İ S T A N B U L ’ UN C A M İ L E R İ
1
ay
ş j
1
dfw .
Ippı
u
J j*■
* ' ~
'p
fM^İüM »Sişar*. ;
ini
ü
;fî jf
u 1.
il 1
*' • •';m* |£pi S; /c -»
" S
0. '.
M
■
‘Á
:û
„ V' 4
m
;y ;;
i S' •
l
£ •
.' ;f *-
i
S f e
f§
v'|
-İP
t İ
>
\ .*
m
İ İm i
|j - L |I I İ L İ <_sm
L - J .IL Î[ i !VALİDE CAM İ
Ondokuzuncu yüzyılda klâsik Türk mimarisinin yerini bir soysuzlaşma ve batı üslûbuna doğru yönelmenin yeralmakta olduğu görülür. Çırağan ve Dolmabahçe sarayları ile Dolma- bahçe, Ortaköy, Nusretiye, Mecide- ve Aksaray Valide camileri bu yeni mimari akımının en tipik örnekleri ni teşkil eder.
Aksaray Valide Camii, ikinci Mah- mud’un eşi ve Sultan Aziz'in an nesi olan Pertevniyal Valide Sultan' ın İstanbul'a armağanıdır. Pertevni yal Valide Sultan, adına inşa etti receği camiin, pek hoşlandığı Orta köy camii stilinde olmasını de bil hassa arzulamıştı. Valide Sultanın bir diğer arzusu da bu camiin, şeh rin en işlek ve cemaati en bol bir yerinde inşa edilmesiydi. Bu iş için
kâhyası Hüseyin Bey'i bilhassa va- zifelendirmişti. Uzun araştırmalar dan sonra Aksaray'da, Kâtip Camii adıyla anılan eski ve harap bir mes cidin bulunduğu nokta uygun gö rülmüş ve burada bu harap cami de dahil olmak üzere geniş bir is timlâk yaptırılması gerekmişti. Per tevniyal Sultan, ikinci Mahmud ve Sultan Aziz gibi iki ünlü hükümdara eş ve ana olmuş bir insandı; adını taşıyacak camiin de onun şânına uygun olması gerekiyordu.
Camiin temel atma töreni pek bü yük bir tantana ile yapılmış ve Per tevniyal Sultan bu töreni bir yakı nının o civardaki evinden izlemişti. Dizi dizi kurbanlar kesilip hatimler indirilirken, Osmanlı örf ve âdetle rine göre kazılan temel çukurlarına
da tam 3225 Osmanlı altını gömül müştü. Bu arada dinî töreni yöne tenlerle camiin plânlarını yapan ve kalfalık edecek olanlara da ayrıca bol bol ihsanlar dağıtılmıştı. Pertevniyal Valide Sultan'ın adını taşıyan bu camiin mimarı bugün maalesef kesinlikle bilinememekte dir. Bazı kaynaklar, Italyan mimari tarzındaki bu camiin mimarının Mantani adında bir Italyan olduğun dan bahsederler. Bazı kaynaklara göre ise bu camiin de mimarı Dol mabahçe Sarayı ve camimin mimarı Serkis Balyan olarak -gösterilir. Bu arada resimlerinin Osep ile yamağı Agop efendiler tarafından çizildiği, başkalfalığını da Dimitri efendi adın da bir rumun yaptığı da rivayet olu nur.
Ancak bugün kesinlikle bilinen bir şey varsa o da Pertevniyal Valide Sultan tarafından bu camiin inşaası ile vazifelendirilen Kâhya Hüseyin Beyin bu yolda göstermiş olduğu :nsanüstü bir gayrettir. Camiin en mükemmel şekliyle vücut bulması için durup dinlenmek bilmeden ça lışan Hüseyin bey kendisini bitip tüketmiş ve inşaatın 29'ncu ayın da, eserin tamamlanmasını göreme den hayata gözlerini yummuştu. Pertevniyal Valide Sultan adını ta şıyacak camiin, pek hoşuna giden Ortaköy camiine benzemesini arzu- 'amış bulunduğundan resim ve plân ları hazırlanırken bu hususa bilhas- sa dikkat ve itina gösterilmişti. Ni tekim camiin minareleri, Ortaköy Camiinin minarelerine benzetilmiş, ancak cami Ortaköy camiine kıyas la çok daha büyük tutulduğu için bu minareleri de belirli bir estetik ölçüsü içinde kalınlaştırmak gerek mişti. inşaatta yalnız camie değil, civarına da ayrıca önem verilmiş ve özel bir itina gösterilmişti. Nitekim yanındaki çeşme, odalar, mektep ve kütüphane ile burası bir külliye ha line de getirilmişti. Çok kıymetli 1055 elyazması ve baskı kitabı ih tiva eden bu kütüphane İstanbul'un en büyük ve en değerli kütüphane leri arasında yer almıştı. Bugün pek büyük bir değer taşıyan bu kitap lar Süleymaniye kütüphanesine nak ledilmiş bulunmaktadır.
Pertevniyal Valide Sultanın adını taşıyan mektepte de onbinlerce ço cuk okumuş ve memlekete faydalı insanlar olarak yetişmiş bulunmak tadır.
Kâhya Hüseyin Beyin ölümüne ka dar geçen 29 aylık inşaat süresi içinde 7961 keselik masrafın yapıl mış bulunduğuna dair arşivlerde ve sikalar mevcuttur. Sonra sarfedilen meblağ ise bugün kesinlikle biline memektedir.
1376 yılında büyük bir merasimle ibadete açılan bu cami doksan yıl- danberi yalnız Aksaray'ın değil, İs tanbul'un en büyük ve en güzel bir ziynetini teşkil etmektedir. Camiin hemen yanında Valide Sultan'ın adı nı taşıyan Pertevniyal Lisesi de ni ce yıllardan beri en gözde bir ilim ve irfan yuvamız olarak Türk maa rifinin hizmetinde bulunmaktadır. Aksaray Valide Camii, gerek dış ka pılarındaki, gerekse minare ve du varları üzerindeki mermer işçiliği ile Türk elişi sanatının en güzel örnek lerine sahip bulunmaktadır.
KAPALICARŞI
(baştarafı 29. sayfada) ZENNECİLER: Içbedestenin kuyum cular kapısından girilip doğruca gi dildiği zaman «Zenneciler» adı ve rilen bölüme gelinirdi. Bu çarşıda giyim, kuşam ve döşemeye ait her türlü eşya bulunurdu. En kıymetli yatak takımları, sırmalı yastıklar, Kayseri, Buhara ve Acem halıları ile en pahalı Hind kumaşları ile Lâ- hur şalları yine burada satılırdı.
KUYUMCULAR: Mücevher işleyen, altın kakma, gümüş evâni (kap-ka- çak), yapan sanatkârlarla sarraflar bu çarşıda sıralanırdı. Bugün dahi aynı isim altındaki bölümde ayni işle meşgul esnaf KAPALIÇARŞI'da pek önemli bir yer işgal etmektedir. SORGUÇÇULAR: Kalpakçıların he men sağında idi. Buradaki Sorguç- çu hanının odalarında dünyanın en güzel kuşlarının en nadide tüyleri toplanır, bunlardan padişah, şehza de ve sultan sorguçları imâl eden esnaf faaliyet gösterirdi.
Onsekizinci yüzyılda yapılan bir sa yımda bu çarşının çatısı altında 4399 dükkân, 2195 oda, bir hamam, 479 dolap, bir cami, 19 çeşme, 8
kuyu, 24 han ile iki lokanta ve bir mektebin bulunduğu anlaşılmıştı. Bugün dahi KAPALIÇARŞI, küçük bir kasabayı andırmaktadır.
Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında Avrupa kumaşlarının memleketimiz de büyük bir revaç bularak geniş ölçüde ithali, yerli eldokuması ku maşların ticaretini sekteye uğrat mış, bunun neticesi olarak «Sandal» ndı verilen kumaşlar da bunları sa tan dükkânlar da birer ikişer tarihe karışmıştı. Bu durum karşısında «Sandal Bedesteninde yalnız halı ve antika eşya satan esnaf kalmıştı. 1914 yılında İstanbul Belediyesi ta rafından satın alınan «Sandal Be desteni» umumî bir mezad yeri hali ne getirilmişti. Halen de bu hizmet te kullanılmaktadır.
İstanbul'un beş asırlık sosyal ya şantısında pek önemli bir rolü bu lunan ve İstanbul tarihinin en renkli bir köşesini teşkil eden KAPALI- ÇARŞI 9 eylül 1943 günü bir yan gın âfeti geçirmiş; Yarımtaş hanı ile birlikte Yeşiltulumba, Mütevelli, Sarı haşan sokakları yanmıştı. Mobilyacı ların bulunduğu kısımdan çıkan bu yangında 202 dükkânın yandığı tes pit edilmişti. 26 kasım 1954 gecesi çıkan ve İstanbul'un sayılı yangın ları arasında yer alan büyük yangın ise koca çarşıyı kül etmiş, sadece beş asırlık duvarları ile kubbesi ayakta kalabilmişti. Bu yangın sıra sında 1364 dükkânın kül olduğu tes pit edildi. 1957 yılında çıkan bir yangın neticesinde de Sandal Be- desteni'nde 7 dükkân yanmıştı...
33
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Ta h a To ros Arşivi