• Sonuç bulunamadı

Milletlerarası I. Türk San'atı Kongresinin tebliğleri:Hind-Pakistan mimarisinde Türk mimarlığı tezyinatı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Milletlerarası I. Türk San'atı Kongresinin tebliğleri:Hind-Pakistan mimarisinde Türk mimarlığı tezyinatı"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

77-£J-W£Z

Delhi’ de bir cami (İllüstrasyon, Journal Unıversel’den)

Milletlerarası I. Tiirk San’ atı Kongresinin tebliğleri:

Hind - Pakistan Mimarisinde Tiirk Mimarlığı Tezyinatı

Dr. M. Abdullah CHAGHATAt Pencap Üniversitesi, Lahor

1 9 - 2 4 Ekim arasında Ankara''da Reisicumhur Celâl Bavar’ ın yük­

sek himayesinde toplanan

Milletlerarası Birinci Tiirk San’atları

Kongresi, biitiin dünya san’at âleminde derin akisler uyandırmış­

tır. Tiirk San’ atınm Sari at Dünyasın’daki yüksek mevkiini dün­

yanın en büyük san’at otoritelerinin selâli'yelli tebliğleri ile

tes-bit eden kongreden 8 . sayımızda bahsetmiş ve buradaki tebliğleri

neşredeceğimizi de vadetmiştik. Burada okuyacağınız yazı bunlar­

dan

biridir ve gelecek

sayılarımızda

da

diğer

otoritelerin

yazılarını sunacağız.

Bilindiği gibi Hindistan’ın, Orta Asya yo­ lu ile (XI., XII. ve XIII. yüzyıllarda) bu memlekete giren fatihleri hemen hep Türk ırkından idi: bunların sanat ve kültür gele­ neklerini beraberlerinde getirmiş oldukla rını kabul etmek tabiîdir. Her şeye rağmen bunlar, beklemez ihtiyaçlarının temini mak- sadiyle elbette ki, İslâmdan önceki yapıla­ rı, lâzım gelen değiştirmelerden sonra, kul­ lanmışlardır. Bu sebepten dolayı, mevcut en eski İslâm yapısına varıncaya kadar (Delhi’deki 1191 de inşa edilen Quwwat’ul- İslâm camiini kastediyorum) Hindistandaki

İslâm yapıları yerli kiriş sistemi ile fatih lerin getirdikleri kemer sisteminin bir ka­ rışımını arzetmektedir. Hind-lslâm sanatı­ nın, resim olarak hangi unsurlarını da is- lâma borçlu olduğu meselesi henüz çözül­ müş değildir.

Birbiri ardında Hindistan’da hüküm sür müş olan Khaliji (... 1320) ile Tııghluq (... 1400) sülâlelerinin her ikisi de aslen Türk idi. İşte bunların zamanında, mimari­ nin hiç katıksız olarak İslâmlıktan aldığı hususların memlekette yerleştiğini, gayri müslim ustaların da, müslüman

(2)

Delhi’de bir türbe (M. le baron A,exs de la Grange’m kolleksıyonımdan.)

nin rehberliği altında, kemerler, kubbeler ve arabeske dayanan tezyinat vesaire gös teren çeşitli tipteki yapıları plânlarına göre inşa etmeyi öğrendiklerini görürüz. Bilhas­ sa zikre lâyık birkaç misal gösterelim:

Jam’at Khana (Delhi’de, Nizamu’d-Din Avliya’da 1309 da yapılmıştır); yine Delhi’ de 1309 da inşa edilmiş Quwwat’ul - İslâm Camiinin Alai Gate denilen kapısı; Shaik el Rumku-i-Alâmin 1338 de Multan’da yapılmış türbesi; Khan Johan Tilangani’nin Delhide

1379 da yapılmış mezarı, vesaire.

İslâm güzel sanatlarının bazı hususlarının menşei meselesine gelince, müslümanların yendikleri imparatorlukların ve bilhassa Bizans ve Sasani imparatorluklarının çok geniş olan zengin ve çeşitli örnekler hâzi­ nesini tevarüs ettikleri bilinir. Bu ülkeler esasen İslâm dünyasına katılmış olup hâlen de bunun kalbini teşkil etmektedir. Şimdiki halde Bizans ve Sasani motifleri dünyada bu isim altında vakıa mevcut değildir, fakat bunlara müslümanlar kendi damgalarını basmış olup bunlar İslâm Türk ve İran sa­ natları çift ismi altında hâlâ yaşamakta­ dır.

Diğer taraftan, müslümanlarm süs alanın­

da gösterdikleri zevk onları, Allahın ismini asil güzel yazı sanatiyle tekrar tekrar yaza­ rak ebedileştirmeye sevketmiştir. Bu sanat da sadece islâma ait olup, aldığı nüfuz ve­ ya Türk ve bilhassa Selçuk tezyinatına tat­ biki (1328), Hind - Müslüman mimarimiz­ de elbette büyük bir rol oynamış olan bir hususiyeti teşkil eder. Esasen tarih, bize bu sanatın İslâmiyet Hindistanmın başken­ tine nasıl girdiğini bildirir. Selçuk mimari­ sinin bir hindleşmiş şekli olması hasebiyle büyük bir ehemmiyeti haizdir.

Di^er taraftan da ebedî kaynaklarımızda müslüman imparatorları tarafından inşa e- dilen en şöhretli âbidelerin tasvirleri bulu­ nur. Bu metinlerde Agra’da bulunup dünya harikalarından biri sayılan Taj - Mahal’ın süsünün tarifinde, Band-i Rumi vesaire gibi türkçeden alınmış tâbirlere rastlarız. Buna ilâveten, kubbe üstü süsü olarak hilâl (ki bu kesin olarak bir Türk icadıdır), burda birtakım âbidelerde rastlanır. Bunlar şun­ lardır:

Shaikh Ruku-i-Âlam’m Tughluq sultanla­ rı tarafından yaptırılan ve Multanda bulu­ nan türbesi (1335); İbrahim Adil Shah ta­ rafından kendisi için Bijapurda inşa edilen

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Medulaşvili, Zezva (çeviri): Azerbaycan Halk Bayatıları, Borçalı, Literaturuli Sakartvelo (Edebi Gürcistan) (აზერბაიჯანული ხალხური

BOZER, R., “Selçuklu Devri Levha Çinilerinde Form, Duvar Kaplama Tasarımlarına Yönelik Tespitler ve Fırınlama Sonrası Yapılan Bazı İşlemler”, Anadolu Toprağının

Tahran Büyükelçiliği (1937) ve Çemberlitaş Palas (1938, İstanbul) olmak üzere, Türk Ticaret ve Osmanlı Bankaları’nın birçok şube binası (1949-55 arasında),

Ankara Devlet Opera Binası (Eski Sergi Evi 1934, Ş.. İTÜ Mimarlık Fakültesi), 1943-44 onarım çalışmaları, Paul Bonatz Emin Onat ile birlikte. SAN 416 - CUMHUR İYET DÖNEM

ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK MİMARİSİNDE ALMAN MİMARLAR Türk Mimarlık tarihinde ilk Alman, 1784 yılı sonlarında Rus elçiliği himâyesinde İstanbul’a gelen

«Sulhün devam edebilmesi için, Rus- yamn müttefikleri olan Danimarka, Prusya, İngiltere ve İsveç, bundan son­ ra Rusyanm Polonyada kral intiha­ bına, dinî

■ 1 7 Sayfada Bir zamanlar kader birliği ettiği yoldaşları, eski TİP Genel Başkam M ehmet Ali Aybar’ı son kez uğurladılar. (Fotoğraf: H

Şerafettin Turan -Kültür Bakan­ lığı Müsteşarı olarak Danışma Kurulunun başkanıydı7 Prof.. Akşit Göktürk, İbrahim Olgun, Selahattin Hilav, Cemal Süreya, Doğan