişancı", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C. 33, Ankara:Türkiye

Diyanet VakfıNeşriyat, 1989,s. 156

45 Yayla,s.111-112

46 Erhan Afyoncu "Nişancı", DİA, C. 33, s.156

47 Halaçoğlu, s. 18-19

Bu müessesenin Orhan Gazi zamanında kurulmuş olabileceğini, II. Murat

emriyle Türkçeye tercüme edilen İbn-i Kesir Tarihindeki "Muvakki" kelimesinin

"Nişancı" olarak tercüme edilmesi düşündürmektedir.

Osmanlı Devlet Teşkilatında ferman, beraat, menşur, nâme vs gibi devletin

resmi belgelerinin kaleme alınmasından sorumluolan devlet memuriyetidir. Nişancı

yerine "Muvakki", "Tuğrai", "Tuğrakeş-i Ahkam", "Tevkii" deyimleri de

kullanılmıştır.45

Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında nişancının yönetiminde dar bir katip

kadrosunun, tımar ile birlikte idari ve mali işlere ait bürokratik işleri de yürüttüğü

tahmin edilmektedir. Yıldırım Bayezit dönemine kadar bürokratik işlemlerin

tamamıyla ilgilenen nişancı, bu dönemden itibaren yetkilerinin bir kısmını Divan-ı

Hümayun bünyesinde faaliyet gösteren katiplere devretmiştir. 15. yy'da devletin

büyümesi nedeniyle işlerin artmasıve işlemlerim çeşitlenmesi sonucunda mali işleri

yürütmeküzere, Fatih Sultan Mehmet döenminde ayrı bir kurum olarak defterdarlık

(Defterhane-i Amire) oluşturulmuştur.46

Nişancı, Divan-ı Hümayun üyesi olup, veziriazamın sağında ve vezirlerinalt

tarafında otururdu. Nişancılıkiçinilk zamanlarda daha çok ilmiye sınıfından kalemi

kuvvetli olanlar tercih edilirdi. Bulundukları mevkidendaha çoksahip olduklarıyetki

açısından birinci derece bir memur sıfatı taşımaktaydılar. Fatih Kanunnâmelerine

An

göre nişancıların"Dahil" ve "Sahn" müderrisleri arasından seçilmesi bir kanundu.47

Ayrıca nişancılar 16. yüzyılın başlarına kadar ilmiye sınıfı mensuplarından. inşası

güçlü olanlardan seçilirdi.Bu zamandan itibaren memurlarınyetişme yöntemlerinde

(26)

seçilmeye başlanmıştır. Güvenilir kişiler olarak sayılan nişancılar ve defterdarlar 48 atandıklarında kendilerine beraat verilmez, padişahın şifahi emriyle atanırlardı.48

48 Erhan Afyoncu "Nişancı", DİA, C. 33, s.156

49 Halaçoğlu, s. 18-19

50 Mehmet İpşirli,"Osmanlılar", DİA,C. 33,s. 504

51 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1, 1302, s. 137; Devlet Salnâmesi, Def'a9, 1306, s. 62

Nişancı, padişah adına yazılacak olan nâme, fermanve beratlara hükümdarın

imzası demek olan tuğrayı çekerdi. Bu konuda ona kıdemce en düşük olan kubbe

veziri yardım ederdi. Nişancıların en önemli görevlerinden biri de devletin arazi

kayıtlarını ihtiva eden "Tahrir Defterleri"'ndeki düzeltmeleri ve kayıtları yapmaktı.

Bu düzeltmeler divan heyeti huzurunda yapılır, orada vezirlerden kim varsa defterin

kenarına onun adı yazılırdı. Daha sonra, padişahların mektuplarını yazma işi

reisülküttaplar'a verilince, nişancılar sadece tuğra çekme işini yaptılar. XVII.

