• Sonuç bulunamadı

100 Soruda Basın tarihi:Hıfzı Topuz, kitabını ikinci baskıda günümüze kadar getirmiş

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "100 Soruda Basın tarihi:Hıfzı Topuz, kitabını ikinci baskıda günümüze kadar getirmiş"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Hıfzı Topuz, kitabını ikinci baskıda günümüze kadar getirmiş

100 Soruda Basın Tarihi

W[]:gQWWIİIW«^a«IMW«BWaWM8MW8j«g»WB8W8«««BKW^IIIMİIIIWi:il!ÖW»BaBWWB«««M«WWWBMWWWI«WİCWIIİIIWİiaWIIIW8IIWİW

Hıfzı Topuz’un “100 Soruda Basın Tarihi”nin ikinci baskısı elimizde.Bu baskıda kimi soru-

^

1ar birleştirilerek ve pek küçük eksiltmeler yapılarak -soru sayısı yine 100’de tutulmuş

olmakla birlikte- yaklaşık 40 yeni soru eklenmiş. Böylece, son çeyrek yüzyılda (1971-1996) yer alan

gelişmeleri de kapsayan ve günümüze kadar gelen ilk ve tek basm tarihi yine Hıfzı Topuz tarafından veriliyor.

ALPAY KABACALI

H

VD

ıfzı Topuz, gazeteciliğe ilk adımını tam elli yıl önce, 1947’de atıyor. _ U N ESC O G enel M erk ezi’nde “İletişim Sektöründe Özgür Haber Dolaşı­ m ı” uzmanı olarak çalışmaya başladığı 1959’dan bu yana uluslararası iletişim, Türk basın tarihi gibi alanlar da içinde ol­ mak üzere, değişik kültür konularında yir­ mi kitabı yayımlanıyor. Bu önemli çalışma­ lardan biri de, ilk baskısı 1973’te çıkan 100

Soruda Türk Basın Tarihi...

Bu kitapta, basınımızın gelişimi başlangı­ cından 1971’e (12 Mart dönemine) kadar derli toplu inceleniyordu. Daha önce ya­ yımlanan basın tarihleri belirli dönemleri (daha çok da Cumhuriyet öncesini) ele al­ dığından, bu, aynı zamanda bütünlük taşı­ yan ilk ve tek çalışma oluşuyla da önem ka­ zanıyordu. Kitabın bir başka özelliği, ra­ hat, kolay anlaşılır üslubuydu. Hem konu­ ya ilgi duyan her kesimden okurun, hem uzman düzeyindeki kişilerin yararlanabile­ ceği bir kitap ortaya koymuştu Hıfzı To­ puz.

"10 0 Soruda" dizisi

Şimdi kitabın ikinci baskısı elimizde. Yi­ ne “100 Soruda” dizisinden. Kimi sorular birleştirilerek ve pek küçük eksiltmeler ya­ pılarak -soru sayısı yine 100’de tutulmuş olmakla birlikte- yaklaşık 40 yeni soru ek­ lenm iş. Böylece, son çeyrek yüzyılda (1971-1996) yer alan gelişmeleri de kapsa- an ve günümüze kadar gelen ilk ve tek asın tarihi yine Hıfzı Topuz tarafından veriliyor.

Hıfzı Topuz, kitabın önsözünde, ilk bas­ kıdan bu yana nelerin değiştiğini anlatıyor:

“O yıllarda ne iletişim sözcüğü vardı, ne de medya. Bilgisayar daha gazetelere gir­ memişti, haberler faksla iletilmiyordu, vi­ deoyu daha keşfetmemiştik, in­

sanlar televizyon ekranlarının tut­ sağı olmamıştı, basm güven(ilir)li- ğini ve inandırıcılığını bu ölçüde yitirmemişti, gazetelerin saygınlığı vardı, olaylar bu ölçüde saptırıl­ mıyordu, işkence teknikleri b u ­ günkü kadar gelişmemişti.

“En yüksek gazete tirajı 600 bindi, düşün gazetelerinin 100- 150 bin bastığı yıllardaydık, tki- telli’nin adı bile yoktu, belki de oralarda koyun ve sığır sürüleri dolaşıyordu. Medya holdingleri kurulmamıştı. (...)

“Türkiye’de televizyon sayısı henüz 100 bin bile değildi. Gaze­ teler reklam gelirlerini TV’ye da­ ha kaptırmamışlardı.

