• Sonuç bulunamadı

Meriç ve Tunca Nehirlerindeki ağır metal birikiminin su ve balık türleri açısından değerlendirilmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Meriç ve Tunca Nehirlerindeki ağır metal birikiminin su ve balık türleri açısından değerlendirilmesi"

Copied!
86
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MERİç VE TUNCA NEHİRLERİNDEKİ AGıR METAL BİRİKİMİNİN SU VE BALIK TÜRLERİ

AÇıSıNDAN DEGERLENDİRİLMESİ

Saniye Sibel ARABACI

YÜKSEK LİsANS TEZİ

KİMYA ANABİLİM DAU

Bu tez

ı9/1 0/20

ı ı

tarihinde aşağıdaki jüri tarafından kabul edilmiştir.

dd;

Doç.Dr. Gülay ŞEREN

Yrd.Doç.Dr. Yıldız KALEBAŞI AKTAŞ (Danışman)

(2)

MERİç VE TUNCA NEHİRLERİNDEKİ AGıR METALBİRİKİMİNİN

su

VE BALIK TÜRLERİ AÇıSıNDAN DEGERLENDİRİLMESİ

Yüksek Lisans Tezi

Hazırlayan: Saniye Sibel ARABACı Yüksek Lisans Öğrencisi

Kimya Bölümü

Analitik Kimya Anabilim Dalı

Danışman:

Yıldız KALEBAşı AKTAŞ

(3)

Bu çalışma Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Analitik Kimya Anabilim Dalında yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır.

Tez konumu bana vererek ve projelendirerek çalışma süresince yardımlarım esirgemeyen hocam Yrd. Doç. Dr. Yıldız Kalebaşı Aktaş'a, yükesek lisans öğrencisi Yusuf Kayaalp'e, AAS ile ölçüm aşamasında yardımcı olan sayın Doç. Dr. Gülay Şeren ve yüksek lisans öğrencisi Mümin Şentürk' e, tez yazım aşamasında bana yardımcı olan kardeşim Seval Selin Arabacı, Aytekin Cura, İrern Sıvat ve hayatımın her anında yanımda olan annerne teşekkürü borç bilirim.

(4)

ÖZET

Bu çalışmada Tunca ve Meriç Nehirleri, Edirne, üzerinde seçilen noktalardan alınan Leusiscus sp: ( Heckel, 1843 )'nun kas, solungaç, böbrek, barsak ve deri dolularında Zn, Cd, Pb, Cu, Cr, Mn, Ni ve Fe gibi ağır metal konsantrasyonlanmn belirlenmesi amaçlanmıştır.

Mikro dalga çözünürleştirne yöntemi uygulandıktan sonra AAS ile ağır metal konsantrasyonlan belirlenmiştir. Bu analiz sonuçlanna göre Fe en fazla solungaçlarda yüksek değerlerde belirlenmiştir. Ni en fazla Suakacağı Köyünden yaz döneminde alınan numunede kas ve böbrekte belirlenmiştir. Cu en fazla barsaklarda belirlenmiştir.Pb en fazla Bosna Köyden yaz döneminde alınan numunenin kas dokusunda belirlenmiştir. Mn en fazla Bosna Köyden alınan numunenin barsak dokusunda belirlenmiştir. Cr'un en yüksek değeri Mezbaa sonrasından alınan numunenin solungacında belirlenmiştir. Cd'un en yüksek değeri Bülbül Adasından kış döneminde alınan numunenin barsağında belirlenmiştir. Zn'nin en yüksek değeri Bosna Köyden kış döneminde alınan numunenin barsak dokusunda belirlenmiştir.

Tunca Nehri ve Meriç Nehri üzerinde seçilen noktalardan alınarak çalışılan balık numunelerinde ölçülen Cd, Pb ve Zn konsantrasyonları Tarım Orman ve Köyişleri bakan1ığımn 1991 yılı 20884 sayılı resmi gaztenin 5. sayfasında yayınladığı balık ve yumuşakçalar için önerdiği kabul edilebilir değerlerin üzerinde belirlemiştir. Cu konsantrasyonu ise kabul edilebilir değerlerin altında belirlenmiştir. Konsantrasyonu belirlenen ağırmetaller ise Fe > Cr > Mn> Ni olarak belirlenmiştir.