yüzyıldan itibaren bu işe deneyimli kişilerin gelmemesi, bu görevin önemini

yitirmesineveberat, nâme, ahitnâme gibiişlerindivan kalemi'ne bırakılmasına neden

olmuştur. XVIII. asırdan itibaren ise bu görev Hacegan sınıfının ikinci derecedeki memurlarına verilmeye başlanmıştır. XIX. asırda tamamen önemini yitirmesi ve

sadece teşrifattaki yerlerini korumaları nedeniyle 1836 yılında görevleri Defter

Emini'nedevredilmiştir.49

2.5-Reisülküttaplık

Bunlarındışında, ilk zamanlarda nişancıya bağlı çalışan, Divan-ı Hümayun'un

diğer görevlileriarasında yeralan, daha sonra önemi giderek artacak olan ve sonunda

hariciyeninmerkeziolacak olan reisülküttaplık vardır.50

2.5.1-Reisülküttaplık nedir?Bu isim ilk olarak, reislik makamında bulunan

kişinin, bumakamınkuruluşu esnasında "Divan-ı Hümayun KalemininReisi" olarak

(27)

2.5.2-Kuruluşundan Bab-ı Âli Dönemine Kadar Reisülküttaplık:

Reisülküttaplığın ortaya çıkış zamanı net değilse de ilk defa Fatih Sultan Mehmet'in,

Teşkilat Kanunnâmesi'nde geçmektedir. Fakat kanunnâmelerin

tarihlendirilmesindeki belirsizlik nedeniyle reisülküttaplıkla ilgili kısmın

kanunnâmeye sonradan eklendiği ve hatta bu kurumun Kanuni Sultan Süleyman

döneminin ilk yıllarında gerçekleştirilen kanunlaştırma çalışmaları sırasında,

nişancıların yüklerini hafifletmek için yapıldığı düşünülmektedir.52 1302 (m. 1884­

1885) yılı Hariciye Salnâmesine göre ise Resisülküttaplık ünvanı Kanuni Sultan

Süleyman dönemine kadar mevcut değildi.53 54Buradaki bilgiler de yukarıdakileri

desteklermahiyettedir.

52 RecepAhıshalı"Reisülküttap", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C. 34, Ankara:Türkiye

DiyanetVakfı Neşriyat, 1989,s. 546

53 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302,s.137;Devlet Salnâmesi, Def'a9,1306, s. 62 54 RecepAhıshalı"Reisülküttap", DİA, C. 34, s. 546

55 RecepAhıshalı"Reisülküttap", DİA,C. 34, s. 546

Fakat Haydar Çelebi'nin Rûznâme'sinde ise, Yavuz Sultan Selim'in

Dulkadır Beyliği'ni Osmanlı topraklarına katmasının ardından İstanbul'a dönüşünde

11 Temmuz 1515'te, Dil İskelesinden kayığa binerek İstanbul'a girdiği, ismi

verilmeyen reîsülküttâp'ın da bu esnada Pîrî Paşa ve nişancı ile ayrı bir kayıkla

hareket ettikleri belirtilmektedir. Aynı kaynak, 1515'te yine aynı reisülküttabın

nişancı ile birlikteyirmi iki berat, bir beylerbeyi beratı ve istimâletnâme olmak üzere toplam otuz adet evrakın yazılması için davet edildiğini, hazineden kâğıdı reîsülküttâbın aldığını, bunların tanziminin nişancı odasında yapılarak kapı ağasına

reîsülküttâb vasıtasıyla teslim edildiğini kaydeder. Buradan Reisülküttaplık

kurumununun en azından Yavuz Sultan Selim döneminde mevcut olduğu

anlaşılmaktadır. Divan-ı Hümayunda klasik anlamda olmasa da bir katipler ve

amirlersilsilesinin var olduğunu düşünürsek reisülküttaplığında en azından bir Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren var olduğunu söylemek mümkün olabilecektir. 54

Divan-ı Hümayun Katibi olarak isimlendirilen bu katipler, maliye dışındaki

yazışmaları yürütmekte olup, başlarındaki reiüsülküttap yönetiminde nişancıya bağlı

bulunmaktaydılar. 55 Başlıca görevleri; Divan-ı Hümayun toplantılarında arzuhalleri

sesli olarak okumak, telhis kesesini sadrazamın yanına koymak, divandan çıkan

(28)

yapmak, tımar tahsis belgesi olan Tahvil Hükmü'nü hazırlamak, tımar ve zeametlerin beratlarını yazdırmak, merkezden yapılan tayinlerin deftere işlenmesi ve Ruus

