• Sonuç bulunamadı

Başlık: Uludağ Üniversitesi I. Ulusal Genç Bilim Adamları Sempozyumu Değişen Dünyada Türkiye'nin Önemi 6-7 Mayıs 2004Yazar(lar):SARI, EnginCilt: 2 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Iltaras_0000000010 Yayın Tarihi: 2004 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: Uludağ Üniversitesi I. Ulusal Genç Bilim Adamları Sempozyumu Değişen Dünyada Türkiye'nin Önemi 6-7 Mayıs 2004Yazar(lar):SARI, EnginCilt: 2 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Iltaras_0000000010 Yayın Tarihi: 2004 PDF"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Uludağ Üniversitesi

I. Ulusal Genç Bilim Adamları Sempozyumu

Değişen Dünyada Türkiye'nin Önemi

6-7 Mayıs 2 0 0 4 Engin Sarı

Uludağ Üniversitesi I. Ulusal Genç Bilim Adamları Sempozyumu 6-7 Ma-yıs tarihlerinde "Değişen Dünyada Tür-kiye'nin Önemi" başlığı ile yapıldı. Dü-zenleme kurulu periyodik bir etkinlik olması planlanan, 35 yaş ve altındaki genç bilim insanlarının katıldığı sem-pozyumunun amacını, Türkiye'deki bilgi üretimine sosyal bilimlerin de, fen ve sağlık bilimlerinin yaptığı kadar kat-kı yapabilmesini teşvik etmek olarak saptamıştı. 28 üniversiteden 47 bildiri-nin sunulduğu etkinliğin çağrı metbildiri-nin- metnin-de sempozyumun hemetnin-defi ise şu şekilmetnin-de belirtilmişti: "Sosyal bilimler alanında uluslararası düzeyde yayın yapmanın zorluğunun da bilincinde olarak, bu alanda yetişmekte olan genç bilim adamlarını teşvik etmek, ödüllendir-mek ve dünya bilgi üretimine katkıda bulunmanın asıl hedef olduğunu bir kez daha vurgulamak için 'Uludağ Üniversitesi I. Ulusal Genç Bilim

Adamları Sempozyumu'nu düzenle-miş bulunuyoruz".

İki gün süren etkinliğin açılış bildiri-si, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Anıl Çeçen, "Türkiye'nin Jeopolitik, Jeostratejik Du-rumu ve Önemi" başlıklı konuşmasıydı. Prof. Dr. Çeçen, bildirisinde Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin ve Orta Do-ğudaki gelişmelerin, Türkiye'nin ulusal çıkarlarına zarar verecek şekilde seyret-tiğini, bunun da ABD ve Avrupa'nın bi-linçli bir uluslararası politikası olduğu-nu öne sürdü.

Sempozyumda toplam 47 bildiri üç ayrı salonda, dört paralel oturumla su-nuldu. Bildiriler dört ana başlık altında gruplandırılmıştı: "Türkiye'nin Jeopoli-tik Durumu ve Önemi", "Türkiye'nin Je-oekonomik Yapısı", "Türkiye'nin Sosyo-ekonomik Yapısı" ve "Türkiye'nin Sos-yokültürel Yapısı". Bunlar aynı zaman-iletişim : araştırmaları • © 2004 • 2(1): 109-114

(2)

da üç ayrı salonda gerçekleştirilen para-lel oturumların da ana başlıklarını oluş-turuyordu. İlk gün bildiriler açılış ko-nuşmalarının ardından öğleden sonra sunulmaya başlandı. Bu ilk oturumlar-da, "Türkiye'nin Jeopolitik Durumu ve Önemi" başlığı altında Türkiye'nin ya-kın coğrafyasındaki uluslararası geliş-meler, AB'ye üyelik süreci ve AB ile iliş-kiler; "Türkiye'nin Sosyoekonomik Ya-pısı" başlığında ise genel olarak küresel-leşme ve Türkiye ekonomisi ilişkisini konu alan bildiriler sunulurken ben "Türkiye'nin Sosyokültürel Yapısı" baş-lıklı oturumları izledim.

Türkiye'nin sosyokültürel yapısı oturumunun birinci bildirisi "Küresel Risk Toplumu Sürecinde Türkiye: Nere-deyiz? Nereye Gidiyoruz?" başlığı ile Uludağ Üniversitesi'nden Cantürk Ca-ner'e aitti. Caner, küreselleşmenin eko-nomik ve kültürel bütünleşme olduğu-nu, bu bütünleşmenin aynı zamanda or-tak riskleri de gündeme getirdiğini be-lirtti. Caner buradan yola çıkarak bir postmodern risk toplumu anlayışı be-timledi ve Türk toplumu ile kamu bü-rokrasinin risk kavrayışını inceledi. Bu oturumun "Modern Türkiye'nin Sosyo-Politik Yapısı ve Türk İktidar Seçkinleri" başlıklı ikinci bildirisini Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. D. Ali Arslan sundu. Dr. Arslan, Türk toplu-munun iktidar yapısını anlamanın, top-lumsal kurumların en üst konumlarını

işgal eden ve böylece toplumsal kay-nakları kontrol eden iktidar seçkinleri-nin tanınması-tanımlanmasına bağlı ol-duğunu ileri sürdü. Sonuçları amprik bir araştırmaya dayanan bildirisinde Dr. Arslan, Türkiye'de günümüz top-lumsal yapısının, siyaset, iş dünyası, medya ve ordudan oluşan dört temel güç bloğunu içerdiğini ve bu dörtlü blo-ğun da Türk iktidar seçkinlerini oluştur-duğunu ileri sürdü. Bu tespit ve kav-ramsallaştırmaların ardından Arslan, Türk toplumunun iktidar yapısına iliş-kin bir model ortaya koydu. Dokuz Ey-lül üniversitesinden Levent Yılmaz, "Türk Siyasal Kültürünün Geçmiş ve Olası Kriz Alanları İçin Bir Model" baş-lıklı bildirisinde, Türk siyasal kültürü-nün mevcut ve olası krizleri nasıl kavra-dığı ve bunların bu yapıyı hangi yönle-re eviyönle-rebileceğini tartıştıktan sonra, kriz-siyasal kültür etkileşimine dair bir model önerdi. Ancak bu model içerdiği kavramlar ve ilişkiler birbirleriyle tutar-lı bir şekilde tanımlanamadığı için açık-layıcı olmaktan uzak göründü. Oturu-mun son bildirisi "Türkiye'nin Jeopoli-tik Önemi Açısından Almanya'daki Türk Nüfusuna Sosyolojik Yaklaşım" başlığını taşıyordu ve Erciyes Üniversi-tesi'nden İsmail Güllü'ye aitti. Güllü, bildirisinde göç olgusunu irdeledikten sonra, Almanya'ya göç eden Türk'lerin sosyo-kültürel yapısını ve sorunlarını betimledi. Bu bildiride ortaya konan en

(3)

somut argüman, göç ve buna bağlı so-runların disiplinler arası bir yaklaşımla incelenmesi gerektiğinden ibaret kaldı. Tartışma bölümünde ise oturumun bi-rinci bildirisine atfen Türk toplumu ve risk kavrayışı ile ikinci bildirideki kriz-siyasal kültür etkileşimi modelinin açık-layıcılığı üzerinde duruldu.

"Türkiye'nin sosyo-kültürel yapısı" ana başlıklı 2. oturum Uludağ Üniversi-tesinden Şenol Baştürk'ün "Gösteriye Katılmak: Postmodern İddialar ve Türk Bireyi-Kültürel Bir Analiz" başlıklı bildi-risiyle başladı. Baştürk bildirisinde, ön-celikle sosyal teoride modern kuram ve kavramların geçerlilikleri ve yeterlilik-lerinin haklı bir şekilde sorgulanmaya başlandığını belirtti. Baştürk, bazı yön-leriyle epistemolojik boyutlar da kaza-nan ve bizi postmodernist analizlere ulaştıran bu sorgulamanın izini "birey" kavramsallaştırması üzerinden takip ederek modernizmi birey projesi olarak tartıştı. Bu tartışmayı Türk modernleş-mesi içindeki "birey sorunsalı" ile ilişki-lendirerek, modernleşme eğilimlerinin içerdiği Türk bireyi tasavvurunun kuru-labilen, toplumsal mühendislik anla-mıyla var olabildiğini öne sürdü. Günü-müzde Türk bireyinin gösteri ve tüke-tim toplumu kavramsallaştırmaları için-den incelenmesi gereken bir dönüşüm geçirmekte olduğunu iddia etti. Otu-rumdaki "Hemşehri kimliğine dayalı ilişki ağları: Bir ilişki ağının kültürel ve

