F A K V tM D E N B İR Y A P R A K
s<x
T a şla rın
t
á
A
í
* ?/■
dili
t î ayli oluyor... Bana Istan- ■ bulun turistik rehberi ola rak neşredilen bir kitap getirdi ler. İstanbul hakkında ne turis tik, ne tarihi bakımdan yazılmış toplu bir eser yoktur. Istanbulu tanımak İçin evvelâ tstanbula meraklı olmalı; ondan sonra mü teferrik eserlerden malûmat edin mek İçin şehrin üzerinde devam lı çalışmalı; buna herkesin ne vakti, ne de nakdi müsaittir.
Bu turistik rehber her taşı toprağı ayn a y n İncelenmeğe değeri olan İstanbul tarafım seksen bir sayfaya sığdınver- miş. Büyük camiler, su bendie- ri,, Yerebatan sarayı, Ayasof-
ya... V ali konağı dediği Bftb-K Mü... Surlar, saraylar... Eyüp I filân... O kadar. Elbetteld Istan | bul bu değildir.
Bir devri kapayıp yeni bir devre athyan bir fethin sahne sinde turistleri alâkadar edecek neler, neler vardır. Bu şehri gör mek İçin gelenler onları ister ler.
Bizim tarihimiz, m evzii bir tarih değildir. Osmanlı TüriUeri bir dünya tarihi yazmışlardır. Memleketimizi ziyaret edenlerin ünlerine bu sahlfeleri açmalıyız.
Yin e hayli oluyor... Radyoda bir konuşma dinlemiştim. Konuş mayı yapan zat kuvvetli bir tet kik neticesi olarak çok etraflı malûmat verdi. Eski mûsikişi- naslanmızdaıı «Zâhlrl Hatib E-j fendi» nln kabrini ararken sözü tarihi şahsiyetlere İntikal ettir di. Fatihin hocası Mevlânâ Hay reddinin TJnkapanındaki üç mih raplı camiinden ve onun yanın daki makbereden bahseyledi... Burada hicri sene olarak 1100 ta rihinden evvele ait olmak üzere tek mezar taşının dahi bulunma masını — anlıyarak dinliyenle- -rin yüreklerini dağlıyacak— bir lisan He anlattı... Onları eskidir diye mutlaka kırmış, kaldırım döşemlşizdir.
Fatihin hocasının, bu ilim a- damııun bile mezar taşı kırıl mış. Demirlerlo tutturularak ya na yatırılmış. Onun da kaldırı ma tahavvül etmesi uzak d eğil-1 dir.
Bu konuşniad dikkatimi celb eden bir nokta < ’ u:
Unkapamnda t . loros Oede» [ diye anılan bir zat '' mezar ta- j
ş ı . . .
I Ü L P N A Y
Müdekkik zat kabrin taşını o- kumuş: «H uvel Baki... Fatih ile teşrif edip bu mahalde Cam-ı- şelıadett nftş eden merhum şehi din mürkadidir. Ruhuna fatiha.» Merhum şehit... Yânı meçhul asker... Horos Dede ismi de son radan uydurulmuş... Onun ebedî ismi Mehmetçiktir.
Zafer gayesinden gayrı hiç bir şahsiyeti olmıyan Mehmet- çlk’In bu tarihî âbidesi Unka- panmda metrük bir mezarlık ta...
Şimdi bu mütevazı taşın per çlnlediği tarih sayfasını okuya lım. Zira konuşmayı yapan zatın tetkikatına göre orada bir ikinci taş daha var:
Onun da kitabesi şudur: «A h minelmevt. Şehitler, şühedalar
ruh-i- şerifleri için elfatiiıa.» Bu ikinci âbide o havalide kuv vetlî bir harp olduğunu anlatan mühim bir vesika değil midir? İstanbul fethinde ilk düşen dış kale kapısı «E ğrik a p ı» dır Ahşap canbazhano kapısı da ilk girilen askeri kapıdır. Şehir kapıların dan ise -müdekkik zatın inceleme lerine göre- Türk askerlerinin kilitlerini sökerek açtıkları kapı
(Unkapam kapısı) dır.
Bizim tarihçiler: «K a ra cihe tinin hisarı metin ve üç kat ol- mağla derya tarafı hücuma ev- fals görülüp» derler.
(Zeyrek yokuşu) hücum yoku şudur. Bizansın son imparatoru Kostaııtin Zeyreğin yanı başında Vefade bir azab neferi tarafın dan öldürülmüştür.
işte İstanbul fethinin İşlenme miş bir tarih sahifesi...
Fethin beş yüzüncü yılının kutlanmasına pek az kaldı.
TTnkapanında o mütevazı taş parçasını ebedi Melımetçik’ln boynu bükük âbidesini zamanın İnsafsızlığı bile ortadan söküp atamamıştır.
Hürmet! seni mahv eylemeyen dest-i- zemâne Diyerek onıı ziyaret edelim bu meçhul şehidin ruhuna fatihalar gönderelim ve onu dalma yâd edelim: Hürmetle, muhabbetle, ; minnetle—
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi