• Sonuç bulunamadı

"Demokrasi olmaz, tomson!"

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share ""Demokrasi olmaz, tomson!""

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

t

-M -M H i j e t

14 EYLÜL 1992 PAZARTESİ

DİZİ YAZI

13

İşçi Partisi mitinginde, kamyon üzerinde nutuk atan Safiye Ayla, bugün hayli karam sar

"Dem okrasi olmaz, tom son!"

TATÜRK’ün huzurunda

A

şarkı söyleyen 1992'nin Ağustos sıcağında, Safiye Ayla, Etiler’deki villasında konuk­ larına bir genç kız gibi çay- pasta servisi yapıyordu. İnce bacaklarını, beyaz üzerine rengârenk desenlerle süslü bir tayt sımsıkı sarmıştı. Üzerinde pembenin en cüretlisini haykıran bir bluz vardı. Dudak­ larının ruju, pembe ile kırmızı arasıydı.

Erdemli’deki yazlığından İzmir'e ge­ çip, Hatay semtindeki dairesinde birkaç gün kalmış, oradan da İstanbul’a, Etiler’­ deki villasına dönmüştü. Çoğu İstanbul'da olmak üzere ömrü bu üçgen arasında ge­ çiyordu. Ankara’da bir dairesi vardı, ama orası kiradaydı. Ayrıca yine İstanbul’da Sıraselviler’deki beş katlı “Ayla İş Ham”-

nın da sahlbesiydi. Böylece birkaç kez milyarder olan ve mirasçısı bulunmayan

Safiye Ayla, tüm mal varlığını -Allah ge­ çinden versin- ölümünden sonrası İçin Türk Eğitim Vakfı'na bağışlamıştı..

-“Arabam var, gara|da duruyor” dedi.

“Eskiden kulanıyordum , şimdi kullan­ m ıyorum .”

-“ Şoförünüz yok mu?.”

-“Şoförlük İşim yok kİ. İkide bir fırt ora­ ya zırt buraya gidecek İşim de yok. Zaten otobüs var, dolm uş var, onlarla İstediğim yere gidiyorum .”

-“ Taksiye binmiyor musunuz?.”

-“ Aaaal Bu zam anda taksiyle nasıl gi­ d ilir gelinir? Bir Takslm 'e git burdan, 25 bin lira!.”

-“ Ama sizin haliniz vaktiniz yerinde maşallah."

-“ Beş m ilyohfa halim vaktim he ola­ cak? Bütün m al varlığım ı bağışladım . Ba- ğışlam ayıp satsam, m ilyarlarım olurdu, am a benim m ilyarlara İhtiyacım yok. M il­ yarı ben ylyem em . On m ilyon kira alıyo­ rum , yansı devlete gidiyor, kalan beş m

ll-• "Silah kuvvetiyle durdura­

caksın bu ihaleyi mihaleyi; başka

tü rlü olmuyor. Adamdan oy alacak

diye ihaleyi ona veriyor. Bir oydur

gidiyor. Demokrasi demek sadece

oy demek mi?"

yonla da geçiniyorum İşte.”

-‘‘Ama o zaman, hiç değilse rahat rahat taksiye binerdiniz.”

-“Takslm ’e gitm ek için 25 bin lira niye vereyim , buradan rahat rahat oto­ büse binip gitm ek varken.”

-"Şimdiki sanatçılar hiç arabadan inmiyorlar da...”

-“O nlar çok nazik. O nların babaları şehzade filandır. Sadrazam ınkinden düşm üşlerdir.”

KISKANÇ SANATÇILAR

-“ Sanatçıların bir de kıskançlık ta­ rafı var galiba?” .”

-“V ar tabili. A llah’a şükür ben hiç kimseyi kıskanm adım , am a benim İçin ar­ kadaşlarım çok şeyler yaptılar. Bir araya gelip, onun çalıştığı yerde çalışm ayalım filan diye tröst yaptılar. Hepsi geçti, o gün­ leri hatırlam ak b ile İstem iyorum . O nlar bir aile İçinde filan büyüm üşlerdir. Ben ise yatılı okulda büyüdüğüm İçin, hayat görü­ şümüz blrlbirine uym uyor..”

