• Sonuç bulunamadı

Başlık: Malatya ili yerleşmelerinin tarihsel dönemlere göre coğrafi dağılışıYazar(lar):ELİBÜYÜK, MesutCilt: 53 Sayı: 1 Sayfa: 183-220 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000001327 Yayın Tarihi: 2013 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: Malatya ili yerleşmelerinin tarihsel dönemlere göre coğrafi dağılışıYazar(lar):ELİBÜYÜK, MesutCilt: 53 Sayı: 1 Sayfa: 183-220 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000001327 Yayın Tarihi: 2013 PDF"

Copied!
38
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

53, 1 (2013) 183-220

MALATYA ĐLĐ YERLEŞMELERĐNĐN

TARĐHSEL DÖNEMLERE GÖRE COĞRAFĐ DAĞILIŞI

Mesut ELĐBÜYÜK*

Öz

Bu çalışmada alandaki yerleşmelerin, dönemlerine göre dağılışları karşılaştırılarak nedenleri genel hatlarıyla tarihi coğrafya bakımından kronolojik olarak ortaya konulacaktır. Đnsan, toplayıcılık ve avcılık dönemlerinden sonra bütün yıl yaşamı için gerekli olan besin maddelerini yaşadığı alanda kendiliğinden yetişir şekilde bulamayınca kendisi üretmeye başlar. Bu üretme eylemi insan yaşamında bir devrim olup bu etkinliğe tarım adı verilmektedir. Tarım olarak belirtilen bu etkinlik sonucunda elde edilen ürünlerin daha sonra üretilemedikleri zamanda tüketilmesi için korunaklı yerlerde saklanması gerekmektedir. Söz konusu korunaklı yer doğada var olan mağara ve inler olduğu gibi çoğunlukla insan tarafından yapılan meskenlerdir. Đster tek, ister birçok olsun mesken veya mesken topluluğu coğrafya bakımından yerleşmeyi oluşturur. Araştırma alanında bulunan yerleşmeler Prehistorik Dönemin Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı ile tarihi dönemlerin Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi esas alınarak verileri düzenlenerek incelenmiştir. Konuların kolay anlaşılmasını sağlamak için araştırmalar sonucunda elde edilen yerleşme verileri kullanılarak dağılış haritaları yapılmıştır. Günümüzden önceki yerleşmeler, listelerde yer alanların niteliklerine bakılmaksızın olduğu gibi haritaya aktarılmış, buna karşın günümüz yerleşmeleri dönemlik ve devamlı yerleşmeler olarak ele alınarak kendi arasında sınıflandırılmıştır. Buna göre dönemlik yerleşmeler mezra, yayla ve kom olarak, devamlı yerleşmeler de mahalle, köy, kasaba ve şehir şeklinde sınıflandırılarak haritaları yapılmıştır. Bu haritalar da kullanılarak çalışmada Malatya ili yerleşmelerinin özellikle dağılışı ve bu dağılışı etkileyen coğrafi faktörler üzerinde durulmuştur.

*

Prof. Dr; Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Coğrafya Bölümü, [email protected]

(2)

Anahtar Kelimeler: Malatya, Melitene, Tarihi Coğrafya, Tarihi Dönem

Yerleşmeleri.

Abstract

Geographical Distribution of Settlements in the Province of Malatya According to Historical Periods

Settlements in this field of study, created from the time period, according to the present day distribution comparisons reasons outlined will be put in place as a chronological in terms of historical geography. People gathered and hunting periods are necessary for the whole year of life lived in the area of nutrients, grows spontaneously begins to produce its own did not find a way. This produced a revolution in human life and the action to this event is known as agriculture. Agriculture as a result of this activity obtained from the products to be consumed at a later time produce must be stored in protected locations. The caves and sheltered places in the existing in nature as most people are made by the housing. Whether single, many want it in terms of geography; place of residence or to create residential communities. Settlements in the field of research Prehistoric Neolithic period, Chalcolitic, Bronze Age period of history with the Hittites, Romans, Byzantines, Seljuk, Ottoman and Republic periods are organized on the basis of data were examined. To ensure easy understanding of issues as a result of research using data obtained by settling distribution maps were made. Days of our previous place, irrespective of the nature of the lists as have been transferred to the map, but to our place and period to be treated as a permanent place in their own are classified. According to this term in place mezra, plateau, and as neighbors, continued to place the district, village, town and city maps are made as they are classified. Executed using this map also placed in the Malatya province and the distribution of the particular geographic factors affecting the distribution has been emphasized.

Keywords: Malatya, Melitene, Historical Geography, Settlements of Historical

Period

1. Giriş

Malatya ili Türkiye’nin 81 ilinden biri olup coğrafya bakımından Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat Bölümü’nde yer almaktadır (Şekil 1). Đlin sınırlarını doğuda Fırat Irmağı üzerine kurulmuş olan Karakaya Baraj Gölü, güneyde Malatya Dağları güney sırasının dorukları, batıda, sınırın güney kısmını Nurhak Dağları’nın dorukları ve kuzey kısmını da Fırat’a batıdan karışan Tohma Çayı kollarının kaynaklarını aldığı Uzunyayla Platosu’nun doğu yamaçları, kuzeyde ise bir volkan dağı olan Yama Dağı ile Sarıçiçek dorukları oluşturmaktadır (Şekil 2). Bu sınırlara bakıldığında çoğunlukla doğal özelliklere sahip olduğu görülür. Bugünkü Malatya ili, işte bu sınırlar içinde kalan saha olup çalışma bu alan için yapılacaktır. Buna göre burada

(3)

yaşamaya başlayan ilk insandan günümüze, oluşturulan yerleşmelerin sitlerinin dağılışları ve nedenleri araştırmanın asıl konusunu oluşturmaktadır. Çalışmada, kronolojik olarak belirlenen tarihsel dönemler esas alınarak, her dönem için belirlenen yerleşmeler, günümüz Malatya ilinin haritası üzerine aktarılıp, her devirdeki coğrafi dağılışları üzerine durulacaktır.

Yerleşmeler hemen ve kendiliğinden meydana gelen coğrafi bir olgu değildir. Zaman sürecine bağlı olarak, günün koşullarına uygun biçimde oluşan ve şekillenen yerleşmeler, bu süreçte düzenli veya düzensiz gelişirler. Đnsan ile doğal ortam etkileşmesinin en güzel örneklerinden biri olan yerleşmeleri, tarihsel coğrafya boyutları göz önünde bulundurulmadan anlamak ve izah etmek de mümkün değildir. Bunun için her döneme ait sağlıklı veriye ihtiyaç vardır. Çalışmanın konuyla ilgili verileri çeşitli kaynaklardan elde edilmiştir. Bunlar sahada yapılan arkeolojik kazılara ait raporlar, seyahatnameler, Osmanlı Devleti’nin resmi belgeleri olan tahrir defterleri (Malatya, Arapkir ve Divriği defterleri) ile tarihi ve güncel haritalar (1/800.000, 1/200.000, 1/100.000, 1/25.000 ölçekli topografya haritaları ile 1/400.000 Kiepert haritası) gibi yazılı, çizili belgelerdir. Ayrıca, bizzat yerinde yapılan arazi çalışmaları sırasında elde edilen bilgi ve bulgular da bunlara eklenmiştir.

Đlk yerleşmelerden günümüze, insan her dönemde oluşturduğu yerleşmenin oturduğu yeri (sit) yaşam koşullarının uygunluğuna göre seçmiştir. Zamanla bu yerleşmelerin geniş çevredeki durumu (situation) coğrafi özelliklerinin olumluluğuna göre değer kazanmıştır. Bu coğrafi özellikler yardımıyla, çeşitli kaynaklarda geçen, fakat yerleri belli olmayan, farklı dönemlerdeki yerleşim birimlerinin yerleriyle ilgili bilgileri tarihi kaynaklardan elde edip, bu yerleşmelerin lokalizasyonlarını yaparak niteliklerini ortaya çıkarmak ve ayrıca yerleşmelerin geçmişte ve günümüzdeki fonksiyonel özelliklerine göre sınıflandırılması ile paternlerini belirleyerek dağılışlarını yapmak çalışmanın amacını oluşturmaktadır.

Günümüzde yerleşme konusunda yapılan araştırmaların çoğunda öncelikle durum belirlemesi yapılmaktadır. Oysa yerleşme ile ilgili araştırmalarda, coğrafya bakımından fonksiyonlar ve paternler olarak sınıflandırmanın yanında, yerleşmelerin gelişimlerine tarihsel coğrafya açısından da yer verilmesi gerekmektedir. Buna bağlı olarak, konunun birçok yönden olduğu gibi tarihsel coğrafya bakımından da ele alınması ve tarihsel coğrafya yöntemleri kullanılarak incelenmesinin gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Bunu savunan bilim insanlarının sayısı da az değildir (Hütteroth 1971:55 - Erinç 1973:158 - Sözer 1983:3). Alman coğrafyacı Hütteroth, Türkiye’nin yerleşme coğrafyasını, sahip olduğu tarihsel ve kültürel konumdan soyutlayarak açıklama olanağının bulunmadığını belirtir.

(4)

Diğer taraftan yerleşmeleri oluşturan konutların, yüzyıllara dayanan kültürlere bağlı olarak, yaşanılan yörenin doğal coğrafya varlıklarıyla biçimlendiği de bir gerçektir. Yerleşmeleri oluşturan meskenlerin yapımında taşın olduğu yerlerde taş, toprağın olduğu yerlerde kerpiç, ağacın olduğu yerlerde ağaç ya da bunlar bir arada yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Ayrıca meskenlerin sık, seyrek, dağınık oluşları, sahadaki diziliş ve duruşları yerleşmenin patern olarak çeşitli şekiller almasını sağlamıştır.

Yerleşmeleri çeşitli yönlerden tiplendirmek ve izah etmek mekânın coğrafyasını ve tarihsel boyutlarını göz önünde bulundurmadan mümkün değildir. Bu nedenle, Malatya ili yerleşmelerinin tarihsel dönemlere göre coğrafi dağılışlarını ortaya koyabilmek için geçmişte sahada var olan yerleşmelerin kuruluş yerlerini yani sitlerini belirleyen coğrafi faktörlerin tarihsel coğrafya boyutunu kısaca ortaya koymak gerekmektedir. Diğer bir ifade ile insanın bir yerde yaşayabilmesi ve daha sonra da burada yerleşik hayata geçmesi için gerekli veya olmazsa olmaz coğrafi koşullara öncelikle değinilmelidir.