Tezkiresi adı verilen defterdeki kaydın suretini vermekti. XVI. yüzyıl boyunca bu

görevlerde bir değişiklik olmamış sadece işlerin hacmi artmıştır. Bu yüzyıl

sonlarından itibaren nişancının asıl vazifesi olan fermanlara tuğra çekme, tahrir

defterleri üzerinde gereken düzeltmeleri yapma, gerekli durumlarda kanun tedvin

etme gibi işlerde yoğunlaşmalarından dolayı ikinci dereceye düşen divan katiplerinin

idaresi, hüküm müsveddelerinin kaleme alınması, beratların kontrolü gibi görevler

reisülküttaplara kalmıştı. Reisülküttaba bağlı bürokrasinin gelişmesi Beylikçi,

Kesedar, Mümeyyiz gibi daha alt birimlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. XVII.

yüzyılın ortalarında Bab-ı Âli'nin kurulması ile birlikte Reisülküttaplık da buraya

taşındı. 1650 yılından sonrareisülküttaplarprotokolde nişancılardan sonra gelmekle

beraber, dışişlerinden tekbaşına sorumlu hale gelmişlerdir.56

56 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302,s.137;Devlet Salnâmesi, Def'a9,1306, s. 62

2.5.3-Babıasafi (Bab-ı Âli) döneminden Hariciye Nezaretine kadar

Reisülküttaplık: Divan-ı Hümayun XVIII. yy'dan itibaren eski önemini kaybetmiş

ve üç ayda bir toplanır hale gelmiştir. Bunun yerine veziriazamın ikindi toplantıları

yapılmaya başlanmıştır. Burada görüşülemeyen önemli konular değişik yerlerde

toplanabilen şuraya bırakılarak bu şekilde bir vekiller heyeti oluşmuştu.

Kaptanpaşalar, İstanbul'da bulundukları zaman Bab-ı Âli'de toplanan vekiller

toplantısına katılır, şeyhülislamlarsa ilk başlarda kendi konaklarında yaptıkları

toplantılara katılırlardı. Sonraları ise onlar da vekiller toplantısına katılmaya

başlamışlardır.

Bu şekilde devlet işlerinin halledildiği İkindi Divanı, bir vekiller meclisi

halini aldı. Divan-ı Hümayun'da mevcut olan kalemler, defterler, kayıtlar Babı

Âli'ye taşınmıştır. Reisülküttap ile Divan Kalemleri, Çavuşbaşı Dairesi ile maiyyeti

ve teşrifatçı paşakapısıidaresine girmişlerdir. Veziriazamın maiyyeti olan kethüda ve

mektupçu "Hademe-iBabıali" adını almışlardır.

İlk zamanlarda Bab-ı Âli toplantılarına kimin iştirak edeceği ve bu

toplanmaların yapılacağı zaman konusunda net bir karar yoktu. Daha sonraları ise

(29)

yeniçeriağası ile diğer ileri gelen ocak ağaları, kadıaskeler ve bunların mazulleri,

İstanbul Kadısı ve bir kısım ulema katılırdı. Basit müzakerelere ise sadrazam

kethüdası, reisülküttap, defterdar, çavuşbaşı, nişancı ve tezkireci'ler katılırdı.

Toplantılar ise vaziyete göre yapılacaktı. Ancak II. Mahmut zamanında bu

toplantıların Pazartesi ve Perşembe günleri yapılmasına karar verilmiştir. Yeniçeri

C'J

ocağının lağvından sonra vekiller tayinyoluylabelirlenmeye başlanmıştır.57

57 Halaçoğlu, s.27-28

58 Recep Ahıshalı "Reisülküttap", DİA, C. 34, s. 549

Bu dönemde Reisülküttaplığın önemi ise giderek artmış ve en sonunda da 58

ünvan değişikliğineuğrayarakHariciyeNazırlığıolmuştur.58

2.5.4-Nizam-ı Cedid ile Birlikte Reisülküttaplıkta Yapılan Yenilikler

III. Selimin Nizam-ı Cedid adını verdiği yenilik çalışmalarının kapsamına

dışişleri de girmiştir. Bunun sebeplerinden birisi, Avrupa'nın diplomatik baskısının artması ve bu baskıyı azaltabilmek ve mümkünse engelleyebilmek için III. Selim'in

daimibir elçiler topluluğukurmaçabasıdır.

