Sakin bir kıyının, sakin semtlerinden biri Kanlıca. Evlerin, evlerde
oturanların, sokakta oynayan çocukların hızla değişmediği bir yer.
D
aracık sokaklar, dik yokuşlar, iyot kokusu, eski ve yeni yalılar, eşsiz manzara. Bütün bunlar, Boğaziçi kıyılarının tipik özellikleridir diyedüşünülebilir belki. Ama öyle değil. Boğaz’ın Anadolu kıyısı, karşı kıyıya benzemez. Eğlence mekanları, restoran, kafe ve barların istilasına uğramamıştır. Paparazziler cirit atmaz. Geceleri flaşlar patlamaz. Sakindir. Akşam belli bir saatten sonra el etek çekilir, tşte Kanlıca da bu sakin kıyının, sakin semtlerinden biri. Evlerin, evlerde oturanların, esnafın, sokakta oynayan çocukların hızla değişmediği bir yer;
Sezen Aksu’nun da orta
yerinde bir taşa oturup gözyaşını Hisar’a yüzdürdüğü yer...
Kıyıdaki meydanda takılar, süs eşyaları, şile bezi giysiler satan tezgahlar küçük bir semt pazarı havası estiriyor. Aynı meydanda
Mimar Sinan’ın yaptığı küçük
bir camii var; İskender Paşa Camisi. Kanuni Sultan
Süleyman’ın vezirlerinden
10 « ¡M illiy e t haftalıkrehber
İskender Paşa yaptırmış. Bir zamanlar Kanlıca’nın kahvesi ve yoğurdu
meşhurmuş. Biz bugün Kanlıca’nın kahvesini değilse de yoğurdunu biliyoruz. Cadde üstündeki dükkanlarda, kıyıdaki mekanlarda ‘meşhur Kanlıca yoğurdu’ yazdığını
görüyorsunuz. İskelenin solundaki İsmail Ağa Kahvesi o zamanlardan bugüne gelmiş. İskeledeki benzerlerinin en eskisi ve en iyisi.
Eskiden Kanlıca’da özel bir ot yetişirmiş. Bu otla beslenen kuzular pembe renkte bir süt verirler ve bu sütle yapılan yoğurt çok lezzetli olurmuş. Semtin isminin bu renkten geldiği rivayetler arasında. Muhtemelen bu ot artık yetişmiyor. Ortalıkta kuzu da
görünmüyor. Üstüne pudra şekeri serpilerek yenen yoğurtların lezzeti herhangi bir yoğurdunkinden farklı değil. Yine de “Gidelim de bir Kanlıca yoğurdu yiyelim,” demek, iyi bir bahane Kanlıca’ya uzanmak için.
Ana caddenin
paralelindeki sokakta bazısı restore edilip sarıya, pembeye boyanmış, bazısı hâlâ çok eski olan ahşap binalar;
ayakkabıcı, televizyon tamircisi, eskici gibi küçük mahalle dükkanları var. Beton binalar burada da yok mu? Elbette var. Ama o beton evlere ulaşılan dik
merdivenler renklerini henüz yitirmemiş yaz çiçekleriyle dolu. Sokaklarına, eskilik, yaşanmışlık, hayat sinmiş.
Evlerden sokağa taşan yemek kokusu, saklambaç oynayacak arkadaşlarını ‘kaleye mum dikmeye’ davet eden çocukların neşeli sesleri, yerlerde seksek kutucukları.
Başkadır Boğaz’ın Anadolu kıyısı. Farklıdır Kanlıca. Karşı kıyıya benzemez.
■ PERİHAN ÛZCAN TÜZÜNER
[email protected] 11 - 1 7 Eylül 2004
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi