Ekonomideki Güven Artışı
Vergi Gelirlerine Yansır Mı?
Öz
Bu çalışma, 2007:M1-2018:M8 dönemine ilişkin aylık verilerle Türkiye’de ekonomik güven endeksinin doğrudan ve dolaylı vergi gelirleri üzerinde etkili olup olmadığını ampirik olarak analiz etmektedir. Analiz sonucunda, ekonomik güven endeksi ile doğrudan ve dolaylı vergi ge-lirleri arasında uzun dönemde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. DOLS, FMOLS ve CCR yöntemlerine göre, uzun dönemde ekonomik güven endeksinde meydana gelen %1’lik bir artış dolaylı vergi gelirlerini sırasıyla %0,45, %0,42 ve %0,41, dolaysız vergi gelirlerini ise sırasıyla %0,11, %0,08 ve %0,07 oranlarında arttırmaktadır. Ayrıca, hata terimi katsayısının negatif ve istatistiki olarak anlamlı çıkması, değişkenler arasında kısa dönemde olu-şan dengesizliğin uzun dönemde ortadan kalktığını da göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Güven Endeksi, Vergi Gelirleri, Beklentiler, DOLS, FMOLS, CCR. JEL Sınıflandırması: P46,H27, H71, D84, C58.
Does The Increase in Confidence in The
Economy Reflect Tax Revenues?
Abstract
This study, empirically examines whether economic confidence index have effects on the direct and indirect tax revenues in Turkey using monthly data over th eperiod 2007:M1-2018:M8. As a result of the analysis, a long-term positive and statistically significant relationship is found be-tween economic confidence index and direct and indirect tax revenues. According to DOLS, FMOLS and CCR methods 1% increase in economic confidence index, increases indirect tax rev-enues by 0,45%, 0,42% and 0,41% respectively and increases direct tax revrev-enues by 0,11%, 0,08% and 0,07% respectively in the long-run. In addition, error term co-efficient which is negative and
Dr. Öğr. Üyesi HÜSEYİN KUTBAY
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi,
Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu [email protected]
https://orcid.org/0000-0002-8819-1846 Gönderilme Tarihi:26.12.2018
Dr. Öğr. Üyesi SELÇUK BUYRUKOĞLU
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
İİBF, Maliye Bölümü [email protected] https://orcid.org/0000-0003-4335-1575 Kabul Tarihi: 22.01.2019
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
1. GİRİŞ
Üreticilerin ve tüketicilerin, kendi finansal durum-ları hakkında sahip oldukdurum-ları iyimserlik derecesini ve bir ülkenin ekonomisinin genel durumunu ölçebilen ekonomik güven endeksinin düşük ve yüksek olmasına bağlı olarak, yapılan harcama ve yatırım miktarlarında da değişiklikler olmaktadır. Zira ekonomik güven en-deksi, mevcut ve gelecekteki beklentileri yansıttığın-dan, bu endeksin yüksek olması durumunda tüketim ve yatırım harcamalarında artışlar meydana gelmektedir. Çünkü, bu endeksin yüksek olmasına bağlı olarak tü-keticiler daha büyük harcama kalemlerine, yatırımcılar ise daha büyük yatırım kalemlerine yönelebilmektedir-ler. Ancak ekonomik güven endeksi her zaman umut edildiği şekilde yüksek olmayabilir. Bu durumda ise tü-keticilerin, reel kesimin ve sektörlerin (inşaat, hizmet ve perakende ticaret) finansal beklentileri düşük olaca-ğından bunların gerçekleştirecekleri yatırım ve har-cama miktarları azalacak olup, bu durum da devletin kamu gelirleri içerisinde büyük bir pay sahibi olan vergi gelirlerinin etkilenmesine neden olacaktır. Nite-kim, vergiler gelir, servet ve harcamalar üzerinden alın-makta olup genellikle gelir ve servet üzerinden alınan vergiler dolaysız vergileri, harcamalar üzerinden alınan vergiler ise dolaylı vergileri oluşturmaktadır. Harcama-lar üzerinden alınan dolaylı vergiler genellikle mal ve hizmetin içerisinde gizlenip mali anestezi görevi göre-rek fiyata yansıtıldığından harcamayı gerçekleştiren ki-şiler ne kadar vergi ödediğini bilememekte ve ödemesi
gereken vergiden kaçınamamaktadır. Bu yüzden do-laylı vergi gelirleri dolaysız vergi gelirlerine (bu ver-gilerde vergi kaçırma mümkündür) nazaran daha büyük bir oranda gerçekleşmektedir.
Vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergi gelirleri, do-laysız vergi gelirlerine kıyasla daha büyük bir oranda gerçekleştiği için bu çalışmada ekonomik güven en-deksi ile vergi gelirleri arasındaki ilişki incelenirken, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin öngörülerini ifade eden ekonomik güven endeksinde meydana gelecek bir artışın dolaylı vergi gelirlerini dolaysız vergi gelirlerine göre daha büyük bir oranda etkilemesi beklenmektedir.
2. EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ
Tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin davranış, değerlendirme, karar, beklenti ve eğilimleri hakkında bir bütün olarak öngörü sağla-yan ekonomik güven endeksi, gerek makroekonomik gerekse sektörel bazda öncü bir gösterge olarak kabul edilmekte olduğundan, karar alıcılar tarafın-dan dikkatle takip edilmesi gereken bir değişkendir.1
Bu endeks, tüketici güven endeksi ile mevsim etki-lerinden arındırılmış imalat sanayi (reel kesim), hiz-met, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ilişkin güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırı-larak birleştirilmesinden2oluşmakta olup ekonomik
güven endeksinde kapsanan alt kalemler ve bu ka-lemlerin ağırlıkları Tablo 1’de belirtilmiştir.
statistically significant indicates that short-term disequilibrium between the variables has re-mained in the long run.
Keywords: Confidence Index, Tax Revenues, Expectations, DOLS FMOLS, CCR. JEL Classification: P46, H27, H71, D84, C58.
1 Bahadır Dalkılıç ve Mustafa Aşkın, Gayrimenkul ve Konut Sektörüne Bakış, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., 2018, s.55.