Ama bu o kadar kolay değildi. Bürokrasiye girmek isteyenlerin baskısı,

ekonominin kötüyegitmesive bundan dolayı geleneksel hizmet etmeanlayışının yok

olması ve dolayısıyla rüşvetin artması gibi nedenler reformların önünde engel teşkil

ediyordu.

Bu girişimin sonucundaki yapılan incelemelerde, Reis Efendi'nin ofislerindeki elemanların sayılarının fazla ve gerekli vasıfları taşımayan elemanlar olduğundan dolayıda artık bu kurumun güvensizliğe nedenolduğugörülmüştür.

Bundan sonra göreve alınanların eğitim ve yetişme durumlarına daha çok

önem verilecek ve görevli alımında, göreve alınan kişilerin durumları daha titizlikle

incelenecekti. Ayrıca orta yaşı aşmış olanlar Divanda stajyerliğe alınmayacaktı. Bu

da artık bundan sonra rüşvet ve kayırma ile değil, liyakate göre adam alınması

(30)

Bu tıkanmışlığın önünün açma çalışmalarına, "Mektubi" ve "Amedi"

Odalarının açılması farklı bir boyut kazandırmıştır. Başka bir yerde eğitilecek,

yeterlilikleri doğrulanacak ve padişahın onayıyla işe alınacak olan kişiler, bu

ofislerdeyapılan düzenlemelere göre görevealınacaklardı.

Ayrıca odalarda bulunacak kişi sayısına da düzenlemeye gidilmiş, Amedi

Odası'nda beş veya altı kişi bulunmasına karar verilirken, Mektubi Odası'ndaki

çalışan sayısı otuzun altına düşmeden yeni çalışan alınmayacaktı. Vasıfsız eleman varsa görevden alınacak, buraya başka odalardan vasıflı elemanlaralınacaktı.

Divanın birinci dairesi olan Beylikçi (divan) Kalemi dahageç tarihli birbüro

niteliği taşımaktaydı. Önemi XVII. yüzyıldan itibaren artmıştı. Bu kalemde değişik

tarihlerden başlayarak mühimme, ahkâm, atik şikâyet, mühimme-i mektûm, Mısır

mühimmesi, nâme-i hümâyun, mukavelenâme, imtiyaz, muktezâ, tevcîhât-ı

mülkiyye, kilise, şehbender, meclis-i Tanzîmat defterleri gibi pekçok defter serisinin

tutulduğu bilinmektedir.59

İlk başlarda odadaki iş hacminin az olması nedeniyle görev bölümüne

gidilmemiştir. Diğer memurların da bu odada kalmalarına izin verilmiştir. Zamanla

diğer Osmanlı Memurları'ndan ve odaya gelip giden Avrupa'lı elçilik

tercümanlarından gizli olarak yapılması gereken işleri yürütmekle görevli memurlar

için ayrıbir odatahsis edilerek bunlar diğer memurlardan ayrıştırılmışlardır. Bu aynı

zamanda Divan-ı Hümayun Mühimme Odası'nın temelinin atılması anlamına

geliyordu. Bu odaiçinilk olarak bu alanda deneyimli on beş yeni memur atanacak, sonra zaman geçtikçe yeterlilikleri ispatlanmış on beş memur daha alarak bu sayı

otuza çıkartılacaktı.

Divan-ı Hümayun Mühimme Odası'nın kurulması, dışişlerinin kurulması

yolunda bir başlangıçtı. Bu odanın kurulması aynı zamanda önemli ve gizli

meselelerin, Osmanlı Devletiyle ilgili diğer işlerden ve yabancı devletlerle ilgili

işlerden ayrılmasını sağlamıştır.

