• Sonuç bulunamadı

Vasfi Rıza ile kapanan dönem:Aynı dönemde yaşamalarına karşın M. Ertuğrul'da hiç etkilenmemişti

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Vasfi Rıza ile kapanan dönem:Aynı dönemde yaşamalarına karşın M. Ertuğrul'da hiç etkilenmemişti"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Aynı dönemde yaşamalarına karşın M.Ertuğrul dan hiç etkilenmemişti

Vasfi Rıza ile kapanan dönem

—: :— 7T— r:--- --- ---- — — —- - ı lik ile uzaktan vakından ilgisi

ZİH Nİ K ÜÇÜ M EN

Vasfı Rıza Zobu üzerine dü­ şündüklerimi -o yaşarken- ga­ zete ve dergilerde yazılarımla, sempozyumlarda da bildirile­ rimle açıklamış, belki gözünden kaçar diye kendine de yollamış­ tım. Şimdi yazacaklarım onla­ rın özeti olacak. Gerçekte Bay Zobu'nun kimliğini, hizmetleri­ ni en açık, en seçik sergileyen, kendi yazdıkları, onunla yapı­ lan söyleşiler ve iki ciltlik anı­ landır. Fikirleri, düşünceleri, eylemleriyle bir dönemin -belki de bütün dönemlerin- bir bölü­ ğünün temsilcisi niteliğiyle, üze­ rinde durulacak bir tiyatro oyuncusu olduğu yadsınamaz. Güldürü ve vodvil oyunculuğu, kaç kuşağa bu konuda “ayaklı bir dershane” olagelmiştir. Aynca hiçbir Türk tiyatrocusu­ nun kıramayacağı bir rekorun da sahibiydi: 1930’lardan baş­ layarak yıllar boyunca başrolü­ nü oynadığı oyunlan -hiç değil­ se çok büyük bölümünü- kendi seçmiş, tümünü de sahneye kendi koymuştur.

Oyun yönetmenliğini, ya­ ratıcılık, yorumculuk olarak değil de hocalık diye benimsedi­ ği için de “ Bana benden başkası hocalık edemez” demiştir. Ben ve benim gibiler onu bu yönüy­ le değil de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolan’nda -iki dö­ nem- genel sanat yönetmenliği sırasında tiyatro üzerine ileri sürdüğü fikirlerle ve uygulama­ larıyla değerlendirdiler. Hazır­ ladığı oyun dağarı ile bu oyun­ ların sergilenişindeki ölçütler, yazdıkları ve söyledikleri, “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi” ol­ maya kalkışmanın, “kültüre değil de zekaya güvenme” cesa­ retinin çok “vahim” göstergele­ ri olarak koleksiyonlarda yaşa­ maktadır.

Bunlardan rasgele birkaç ör­ nek vermek bile onun tiyatro­ ya, dünyaya ve insanlara nasıl baktığını göstermeye yeter sanırım. “ Belediye Tiyatrosu­ nun görevi tiyatroda inkılab yapmak, yenilikler göstermek, dünya ölçüsünde sanat yarışma katılmak değildir.” (Cumhuri­ yet, 16 Mart 1950. M. Ertuğ- rul’un ilk ayrılışından sonra yazılmıştır.) “Tiyatro halka gö­ türülmez, halk tiyatroya getiri­ lir. Neydi o gecekondulara, so­ kakları çamurdan geçilmeyen bataklıklara bile tiyatroyu gö­ türdüler.” (Milliyet Sanat. 1 Mart 1981)

“Tiyatroya, altında Merce­ des olanları getireceğim... Çün­ kü tiyatro bir lükstür.” (Cum­ huriyet, 3 Mayıs 1984) “Ben ti­ yatroda yenilikler yapacak kudrette değilim. Böyle bir id­ dia ve ümidim de yok. Çok iste­ rim, ama gücüm yetmez buna.” (Milliyet, 6 Kasım 1969) “ Max Reinhardt bana Meyerhold’ün “tabiat dışı” sanatını kabul et­ mediğini söyledi. Yani şimdiki "epik”, "öncü” filan dedikleri tiyatro tarzının ciddi ol­ madığını daha o zaman açıkla­ dı.” (O Günden Bu Güne, s. 307) “Dünya tiyatrosundaki

“Söyle Kimsin Sen?” adlı oyunda Vasfı Rıza Zobu veGül Güigün.

yenilikleri izlemiyorum. Ama ren adam, isterim ki gönlü fe- li” nemiz yarsa İbnürrefik'in bu sahnede politika olmayacağını

biliyorum.” (MilliyetSanat, 15 M art 1981) "Seyirci -yalnız vodvilde- gördüğünü düşüne­ ceğine, düşündüğünü görsün. O gece tiyatroya somurtkan

gi-rah. dimağı boş çıksın.” (Da- rülbedayi, sayı 22)

“Meşrutiyet’ten Cumhuri­ yete kadar, içinde adet, kıyafet ve dilinin yaşamakta oluşu, unutulmaya terk edilmiş