2 Ekonomik güven endeksinin bireysel bileşenleri birleştirilirken Avrupa Komisyonu Uyumlaştırılmış İşyeri ve Tüketici Anketleri Ortak Programı tarafından kullanılan sektörel ağırlık katsayıları kullanılmaktadır.; Kemal Eyüboğlu ve Sinem Eyüboğlu, “Ekonomik Güven Endeksi İle Hisse Senedi Fiyatları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Türkiye Örneği”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 19(2), 2017, s.608.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
Tablo 1’deki bilgilere göre ekonomik güven endeksi; tüketici güven endeksinin 4 alt kaleminden, imalat sa-nayi güven endeksinin 8 alt kaleminden, hizmet sektörü güven endeksinin ve perakende ticaret güven endeksi-nin 3’er alt kalemlerinden ve inşaat sektörü güven en-deksinin 2 alt kaleminden olmak üzere toplamda 20 alt kalemden derlenen verilerden elde edilmektedir. Eko-nomik güven endeksinin belirlenmesinde, tüketici güven endeksinin %20, imalat sanayi güven endeksinin %40, hizmet sektörü güven endeksinin %30, perakende ticaret sektörü ve inşaat sektörü güven endekslerinin ise %5’er ağırlıkları dikkate alınmaktadır.
Genel ekonomik duruma ilişkin beklenti ve öngö-rüleri kapsamlı biçimde özetleyerek öncü gösterge ni-teliğini taşıyan ve birçok sektörü kapsadığından bileşik bir endeksi temsil eden ekonomik güven en-deksi; gayri safi yurt içi hâsıla, istihdam, sanayi,
üre-tim gibi yaygın kullanılan ekonomik göstergelerden daha erken bilgi sağlamakta ve mevcut ekonomik du-rumun izlenmesinin yanı sıra, ekonomideki kırılma noktaları ve potansiyel risklerin önceden görülerek tedbir alınmasını mümkün kılmak amacıyla kullanıma sunulmaktadır.3 Üretici ve tüketicilerin ekonomiye
ilişkin görüşlerini ve gelecek ile ilgili beklentilerini öğrenebilmek için kullanılan ekonomik güven endek-sinin (0 ila 200 arasında değer almaktadır) 100’ün üs-tüne çıkması ekonomik faaliyete ilişkin güvenin arttığını, 100’ün altına inmesi ekonomik faaliyete iliş-kin güvenin azaldığını, 100 olması ise güvende bir de-ğişiklik olmadığını göstermektedir.4
Ekonomik güven endeksinin bileşenlerinden tüke-tici güven endeksi; hane halklarının mali durumlarını, ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmelerini, gelecek dönem beklentileri ile yakın gelecekteki
har-3 TUİK, Ekonomik Güven Endeksinde Yapılan Ana Revizyona İlişkin Metodolojik Doküman, 2018, s.1. 4 TCMB, İktisadi Yönelim Anketi ve Reel Kesim Güven Endeksi, 2016, s.2.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
cama ve tasarruf eğilimlerini5 ayrıca yatırımcıların
piyasa ve ekonominin temelleri ile ilgili beklentilerini ve inançlarını yansıtmaktadır.6 Bu endeks, hem satın
alma gücünü hem de satın alma konusundaki isteklil-iğinin ölçümü konusunda, ekonomideki iyimserlik de-recesine dayalı olarak tüketici tutumlarına ilişkin bilgileri yansıttığından dolayı, büyük bir önem ifade etmektedir.7
Nitekim tüketicinin kendini güvende hissetmesi duru-munda, gelirini daha rahat harcayabileceğini ve geliri yetmediği durumda da kredi kullanabileceğini ifade eden bu endeks, tüketicinin kendini güvende hissetmemesi durumunda ise harcamalarını kısabileceğini ve riskli fi-nansal varlıklardan paraya geçişini, firmaların ise işçi alımlarını durdurmasını ve sermaye yatırımlarını ertele-mesini öngördüğünden piyasada işlerin dalgalanmasına ve üretimin yavaşlamasına neden olabilmektedir.8
Çünkü, ekonomik birimlerin güveni bir sosyal sermaye olarak düşünülmekte ve güven düzeyinde meydana gelen artış seviyesinin, makroekonomik faktörleri olumlu yönde etkilediği varsayılmaktadır. Bu doğrultuda da, güven düzeyindeki artış (azalma) yatırım ve talep se-viyesini artırırken (azaltırken), işsizlik sese-viyesinin de azalmasına (artmasına) neden olabilmektedir.9
Ekonomik karar birimlerinden ikincisini reel ke-simi ifade eden firmalar oluşturmakta olup bunların ekonomik güven derecelerini ölçmek için Merkez Bankası (MB)’nın düzenlediği reel kesim güven en-deksi kullanılmaktadır. Bu endeks para politikası kararları açısından, ekonomik talebin yarattığı en-flasyon baskısı konusunda güvenilir ve zamanında bilgi sağlaması açısından MB için kilit bir öneme sahiptir. Çünkü enflasyon hedeflemesi rejimlerinde, talep yönetimine dayalı para politikaları, özellikle ekonomik aktivitede yavaşlama ve genişleme dönem-lerinde iş koşullarının kabul edilebilir bilgisini ve doğru tahminlerini gerektirmektedir.10Ekonomik
bi-rimlerin üst düzey yöneticilerinin genel ekonomi ve sektörel temelde, yakın geçmiş ve geleceğe yönelik eğilim ve beklentilerini saptamak amacıyla hazırlan-mış bir anket çalışmasıyla ölçülebilen reel kesim güven endeksi, toplam sipariş miktarının ve mamul mal stok miktarının mevcut durumu, üretim hacminin, toplam istihdamın ve toplam ihracat miktarının gele-cek üç ay içindeki durumu, toplam sipariş miktarının son üç ay içindeki durumu, sabit sermaye harcaması ve genel gidişatı kapsayan alt endekslerden oluşmakta olup ekonominin genel eğilimini göstermesi bakımın-dan önemli bir endekstir.11
Genel güven endeksleri dışında hem hükümetin hem de özel sektörün karar mercilerine, performans-larını kontrol etmelerinde ve eylemlerini planlamada yardımcı olmak için kullanılan sektörel güven en-deksleri de ilgili sektörlerin analizi açısından incelen-mesi gereken öncü göstergeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü bu endeksler, gelecek döneme ait ilgili sektör beklentileri konusunda bilgi vermekte-dir.12TÜİK tarafından yayınlanan sektörel güven
en-deksleri, gelecek döneme ait ilgili sektör beklentileri konusunda bilgi vermekte olup perakende ticaret, hiz-met ve inşaat sektörlerini kapsayacak biçimde hazır-lanmaktadır. Bu sektörlerden hizmet sektörü, güven endeksinin oluşturulmasında son 3 aylık dönemdeki iş durumu ve hizmetlere olan talep durumu ile gelecek 3 aylık dönemdeki hizmetlere olan talep beklentisi alt endeksleri dikkate alınmakta iken perakende ticaret sektörü güven endeksinin oluşturulmasında mevcut mal stok seviyesi, son 3 aylık dönemdeki iş hacmi ile gelecek 3 aylık dönemdeki iş hacmi değerlendiril-mektedir. İnşaat sektörü güven endeksinin belirlen-mesinde ise alınan kayıtlı siparişlerin mevcut durumu ile gelecek 3 aylık dönemdeki toplam çalışan sayısı beklentisi dikkate alınmaktadır.
5 Hayrettin Usul, Engin Küçüksille ve Sadık Karaoğlan. “Güven Endekslerindeki Değişimlerin Hisse Senedi Piyasalarına Etkileri: Borsa İstanbul Örneği”, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 22(3), 2017, s.686.
6 Kamini Solanki ve Yudhvir Seetharam. “Is Consumer Confidence an Indicator of JSE Performance?”, VizjaPress&IT, 8(3), 2014, s.258.
7 Sadullah Çelik, Erhan Aslanoğlu ve Pınar Deniz. “TheRelationshipbetween Consumer Confidenceand Financial Market: Variables in TurkeyDuringthe Global Crisis”, 30th Annual Meeting of TheMiddle East Economic Association, 134, 2010.
8 Bas Van Aarle ve Marcus Kappler. “Economic Sentiment Shocks and Fluctuations in Economic Activity in he Euro Area and The USA”, Intereconomics, 47(1), 2012, s.44.
9 Fukuyama, Francis. Trust: The Social Virtues And The Creation Of Prosperity, Free Press Paperbacks, New York, 1998. 10 Arif Özsağır, “Ekonomide Güven Faktörü”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 6(20), 2007, s.56.
11 TUİK, 2018.
12 Bahadır Dalkılıç ve Mustafa Aşkın,s.56.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
3. GÜVEN ENDEKSİ İLE VERGİ GELİR-LERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ
Üretici ve tüketici kesimin, geleceğe yönelik bek-lentilerinin iyimser ya da kötümser olması farklı eko-nomik sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Nitekim bu endekse göre güvenin iyimser yönde olması, üretici ve tüketiciyi daha çok harcamaya teşvik ederken, kötüm-ser yönde olması ise üretici ve tüketicinin harcamala-rının kısılmasını ve daha fazla ihtiyatlı olmalarını zorunlu kılmaktadır. Bu durum ise bireylerin harcama performansını, firmaların ise finansal performanslarını etkileyerek daha az harcama ve yatırım yapılmasını ve daha fazla tasarrufa yönelinmesini tetikleyecek olup13
neticede gerçek ve tüzel kişilerin gelir ve harcamaları üzerinden alınan vergilerin de azalmasına neden ola-caktır. Çünkü vergiler gelir, servet ve harcamalar üze-rinden alınmakta olduğundan, tüketim harcamalarında ve yatırım harcamalarında meydana gelecek azalmalar bunlar üzerinden alınan vergilerde de düşüşler olma-sına neden olacaktır.
Ekonomik güven endeksi, tüketici, reel kesim, hiz-met, perakende ticaret ve inşaat sektörünün güvenini ölçtüğünden bir ülkedeki ekonomik gelişmeler için çok önemli bir faktördür. Çünkü araştırmalar, ekono-miye olan güven düşük olduğunda toplumdaki tüketi-cilerin satın almalarının %75’inin bir yıl veya daha uzun bir süre zorluk çekmeden ertelenebileceğini gös-termiş olup bu, ağır ekonomik sonuçlara yol açabil-mektedir.14Nitekim ekonomide güven konusu gelecek
olaylarla ilgili, mevcut bilgilere dayalı tahminleri içe-ren beklentilerle çok yakından ilişkili olup eğer bek-lentilerde kötümserlik hâkimse talep daralacak, yatırımlar ve istihdam azalacak, işsizlik artacak ve her-hangi bir harcama veya benzeri bir yatırım yapılmak-sızın paranın hareketsiz kılınmasını ifade eden gömülemeyi özendirerek bunalımın şiddetini artıra-caktır.15 Bütün bunlar dikkate alındığında, üzerine
vergi borcu terettüp eden gerçek ve tüzel kişilerin ya-tırım ve harcamalarında azalma meydana
geleceğin-den, doğrudan ve dolaylı vergi gelirlerinde de düşüş-lerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Ancak beklen-tilerde iyimserlik hâkimse ekonomik canlanma ve refah, genişleyici yönde gerçekleşecek olup bu da vergi gelirlerinin artmasına katkı sağlayacaktır.
Tüketiciler, üreticiler, tasarruf ve emek sahipleri davranışlarını beklentilere göre ayarlamakta ve belli iktisadi kararları (harcama, yatırım, tasarruf vb.) alır-ken daima geleceğe ait öngörülerine göre hareket et-mektedirler. Çünkü gelecek döneme ilişkin güven ve beklenti hisleri, ilişkili oldukları dönemde yapılacak olan harcamalar ve ekonomik faaliyetler için önemli veriler sunmaktadır.16Bu yüzden iktisadi karar
birim-lerinin geleceğe yönelik beklentilerinde ve öngörüle-rinde ortaya çıkan bir belirsizlik süreci, tüketicilerin tüketim ve harcama, firmaların ise üretim ve yatırım-ları ile ilgili kararyatırım-larını değiştirmelerine neden oldu-ğundan, tüketim harcamalarında ve üretimde ortaya çıkan dalgalanmalar çıktı, istihdam ve işsizlik gibi de-ğişkenleri de etkileyerek17doğrudan ve dolaylı vergi
gelirlerinin dalgalanmasında etkili olmaktadır. Nite-kim istikrarsızlığın ve güvensizliğin var olduğu du-rumda, tüketiciler ve yatırımcılar daha temkinli davrandığından harcama ve yatırımlarını azaltarak ekonomik büyümeyi buna bağlı olarak da vergi gelir-lerini olumsuz yönde etkilemektedir.18Diğer yandan
güvensizliğin ve belirsizliğin ortadan kalktığı durum-larda tüketiciler harcamalarını arttırmakta olduğundan harcamalar üzerinden alınan dolaylı vergi gelirlerinde, yatırımlarda ve buna bağlı olarak da istihdam oranla-rında artış görülecek olup doğrudan vergi gelirlerinde de artış görülecektir. Nitekim, Putnam (2000) çalışma-sında, ekonomideki canlılığın ve hükümetin perfor-mansını devam ettiren sosyal sermayenin kaynağının güven olduğunu ve güven ile sosyal iletişim ağlarının geliştiği yerlerde bireylerin, şirketlerin ve hatta millet-lerin zenginleşeceğini belirtmektedir.19Bireylerin ve
şirketlerin zenginleşmesi durumunda ise doğrudan ve dolaylı vergi gelirlerinin artması beklenmektedir.
13 Serkan Olgaç ve Fatih Temizel, “Yatırımcı Duyarlılığı Hisse Senedi Getirileri İlişkisi: Türkiye Örneği”, TİSK Akademi, 3(6), 2008, s.226.
14 Kloet, N.L. “The Relationship Between Consumer Confidence and The Stock Market in The European Union”, (Master Thesis), Erasmus University Rotterdam, 2013, s.4.
