1 kayış 1340 - 1924 T'anin Ko -559- Eirsadı ibret:
Aslı olmasaydı hiç tekzib etmezmiydim ?
(Refet Taşanın beyanatından) İstanbul m a t buatı,geçen gün eski çamaşırları karıştırırken Dahiliye Vekili lerid Beyin sepetinde iki telgraf buldu.ö vakit damad Feridin kabi-ne
esinde Kafaa Vekili olan Ferid Bey 335 senesi Temmusunun sekizi tarihiyle ve Babıâli nazırlarının karariyle Samsuna çekdiği bu telgrafta "İngilizle- rin ihraç ameliyesine ve İngiliz kuvvetlerinin Türk yurdlarını çiğniye çiğ- niye yürümelerine k a t ’â mukabelede bulunulmamasını” tebliğ ve tavsiye edi yordu.
Bu haber efkarı umumiyede bir bomba tesiti yaptı.İlk günü buna inan- mıyanlar inananlardan fazla idi.Çünkü Dahiliye Vekilinin sonderece uysal ve zemaneperest olduğu malum olmakla beraber bundan dört sene evve.1 İngilizleş rin Samsundan Anadolu içlerine doğru ilerlemelerine mukavemet gösterilmeme- 'isini tavsiye eden bir adam bugün hiçolmazsa Anadolu mücahedesinden doğan
Cumhuriyetin mukadderatı siyasiyesini idare mevkiine çıkarılmaz diyorlardı, ve bunda haklı idiler.Ancak mes'ele çok mühim ve çok vahim idi.Ya tashih ve tekzib edilmeli,yahut İngiliz ordularının bile geçemedikleri bir yoldan Fe rid Beyin nasıl olup da geçerek tâ hükümet sandaliyesine kadar çıkabildiği
izah olunmalı idi.
Ankaradan beklenilen izahat teahhür ettikçe efkarı umumiyenin asabi yeti ziyadeleşiyordu, Eihayet m e s ’eleye bizzat matbuat v ı z ’ıyed etti. Peydanda itimad ve ihticaca şayan iki menba,iki şahid vardı: Erzrum keb'usu Rüşdü T a ş a ,İstanbul leb'usu Refet iaşa. îerid Bey o telgrafları Samsun kom- andanı Refet Paşşca göndermişti. Rüşdü Taşa da o tarihte Trabzon ve havalisi komandanı bulunuyordu. Ancak Refet Paşa ortalıkta görünmez olmuştu.Gazete muhbirlerinin taharriyatı hiçbir netice vermiyordu.Hergün gazetelerin yaz dıklarına karşı birşey de söylemiyordu.
Vakıa bu manidar ve ihtiyatkâr sükut pek çokşey ifade ediyordu.Fakat m e s ’elenin ehemmiyeti karşısında sarih beyanata ihtiyaç vardı.Rüşdü Paşa bu beyanatı esirgemedi: Ferid Beyin biri Meclisi Vükela namına resmen ve Eafa-a nEafa-azırı sıfEafa-atiyle,diygeri sureti hususiyede ve bir dost sıfEafa-atiyle Eafa-aynı gü nde Refet Paşaya çekdiği iki telgrafın metnini gazetelere tevdi etti.
Bu ifşaat karşısında Ferid Bey ne yapacak diye merakla bekleniyordu, iilhakika Dahiliye Vekili efkârı umumiyeyi çok bekletmedi: Evvelsi gün Ana
dolu Ajansı vasıtasiyle vaki olan beyanatında bu ifşaatın yalan olduğunu söyledi.Ancak telgrafhane kayıdları arasında tetkikat yapılabilmek ihtimal ini de göz önüne getirerek,£attı ric'âti temin mahiyetinde bir kaydı ihtira azî dermeyan etti: Bu telgraflar birer parola i m i ş ,tahtında manalar müstet- ir i m i ş ...
Eğer Ferid Bey her sözüne alelitlak inanmak caiz olan ricali siyası-yemizden olsaydı m e s ’eleye bu dakikadan itibaren kapanmış nazariyle bakıla bilirdi .Halbuki hüsnü zanda en ileri gidenler bile buna karşı gülmekten k e ndilerini alamamışlardı.Efkârı umumiyenin asabiyeti kendisiyle istihza edi ldiğini gören insanla^mjıhsus bir Hiddete münkalib olmuştu.Ferid Bey bu tek kzibi ile aynı zamanda Rüşdü Paşayı da vahim bir töhmet altına sokuyordu. Bir Türk Generalinin yalan söyliye bileceğine ihtimal vermiyen Türk ¡..atbu- tı tekrar Erzrum L£eb’usuna müracaat etti.İaşa bu sefer gazerecilere aynen şu beyanatta bulundu:
S - 2
ndarılırında bulunduğum zamana aid evrakım arasından çıkan bu vesikayı aynen gazetenize verdim.lerid Bey bu vesikayı tekzib edemez.Bu vesika m e v c u d d u r . Üç dört güne kadar l'rabzona gideceğim.Orada hangi telgraf memurunun Ferid Beyin makina başında verdiği bu tebliği aldığını da öğrenecek ve hakikati
bir daha isbat edeceğim." a
Gerçi Rüşdü Paşanın resmî dosyadan çıkardığı bir telgraf/Dahiliye Vek ilinin işkenbeden çıkma bir tekzible mukabele etmesi mezbuhâne hareketten başka manaya hamlolunamazdı.Ancak telgrafın mürsili Ferid Bey,mürsili iley- hi de Refet Paşa olduğuna göre Ferid ^eyin o telgraf muhteviyatını kısmen t e k z i b ,kısmın de parola diye tevil etmesi karşısında en kanaatbahş izahatı Refet Paşa verebilirdi.İşte Refet Paşa,Kadir gecesi,Ayasofya Camisinde ken disine mülakî oikan bir gazete muharririnin sualine cevaben şöyle diyor:
- Aslı olmasaydı hiç tekzib etmez mi idim?
Bu altı kelimelik cevabla m e s ’ele temamiyle tavazzuh etmiştir.Katta o derecede ki Ferid -Deyin damad Ferid kabinesine Anadolu emir ve tasvibiyle girmiş olduğuna dair fırka i c t i m a m d a söylediği sözlerin mahiyeti de
Dunun
la anlaşılıyor.Artık bilatereddüd iddea edebiliriz ki Ferid Bey Vahfidf4<tinin nazırı ve damad Fefidin refiki mesaisi sıfatiyle Istanbuldan Samsuna o telgrafı çekmiştir,o telgraf İngiliz kuvvetlerinin Anadolu ciha dını boğmak üzere İstanbulda tekarrür eden bir ihraç ameliyesine köprü vaz ifesini görecekti,o telgraftaki sözler parola tarzında tevil ve tercümeye mütehammil nev'inden olmamakla beraber Refet Paşa bu parolayı da inkâr ede rek lerid Beyi Vahideddin ve damad Feridin vasıtai teblîgiyesi olmak üzere teşhir etmiştir.
Artık m e s 'e l e n i ^ z a h ve tenvire muhtaç hiçbir ciheti kalmamıştır. Anlaşılmayan yegane cihet Ferid Beyin dün İstanbulda Kafaa nazırı sıfatiyle
aleyhine yürüdüğü,yahut mahiyetini kavrıyamadığı hareketi milliyeyi şimdi Ankarada Dahiliye Vekili sıfatiyle idare mevkiinde tutulmasıdır.Çamaşır se peti bu suretle açıldıktan sonra Ferid
~ ey
efkârı umumiyenin nefretinden,lisanı matbuattaki şiddet ve tehevvürden,halkı? ağzında dolaşan çirkin dedi ikodulardan hiçolmazsa bir manayi istiskal çıkararak çekilip gitmeli idi. Ferid Bey buna yanaşmıyor,yatağı yorganı pencereden dışarı atılan Softa k a dar olsun bir itifafta bulunmıyor,bilakis imdad sayhaları kopararak mahkeme kapılarının tokmağına sıtılıyor.
Hayır,Ferid Bey çıkilip gitmiyecektir.0,Sülük gibi yapışarak girdiği yerden ancak tırtıl gibi koparılarak atılmağa alışmiştır.
Binaenaleyh Rüşdü ve Refet Paşaların bu ithamkar şahadetlerinden son ra Ferid Beyi yine Vekâlet sandaliyesine yapışmış,efkârı umumiyenin kahka- hai istiskal ve tezyifine lakayıd,görürsek buna şaşmamalıyız.Aslı şaşdıgım- ız şey,omzunda bukadar havaleli bir bârı mâsiyet taşıyan Ferid Beyin kabine içinde diyger arkadaşlarına çarpmadan nasıl olup da yan yana yürüye bildik leridir. Bu da telâkki farkından ileri geliyor demekten başka çare bulamıyo ruz .