“mil-eserlerinde muhafaza edilmek­ te bulunuşu itibariyle onun eserlerini oynamak, oynatmak istiyorum.” (Anı Kitabı 1. Cilt, s. 640) (Bu oyunlardaki giysiler, gelenek ve göreneklerin

'milli'-lik ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Z.K.) “Eserin konusu­ nu seyirci yadırgamamak, res­ mi makam ve o makam sahiple­ rini rencide etmemelidir.” (Cumhuriyet, 6 Mart 1950) "Sen, o başı sonu belli olmayan çatlak kafa piyeslerini sahnele­ mekte inat edersen (M. Ertuğ- rul’a söylüyor) bedavaya bile seyirci bulamazsın. Ucuz bilet yüzünden, elhak, seviyesi dü­ şük seyirciler kazandık. Hakiki tiyatro seyircisi azaldı, salon ça- paçullara kaldı.” (Uzun Yolun Sonu, s.340)

“Epik tiyatro dedikleri nes­ nenin ne olduğunu nihayet an­ ladım. Meğer küfürden ibaret­ miş. Deneme tiyatrosu canbaz- hane, çağdaş tiyatro dedikleri de yan sokaklann malum tiyat­ rosuymuş! Bunlann hepsi bize Amerika’dan gelmiştir. Tiyat­ rocular Amerikancılığa saptı­ lar.” (TRT TVİ Kanal, 23 Şu­ bat 1987, 19.15, Sanatımızdan Portreler) “Beni sevenler iyi ti­ yatroculardır. Çünkü namuslu­ durlar. Tiyatroyu, mesleğini se­ ven adam beni de sever.” (N ok­ ta, lOEkim 1983) “ 12 Eylül’den sonra Şehir Tiyatrosu hakkın­ da bir rapor hazırlayıp asker­ lere verdim. Çünkü Şehir Tiyat­ rosunun ahşap konağını harap etmişlerdi.” (Milliyet Sanat, 1 Mart 1981) “Max Meinecke, belki de Viyana önlerinde at sürdükleri devirlerde yeniçeri­ lerden dökülen tohumlardan hasıl olan bir velettir.” (Uzun Hikayenin Sonu, s. 158)

1916’da ilk temsilini “Çürük Temel” adlı oyunla veren, önce Darülbedayi, sonra şehir tiyat­ rosu, Bay Zobu’nun ölümüyle bir dönemi daha geride bırak­ mış oldu. Tartışmalan bilim adamlanna bırakırsak, Vasfı Rıza Zobu’nun, M. Ertuğrul’- dan sonra bir başka, tiyatro dışı ve belki daha yaygın bir zihni­ yetin temsilcisi olarak bu döne­ mi kapattığını görürüz. Yazdığı yüzlerce yazı, verdiği demeçler, yaptığı söyleşiler ve iki ciltlik anılarında V.R. Zobu'nun M. Ertuğrul ile tiyatro kavramı ve yaşam felsefesi yönünden ta­ ban tabana zıt olduğu görüle­ cektir. Hemen hemen tiyatro serüvenini aynı dönemlerde birlikte yaşadılar, ama birbirle­ rini hiç mi hiç etkilemediler. Şimdi ikisi de tiyatronun hayal­ ler galerisindeki yerlerini alır­ ken bu konum aynca düşündü­ rücü değil mi?

Kişisel A rşivlerde İstanbul Belleği T a h a Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

The present study involved 30 patients (31 ears) who had tympanic membrane perforations (diameter, 2- 6 mm) and were operated on in the Department of ENT, Haseki Research and

483 Akdemir, a.. dolayısıyla Tanrı hakkında teist, deist, agnostik, panteist, ve ateist gibi çok çeşitli ulûhiyet anlayışlarının doğmasına zemin

Laila ve Sahar’ın yaptıkları çalışmaya göre, sıçanlara 7 gün boyunca her gün 20 mg/kg intraperitoneal CP uygulanmış, CP grubunda testiküler germ hücrelerinde TUNEL

2015 Yılı Haziran Ayı İçin WHIT İstasyonunun GPS-TEC, IRI-PLAS ve IRI-2012 Yöntemlerine Ait TEC Değerleri..

21 Aralık’ta Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpi- ter ve en küçük gezegeni Merkür gün doğumundan önce güney- doğu ufkunun üzerinde çok yakın görünümde. Satürn,

Her gerçek sanatçı gibi ele avuca sığ­ maz, anlaşılmaz, tanımlara sığ­ maz yanları var Ara Ustanın. Sa­ nırım işin heyecan verici yanı da burada; duyarlı

Tanrının rahmetine kavuşmuştur 5 Ekim (Bugün) çarşamba günü Öğle namazını müteakip Şişli Ca­ miinden alınarak Sahrayıcedit aile kabristanın»

Slıakespeare, Yeats ve Sefer is 'ten çeviriler de yapan Bonnefoy ’tun ayrıca Rimbaud, İtalyan ve Fransız sanat tarihiyle ilgili incelemeleri de vardır. Burada