15 Arif Özsağır, s.53.
16 ShiuShengChen, “Lack of Consumer Confidence and Stock Returns”, Journal of Empirical Finance, 18(2), 2011.
17 İbrahim Arısoy, “Türkiye Ekonomisinde İktisadi Güven Endeksleri ve Seçilmiş Makro Değişkeler Arasındaki İlişkilerin VAR Ana-lizi”, Maliye Dergisi, 162, 2012, S.305.
18 Ünzüle Kurt, “İstikrar ve Güvenin Tüketici Kredileri Üzerindeki Etkisi: Türkiye İçin Zaman Serisi Analizi”, Yönetim Bilimleri Dergisi, 16(32), 2018, s.365.
19 Robert Putnam, Bowling Alone: The Collapse And Revival of American Community, New York: Simon&Schuster, 2000, 319.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
4. LİTERATÜR TARAMASI
Bu araştırmanın amacı, ekonomik güven endeksi ile doğrudan ve dolaylı vergi gelirleri arasındaki iliş-kiyi incelemektir. Araştırmada, ekonomik güven en-deksinin vergi gelirleri üzerindeki etkisi inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bağlamda bu bölümde, ekonomik güven endeksinin vergi gelirlerini etkileye-bilecek unsurlar üzerindeki etkisi ele alınmış, konuya ilişkin olarak yapılan çalışmalar aşağıda özetlenmiştir. Bu çalışmanın ise, incelenen konu yönüyle literatüre bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Utaka (2003), tüketici güveninin Japonya’daki reel ekonomi üzerinde bir etkisi olup olmadığını analiz et-miştir. VAR analizinin kullanıldığı çalışmada, üç aylık ve aylık verilerde tüketici güveninin GSYH dalgalan-maları üzerinde önemli bir etkisi olduğu, altı aylık ve-rilerde ise etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle, tüketici güveninin sadece kısa vadeli eko-nomik dalgalanmalar üzerinde etkisi vardır.20
Çelik (2010), tüketici güven endeksinin Türkiye ekonomisindeki yerini incelemiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda tüketici güvenindeki hareketlerin, döviz kurlarında, borsa endeksinde ve imalat sanayi endeksinde meydana gelen değişikliklere bağlı olduğu görülmüştür.21
Topuz (2011), Türkiye’de tüketici güveni ve hisse senedi fiyatları arasındaki nedensellik ilişkisini ele al-mıştır. Tüketici güven endeksi ve İMKB-100 endeksi arasındaki nedensellik ilişkisi 2004:01-2009:01 dö-nemlerini kapsayacak şekilde Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. Farklı gecikme uzunlukları dikkate alınarak yapılan testler sonucunda hisse senetlerinden tüketici güvenine doğru tek yönlü bir nedensellik ol-duğu belirlenmiştir.22
Arısoy (2012), 2005:1-2012:1 dönemine ilişkin aylık verilerle Türkiye’de tüketici ve reel kesim güven endeksinin reel ekonomi üzerinde etkili olup olmadı-ğını ele almıştır. Elde edilen bulgular, tüketici güven endeksinin tüketim harcamalarındaki gelişmeleri; reel kesim güven endeksinin ise sanayi üretimindeki ve borsa endeksindeki gelişmeleri etkilediğini göstermek-tedir.23Kuzmanović ve Sanfey (2012), Hırvatistan’da
tüketici güven endeksi ile reel ekonomik değişkenler (endüstriyel üretim, perakende ticaret cirosu, ithalat, ihracat, işsizlik, beklenen alımlar, beklenen işsizlik) arasındaki ilişkiyi aylık veriler kullanarak incelemiş-lerdir. Sonuç olarak, Hırvatistan’da tüketici güven en-deksinin perakende ticaret cirosu için öngörü gücü olduğu ve bunun da GSYİH hareketleri ve ithalatlarla yakından ilişkili olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Ay-rıca çalışma sonucunda, tüketici güven endeksinin diğer ekonomik değişkenler üzerinde de etkili olduğu görülmüştür.24
İbicioğlu vd. (2013), 2003:12-2011:12 dönemine ait aylık verileri kullanarak VAR analizi yardımıyla, Türkiye’de tüketici güven endeksi ile döviz kuru ara-sındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Sonuç olarak her iki değişken arasında hem kısa vadede hem de uzun va-dede ilişki olduğu bulunmuştur.25
Mermer (2014), 2004:1-2012:12 döneminde Tür-kiye’de BİST 100 Endeksi ile TCMB-TÜİK Tüketici Güven Endeksi arasındaki ilişkiyi aylık veriler kulla-nılarak zaman serisi analizleriyle incelemiştir. Sonuç olarak kısa dönemde Tüketici Güven Endeksi ile BİST Endeksleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki ve bu ilişkinin yönünün tek taraflı olarak BİST Endekslerinden Tüketici Güven Endekslerine doğru olduğunu saptamıştır.26
20 Atsuo Utaka, “Confidence andThe Real Economy – The Japanese Case”, Applied Economics, 35(3), 2003.
21 Sadullah Çelik, “An Unconventional Analysis of Consumer Confidence Index forTheTurkish Economy”, International Journal of Economics and Finance Studies, 2(1), 2010.
22 Yavuz Volkan Topuz, “Tüketici Güveni ve Hisse Senedi Fiyatları Arasındaki Nedensellik İlişkisi: Türkiye Örneği”, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 7(1), 2011.
23 İbrahim Arısoy, 2012.
24 Marija Kuzmanović ve Peter Sanfey, “Can Consumer Confidence Data Predict Real Variables? Evidence from Croatia”, Croatian Economic Survey, 15(1), 2012.
25 Mustafa İbicioğlu, Ayhan Kapusuzoğlu ve Mehmet Baha Karan, “Empirical Analysis of the Relationship between Consumer Con-fidence Index and Exchange Rate in Turkey”, Journal of Business Research, 5(1), 2013.
