• Sonuç bulunamadı

100. doğum yıldönümünde Gökalp...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "100. doğum yıldönümünde Gökalp..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

- -) ■ ğ ' i

DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCELERİ

Durkheim’ci düşünce sisteminde toplumsal evrim,

mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya

yönelen bir ilerleme sürecini ortaya koymaktadır.

Durkheim sosyolojisinden, toplumsal örgütleşme

ilkelerini benimsemiş bulunan Gökalp, devrindeki

so syoloji g elişm elerini yakından izlem iş;

Morgan’ ın evrim kuramı ile Marx’ın diyalektik

meteryalizm’ini toplumsal değişme açısından

incelemiştir. Böylece, Türk toplumunun tarihsel

gelişimine uygun düşebilecek bir modeli öğretisi

için hareket noktası olarak kabul etmiştir.

100. doğum yıldönümünde

ÖKALP sosyolojisinin en güçlü yanı, XX.

U yüzyılın başlarında, toplumsal değişme sü­

recine, Türkiye açısından eğilmesi ve bu hu­

susta kendine özgü bir öğretiyi geliştirmiş olma­

sındadır.

Gökalp

Bu nedenle, Türk sosyo­ lojisinde, olayları bir sistem içinde değerlendiren ve on­ ları tarihsel gerçeklerimize göre yoğuran bağımsız bir öğreti kurması bakımından Gökalp, henüz etkinliğini sürdürmektedir.

Gökalp’ın yaşadığı dö­ nem bir değişme ve evrim çağıdır. Batılı tomlumbi- limciler, sosyal gerçekleri bu evrim ve değişme ilkele­ rine göre açıklıyorlardı. Bu çağı etkileyen, ona damga­ sını vuran iki bilim adamı, Darwin ve Spencer en başta gelen kişilerdi. Darwin’in ileri sürdüğü görüşler, Spencer tarafından sosyal olaylara uygulanmak sure­ tiyle yeni bir kültürel evrim kuramı geliştiriliyordu.

Aynı dönemde etnograf­ lar da, kızılderililer, Afrika

Avustralya'nın yerlileri

•YAZAN:-Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN

t

(Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi)

VAHŞET. BARBARLIK

ve UYGARLIK

üzerinde geniş araştırmalar yapmak suretiyle bu evri­ min halkalarını tamamla­ maya çalışıyorlardı. Bun­ lardan, ilginç olanlardan bi­ ri de Morgan'ın savunduğu evrim düşüncesiydi. Mor­ gan's gijre, toplumlarm ge­ lişimleri:

★ Vahşet, ★ Barbarizm, ★ Uygarlık çağı olmak üzere üç döneme ay­ rılıyordu.

Toplumsal gelişme, Mor­ gan için, uygarlık çağında sona eriyor ve uygarlıkla, toplum en yüksek noktası­ na ulaşıyordu. Bu kuram, aynı zamanda, uygarlığın değerlendirilmesiydi.

X IX . yüzyılın bu klâsik evrim düşüncesi, bağımsız kültürler ile, bu kültürlerin evren içinde birbirlerini iz­ leyen aşamalarını da ortaya koyuyordu. Darwin’le baş­ layan bu biyolojik evrim kuramı ile, Spencer'in ge­ liştirdiği kültürel evrim dü­ şüncesi arasındaki yakın ilişki üzerinde, toplumsal gelişmeye yeni boyutlar ka­ zandırması bakımından önemle durulması gerekir. Nitekim, günümüzde bazı -tanınmış antropologlar,

kültürel evrimi, kronolojik

anlamda biyolojik evrimin yayılması biçiminde düşü­ nüyorlardı (1). Oysa, A. Comte, bilimsel sınıflandır­ masını hazırlarken, biyoloji ile adını yeni verdiği sosyo­ loji arasında, somutluk ve genellik ilkesi açısından gereken bağlantılara çok önceleri değinmişti. Com- te'a göre, pozitif bilimler sı­ nıflandırılmasında biyoloji, sosyolojiden önce geliyor ve biyolojinin yöntem ve ilke­ lerinden yararlanıyordu. Biyoloji ile sosyoloji bi­ limleri arasında kurulan bu iç bağlılık, yüzyıl sosyoloji­ sine damgasını vuran E. Durkheim'ı da etkliyordu. “ Toplumda iş bölümü" adlı d ok tora tezi, aslında, Durkheim’ ın toplumlarm ta­ rihsel gelişimlerinin açık­ lanması için kaleme alın­ mıştır (2).