(5)

Şekil 2: Malatya ili ve çevresinin relief haritası.

Günümüzdeki Malatya ilinin sınırları dâhilde, Prehistorik Dönem’den günümüze yaşayan toplumlar büyüklü küçüklü yerleşmeler oluşturmuştur. Bunların bir kısmı coğrafi konumlarının uygunluğu ölçüsünde gelişerek günümüze ulaşmış, bazısı ise zamanla yerleşme özelliğini kaybedince ortadan kalkarak höyükleşmiştir. Yerleşmelerdeki yaşamın sona ermesi ile zamana bağlı olarak oluşan höyükler genellikle jeomorfolojik yönden tepe şeklinde olurlar. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde höyük “Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe” olarak tanımlanmıştır (TDK, Türkçe Sözlük 1988: 654). Höyük geçmişte belli sürelerle insanların meskenlerini yaparak yaşamlarını sürdürdüğü, fakat doğal ve beşeri afetler nedeniyle zaman zaman yıkıldığı için terk edilen yerleşmeleri ifade etmektedir. Doğal olmayan tepe şeklinde olan höyükler ülkemizin hemen her yöresinde bulunmaktadır. En eskileri genellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunmaktadır. Günümüzde höyükler belirlenerek kayıt altına alınmaktadır. Höyüklerde yapılan arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen bilgiler, çeşitli alanda çalışan bilim insanları tarafından incelenerek kendi alanlarında değerlendirilmektedir. Bu çalışmada da Malatya ili sınırları dâhilindeki höyüklerde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen maddi kültür varlıklarından, verilerden ve bilgilerden yararlanılmıştır.

(6)

Đnsanın ilk defa kendi emeği ve bilgisiyle toprağı işleyerek beslenmesini sağlayacak ürünleri üretme eylemi önemli bir etkinliktir. Devrim niteliğindeki bu çok önemli etkinliğe tarım denmektedir. Tarım etkinliğine başlayan insan, elde ettiği ürünleri gittiği her yere taşıyamamıştır. Ayrıca, bu ürünleri doğal ve beşeri olumsuzluklara karşı korumak da zordur. Bunlara bağlı olarak ürünlerin, doğal ortamın coğrafi özellikleri nedeniyle üretimin yapılamadığı zamanda tüketilmesi amacıyla, üretimin yapıldığı yerde depolanması ve korunması gerekmektedir. Bu da insanı, sürekli olarak üretimin yapıldığı alanda yaşamak zorunda bırakır. Çünkü insanın üretmiş olduğu tarımsal ürünlerin büyük kısmı kendisinin yıl boyu tüketeceği besin kaynağıdır. Đşte bu nedenle insan, üretim faaliyetlerinin olduğu yerde yaşamını sürdürecek ortamı hazırlar ki bunun ilk öğesi meskendir. Đster tek isterse birçok olsun insanın yıl boyu sürekli yaşadığı bu mesken veya mesken topluluğuna da yerleşme denir.

Burada ele alınan konu Malatya ili yerleşmelerinin tarihsel dönemlere göre coğrafi dağılışı olduğundan, öncelikle yeryüzünde yaşamaya başlayan ilk insanın yaşam ortamını coğrafya koşullarına göre belirlemek ve daha sonra oluşturulacak yerleşmelerin yer seçimi için gerekli olan coğrafi etkenler hakkında kısa bilgi vererek konuyu açıklamak uygun olacaktır. Buna göre, ilk insanın doğal ortamda yaşamını sürdürebilmesi için gerekli coğrafi koşulların başında iklim, tatlısu, besin ve korunaklı yer gelmektedir. Bu coğrafi koşullar, öncelikle, ilk insanın yeryüzünde yaşama alanlarının sınırlarını da belirler. Söz konusu koşullar aynı zamanda bir yerleşme yerinin seçimi için de gerekli ve temel coğrafi koşulları oluşturduğundan bunları aşağıda kısaca açıklamada yarar görmekteyiz.

1.1-Đklim

Đklimin ana elemanlarından sıcaklık, gerek gece-gündüz, gerekse yıl boyu, insanın doğada yaşamasına engel olmayacak değerlerde olmalıdır. Bu bakımdan insan yaşamının devamlılığını sağlayacak sıcaklık değerleri, yaşam alanının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Đnsan yaşamını olumsuz yönde etkilemeyen uygun sıcaklık değerleri ile gerekli miktardaki yağışın yıl boyu dünyada görüldüğü yerler ilk insanın iklim bakımından yaşam alanını belirleyen birinci coğrafi koşul olup bu da alanı sınırlandırır. Yaşamın sürekliliği için gerekli olan iklim koşulları, insanın yerleşik hayata geçişi sırasında oluşturduğu yerleşmelerin yer belirlenmesi bakımından da önemli bir ön koşuldur. Bu koşul insanın doğayı ve teknolojiyi kullanmasını öğrendikçe değişiklik gösterir.

1.2-Tatlısu

Sıcaklığın yanında iklimin diğer ana elemanı olan yağışın da tatlısuyun oluşması ve bitkilerin yetişmesi için uygun zamanlarda uygun miktarda

(7)

olması gerekir. Bütün canlıların olduğu gibi insanın da tatlısu olmadan yaşamını sürdürmesi söz konusu değildir. Đklim bakımından belirlenen sınırlar içerisinde sıcaklık gibi tatlısuyun varlığı da insanın yaşam alanı için ikinci bir sınır oluşturur. Tatlısu insanın sürekli yaşamını sürdürmesi ve yerleşmelerin sürekliliği için de önemlidir. Diğer bir ifade ile su olmadan yerleşmenin gerçekleşmesi olanaksızdır. Ancak insan gerekli olan suyu daha uzaklardan taşıyarak diğer koşulların var olduğu yerlerde de yerleşmeyi oluşturabilir. Bu durum insanın bilgilenmesi ve doğal ortamı kullanabilmesine bağlıdır. Malatya ili yerleşmelerinin de yer seçiminde suyun önemi büyüktür.

1.3-Besin

Đklim ve suya göre belirlenen söz konusu yaşam alanlarında, ilk insanın beslenmesini sağlayacak ortama da gerek vardır. Bu alan, besin maddesi özelliğindeki bitkilerin ve diğer canlıların yıl boyu doğada kendiliğinden yetiştiği ve yaşadığı alandır. Yılboyu sürekli olarak bitkilerin yetiştiği ve yer değiştirme özelliğine sahip canlıların bulunduğu ortam da ilk insanın yaşam alanının üçüncü sınırını oluşturur. Çünkü henüz üretmesini bilmeyen insanın, diğer canlılarda olduğu gibi beslenmesi için her gün ve günde birkaç defa besin tüketmesi zorunludur. Beslenme gereksinimini sağlayacak böyle bir doğal ortamın olmadığı sahalarda ise insanın yerleşik hayata geçerek besin maddelerini kendisinin üretmesi zorunluluk haline gelir. Bu da yerleşmeyi gerektirir. Yerleşme söz konusu olduğunda besin maddelerinin yetiştirilmesine uygun tarım alanlarının varlığı da gereklidir. Bu durum da açık olarak gösteriyor ki yaşam için gerekli olan ve doğadan temin edilen besin maddelerinin yerleşildikten sonra da üretilmesi gerekir.

1.4-Korunaklı Alan

Son olarak, insanın doğal ortamda yaşamını sürdürebilmesi için hemcinsleri ve diğer canlılardan kendini koruyacak alanlara da ihtiyacının olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir ki bu da ilk insanın yaşam alanının dördüncü sınırını belirler. Yerleşmeler yönünden korunaklı yer kavramı hem olumsuz doğal koşullara hem de olumsuz beşeri koşullara karşı korunaklılık olarak değerlendirilmelidir. Zamanla bilgilenen insan, öncelikle doğadaki korunaklı alanları seçerek buralarda korunmuş daha sonra bilgilendikçe korunabileceği meskenlerini yapmışlardır. Yaşam alanında korunma ve koruma işlevlerine sahip olacak şekillerde doğada bulunan çeşitli malzemeler kullanılarak yapılan bu meskenler ve mesken toplulukları da yerleşmeleri oluşturmaktadır.

Yeryüzünde yaşamaya başlayan ilk insanların, bu doğal koşulların belirlediği ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri için çevrelerinde yetişen

(8)

bitkilerden besin maddesi olarak yararlandıkları yukarıda belirtilmişti. Böylece ilk insan, yaşamı için gerekli olan besin maddelerini, yıl boyunca her gün ve günde birkaç kez olmak üzere, çevresinde kendiliğinden yetişen bitkilerden ve onların meyvelerinden toplayarak karşılamak durumunda olacaktır. Bu da ilk insanın önce toplayıcılık eylemi yaptığını ortaya koymaktadır.

Doğada her canlı, diğer canlının besin maddesidir. Đlk insan bu gerçeği, çevresinde yaşayan diğer canlıların birbirini avlayarak beslendiklerini görünce öğrenmiştir. Böylece sadece bitkilerle beslenen insan diğer canlıları avlayarak beslenmeye başlamıştır. Bu durumda insanın ikinci etkinliği avcılık olarak ortaya çıkar. Buna göre önce toplayıcılık yapan, sonra diğer canlıları avlamaya başlayan insan, binlerce yıldan günümüze bu etkinlikleri sürdürürken, yeryüzünde ilk yaşadığı yerden başlayıp çeşitli yönlere yayılarak yaşam alanını daima genişletmiş ve bu yayılma eylemini ise günümüze kadar sürdürmüş ve halen de sürdürmektedir. Đnsan, besinlerini doğadan doğrudan temin edemediği durumda ve yerde, bilgi birikimi doğrultusunda besin maddelerini kendisi üretmeye başlamıştır. Bunun sonucunda insan, tarımsal üretimin sürekliliği için toprağa bağlanmış olur ki bu da yerleşmenin birinci derecede tarımsal etkinliklere bağlı olarak süreklilik kazandığı sonucunu ortaya koyar. Daha sonra insan, beslenme ve korunma özellikli olarak hayvanların bir kısmını evcilleştirerek birlikte yaşamaya başlamıştır.

Đnsan ile doğal çevre etkileşiminin en çarpıcı örneklerinden olan tarım ve yerleşmeler, sahanın kendine has doğal coğrafya özelliklerine yani iklimine, yerşekillerine, hidrografyasına, toprağına ve bitki örtüsüne doğrudan bağlı olup, bütün bunlar fizikî coğrafya faktörlerini oluşturur. Yerleşmeler coğrafi konumları, tarihi geçmişleri, orada yaşayan insanların kültürel birikimleri, sosyal ve ekonomik özellikleri gibi doğal ve beşeri faktörlerin etkisi altında, zamana bağlı olarak şekillenmiş ve bugünkü görünümlerini kazanmışlardır. Đlk insanın yeryüzünde yaşam alanını belirleyen bu ana faktörler tartışmasız coğrafidir. Bu durum yerleşmelerin yer seçimi için de önemlidir. Yaşam alanının belirlenmesinde olduğu gibi yerleşme yerinin seçimi için de iklim, tatlısu, besin üretim alanı ve korunaklı yer vazgeçilmez coğrafi faktörlerdir.

2-Tarihsel Dönemlere Göre Yerleşmeler

Yukarıda ilk insanın yaşaması için gerekli ve vazgeçilmez coğrafi koşulları açıklanmış ve bu koşulların yerleşme için de geçerli olduğu üzerinde durulmuştur. Buna bağlı olarak, burada ele alınan Malatya ili yerleşmeleri konusu, Prehistorik Dönem’den günümüze incelenerek

(9)

kronolojik olarak sunulacaktır. Bunu yaparken yerleşmelerin coğrafi dağılışlarını karşılaştırarak nedenleri üzerinde de durulacaktır.

2.1-Paleolitik ve Mezolitik Dönemler

Anadolu’da coğrafi anlamda insan yaşamına uygun iklim koşullarının Dördüncü Jeolojik Zaman’ın Pleistosen Devri’nde var olduğu kabul edilmektedir. Buna göre, Anadolu’nun en eski sakinleri besinlerini çevreden toplayarak ve çevresinde yaşayan hayvanları avlayarak yaşamlarını sürdüren tüketici insan topluluklarıdır. Bu insanlar öncelikle doğadaki mağaralarda, inlerde, kaya ve ağaç kovuklarında barınmış olup mevsimsel koşullara bağlı olarak birinden diğerine göç etmişler ve hiç yerleşme oluşturmamışlardır. Đşte bu dönemler Paleolitik ve Mezolitik olarak belirlenir.

Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin birçok yöresi ile Akdeniz Bölgesi’ndeki Hatay, Kahramanmaraş ve Antalya çevresi, Ege Bölgesi Gediz boylarında yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda elde edilen maddi kültür varlıklarına ait bulgular, Paleolitik Çağ’da, Anadolu’nun ikliminin uygun olduğu bazı yörelerinde insanın yaşadığını ortaya koymuştur. Paleolitik insanı ülkemizde uygun mağaralarda yaşamıştır (Özgür 2000:93). Bu dönemde Malatya çevresinde insanın yaşadığı yapılan araştırmalarda belirtilmiş, fakat yıl boyunca burada yaşandığı ve yerleşik hayata geçtiği yönünde bilgiye rastlanılmamıştır. Anadolu’nun mühim kısmında Paleolitik istasyonlar tespit edildiği, buluntuların çoğunlukla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde toplandığı, diğer bölgelerde ise çağdaşlarının sayısının çok az olduğu da yayınlarda belirtilmektedir (Kökten 1952:181-182).

Đklimin ana elemanlarından sıcaklığın, gece ve gündüz ile mevsimler arasında farklılık göstermesinden ve bu farklılığın yaşamı olumsuz yönde etkilemesinden dolayı Paleolitik ve Mezolitik insanının Malatya ilinde sürekli olarak yaşayamadığını gösterir. Diğer taraftan sahada hüküm süren iklim, insanın yaşamını sürdürebilmesi için beslenmesi bakımından gerekli olan yiyecekleri oluşturan bitkilerin yıl boyunca burada kendiliğinden yetişmesine de uygun değildir. Bu dönemde insanlar yılın belli bir bölümünde toplayıcılık ve avcılık yaparak belli bir yerde yaşıyorlar, fakat iklime bağlı olarak doğada besin olacak ürünler tükenince ve hava koşulları olumsuz yönde değişince, gerekli besini sağlamak ve buna bağlı olarak uygun yaşam ortamı bulmak için sık sık yer değiştirmeleri gerekiyordu (Aktüre, 1994:5). Bütün bunlar dikkate alındığında, Malatya ilinde, meteorolojik verilerden anlaşılan, soğuk ve uzun süreli kış mevsiminin varlığı insanların o dönemde burada yerleşik olmadığını gösterir. Bu olumsuz hava koşulları sahadaki yaşamın söz konusu devirde belli bir süre

(10)

olmasına karşılık, bütün yıl boyunca sürdürülmesine uygun olmadığını gösterir. Sıcaklığı doğrudan etkileyen alanın yükselti değerleri (650-3000 m) de bu durumu desteklemektedir. Sahada 1975-1977 yılları arasında yapılmış olan araştırmalara ait sonuçlar yayınlanmış olup bulgular haritalara da aktarılmıştır. Yapılan araştırmaların Malatya ili sahası ile ilgili olan metin kısmında ve haritalarda Paleolitik ve Mezolitik’e ait yerleşmelerle ilgili bilgi verilmemiştir (Serdaroğlu 1977: tablo 1-4: Özdoğan 1977: 15-53, 2, 4-10).

2.2-Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı Yerleşmeleri

Bilgi birikimine bağlı olarak, insanın doğal ortamı kullanmayı başarıp, çevresinde var olan ve özellikle beslenmesini sağlayan bitkileri uygun alanlarda ekmeye başlaması ve aynı zamanda çevresinde yaşayan hayvanlardan bazılarını evcilleştirerek bizzat kendisinin yetiştirir hale gelmesiyle Neolitik Devri başlar. Bu devirdeki insan, çiftçilik ve hayvancılık yaparak gereksinimi olan ürünleri kendisi üretmektedir. Böyle bir etkinliği yapmaya başlayan insan, artık bu işleri sürdürebilmek için bütün yıl boyunca burada toprağa bağlanarak yaşamak ve her yıl toprağı işlemek zorunda kalır. Bu da oraya yerleşmekle mümkün olacaktır. Tarım ve hayvancılığa dayalı olarak yaşamlarını sürdüren Neolitik toplumlarını oluşturan aileler zamanla birleşerek köy yerleşmelerini meydana getirmişlerdir. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan yerleşmeler bir meydan etrafında genel hatlarıyla dikdörtgen biçimli, taş temel ve kerpiç duvarlı, damları düz, bitişik özellikte meskenlerden oluşmaktadır. Burada yaşayan insanlar günlük yaşamlarında kullanılmak üzere taştan, topraktan ve kemikten çeşitli eşya ve aletler yapmışlardır. Neolitikte hayvan ve bitki liflerinden dokumacılık da biliniyordu. Bütün bunlar ilkel de olsa endüstri etkinliği olmaktadır. Neolitik sonlarına doğru madencilik ortaya çıkmıştır (Tunçdilek, 1986:11-12).

Malatya ilindeki Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı’na ait yerleşmeler yükseltileri dikkate alınarak aşağıda çizelge olarak verilmiştir (Çizelge 1).

Çizelge 1: Malatya ilindeki Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı yerleşmeleri.

ĐLÇE KÖY ESKĐ YERLEŞME ADI YÜKSELTĐ NE KA

Battalgazi Adagören Adagören 640 X

Battalgazi Adagören Kilisik Köy Altı 640 X

Battalgazi Kuluşağı Kuluşağı 640 X

Battalgazi Đmamlı Değirmen Tepe 650 X X Kale Kıyıcak Pirot Höyük (Đkiz Höyük) 650 X X

Battalgazi Fırat Köşkerbaba 660 X

(11)

Yazıhan Sinanlı Sinanlı Höyük 660 X

Kale Ccafer Cafer Höyük 665 X X X

Arguvan Morhamam Değirmanbaşı 670 X

Yazıhan Dedekargın Dedekargın Harabesi 670 X

Yazıhan Eğribük Kadıoturan 670 X

Yazıhan Sinanlı Çiftlik Mevkisi 670 X

Yazıhan Şevkiçiftliği Şevki Hanı 670 X

Battalgazi Boran Cano Tepe 680 X X

Battalgazi Fırat Fırat Höyük 680 X

Battalgazi Hasırcılar Hasırcı Höyük 2 680 X Battalgazi Đmamlı Đmamoğlu Höyük 680 X X Battalgazi Kuluşağı Sseyrangah Tepe 680 X

Kale Kıyıcak Nuriye Mahallesi 680 X

Battalgazi Kuluşağı Đkiz Höyük 685 X X

Arguvan Morhamam Uzunoğlan Tepesi 690 X

Battalgazi Kösehöyük Kösehöyük 690 X

Battalgazi Kuluşağı Kuluşağı Kale 690 X

Battalgazi Meydancık Meydancık Höyük 690 X

Battalgazi Meydancık Kale Mevkisi 690 X

Malatya Mahmutlu Tilki Tepe 690 X

Yazıhan Ambarcık Maltepe 690 X

Yazıhan Dedekargın Harebe Tepe 690 X

Yazıhan Tecirli Hayyım Tepe 690 X

Battalgazi Alişar Yarım Tepe 700 X

Battalgazi Hasırcılar Hasırcı Höyük 1 700 X

Malatya Mahmutlu Sokulu Tarla 700 X X

Yazıhan Ambarcık Ambarcık 700 X

Yazıhan Ambarcık Maltepe 700 X

Yazıhan Tecirli Hayyım Tepe 700 X

Arguvan Morhamam Değirmen Başı 710 X

Arguvan Karababa Karababa Harabesi 720 X X

Battalgazi Toygar Silbistan 730 X X

Arguvan Karababa Kilise Tepe 750 X

Arguvan Đsaköy Đsaköy Höyük 755 X X

(12)

Malatya Bulutlu Đspendere 810 X Malatya Bahçebaşı Arslantepe 830 X X X

Malatya Bahçebaşı Gelinciktepe 845 X X

Malatya Samanköy Samanköy Höyük 860 X X Malatya Hacıhaliloğluçiftliği Çiftlik Höyük 900 X

Yazıhan Fethiye Fethiye 900 X X

Malatya Furuncu Furuncu 915 X X

Akçadağ Yukarıörükçü Yukarı Örükçü 940 X X

Akçadağ Đkinciler Kazan Höyük 1040 X X

Arguvan Tarlacık Horomhan 1100 X X

Arguvan Yukarısülmenli Yukarısülmenli 1100 X X Hekimhan Aşağısazlıca Aşağısazlıca 1100 X X

Hekimhan Ballıkaya Hasarkaya 1120 X X

Akçadağ Ören Ören Höyük 1135 X

Arguvan Karahöyük Karahöyük 1150 X X

Kuluncak Yünlüce Bahçedamı-Küçükkale 1190 X

Hekimhan Baharlı Hasartepe 1210 X

Hekimhan Güzelyurt Kuyuluk 1260 X X

Hekimhan Budaklı Yukarı Budaklı 1350 X

Doğanşehir Sürgü Sürgü Höyük 1400 X X

-NE= Neolitik, KA= Kalkolitik, TÇ=Tunç Çağı

-Kaynak: Serdaroğlu 1977, Özdoğan 1977 ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kazı Sonuçları Toplantıları ve Araştırma Sonuçları Toplantıları adlı yayınları.

-Yerinde yapılan coğrafi araştırmalar

-Yükselti değerleri Harita Genel Komutanlığı’nın 1/25000 ölçekli topografya haritalarından alınmıştır. -Yükselti değerleri koyu olarak yazılmış olan yerleşmeler Karakaya baraj gölü altında kalmıştır. -Çizelge yükselti değerleri esas alınarak düşük değerden yüksek değere göre sıralanmıştır.

Doğada coğrafi koşulların uygunluğuna bağlı olarak gereksiniminden fazla olan tarımsal, hayvansal ve dönemine özgü endüstri ürünleri üretebilen Neolitik insanı, bu etkinliklerin olumlu sonucu olarak nüfusun artmasını sağlamıştır. Üretimin fazlalığı doğrultusunda ticaret de neolitik sonlarında başlamış olmalıdır. Pleistosen’den Holosen’e geçilirken iklimde bir değişmenin olduğu bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. Đklim değişikliği, yükseltinin fazla olmadığı alanlar ile özellikle nehir boyları, göllerin çevreleri ve kaynakların çevrelerinde tarım yapılabilecek alanlarda insanın yerleşebileceği elverişli yerleri ortaya çıkarmıştır. Đşte insanın oluşturduğu ilk yerleşmeler de genelde buralarda kurulmuştur.

(13)

Çizelgedeki yerleşmelerin büyük bir kısmı Malatya Havzası içinden akan Fırat Irmağı’nın oluşturduğu sekiler üzerinde kurulmuştur. Bu yerleşmelerin çoğu günümüze höyük olarak ulaşmıştır. Sekiler üzerinde sayısı 30 olan söz konusu yerleşmeler Karakaya baraj gölünün altında kalmış olduğundan, gölün seviyesi olan 700 metrenin altındaki bu yerleşmeler günümüzde yüzeyde görülmediğinden yerleri de belli değildir. Ancak, bu yerleşmelerin lokalizasyonları baraj gölünden önceki haritalar üzerinden yapılmıştır. Ayrıca, daha önce Malatya Havzası’nı da kapsayan alan için yapılmış olan jeomorfoloji haritasından da bu konuda yararlanılmıştır (Elibüyük 1978: Harita IIIa, IIIb). Buna göre söz konusu yerleşmeler, buradaki Fırat sekilerinden genellikle ikincisi ve az da olsa birincisi ile üçüncüsü üzerinde de bulunmaktadır (Şekil 3-4).

Sekilerin yerleşme alanı olarak seçilmesi, yukarıda insanın yaşama ve yerleşme koşulları olarak verilen koşullara dayanmaktadır. Şöyle ki, vadiler çevrelerine göre daima daha ılımandır. Akarsu aynı zamanda tatlı suyun temin edildiği yerdir. Sekilerin tümü Fırat Irmağı’nın dolgu sekileri olup alüvyonlardan oluşmaktadır. Sekilerden ikincisi ve üçüncüsü 50-80 m. sekileridir (Şekil 4). Buradaki yerleşmelerin daha yüksekteki yüzeylerden hemen görülememesi, sekilerin korunaklı yer koşuluna uygunluğunu verir. Malatya ili topraklarında ilk üretimciliğe geçiş dönemindeki yerleşmelerin dolgu sekileri üzerinde dağılışı, yukarıda belirtilen uygun coğrafi koşulların burada oluştuğu gerçeğini ortaya koyar. Bu da Malatya ilindeki Neolitik yerleşmelerin Holosen’in başlangıcında ortaya çıktığını göstermektedir.

Nitekim Malatya ili ilk yerleşmelerinin kuruluş yerlerine ait özelliklere benzer özellikler ve koşullara sahip olan Orta Anadolu’nun değişik yörelerindeki Neolitik yerleşmelerden M.Ö. 7. bin yılın başlangıcına tarihlenen Aşıklı Höyük’ün (Esin, 1981:31), M.Ö. 6500’e tarihlenen Can Hasan Höyüğü’nün (Esin,1981:40), yine M.Ö 6500’e tarihlenen Çatalhöyük’ün (Mellaart, 1988:75) varlıklarına bakılırsa, Türkiye’deki yerleşmelerin ilk defa yaklaşık olarak M.Ö. 7 bin, günümüzden 9 bin yıl önce oluşturulduğu ortaya çıkar. Kalkolitik ve Tunç Çağı’ndaki yerleşmeler Neolitik Dönemi’nde kurulanlardan daha yüksektedirler. Yani insanlar artık doğal koşulların daha zor olduğu yüksek sahalara yerleşmeye başlamışlardır. Ancak yerleşmelerin bu dönemde de değişmeyen ana karakteri suya ve çevresinde tarıma elverişli alanların bulunmasına bağımlılığıdır.

Bu ilk yerleşmelerin çoğu genellikle salgın hastalıklar, savaşlar, depremler, yangınlar ve istilalar sonucunda yıkılıp oturulamaz duruma gelmişlerdir. Bütün bunlara rağmen, sahanın yerleşmeye en elverişli yerleri buralar olduğundan daha sonraki yerleşmeler de aynı yeri seçmiştir. Kerpiçten olan evlerin yıkıntıları kolaylıkla düzleştirilerek yeni iskân,

(14)

çoğunlukla eskisinin üstüne kurulmuştur (Akurgal, 1989: 25). Bu durum yerleşmedeki kültür katlarının oluşmasına neden olmuştur. Bugünkü Malatya’nın hemen yanındaki Orduzu Aslantepe’de bu kültür katlarını görmek mümkündür.

Harita 3’te üçgenlerle gösterilen Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı yerleşmelerinin büyük bir kısmı bugün Karakaya baraj gölü altında kalmıştır (Çizelge 1, Şekil 3). Bu yerleşmelerle ilgili kazılar ve araştırmalar gölün oluşmasından önce yapılmıştır. Bu yerleşmelerin sitlerinin, barajdan önce yapılan sahaya ait jeomorfoloji haritasında gösterilmiş olan Fırat sekilerinin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu harita üzerindeki sekilerden genellikle 2.si üzerinde ilk yerleşmelerin oluşturulduğu, şekil üçte verilen harita ile jeomorfoloji haritası karşılaştırılırsa görülür (Şekil 3-4). Burası vadi içi olduğundan daha ılıman ve aynı zamanda Fırat Irmağı'ndan da su temini kolaydır. Diğer taraftan sekiler de tarım yapılmaya elverişli düzlüklere sahip olup çevresindeki yüksek plato yüzeylerinden de kolay görülmedikleri için korunaklı alanlardır. Bu coğrafi özellikleri sekilerin ilk yerleşim alanları olmasını sağlamıştır. Đnsanlar yerleşik hayata geçtikten sonra, diğer canlılardan farklı olarak içinde yaşadıkları doğal ortama hızla uyum sağlamışlardır. Đnsan, bu durumu yerşekilleri, iklim, hidrografya, kayaç, toprak, hayvan ve bitkilerin bir bütün halinde oluşturduğu doğal ortamla karşılıklı etkileşimine bağlı kalacak şekilde uyumu sağlayarak gerçekleştirmiştir.

Bu olguya bağlı olarak daha sonraki dönemlerde Fırat vadisi sekileri üzerinde görülen yerleşmelerin Malatya havzası içinde yer alan Tohma, Kuruçay, Sultansuyu, Beylerderesi ve daha küçük akarsuların boyları ile yine bu havzanın özellikle güney kısmında Beydağı eteklerindeki karstik kaynaklar çevresinde oluştuğu görülmektedir. Bu yerleşmelerden biri de Orduzu Arslantepe’de kurulmuş olup daha sonraki devirlerde Melita adını almıştır. Sonuç olarak bu devirdeki yerleşmelerin coğrafi durumlarına bakıldığında, Fırat vadisi sekileri ile Malatya Havzası tabanının ve buradaki az eğimli sahaların Prehistorik Çağ’da da yerleşme ve tarım alanları olarak yoğun bir şekilde kullanıldığını göstermektedir.

(15)

Şekil 3: Malatya ilinin Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı yerleşmelerinin dağılışı haritası. Harita içindeki çerçeve 4. şekildeki jeomorfoloji haritasının kapladığı alanı göstermektedir.

Şekil 4: Malatya havzası ve çevresinin jeomorfoloji haritası (Elibüyük 1978: Harita IIIa, IIIb). Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı Yerleşmelerine yer veren Fırat, Tohma ve Kuruçay vadilerindeki sekilerden 1. seki 80 m. olup turuncu ile 2. seki 30 m. olup sarı ile 3. seki 10 m. olup yeşil ile renklendirilmiştir.