III. Selim'in bütün bu çabalarına rağmen yapılan yenilikler tam anlamıyla

imparatorluğundış ilişkilerini yürütecek merkezi bir yapıyı yansıtmıyordu ve yapılan

(31)

yeniliklerle tıkanıklığa neden olan odalardaki katip sayısının artışının önüne geçilememiştir.60

60CarterV. FINDLEY, The Foundation of the Otoman Foreign Ministry: The Beginnings of Bureaucratic Reform Under Selim IIIand mahmud II, History Studies, 5 (4),

http://www.historystudies.net/dergilist (4 Mayıs 2013), s. 313

61Carter V. FINDLEY, The Foundation of the Otoman Foreign Ministry: The Beginnings of Bureaucratic Reform Under Selim IIIand mahmud II, History Studies, 5 (4),

http://www.historystudies.net/dergilist (4 Mayıs 2013),s. 313-314

62 Akyıldız, s. 52

Merkezdeki bu çabaların yanı sıra III.Selim yurt dışında da, -her ne kadar

bunu hem kendi reform programı gereği, hem de İmparatorluğu giderek etkisine

almaya başlayan uluslararası dengenin gerekleri olarak yapmış da olsa- daimi

temsilcilikler kurmaya çalışmıştır.61

1793 yılından itibaren çeşitli Avrupa devletlerinin başkentlerine daimi

elçilikler gönderilmiştir. İlk olarak gönderilen bu eliçiler yabancı dil

bilmediklerinden pek başarılı olamamışlardır. Bu nedenle bu elçiler geri çağrılmış

yerlerine maslahatgüzarlar getirilmiştir. Ancak 1821 Yunan isyanı sırasında çoğu

Rum olan bu yetkililerindevleti yanlış bilgilendirdikleri anlaşılınca tamamı görevden

alınmıştır.62

Bu elçiler ilk olarak Londra, Paris, Viyana ve Berlin'e üç yıllık periyotlarla

göndermiştir. Ancak Rusya ile yaşanan krizler nedeniyle Petersburg'a bir türlü elçi

gönderilememiştir. Her bir elçinin yanında yabancı dil bilen ve devlet işlerinde

gerekli bilgilere sahipolan kişiler görevlendirilmekteydi.

Bu çalışmaların yanı sıra vatandaşlarına ticari işlerde destek olacak

konsolosluklar da oluşturulmaya başlanmıştır. Konsolos olarak ilk atananlar da o

şehirlerde yerleşmiş olan Rum Tüccarlardı. Aslında bu sistem yeni sayılmazdı, zira

bunu uygulayan yerler vardı. Örneğin İmparatorluk dışında ticaret yapan Ortodoks Balkan tüccarlarının başında, sorunları çözen ve şirketlerin iş hacmini arttırmakla

görevli konsoloslar, Richter olan şirketler veya Lonca Teşkilatı şeklinde

organizasyonlar zaten vardı. Osmanlı İmparatorluğu bu şekilde işi resmiyetedökmüş oldu.

Kayıtlara göre ilk konsolosluklar da Ortodoks Hıristiyan Vatandaşları'nın

yoğunlukla ticaret yaptıkları yerler olmuştur. İlk şehirler Malta, Messina, Napoli,

Genova, Marsilya, Alicante gibi sadece dar bir alan olan Akdeniz şehirleri iken,

birkaç yıl sonra bunlara Amsterdam ve Londra da eklenmiştir. Bu da Osmanlı

(32)

bulundukları önemli batı merkezlerinedoğru yayıldığını ortaya koymaktadır. Balkan

karayolu güzergâhının önemli bir merkezi olan Viyana'nın, XIX. yüzyılın ilk dönemlerinde sultanın teb'asının ticari çıkarlarının resmi koruyucusunun Osmanlı

maslahatgüzarı olması nedeniyle özelbiryeri vardı.

Fakat III. Selim'in bu alanda yaptığı çalışmalar da yeterli yetişmiş eleman

olmayışı, vatandaşlardan beklenen ilginingelmemesi, Napolyon döneminin getirdiği

kararsız dönem nedeniyle bir koordinasyon merkezinin kurulamaması, bu işlerin

tepki nedeniyle yapılması ve de III. Selimin tahttan indirilmesi gibi nedenlerle

istenen sonucuvermemiştir.63

63Carter V. FINDLEY, The Foundation of the Otoman Foreign Ministry: The Beginnings of Bureaucratic Reform Under Selim IIIand mahmud II, History Studies, 5 (4),

(33)

3.