iletişimsel anlamı" başlıklı ikinci bildiri bana aitti. Bildirimde hemşehriliğin sa-dece kişilerarası iletişimde tarafların birbirlerini sınıflandırmalarını içerme-diğini, aynı zamanda belli bir coğrafya-ya ait olmayı bildiren kimlikleri tanım-ladığını ve belli kültür özellikleri etra-fında kurulmuş ilişki ağlarını ifade etti-ğini belirttim. Hemşehrilik gibi cemaat-sel ilişki ve dayanışma biçiminin nasıl meşrulaştığını ve hemşehrilik ilişkileri-ni meşru kılan anlamların oluşumunu irdeledim. Bir hemşehri ilişki ağı etnog-rafisinin verileriyle, kültürün meşru an-lamlar için zemin olduğunu öne sür-düm. Oturumun son bildirisi Anadolu Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Nezih Orhan'ın "Türkiye'nin Sosyokültürel Yapısı: Televizyon programlarında Çağdaşlık Bilinci Tasarımı" başlıklı ça-lışmasıydı. Orhan bildirisinde, çağdaşlı-ğı ve çağdaşlık ölçütlerini tanımladıktan sonra, eğitim ve okur-yazarlık oranları-nı temel alarak Türkiye'nin çağdaşlık durumunu inceledi. Bildirisinin son bö-lümünde ise televizyon programlarında kurgulanan ve sunulan "çağdaşlık bilin-cimi analiz ettikten sonra, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki örnek bir olay-dan yola çıkarak televizyonun çağdaş-laşma doğrultusunda kullanılabilecek etkili bir araç olduğunu savundu. "Çağ-daşlık bilinci"nin oluşturulması yönün-de nasıl bir televizyonculuk yapılması-na dair önerileri ile sunuşunu

(4)

tamamla-dı. Dr. Orhan, "çağdaşlık bilinci oluştu-rucu bir araç olarak televizyon" iddiası-nı kuramsal olarak temellendirememek-le birlikte, biçimsel olarak ilgi çekici bir sunuş yaptı. Oturumun sorular ve tar-tışma bölümünde, Baştürk'ün bildirisi-ne atfen Türk toplumunun "postmodern bir analiz çerçevesi" içinde değerlendi-rilmesinin geçerliliği ve benim bildirim-den hareketle de metodoloji üzerinde duruldu.

Sempozyum ikinci gün, Türkiye'nin jeostratejik durumu ve önemi, ye'nin sosyo-ekonomik yapısı ve Türki-ye'nin jeoekonomik yapısı oturumları ile tamamlandı. "Türkiye'nin sosyoekono-mik yapısı" başlıklı oturumlarda, iş ka-nunu, sendikacılık, işletme yönetimi, ye-rel ekonomiler, iletişim altyapısı ve diji-tal imza gibi konular irdelendi. "Türki-ye'nin jeoekonomik yapısı" oturumla-rında ise, yeni bir bilim olarak jeoekono-mi, küresel ekonomi ve Türkiye'de sana-yi, stratejik yeraltı zenginlikleri, jeoter-mal enerjinin önemi, dış ticaret ve ser-best bölgeler konuları sunuldu. Ben ikinci günkü oturumlardan "Türkiye'nin Jeostratejik durumu ve önemi" başlıklı oturumu izledim. Bu oturumda Gebze İleri teknoloji Enstitüsünden Gonca Oğuz, Türkiye-İran ilişkileri konulu bil-dirisinde, Türkiye'nin yalmzca Batıyla değil, İslam dünyasıyla da yakın ilişkiler geliştirmeyi hedefleyen "çok taraflı" po-litika anlayışla hareket etmesinin

