TORK-ERMENİ İLİŞKİLERİNDE ZA M A NIN VIPRATAMIYACAĞI BAĞLAR
BU ŞEHRE
DAMGASINI VURANLAR
♦ t #
BALYANLARIN TöRK M İM A R LIĞ IN A GETİRDİKLERİ
B D Y O K K A T K I
Bere Erziyan ( 5 )
BALYAN SERKİS (1 8 3 1 -1 8 9 9 )
Osmaolı Devleti Hassa Mimarı Sermimarı Devlet
Ermeni asıllıdır. Hassa Mimarı Garabet Amira Balyan’- ın evlâtlarındandır. İlk öğretimini İstanbul’da özel öğret menlerle yaptıktan sonra, 1843 yılında yüksek öğrenim için Paris’e gönderildiyse de 1845 te İstanbul’a dönüp babasının yanında çalışmaya başladı.
Böyle olmakla beraber temelli bir eğitim için, yine 1848 de Paris’e gönderildi. İlk olarak Sainte - Barbe ve Ecole Centrale okullarını bitirdi, daha sonra Ecole des Beaux Arts yüksek okuluna devam ederek, mimarî, mekanik ve tamam layıcı dallardan mezun oldu.
Tahsilini tamamladıktan sonra 1855 yılında İstanbul’a dönüp babası Garabet ve kardeşi Nigoğos Balyan’larm (her ikisi de Hassa Mimarları) tatbikî çalışmalarına katıldı.
1866 da, babası Garabet Balyan’m ölümünden sonra, kardeşi mimar Hagop Balyan’la birlikte Hassa Mimarları ola rak faaliyete başladılar.
Sarkis Balyan san’atkâr - mimar olmaktan ziyade mü hendis - mekanisyen olup, inşaat çalışmalarında plân ve de sen hazırlamaktan ziyade, işin müteahhitlik ve inşaatçılığını yapmıştır. Atılgan ve müteşebbis mizaçlı olduğundan, resmî formaliteleri ve bilhassa Sultanlar ve Devlet ricali ile temas ları kendisi kurup, daima ön plânda bulunurdu. Böylece, he men hemen Hagop Bayan’la birlikte inşa edilmiş binaların yapımı kendine atfedilirdi. Saray ve köşklerin plânı ve de senleri umumiyetle Hagop Balyan hazırlar ve Sarkis Balyan bunları Sultanlara takdim ederdi. Bununla beraber Sarkis Balyan birçok teknik bulgulariyle söz konusu inşaatları hem ucuza maletmiş, hem de daha kısa zamanda tamamlamıştır. Avrupalı teknisyenler bu hususları defalarca belirtmişlerdir.
Hagop Balyan aslında sanatkâr ruhlu ve bilhassa mü- tevazi mizaçta bir şahıs olduğundan, kardeşinin bu şekilde ön plâna geçmesini yadırgamayıp hoşgörü ile karşılardı. Bununla beraber, Sarkis Balyan kardeşi Hagop Balyan’ın ölümünden sonra ve 2. Abdülhamit devrinde de bir zaman faaliyette bulunmuşsa da, bu devirde yapıtlar sanat kıyme tinden fazla idari binalar olmuştur.
Sarkis ve Hagop Balyanlar zamanın gidişine uyup, Batı mimarisinin üslûplarını tatbik ediyor, evvelce de söylendiği gibi Osmanlı İmparatorluğunun birçok kesimlerde olduğu gibi, yapı san’atmda da Batılaşma yolunda atılan adımları mimarî bölümde sürdürüyordu.
*
% *
K İŞİL İĞ İ :
Sarkis Balyan devlete yararlıkları ve faaliyetlerinden ötürü hem Osmanlı Hükümeti ve hem de yabancı devlet er kânı tarafından aşağıdaki çeşitli nişanlarla taltif edilmiştir:
1859’da Mecidiye Nişanını almıştır.
1862’de mekanik bir bulgusundan ötürü Sultanın takdir lerine mazhar olmuştur.
1864’te Bey’lik ünvanını almıştır. 1867’de Ula rütbesine yükseldi.
1872’de Sultan Abdülaziz tarafından Balâ rütbesine eriş tirildi.
1873’de Alman Kayzeri tarafından «Prusya Tacı» İkinci Dereceli Nişanla taltif edildi.
1873’te yine, Rus Çarı tarafından S. Stanislavski Nişanı ile taltif edildi.
1874’de Osmaniye 2. ci derece nişanını aldı.
1874’de yine İran Şahından Şiri-Hurşit nişanını aldı. Bunlardan başka Fransa Kraliçesi Ojeni, İstanbul’u zi yaretinde kaldığı Beylerbeyi Sarayının ihtişam ve güzelliğin den âdeta büyülenerek ve yine kendi şerefine kısa zamanda inşa edilen Beykozdaki Tokat Köşkünü fazlaca beyendiğin- den, her iki kardeşleri huzurunda kabul ederek, bizzat tebrik etmiştir.
Ayrıca 1894 yılında İstanbul’da meydana gelen büyük zelzelede Sarkis ve Hagop Balyan’ların inşa ettikleri binalar dan hiçbirinin hasar görmemesi üzerine Sultan Abdülhamit II. tarafından Liyakat ve İmtiyaz altın nişanlarıyla taltif edil di (Bu tarihte H. Balyan ölmüştü).
31 Mart 1878 tarihinde ise kendine «Ser Mimar-ı Devlet» yani «Devlet Başmimarlığı» ünvanı verildi. Bu ünvan aşağı da yazılı fermanla verilmşitir:
“M a’ ruz-u Çâker-i kemineleridir ki, Uluufetlû Sarkis Bey haz retlerinin ebu ve ecdadı birkaç yüz seneden beri Saltanat-ı Saniyenin hidemat-ı mimariyesinde bulunduğu gibi kendüsünün fenn-i mimari ve hendesede aşariyle müsbet olan kemal-i maharete bir imtiyazı mahsusa nailiyetini mucip görülmüş olduğundan, müşarileyhin zatına mahsus o l mak üzere, « S e r M i m a r - ı D e v l e t » ünvanı ile yad olunması ve hazinei celileden zaten muhassep olup bir aralık kat olmuş olan maa şının kemakân ifa kılınması şerefsünuh ve sudur buryulan iradei seniyee-i cenabı şahane mantuk-u miinifinden olmakla ol babda emr-ü ferman hazret-i veliyyülemrimdir.
27-R ebü l e v v e l-1 2 9 5 " 3 i --M a rt--1878 " Başbakanlık Arşivi— Dahiliye İradeleri.
N o ..6 2 37 5
Muhakkaktır ki, bu ünvan hakkedilmeden verilmemiş tir. Ne var ki, kıymetli san’at yazarlarımızdan Mustafa Cez- car, «Sanatta Batılaşma ve Osman Hamdi» başlıklı kıymetli kitabının 117. ci sayfasında Balyanlar konusunu işlerken Sar kis Balyan’a verilen bu mühim, ünvanın verilişi «... hayli dü şündürücü» bulması, bu ünvanı ona verenlerin dürüstlüğü nü istemiyerek gölgeiendirmektedir.
Bu vesileyle şunu belirtmek lâzımdır ki, Osmanlı Devleti hizmetinde bulunan sayısız normal veyahut yüksek rütbeli Ermeni memurlar, ki bunlar arasında «Nazır»’lar (Vekil) az değildir, hiçbirinin bariz bir kusuru veya beceriksizliği», ya ni liyakatsizliği görülmemiştir. Bunlar Osmanlı - Hıristiyan tebaasından olup, kendilerini Osmanlı - İslâm tebaalarıyla daima aynı düzeyde saymışlar ve yurtlarına o ııisbette hiz met etmişlerdir.
Böylece Sarkis Balyan 1873-1874 yıllarında Bevkczda 40.000 M2’lik bir arazi satın alarak buhar makinesiyle işle yen bir kereste fabrikası açmayı tasarladı. Yine bu yıllar da, İstanbul’da bulunan bazı bankerlerle birleşerek 1 milyon altın liralık (bugün 150 milyon lira) bir sermayeyle yol, köprü, demiryolu ve inşaat yapımı için bir şirketin kurulu şu hususunda 35 yıllık imtiyazı elde etmiştir. Yine, Ereğli civarında maden kömürü çıkarıp nakletme ve satma imti yazını alıp, yerinde incelemeler1 yaparak 40.000 lira sarfiyle bir rıhtımın inşasına teşebbüs etti. Bu teşebbüslerin niçin gerçekleşmediği ayrıca araştırma konusu olmakla beraber, yukarıda zikredilen eserinde Mustafa Cazza^- bu olaylardan bahsettikten sonra, Sarkis Balyan’ın bu teşebbüslerini, övgüy le anacağına yanlış bir görüşle «Türk olmayan kimseler»’le yapılan sömürüye doğru atılan adımlar olarak vasıflandır- mıştır.