Biraz duralıyor, belki bir zaman tüne­ line girip çıkıyor, devam ediyor:

-“ Ben kıskanç olm adım . Hep güzel şeyleri sevdim . Elim den geldiğince, biri layıksa, onun elinden tutm aya çalıştım . Allahım a şükrediyorum kİ, kim seyi kıs­ kanm ak seviyesine düşürm edi beni.”

Büyük aşkından, ünlü udi ve besteci

Ş erif M utıiddin Targan ile 1950’den ölü­ müne kadar 17 yıl süren evliliğinden ko­ nuşurken, sözü bugüne getirerek, sanatçı hayatıyla evliliğin bağdaşıp bağdaş­ madığını soruyoruz. Safiye Ayla, isyan

-“Ne sanatı yahu!” diyor. “Şim di para var ortada. Para nerden gelirse oraya. Ben hep bedava konserler verirdim , dep­ rem , sel gibi felaketlerde. Bugün böyle bir şey yok. Reklam İçin gazetelere İlan veri­ liyor, bilm em ne yararına konser veriyor diye. Ayrıca sazlarıma’ diye para da alı­ yo rlar.”

POLİTİKA

Safiye Ayla, politikayla da ilgili.

-“ Ben İşçi Partlsl’ne sam patl duyar­ dım ” diye anlatıyor. “M ehm et Ali Aybar, o profesör hanım la (Behice Boran) geldi eve, buraya. Ben resm en (partiye) yazıl­ m adım am a, sem patize oldum . O nlara hoparlörlerim i filan verdim , arabam ı ver­ dim . Sonra Kasım paşa’da, İşçi Partlsl’nln m itinginde, kamyonun üzerinde konuşma yaptım , Y aşar K em al’le beraber. Yaşar Kem al, ‘Apartmanın üst katına biz çıka­

- ^ ucöı

\

V

r N

m

& f j

Y a ş üzerine

Erkeğin maaşı, kadının yaşı sorulmaz derler ya, biz de Safiye A yla’ya yaşını sormadık. Ama o, uzun konuşmamız boyunca, Atatürk'le anılarını, evliliğini, sahne yaşamını anlatırken o kadar çok 75 yaşında olduğunu vurguladı ki, biz de bunu fırsat bilerek çeşitli ansiklopedilerdeki bazı yanlı­ şları düzeltme olanağını kullanalım dedik. Kendi­ sine bazı ansiklopedilerde doğum tarihinin deği­ şik yazıldığını anımsattık, örneğin, Ses dergisi­ nin 1970'te yayınladığı "Sanatçılar Ansiklopedi- s i” nde, doğum yılının 1902, "M eydan Larousse"- da ise 1907 olduğu yazılıydı.

Safiye Ayla, bu yanlışları düzeltti. Hatta, o za­ man hayatta olan Larousse'u yayınlayan Safa Kılıçoğlu’na da telefon ederek, bu yanlışı düzelt­ tiğini söyledi. Ve daha sonra yayınlanan "Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi"nde, doğum yılının doğru biçimde, 1917 olarak yazıldığını söyledi. Böylece, tarihi b ir tarih yanlışı, en yetkili ağızdan düzeltilm iş oluyordu.

Safiye Ayla, güncel konularla ilgilenmesiyle, haliyle, tavrıyla, giyimiyle, kuşamıyla hayata bağlılığını her an kanıtlıyor. Halka müzik eğitimi verme konusunda, televizyo­ nun, üzerine düşen görevi yapmadığını söyleyen sanatçı, TV’nin, sadece göze hitap ettiğini belirterek şöyle diyor: "Sanatı yozlaştıran galiba TV oldu." (Fotoğraf: Cem YO­ RULMAZ)

cağız, oradakileri aşağı indireceğiz’ dedi. Ben de çıkıp dedim kİ, Bir kere ben kim­ sesiz büyüdüm. Bir şans eseri sesimle para kazandım. Evim var, bankada param var, arabam var, her şeyim var. Şimdi Ya­ şar Kemal, ‘Apartm anın üstündekiler alta inecek, alttakiler üste çıkacak’ dedi. Evimi size vereyim , bankadaki param ı vereyim , bu bir şey halleder mİ? Etm ez. Peki, o adam çalışm ış, kazanm ış, bir apartm an katına sahip olmuş. Şimdi onun kulağı­ ndan tutup aşağı indir, sen hiç çalışm a­

.¡I

dan gidip onun yerine otur. Bu haksızlıktır’ dedim . Yaşar, sonra, ‘Yaşşa abla! Ne güzel konuştun’ dedi.”

Yıllar önce böyle konuşan Safiye Ayla,

bugün, bakın ne diyor:

-“Nerde M eclis?.. Geçen gün TV’de gördük. Bosna-Hersek İçin toplanalım de­ diler, kim se yoktu M eclls’te. Dişlenm iş m ısır gibiydi M eclis sıraları. Hani nerde bu m em leketin seçtiği adam lar? Bunlar sevm iyorlar. Sevm iyorlar. Ben böyle de­ m okrasinin aleyhindeyim yani. Böyle de­

m okrasi istem iyorum . Tomson!”

Can havliyle “Yapm ayın!” de­ miştik. Safiye Ayla devam etti:

-“O lm azI Başka türlü, katiyen. Neydi o eli silahlı adam lar sahilleri İşgal etm işler, çayhaneler, mey­ haneler bilm em ne diye. Adam lar onları kaldırdılar, İnsan otom obi­ liyle rahat geçip gidiyor. Katiyen bizde dem okrasi geçm ez, ben o kanaatteyim . Geldiğinden beri gö­ rüyoruz, olm uyor. Silah kuvvetiyle durduracaksın bu ihaleyi m lhale- yl, başka türlü olm uyor. Adamdan oy alacak diye ihaleyi ona veriyor. Bir oydur gidiyor. Dem okrasi de­ mek, sadece oy dem ek mİ? Dağ­ lar, taşlar oy doldu. İstanbul’da ye­ şillik kalm adı. Pislikten geçilm i­ yor. Şim di bir çöpçünün oturup da dört milyon İstem esine karşıyım . Çünkü, bir profesör bugün bu parayı alm ıyor.”

A

t a t ü r k

t e n b îr a n i

Safiye Ayla, görüldüğü gibi ülke so­ runlarıyla ilgileniyor. Dün, İşçi Partisi’nin kamyonunda nutuk atarken olduğu gibi, bugün de ilgisini sürdürüyor. Bilmeyiz, bu söylediklerine Y aşar Kem al yine “Yaşşa be Ablal Ne güzel konuştun” der mi?

Safiye Ayla’da Atatürk’le ilgili anılar çok, ama çoğu da yazılmış çizilmiş. Biz burada sadece biriyle yetinelim.

Safiye Ayla, yıldızının parladığı 1930’- lu yıllarda, gecede 35 lira ücret almaya başlar. Gerisini şöyle anlatıyor:

•Dört evi, bir İş hanıyla birlikte tüm mal varlığını Türk Eğitim

vakfı na bağışlayan Safiye Ayla, "Etiler den Taksim e gitmek

için taksiye 25 bin lira verilir mİ?” diyor ve otobüsle, dolmuşla

gidip geliyor

-“Atatürk’e dem işler ki, Efendim, Sa­ fiye 35 lira alıyor gecede.’ Atatürk bana bir

gün:

-“ Gel bakalım buraya” dedi. “ Sen 35 lira mı alıyorsun?”

-“Evet Paşam ” dedim.” -“ Ne yapıyorsun bunu?”

-“Efendim saklıyorum ” dedim. -"Bak” dedi, "Bu senin bir günde al­ dığın parayı, bir milletvekili bir ayda al­ mıyor. Çeşme akarken doldur” dedi.