26 İrem Mermer, “Tüketici Güven Endeksi ve Hisse Senedi Getirileri İlişkisi: BİST Üzerine Bir Uygulama” (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı, Ankara, 2014.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
Beşel ve Yardımcıoğlu (2016), 2005:01 - 2014:10 dönemi itibarıyla aylık veriler ile tüketici güven en-deksi, döviz kuru, petrol fiyatları ve işsizlik arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Yapılan nedensellik analizi so-nucunda, tüketici güven endeksi sadece döviz kurun-daki değişmeler tarafından açıklanabilmekte; işsizlik ise döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki değişmeler ta-rafından açıklanabilmektedir.27 Islam ve Mumtaz
(2016), Avrupa ülkelerinden; Birleşik Krallık, Al-manya, Fransa, Danimarka ve Hollanda’da ekonomik güven endeksi ile ekonomik büyüme arasındaki iliş-kiyi 1996(1)- 2012(4) dönemini kapsayacak şekilde panel eş-bütünleşme analizi ile ele almışlardır. Ampi-rik sonuçlar, tüketici güveni ve ekonomik büyüme arasındaki uzun vadeli ilişkinin varlığını göstermek-tedir.28
Eyüboğlu ve Eyüboğlu (2017), Ocak 2012-Ekim 2016 dönemini ele alarak ekonomik güven endeksi ile hisse senedi endeksleri arasında uzun dönemli bir ilişki olup olmadığını aylık veriler kullanarak test et-mişlerdir. Elde edilen bulgular, ekonomik güven en-deksi ile hisse senedi endeksleri arasında uzun dönemli bir ilişki olduğunu göstermiştir.29Mazurek ve
Mielcová (2017), 1960-2015 yılları arasındaki yıllık verileri kullanarak ABD’de tüketici güven endeksi ile ekonomik büyüme (GSYH) arasındaki ilişkiyi test et-mişlerdir. Elde edilen sonuçlar ekonomik güven en-deksinin ABD’de ekonomik büyümeyi etkileyen bir gösterge olduğunu göstermektedir.30
Vurur ve Diler (2018), çalışmalarında Tüketici Güven ve Reel Kesim Güven endekslerinin Türki-ye’de hisse senedi piyasasının getirilerini nasıl etkile-diğini tespit etmeyi amaçlamışlardır. Belirtilen değişkenler arasındaki ilişki, 2012(1)-2017(8) dönemi aylık verileri kullanılarak zaman serisi analizleriyle test edilmiş ve Türkiye’de BİST 100 getiri endeksi, reel kesim güven endeksini etkilemektedir sonucuna ulaşmışlardır.31
5. AMPİRİK ANALİZ 5.1. Veri Seti ve Model
Bu çalışmada, ekonomik güven endeksinin doğru-dan ve dolaylı vergi gelirleri üzerindeki etkisi 2007: M1-2018:M8 dönemi aylık verileri kullanılarak iki farklı model ile tahmin edilmiştir. Bağımlı değişken olarak birinci modelde doğrudan vergi gelirleri, ikinci modelde ise dolaylı vergi gelirleri, açıklayıcı değişken olarak ise her iki modelde de ekonomik güven endeksi kullanılmıştır. Mevsimsellik içeren serilerin analizinin hatalı sonuçlar doğuruyor olması nedeniyle seriler TRAMO/SEATS yöntemiyle mevsim etkilerinden arındırılmıştır. Doğrudan ve dolaylı vergi gelirleri ve-rileri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Elektronik Veri Dağıtım Sistemi’nden (EVDS), eko-nomik güven endeksi verileri ise Türkiye İstatistik Ku-rumu (TÜİK)’dan alınmıştır. Dolaysız vergi gelirleri serisi (DSZ), dolaylı vergi gelirleri serisi (DLY) ve ekonomik güven endeksi serisi (EGE) ile gösterilmiş, çalışmada serilerin logaritması alınmış olup çalışılacak modeller aşağıda belirtilmiştir.
Analiz sonucunda beklentimiz; Türkiye’de doğru-dan ve dolaylı vergi gelirleri ile ekonomik güven en-deksi arasında pozitif bir ilişkinin olduğu, ekonomik güven endeksinin vergi gelirleri üzerinde artırıcı etkide bulunduğu doğrultusundadır.
5.2.Yöntem
Çalışmanın ilk aşamasında serilerin durağanlıkları, AugmentedDickey Fuller-ADF (1981), PhilipsPerron-PP (1988) ve Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin-KPSS (1992) birim kök testiyle araştırılmıştır. İkinci aşamada, seriler arasındaki nedensellik ilişkisi Gran-ger (1969) nedensellik testiyle incelenmiştir. Üçüncü
27 Furkan Beşel ve Fatih Yardımcıoğlu, “Tüketici Güven Endeksi ile Makro Değişkenler Arasındaki İlişki”, ICPESS 2016 Proceedings Book, 2016.
28 Tanweer Ul Islam ve Muhammad Naeem Mumtaz, “Consumer Confidence Index and Economic Growth: An Empirical Analysis of EU Countries”, EuroEconomica, 2(35), 2016.
29 Kemal Eyüboğlu ve Sinem Eyüboğlu, 2017.
30 Jiří Mazureki ve Elena Mielcová, “Is Consumer Confidence Index a Suitable Predictor of Future Economic Growth? An Evidence from The USA”, Ekonomie, 2, XX, 2017.
31 Serap Vurur ve Huriye Gonca Diler, “Türkiye Ekonomisinde Güven-Hisse Senedi Getiri İlişkisi”, İşletme Araştırmaları Dergisi, 10(1), 2018.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
aşamada, seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin var-lığı, Engle-Granger (1987) testiyle sınanmıştır. Son olarak ise, uzun ve kısa dönem analizlerinde kullanılan modeller DOLS, FMOLS ve CCR yöntemleriyle tah-min edilerek çalışma sonlandırılmıştır.
5.3. Birim Kök Testi
Durağan olmayan serilerle yapılan analizlerde, reg-resyon sonuçları gerçekçi olmadığı gibi bu serilerle yapılan analizlerde sahte regresyon problemi de ortaya çıkabilmekte ve bu nedenle değişkenler arasındaki ilişki gerçek anlamda yansıtılamamaktadır.32Çünkü
yapılan analiz neticesinde t ve F test istatistikleri ile R2değerleri gerçek değerini kaybeder ve bu değerler
olması gerekenden yüksek çıkarlar. Netice olarak de-ğişkenler arasında anlamlı bir ilişki yoksa bile anlamlı bir ilişki varmış gibi görüneceğinden zaman serileri ile çalışırken, öncelikle serilerin durağanlığının test edilmesi gerekmekte olup33 çalışmada ADF, PP ve
KPSS birim kök testleri yapılmış ve sonuçlar Tablo 2’de gösterilmiştir. ADF ve PP birim kök testine ilişkin boş ve alternatif hipotezler; H0: Seri durağan değildir (birim kök içermektedir), H1: Seri durağandır (birim kök içermemektedir) şeklinde oluşturulmakta olup KPSS testine ilişkin boş ve alternatif hipotezler ise bu testlerin tersi şeklinde oluşturulmaktadır.