Durkheim’ a göre, top­ lumsal evrimin farklı aşa­ malarında farklı dayanışma tipleri bulunur. Böylece, toplumsal ilerleme, meka­ nik dayanışma biçiminden organik dayanışma biçi­ mine; yahut kollektif dav­ ranış kalıplarından, ferd! farklılıklar adını verdiği bir yönde gerçek leşir. İlkel toplumlarda iş bölümü ve meslekî farklılaşmanın bu­ lunmayışı nedeniyle meka­ nik dayanışm a; modern toplumlarda ise, iş bölümü sonucu olarak organik da­ yanışma göze çarpar.

ORGANİK

DAYANIŞMA

Görülüyor ki, Durkhe­ im’ci düşüncâ sisteminde toplumsal evrim mekanik dayanışmadan organik da­ yanışmaya yönelen bir iler­ leme sürecini ortaya koy­ maktadır. Durkheim sosyo­ lojisinden, toplumsal ör­ gütleşme ilkelerini benim­ sem iş bulunan G ökalp,

devrindeki sosyoloji geliş­ melerini yakından izlemiş, Morgan'ın devrim kura- mı(3) ile Marx’ ın diyalektik materyalizm’ ini toplumsal değişme açısından incele­ miştir. Böylece, Türk top­ lumunun tarihsel gelişimine uygun düşebilecek bir mo­ deli öğretisi için hareket noktası olarak kabul etmiş­ tir.

Gökalp’e göre, Türk top­ lumunun ilk kaynağından itibaren geçirmiş olduğu ta­ rihsel gelişimin saptanması gerekmektedir. Bunun için de Durkheim tarafından ile­ ri sürülmüş bulunan sosyo­ lojinin yöntem ve kuralla­ rından yararlanmak isti­ yordu: “ Türkiye asri bir ce­ miyet midir?” adlı bir kon­ feransında (4), Türk toplu­ munun sosyal yapısını ince­ leyerek iki görüş ileri sürü­ yordu. Bunlardan biri, uy­ garlık yönünden toplumla- rın taş devri, bronz çağı, el zenaatları ve buhar çağı ol­ mak üzere dört aşamaya ayrılması; İkincisi de, kül­ tür açısından toplumları; kabile top lu m ları, etnik devletler ve imparatorluk olmak üzere üç gruba ayır­ mış olmasıdır. Bu görüşleri, “ Türk Medeniyeti Tarihi” adlı araştırmasında uygun bir tarzda işleyecektir.

Gökalp'in, Durkheim'i hatırlatan kültürel evrim görüşü, ana çizgileriyle: “ İçtimai neviler” (5) adlı bir yazısında açıklamıştır.

Buna göre; toplumlar; ★ İlkel,

* Milletler

olmak üzere iki kategoriye ayrılırlar.

İlkin, bir toplum, ahlâki dayanışma yolu ile birleşen insanlar grubudur. Daya­ nışma da iki çeşittir. İlki, inançlar ve duygular ben­ zerliğini kapsayan dayanış­ ma biçimidir ki. Gökalp bu­ na mekanik dayanışma di­ yordu. İkincisi de, toplum­ sal iş bölümünün ürünü olan organik dayanışmadır. Ancak, Gökalp'e göre, me­ kanik dayanışma, inançlar ve duygulardaki benzerli­ ğin; organik dayanışma ise ustalık ve yeteneklerdeki benzerliğin sonucudur. İl­ kel toplumlarda sadece me­ kanik dayanışma vardır. Çünkü, toplum iş bölümü, cinsiyet ve yaş farklılaşma­ sından ibarettir. Toplumsal iş bölümü ya hiç yoktur ve­ ya henüz başlangıç halinde­ dir. Millet kuruluşlarında ise, Gökalp’e göre organik dayanışma vardır. Ancak, Durkheim'dan farklı ola­ rak, organik toplumlarda fert, içinde yaşadığı toplu­ ma hem dolaylı hem de do­ laysız olarak bağlıdır. Bir başka deyişle, organik bir toplumda (millet gibi), me­ kanik bir dayanışma da gö­ rülebilir ki, bu husus, Gö- ralp'i Durkheim'dan ayıran en önemli noktayı ortaya koyar. Nitekim, günümüz Amerikan sosyolojisinde, gelişen endüstrinin meka­ nik dayanışmayı zayıflat­ masına rağmen, yine de kü­ çük gruplarda mekanik da­ yanışma tipi bir grup varlı­

ğından sürekli olarak söz açılmaktadır.

Görülüyor ki, Durk- heim’da olduğu gibi, Gö- kalp'te de toplumlarm geli­ şimi mekanik dayanışma­ dan organik dayanışmaya doğrudur. Bu evrim ve de­ ğişme kuramı, X X . yüzyıl başlangıcında sosyolojinin temel yasası olarak kabul edilir. Gökalp, organik da­ yanışmanın gerçekleştiği toplumları “ millet” olarak kabul ederken, yeryüzünde- ki tüm toplumlarm bilimsel sınıflandırılmasını da yine bu ölçüye göre değerlendir­ mektedir. “ Bir kavmin tet­ kikinde takip olunacak usûl” (6) adlı bir yazısında, Gökalp ilkel toplumları, klandan millete olmak üzere sınıflandırırken, “ Kabile veya klanın kaybolması, millî duyguların yükselme­ sini sağlamıştır” kanısın­ dadır. Yazı, edebiyat ve ta­ rihin gelişmesiyle cemaat duygusu birleşmiş, bir yapı haline gelmiştir. Bunun gi­ bi, teokratik bir milletten kültür - millet biçimine doğru yönelen ilerlemede, özellikle metropoliten böl­ gelerde, uzmanlaşmanın, kam'iıoyunun ve kurumlaş­ manın geliştiğinden söz açar.

Aynı şekilde, bir başka araştırmasında (7), millet­ leri toplumsal yapılarına

göre; feodal biçimden kor- poratif biçime olmak üzere beş aşamada düşünür. Gökalp’e göre, feodal bi­ çimde temel nitelik, din ve akrabalık bağlarının esas olması ilkesine dayanır. Korporatif toplumlarda ise mili! nitelik vardır. Avru­ pa'nın ilerlemiş ülkeleri ile büy ük kent merkezlerindeki kümelenmeler bu türdendir. Bu sınıflandırmanın esas a- macı. evrimin ilk aşamasın­ da bulunan feodal toplum­ larda din ve akrabalık iliş­ kilerinin, evriminin son a- şamasını teşkil eden korpo­ ratif toplumlarda ise kültü rel bütünlüğün varlığını or­ taya koymaktır.

Bir Amerikalı sosyologun da belirttiği gibi, Ziya Gök­ alp'in dönemindeki zorlayı­ cı, çatışmacı modellere iti­ bar etmeyerek, evrimci bir kültür kuramını sosyoloji sistemine hareket noktası olarak seçmesi, “ insanlığı sevmesindendir. Bu neden­ le, üst sınıfların katliamını, komünist egemenliğini ve­ ya bir dinsel yahut soya da­ yanan grubun belirlenmesi­ ni amaç edinen düşünceleri savunmamıştır”

(1) Julian H. Steward, Theory o f Cultural Change, s. 14, 1963.

(2) Julian S. Huxley, Biological evolution and human his­ tory, American Anthropo­ logical Association News Bullettin, s. 15-6, 1952. (3) Ziya Gökalp, Türkçülüğün

Esasları, s. 40, Serdengeçti Yayınlan, 3. baskı, 1950. (4) Ziya Gökalp, "Türkiye asri

bir cemiyet m idir?". Doğu Mecmuası, sayı: 5-6, Zon­ guldak, 1943.

(5) Ziya Gökalp, “ İçtimaî nevi­ ler", İslâm Mecmuası, II, No: 20, İstanbul, 1914. (6) Ziya Gökalp, “Bir kavmin

tetkikinde, takip olunacak usûl". Millî Tetebbular Mecmuası, 1, No: 2, İstan­ bul, 1915.

(7) Ziya Gökalp. İçtimai Nevi­ ler, s. 123-5.

(8) Carle C. Zimmerman. Yeni Sosyoloji Dersleri, s. 1-2, 1964.

I

I

I

1

i

i

1

I

i

i

i

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

第九條 本辦法限於總館使用,不及於附屬醫院分館。

Within this context, Lawrence and Joyce manage to step out of traditional lines in terms of the concept of hero in their works Women in Love and A Portrait of

SINTEF araştırmacıları alüminyum fabrikaların- da kullanılan elektroliz teknolojisinin, atılan mık- natıslardan ve mıknatıs üreticilerinin hurda mal- zemelerinden

Ana damarları insanın düşünme gücüyle donan­ dığı için kendisinden sonra gelen aydınlık kafalarla birlikte oldu Fikret’in dizeleri. Gelecek, kişilerle, ku-

Genel Kurul’un açılışını ya­ pan Holding Kurucu ve Şeref Başkanı Vehbi Koç, ‘özel sek­ tör olarak Türkiye ekonomisini kuvvetlendirmek için bütün gayreti

Savaşlara karar veren, çoluk çocuk yaşlı genç de­ meden katleden, şehirlerin tepesine bom ba yağdıran, kadınlan sömüren, el kadar çocuklara tecavüz etmek için

Malzeme- yi küçük miktarlarda ve yavafl yavafl elde etmenin bir di¤er yolu, uranyum izotoplar›n› iyonlaflt›r›p bir manyetik alan›n üzerinden geçirmek.. Ayn›

Geleneksel içten yanmal› motorlar›n veriminin düflük oluflunun en önemli nedenleri, bu motorlar›n yol- culu¤un çok büyük bölümünde gere- kenden çok daha