“Ya gazeteciler? DP dönemin­ de gazeteciler onurlu bir savaş vermişler ve hemen hemen hepsi cezaevlerine girip çıkmıştı, ama kimse işkence görmemiş, öldürül- memişti.

“H er şey 12 M art (1971) ile başladı.”

H ıfzı Topuz, ön sözünde 12 M art’ın, 12 Eylül’ün, “yarı sivil- yarı coplu” Özal döneminin, öl­ dürülen, hapsedilen, saldırıya uğ­ rayan gazetecilerin, açılan basın davalarının, yaşanan “promosyon furyası”nın, holdingleşmenin kısa

bir panoramasını çizdikten sonra Hıfzı Topuz. ekliyor:

“Basın, Dördüncü Kuvvet değil artık. Medyanın ağır topları ekonomik güçlerin, sanayi ve finans gruplarının elinde olunca buna nasıl Dördüncü Kuvvet denir?

“Böyle bir gelişmenin, ya da çöküşün el­ bette tarihini yazmak gerekiyordu. 1971’in

Taı...

M< yolsuzlı

sı döneminin baskıları 1971’den bu yana yaşanan olayların yanmda hiç kalıyor.

"Acı bir gerçek!"

Türk Basm Tarihi ’nde yer alan Tanzimat,

istibdat ve Meşrutiyet devirlerinin sansür­ leri ve yolsuzlukları ile Takriri Sükun

Yasa-îlk baskıda, ilk Türkçe gazete Takvim-i Vakayi’den (1831) 12 Mart 1971 muhtıra­ sına kadar uzanan 140 yıl, altı döneme ay­ rılarak incelenmişti: Tanzimat Dönemi (1831-1876), Birinci Meşrutiyet ve istibdat Dönemi (1876-1908), ikinci Meşrutiyet ve Mütareke Dönemi (1908-1923), Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in Atatürk ve İnönü Dönemleri (1919-1959), Demokrat Parti Dönemi (1950-1960), Milli Birlik H ükü­ metleri ve AP Dönemi (1960-1971). Kitap­ ta ayrıca “Genel Konular” başlıklı son bir bölüm bulunuyordu.

ikinci basımda eklenen yeni bölümler şunlar:

12 M art M uhtırası ve Sonrası (1971- 1980), 12 Eylül 1980 Darbesi ve Dikta Yö­ netimi (1980-1983), Turgut Özal Dönemi (1983-1993), Gazetelerin Öyküsü ve Hol­ dingleşmeler, Son Yıllar (1994-1996). Ge­ nel Konular bölümünün yerini, bu baskıda “Çeşitli Konular ve Tematik Yaklaşımlar” bölüm ü alıyor. “Basında Prom osyon”, “Kimler Medya’ya Teşvik Kredisi Alır”, “Gazete ve Dergiler Nasıl Dağıtılıyor” gibi önemli güncel konular da bu bölümde in­ celeniyor.

Bu genel tanıtımdan sonra iki küçük dü­ zeltme yapmak ve bir küçük eleştiri getir­ mek gereğini duyuyorum:

T

İ£

Hıfzı Topuz, 4 Aralık 1945 “Tan Ola- ı ”ndan söz ederken, “yeni çıkmaya hazır- anan Yeni Dünya gazetesi” diyor (s. 98). 4 aralıkta Yeni Dünya’nın dördüncü sayısı ayımlanmıştı. Ö te yandan, “Sabahattin .yuboğlu, Vedat Günyol ve Azra Erhat da o dönemde (12 Mart döneminde - A.K.) ‘Babeuf Çevirisi’ nedeniyle tutuklandılar ve sonra aklandılar,” diyor (s. 134). Kültü­ rümüze sanatımıza katkılarda bulunmuş bu değerli kişiler, o dönemde, daha birçok aydın ve yazarla birlikte “Komünist Partisi kurma” savıyla tutuklanıp aklandılar ve bu dava da düzmece davalar tarihine geçti!

Yazar, 1960-1971 döneminden söz eder­ ken “Baskı tekniklerinde çok büyük geliş­ meler olduğunu; günlük gazetelerin ofsete ;eçmeye başladıklarını” belirtiyor (s. 130). 'anımca, basına çok daha büyük teknik Daskıda bilgisayardan yararlanıldığı 1980 sonrası gelişmelerine de biraz yer ayrılması

ekirciı.

yeniliklerin girdiği; dizgi, sayfa düzeni ve baskıda bilgisayardan yararlaı

sonn gere!