Tablo 2’de yer alan ADF, PP ve KPSS test sonuç-larına göre, değişkenler düzey değerlerinde durağan olmayıp birinci farkları alındığında durağan hale gel-diği görülmektedir. Yani; ADF ve PP serilerin birinci
farkları alındığında H0: birim kök vardır, hipotezi red edilerek serilerin birinci farklarında durağan hale gel-diğini öne süren H1:birim kök yoktur hipotezi kabul edilmektedir (KPSS testi için ise tersi geçerlidir). Bu durumda serilerin I(1) oldukları görülmektedir. Mode-lin durağanlığı veya istikrarlığı katsayı matrisinin öz-değerlerine de bağlı olup Şekil 1’de, değişkenlerin belirtilen uygun gecikme düzeyinde istikrarlı olup ol-madığını ölçmek için ters kökler birim çemberi de gös-terilmektedir.
32 Clive William John Granger ve Paul Newbold, “Spurious regressions in Econometrics”, Journal of Econometrics, No: 2, 1974, s.111.
33 Harun Terzi, “Türkiye’de Enflasyon ve Ekonomik Büyüme İlişkisi (1924-2002)”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fa-kültesi Dergisi, Sayı: 3, 2004, s.65.
Tablo 2: Birim Kök Test Sonuçları
Şekil 1: Ters Kökler Birim Çemberi
Not: ADF ve KPSS testlerinde gecikme uzunluğu,
Akaika Bilgi Kriteri; PP testinde ise Newey-West Band-widthkriteri dikkate alınarak belirlenmiştir. ∆ birinci dere-den farkı, * ise %1 anlamlılık düzeyini ifade etmektedir.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
5.4. Granger Nedensellik Testi
Granger (1969) seriler arasındaki nedenselliği be-lirlemek için zaman serisi veri tabanlı bir yaklaşım önermiş olup X, Y’nin tahmin edilmesinde faydalı/ kullanışlı ise Y’nin bir sebebidir diye belirtmiştir. Bu çerçevede faydalı ibaresi, X’in tahminine Y’nin yal-nızca geçmiş değerlerinin eklenmesi neticesinde X’in öngörü performansı artırıyorsa Y, X’in bir nedenidir anlamına gelmektedir.34Ancak, Granger nedensellik
testinde çözümün karşılıklı olması veya alternatif ola-rak bu iki değişkenin nedensel olaola-rak ilişkili olmaması ihtimali de vardır.35Nedensellik testinde sadece
ne-denselliğin yönü belirlenmekte, değişkenlerin birbiri-lerini (+) veya (-) yönde etkilediği belirlenmemekte olup, çalışmada ele alınan değişkenler arasındaki Granger nedensellik testinin tahmini denklem (3) ve (4) yardımıyla gerçekleştirilmektedir36;
İki seri arasındaki nedensellik ilişkisinin belirlen-mesi için oluşturulan boş ve alternatif hipotezler den-klem (5) ve (6)’da,elde edilen sonuçlar ise Tablo 3’de belirtilmiştir.
Tablo 3’deki test sonuçlarına göre H0 hipotezi %1 ve %10 anlamlılık düzeyinde reddedilerek ekonomik güven endeksi, dolaylı ve dolaysız vergi gelirlerinin bir nedeni olarak değerlendirilmiştir. Test sonuçları
baz alındığında seriler arasındaki nedensellik ilişkisi-nin yönü Şekil 2’de gösterilmiştir.
Şekil 2: Seriler Arasındaki Nedensellik İlişkisinin Yönü
Şekil 2’ye göre seriler arasında tek yönlü bir nedsellik ilişkisi mevcut olup bu ilişki ekonomik güven en-deksinden dolaylı ve dolaysız vergilere yöneliktir.
5.5. Engle –Granger Eşbütünleşme Testi
Çalışmada seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi, Engle-Granger (1987) eşbütünleşme sınaması kullanı-larak araştırılmıştır. İki aşamadan oluşan bu eşbütün-leşme testinin birinci aşamasında dolaylı ve dolaysız vergi gelirlerinin bağımlı, ekonomik güven endeksinin ise bağımsız değişken olarak yeraldığı modeller (Model 1 ve 2) en küçük kareler yöntemiyle tahmin edilerek her bir modele ait hata terimleri elde edilmiş-tir. Eşbütünleşme testinin ikinci aşamasında ise (1) ve (2) nolu denklemlerin tahmininden elde edilen hata te-rimlerine (ut ve vt) ADF testi uygulanmış ve elde edi-len test istatistiği Engle-Granger tablo kritik değeri ile karşılaştırılarak37eşbütünleşme ilişkisinin var olup
ol-madığına karar verilmiş olup Engle-Granger eşbütün-leşme testi sonuçları Tablo 4’de sunulmuştur.
34 Pasquale Foresti, “Testin for Granger Causality Between Stock Pricesand Economic Growth”, Munich Personal RePEc Archive, No. 2962, 2006, s.3.
35 Jan Michalec, “Forecasting Capability of the GDP Components: Granger Causality Approach”, (Bachelor Thesis), Charles Uni-versity, Institute of Economic Studies, Prag, 2016, s.3.
36 Clive William John Granger, “Investigating Causal Relations by Econometric Models and Cross-Spectral Methods”, Econometrica,Vol: 37, No: 3, 1969, s.431.
37 Robert Engle ve Clive William John Granger, “Co-Integration and Error Correction: Representation, Estimation, and Testing” Eco-nometrica, 55(2), 1987, s.269.
Tablo 3: Granger Nedensellik Test Sonuçları
Not: p; gecikme uzunluğunu * ve *** sırasıyla %1 ve %10
an-lamlılık düzeyini ifade etmektedir. Optimum gecikme uzunluğu FPE, AIC, SC ve HQ kriterleri baz alınarak 2 ve LR, FPE ve AIC
kriterleri baz alınarak 8 olarak belirlenmiştir.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
Hesaplanan test istatistikleri, mutlak değer olarak, tablodaki kritik değerlerden büyük olduğunda, seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığına karar ve-rilmektedir. Buna göre, hesaplanan ADF değerinin %5 ve CRDW değerinin ise %1 anlamlılık düzeyinde Engle - Granger (1987) makalesinde yer alan kritik de-ğerlerden büyük olması analiz edilen değişkenlerin eş-bütünleşik olduğu anlamına gelmektedir. Yani, bu şekilde yapılacak analiz sahte regresyon sorunu içer-meyecek olup uzun dönem katsayıları güvenilir ola-caktır.