(16)

2.3-Hitit, Roma, Bizans Yerleşmeleri

Malatya'nın, ilk defa, ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, zamanla bugünkü Malatya

durumuna gelen Bahçebaşı'ndaki

araştırmalara göre, Malatya’nın tarihi M.Ö. 6500

Bu devirdeki yerleşmenin adı ve fonksiyonu kesin olarak tespit edilememiştir. Aynı yerde yapılan bilimsel araştırmalar sürdürülmüş ve sonuçta M.Ö. XIII. yüzyıla ait bir Hitit ve daha sonra da bir Asur sarayı ortaya çıkarılmıştır. Bu araştırmaların sonucunda, ülkemizin diğer alanlarında da yapılan bilimsel çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkarılan yazılı belgelerde adına sık sık rastlanan ''M

Melita ve Meliddu'' şehrinin yani, bu günkü Malatya yerinin Arslantepe olduğu kesinlik kazanmıştır (Foto 1).

Foto 1: Malatya şehrinin ilk yeri

Aslantepe’den başka Malatya batısındaki Yeniköy’de bulunan A arslan heykelleri (Foto 2) ile Geç Hitit

olan Arka (bugünkü Akçadağ’a yörede yaşayanlar halen Arga veya Arğa demektedir) yerleşmesindeki maddi kültür varlıkları ise diğer Hitit izlerini taşımaktadır.

Foto 2: Darende ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarındaki Hitit

Hitit, Roma, Bizans Yerleşmeleri

Malatya'nın, ilk defa, ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, zamanla bugünkü Malatya şehrinin mahallesi durumuna gelen Bahçebaşı'ndaki (Orduzu) Arslantepe'de yapılan arkeolojik araştırmalara göre, Malatya’nın tarihi M.Ö. 6500-7000'e dayandırılmaktadır. Bu devirdeki yerleşmenin adı ve fonksiyonu kesin olarak tespit edilememiştir. Aynı yerde yapılan bilimsel araştırmalar sürdürülmüş ve çta M.Ö. XIII. yüzyıla ait bir Hitit ve daha sonra da bir Asur sarayı ortaya çıkarılmıştır. Bu araştırmaların sonucunda, ülkemizin diğer alanlarında da yapılan bilimsel çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkarılan yazılı belgelerde adına sık sık rastlanan ''Maldiya, Mildiya, Melid, Melidi, Melita ve Meliddu'' şehrinin yani, bu günkü Malatya şehrinin ilk yerleşim yerinin Arslantepe olduğu kesinlik kazanmıştır (Foto 1).

n ilk yeri olan Melita'nın Orduzu mahallesindeki Arslantepe kazı alanı, 2006.

Aslantepe’den başka Malatya iline bağlı Darende ilçe merkezi batısındaki Yeniköy’de bulunan Arslantaş mevkisindeki Hitit Dönemi

slan heykelleri (Foto 2) ile Geç Hitit Dönemi’nin önemli yerleşmelerinden olan Arka (bugünkü Akçadağ’a yörede yaşayanlar halen Arga veya Arğa demektedir) yerleşmesindeki maddi kültür varlıkları ise diğer Hitit izlerini

ne bağlı Yeniköy yakınlarındaki Hitit aslanları, 2006.

Malatya'nın, ilk defa, ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin ehrinin mahallesi (Orduzu) Arslantepe'de yapılan arkeolojik 7000'e dayandırılmaktadır. Bu devirdeki yerleşmenin adı ve fonksiyonu kesin olarak tespit edilememiştir. Aynı yerde yapılan bilimsel araştırmalar sürdürülmüş ve çta M.Ö. XIII. yüzyıla ait bir Hitit ve daha sonra da bir Asur sarayı ortaya çıkarılmıştır. Bu araştırmaların sonucunda, ülkemizin diğer alanlarında da yapılan bilimsel çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkarılan aldiya, Mildiya, Melid, Melidi, ehrinin ilk yerleşim

, 2006.

lçe merkezi önemi’ne ait nin önemli yerleşmelerinden olan Arka (bugünkü Akçadağ’a yörede yaşayanlar halen Arga veya Arğa demektedir) yerleşmesindeki maddi kültür varlıkları ise diğer Hitit izlerini

(17)

Malatya ilini oluşturan alan bu yönden ayrıntılı olarak bütünüyle araştırılmadığından, bu döneme ait diğer yerleşmeler hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ancak Hitit Dönemi yollarının da Malatya Havzası'ndan geçtiği bilinmektedir. Kuzey - güney ve batı - doğu doğrultularında uzayan yolların havzadan geçmesi coğrafi bir zorunluluktur. Bu nedenle havzanın uygun bir yerinde konaklama yeri olması gerekmiştir. Bu yer de Neolitik’ten beri var olan ve birçok uygun koşula sahip bulunan Arslantepe’deki yerleşmedir. Havzada bu döneme ait tek bir yerleşme olamayacağından önceki devirlerde var olan yerleşmelerin Hitit Dönemi’nde de devam etmesi gerekir. Ancak bu yönde araştırmalar olmadığından hangi yerleşmelerin var olduğu bilinmemektedir.

Hitit ve Asur Dönemi’nin önemli şehri olan ilk Malatya'nın, bir müddet sonra bilinmeyen bir nedenle birdenbire tarih sahnesinden kaybolduğu görülür. Ancak, Roma Dönemi’nde, yaklaşık milat yıllarında, hatta bazı kaynaklara göre de M.S. I. yüzyılda, ilk kurulduğu yerin yani, Aslantepe'nin yaklaşık 4 km kuzeyinde ''Melitene'' adıyla yeniden ortaya çıktığı bilinmektedir. Kesin olarak neden ve ne zaman olduğu bilinmemekle beraber Malatya’nın ismi ilk defa yer değiştirmeyi bu şekilde yapmıştır.

Milattan hemen sonraki yıllarda yöreyi ziyaret eden ünlü coğrafyacı Strabon sahayı Melitene olarak tanımlamasına karşılık buradaki yerleşmelerden açık olarak söz etmemektedir. Ancak çeşitli tarımsal üretimlerin varlığı burada birçok yerleşmenin olduğuna işarettir. Ayrıca Strabon sahayı anlatırken Melitene yerleşmesi için Sophene karşısında kurulmuştur demesine karşılık Sophene’nin nerede olduğunu da belirtmemiştir (Strabon, 1993: 1-3). Ramsay ise Strabon’a dayanarak Melitene’de kaliteli şarap üretimi ve yemiş ağaçlarının varlığından bahsetmektedir (Ramsay, 1960: 347).

Romalıların etrafı surlarla çevrili Melitene'si, Đslamiyet’in yayılmaya başlaması ve Türklerin Anadolu'yu fethiyle Malatya olarak anılır olmuştur. Bu Malatya bugün Battalgazi olarak anılmaktadır (Foto 3). Roma ve Bizans Dönemi’ne ait tarihi ve arkeolojik kaynaklar az olduğu gibi bu kaynaklarda o dönemlerin yerleşmelerine ait bilgiler de yeterli derecede bulunmamaktadır. Ayrıca kaynakların sadece önemli yerleşmelerden söz etmesi, araştırma alanında yer alan yerleşmelerin tümünü ifade edecek dağılış hakkında bilgi vermeyi de oldukça zorlaştırmaktadır.

Đl dâhilindeki alanda, Malatya şehrinden başka Roma ve Bizans Dönemi’ne ait belirleyebildiğimiz birçok yerleşme vardır. Bunların bir kısmı eski yerleşmelerin devamı niteliğindedir. Bunlar Melitene, Aspuzı, Arapkir, Doğanşehir, Sürgü, Darende, Balaban, Fethiye ve Arga gibi yerleşmeler olup bunlar günümüzde de varlıklarını sürdürmektedirler.

(18)

Bütün bu zorluklara rağmen söz konusu dönemlerin belirlenebilen yerleşmeleri bir harita üzerinde gösterilmiştir (Şekil 5). Hitit, Roma ve Bizans Dönemi’ne ait yerleşmelerle ilgili yeni bilgiler elde edildiğinde bu harita üzerinde lokalizasyonları yapılacaktır. Yapılan bu haritaya bakıldığında söz konusu dönemlere ait belirlenmiş olan yerleşmelerin genellikle Malatya Havzası'nın güney kısmında yer alan Beydağı'nın kuzey etekleri ile su kaynaklarının yaygın bulunduğu batıdaki plato yamaçlarının uygun yerlerinde olduğu görülmektedir. Malatya havzasının dışında fakat il sınırları dâhilinde ise yerleşmelerin suya, ulaşım olanaklarına ve tarım alanlarının varlığına bağlı bir dağılışa sahip olduğu anlaşılır.

Şekil 5: Malatya ilinde tespit edilmiş olan Hitit, Roma, Bizans yerleşmelerinin dağılışı haritası.

2.4-Selçuklu ve Osmanlı Yerleşmeleri

Đl dâhilinde Selçuklulara ait izlerin varlığına karşılık, tarihi kaynaklardan yerleşmelerle ilgili ayrıntılı ve yeterli bilgiler elde edilememektedir. Đl dâhilinde birçok mimari eserin bulunması bu dönemde yerleşmelerin bir hayli fazla olduğunu göstermektedir. Ancak yerleşme konusuyla ilgili olan tarihi kaynakların vakfiyeler dışında çok az olması, Selçuklu Dönemi’ndeki yerleşmeler ve bunların dağılışları hakkında yorum yapmayı kısıtlamaktadır. Bu nedenle Osmanlı Dönemi kaynakları esas alınarak yerleşmeler incelenecektir.

(19)

Osmanlı Dönemi yerleşmelerine ait bilgiler birçok kaynakta yer almasına karşılık, XVI. yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerinde ayrıntılı olarak bulunmaktadır. Şehir, kasaba, köy, mahalle, mezra, yayla, kom vb yerleşmelerin her birinin nüfus ve ekonomik etkinliklerine ait bilgiler bu defterlerde çeşitli yönleriyle yazılmıştır (Elibüyük 1990: 19-24). Defterlerden önemlileri Mufassal, Đcmal ve Evkaf defteri adlarını taşımakta olup bunlar Đstanbul’da Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Dairesi ile Ankara’da Bayındırlık ve Đskân Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Tapu Arşiv Dairesi’nde bulunmaktadır. Malatya ilinin Osmanlı Dönemi’ne ait bilgiler ise üç ayrı sancağa (Liva) ait mufassal, icmal ve evkaf defterleri içinde yer almaktadır. Bunlar Malatya, Arapkir ve Divriği defterleridir. Bu defterlerdeki bilgilere göre günümüz Malatya ili sınırları dâhilinde, XVI. Yüzyıl yerleşmesi olarak ikisi sancak merkezi, biri kaza merkezi durumunda üç şehir ve 448 köy bulunduğu kaydedilmiştir. Defterlerden yerleşmelerin fonksiyonları hakkında bilgi almak mümkündür. Bu bilgiler doğrultusunda yerleşmelerin şehir, kasaba, köy, mezra, yayla, çiftlik veya kom olduğu belirlenebilmektedir. Hazırlanan harita üzerinde yerleri belirlenen köyler gösterilmiştir (Harita 6). Diğer yerleşmeler dönemlik ve geçici özellikte olduğundan büyük çoğunluğunun yerleri belirlenememektedir. Bu bakımdan dağılış haritaları yapılmamıştır.

Kendi adını taşıyan havzanın güney kısmında bulunan ve şehirsel fonksiyonlara sahip olan Malatya yerleşmesi, doğu-batı ve kuzey-güney yönlerinde uzanan tüm yolların kavşak yerinde bulunmaktadır. Malatya, daha önceki zamanlarda olduğu gibi Osmanlı Dönemi’nin de önemli bir yerleşmesidir. XVI. Yüzyıldaki Malatya şehri (bugünkü Battalgazi), 1560'da yapılan tahrire göre 32 mahallede 1946 vergi nüfusu yaşamaktaydı. Vergi nüfusu belli bir katsayı ile çarpılarak yaklaşık nüfus hesaplanmaktadır. Araştırıcılar tarafından kullanılan katsayı sabit olmayıp farlılık göstermektedir. Katsayılar içinde “5” en çok kullanılandır (Elibüyük 1990: 25-26). Bu katsayıya göre Malatya şehri yaklaşık 10000 nüfusa sahip bir yerleşmedir (Yinanç-Elibüyük 1983: XIII, 9-16). Malatya şehrinin 1530 tarihli Muhasebe Defteri ile 1560 tarihli Mufassal defterlerindeki mahalleleri ve vergi nüfusları aşağıda verilmiştir (Çizelge 2). Defterlerdeki bilgilere göre XVI. Yüzyıl Malatya şehri camilerin, mescitlerin, zaviyelerin, hanların, hamamların, kervansarayın, bezzazistanın, boyahanelerin, kasapların ve medreselerin bulunduğu çeşitli fonksiyonlara sahip bir yerleşmedir. Bu durumu tahrir defterlerindeki şehre ait vergi çeşitlerinden de anlamak mümkündür. Bu dönemde yolların kavşak yerine yakın olan şehir aynı zamanda çevresinin ekonomik, kültür ve yönetim merkezi durumundadır. Đdari yönden sancak merkezi durumundaki Malatya'ya o dönemde dört kaza bağlıydı. Bunlar, merkez kaza olan Malatya kazası ile Gerger, Kâhta ve Besni kazalarıdır. Bunlara da 26 nahiye ve 672 köy bağlı bulunmaktaydı (Yinanç-Elibüyük 1983: XIII-7).

(20)

Şekil 6: Malatya ilinin Osmanlı Dönemi XVI. Yüzyıl köy ve şehir yerleşmelerinin dağılışı haritası.

Evliya Çelebi XVII. Yüzyılda yaşamış olup, seyahatnamesinde Malatya şehrinden söz ederken 32 mahallesi ve 5265 ev ile kale içinde saray, çarşı, cami, mescit, hamam ve kervansarayının olduğunu belirtmektedir. Ayrıca söz konusu eserde buradaki evlerin tek ve iki katlı, çoğunun eski olup hepsinin bahçeler içinde bulunduğu ve bu bahçelerde ise çeşitli meyvelerin varlığı kayıtlıdır. Bunun yanında seyyah Malatya şehrinde yaşayanların çoğunun, şehrin 8 kilometre güneydoğusunda, karstik kaynaklardan beslenen suyu bol akarsuların, geniş bahçelerini suladığı Aspuzu köyünde de şehirdeki evlerinden daha güzel evler yapmış olduklarını da belirtmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Malatya şehrinde yaşayan halkın büyük bir kısmının Aspuzu’da bağı ve bahçesi olduğunu ve bu bahçelerde evlerinin bulunduğunu, bu evlerin çoğunun fıskiyeli, havuzlu ve hamamlı olduğunu yazmaktadır. Ayrıca Evliya Çelebi, şehirden buraya gelenlerin 8 ay bu evlerde kaldıklarını ve Malatya şehrinin ise ıssız bir yer haline geldiğini de belirtmektedir. Hatta ünlü seyyah Aspuzu için “… şehirde ne varsa burada da daha iyisi var” demektedir (Evliya Çelebi Seyahatnamesi 1970: C.6 s. 99-107-108). Evliya Çelebiden yüz yıl sonra Malatya'ya gelen Charles Texier Küçük Asya isimli eserinde şehrin harabe görünüşlü olduğunu halkının Aspuzu'ya taşınmakta olduğunu ve yakın zamanda yerleşmenin şehir özelliğini kaybedeceğini yazmaktadır (Texier 2002: C. 3, s. 144-145-146). Söz konusu yerleşme Osmanlı Dönemi’nin önemli kaynaklarından olan XVI. yüzyıl “Tahrir Defteri”ndeki kayıtlarda da Aspuzu köyü olarak yazılmıştır (Yinanç-Elibüyük, 1983. 55).

(21)

Evliya Çelebi’nin verdiği bu bilgilere göre

evlerine 1839’dan daha önce yerleşmeye başlayan halk, yeni yerleşim alanına da zamanla Malatya demeye başlamıştır. Bunun sonucunda halkın yeni yere taşınması nedeniyle Malatya adı

(Foto 3).

Foto 3: Hitit Melita’sı, 4 km kuzeyde Roma Melitene’si

buradan 8 km güneyde Beydağı eteğinde günümüz Malatya’sı Malatya’nın bu yeni yeri eski yerine göre daha

halk tarafından eski yerleşim yeri Aşağışehir adıyla anılır olmuştur. Zamanla yeni Malatya şehrinde ve çevre köylerde yaşayanlar Aşağışehir’e yani 1839’dan önceki Malatya

uzun zaman resmen kullanılmıştır. Son olarak yerel yönetim ve halk buranın adının Battalgazi olmasını istediğinden yerleşmenin adı

değiştirilerek Battalgazi olmuştur.

Malatya şehrinin yer değiştirme olayının 1839 yılında meydana geldiği ansiklopedilerde de

değiştirmenin nedenlerinin başında da Nizip savaşı Osmanlı ordusunun şehre yerleş

(Meydan Larousse 1972, c 8, s. 287; Yurt Ans. 1983, c. 7

şehrin büyümesine bağlı olarak ortaya çıkan bazı olumsuz durumlar ve özellikle coğrafi nedenler yer değiştirmenin belirtilen tarihten daha önce başladığını göstermektedir. Bu nedenleri tarihi kaynaklardan da çıkarmak mümkündür.

1560 tarihli Malatya Tahrir Defteri’nde yer alan şehri çevresindeki çeltik alan

artışa bağlı olarak var olan suyun yetmediği belirtilmektedir. Suyun çoğu çeltik için kullanılınca şehir ve çevre köyler

kalmıştır. Bu kayıttan

halk ile bahçeler için üç kısma ayrılıp kullanılması istenmiş ise de zamanla bu düzenlemenin bozul

Evliya Çelebi’nin verdiği bu bilgilere göre Aspuzu’daki kendi bağ evlerine 1839’dan daha önce yerleşmeye başlayan halk, yeni yerleşim alanına da zamanla Malatya demeye başlamıştır. Bunun sonucunda halkın yeni yere taşınması nedeniyle Malatya adı da ikinci defa yer değiştirmiş oldu

Foto 3: Hitit Melita’sı, 4 km kuzeyde Roma Melitene’si, Osmanlı Malatya’sı (bugünkü Battalgazi buradan 8 km güneyde Beydağı eteğinde günümüz Malatya’sı.

Malatya’nın bu yeni yeri eski yerine göre daha yüksekte olduğundan, halk tarafından eski yerleşim yeri Aşağışehir adıyla anılır olmuştur. Zamanla ehrinde ve çevre köylerde yaşayanlar Aşağışehir’e yani 1839’dan önceki Malatya şehrine Eskimalatya demeye başlamış olup, bu ad n kullanılmıştır. Son olarak yerel yönetim ve halk buranın adının Battalgazi olmasını istediğinden yerleşmenin adı 1987 yılında

değiştirilerek Battalgazi olmuştur.

ehrinin yer değiştirme olayının 1839 yılında meydana geldiği belirtilmektedir. Aynı zamanda meydana gelen bu yer değiştirmenin nedenlerinin başında da Nizip savaşı sırasında şehre gelen Osmanlı ordusunun şehre yerleşerek kışı geçirmesi gösterilmektedir (Meydan Larousse 1972, c 8, s. 287; Yurt Ans. 1983, c. 7, s. 5418) şehrin büyümesine bağlı olarak ortaya çıkan bazı olumsuz durumlar ve

coğrafi nedenler yer değiştirmenin belirtilen tarihten daha önce başladığını göstermektedir. Bu nedenleri tarihi kaynaklardan da çıkarmak

li Malatya Tahrir Defteri’nde yer alan bir kayıtta

çeltik alanlarının ve miktarlarının zamanla arttığı ve bu artışa bağlı olarak var olan suyun yetmediği belirtilmektedir. Suyun çoğu çeltik için kullanılınca şehir ve çevre köylerdeki halk ve bahçeler susuz Bu kayıttan var olan suyun çeltik, şehir ve çevre köylerde yaşayan ile bahçeler için üç kısma ayrılıp kullanılması istenmiş ise de zamanla bozulduğu anlaşılmaktadır (Yinanç-Elibüyük 1983: 18). Aspuzu’daki kendi bağ evlerine 1839’dan daha önce yerleşmeye başlayan halk, yeni yerleşim alanına da zamanla Malatya demeye başlamıştır. Bunun sonucunda halkın da ikinci defa yer değiştirmiş oldu