TEŞKİLAT

Hariciye Nezareti Teşkilatını Yurt İçi (Merkez) ve Yurt Dışı (Elçilik ve

Konsolosluklar)Teşkilatı olmak üzereiki ayrı başlık altında ele almak mümkündür.

3.1-Hariciye Nezareti Merkez Teşkilatı

Hariciye Nezareti'nin başında nazır bulunmaktaydı. Nazırdan sonraki en

yetkili makam müsteşarlıktı. Nezaretin merkez teşkilatında ayrıca hizmetlerin

yürütülmesini sağlayan diğer daireler bulunmaktaydı.

3.1.1-Nazırlık ve Nazırlar: Osmanlı Devleti'nde dışişlerin tamamının yürütülmesinden sorumluolan makamdı. Günümüzde karşılığı Dışişleri Bakanlığıdır.

Hariciye Nazırları, halen İstanbul Valiliği Binası görevi gören Bab-ı Âli Binası'nda

Sadrazamlabirlikte çalışmışlardır.64

64 www.istabul.gov.tr (22.04.2016)

Hariciye Nezareti'nin kuruluşundan Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar

Hariciye Nazırları şunlardır:

1-Hicri 1836 yılında Hariciye Nazırı Mehmet Akif Paşadır. Reisülküttaplık

ünvanına sahip olan Akif Paşa daha sonra Hariciye Nazırı ünvanını alan ilk kişi

(34)

olmuştur. Akif Paşa ayrıca Mülkiye Teşkilatı'nın, Dahiliye Nazırlığı'na

dönüştürülmesinde de birinci derecede rol oynamıştır.65

65 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s.164 66 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s.164 67 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s.164-165 68 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s.165 69 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s.165 70 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s. 166 71 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s. 166 72 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s. 166

2-1837 yılında Hariciye Nazırlığı'na Hulusi Paşa atanmıştır. Hulusi Paşa bu

makama Sadaret-i Uzma Kaymakamıiken atanmıştır.66

3- 1838 yılında Hariciye Nazırlığı'naMustafa ReşidPaşa atanmıştır. Hariciye Müsteşarıyken ve sefaret göreviyle Londra'da iken vezir rütbesiyle bugöreve atandı.

Buradan dönene kadar 12 Ağustos 1837 tarihinden itibaren Hariciye Nazırlığı'na

vekaleten, osırada Hariciye Müsteşarı olan Nuri Efendi atanmıştır.67

4-1842 yılında Hariciye Nazırlığı'na Rıfat Paşa atanmıştır. RıfatPaşa, Sadaret

Müsteşarıyken, kendisine vezirlik rütbesi verilerek bu makamaatanmıştır. Masarıfat

Nazırı Hacı Ali Bey'in oğludur. Rıfat Paşa, ayrıcaParis ve Viyana Sefaretlerinde de

68

görev yapmıştır.68

5- 1842 yılında Hariciye Nazırlığı'na İbrahim Sarim Paşa atanmıştır. İbrahim

Sarim Paşa, Ticaret Nazırıyken bu göreve vezirlik rütbesi verilmeden atanmıştır.

Ayasofya Selatin-i İzam TürbedarlarındanHafız Musa Efendi'ninoğludur. 1828 Rus

Savaşı'ndan sonra memleketinde kalan Rus Askerleri'nin iadesi için memleketine

gitmiştir. 1838'de İngiltere Kraliçesinin tahta geçmesini tebrik etme vazifesi

dolayısıyla Londra'yaSefir-i Kebirolmuştur. Abdülmecit Han'ın cülusu hakkındaki

Nâmeyi Tahran'a ulaştırmak için Murahhas Orta Elçi olarak, buraya gitmiştir. Ardından birer defa Londra ve Paris Sefirliği görevi de yapmıştır.69

6- 1844 yılında Hariciye Nazılığı'na ikinci defa Rıfat Paşa atanmıştır. Rıfat Paşa bu göreve Viyana Sefir-i Kebiriyken atanmıştır.70

7- 1845 yılında Hariciye Nazırlığına Şekip Paşa atanmıştır. Şekip Paşa, bu

göreve 3 Kasım 1844 tarihinde, Darı Şura Azası'ndayken bu göreve atanmıştır.

Atamada kendisine vezirlik rütbesi verilmemiş, sadece Hariciye Nazılığıı Görevi

71 verilmiştir.71

8-1846 yılında Hariciye Nazırlığına ikinci defa Mustafa Reşid Paşa

72

(35)

9- 1847 yılında Hariciye Nazırlığına Ali Paşa atanmıştır. Ali Paşa bu göreve

atandığında, kendisine vezirlik rütbesi verilmemiş, yalnız Hariciye Nazırlığı görevi

"73 verilmiştir.73

73 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.166 74 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.166 75 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.167 76 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.168 77 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.168 78 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.168 79 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.168 80 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.168

10- 1849 yılında Hariciye Nazırlığınaüçüncü defa RıfatPaşa atanmıştır. Rıfat

74

Paşa bu makama Maliye Nazırıyken atanmıştır.74

11- 1852yılında ikinci defa Hariciye Nazırlığına Ali Paşa atanmıştır. AliPaşa

bu göreve Meclis-i Vala Reisiyken atanmıştır. Hariciye Nazırıyken de 10 Ekim 1846

tarihinde ilk defa olarak Sadaret-i Uzmalığaatanmıştır.

12- 1852 yılında Hariciye Nazırlığına Fuat Paşa atanmıştır. Fuad Paşa bu

göreve Sadareti Uzma Müsteşarıykenatanmıştır. Bu sırada kendisine vezirlik rütbesi

verilmemiştir.

13- 1853 yılında dördüncü defa Hariciye Nazırlığına Rıfat Paşa atanmıştır.

Rıfat Paşa bu göreve Meclis-i Vala Reisiyken atanmıştır.

14- 1853 yılında üçüncü defa Hariciye Nazırlığına Mustafa Reşit Paşa

atanmıştır.

15- 1855 yılında üçüncü defa Hariciye Nazırlığına Ali Paşa atanmıştır. Ali

Paşa bu göreve Tanzimat Reisiyken atanmıştır. 23 Mart 1855 tarihinde Viyana'ya yola çıkması nedeniyle, bu tarihten itibaren Hariciye Nezaretine vekaleten o sıralar Hariciye Müsteşarı olan Saffet Paşa görevlendirilmiştir. Dönüşünden önce Ali Paşa

75 ikinci defa Sadrazam olmuştur.75

16- 1855 yılında ikinci defa Hariciye Nazırlığına Fuad Paşa atanmıştır. Fuat

Paşa bu defa Hariciye Nazırlığına vezirlikrütbesiyle atanmıştır.76

77

17- 1857yılındadördüncü defa Hariciye Nazırlığına AliPaşa atanmıştır.77

18- 1857 yılındaHariciye Nazırlığına Ethem Paşa atanmıştır. Ferik rütbesinde

78

olmasınarağmen vezirlik rütbesiyle Hariciye Nazırlığına atanmıştır.78

19- 1857yılındaHariciye Nazırlığına AliGalip Paşaatanmıştır. Mustafa Reşit

79

Paşa'nın oğludur.Hariciye Nazırlığı'na, Tanzimat Meclisi'ndeüyeyken atanmıştır.79 80

(36)

21- 1858 yılında üçüncü defa Hariciye NazırlığınaFuat Paşa atanmıştır. Fuat

Paşa, Hariciye Nazırlığı'na Tanzimat Meclisi Reisiyken atanmıştır. 9 Nisan 1858

tarihinde Paris'e gittiği için HariciyeNezaretiVekilliği Mahmut NedimPaşa'ya, 11

Temmuz 1860 tarihinde Beyrut'a gittiği için de Hariciye Nezareti Vekilliğine Saffet

Paşa ve 10 Mart 1861 tarihinde de Hariciye Nezareti Vekilliği Ali Paşaya

verilmiştir.81

81 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.168-169

82 Devlet Salnâmesi, İstanbul: Tabhâne-i Âmire, 1274, s. 36

83 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.169 84 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.169 85 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1,1302, s.169-170

86 Hariciye Salnâmesi, Def'a 1, 1302, s. 170; Devlet Salnâmesi, Def'a2, 1286, s.36 87 Hariciye Salnâmesi, Def'a1, 1302, s. 170;Devlet Salnâmesi, Def'a3, 1289, s. 35

82

22- 1858 yılındaHariciye Nazırı Ali Paşa olmuştur.82

23- 1862 yılında Hariciye Nazırlığına altıncı defa Ali Paşa atanmıştır. Ali

Paşa, bu göreveatandığında TanzimatMeclisi Reisiydi.

24- 1862 yılında Hariciye Nazırlığına dördüncü defa Fuat Paşa atanmıştır. Fuad Paşa Hariciye Nazırlığına Divan-ı Ahkam-ı Adliye Reisi (Yargıtay Başkanı)

iken atanmıştır.Bu sırada kendisinin Beyrut'ta olması nedeniyle, Ağustos veya Eylül

1861 tarihlerinde onun yerine vekaleten bu göreve Divan-ı Hümayun Bekçisi olan

83

Mustafa Reşid Paşa'nın oğluMehmetCemil Paşa getirilmiştir.83

84 25- 1862 yılındaHariciye Nazırlığına yedinci defa Ali Paşa atanmıştır. 84

26- 1867 yılındaHariciye Nazırlığı'na beşinci defa Fuat Paşaatanmıştır. Fuad

Paşa, Hariciye Nazırlığı görevi üzerindeyken, Fransa'nın Nis kentinde vefat etmiştir.

Naşı Dersaadet'e yani İstanbul'a naklolunmuştur. Bu nedenle Ali Paşaya,

85 Sadrazamlık görevinin yanı sıra Hariciye Nazırlığı görevi deverilmiştir. 85

27- 1869 Hariciye Nazırlığına sekizinci defa Ali Paşa atanmıştır. Yukarıda

bahsedildiği gibi, Sadrazam görevindeyken, Fuad Paşa'nın vefatından dolayı Hariciye Nazırlığıkendisine ek memuriyet olarak verilmiştir.86

28- 1872 Hariciye Nazırlığına SürurPaşa atanmıştır. Sürur Paşa, Sadrazam ve

aynı zamanda Hariciye Nazırı olan Ali Paşanın vefatıyla, Mahmut Nedim Paşa'nın

ilk Sadaretinde ve Hariciye Müsteşarıyken Vezirlik Rütbesiyle bu makama

87

atanmıştır.87

29- 1873 yılında Hariciye Nazırı olarak Mehmet Cemil Paşa atanmıştır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Tüm bu gözlemler gösteriyor ki Frankfurt Okulu teorisyenleri özellikle de Adorno ve Horkheimer, değişen sosyal yapı içerisinde önemli bir yere sahip olan kültür

Nedeni, karadelik oluflmas› için çok daha yo¤un enerjiler gerekmesi ve oluflsa bile, böylesine küçük bir karadeli¤in.

In the Institute of Nuclear Physics of the Academy of Sciences o f the Republic o f Uzbekistan for environmental risk assessment such nuclear techniques as high sensitive,

Zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin evlilik uyumları, sosyal destek algıları ve çocuğunu kabul-ret düzeyleri, ailelerin çeşitli sosyo-demografik özelliklerine

Se­ billere gelince, nedense, bunların çoğu zevksiz esnafların elinde her gün biraz daha çirkin bir hale gelmektedir.. Bunları temizleyip düzeltip bugünün vasıta-

This study was performed by using the breast cancer risk questionnaire to assess the risk levels, the frequency of breast self-examination (BSE) and its relation with the risks

Yasaklara bu organlar tarafın­ dan riayetsizlik halinde, yasağa ri­ ayetsizliğin üzerinden iki yıl geç­ memiş ise, Cumhuriyet Başsavcısı bu fiili işleyen

öyle olacak, böyle diyorum çünkü resim yaparken; Kendimi silebiliyorum benim yaptığım resmi herkesin yapabileceğine inanı­ yorum.. Çoğun şiiri de niçin