• Sonuç bulunamadı

Zenica'da Nevruz Geleneği ve Şenlikleri Dr. Hasan Avni Yüksel

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Zenica'da Nevruz Geleneği ve Şenlikleri Dr. Hasan Avni Yüksel"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

GİRİŞ:

Kültür, toplumların her alanda kendilerini ifade edişleri ile kendilerini başkalarından ayıran kimlik kazandırıcı değerler bütünüdür.

Kültür unsurları ya edinilir, yaratı-lır ya da kimliklere ve ihtiyaçlara göre öğrenilerek geliştirilir.

Kültür, tarihî ve süreklidir. Bireyler arasında paylaşılır olmasından dolayı da toplumsaldır, birleştirici ve bütünleştiri-cidir.

Yeni kültürlerin oluşumunda etki-leşimin ve hakim kültürlerden alıntıla-rın önemli bir yeri vardır.

Hakim kültürlerin bütünüyle be-nimsenmesi veya mevcut kültüre tesiri çeşitli şekillerde mümkün olmaktadır. Burada benimsenen yeni inanç sistemi-nin, yani dinin rolü çok önemlidir.

Ortak inançtan hareketle benim-senen bazı törensel unsurlar zamanla özümsenmiş ve birtakım yerel unsurla-rın da katılımı ile yeni isim ve izahlarla günümüze kadar gelmiştir.

Tarih ve din birliği olan farklı top-lumlarda kültür geçişleri daha hızlı ol-makta ve çok geniş bir alanı kapsamak-tadır.

Biz burada nevruz konusunu bu çerçeve içerisinde ve halk kültürü açı-sından ele almak istiyoruz. Boşnak ve Türk kültürleri arasındaki benzerliklere ve geçişlere bu açıdan bakmanın daha doğru olacağı kanaatindeyiz.

NEVRUZ:

Nevruz, bilhassa doğu milletlerinde yaygın olan bir kültür olgusudur. Ancak bunu belirli bir coğrafya ile sınırlamak doğru değildir.

Nevruzun temelinde yeniden doğuş, yeni bir yılın başlangıcı sözkonusu oldu-ğuna göre farklı toplumlarda farklı şekil ve farklı amaçta da olsa neticede bir or-tak noktada buluştuğu görülmektedir.

Başlangıcını tam olarak bilmediği-miz, ancak insanlık tarihi kadar uzun bir geçmişinin olduğunu kabul ettiğimiz nevruzun kelime olarak karşılığı kısaca, yeni gün ve yeni yılın başlangıcı demek-tir.

İslâmiyet öncesi Türk hayatında yeni yılın bolluk-bereket içinde geçmesi için çeşitli törenler, çeşitli eğlenceler dü-zenlenirdi.

Oğuzlarda bu tarih baharın başlan-gıcı olarak kabul edilirdi.

Aynı zamanda nevruz, Türklerin Ergenekon’dan çıktığı gün olarak bili-nirdi ve 12 hayvanlı Türk takviminin de başlangıcı idi.

İslâmiyetle birlikte nevruzun baş-langıcı hakkındaki izahlarda değişiklik-ler görüldü.

Bu, bir yerde Hazreti Adem’in ya-ratıldığı gün iken, bir yerde Yunus Pey-gamberin balığın karnından kurtulduğu gün; başka bir yerde Nuh Peygambe-rin gemisinin Tufandan sonra karaya oturduğu gün; başka bir yerde ise Hz. Muhammed’e peygamberlik müjdesinin verildiği gün olarak izah edildi.

Anadolu’ya gelen Türkler, İslâmiyeti kabul ettikten sonra da nevruz geleneği-ni devam ettirmişlerdir.

Türk kültüründe çok önemli bir yeri olan ve kökü çok derinlere giden nevruz geleneği Selçuklu ve Osmanlı dönemle-rinde de devam etmiş ve bayram niteli-ğinde büyük törenlerle kutlanmıştır.

ZENİCA’DA NEVRUZ GELENEĞİ VE ŞENLİKLERİ

The Tradition and Celebrations of Nawruz in Zenica

Dr.Hasan Avni YÜKSEL*

(2)

Din odaklı kültür etkileşimi ve ge-çişlerinin en tipik örneği olan nevruz, Türkler kanalıyla İslâmiyeti kabul eden ve asırlarca Türk hakimiyetinde kalan milletlerce kolayca benimsenmiş ve ye-rel unsurlar da katılarak asırlarca kut-lanmıştır.

Nevruz, Osmanlı coğrafyasında ge-nel olarak “Nevruz-ı Sultanî” adıyla kutlanmaktaydı. Bu ifadenin yanında başka isimler de kullanılmıştır.

Osmanlı dönemi Balkan coğrafyası kültür geçişlerinin adeta bir laboratuva-rıdır.

Bosna’da Türk kültür unsurlarına hemen her sahada rastlamak mümkün-dür. Bunu destanlarda, fıkralarda, ma-sallarda atasözü ve deyimlerde, adetler-de adetler-de görebilmekteyiz

Müslümanlığın kabulü, Boşnak hal-kını her alanda Türklere yaklaştırmış ve Türk kültür değerleri kolayca özümsen-miştir. Bunda Tekkelerin, zaviyelerin, medrese ve mekteplerin büyük rolleri olmuştur.

Meselâ, Osmanlıların Bosna’ya ge-tirdiği mevlid geleneği hâlâ bütün can-lılığı ile devam etmektedir. Süleyman Çelebi’nin mevlidi ve bazı ilahiler Boş-nakça yanında Türkçe olarak da okun-maktadır.

Bir zamanlar Türkçe bilmek, saray kültürüne sahip olmak aydın olmanın, şehirli olmanın bir göstergesi imiş. Et-raflarındaki Hıristiyan toplulukların Boşnaklar için “Türk” ifadesini kullan-maları bu açıdan yadırganacak bir du-rum değildir.

Osmanlıdaki nevruz geleneği Bosna’da sadece folklorik bir unsur ola-rak benimsenip devam etmemiştir. Bu-nun edebiyata da yansımaları olmuştur. Edebiyatımızdaki “nevruziye” ge-leneği Boşnak şairleri tarafından da be-nimsenmiştir.

Osmanlı döneminde(1463 – 1878) Türkçe yazan çok sayıda Boşnak şai-ri nevruziyeler yazmıştır. Meselâ 16. yüzyılda yaşayan Mostarlı Ziyai (Zijai

Mostarac), yine Saraybosna’da doğan ve Kadirî Sinan Tekkesi şeyhi olan Hasan Kaimî Dede (Hasan Kaimija) nevruziye yazan şairlerdendir.

Bunlardan başka nevruziye yazan çok sayıda şair vardır:

17.yüzyıl şairlerinden Senaî, Bos-nalı Mahir (1649 – 1710), Çengizade Foçevî Zeynel Beg (18.yy), Bosnalı Fevzî (17.yy), Mostarlı Senaî (17.yy), Mostarlı Derviş Ubeydî (17.yy), Bos-nalı Sabit Ujiçevi (1650-1713), Bosna-lı Ahmed Talib, Yetîmi Mostarî, gibi isimleri söyleyebiliriz.

Meselâ Bosnalı Ahmed Talib’in, Çıkdı seyr-i gülşene serv-i hırāmān fevc fevc

Nüzhet-i gülzāre geldi şāh-ı yārān fevc fevc

diye başlayan nevruz gazeli, ile Bosnalı Senai’nin;

Hurrem oldı bağ-ı gülzār içre gül handān henüz

Nevbahār irdi yine ‘ışk ehli ser-gerdān henüz.

beyiti ile başlayan nevruz gazeli bu tü-rün güzel örneklerindendir.

Sultan nevruz, Balkan coğrafyasın-da, bilhassa Türklerin yoğunluklu ola-rak bulunduğu yerlerde ve müslüman-lığı kabul eden diğer topluluklarda(yani Boşnaklarda, Arnavutlarda) asırlardır kutlanmıştır.

Bosna’da konuya dini açıdan yak-laşan tekkeler eskiden olduğu gibi gü-nümüzde de nevruzu düzenledikleri törenlerde zikir ve ilahilerle kutlamak-tadırlar.

Bazı yazarlar Bosna’da nevruzun Bektaşi tekkelerinde de kutlandığını söy-lüyorlar. Ancak, günümüzde Bosna’da Bektaşiliğin izleri silinmiştir. Günü-müzde yaşayan ve faaliyetleri serbest olan tekkelerin başında Nakşi kaynaklı olanlar gelmektedir.

(Meselâ, 2009’un 21 Martında Kaçuni’deki bir Nakşi tekkesinde

(3)

düzen-lenen nevruz törenine bizzat katıldık ve oradaki kalabalığın dinî coşkusunu ya-kından gördük.)

Yaptığımız kaynak ve saha araş-tırmalarında Bosna genelinde veya Zenica’da yapılan nevruz törenleri ile il-gili ciddî bir çalışmaya ve kaynak bilgiye rastlayamadığımızı da belirtmek isteriz.

Geçmişte coşku ile kutlanan nevruz şenlikleri bazı bölgelerde zamanla eski önemini kaybetmiş ve unutulmuştur. Bunda, başka kültür unsurlarının bas-kın hale gelmesi, Avusturya hakimiyeti, ideolojik baskılar ve rejim etkili olmuş-tur. Ayrıca halkına ve kendi kültürüne yabancı kalan aydın duyarsızlığını da ekleyebiliriz.

Millî benliğin korunmasında folk-lorik değerlerin önemini bilenler, köylü âdetleri diye küçümsenip unutturulma-ya çalışılan bu kültür değerlerini tekrar eski zamanlardaki canlı hallerine kavuş-turmak için gayret göstermektedirler.

Nevruz şenliklerinin Zenica’da ilgi görmesi başka şehirleri de harekete ge-çirmiş ve bazı yerlerde değişik adlarla küçük çapta da olsa kutlanmaya başlan-mıştır. Travnik’te “kayganiya günü”, Donj Vakuf’ta “sultan mevlüd” veya “sultan nevruz” adları altında kutlan-maktadır.

Ülke dışında yaşayan Zenicalıların nevruzu yaşadıkları yerlerde de kutla-dıklarını biliyoruz. Meselâ son iki yıldır Avustralya’nın Melburn şehrinde yaşa-yan 700 kadar Zenicalı nevruzu 21 Mart-ta kutlamışlardır.

Zenica’da düzenlenen nevruz şen-liklerinin başlangıcı konusunda yazılı bir kaynağa ulaşılamamıştır. Sadece Türkçe ve Boşnakça şiirler yazan tanın-mış şair ve yazar Başeskija(1732 - 1809) Lijetopis adlı eserinde nevruzun üç ayrı yerde kutlandığını belirtir ki, bunlardan birisi Zenica’dır.

Halk nevruz geleneğinin Osmanlı’nın Bosna’ya gelişi ile başladı-ğına inanmaktadır.

Zenica’da asırlardır kutlanan

nev-ruz sadece son savaş döneminde kesinti-ye uğramış fakat savaştan sonra bu yıla kadar aralıksız devam etmiştir.

Daha önce de belirtildiği gibi nev-ruza Zenica’da “çimburiyada” denmek-tedir. Biraz anlam kaymasına uğrayan Çimburiyada’nın sözlük karşılığı “et omlet şenliği” dir.

Yaşlıların anlattıklarına ve Prof. Dr. Hamdi Hasan’ın nevruz ile ilgili bir yazısında belirttiğine göre nevruzda ka-zanlar dolusu helva pişirilip çok sayıda ekmek alınarak öğretmenler vasıtasıyla öğrencilere dağıtılırmış.

Genel halk bayramı olarak nitelen-dirilen sultan nevruz tören ve şenlikleri-ne çocukların yanında genç kızlar, deli-kanlılar, kadınlar ve yaşlılar katılırmış.

Sabah erkenden çocuklar kaldırılıp banyo yaptırılır, yeni elbiseler giydiri-lerek tören için hazırlanırmış. O gün erken saatlerde yüksek yerlere, nehir kenarlarına ve diğer mesire yerlerine gidilirmiş. Nevruz için hazırlanan özel yemekler yendikten sonra hısım- akraba ziyaretleri yapılırmış. Bu ziyaretler ve eğlenceler ortalık kararıncaya kadar de-vam eder, meydanlarda düzenlenen eğ-lencelerde gençler gece yarılarına kadar eğlenirlermiş.