önem-li avantajlar sağlayabileceğini öne sürdü ve bu çerçevede Türkiye-İran ilişkilerini analiz etti. Gaziantep Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Örnek bildirisin-de, Türkiye'nin elektrik üretiminde ye-rel kaynakların önemini inceledi. Bo-ğaziçi Üniversitesi'nden Mehmet Bar-dakçı ise, Avrupa Güvenliği çerçevesin-de Türkiye'nin konumunu tartıştı. Bar-dakçı, bildirisinde yeni tehd algılama-ları ve yeni güvenlik tanımlamaalgılama-ları açı-sından Türkiye'nin Avrupa'nın güven-lik yapılanmasında önemli ve etkin bir role sahip olacağını ileri sürdü. Oturu-mun son bildirisi ise Erciyes Üniversite-sinden Serdar Sakin'in "Türkiye'nin Je-opolitiği Açısından Misak-ı Milli ve Ta-rihsel Değeri" başlıklı incelemesiydi. Sa-kin'in temel iddiası, jeopolitik açıdan değerlendirildiğinde Misak-ı Milli ulu-sal gücün odak noktası ve değişmez bir programı olarak Türklerin asgari istekle-rini temsil etmekte olduğuydu. Oturu-mun sorular ve tartışma bölümünde, oturumu izleyen subayların da yoğun katılımıyla, Irak'taki gelişmeler ışığında Türkiye'nin Ortadoğu politikalarının ne olması gerektiği üzerinde duruldu. Mi-sak-ı Milli sınırlarına ulaşılmasının gere-kip gerekmediği tartışılırken, bazı su-bayların yayılmacı bir ulusal politikanın günümüz dünyasında geçerli olmadığı-nı savunması dikkat çekiciydi.

Sempozyumun son oturumu, genel değerlendirme ve tartışmaya ayrılmıştı.

(5)

Bu bölümde ilki yapılan bu etkinliğin, amacına ulaşıp ulaşmadığı, olumlu ve olumsuzluklarının neler olduğu, bun-dan sonraki sempozyumların hangi for-matta ve periyotta olabileceği tartışıldı. Tartışmaların ardından, sempozyumun çağrısında belirtildiği üzere, genç bilim adamlarının teşvik edilmesi çerçevesin-de ödüller dağıtıldı. Bildiriler, her otu-rumu izleyen 3-4 kişilik değerlendirme gruplarının raporları doğrultusunda değerlendirilmişti. Bu gruplar, sempoz-yum düzenleme kurulunda yer alan Uludağ Üniversitesinin öğretim üyele-rinden oluşmaktaydı. Bilim kurulunun değerlendirmesi sonucunda iki katego-ride ödüle değer bildiri belirlendi. Ödül alan bildiriler şöyle sıralandı: Türki-ye'nin sosyo-kültürel ve sosyo-ekono-mik yapısı kategorisinde birinci "Hem-şehri kimliğine dayalı ilişki ağları: Bir ilişki ağının kültürel ve iletişimsel anla-mı" başlıklı bildirisiyle Ankara Üniver-sitesi İletişim Fakültesi'nden Engin Sarı; ikinci "Yerel Çıkarın Ulusal Düzeydeki Temsilinin Ekonometrik Modeli" başlık-lı bildirileriyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet C. Marın, Mustafa Çolak ve Tuğba Yolcu; üçüncü "Gösteriye Katıl-mak: Postmodern İddialar ve Türk Bire-yi-Kültürel Bir Analiz" başlıklı bildiri-siyle Uludağ Üniversitesi İİBF'den Şe-nol Baştürk oldu. Bu kategoride "İşlet-meler'de Farklılıkların Yönetimi"