5.6. Uzun ve Kısa Dönem Analizi
Değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi belir-lendikten sonra bu değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerinin boyutları önem kazanmaktadır. Bu maksatla dolaylı ve dolaysız vergi gelirleri bağımlı değişkenleri
ile ekonomik güven endeksi bağımsız değişkeni arasın-daki ilişkinin ortaya çıkarılması için uzun ve kısa dönem tahmini yapılmıştır. Tahmin sürecinde üç tek denklemli eşbütünleşme yöntemleri kullanılarak analize devam edilmiştir. Bu bağlamda Stock ve Watson (1993) tara-fından geliştirilen ve bağımsız değişkenin gecikme ile öncüllerini eşbütünleşme denklemine ekleyen Dynamic Ordinary Least Squares - DOLS yöntemi38ile
eşbütün-leşik vektörler arasındaki otokorelasyonu düzeltmek ve içsellik problemini gidermek için yarıparametrik bir dü-zeltme yöntemi kullanan Phillips ve Hansen (1990) tarafından geliştirilen Fully Modified Least Squares -FMOLS ve Park (1992) tarafından geliştirilen Canoni-cal Coentegrating Regression – CCR tahmincileri39
kul-lanılmış ve bu yöntemlerden elde edilen sonuçlar Tablo 5’de verilmiştir.
38 Ramiaar Refaei ve Sameti Morteza, “Official Development Assistance and Economic Growth in Iran”, International Journal of Management, Accounting and Economics, 2(2), 2015.
39 Qunyong Wang ve Na Wu, “Long-Run Covariance and Its Applications in Cointegration Regression”, The Stata Journal, 12(3), 2012,s.533.
Tablo 4: Engle-Granger Eşbütünleşme Test Sonuçları
Tablo 5: Uzun ve Kısa Dönem Analiz Sonuçları
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
Bağımsız değişken ile hata terimi arasındaki; içsel-lik sorunundan kaynaklanan sapmaların giderilme-sinde, ardışık bağıntı ve içsellik sorunundan kaynaklanan sapmaların giderilmesinde ve geleneksel EKK yönteminden kaynaklanan sapmaları yok etmede sırasıyla etkin bir tahminci olan DOLS, FMOLS ve CCR yöntemlerinin (Nazlıoğlu, 2010: 99) sonuçlarına göre, ekonomik güven endeksi ile vergi gelirleri de-ğişkenleri arasında uzun dönemde pozitif bir ilişki var-dır. Buna göre, DOLS, FMOLS ve CCR sonuçlarına göre, Türkiye’nin ekonomik güven endeksindeki %1’lik artış dolaylı vergi gelirlerini sırasıyla %0,45, %0,42 ve %0,41 oranında artırmaktadır. Dolaysız vergi gelirlerini ise sırasıyla %0,11, %0,08 ve %0,07 oranında artırmaktadır. Dolayısıyla, ekonomideki güven artışı vergi gelirlerine de yansımaktadır. Eko-nomik güven endeksinin dolaylı vergi gelirlerindeki etkisinin dolaysız vergi gelirlerine kıyasla büyük ol-ması, toplam vergi gelirlerinin %70’den fazlasının do-laylı vergi gelirlerinden meydana gelmesinden kaynaklandığı söylenebilir.
Kısa dönem analizi, hata düzeltme modeli çerçe-vesinde, farkı alınmış seriler ve uzun dönem analizin-den elde edilen hata terimi serisinin bir dönem gecikmeli değeri (ECTt-1) kullanılarak yine DOLS, FMOLS ve CCR yöntemleri kullanılarak tahmin edil-miştir. Tablodaki sonuçlara bakıldığında, hata dü-zeltme teriminin katsayısı bütün tahmincilerde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı olup bu durum, uzun nemde birlikte hareket eden seriler arasında kısa dö-nemde meydana gelen sapmaların ortadan kalktığını ifade etmektedir.
6. SONUÇ
Bu çalışmada, tüketici ve reel kesim güven endeks-leri ile perakende ticaret, hizmet ve inşaat sektörendeks-leri güven endekslerinin bir bileşimini oluşturan ekonomik güven endeksi ile doğrudan ve dolaylı vergi gelirleri arasındaki ilişki incelenmiş olup ekonomik güven en-deksinden vergi gelirlerine doğru tek yönlü bir neden-sellik ilişkisi bulunmuştur. Yapılan uzun dönem analizinde ise DOLS, FMOLS ve CCR yöntemleri kullanılmış olup ekonomik güven endeksindeki %1’lik artışın dolaylı vergi gelirlerini sırasıyla %0,45, %0,42 ve %0,41 oranında, dolaysız vergi gelirlerini ise sırasıyla %0,11, %0,08 ve %0,07 oranında artırdığı neticesi elde edilmiştir. Kısa dönem katsayıları da yine DOLS, FMOLS ve CCR yöntemleri ile tahmin edilmiş ve modellerin hata düzeltme mekanizmalarının çalış-tığı belirlenmiştir. Üretici ve tüketicilerin harcamala-rında ekonomiye duyulan güvenin etkili olduğu ve
güven endeksinin yüksek olması durumunda yapılan harcama, yatırım, istihdam, GSYH, vb. değişkenlerin boyutlarının değişebildiği farklı çalışmalarda belirtil-miştir. Bu çalışmada ise yapılan harcama, yatırım, işe alım GSYH, vb. değişkenlerin neticesinde boyutunda değişiklik meydana gelen gelir ve harcama üzerinden alınan vergilerin de arttığı belirlenmiştir. Nitekim güven endeksinin yüksekliği, bireylerin ve yatırımcı-ların tasarruftan ziyade daha fazla harcama yapmasını tetikleyecek olup bu tetikleme vergiyi doğuran olaya sebebiyet verecek ve vergi gelirlerinde bir artış sağla-yacaktır. Tersi durum, yani güven endeksinin düşük olması durumu ise bireyler ve yatırımcılarda ihtiyatlı olma duygusunu ortaya çıkaracak olup bu duygu ile tüketiciler ve yatırımcılar harcamadan ziyade tasarrufa yönelecektir. Bu durumda güven duyulan zamana göre daha az harcama yapılacağından ve gelir elde edilece-ğinden bu unsurlar üzerinden alınan vergilerde de güven endeksinin yüksek olduğu duruma nazaran bir azalma olacaktır.
KAYNAKÇA
- Arısoy, İbrahim. “Türkiye Ekonomisinde İktisadi Güven Endeksleri ve Seçilmiş Makro Değişkeler Ara-sındaki İlişkilerin VAR Analizi”, Maliye Dergisi, 162, 2012, 304-315.
- Beşel, Furkan ve Yardımcıoğlu, Fatih. “Tüketici Güven Endeksi ile Makro Değişkenler Arasındaki İlişki”, ICPESS 2016 Proceedings Book, 2016, 475-487.
- Chen, Shiu Sheng. “Lack of Consumer Confi-dence and Stock Returns”, Journal of Empirical
Fi-nance, 18(2), 2011, 225-236.
- Çelik, Sadullah. “An Unconventional Analysis of Consumer Confidence Index for The Turkish Eco-nomy”, International Journal of Economicsand
Fi-nance Studies, 2(1), 2010, 121-129.