Bosna’nın ortasında yer alan ve ilk dört büyük şehirden biri olan Zenica’daki Çimburiyada hazırlıkları bir gün önce-den başlıyor. Eskiönce-den nevruz için yeni elbiseler ve hediyeler alınır, evler temiz-lenirmiş. Bunların bir kısmı unutulmuş. Şimdilerde yapılan ev temizliği bahar ve yeni yıl temizliği olarak nitelendiriliyor.

Şenliklerin yapıldığı yer Bosna Neh-rinin kenarında bulunan ve çok geniş bir alanı kapsayan Kamberoviç Parkı’dır.

Zenica-Doboy Kantonu Turizm Derneği tarafından şehrin belirli yer-lerine çimburiyada ile ilgili pankartlar asılıyor. Yine parkın içindeki bayrak di-reklerine üzerinde çimburiyada amble-mi bulunan flamalar çekiliyor. Geceden veya 21 Mart sabahı erkenden aileler, arkadaş grupları, bazı dernekler ve

(4)

ku-lüpler çadırlar kuruyorlar.

Yine bir gün öncesinden ilköğretim okullarından seçilen izci gruplarınca Kamberoviç Parkında temizlik yapılıyor, çocuklara ikramda bulunuluyor. Buna sembolik bir temizlik diyebiliriz. Asıl temizlik belediye görevlileri tarafından yapılmaktadır.

Nevruz geleneklerinin tekrar can-landırılıp devam etmesine değişik ku-rum ve kuruluşlar sponsor olarak önemli katkılarda bulunuyor. Mesela bu yıl bir kurum, belirlenen bir ilköğretim okulun-da yüzlerce yumurtaokulun-dan kaygana yaptır-dı ve lepina denen ekmeklere koydura-rak meyve suları ile birlikte öğrencilere dağıttırdı. Bu işi horoz kıyafetine bürün-müş bir genç üstlendi. Horoz kıyafetin-deki gence çimburko(yumurta adam veya omlet adam) denmektedir. Öğren-ciler yumurtalarını yerken çimburiyada hakkında bilgi verildi.

Yumurta çimburiyadanın sembo-lüdür. 21 Mart sabahı aileler, arkadaş grupları bazı dernek ve ticari kuruluşlar kurdukları ocaklarda veya karavanların-da yumurta haşlıyor veya kaygana yapı-yorlar ve pişirdikleri yumurtaları ekmek içinde isteyen herkese dağıtıyorlar.

Haşlanan yumurtalar boyanıp süs-lenmiyor. Zenica’da yumurta boyayıp süslemeyi paskalya bayramında Hıris-tiyanlar yapıyor. Yumurta Müslüman ve Hıristiyanlarda aynı anlamları ifade ediyor, ancak Müslümanlar, Hıristiyan-larla olan farklılıklarını bu şekilde gös-teriyorlar.

Kamberoviç Parkı günün ilk sa-atlerinde dolmaya başlıyor. Çadırcılar bilhassa nehir kenarını tercih ediyor-lar. Sembolik olarak birkaç kişi mayo ile nehre girerek yüzüyor, yıkanıyor. Bu motif baharla birlikte bedenin temizliği anlamına gelmektedir.

Nevruz alanı rengârenk bir görü-nüm içindedir: Grupların çoğu kurduk-ları çadırlarda veya oluşturdukkurduk-ları göl-geliklerde evlerinden getirdikleri masa-ları yiyecek ve içeceklerle donatıyorlar.

Bir tarafta, mangallarda pişen vuk kanatları, etler, köfteler, diğer ta-rafta demir sopalara geçirilmiş dönen kuzular, közlenen mantarlar ve askı ocaklarda pişen yemekler, tavalarda ya-pılan kayganalar. Dumanlar ve et koku-ları arasında dolaşan kızlı erkekli, yaşlı genç insanlar. Akerdionlar eşliğinde söy-lenen sevdalinkalar.

Zenica’da eğlencelerde en çok kulla-nılan müzik aleti harmonika(akerdion) dır. Harmonika eşliğinde şarkı söyleyen grupların dışında bir çalgıcı grubu da parkta neşeli şarkılar çalıp söyleyerek bahşiş topluyor.

Eskiden çimburiyada ile ilgili şar-kılar varmış fakat bunlar zaman içinde unutulmuş. Gün boyunca ZTV ve yerel radyolarda çimburiyada ile ilgili bestele-nen yeni bir şarkının sık sık tekrar edil-mesi gelecek için umut verici bir durum olarak değerlendirilmektedir.

Parkın çeşitli yerlerine nevruzun amblemi ve nevruz ile ilgili bir şiir ası-lıyor:

Zakletva Vjernostı Çımburıyadı Zaklinjem se svojom çaşçu

İ na tavi ovom maşçu Tradicijom stoljetom Ovom vatrom proljetnom. Nevinoşçu dijrteta Ljuskom kokoşijeg jajeta Zutinom zumanceta. Da çu:

Tako mi moje mladosti Do najdublje starosti Bez obzira na vrijeme İl’me muçilo kakvo breme Bez obzira na novçano stanje Uviyek peçi çimbur i janje Takoder

Bez obzira na sve moguçe

Njeggovaçu tradijciju ove çimburijade Zivjeli ko li dogodine!!

Şiirin Türkçe karşılığı şöyle:

Çimburiyada yemini

(5)

/ Bu ilkbahar ateşi ile / Çocukların saf-lığı ile / Yumurtanın kabuğu ile / Yu-murtanın beyazı ve sarısı ile / Onurumla yemin ediyorum / Ve diyorum ki / Genç-liğimden yaşlılığıma kadar / Havaya ve para durumuna bakmadan / Her zaman omlet pişireceğim ve kuzu çevireceğim / Ve en sonunda yemin ediyorum ki / Çim-buriyada geleneklerini her zaman / Uy-gulayacağım ve koruyacağım / Gelecek yıl kimi sağ kimi ölü !!/

Halkın eğlencesi devam ederken başında kuzu postundan yapılmış beyaz börklü, takma pala bıyıklı, değişik kıya-fetli bir genç halkın arasında dolaşarak onlara birşeyler söylüyor, şakalaşıyor. Çocuklar bu değişik kıyafetli gencin pe-şine takılıp şenlik alanını dolaşıyorlar.

Kamberoviç Parkı büyük bir pana-yır görünümündedir: Pamuk şekerciler, elma şekerciler, meşrubatçılar, baloncu-lar, oyuncakçıbaloncu-lar, hediyelik eşya satan-lar, kendi faaliyetlerini sergileyen grup ve kuruluşlar, yağlıboya veya karakalem resim yapanlar güne başka bir anlam katıyorlar.

Daha önceden ilköğretim okulları arasında düzenlenen şiir, resim ve kom-pozisyon yarışmalarında ödül alanların ödülleri de bugün veriliyor. Parkta bu-lunan Türk Çeşmesi önünde beledi-ye başkanı veya bir beledi-yetkili tarafından ödüller dağıtılıyor. Millî kıyafetli grup-lar tarafından halk oyungrup-ları oynanıyor, şarkılar, türküler söyleniyor. Okul grup-larının dışında değişik derneklerin halk oyunları ekipleri de nehrin kenarında oyunlarını sergiliyor.

Rafting kulübü tarafından düzen-lenen rafting yarışları halkın büyük ilgisini çekiyor. Halk nehir boyunca bu yarışmayı ilgi ve alkışlarla izliyor. Bu yarışmalar her yıl düzenleniyor.

Çimburiyada eğlencelerine Zeni-ca halkından başka çevredeki yerleşim merkezlerinden de insanlar katılıyor.

Gerek yerel gerekse başka yerler-den gelen televizyon kanalları çekimler ve röportajlar yapıyor.

Yine bu günlerde “Zenica İlkbaha-rı” adıyla bir ay kadar süren bir kültür festivali de başlıyor.

SONUÇ:

Kültürlerin muhafazakârlıkları ya-nında yeniliğe ve yeni kültürlere açık oluşları zaman içinde değişip gelişme-lerine yol açar. Bu nedenle Müslüman Boşnak kültürünün gelişip zenginleşme-sinde muhakkak ki, yaklaşık 450 yıllık bir Osmanlı birlikteliğinin izleri olmuş-tur, nevruz da bunlardan biridir.

Ortak kültür değerlerinin bir an önce ve yeni bakış açılarıyla derlenip değerlendirilmesinde Türk ve Boşnak aydınlarına görevler düşmektedir.

Avrupa kıtasında, etrafındaki farklı kültürlerin bombardımanına maruz ka-lan Boşnak kimliğinin devamı için buna ihtiyaç vardır.

KAYNAKÇA

Turhan, Mümtaz. Kültür Değişmeleri, İstanbul, 1959.

İsen,Mustafa. Divan Edebiyatı ve Balkanlarda Türk

Edebiyatı Üzerine Makaleler, Ankara 1997.

Kujundziç, Enes. Boşnjacka Tradicijska kultura

Us-pomenar, Sarajevo, 2009.

Kujundziç, Enes. Narodna Knjizevnost Boşnjaka, Zenica, 2001.

Nametak, Fehim. Pregled Knjizennog Stvaranja

Bosansko-Hercegovaçkik Muslumana na Turs-kom Jeziku, Sarajevo,1989.

Hamdi Hasan. “Makedonya Türklerinde Nevruz ve Hıdrellez Kutlamaları ile İlgili Âdet ve Kutla-malar”. Tebliğ metni, 2005.

Amine Şiljak-Jesenkoviç. “Dil ve Kültür İlişkilerinin Işığı Altında Türkçenin Boşnakçaya Etkileri,”

Balkanlarda İslâm Medeniyeti Milletlerarası Sempozyumu, Tebliğler, IRCICA 2000.

Dizdareviç, Sedad. “Nevruz-İranska Nova Godina”,

Novihorizonti, Decembar, Zenica, 2007.

Çay, M.Abdülhaluk. Nevruz,Türk Ergenekon

Bayra-mı. İstanbul, 1971.

Fevzi Bosnavi: Millet Genel Ktp. N.350.

Adnan Kadriç, Senai Bosnavi. Mostarski bulbuli:Antologija 40 divanskih Mostars-kih pjyesnika u Osmanskom periodu 1463-1678,Mula Sadra-IKC,OIS 21, Sarajevo 2010. Çengizade Foçevi Zejnil-beg,GHB R.7301-7328, OIS

R.29, MEK 1X:384-385.

Hasan Zijai Mostari: Selimiye Ktp.-Edirne, 811-2127, Bak. M.Gürgendereli, Hasan Ziya’i: Hayatı, Eserleri-Sanatı ve Divan İnceleme-Metin,Ank. 2002.

Güler, Ali, S.Akgül, Atilla Şimşek.Türklük Bilgisi, Ankara, 2001.

Referanslar

Benzer Belgeler

Sen Paris’in R ’sinde- sin Yani ortasında 25 gün geçmiş Paris’te, 25 gün adam olana 25 bin düğün.” Çelik G ülersoy 1 Temmuz 2000 tarihli mektubunda bana

Basokcu opened another salon in Paris, and she stayed there until the German occupa­ tion began.. She then returned

Gece ile gündüzün birbirine eşit olduğu her yılın 21 Martında kutlanan bayram, Türk toplulukları arasında dini bayram olmaktan çok, bir tabiat bayramı, bir kurtuluş

ı~ Abdurrahman Güzel. "Türk Kültüründe Nevruz ve Milli Birlik - Beraberlik" Türk Dünyası Nevruz İkinci Bilgi Şöleni Bildirileri. Sadık Tural ve E1ma5 Kılıç)..

Nevruz, diğer boylarda olduğu gibi Kırgız kültüründe de yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilir.. Yüzlerce yıldır var olan bu inanç ve kutlamanın ne zamandan

Sasaniler döneminde Đran’da hükümdarlar, nevruz günü büyük şenlikler düzenlerler, halk ateş yakıp birbirine su serper.. Đran Tatarları ilk baharda toprak

Nevruz Bayramı da Türk Dünyası’nda festival turizmi kapsamında, potansiyeli çok yüksek olan ve UNESCO tarafından bütün Türk Devletleri’nde tescillenmiş en önemli