• Sonuç bulunamadı

Mirsadı ibret:Meğer kabahat müfettişlerde imiş!...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Mirsadı ibret:Meğer kabahat müfettişlerde imiş!..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

29 Temmuz 1340 - 1924 Tanin N o-643-Mirsadı ibret;

Meğer kabahat Müfettişlerde imiş!...

Ermeni zenginleri mes•elesindeki bulaşıklık henüz temizlenmeden Mülkiye Müfettişleri aleyhine bir yaylım ateşi başladı.Buna bakan bir in­ san kendi kendine,acaba kabahat memurlarımızı para ile satın almağa kalk­ ışan firarilerde mi yoksa bu paraya tama ederek vzife ve vicdanlarını sa­ tan memurlarda mı,yahut bunların hiç günahı yok da bütün kabahat yaptıkl­ arı tahkikatın zabıt varakasını sadıkane tanzim eden müfettişlerde midir diye sorup tereddüde düşse yeri vardır.

Vaktiyle Rasraddın Hoca merhum geceleyin kazara kapısını açık bır­ aktığı için hırsız girdi diye Akşehir Kadısı kendisini yirmi sopaya mahk­

ûm etmişdi.Vakıa Hoca sopaları yemiş,yemiş amma yaşadığı devrin çarpık e

işlerini kulağından tutup halkın huzuru tezyifine çakarmak fırsatını gay- b etmediği için Kadıya dönerek:

- Anladık Kadı Efendi,kapıyı açık bırakmak bir kabahatmiş. Ben bu kabahatin cezasını iki defa çektim: Evvela evim soyuldu,ondan sonra yirm sopa yedim. Fakat Allah aşkına,şu hırsızın hiç kabahati yok mu?

Diyerek adamakıllı bir sille de savurmuş... Dikkat ediyorum: Üç beş gündür kulaklarımızın zarını patlatan velvele Rapor mu, fezleke mi h; her ne ise işte o mahut vesikanın gazeteler vasıtasiyle neşri etrafında kopuyor. Sütunlarına her canları istediği şeyi geçiren gazeteciler bunda n o kadar kızdılar ki telaş ve gafletle ne dediklerini bilemiyerek bunu adeta Cumhuriyete suikasd manasına aldılar.Bilmem farkındamısmız: para kuvvetiyle memurlarımızı ifsada çalışan firariler unutuldu,maznunlar töh met sandaliyesinden şahid mevkiine çıkarıldı,bulaşık eller uyuz illetine tutulmuş kadar olsun ihtiyata lAzum görmüyorlar. Bu zamanda Hocanın zekâ yi cevvali ister ki keskin bir fiske ile bütün maskeleri aşağı alsın!

Hoca merhum hakikaten kâmil ve mütekâmil bir insandı.Menakibi ha­

yat iyesindeki silsile bilhassa tetkika şayandır.İddea edebilirim ki mahz=

a kapısını açık biraktı diye hırsızın yerine kendisi ceza gördükten sonr- a harekatına daha fazla çekidüzen vermiş ^insafsız ve riyakar bir zamanda rahat yaşamak için en iyi çare fincancı Ktırını ürkütmemek olduğuna hükm etmiş ve öyle yapmıştı.

Mülkiye müfettişlerimiz bukadar zekâ ve fetanet gösteremediler di­ ye kendilerine bu derece ulu orta hücum edilir mi ya? Haciyvad bile Kara­ gözün kırdığı camları birkaç defa ödedikten sonra kurnaz bir tip olabilm­ işti.Safvet ve istikameti ekseriya zararlı faziletler arasında kayddeden bir asırda yaşadığımızı bilmiyenler sadece bacaklarındaki kuvvete ve yür­ eklerindeki cesarete güvenerek meçhul iklimlere atılan seyyahlar gibi va­ rtadan vartaya şxxpx]raxiaxx uçarlar.

Bilmeliyiz ki Hoca merhumun yaşadığı devirden bugüne kadar aradan pek az şey değişmiştir: İnsanlar yine o insanlar,riya ve müdahane yine e- skisi gibi,zamanenin hakem ve kaza mevkiinde oturanlar yine birer Akşehir kadısı...Yalnız bir sıma eksik: Kasr a d d m Hoca! Bu hakikati bilmek insan için kuvvetli bir tesellidir.Bu teselliye malik olanlar üç beş gündenberi muhitin sükûn ve saffeti ortasında koparılan nâra ve yaygaraya kızmazlar,

şaşmazlar, sadece gülüp geçerler.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği T a h a T o ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Antik dönemde Philomelion olarak bilinen, Phrygia ve Pisidia sınırları içerisinde yer alan antik kentin, buluntuları ile bir Roma yerleşkesi olduğu yapılan Nekropol kazısı

Eserleri : Üç senfoni, yaylı sazlar için ‘‘Klee’nin dört resmi üzerine emprovizasyon” , sü:t, yaylı sazlar ve timpani için “ Passacaglia ve Füg” ,

Nasıl ki yığınlara kötü eğitimi, kötü sağlık hizmetini yaraşık gör­ müyorsak, kötü sanatı, kötü kültürü de yaraşık göremeyiz.. Oysa yığınlara

Do¤rudan insanlar üzerinde daha önce yap›lan baz› çal›flmalar, ergenlikten yetiflkinli¤e kadar prefrontal korteks hacminde kademeli bir azalma oldu¤unu göstermifl; ancak

Toprak kandilin saçtığı titrek ışık- ıar içinde oda, bir mağara esrarlılığına büründü. Duvarlar kaybolur gibi oldu. Eşya, olduklarından başka şekiller

1910’da yarbaylıktan em ekliye ayrılan sanatçı askeri okullardan başka Kız Sa- nayi-i Nefise, Darüşşafaka, Çamlıca, Üsküdar ve Ameli Hayat kız okullarında

Sanayi-î Nefise Mektebinden Üniversiteye Bir Mekân›n Tasar›m ve De¤iflimi/ The Conference Hall: Design and Transformation of a Unique Space at Mimar Sinan Fine Arts

Orta okuyucu için karan­ lık, fakat erbâbı için, şifresi çözüldükçe değeri ve tesiri artan yazılardı.. Hakkı Târik, kelime­ nin tam