Bu ayrıntıları bir yana bırakırsak, Hıfzı Topuz’un ortaya koyduğu son yirmi beş yıllık gelişmelere bütünsel açıdan bakıldı­ ğında, görülen şudur:

Basına yönelik baskılar

Basına yönelik baskılar giderek artmış, bir yandan yeni yasalarla yeni hapis tehdit­ leri getirilir ve gazetecilerin, yazarların sus­ turulmasına yönelik davalar açılır, mahkû­ miyet kararları verilirken, bir yandan da susturulamayan gazetecilerin öldürülme­ siyle (faili meçhuller, faili “kaçırılanlar”, fa­ illeri hâlâ cezasız kalanlar, vb.) karanlık bir döneme girilmiştir. Bu noktada, son günle­ rin yeni bir örtülü sansür getirmeye yöne­ lik girişimlerine karşı çıkılırken, şu dönem­ de gerçek anlamıyla basm özgürlüğü var­ mış da status quo’nun korunması isteni­ yormuş gibi bir izlenim yaratmaktan kaçm-yormuş gıoı nır izlenim yaratmaktan kaçın­ mak gerektiğini vurgulamak gerekir. Yalnız _____ yeni girişimlere karşı değil, örtülü

sansür getiren, basın özgürlüğünü ortadan kaldıran “mevzuat” hü ­ kümlerinin de değiştirilmesi yo­ lunda savaşım verilmelidir.

Ö te yandan, tekelleşme, p ro ­ mosyon yarışı, teşvik kredileri yo­ luyla iktidarlara bağımlılık, vb. ol­ gular, basının temel işlevinden uzaklaşma yoluna girdiğini ortaya koymaktadır.

Toplumu derinden sarsan “Su­ surluk 01ayı”nın, basma gerçek iş­ levini duyumsatmak gibi bir yaran olduğu da söylenebilir. Aynı olay, gazetecilere, yazarlara yönelik ka­ ranlık cinayetlerin tozlanmaya bı­ rakılan dosyalarım yeniden açmak gereğini de anımsatmaktadır.

Bu düşüncelerden sonra 100 So­

ruda Türk Basın Tarihi üzerine

değerlendirmemizi belirtelim: Hıfzı Topuz, önemli noktaları gözden uzak bulundurmadan, ge­ reksiz ayrıntılara girmekten de a-çınarak, basm özgürlüğünü ve ba­ sının temel işlevlerini ön ph tutan bir araştırmacı kimliğiyle, basın tarihimizin bütün dönemle­ rini kapsayan bir kitap vermiş, bu alana önemli bir katkıda b u lu n ­ muştur. ■

100 Soruda Basın Tarihi / Hıfzı

Topuz/ Gerçek Yayınevi/ 232 s.

p « A v ı n i s a S A Y F A 3

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Romayı A - vusturyaya ve İstanbulu Rusya­ ya peşkeş çeken bu kadın, Av­ rupa devletlerinde kendisine bir efkârı umumiye yaratmak İs­ tiyor, ve esen

Artık Laleli’de ticaret için çok sayıda ya­ bancı dili bilmek, esnafın kazancını arttıran etkenlerden biri. PolonyalIların

“Aveuglant Aveugle” adlı şiir kitabı için renkli gravür ve kabartma baskılar, Jean-Claude Renard’ın “D itsd’un Livre de L’Amour” adlı kitabı için renkli

— Bu çeşme Istanbulun eıı güzel çeşmelerinden biridir; fa ­ kat kimse onunla meşgul olmaz; seneierdenberi tftmir görmemiş­ tir; bir gün Reşit S affet Bey

Küpler, testiler, saksılar, güveçler almak veya özel sipariş vermek için Rıfat Togay’ı arayabilir ya da web sitesini de ziyaret edebilirsiniz.. (www.hasanustaseramik.com /

GÜNGÖR DİLMEN —Yerli oyun yazarlığının küçümsenmesi beni çok üzüyor.. PO RTRE

Takım sporları yapan kadınlar ile spor yapmayan kadınların karşılaştırılmasında takım sporları yapan kadınların daha güvenlik, enerjik, maceracı, risk almaya

Bulgular: Işık mikroskobik incelemede sol böbrekte iskemi yapılan grupta, kontrol grubuna göre anlamlı olarak hasar tesbit edildi.. En