• Sonuç bulunamadı

Muammer Karaca:Türk Tiyatrosu ünlü güldürü ustalarından birini daha yitirdi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Muammer Karaca:Türk Tiyatrosu ünlü güldürü ustalarından birini daha yitirdi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Türk t i y a t r o s u

ünlü

gül dürü

ustalarından birini

d a h a y i t i r d i

T

ürk Tiyatrosu’nun unutul­

maz adlarından Muammer Karaca ardında yarımyüz- yıllık neşe, kahkaha, anı bırakarak 73 yaşında yaşama göz­ lerini kapadı. 1974 yılında felç ge­ çirerek sanat yaşamına ara veren sanatçı, dört yıla yakın bir süredir hasta bulunuyordu. Kendi adını ta­ şıyan tiyatrosunun perdelerini indir­ miş, film yapımcılarının plato ola­ rak kulladıkları Yeşilyurt'taki ünlü «kuşlu köşk»ünü geçim darlığı yü­ zünden bir müteahhide verip, yıkıl masına göz yummuş, son günlerde iyice eriyerek astım ve kalp yet­ mezliği sonunda aramızdan ayrıl­ mıştı. Yalnız tiyatro sanatçısı ola­ rak değil, operet ve revü yıldızı ve sinema oyuncusu olarak da yurt düzeyinde büyük bir ün sahibi olan Muammer Karaca, tam 54 yıl bo­ yunca sahneden inmemiş, yazıp başrolünü oynadığı bazı oyunlarım iki yıl, üç yıl boyunca afişte tutarak erişilmesi güç bir rekor da kırmıştı. Bazı oyunları filme alınan ve Dun­ ların başrolünde kendisi oynayan Muammer Karaca'nın ölümü büyük üzüntü yarattı. Geride Tuna, Tunca ve Sinan adlı üç çocuk bırakan Muammer Karaca'nın yaşam öykü­ sü şöyle:

1906 yılında Üsküdar'da doğan Muammer Karaca, Memba-i İrfan İdadisi'nde okudu. Küçük yaşta ti­ yatroya merak saran sanatçı, 1924 yılında henüz onsekiz yaşında Muh­ sin Ertuğrul, Behzat Butak, İ. Ga­ lip Arcan gibi dev sanatçılarla bir­ likte İlk kez Şehzadebaşı Ferah Ti- yatrosu’nda sahneye çıktı, ilk oyu­ nunun adı «Renkli Fenersdi. Sonra «İstanbul Revüsü»nde üne kavuştu. 1925 yılında ise o zamanki adı Da- rülbedal olan İstanbul Şehir Tiyat- rosu'na girdi. Orada ilk oynadığa oyun «Son Altes» adını taşıyordu Şehir Tiyatrosunda uzun süre ça­ lıştıktan sonra Nuri Genç, Sürey­ ya Ooereti. Ses Ooereti dibi tOD-

‘■•luklarda yer aldı. 1925’ten 1942’ve dek Muammer Karaca’nın rol aldığı başlıca oyunları şöyle sıralayabil» riz:

1932: Düşkün, itiraf, Yedi Köyün Zeynebl, Mucize, Pazartesi-Perşem- be. Saatçi. Kafatası. Blöf. Bir Ölü Var. Sarı Zeybek, Sözün Kısası, Üç Saat.

1933: Şaka, Büyük ikramiye, Peer Gynt, Gül ve Gönül, On Yılın Des­ tanı, Lüküs Hayat, Bir Masal. 1934: Üvey Baba, İstanbul Efendisi, Bu Bir Rüyaydı, Yarasa, Deli Dolu 1935: Bir Kavuk Devrildi, Müfettiş, Yalancılar, Madama Şans Gene, Öl­ çüye Ölçü, Saz-Caz, Mırnav. 1936: Gülünç Kibarlar, Tosun, Du­ dakların.

1937: Kuru Gürültü, intikam Maçı, Bilmece, Satılık Krallık.

1938: Sözün Kısası, Dalga, Ateş Bö­ ceği, Eninde Sonunda, Kan Kardeş­ ler, Yanlışlıklar Komedisi, Dama Çıkmış Bir Güzel, Mum Söndü.

1939: Oğlumuz. Bir Muhasip Ara­ nıyor, Yüz Karası, Büyük Hala, iki Kere İki, Hindistan Cevizi, ikizler Haydutlar Arasında.

MUAMMER KARACA

'T7-Ç>ZZlo2

1940: Amcalar Eğleniyor, Herkes Kendi Yerine, Paşa Hazretleri, Yalı Uşağı, Yarasa.

1941: O Kadın Kör, Döğüşü, Dadı. 1942: İşçi Kız, Boks Şamr,iyonu, Ökse ve Sükse, Oyun içınae Oyun. Muammer Karaca, 1942 yılında Sa­ fiye Ayla ile «Alabanda Revüsü»n- de çalışmış, 1943’te kendi adına dü­ zenlediği İzmir turnesine çıkmış, 1944’te ise Ertuğrul Sadi Tek ile Ankara, Adana, Balıkesir turnelerini gerçekleştirmiştir. 1945'te Ses Ope- reti’ne giren Muammer Karaca, Mak­ sim Kristal sahnelerinde ve Atlas Sinemasında verilen temsillerde ya­ vaş yavaş adını ünlüler arasına kat­ mayı başarmıştı. Mulen Ruj-Maskot, Yolculuk Var, Yaman Şeyh Fuar Y ıl­ dızı, Tatlı Sert, Lüküs Hayat, Kâti­ bin Karısı, Zırdeliler, Platin Palas, sanatçının o dönemde oynadığı o- yunların başlıcalarıydı.

Muammer Karaca, yıllarca Maksim salonunda yürüttüğü sahne çalışma­ larım, 1955'te Galatasaray'da kur­ duğu kendi binasına kaydırarak sa­ nat yaşamının son dönemini (Kara­ ca Tiyatrosujnda tamamladı. Yöne­ tici ve başoyuncu olarak geçen bu dönemde Karaca'yı daha çok poli­ tik taşlamalara yer verdiği oyunlar­ da görüyorduk. Maksim sahnesinde yıllarca kapalı gişe oynanmış ünlü «Cibali Karakolu» bir kez daha bu­ rada yinelendi. Devrin Başbakanı Adnan Menderes'i eleştiren «Etnan Bey Duymasın», «Demirel’e Söyle­ rim», «Sabık Bakan», «Masif İskem­ le», «Senatür», «Hükümetin İşine», «Lahmacun Cumhuriyeti» gibi oyun­ lar, hep siyasal gülmece türünün ilginç örnekleri arasında yer almak­ tadır.

Muammer Karaca'nın iki yıl üst üs­ te oynayan çeşitli yıllarda yeniden sahneye konan «Cibali Karakolu» İle yine çok tutulmuş «Demirel’e Söyle­ rim» oyunları, ardından da «Karım Beni Aldatırsa» oyunu, ayni zaman­ da bir opera sanatçısı olan yönet- men-yapımcı Hulki Saner tarafın­ dan sinemaya da uygulanmış ve 1966-1967 yıllarında çevrilen bu filmler seyircinin beğenisini kazan­

mıştı. Muammer Karaca, tiyatro ve sinemayı bıraktıktan sonra bile sa­ nat yaşamıyla ilişiğini kesmemiş, Yeşilyurt'taki köşkünü filmcilere ki­ ralayarak burasının plato olarak kullanılmasını sağlamıştı. Yerli film­ lerin birçoğu. Muammer Karaca köşkünde çekilmişlerdi. Sanatçı, hastalığı nedeniyle yapılan birçok film önerisini geri çevirmek zorun­ da kalmıştır.

ünlü güldürü ustası 54 yıl boyunca sahneden inmemişti...

1974 yılında bir felç sonucu sanat yaşamına son veren sanatçının ilk oyunu «Renkli Fener» dir.

21 Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Sonuç olarak, çalışmamızda diyabetes mellituslu hasta- larda santral kornea kalınlığı sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur..

Toprak kandilin saçtığı titrek ışık- ıar içinde oda, bir mağara esrarlılığına büründü. Duvarlar kaybolur gibi oldu. Eşya, olduklarından başka şekiller

Aziz Nesin her zaman her durumda sürekli yazar­ dı ve yazı hayatının büyük kısmında yaratıcılığının matbaaların ve bas­ kı makinalarmm hareketine

Ü stat Sermet Muhtar, yakın tarihin oyuncaklarını, oyuncakçı dükkânları­ nı ve Işimdi pek görünmez olan oyuncak satıcı tiplerini kuvvetli hafızası­ nın

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha

Hatır için gittiği maçlara ilişkin yazılarda sporun sınıf bilincini yok ettiğine dair satır aralannda ince eleştirileri dikkat çekiyor.. - Orhan Karaveli ise,

Beş bölümden oluşan kitabın diğer bölümlerinde ise Boğaziçi nde bugün mevcut olmayan yazlık sefaret binaları ile sadece birkaç tane kalmış olan bugünkü

I ransız di imdeki \ .ı/darıyla Fransa'da yazı ve sanat şövalyesi olan ilk Türk kadını, oyunları, oyun yönet­ menliği ve bilimsel araştırmalarından gayrı