77-5bg//S¿>
/ /
Ünlü sanatçı, ödülünü alınca ağladı ve
Demek 40 yıldır beni unutmadınız,, dedi
CallIda Sonku, ödülünü arkadaşımızdan alıyor,.. (Fotoğraf: Ender ERKEK)
Gafilde Sonku ödülünü
meyhane köşesinde aldı
Atilla DORSAY
Sinema Yazarları Derneği o* larak bu yıldan İtibaren sinema miza emeği ğecmış en aşağı 3 sanatçıya birer hizmet ödülü vermeyi düşünmüştük. 31 ağus- tos'ta yaptığımız gecede bu sa natçılardan emektar yönetmen Baha Gelenbevi gelip ödülünü» almıştı. Merhum Ayhan Işığın ödülünü yakın dostu ve sanatçı arkadaşı Sadrı Alışık'a (öilesi- ne vermek üzere) emanet etmiş tik. Ama herkes gibi biz de, a-
sil bambaşka bir sanatçıyı me rak ediyorduk: hizmet ödülü ver dlğlmlz üçüncü kişi olan Cahl de Sonku'yu... Bir döneme ismi n| vermiş, bir dönem Türk sine ma ve tiyatro hayatına damga sını vurmuş olan ünlü sanatçı, acaba son yıllarda hemen tüm akşamlarını geçirdiği «meyha ne köşelerinden çıkıp gelerek ödülünü alacak mıydı? Bu tür toplantılara, törenlere karşı son yıllarda bellrtegeldiğl olumsuz tepkiyi yenecek miydi, bir kez olsun? Açık hava tiyatrosunu dolduran binlerce kişi gibi biz de merak İçindeydik, Sonku’yu bekliyorduk...
Cahide Sonku gelmedi. Tö renden haberdardı, bir sinema yazarı arkadaşımız bize onu ik na edeceğine değgin söz ver mişti. Ama edememiş olacak kl Cahide hanım gelmedi. Ödülü nü kendisine vermek üzere ça ğırdığımız değerli sanatçı Tür kân Şoray'da kaldı ödül... Şo- ray, bu buluşmayı çok İstiyor du ilerde bir fırsat düşerse ö- dülü yine kendisi verecekti. A- ma olmadı...
EFSANELER KOLAY ÖLMEZ.
Olmadı, çünkü Cahide Sonku. ödülünü törensiz. geceslz, al kışsız bir meyhane köşesinde almayı yeğledi. O geceden beri arıyorduk onu, gözlerimiz gitti
ğini öğrendiğimiz meyhaneleri tarıyordu geçerken... Nihayet bir akşam üstü rasladık. Kapı ya yakın oturmuş tek başına i- çlyordu. Yakındaki masada bir delikanlılar gr^ıbu vardı, gemi ci olduklarını söylüyorlardı. Sonku’nun dönemine yetişme mişti hiçbiri, Sonku'yu ne sah nede, ne de ekranda görmüş lerdi. Ama onu kulaktan kula ğa tanıyorlardı. Efsaneler yaşar bir toplumda, kolay ölmez, bi zimki gibi unutkan, nankör top lumlarda bile kolay ölmez... Ve o genç denizciler, hafif Be yoğlu külharüsi davranışları için de bile Cahide hanıma gereken nezaketi, İnceliği gösteriyorlar dı..
Oturduk, bir süre İçtik
Cahl-de hanımla... Bir yıl önce de akşam başka bir meyhanede ¡o miştlk. Ödülden, geceden söz- ettik. «Ödülümü alırım, ama sız getirin bana verin... Bur-da. bu meyhanede» dedi... Ka bul ettik. Böylece Cahide ha nım, sinema tarihi içinde ödü lünü bir meyhanede alan İlk sa natçı olacaktı. Biz de meyhane de ödül veren ilk sinema ya zarı... öneri çekiciydi!.
...Ve Cahide hanım, SİYAD Türk Sinemasına Hizmet ödü lünü. bir akşam üstü bir Be yoğlu meyhanesinde aldı. Saç larını toplamış, kendine çeki - düzen vermişti. Bir zamanların düş düzeyindeki güzelliği, çeki ciliği uzun yılların, alkollü ge celerin gerisinde kalmıştı.
A-ma yine de özenle süslenmiş* tl. Gerçi kabul etmiyordu bu-> nu, kadın İçgüdüsüyle sürekli halinden, kılığından yakınıyor du. «Bu töreni Hilton'da da ya pabilirdih, ama ben burasını is tedim» diyordu.
AĞLAYAN SANATÇL
..Ve Inanmıyacaksınız ama, Cahide Sonku, ödülünü aldığın da ona sarılarak ağladı. Parlak, şanlı bir geçmişi Beyoğlu gece lerinde har vurup harman sa vuran, kendisine zamanında herşeyl vermiş bir topluma sırt çeviren, her türlü değer ölçüsü* nü yıkıp geçmiş, yaşamın tek anlamını artık küçük meyha-, nelerde ariyan bu kadın, ger* çek bir minnet duygusuyla mı, yoksa bir kez daha «oynama» dürtüsüyle mİ, bilemem, ödülü-: ne sarıldı ve ağladı: «Demek unutulmadım, demek 40 mil* yon daha beni unutmadı» de* di. Unutulmak İçin herşeyl yap* mış olmasına, kendi efsanesini kendi elleriyle yıkmaya onca çaba göstermesine karşın unu tulmamış olmak, klmbllir, onu belki gerçekten de mutlu kıl* mıştı._
ANILAR. ANILAR...
Sonra uzun uzun söyleştik Mutlu olmuştu Cahide hanım, onun İçin bol bol konuşuyordu. Daldan dala atlıyor, çeşitli anı* lar. çeşitli yargılar naklediyor, bunları zaman zaman bize dik* te ettiriyordu. Atatürk'ü, Bedla Muvahhid’l, Muhsin hocayı mln netle, sevgiyle, saygıyla anıyor* du: «Biz Cumhuriyet kadını ol mayı Halide Edip'ten, Bedia hanımdan öğrendik. Gerçek sa natçı olmayı da_ Keşke öğret* meşelerdi.. 3 şarkı söyler. 5 film çeker, yolumuzu bulur* duk. Yapmadık, yapamıyoruz.. Sanatı küçük düşüremeyiz» di yordu. ödülünü Türk tiyatrosu* nun artık hayatta olmayan ün* lü kişilerinden, en azından Be* dia hanımdan almak İstediğini söylüyordu: «Sanat hayatımda sayısız çiçek, düzinelerle hedi* ye aldım. Ama gazeteci arka daşlarımın bu ödülü bana şe* ref verdi» diyordu. Sonra (hiç gereği yokken) merhum Ayhan Işığı. Türkan Şoray’ı eleştiri* yordu, kendisine zamanında yardım etmediklerini İleri sürü yordu. Kimbilir. kendi yitip gi den ünü İçinde Cahide hanım belki de son dönemin «şöhretin terine bilinçaltı bir ' kıskançlık besliyordu.»
Sonra, çok daha tutarlı bl* çimde geçmişe eğiliyor ve anı* lar, anılar çıkarıyordu. Biri (bel kı bilinen, ama öylesine güzel ki) şöyleydl: Muhsin hoca, eşi nin ölümünden birkaç yıl san* ra Cahide hanıma evlenme öne risi yapmıştı «1948’ler olmalı» diyordu Canide Sonku.. Son* ku düşünmüş, sonra şöyle de mişti: «Hocam, size saygım bü* yük. Evliliğimiz bir «aşk izdi* vacı» olmayacak. Böyle bir izdi vacın yürümesi için insan eşi* ni rahatça aldatabilmek. Ama benim size öyle saygım var kl, sizi aldatmam mümkün değil. Onun için bu evlilik yürümez»,..
Sonra başka, karışık anılar anlatıyordu. Muhsin Ertuğrul* un ölümünde İzmirde olduğunu, gidip tabutunu öpmek istediği halde Suat Taşer'in buna fır sat vermediğini.. Ümit Utku’- nun «numaracılığını», Yılmaz ütuney’in gerçek yardımsever liğini.. Ve sonra eliyle havada bir daire çizerek şöyle diyor du: «Ihsan’la (Doruk) evliyken İstesem tüm buralar benim ola* bilirdi. Ama İstemedim. Çok pa rasını yedim gerçi ama hepsi sahne kıyafetlerime, Cahide Sonku gibi yaşama ve giyinme orzuma harcandı»
Ve bir Beyoğlu akşamı sona ererken, Sonku. 30-40 vı! ön cesinin Beyoğlu akşamlarının güzelliği düşlere yansıyan kra liçesi. zayıf, yıpranmış, çökük omuzlu bir küçük kadıncık ola rak. ödülünü göğsüne bastırı yor, yalnızlığını bir gece daha tek başına omuzlanacağı evine yollanıyordu...
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi