• Sonuç bulunamadı

Dil devriminin inançlı bir öğretmeni:Ömer Asım Aksoy, Türkçeyi vatanla özdeşleştirmiş, yaşamı boyunca dilimizin sınırlarında nöbet tutmuştu

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Dil devriminin inançlı bir öğretmeni:Ömer Asım Aksoy, Türkçeyi vatanla özdeşleştirmiş, yaşamı boyunca dilimizin sınırlarında nöbet tutmuştu"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

4 KASIM 1993 PERŞEMBE CUMHURİYET 2

KÜLTÜR

Ömer Asım Aksoy ,Türkçeyi vatanla özdeşleştirmiş, yaşamı boyunca dilimizin sınırlarında nöbet tutmuştu

D il devrim iniıı inançlı bir öğretm eni

EMİN ÖZDEMİR_____________

Fransız romancısı A.C'amus, bir ko­ nuşmasında şöyle der: “Benim gerçek

vatanım Fransız dilidir. Onu korumak, sınırlarında nöbet tutmak bir ödevdir be­ nim için.” Sanki Ömer Asım Aksoy’un

yaşamını ve eylemini betimlemek için söylenmiş bu söz. O da Türkçeyi vatanla özdeşleştirmiş, yaşamı boyunca dilimi­ zin sınırlarında nöbet tutmuştu. Bağımsız ve yanlışsız bir Türkçe ülküsü­ ne adamıştı kendisini. Bu adanmışlığın ürünleriyle dil devriminin simgesi ol­ muştu.

Ömer Asım Aksoy, Ataç’tan söz eder­ ken onu Atatürk’ten sonra dil devrimine emeği en çok geçenlerden biri, devrimin yürekli ve yorulmak bilmez bir işçisi ola­ rak nitelendirir. Bu yargısını kendisi için de yineleyebiliriz. Onun bir yaşama nasıl sığdırabiîdiğini düşündükçe ta- nakaldığım, ağız ve metin inceleme söz­ lükleri arasında yer alan üç ciltlik Gazi­

antep Ağzı, on bir ciltlik Derleme Sözlü­ ğü. sekiz ciltlik Tarama Sözlüğü dil dev-

rimimizin altyapısını oluşturmuştur bence.

Osmanlıca yenilgiye uğratılmışsa, Türkçe yatağım dolduran yabancı öğe­ lerden büyük ölçüde annmışsa, yazar­ lar, ozanlar Türkçenin kendi öz değerle­ riyle düşünmeye başlamışlarsa bunda bu sözlüklerin büyük payı vardır. Nitekim dil devrimimizin verimleri üze­ rinde yapılan araştırmalar da bunun böyle olduğunu kanıtlıyor. Söz- varlığımızdaki büyük değişme ve yeni­ lenmenin, yeni yaratılan söz değerlerin­ den çok, bir zamanlar eski metinlerde kullanılmasına karşın zamanla unutu­ lan ya da halk ağzında yaşayan ama yazı dilimizde bulunmayan sözcüklerin kul­ lanım alanına çıkmasıyla, yazı dilinin çevrimine sokulmasıyla gerçekleşmiştir.

Ağız ve metin inceleme sözlüklerinin yam sıra Ömer Asım Aksoy’un çalışma­ larının bir bölümü de dil devrimini sa­ vunmaya, Türkçe’nin sorunlarını tartı­ şmaya yöneliktir. Salt savunu ya da tartışma yazılan değildir bunlar. Her biri dilimizdeki köklü değişme ve geliş­ menin yaslandığı toplumsal, dilsel ne­ denlerin akılcı ve. soğukkanlı yorumlan niteliğini taşır. Özleştirme Durdurula­

maz, Gelişen ve Özleşen Dilimiz, Dil Ger­ çeği dil devriminin hem kuramsal hem

de ııygulayımsal açıklaması gibidir. Şöy­ le de denebilir: Bu savunu ve tartışma yazılanyla Ömer Asım Aksoy, dil devri­ minin inançlı bir öğretmeni olmuştur. Yılmadan, usanmadan dil devrimini algılayamayan ya da yanlış algılayıp yo­ rumlayanlara dil devriminin düşünsel yapısını, dayandığı temel ilkeleri öğ­

retmeye çalışmıştır.