- Çelik, Sadullah, Aslanoğlu, Erhan ve Deniz, Pınar. “The Relationship between Consumer Confi-dence and Financial Market: Variables in Turkey Du-ring the Global Crisis”, 30th Annual Meeting of The
Middle East Economic Association, 134, 2010, 1-17.
- Dalkılıç, Bahadır ve Aşkın, Mustafa.
Gayrimen-kul ve Konut Sektörüne Bakış, Emlak Konut
Gayri-menkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., 2018.
- Engle, Robert ve Granger, Clive William John. “Co-Integration and Error Correction: Representation, Estimation, and Testing” Econometrica, 55(2), 1987, 251-276.
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
- Eyüboğlu, Kemal ve Eyüboğlu, Sinem. “Ekono-mik Güven Endeksi İle Hisse Senedi Fiyatları Arasın-daki İlişkinin İncelenmesi: Türkiye Örneği”, Gazi
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 19(2), 2017, 603-614.
- Foresti, Pasquale. “Testing for Granger Causality Between Stock Pricesand Economic Growth”,
Mu-nich Personal RePEc Archive, No. 2962, 2006, 1-10.
- Fukuyama, Francis. Trust: The Social Virtues
And The Creation Of Prosperity, Free Press
Paper-backs, New York, 1998.
- Granger, Clive William John ve Newbold, Paul. “Spurious regressions in Econometrics”, Journal of
Econometrics, No: 2, 1974, 111- 120.
- Granger, Clive William John. “Investigating Cau-sal Relations by Econometric Models and Cross-Spectral Methods”, Econometrica,Vol: 37, No: 3, 1969, 424-438.
- Islam, Tanweer Ul ve Mumtaz, Muhammad Naeem. “Consumer Confidence Index and Economic Growth: An Empirical Analysis of EU Countries”,
Eu-roEconomica, 2(35), 2016, 17-22.
- İbicioğlu, Mustafa, Kapusuzoğlu, Ayhan, ve Karan, Mehmet Baha. “Empirical Analysis of the Re-lationship between Consumer Confidence Index and Exchange Rate in Turkey”, Journal of Business
Re-search, 5(1), 2013, 5-16.
- Kloet, N.L.“The Relationship Between Consumer Confidence and The Stock Market in The European Union”, (Master Thesis), Erasmus University Rotter-dam, 2013.
- Kurt, Ünzüle. “İstikrar ve Güvenin Tüketici Kre-dileri Üzerindeki Etkisi: Türkiye İçin Zaman Serisi Analizi”, Yönetim Bilimleri Dergisi, 16(32), 2018, 365-378.
- Kuzmanović, Marija ve Sanfey, Peter. “Can Con-sumer Confidence Data Predict Real Variables? Evi-dence from Croatia”, Croatian Economic Survey, 15(1), 2012, 5-24.
- Mazureki Jiří ve Mielcová, Elena. “Is Consumer Confidence Index a Suitable Predictor of Future Eco-nomic Growth? An Evidence fromThe USA”,
Ekono-mie, 2, XX, 2017, 30-45.
- Mermer, İrem. “Tüketici Güven Endeksi ve Hisse Senedi Getirileri İlişkisi: BİST Üzerine Bir Uygu-lama” (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabi-lim Dalı, Ankara, 2014.
- Michalec, Jan. “Forecasting Capability of the GDP Components: Granger Causality Approach”, (Bachelor Thesis), Charles University, Institute of Economic Studies, Prag, 2016.
- Nazlıoğlu, Şaban.“Makro İktisat Politikalarının Tarım Sektörü Üzerindeki Etkileri: Gelişmiş ve Geliş-mekte Olan Ülkeler İçin Bir Karşılaştırma”, (Basılma-mış Doktora Tezi), Erciyes Üniversitesi SBE, Kayseri, 2010.
- Olgaç, Serkan ve Temizel, Fatih. “Yatırımcı Du-yarlılığı Hisse Senedi Getirileri İlişkisi: Türkiye Ör-neği”, TİSK Akademi, 3(6), 2008, 224-239.
- Özsağır, Arif. “Ekonomide Güven Faktörü”,
Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 6(20), 2007,
46-62.
- Putnam, Robert. Bowling Alone: The Collapse
And Revival of American Community, New York:
Simon&Schuster, 2000.
- Refaei, Ramiaar ve Morteza Sameti. “Official De-velopment Assistance and Economic Growth in Iran”,
International Journal of Management, Accounting and Economics, 2(2), 2015, 125-135.
- Solanki, Kamini ve Seetharam, Yudhvir. “Is Con-sumer Confidence an Indicator of JSE Performance?”,
Vizja Press&IT, 8(3), 2014, 257-274.
- TCMB. İktisadi Yönelim Anketi ve Reel Kesim Güven Endeksi, 2016,http://-www.tcmb.gov.tr-/wps- /wcm/connect/-tcmb+tr/tcmb+tr/-main+menu/-istatistikler/-egilim+anketleri/iktisadi+yonelim+anketi ,(14.12.2018).
- Terzi, Harun. “Türkiye’de Enflasyon ve Ekono-mik Büyüme İlişkisi (1924-2002)”, Gazi Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı: 3,
2004, 59-75.
- Topuz, Yavuz Volkan. “Tüketici Güveni ve Hisse Senedi Fiyatları Arasındaki Nedensellik İlişkisi: Tür-kiye Örneği”, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar
Dergisi, 7(1), 2011, 53-65.
- TUİK. Ekonomik Güven Endeksinde Yapılan Ana Revizyona İlişkin Metodolojik Doküman, 2018.
- Usul, Hayrettin, Küçüksille, Engin ve Karaoğlan, Sadık. “Güven Endekslerindeki Değişimlerin Hisse Senedi Piyasalarına Etkileri: Borsa İstanbul Örneği”,
Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bi-limler Fakültesi Dergisi, 22(3), 2017, 685-695.
- Utaka, Atsuo. “Confidence and The Real Eco-nomy – The Japanese Case”, Applied Economics, 35(3), 2003, 337-342
H
A
K
E
M
L
İ
M
A
K
A
L
E
VERGİ DÜNYASI, YIL 38, SAYI 452, NİSAN 2019 47 - Van Aarle, Bas ve Kappler, Marcus. “Economic
Sentiment Shocks and Fluctuations in Economic Ac-tivity in he Euro Area and The USA”,
Interecono-mics, 47(1), 2012, 44-51.
- Vurur, N. Serap ve Diler, Huriye Gonca. “Türkiye
Ekonomisinde Güven-Hisse Senedi Getiri İlişkisi”,
İş-letme Araştırmaları Dergisi, 10(1), 2018, 581-596.
- Wang, Qunyong ve Wu, Na. “Long-Run Covari-ance and Its Applications in Cointegration Regres-sion”, The Stata Journal, 12(3), 2012, 525-542.