Bu hatalı görüş, ki maalesef günümüze kadar uzayıp Er meni unsurunun yapıcı faaliyetlerini küçümsemek eğilimini gütmektedir, memlekete ne kadar zararlı ve onun ilerleme sinde ne kadar köstekleyici olduğunu, atılımcı bir Sultan olan Abdülmecid’e atfen şu satırlar açık şekilde doğrulamaktadır:
-(Anlatan Sultan Abdülmecid’in hususî hekimi Dr. Schpit- i-
zer)’dir. I*
«Zatı Şahane hafif bir soğuk almış, bacağının sol maf salında şiddetli ağrılar hissetti... Merhemi sürüp bitirdiğim ' zaman, duvara dayalı bir resmî izah etmekliğimi istedi. Al- tindaki İngilizce yazıyı okudum. Liverpol Maneester demiryo- ; lunun, muhtelif tren resimleri olduğunu gördüm. Sultan Ab- . dülmecit memleketinde de böyle bir demiryolu bulunmasını istediğini söyledi, fakat böyle büyük işler için lâzım olan pa ranın hazine-i hükümetten verilmesi müşkül olduğunu da ilâve etti. Sonra sözüne devam ederek Avrupa’da olduğu gi bi burada da bu gibi işler için hususî şirketler kurulmasımn şayanı temenni bulduğunu söyledi. Ben de cevaben bu gibi Ü
teşebbüslerde münferit kimselerin hükümete itimat ve emni yetinin şartı asli olduğunu, Zatı Şahanelerinin hubbi adalet lerine karşı perverde edilen itimadın bu gibi teşebbüslerin kuvveden fule çıkması için bir dereceye kadar hükümete de şâmil olması lâzım geldiğini anlattım.
Cevaben şu mülâkatta bulundu:
— Emin olunuz, bu itimadı hâsıl etmek için tarafımdan olan her şey yapılacaktır. Zamanı saltanatımda kimsenin em vali meşruasma tecavüz edilemez. Yalnız bizim bankerleri mizde menafii umumiye namına ittihad, yerli ahalimde ise çalışmaya, heves yoktur. Bankerlerimiz ötedenberi serma yelerini paşalarıma faizle vermeye alışmışlardır...»
Bu satırlar gösteriyor ki, Sarkis Bey Balyan veyahut Os manlI uyruklu Ermeni asıllı herhangi bir vatandaşın bu gibi teşebbüsleri kınanacağına, övgüyle anmak daha yerinde bir davranış olurdu. Nitekim Sultan Abdülmecid’in tasavvurları lâyıkiyle tahakkuk etseydi, muhakkak ki, sanayileşme ve çağdaş uygarlığa ulaşma alanında, Türkiye’nin durumu şimdi kinden kat kat ileride olurdu. Zira bilhassa Ermeni vatandaş lar, yabancılar gibi memleketi sömürmeye yeltenmeyip, bu memleketin öz evlâtları olduklarından, her zaman onun iler lemesi için çalışmışlardır, yeter ki engellemeye uğramasınlar.
Nitekim Ermeni asıllı Osmanlı Dadyan’lar bahsinde gö rüldüğü gibi, Sultan Abdülmecit bunların eliyle bir hayli sa nayileşme eylemlerine geçmiştir, ancak bu teşebbüsler malûm sebeplerden ötürü tam hedeflerine varamamışlardır.
Yukarıda belirtildiği gibi Sarkis ve Hagop Balyanlar da ima beraber çalışmış olduölarma rağmen H. Balyan’m ölü münden (1875) sonra Sarkis Balyan faaliyetini durdurmamış tır. Bilâkis zikredildiği gibi 1878 de «Ser Mimar-ı Devlet» ürvamnı kazanmıştır. Ancak bu olay bazı çevreler tarafın dan pek hoş karşılanmayıp, maaşının kesilmesiyle başlayan ve hâzineyle bir takım hesabi hatalar öne sürülerek 1880’de Paris’e kaçmasına yol açmışlardır.
Bir müddet sonra tekrar İstanbul’a döndükten sonra Kuruçeşme açıklarında, sahibi bulunduğu adacıktaki (bugün kü Galatasaray Kulübü lokali) köşkünde ömrünün sonuna kadar kendi halinde bir hayat sürmüştür. Bu adacık S. Bal- yan’ın ölümünden sonra varisleri tarafından «Şirketi Hayri
ye» dahilî vapur işletmesine kiralanın uzun yıllar kömür de-ESERLERÎ :
1 — Beylerbeyi Sarayı 1865.
2 — Çırağan Sarayı 1871 (1910’da yandı).
3 — Aksaray Valide Camii 11)71.
4 — Harbiye Nezareti (Hâlen İstanbul Üniversitesi - Be yazıt).
5 — Bahriye Nezareti (Hâlen Kasımpaşa sahilinde Deniz Komutanlığı).
6 — Saraybumu antrepoları (yıkılmıştır). 7 — Maçka kışlası (halen Teknik Üniversite).
8 — Gümüşsüyü Kışlası (Gümüşsüyü As. Hastanesi). 9 — Besiktaştaki 82 parça Akaretler (1874 te başladı. Mu
tasavver Aziziye camii akaratı. Cami yapılmadı, te melleri atıldı - Maçka Taşlık).
10 — Kâğıthane - Çağlayan Camii.
11 — Yıldızda Merasim Köşkü. 12 — Balmumcu Çiftliği. 13 _ Beykozda Tokat Köşkü. 14 — Alemdağı Köşkü, 15 — Kalender Köşkü. 16 — Kâğıthane - Çağlayan köşkü. 17 _ Ayazağa Köşkü. 18 — Serdar Köşkü. 19 — İzmitte Sultaniye Köşkü.
poşu olarak kullanılmıştır. 1. ci Cihan Harbi yıllarına kadar bpraya «Serkis Bey Adacığı» denirdi ve «vaktiyle cennet kö şesi gibi bir adacık» olduğu söylenirdi.
Sarkis Bey Balyan aynı zamanda amatör bir müzisyen ve ressamdı. Kuruçeşmedeki adacığındaki köşkünde aynı za manda bir kimya ve fizik lâboratuvarı kurmuştu. Ezelden- beri kimya ve bilhassa mekanik alanda araştırmaları mev cuttu. ve bu bulgular inşaat işlerinin sürat ve maliyetleri yö nünden kendisine büyük faydalar sağlamıştır.
Nitekim zamanının matbuatı Sarkis Balyan’dan bu yönde daima övgü ile bahsetmiştir. Bunlardan bilhassa Paris’te ya yımlanan «Le Monde Illustné» dergisi Sarkis Balyan’m saray ve köşk inşaatlarını Avrupa’ya nazaran inanılmaz süratle ve birkaç misli ucuza malettiğinden bahseder. Bu yazıda «Neu- vell Opera» büyüklüğünde muhteşe mbir bina olan Beylerbe yi Sarayı iki yılda ve «Bibliothèque Nationale» kadar bir bi na olan Yıldız Köşkü altı ay içinde inşa edilmiştir. Bu ve bu gibi olaylar Serkis Bey Balyan’m özel bir ün kazanma sına vesile olmuşlardır.
Serkis Bey Balyan Ermeni Cemaati işlerinde de faal va zifeler almış, ününe ve varlığına uygun bir şekilde her türlü kültürel ve sosyal yardım faaliyetlerine madden ve manen iştirak, etmiştir. Bunlardan mühimleri, müteveffa eşi Mak- ruhi’ye ithafen 1866 yılında Beşiktaşta «MAKRUHYÀN» ad lı Ermeni Cemaat Okulunu inşa etmiştir. Yine Van’ın Me- remet köyünde bir okul yaptırıp uzun müddet maddî yardım da bulunmuştur.
Sarkis Balyan aynı zamanda sanat hayranı ve sanatkâr lara beslediği sevgi ve saygısından ötürü, Osmanlı Erkânı ta rafından İstanbul’a davet edüen ve bilhassa Dolmabahçe Sa rayı için yağlı boya tablolar çizen Ermeni Asılı Kırımlı res sam HOVHANNES AYVAZOVSKİ’yi Beyoğlunda konağında misafir etmiştir. Ünlü ressam kendisi tarafından Sultan Aziz’e takdim edilmiştir.
S. Balyan Arakel bey Dadyan’m kızı Makruhi ile evli olup evlâtları olmamıştır. Eşi genç yaşta, yirmi yaşında ev lilikten iki yıl sonra vefat etmiştir.
İstanbul’da doğmuş olan Serkis Bey Balyan 1899’da ve fat edip Üsküdar Bağlarbaşmdaki Ermeni Mezarlığında gö mülmüştür. Kabrin üzerinde mermerden büyükçe bir lahit bulunmaktadır.
20 — Zincirlikuyu Köşkü. 21 — Hekimbaşı Köşkü. 22 — Validebağı Köşkü.
23 — Topkapı Sarayında Mecidiye köşkü.
24 — Küçükçekmece Köşkü. v
25 — Çırağan Karakolu. 26 — Kuruçeşme adacığı. 27 — Galatasaray Lisesi.
28 — Kandilli Sultan Sarayları.
29 — Koşuyolunda Validesultan Köşkü. 30 — Malta Köşkü.
31 — Çadır Köşkü. 32 — Çit Kasrı.
33 — Yıldızda büyük Mabeyin Köşkü
(Bu binalar Yıldız Sarayı topluluğunda olup, H. Bal- yan’m vefatından sonra S. B. nin Devlet Başmimarı olduğu sırada yapılmışlardır).
34 — Zeytinbumu Fabrikalarına ilâveten Fişekhane 1880. 35 — Sadrıazam Ali Paşanın Mercandaki Konağın plânları. 36 — Pertevniyal Valide Sultan türbesi.
37 — Maçka Karakolu.
38 —- Dolmabahçe Bezmialem Valide Sultan Camii 1876.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi