• Sonuç bulunamadı

Başlık: KİTAP TANITMAYazar(lar):ERŞAHİN, SeyfettinCilt: 37 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000000903 Yayın Tarihi: 1997 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: KİTAP TANITMAYazar(lar):ERŞAHİN, SeyfettinCilt: 37 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000000903 Yayın Tarihi: 1997 PDF"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Dr. Seyfettin ERŞAHİN

Prof. Dr. Sabri Hizmetli, İsüim Tarihçiliği Üzerine, Sevinç Mat-baası Ankara 1991, XIV-20S (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları no:

295). .

Tarihte usı1Iveya metodoloji üzerine, ülkemizde telif ve tercüme, ye-terli düzeyde ve sayıda olmasa da, pek çok eser bulmak mümkündür. Ancak İslam Tarihçiliği konusunda Türk okuyucusunun faydalanacağı eser bir kaç taneden ileri gitmez.

Bu ihtiyacı karşılamak ve yapılan çalışmalara katkıda bulunmak için

Prof Dr. Sabri Hizmetli tarafından kaleme alınan eser, teşekkül ve tekamÜ! safhaiarında İslam tarihçiliği, meşhur Müslüman ravileri, tarihçi-leri ve esertarihçi-lerini, Kur'an ve Sünnet'in tarihe bakışını ve değerlendirişini ihtiva eden bir "İslam Tarihi Usulü" denemesidir.

Yazar, tarih metodolojisi ve felsefesi hakkında genel bilgiler verdik-- ten sonra, İslam tarihçileri hakkında geniş malumat sunar. Çalışmanın en önemli yönlerinden ve İslam Tarih usı1Iüne katkılarından birisi Kur'an ve Sünnet'e tarih kaynağı olarak geniş bir yer verilmesidir.

Kitap; Önsöz, Tarih ve Tarihçilik (I. Bölüm) Müslümanlarda Tarih-çilik (ll. Bölüm), İslam Tarihinin Kaynaklarından Olmak Bakımından Kur'an ve Nadis (lll.Bölüm), Bibliyografya ve Dizin'den oluşmaktadır.

Yazar, ön sözünde böyle bir çalışmayı yapmasının sebebini "teşekkül

ve tekilmül safhalarında islam tarihçiliğini, meşhur Müslüman ravileri, tarihçileri ve eserlerini, diğer yandan Kur'an ve Sünnet'in "Tarih "e ba-kışını ve değerlendirişini" ele almak olarak ifade etmektedir.

İslam tarihçiliğinde temel ittihaz edilmesi veya tarih yazarken de-vamlı hatırda tutulması gereken usGl, yazara göre, şu ayet-i kerim e olma-lıdır: "Ey iman edenler. Eğer bir fasık size bir haber getirirse, hallerini

bilmediğiniz kimselere kötülük etmekten korkarak haberin aslını araştı-rın, aksi halde yaptığına pişmanlık duyanlardan olursunuz." (Hucurat-6).

(2)

İslam tarih yazmacılığında söz konusu ayetin metod bakımından esas alınması gerektiğini vurgulayan yazar, müslümanları tarihçilikle yakından ilgilenmeye sevkeden faktörleri şöyle sıralamaktadır:

i. Müslümanlar gerek Hz. Peygamber devri olaylarının, gerek onun ölümünden sonra ortaya çıkan itilafların bilirimesine büyük önem verdi-ler.

2. Sözlü tarihçiliğe uzun yıllaı: güçlü bir şekilde devam eden Müslü-manlar , kıssacılığa, haberciliğe ve Islam tarihinde meydana gelen hadise-lerin rivayetine büyük önem verdiler.

3. Kur'an ve Sünnet'in Ehl-i Kitap, Yahudiler, Hıristiyanlar-Sabiiler ve Mecusi1er gibi topluluklardan sözetmesi, onların dinleri ve medeniyet-leri hakkında öz ve genel bilgiler vermesi Müslümanları, devletler ve mil-letler tarihi disiplinleriyle meşgulolmaya yöneltti.

4. Müslümanlar hem kendi ilim ve kültür değerlerini, alimlerini ve mütefekldrlerini, hem de çağdaşlan olan ve kendileriyle birlikte yaşayan milletlerin kültür ve medeniyetlerini öğrenmek ve tanımak istediler.

5. Müslümanların soy-sop, aşiret ve k~bile gibi unsurlara bağlılığa özel önem vermeleri onlar arasında "Ensab Ilmi"nin büyük kabul görme-sine ve müstakil bir disiplin olarak ele alınmasına sebep oldu.

6. Müslümanlar, fethedilen ülkeleri ve insanlarını, kültür ve medeni-yetlerini, milli ve manevi değerlerini tanımak istediler. Bu anlayış ve arzu onları fethedilen ülkeleri tarihi ve coğrafi şartları içerisinde ele alıp ortaya koymaya sevketti.

"Tarih ve Tarihçitik" adını taşıyan i. bölümün alt başlıkları "Tarih Kavramı", "Tarihin Dünü ve Bugünü", "Tarih ve İnsan Toplulukları",

"Tarihin Yararı", "Tarihçiliğin Gimel Kuralları", "Tarih Tenkidi", "Ta-rihin Malzemesi" ve "Ta"Ta-rihin Bölümleri"dir.

Tarih Kavramı başlığı altında tarih kelimesinin lugavi ve ıstılahi ma-nasını çeşitli varyantlarıyla ortaya koyan yazar şu tarih tanımı denemesini yapmaktadır: "Bize göre; "tarih" kelimesi, esas itibariyle, zaman

anlam;-nı taşımakta,fertlerin ve toplumların durumlarını ve hareketlerini "vakit" -içerisinde belirlemektedir. (s. 2).

Tarih kelimesi uzun yıııar boyu çeşitli kavimlerce kullanılagelmiştir. Söz konusu çalışmada yer alan bilgilere göre Araplar da ise tarih kelime-sini teknik bir tabir olarak ilk defa Yemen'de Ya'lii b. Ümeyye kullanmış-tır. Arapça'da tarih fikrirri ifade etmek için "tarih ve ahbiir" teknik tabir-Ieri kullanılmaktayken "Ahbar" kavramı zamanla Rasulullah'ın amelleri ve sözleri ile ilgili bilgileri ifade için kullanılmıştır. Müslüman

(3)

tarihçiler-den el-Mes'udi (ö. 345/957) MurCtcu'z-Zeheb ve el-Mutahhar el-Bed'u ve't-Tarih',inde, el-KMici el-Muhtasar tL İlmi't-Tarih adlı eserinde tarih kavranu ve fikrini çeşitli düzeylerde ele almışlardır.

Tarihin Dünü ve Bugünü adlı başlıkta tarih kavranu ve anlayışının

İslam dünyasında ve Avrupadaki gelişme safuaları incelenmektedir. Son olarak gelinen noktaya şu cümlelerle işaret edilmektedir: "Kabul etmek gerekir ki, ilim ve teknoloji çağı olan günümüzde, tarih ilmi ile ilgili bilgi-ler henüz olgunluk dönemine ulaşmadı. Hikiiyecilik ve nakilcilik temelle-rine dayanan "rivayetçi tarihçilik" safhasından kurtularak "eleştiricilik, karşılaştırmacılık ve sentezcilik" temellerine dayalı evrensel modern ta-rihçiliğe gelinmişse de tarih tenkidi yönünden yeni boyutlar kazanılama-dı; tarihfelsefesi bakımından da haıa çocukluk dönemi yaşanılmaktadır."

(s. 14-15).

Tarih ve İnsan Toplulukları başlığı altında, tarih konusun insan ve

onu meydana getirdiği olaylar olduğu fikrinden hareketle, millet olma bi-linci seviyesine erişmiş her topluluğun tarihle ilgilendiği vurgulanmakta ve şu hüküm verilmektedir: "Belli bir ülküsü olan yükselme ve

olgunlaş-ma isteyen herkesin tarih hakkında bilgi sahibi ololgunlaş-mak "isteyeceği m"!.hak-kaktır ... Fiziki ve ruhi varlığı sürdürmek için insanın tarih bilgisine ihti-yacı vardır. Üstelik devlet ve millet varlığının devamlıiığı önemli ölçüde geçmişin bilgisine ve tecrübesine dayanır." (s. 16).

Tarihin Yararı'na gelince, "geçmişin yeniden yaşanmasını, yaşanı-lan zamanın daha iyi değerlendirilmesini ve geleceğe daha elverişli şart-larla girilmesini sağlamaya çalışır ... Milli ve manevi değerlerin tanınma-sını temin eder... Tarih şuuruna sahip olan insanlar, milli ve manevi değerlerine bağlanırlar, geçmişin olaylarından dersler alırlar." (s. 18).

Tarihçiliğin Genel Kuralları olarak yazarın söylediklerini şöyle

özet-lemek mümkündür: Herşeyden önce tarih kuralları tarih metodolojisi, tarih tenkidçiliği ve tarih felsefesi tarafından ortaya konmakta, amacı ise çağdaş tarih ve tarihçiliğin nasıl1ığını ve niceliğini tesbit etmek olarak be-lirtilmektedir. Bu kurallar çerçevesinde şunlar tarihçiliğin ilkeleri arasın-da şunlar öngörülmektedir: 1- Tarihçilik, tarihi hakikatlerin korunmasını ve yaşatılmasını sağlamak amacına yöneliktir. 2- Tarih, tarafsız yazılma-lıdır . 3- Tarihçiliğin ilkelerinden birisi de tasvın bilgi vermektir.

Yazara göre Tarih Tenkidi, yazılanların "tarih"e dair olup-olmadıklarının tespitini ve tarihi hakikat'ın ortaya çıkarılmasını sağlar. Ele geçen malzemenin metin ve sened yönünden "tarih tenkid usulleri" doğrultusunda doğru olup olmadıklarının tespiti icap etmektedir. Bu ame-liye ise "dış tenkid" ve "iç tenkid"le olur.

(4)

Tarihin Malzemesi konusuna gelince, yazar herşeyden önce tarihin

kaynaklarının tarih vesikalara dayandığını, tarihe ait bu ve buna benzer malzemenin "tarihin menbaı" durumunda olduğunu belirtir ve tarih ilmi-nin kaynaklarını şöyle tasnif eder:

ı.

Rivayet edilenler, 2. Abideler, 3. Yazılanlar. Bir başka ayın ma göre ise;

ı.

Diplomatik kaynaklar, 2. Nakil kaynaklar, 3. Resmi mektuplar.

Tarihi gelişim içerisinde tarih ilminin yazılışı da farklı şekillerde olmuştur. Yazar'a göre bu aşamalar şunlardır: i. Rivayetçi yazış. 2. Öğ-~ retici yazış. 3. Neden-nasılcıyazış. 4. Sosyolojik yazış.

Çalışmanın ikinci bölümünde "Müslümanlarda Tarihçilik" ele alın-makta ve bölümü n alt başlıkları şöyle sıralanalın-maktadır: J. İs/Qm Öncesi Araplarda Tarih, 2. İslam Tarihinin Doğuşu, 3. İs/Qm Tarihinin Dünü ve Bugünü, 4. İslam Tarihinde Tenkit. a. Birun; ve Tarih Tenkitçiliği, b. ez-Zehebi ve Tarih Tenkit Usulü, e. İbn Haldun ve Tenkidi İslam Tarihi, d. Şehbenderzade Ahmet Hilmi ve Tarihçifiği, 5. Klasik İslam Tarihinin

Genel Karateri, 6. Yeni İslam Tarihi ve Temel Özellikleri, 7. En Eski

Müslüman Tarihçiler.

Başlıklardan da anllaşılacağı gibi İslam tarihinin gelişmesini tarihi seyir içinde ele alan yazar Cahiliye Dönemi Arap Tarihçiliğine değindik-ten sonra İslam tarihinin doğuşunu m. 610 yılında Kur'an Vahyi'nin geli-şine bağlamakta, Hz. Peygamber'in hayatının sonraki nesillere aktarılma arzusunun İslam tarihçiliğinin gelişmesinin en önemli etkeni olduğunu belirtmektedir .

İslam Tarihinin yazılışı siyer ve megazi denemeleriyle başladı deni-lebilir. Bunları "tabakat ve teracim" kitapları izledi. "Harac" ve "Emval" kitapları da İslam tarihçiliğinin erken ürünlerindendir. İslami nakiller a) Kur'an, b) Sünnet c) Tefsir d) Siyer ve Megazi e) Melahim ve Ahbar ki-taplarıdır.

İslam Tarihinin Dünü ve Bugünü'nün siyer ve megazi tarihçiliğinden

başlayarak günümüz modem İslam tarihi yazmacılığına kadar konuyu geniş olarak incelemektedir.

İslam Tarihinde Tenkit'te an'anevi rivayetçilik anlayışına dayalı

"hikilyeci tarih" tarzından "dirayetçi tarih" tarzına geçiş konusu ele

alın-maktadır. Yazar'a göre bu geçişte en önemli basamak hadis usGlünde

"eerh ve tadil"dir. Müslüman tarihçilerden Birun; 'İbn Miskeveyh, Reşi-düddin Tabib, İbn Said Magrib 'i, Taeeddin es-Sübki, Muhyiddin el-Kafiei ve es-Sahavi tenkidçi tarihçilerin başlıcalarındandır.

(5)

\

j

Klasik İslam Tarihinin Genel Karakteri başlığı altında yazarca

vur-gulanan husus, rivayete dayanan tarihi malzemelerin doğruluğunun tesbi-tidir. Klasik tarih yazmacılığı aşamasında raviler tarafından ne aktarılıruş-sa tarih ona göre yazılmıştır. Yüzlerce cildi bulan İslam tarihinin kaynakları ise esas itibariyle İbn İshak, Yakidi, İbn Sa'd ve Taberi gibi üç-dört kişinin eserleridir. Bu tarihçiler ise pek çok yönden tenkit edil-mişlerdir. Bunun yanında her devirde yeniden yazılan İslam tarihi yeni ~uşaklar tarafından yapılan değerlendirmeleri yansıtır. Klasik dönem Islam tarihçiliği, şahsi kahraman ve kahramanlıklara ve siyasi tarihe önem verirken, sosyal ve ekonomik yönü ihmal etmiştir.

Yeni İslam Tarihinin Temel Özellikleri başlığı altında ise, klasik dönem İslam tarihi yazmacılığının hatalarından ve eksik yönlerinden kur-tularak çağdaş ilmi tarih anlayışıyla islam tarihinin yeniden yazılmasının gerekliği ortaya konmaktadır.

Kitabın büyük bir bölümünü en eski Müslüman Tarihçilerin kısa bi-yografileri oluşturur. Bu başlık adı altında incelenen tarihçiler şunlardır: Urve b.ez-Zübeyr, Ka'bu'l-Ahbar, Abdullah b. Selam, Eban b. Osman, Şurahbil b. Sa'd, Yehb b. Münebbih, İbn Şihab ez-Zuhri, Abdullah b. Ebu Bekr b. Hazm, Ma'mer b. Raşid, Musa b. Ukbe, Cabir el-Cufi, Avane b. Hakem, İbn İshak, Ebu Mihnef, Seyf b. Ömer, Kelbi, el-Yakidi, Muhammed b. Sa'd, İbn Hişam, Medaini, İbn Abdilhakem, İbn Kuteybe, Dineveri, Belazuri, Ya'kubi, Taberi, Mesudi, İbn Nedim, Mak-disi, İbn Miskeveyh, Beyhaki, İbn Asakir, Sem'ani, İbn Esir, İbn Halli-kan, Subki, ve İbn Kesir.

, Çalışmanın III. bölümü İslam Tarihinin Kaynaklarından Olmak Ba-kımından Kur'an ve Hadis adını taşır. İslam Tarihinin Kaynağı Olarak

Kur'an başlığı altında Kur'an ve Tarih, tarihi olaylar, olgular ve insan ko-nuları ele alınır.

Yazara göre esas itibariyle bütün İslami ilimIerin kaynağı olan Kur'an asıl kaynakları, haberler ile yazılı ve sözlü rivayetler olan İslam tarihinin de kaynağıdır. İçerdiği geçmişle ilgili bilgiler tarihi olaylarla ve olgularla ilgili yorumlar bakımından İslam tarihinin kaynağı olarak Kur'an ayrı bir önem taşır.

Bu esastan sonra yazar, Kur'an'ın hangi konularda ve ne şekilde kaynak olduğu, tarihe sağladığı materyalin niteliğini ve sahasını göster-meyi hedefler. Tarihi Olaylar-Olgular ve İnsan başlığıyla ise Kur'an'ın insana ve onun çevresiyle ilişkilerine verdiği önem ele alınır. Bu çerçeve-de bütün tarihi olayların fert ve toplumun mahsulü olduğunu bildiren Kur'an, bazı peygamberlerin ve milli kahramanların şahsında, insanı ve tarihi olaylardaki rolünü açıklar. Yine Kur'an'dan anlaşıldığı kadarıyla Allah, tabiatın Mallki, insan da işletmecisidir. İnsan tabiatın imarıyla gö-revlidir.

(6)

. i

Son olarak, İsıam Tarihinin Kaynağı Olarak Hadis~aşlığı altında Hadis ve Tarih, Rivayetçilik ve Hadis ve Ha~is Tarihi ve Islam Tarihin-deki -yeri konuıarı incelemeye. tabii tutulur. Islam tarihçilerinin devamlı . vurguladıkları husus, hadisin Islam tarihinin en önemli kaynaklarından

olduğudur. Öyle ki es-Salıavi "Tarih, hadis ilimlerinden birilimdir" de-miştir. Hz. Peygamberin fiilleri, sözleri ve faaliyetleri ile ilgili hadisler şiyer ve megazi yazmacılığının kaynağını oluşturur. Diğer bir husus, Islamın ilk dönemlerine ait dini ve gayri dini haberlerin rivayetler şeklin-de bize ulaşmasıdır. Rivayetlerin. şeklin-değerlendirilmesi ve tahlili hadis ilmi-nin de konusudur. Hadis ilmi ile Islam tarihiilmi-nin ilgisini kısa fakat öz ola-rak ana hatlanyla tarihi gelişimi içindeele alan yazar, kitabını şu cümlelerle bitirir: "Aslında Kur'an ve Hadis'in İsıam tarihçiliği

yönün-den ele alınıp yorumlanması meselesi, böyle genel mahiyetteki bir çalış-manın sınırlarını aşan, derinlemesine ve mukayese -tenkid- tahlil temelle-ri üzetemelle-rinde müsta;kil olarak tedkik edilmesi gereken bir konudur."

Ülkemizd~sahasında önemli ve ilk denemelerden biri niteliğini taşı- _ yan bu eserin Islam tarihçiliği alanında çalışma yapacaklara yol gösterici bir başvuru kitabı olduğunu düşünüyoruz. Bu vesile ile hocamız} tebrik ediyor, 'çalışmalarının devamı

m

bekliyoruz.

Referanslar

Benzer Belgeler

Fakat aracı kullananın bir başkası ol­ ması halinde, fail malik olmadığından, üçüncü şahıs tarafından sebep olunan kazadan dolayı, malik (veya tutucu) aleyhine açıla­

Kusursuz sorumluluk hallerinde rücu sorununu, kanun ayrıca hük­ me bağlamış bulunmaktadır (BK.. GENEL OLARAK HALEFİYET VE RÜCU 397 ye göre rücu hakkının

Anaya­ saya bakarsanız, onun bu kuvvet (yetki) dağılışı konusunda pek açık, seçik olmadığını görürsünüz. Ama, Anayasadaki bu belirsiz­ lik, bu bulanıklık

Örneğin, beyan ettiği 250.000 lira değerden borç ve istisnanın indirilmesinden sonra matrah kalmaması nedeniyle vergi ödemeyen yükümlü, ileride idarece 370.000 lira takdir

Mag der Staat absolu- tistisch sein — Rousseau zollt ihm Respekt und hofft im übrigen, da(3 er weder ihn bei seiner Arbeit, noch den Proze/? der natürli- chen Erziehung des

Diese (engere) Deutung des gesetzlichen Begriffs «Schvvangere» kann sich darauf stützen, dass die Umstellung der weiblichen Funk- tionsablâufe bei einer Schwangerschaft nach

Eğer, Fransız karı-koca İngiltere'de yaşarlar ve Fransız hukukunun «communaute des biens» (mal ortaklığı) re­ jimine, bütün hüküm ve sonuçları bakımından tâbi

Hâkimin iç hukuk kaidelerine da­ yanarak yetkili yabancı Devletler Hususî Hukukundaki ikametgâh terimi değerlendirme veya kanunları yetkili yabancı devletin iç hu­ kuk