baş-lıklı bildirisiyle Erciyes Üniversitesi İİBF'den Yrd. Doç. Dr. Şevki Özgener ve "Türkiye'nin Sosyo-kültürel Yapısı: Te-levizyon Programlarında Çağdaşlık Bi-linci Tasarı" başlıklı bildirisiyle Anado-lu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakül-tesinden Yrd. Doç. Dr. Nezih Orhan mansiyona değer bulundular. "Türki-ye'nin Jeopolitik ve Jeoekonomik Duru-mu ve Önemi" kategorisinde ise birinci "Küresel Ekonomide Coğrafi Rekabet ve Türkiye'de Sanayi Odaklarının Tanım-lanması" başlıklı bildirisi ile Işık üniver-sitesi'nden İnci Taşdemir; ikinci "Avru-pa Parlamentosunun Ermeni Sorunu'na İlişkin Aldığı Kararlar İtibariyle Türki-ye-Avrupa Birliği İlişkileri" başlıklı bil-dirisi ile Uludağ Üniversitesi İİBF'den Barış Özdal; üçüncü "Türkiye'nin Jeoe-konomik Yapısında Jeotermal Enerjinin Önemi" başlıklı bildirisiyle Gazi Üniver-sitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakül-tesinden Orhan Erden oldu. "İnsan Hakları Açısından Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Üyelik Sürecinin 2003 İlerleme Raporu Çerçevesinde Analizi" başlıklı bildirisi ile Uludağ Üniversitesi'nden Çiğdem Aydın Koyuncu ve "Kuzey Kaf-kasya Otonom Cumhuriyetlerinin Tür-kiye-Rusya İlişkilerine Etkisi" başlıklı bildirileri ile Gebze İleri Teknoloji Ensti-tüsün'den Gökmen Kılıçoğlu ve Serkan Kekevi mansiyona değer bulundular.

Biçimsel olarak hiçbir kusuru olma-yan, en ufak bir organizasyon sorunun

(6)

söz konusu olmadığı ve Uludağ Üniversitesi'nin sıcak ve titiz ev sahipliğinde gerçekleşen sempozyum, akademik çalışmalar açısından iki ko-nunun önemini vurgulamış oldu: Birin-cisi sosyal bilimlerde bilgi üretiminin kendine özgü zorlukları göz önünde bulundurularak bu alanda özellikle genç akademisyenlerin teşvik edilmesi ve cesaretlendirilmesi gerektiği. İkincisi ise, bilim insanları arasındaki akademik etkileşimin değeri ve gerekliliği.

Referanslar

Benzer Belgeler

Aurora Leigh’deki türsel birleşim ve melezlik onun içerisinde birçok (yazılı ve sözlü, gündelik ve yazınsal, güncel ve politik) farklı sesin etkileşimde olduğu çoğul

Bir proje olarak ele alınan açık kaynak kodlu bir yazılımdan yeni bir sürüm türetmek ya da var olan sürüme yama oluşturmak için bilgi merkezleri, işletim sistemleri

Birinci sınıf öğrencilerinin %4.8'i, dördüncü sınıf öğrencile­ rinin % 12.0 si fakülteye girmeden önce eczacılık mesleği hakkında bilgilerinin olmadığım, aynı

Medeni Kanundan sonra çıkan Cemiyetler Kanunu ise dernek­ leri kazanç paylaşmaktan başka bir amaçla kurulan tüzel kişiler olarak tarif eder ki, bu kanun, Medeni Kanundaki

- Ancak, tıbbî ve teknik gelişmeler ve yeni bilgiler sonucu, Al­ man tıp ilmi ve ceza hukuku klâsik tariften ayrılmış, ölüm zama­ nı olarak beynin ölümünü

Diese (engere) Deutung des gesetzlichen Begriffs «Schvvangere» kann sich darauf stützen, dass die Umstellung der weiblichen Funk- tionsablâufe bei einer Schwangerschaft nach

Eğer, Fransız karı-koca İngiltere'de yaşarlar ve Fransız hukukunun «communaute des biens» (mal ortaklığı) re­ jimine, bütün hüküm ve sonuçları bakımından tâbi

Muhammed (a.s)'in hayatı ile ilgili kaynaklann yeterince incelen- miş olduğundan konuya yeni boyutlar kazandırmanın mümkün ola- mayacağını kabul eder ve eserinin, konuya daha