Battalgazi) ve

yüksekte olduğundan, halk tarafından eski yerleşim yeri Aşağışehir adıyla anılır olmuştur. Zamanla ehrinde ve çevre köylerde yaşayanlar Aşağışehir’e yani ehrine Eskimalatya demeye başlamış olup, bu ad n kullanılmıştır. Son olarak yerel yönetim ve halk buranın 1987 yılında yasa ile ehrinin yer değiştirme olayının 1839 yılında meydana geldiği belirtilmektedir. Aynı zamanda meydana gelen bu yer sırasında şehre gelen gösterilmektedir , s. 5418). Oysa şehrin büyümesine bağlı olarak ortaya çıkan bazı olumsuz durumlar ve coğrafi nedenler yer değiştirmenin belirtilen tarihten daha önce başladığını göstermektedir. Bu nedenleri tarihi kaynaklardan da çıkarmak kayıtta Malatya ının zamanla arttığı ve bu artışa bağlı olarak var olan suyun yetmediği belirtilmektedir. Suyun çoğu deki halk ve bahçeler susuz de yaşayan ile bahçeler için üç kısma ayrılıp kullanılması istenmiş ise de zamanla Elibüyük 1983: 18).

(22)

Bu da şehir halkının su sıkıntısından dolayı bol sulu kaynakların bulunduğu Aspuzu’daki evlerine göçmesine neden olan sebeplerden biridir.

Çizelge 2: 1530-1560 tarihlerindeki Malatya şehrinin mahalleleri ve vergi nüfusları.

SIRA MAHALLE ADI DĐĞER ADI VERGĐ NÜFUSU

(1530)

VERGĐ NÜFUSU (1560)

1 CAMĐ-Đ KEBĐR 102 120

2 TABANOĞLU ÇUKUR 35

3 MESCĐD-Đ HACI ALĐ KIZLAR MESCĐDĐ 49 64

4 MESCĐD-Đ HASAN BEY 45 61

5 SEPĐDROS 58 90

6 ÇERMÜK 41 72

7 ZEKĐ 24 25

8 MESCĐD-Đ KARAHAN 37 51

9 MESCĐD-Đ KADI MEHMED 43 26

10 KÜÇEK 75 80

11 ŞĐL HASAN 38 37

12 MESCĐD-Đ ŞEYH HASAN BEG 80 63

13 BAB-I MEŞAK 66 65

14 MESCĐD-Đ ÖMER BEG 58 90

15 MESCĐD-Đ HASTEK BAYCI 66

16 MESCĐD-Đ DURMELĐK 62 55

17 MESCĐD-Đ PULLUCA KADI ŞAFĐ 54 51

18 MESCĐD-Đ NASIR BEG 46 32

19 MESCĐD-Đ BABA KULI OĞLU KÖŞKER 46

20 ŞEYH ALĐ BEG HANKAH 29 36

21 MESCĐD-Đ ÇARŞU ALACA MESCĐD 37 60

22 MESCĐD-Đ ATABEG 71 67

23 MESCĐD-Đ HACILAR 27 44

24 MESCĐD-Đ TĐL VE POTI 39 68

25 MESCĐD-Đ HACI YUNUS 61 97

26 ZAVĐYE-Đ KEMAHLU BABA 10

27 MESCĐD-Đ MOLLA ĐSMAĐL 31 27

28 MESCĐD-Đ BABA ACEM 34 41

29 KEÇECĐ 33 37

30 MUKADDES-Đ AĞAZAD * 47 86

31 GÜRCÜ PALANI VE PULAD * 104 141

32 ÇERKĐT * 81 103

TOPLAM VERGĐ NÜFUSU 1472 1946

*Gayrimüslimlerin yaşadığı mahalleler.

Kaynak: Yinanç-Elibüyük 1983; 387 nolu Karaman ve Rum Vilayeti Muhasebe Defteri 1997: 886-890.

Malatya’da Nizip savaşı nedeniyle 1838-1839 yıllarında kalan Alman General Moltke, Malatya şehri sakinlerinin Aspuzu’daki bağ evlerine

(23)

gittiklerini ve Malatya şehrinin boş olması nedeniyle orduyu kışlamak üzere buraya yerleştirdiklerini belirtmektedir (Moltke 1960: ). Bu da Malatya halkının söz konusu tarihten önce de uzun bir süre Aspuzu’da kaldığını hatta burada çarşı ve pazarların oluşu ile çeşitli kamu kurumlarının varlığı şehrin terk edilme eyleminin 1839’dan evvel başladığını göstermektedir. Ordunun kışlaması ise son sebep olmuştur.

Diğer taraftan güneyde Adıyaman, güneybatıda Halep, Antep, Maraş ve Çukurova’dan gelen yollar ile doğuda Elazığ’dan, kuzeyde Divriği ve Arapkir’den, kuzeybatıda Sivas’tan ve batıda Kayseri’den gelen yolların da bol sulu karstik kaynakların bulunduğu Aspuzu’da toplanması ise bu yer değiştirme işini hızlandırmıştır. Bütün bunlar da gösteriyor ki Malatya şehrinin yeni yerine, diğer bir ifade ile üçüncü yerine geçişi, yukarıda belirtilen sebeplere bağlı olarak uzun bir zaman diliminde gerçekleşmiştir.

Diğer Osmanlı Dönemi şehri ise o devirde ayrı bir sancak olan Arapkir'in yönetim merkezi durumundaki Arapkir yerleşmesidir. Sekiz mahallede 5500 kadar nüfusun yaşadığı Arapkir, camisi, mescitleri, medresesi, muallimhanesi, dükkânları ve değirmenleri olan bir yerleşmedir. Buna karşılık halkı çoğunlukla tarım dışı ve az da olsa tarımsal etkilikler ile geçimlerini sağlamaktadır. Bundan dolayı XVI. Yüzyıldaki Arapkir, şehir niteliğinde bir yerleşmedir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi’nde bulunan 1560 (967 H) tarihli defterde Arapkir yerleşmesi için verilen vergi bilgilerinden buranın dönemine göre şehir özelliği gösterdiği anlaşılmaktadır (127 nolu defterin 21a – 27a sayfalarında). Sancak merkezi olan Arapkir’in mahalleleri ve vergi nüfusu aşağıda çizelge olarak verilmiştir (Çizelge 3).

Çizelge 3: Arapkir’in XVI.Yüzyıl mahalleleri ve vergi nüfusu.

MAHALLELER VERGĐ

NÜFUSU

ULU CAMĐ ve TULUK 148

AHMED BEY MESCĐDĐ 41

ESLEMEZ BEY MESCĐDĐ 77

LALE HIZIR BEY MESCĐDĐ 99

YÖRÜK GÖLÜ 54

BEDRÜK 247

KARA BASAK 270

ŞAMĐL KEŞ 164

(24)

Sahadaki diğer şehir yerleşmesi ise XVI. Yüzyıldaki Divriği sancağına bağlı iki kazadan birinin merkezi durumundaki Darende yerleşmesidir. Tohma Suyu vadisinde yer alan Darende, o dönemde 12 mahalleye sahip olup yaklaşık 4100 nüfusun yaşadığı bir şehirdir. Defterlerdeki bilgilere göre camisi, hamamları, boyahanesi ve dükkânları olan bu yerleşme, dönemine uygun fonksiyonları esas alındığında bir şehir yerleşmesidir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi’nde bulunan 1570 (976 H) tarihli defterde Darende yerleşmesi için verilen vergi bilgilerinden buranın da Malatya ve Arapkir gibi şehir özelliği gösterdiği ortaya çıkmaktadır (153 nolu Divriği defteri 66b-71b). Darende’nin söz konusu defterdeki mahalleleri ve vergi nüfusları aşağıda çizelge olarak verilmiştir (Çizelge 4).

Çizelge 4: Darende’nin XVI.Yüzyıl mahalleleri ve vergi nüfusu.

MAHALLELER VERGĐ

NÜFUSU

MESCĐD 210

AHMED FAKIH MESCĐDĐ (MUSA BEY) 89

BEY MESCĐDĐ 62

ZEYNĐ MESCĐDĐ 38

HALĐFE MESCĐDĐ 63

ALĐ FAKĐH MESCĐDĐ ve HACI SEYDĐ MESCĐDĐ 139

ŞEYH CUMA 80

HACI ALĐ MESCĐDĐ 16

ĐLYAS FAKIH 41

MĐNARE MESCĐDĐ 35

HĐSARCIK 4

ERMENĐYAN 40

TOPLAM VERGĐ NÜFUSU 817

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere günümüzdeki Malatya ilinin sınırları içinde kalan alanın Osmanlı Dönemi yerleşmeleri, XVI. Yüzyıl tahrir defterlerine göre verilmiştir. Buna göre ilin yerleşme bilgileri Malatya, Arapkir ve Divriği sancaklarına ait üç ayrı defterden çıkarılmıştır. Bundan önceki tarihlere ait köy bilgisi veren kaynaklar yok denecek kadar azdır. Daha sonraki kaynakların bir kısmı arşivlerde tasnif edilmediğinden henüz hizmete açılmamıştır. Konuyla ilgili olan bilgilerin bir kısmı XIX. yüzyıl salnamelerinde mevcuttur. Ancak bu salnamelerin bir kısmında köyler verilmemiştir.

(25)

2.5-Cumhuriyet Dönemi Yerleşmeleri

Yerleşmeler günümüzde coğrafya bakımından genel olarak sürekli, dönemlik ve geçici yerleşmeler olarak üçe ayrılır. Sürekli yerleşmeler şehir, kasaba, köy ve mahallelerden oluşurken, dönemlik yerleşmeler mezra, yayla, çiftlik ve komlardan oluşmaktadır. Geçici yerleşmeler ise değişik yerlerde değişik adlarla anılmakta olup birkaç üniteden oluştuğu gibi çoğunlukla tek ünitelidir. Bunlar kullanımın bitişine bağlı olarak sökülüp oradan kaldırılarak başka yere götürüldüğü gibi çoğu zaman ve yerde olduğu gibi tamamen yok edilmektedirler. Genel hatlarıyla aynı özellikte olan ve kullanım fonksiyonuna göre yapıldıkları yörelerde çardak, hollik, saya, gelif, gümele vb adlarla anılan yerleşmeler bu grubu oluşturur. Bu sınıflandırma yerleşme merkezlerinin nüfuslarının yanında, birimin faal nüfusun ekonomik etkinlik türlerine ve çeşitliliğine bağlı olarak belirlenen fonksiyonlarına ve aynı zamanda yaşam tarzına bakılarak yapılır. Bu çalışmada yerleşmeler bu sınıflandırmaya bağlı olarak komdan başlayıp şehre doğru bir sıra içinde ele alıp bunların dağılışları üzerinde durulmuştur. Burada kullanılan bilgi ve veriler Türkiye Đstatistik Kurumu ile Đçişleri Bakanlığı Đller Đdaresi’nin 2010 yılı verilerinden düzenlenerek elde edilmiştir (Çizelge 5). Yerleşmeler, alandaki incelemelerle niteliklerine göre sınıflandırılarak dağılış haritalarının yapımında kullanılmıştır.

Çizelge 5: Malatya ili yerleşmelerinin ilçelere dağılışı (2010)

Đlçeler Şehir Adedi Kasaba Adedi Köy Adedi Mahalle Adedi Mezra Adedi Yayla Adedi Kom Adedi Toplam Yerleşme Malatya 1 9 44 104 5 1 164 Akçadağ 4 69 151 7 231 Arapkir 1 42 77 1 1 1 123 Arguvan 1 46 87 6 4 1 145 Battalgazi 3 12 50 65 Darende 7 45 60 2 14 128 Doğanşehir 7 27 89 7 3 11 144 Doğanyol 2 13 29 1 45 Hekimhan 6 47 198 4 10 265 Kale 1 19 71 91 Kuluncak 2 21 44 2 7 76 Pötürge 3 62 247 9 2 323 Yazıhan 3 28 71 102 Yeşilyurt 4 20 9 4 12 49 TOPLAM 1 48 495 1288 22 64 29 1951

Yerinde yapılan araştırmalar doğrultusunda düzenlenerek elde edilen 2010 verilere göre Malatya ilinde toplam 1951 yerleşme mevcuttur. Bunların 1288 adedi mahalle, 495 adedi köy yerleşmesidir. Mahalleler toplam

(26)

yerleşmelerin % 66.22’sini, köyler ise % 25,37’sini oluşturmaktadır. Đl dahilinde günümüz coğrafya kriterlerine göre bir adet şehir yerleşmesi mevcut olup o da ilin yönetim merkezi olan Malatya’dır. Đlçe merkezleri bazı çevreler tarafından şehir olarak nitelendirmiş olsa da coğrafi özellikleri bakımından şehir karakteri taşımamaktadırlar. Bu alanda mevcut kasaba yerleşmelerinin sayısı 48 olup bunların 13’ü Malatya iline bağlı ilçe merkezidir. Sayıları gittikçe azalan mezra, yayla ve kom yerleşmeleri toplam 115 adettir (Çizelge 5).

2.5.1-Mezra, Yayla, Çiftlik ve Kom Yerleşmeleri

Malatya ilindeki dönemlik yerleşmeler mezra, yayla, çiftlik ve kom olarak belirlenmiştir. Bu yerleşmelerin türleri Đçişleri Bakanlığı Đller Đdaresi’nin 2009 yılı köylerin bağlıları konusundaki verilerinden yararlanılarak alanda yapılan araştırmalarla belirlenmiş olup bunlar idari yönden köylerin bağlıları durumundadırlar. Buna göre il dâhilinde toplam 22 mezra, 64 yayla ve 29 kom vardır (Çizelge 5). Mezralar genel olarak Doğu Anadolu Bölgesi’ne has yerleşmelerdir (Tunçdilek 1967: 124). Bu tür yerleşmeler genellikle Malatya havzasının güney ve güneybatısındaki, batısındaki ve kuzeyindeki yüksek ve engebeli alanlarda görülürler (Şekil 7). Bu alanlarda birden çok mezrası olan köyler de vardır. Arazinin engebeli ve su kaynaklarının var olduğu alanlarda bulunan mezralar birinci derecede tarımın yapılmasına uygun yerlerdir. Mezralarda yaşanılan dönemlerde hayvansal gıda gereksinimlerini karşılamak amacıyla hayvancılık da yapılmaktadır. Diğer bir ifade ile Osmanlı Dönemi’nde olduğu gibi günümüzde de mezralar köylerin ekinliği durumundadır (Elibüyük 1990: 23, Özgür 2000:103). Ancak mahalleye dönüşmelerinden dolayı mezraların sayısı zamanla azalmaktadır.

Ekonomik yönden hayvancılık faaliyetlerinin birinci sırayı aldığı yaylalar, köylerin yakınındaki yüksek yerlerde olduğu gibi daha uzakta başka köylerin toprakları üzerinde de yer almaktadır. Yazıhan ve Arguvan çevrelerindeki bazı köylerin hayvancılıkla uğraşanları ilkbaharın ortalarına doğru hareket ederek, kuzeyde Yama Dağı ve Arapkir civarındaki yaylalara giderler. Bunlardan Sarıçiçek yaylası en ünlülerinden biridir. Bu yaylanın kuzeyi Malatya ili sınırları dışında kalmaktadır. Malatya Dağları ile batıdaki platoların yüksek kesimlerinde bulunan birçok yayla çevre köylerdeki yaylacılar tarafından kullanılmaktadır.

Mezralar ve yaylalar, köylerde yaşayanlar tarafından müşterek kullanılırlar. Oysa dönemlik yerleşmelerden çiftlikler ve komlar kişilerin malı, diğer bir ifade ile mülk durumundadır. Yani yaylaya ve mezraya herkes giderken, komlara ve çiftliklere sadece sahipleri gidebilmektedir. Ancak son

(27)

zamanlarda dönemlik yerleşme olan mezralarda sürekli yaşanmaya başlanmıştır. Bu durumda sürekli yerleşmelerden mahalleye dönüşen mezra yerleşmeleri, eski adına izafeten yurdumuzun birçok yöresinde olduğu gibi burada da mezra olarak anılmaktadır.

Şekil 7: Malatya ili mezra, yayla ve kom yerleşmelerinin dağılışı haritası (2010).

Çiftlikler hem tarım hem hayvancılığın bir arada yapıldığı, ulaşım kolaylığı nedeniyle şehir ve kasabalara yakın yerlerde, son zamanlarda sayıları hızla artan yerleşmelerdir. Şehirde yaşayanlardan ekonomik gücü olan bazı kişilerin, herhangi bir ekonomik faaliyeti düşünmeden, şehrin gürültülü ortamından uzaklaşarak sadece dinlenmek veya oturmak amacıyla yaptırmış oldukları değişik nitelikteki çiftliklere de Malatya şehrinin yakın çevresinde rastlanmaktadır. Bunlardan başka alanda tarım çiftlikleri de bulunmaktadır. Ancak bunların sayıları ve lokalizasyonları ayrı bir çalıma gerektirdiğinden burada verilmemiştir. Hangi türde olursa olsun çiftlik yerleşmelerinin, Malatya Havzası'nda, özellikle Malatya şehri ve etrafında kendisine yakın olan kasabalar çevresinde, ulaşımın kolay olduğu ve suyun bulunduğu alanlarda hızla artığı, yerinde yapılan araştırmalar sırasında gözlenmiştir.

Đlin güneyinde bulunan Malatya Dağları'nda komların yoğun olduğu gözlenir. Doğu Anadolu Bölgesi yerleşmelerinden olan Kom hayvan beslenen bir iskân ünitesidir (Tunçdilek 1967: 130). Komlar kişilere ait olup

Şekil

Şekil 1: Malatya ilinin Türkiye’deki yeri.
Şekil 2: Malatya ili ve çevresinin relief haritası.
Çizelge 1: Malatya ilindeki Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı yerleşmeleri.
Şekil 4: Malatya havzası ve çevresinin jeomorfoloji haritası (Elibüyük 1978: Harita IIIa,  IIIb)
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde dil eğitimi almakta olan yetişkinlerin, Sabancı Üniversitesi Diller Okulu ve Özel Özkent Lisan Kursu’ndan araştırmaya katılan

Karar ağacı yapısına göre üçüncü düzeyde, temel ve orta düzey Facebook kullanma becerisine sahip ve yabancı dil seviyesi orta olan öğrencilerin bilgi

Şancı için ses eğitimi kadar gerekli olan oyunculuk eğitiminin şansa bağlı bir olgu olarak bırakılmaması, şancının oyunculuğunun ham yetenek düzeyinde

Türkiye’deki YİBO’lara benzer uygulamaları olan bölge okulları (boarding schools) özel eğitim verilen yatılı okullardan ayrı olarak genel eğitim veren okullar

Cinsiyeti bilinmeyen beyazlara calcaneus ve talus kemikleri kullanÕlarak geliútirilen Holland’Õn formülü Yoncatepe popülasyonuna uygulandÕ÷Õnda ortalama boy uzunlu÷u

yaratmış ve yaşatmış kavimlerin ırkî karakterlerini kalan iskeletleriyle tesbit etmek „ lâzımdır. Filhakika şayet bu topraklar üzerinde gelmiş geçmiş vatandaşların

Hayatta kalma veya iyileşme şansının tazmin edilme vasfı, yabancı hukuklarda çok tartışmalıdır. Fransız, Amerikan, Belçika ve Hollanda kazai içtihatları bu

1) The GCP will directly transport the Gulf oil to the Mediterranean. 2) The GCP is already in operation both between Kirkuk and Ceyhan and Kirkuk- Southern Iraq. If it is extended