DİSİPLİNLİ YAŞAM

Sağlıklı ve uzun yaşamın ipuçlarını yakalamak için, Safiye Ayla’nın günlük yaşamının içine sarkıttığımız ileri-geri, münasebetli-münasebetsiz bir sürü so­ ruya verdiği yanıtlardan bir özet reçete:

-"Y atılı okulda disiplinli okudum. Ha­ yatım ı da disiplinle sürdürdüm . Gece ha­ yatını sevm em . G ece on biri geçirm eden yatarım , sabah yediyi geçirm eden kalka­ rım . Spor olsun diye yürüyüş yapm am , am a çok dolaşınm , hiç durm am . Seyahati çok severim . Beş yaşım dayken yanım da bir hayvanı kestiler, o günden bu yana et hiç yem em . Balığı da bulam ıyorum , ö m ­ rüm de hiçbir zam an re|im yapm adım . Ku- rufasulye, pilav, börek, m ercim ek, nohut yerim . Ekmek yerim , sebze, salata yerim . Pastayı, tatlıyı çok severim . G aliba bütün enerjim i tatlıdan alıyorum . Çok iştahlı de­ ğilim , bir oturuşta fazla yem em . İçki, siga­ ra içm em .”

Safiye Ayla, namaz da kılar, Kuran’ı Kerim de okur. Hemen her gün okur.

TV dizilerinin de sadık bir izleyicisi olan Safiye Ayla, müzik konusunda, TV’ye eleştiriyi yöneltiyor:

-“ Bugün TV, benim anladığım ve iste­ diğim tarzda, m üzik konusunda halkı tam eğitecek bir şekilde neşriyat yapm ıyor. Sadece göze hitap ediyor. Sanatı yozlaş­ tıran TV oldu gibi geliyor bana.”

Safiye Ayla, her zaman kendini yaşa­ ma bağlayan coşkulardan birini daha bu­ günlerde yaşıyor. Alabanda revüsüne hazırlanıyor. Elli yıl aradan sonra aynı re­ vüye çıkacak. Elli yıl önce söylediği “ Gü­

neş” , “ M ehtap”, “ G iresun’da K ayıklar”

gibi ünlü şarkılarını söyleyecek.

-“Çok fazla heyecan duyuyorum " di­ yor. “Çünkü 25 yaşında oynadığım oyunu, şim di 75 yaşım da oynayabilirsem , benim için dünyalara bedel bir bahtiyarlık. Bu, dünyada hiç kim seye nasip olm am ış bir şey bu.”

YARIN: DEVLET SANATÇISI

ALİ ÇELEBİ

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Ancak oda s›cakl›¤›nda süperiletken hale gelen malzemelerin daha az masrafl› ve kolay elde edilebilir hale gelmesinin önündeki kimi engeller.. bilim

E¤er atom, ›fl›na do¤ru hareket edi- yorsa, ve ›fl›n›n atom taraf›ndan alg›lan- mas› isteniyorsa, ›fl›n›n dura¤an bir atom için gerekli olan frekanstan

Bu nedenle büyük araflt›rma laboratu- varlar› bile, halk›n ilgisinin (dolay›s›yla da devlet yard›m›n›n) sürmesi için za- man zaman "dünyan›n en küçük

In the interacting boson model (IBM) boson degrees of freedom are introduced which are believed and, at least in some cases, have been shown, to be related to

Bu çalışmada, böyle bölgesel magnetik alanlı bir demet-plazma sis­ teminde de toplam plazma, elektron siklotron ve iyon siklotron gibi karakteristik frekanslara

Şehrin büyük ve sayılı meydan­ larından biri olan Beyazıd meydanı, bügün Beyazıd camii, medresesi ve bunlara yakın olarak da hamamla Şimkeşhane ve Haşan

Şimdi bu genç mücadelecinin hayatı­ nın, konumuzla ilgili safhasına geliyo­ ruz. Mütarekeden sonra memleketin ileri gelen vatansever kişileriyle bir müdafai hukuk

Erksan bu fil­ miyle sinemamızda ilk gerçekçi köy film i de­ nemesine girdi ama sansürün de hışmına uğ­ radı ve film o kadar çok makas yedi kİ, film olmaktan