Dil devriminin öğretmeni ve savaşçısı oluş, onu çok değişik konumlarda bulu­ nan kişilerle karşı karşıya getirmiştir. Kimler yoktur ki bunlann arasında! Bir zamanlar dil devriminden yanayken çı­ karlarının tutsağı olup yön değiştirenler, devlet ve siyasa erkinin koruyucu zırhına bürünenler, bilimsel sanlann ardına sığınıp kolay ve ucuz yollardan

fetva verenler ve daha niceleri... Ömer Asım Aksoy sıfatüstü bir sabır ve di­ rençle bu karşıcıların gözündeki perdeyi yırtmaya, gerçekleri göstermeye çalışmıştır onlara. Bu öğretmenlik göre­ vini son yolculuğuna hazırlandığı gün­ lerde de bırakmamıştır. Öyle ki hasta ya­ tağında bir yandan bir yana dönebilecek fiziksel gücü tükenmişken bile resmi Türk Dil Kurum u’nun yayımladığı

T,

ürkçeyi

vatanla özdeşleştirmiş,

yaşamı boyunca dilimizin

sınırlarında nöbet

tutm uştu. Bağımsız ve

yanlışsız bir Türkçe

ülküsüne adamıştı

kendisini. Bu adanmışlığın

ürünleriyle dil devriminin

simgesi olmuştu.

D

ili salt bir iletişim

aracı olarak görmezdi

Ömer Asım Aksoy. Ona

göre dil, kişilerin de

toplum lann da ulusallığı

belirleyen ana

göstergelerden biriydi. Bu

da öncelikle dilin ulusal ve

bağımsız oluşuyla

sağlanabilirdi. Türk Dil

K urum u’nun ve dil

devriminin işlevini bu

doğrultuda ele alırdı hep.

Türkçe Sözlük’teki yanlışlan dizelgeleti- yor, bunlan ilgililere gönderterek düzel­ tisini istiyordu. Gelgeldim hiçbir yanıt gelmiyordu ilgililerden. Bir zamanlar birlikte sorumluluk paylaştıkları, o dö­ neklerden o “gri kişi’Terden hiçbir, ama hiçbir yanıt gelmiyordu. Ömer Asım Aksoy ise bir yandan “can alıcı”sını bek­ lerken bir yandan da sürdürüyordu savaşımını.

Bunlar bir ölünün ardından duygusal etkileııimlerle söylenmiş sözler değildir. Yaşanılmış somut gerçeklerdir. Son günlerinde onu ziyarete gidenler tanık olmuşlardır bu savaşıma.

Nereden geliyor Ömer Asım Aksoy’­ un bu sıfatüstü gücü ve direnci. Türkçe- ye olan inancından. Bunun için de T ürk­ çe sevgisini toplumun her kesiminde diri tutmaya çalışıyordu. A tatürk’ün Dil Kurum u’nda birlikte çalıştığımız günle­ ri anımsıyorum, etkinliklerin kurum dışına taşınmasını isterdi. Özellikle de okullara. Ankara dışındaki okullardan bir çağrı geldiğinde uzak yakın demeden giderdi. Gençlerle konuşmaktan, onlara A tatürk’ün dil devrimini anlatmaktan büyük bir mutluluk duyardı.

Dili salt bir iletişim aracı olarak gör­ mezdi Ömer Asım Aksoy. Ona göre dil, kişilerin de toplum lann da ulusallığını belirleyen ana göstergelerden biriydi. Bu da öncelikle dilin ulusal ve bağımsız olu­ şuyla sağlanabilirdi. Türk Dil K urum u’­ nun ve dil devriminin işlevini bu doğrul­ tuda ele alırdı hep. Kurum un Genel Yazmanlığını sürdürdüğü yıllarda yıllık çalışma izlenceleri düzenlenirken dil devriminin işlevinin bu izlencelerde yansıtılmasına önem verirdi.

Bir toplumda anadili bilincinin uyan­ masını o toplum için bir güvence sayardı Ömer Asım Aksoy. Bu bilinci zayıflata­ cak tutum ve düşüncelerin karşısına çıkmayı bir ödev bilişi de bundandı. Ki­ şinin kulluktan yurttaşlığa geçmesi de buna bağlıydı bir yerde. Dil devrimini de bu bilinci besleyip güçlendirecek, gelişip çiçeklendirecek bir atılım olarak yorum- luyordu. Bir başka deyişle Atatürkçülü­ ğün dile uygulanması sayıyordu.

Dil devriminin öğretmeniydi Ömer Asım Aksoy. Öldü. Geride Türkçenin gü­ cünü ortaya çıkaran anıtyapıtlar bıraka­ rak.

ARDINDAN:

TALİP APAYDIN:

Arı Türkçenin en

büyük savunmanı

_ (Yazar) Ömer Asım Aksoy, büyük dil öğretmeni­ miz, a n Türk­ çe’nin büyük savunmam idi. Onu yitirmek­ ten son derece üzgünüm. Yet­ miş yıllık Cum­ huriyet döne­ mimizin kültür yaşamında nirengi nok­ tası kişilerden biriydi. Özellikle an Türk­ çe'nin en büyük savunmanıydı. Ömrü­ nün sonuna kadar an Türkçe’nin sa­ vaşını verdi. Daha dün hasta yatağından televizyona verdiği dil devrimi ile ilgili iletiyi, şaşkınlıkla dinlemiştim.

O yaşta ve hasta iken pınl pınl bir Türkçe kullamyordu. Türk Dil Devri- mi’nin bugünkü aşamaya gelmesinde Ömer Asım Aksoy’un katkısı çok bü­ yüktür. Yeni kuşaklar,bilsinler bilme­ sinler, bugünkü Türkçe’nin en büyük emekçisinin Ömer Asım Aksoy olduğu­ nu sonra anlayacaklar. Biz, dil devrimi­ ne gönül verenler, Ömer Asım Aksoy öğretmenimizin öğrencileri olmayı sür­ düreceğiz. O, rahat etsin. Tüm çaba­ larının karşılığını gören, mutlu insanlar­ dan biriydi. Son yıllardaki olumsuzluk­ ları er geç aşacağımızı biliyordu. Dil Devrimi’nin büyük öğretmeni, güle güle!

SEVGİ ÖZEL:

Hepimizin ustası,

öğretmeniydi

( Dil Derneği Genel Yazmanı jÜlkemi­ zin ekin yaşamına katkısı sonsuz bir anıt

insanı yitirdik. Gözünü yumuncaya dek, ülkesini, Türkçe’yi ve A tatürk’ün Türk Dil Kurumu’nu düşündü. Atatürk ku- rumunun şimdiki durumu, tek üzüntü- süydü. Bu kurumu, eski durumuna ge­ tirecek yasal düzenlemelerin gündeme gelmemesine, 10 yıl boyunca üzüldü. Bütün yaşamını Türkçe’nin bilim ve sa­ nat dili olarak gelişmesine, dil devrimine adıyan Ömer Asım Aksoy’a, Türkçe’ye tek katkısı olmayan kârşı-devrimciler, yıllar yılı “alaylı” diye saldırdılar.

Oysa akademik san taşıyan pek çok insanı cebinden çıkaracak bir bilim adamıydı. Hepimizin ustası, öğretme­ niydi. Bizler Ömer Asım Aksoy’u tanı­ mak, onun çalışma arkadaşı, ülküdaşı olmanın onurunu yaşadık. Türk Dil Kurumu’ndaki bütün arkadaşlanm ve tüm devrimciler adına ulusumuza baş­ sağlığı diliyorum.

SAMİ KARAÖREN:

Bilgi birikimiyle

bir ulu çınardı o

( Yazar):Kolay yetişmeyen Cumhuriyet Türkiye’sinin inançlı ulu çı­ narları, birkaç yıldır ardı ardı­ na dünyamı­ zdan ayrıl­ manın dayanı­ lmaz acısıyla yaktılar bizi: Prof. Dr. Tank Zafer Tunaya, başya- zanmız Nadir Nadi, Prof. Dr. Hıfzı Vel- det Velidedeoğlu ve şimdi de Velidede- oğlu’nun en yakını, gönüldeşi, ülküdeşi, Ömer Asım Aksoy...95 yaşında genç bir devrimci, bilgi birikimiyle bir ulu çınardı

o .

Ömer Asım Aksoy ustamızın ölü­ müyle, Cumhuriyet yönetimimizin, Atatürk ilkelerinin inançlı savunuculan- ndan birini daha yitirdik.

Hukukçu, siyasa adamı ve milletveki­ li, yazın öğretmeni, dilimizin özleşip ge­

lişmesine gönül vermiş, yaşamı boyunca bu yolda yorulmadan çalışmış bir dilciy­ di. Atatürk, onu Gaziantep gezisi sırası­ nda ‘Gaziantep Ağzı’ derlemesiyle tamdı. Bu devrimci genci tammaktan mutlu oldu. Onu hukukçu ve aydm kişi­ liğiyle hemen değerlendirdi: hem mil­ letvekili yaptı, hem de Türk Dil K uru­ mu’nda üye ve uzman olarak çalışmasını sağladı. Kurum a katkısı çok büyüktür.. Yıllarca Derleme K olu Başkanlığı yaptı. 12 ciltlik Derleme Sözlüğü, 8 ciltlik Ta­ rama Sözlüğü onun ölümsüz am t yapı- tlanndandır. 3 ciltlik Atasözleri ve De­ yimler S ö z lü p de onun ölümsüz yapı­ ttan arasındadır.

Dil devrimini savunan ve tutunması­ na büyük katkıda bulunan sayısız ma­ kaleler yazdı. Bu yazılardan epeycesini Cumhuriyet’te yayınlamak m u tlu lu p - na erdim. Bilimsel çalışmalara katkısı, Yazım Kılavuzu’nun oluşması yönün­ deki çalışmalan hepimize ışık tutmuştur. Gerici, Ösmanlıcacı, Atatürk düşmanı ve Türk Dil Kurumu düşmanlanyla ya­ şamı boyunca savaştı. Dilimizin özleşip gelişmesine katkısı unutulmayacaktır. 1972’den 1983’e (Kurumun resmi daire durumuna düşürülmesine) değin seçile­ rek, 11 yıl TD K Yönetim Kurulu’nda onunla birlikte çalışmış olmanın, ondan çok şey öğrenmenin onuru içindeyim. Bu anıt insan hakkında, değerbilir aydı­ nlanınız, Türk diline gönül verenler, onun unutulmaz değerini bütün aynntı- lanyla belirteceklerdir elbet.

ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU:

Türk dilinin tarihi

sayılabilecek bir

kişiydi

( Şair- Yazar)Ömer Asım Aksoy, p - nümüzde Türk dilinin tarihi sayılabile­ cek bir kişiydi. Bilgin insandı, hoşgörülü insandı, savaşımcı insandı. Türkçe’ye olan sevgisi ile 96 yaşma değin dirençle yaşamasını bildi. Önün yitirmemiz Türkçe’yi sevenler için özellikle birlikte çalıştığı insanlar için büyük bir acıdır.

CAHİT KÜLEBİ:

Anadilimizin baş

temsilcisiydi

ü

f

¥

ı f TD K eski genel yamanı) Sayın Aksoy’un cum­ huriyetimizin 70. yıldönü­ münde yaşama gözlerini yum­ ması, ne makul ve kutsal bir raslantı. Aksoy, cumhuriyeti-ç ü lü p n temel direkler

Ben onu bir bakım benzetirim.

halkçılığımızın baş ten zda 18 yaşlık bir fark rektikçe, kendisine babamsınız’ derdim, maz, yenilmez çağdaş idi. Son yıllarda up ac rini de o tamamladı. mizin Atatürk- inden biriydi, a İsmet İnönü’ye Anadilimizin ısilcisiydi. Aramı- olduğu halde, ge- ‘Siz benim ba- Eksilmez, yanıl-bir Türk büyüğü ıp m acılardan

bi-ŞERAFETTİN TURAN:

Tarih yapan , bir

anıt adamıydı

( Eski TDK genel başkanı, Dil Derneği Ge­ nel Başkanı)

Ömer Asım Aksoy, bir bilge kişiydi. Bilgeli­ ğin salt ö p e ­ nimle kazanı­ lmayacağının, yaşamboyu elde edilen bir nitelik olduğunun canlı simgesiydi.

Dil öpenim i görmemesine karşın, uz- m anlıpn ilgi, çalışma ve inançla elde edi­

lebileceğini kanıtlayan bir kişiydi. Ömer Asım Aksoy, bir inanç adamıydı. İnandığını her yerde, her zaman ve her kesime karşı savunan, savunmadan yı­ lmayan bir kişiydi. Savaşımını kişiliğin­ den kaynaklanan bir yumuşaklık ve in­ celik içerisinde inançla sürdürüyordu.

Ömer Asım Aksoy, bulunmaz bir yö-

neİKiyelk : ,

Ülkemizde, yöneticilerde görülmeyen bir özellik taşıyordu. Çalışmak, yanı­ ndakileri çalıştırmak, onlan yetiştirmek ve ekip çalışmasıyla sonuca ulaşmak. Türk Dil Kurumu, onun yöneticiliğinde büyük aşamalara ulaşmış, ekip çalışma­ larının ürünü olan sayısız yayınlarda bu­ lunmuş ve dil devrimi onun kişilipnde bayraklaşmıştır.

Kıcasa, Ömer Asım Aksoy, tarih ya­ pan bir kişiydi, bir anıt adamıydı. Anıtı dikilmese bile anılan ve yapıtlan anıtsal olarak belleklerde ve ruhlarda yaşaya­ caktır.

Onu yitirdiğimiz bugünde, tüm dil se­ verlere, tüm Atatürkçülere ve ulusumu­ za başsağlığı dilerim.

AHMET ERHAN:

Simgesel bir anlam

(Şair): Bir djl kirlenmesinin ya­ şandığı şu yıllarda, Ömer Asım Aksoy’u yitirmenin simgesel bir anlamı var. Türkçe adına bir çok şeyle birlikte, Ömer Asım Aksoy’un da acısını du­ yuyorum.

SALİH BOLAT:

Son kalelerden biri

(Şair) Ömer Asım Aksoy, Atatürk­ çü düşüncenin dil boyutundaki son kale­ lerinden biriydi. Bizim kuşak şairlerinin Türkçe’nin tadına varmasında büyük payı olan bir dil savaşçısıydı. Modem Türkiye’nin oluşturulmasındaki payı yadsınamaz. Demek, ölümlerine alışa­ madığım adlann arasında ona da bir yer açmam gerekecek.

Referanslar

Benzer Belgeler

Kendisi gibi ünlü seslendirme sanatçısı Ferdi Tay­ fur’un (Şimdiki arabeskçi Ferdi Tayfur değil) kardeşi olan Cimcoz, Yddız’la başladığı ve Senaryo

Toto hamm, dün deliler gibi sevdiği tiyatrodan bir tanecik oğlu, yaşamının anlamı Cem Karaca’dan ve ona hayran,.. Galiba sahnede izlediğim ilk tiyatro oyuncusu Toto

16 yaşında iken cezaevine giren İbrahim Balaban, sorgu hâkiminin, ya 16 bin lira ya da 3 yıl hapis yatarak cezasını çekeceğini söylemesi üzerine, “ İş Bankası’nın

İçtimaî Türk delegesi olan Hariciye Murahhası Nusret Beyin açtığı celsede detaylara ait bazı maddelerde kısa müzakereler yapıldıktan sonra anlaşma

Geçmişte yapılan araştırmalarda, çekirdeğin kütlesi Chandrasekhar limitine (kararlı bir beyaz cücenin sahip olabileceği en büyük kütle) yaklaştığında, magnezyum

Kepler takımının lideri William Borucki bu kadar kısa sürede bu kadar çok gezegen adayının keşfedilmesinin çok şaşırtıcı olduğuna dikkat çekerek ekliyor: “Bu gezegen

Nerede bir kitap yakılır, nerede bir kitap yasaklanırsa faşizm orada yeniden hortluyor demektir?. Biz kitap düşmanlığını faşiz­ min hortlaması

Dört ay sonra aynı binaya dö­ nülmüş, bir yıl sonra tekrar Cağaloğlun'daki binaya ta ş ı- nılm ıştır.. Fakat 1 nisan 1948'de yangın felaketi olmuş,