(5)

ABSTRACT

In this study, we aim to determine concentrations of heavy metals such as Fe, Zn, Mn, Cd, Cr, Ni, Cu, and Pb on musc1e, gill, kidney, intestine and skin tissues of

Leusiscus sp: (Heckel, 1843) which was obtained from the selected points on Tunca and Meriç rivers, Edirne.

After the application of mıcro-wave dissolving method, heavy metal concentrations were determined with AAS. According to the results of this analysis, high level of Fe was determined most commonly on the gills. The maximum levels of Ni were determined on musc1e and kidney samples that were taken from Suakacağı village during the summer. Cu was determined the highest on guts. Pb was determined maximum on musc1e tissue sample that was taken from Bosnia village during the summer. Mn was determined highest on intestinal tissue samples taken from Bosnia village. The highest level of Cr was determined on the gill of sample near Mezbaa. The highest level Cd was determined on the intestine of the sample taken from Billbill Adası during the winter. The highest value of Zn was determined on the intestinal tissue of the samp1e that was taken from the Bosnia village during the winter.

Cd, Pb and Zn concentrations, which were measured on fısh samples taken from selected points on Tunca and Meriç rivers, were determined to be over the set of values recommended for fısh and mollusks on the 5th page in the official newspaper No. 20884, 1991 published by the Ministry of Agriculture Forestry and Rural Affairs. Cu concentrations, on the other hand, were below the acceptable values. Heavy metals that determine concentration are listed respectively: Fe> Cr> Mn> Ni.

(6)

iÇİNDEKİLER Sayfa No ÖNSÖZ i ÖZET II ABSTRACT ID iÇİNDEKİLER IV

SİMGELERİN DİzİNİ

VI

ŞEKİLLE

R

İN Dİ

z

İNİ

VII

RESİMLERİN DİzİNİ

VIII

TABLOLARıN DizİNİ IX ı.GİRİş 2.AGffi METALLER

2.L.Ağır Metalin Tanımı 2.2. Ağır Metallerin Özellikleri

ı

3 3 3 4 5 2.2.1. çinko (Zn) 2.2.2. Kadmiyum (Cd) 2.2.3. Kurşun (Pb) 2.2.4. Bakır (Cu) 2.2.5. Krom (Cr) 2.2.6. Mangan (Mn) 2.2.7. Nikel (Ni) 2.2.8. Demir (Fe) 6 8 9 10 11

2.3. Ağır Metal Konsantrasyonunun Belirlenmesi

12 13

(7)

2.3. ı. Atomik absorpsiyon spektroskop ı 3

2.3.1.1. Işık kaynakları ıs

2.3. ı .2.Monokromator (Dalgaboyu Seçici) ı 6

2.3.1.3. Dedektörler ı6

2.3.1.4. Atomlaştıncılar ı 7

2.4. Ağır Metallerin Eko Sisteme Girmesi 17 2.5. Ağır Metallerin Balıklar Tarafından Ortamdan Alımmı 19 2.6. Balıklarda Ağır Metal Birikimini Etkileyen Faktörler 20

2.7. Ağır Metallerin Balıklara Etkisi 20

3. MATERYEL VE METOT 23

3.1.Numunelerin ÇalışmaAlanından Toplanması 23

3.2. Numunelerin Analize Hazırlanması 24

3.3. Numunelerin Analizinde Kullanılan Cihaz ve Kimyasal Maddeler 24 3.4. Numunelere Mikro Dalga Yöntemi Uygulama 25

3.5. Atomik Absorpsiyon Spektrometresi İle Metal Analizi 26

4. SONUÇLAR VE TARTIŞMA 27

KAYNAKLAR 69

(8)

SİMGELER DİZİNİ

AAS: Atomik Absorpsiyon Spektroskopi

Cd: Kadmiyum Cr: Krom Cu: Bakır Fe: Demir kg: Kilogram L: Litre mg: Miligram Mn: Mangan Ni:Nikel Pb: Kurşun Zn: Çimko

(9)

ŞEKİLLERİN DİzİNİ

Sayfa No

Şekil 4.1. Su numunelerinde kış mevsiminde belirlenen ağır metalsonuçları 30 Şekil 4.2. Su numunelerinde yaz mevsiminde belirlenen ağır metal _Sonuçları 31 Şekil 4.3. Kefal balığının organlarında belirlenen Nikel konsantrasyonu 34 Şekil 4.4. Kefal balığının organlarında belirlenen Demir konsantrasyonu 37 Şekil 4.5. Kefal balığının organlarında belirlenen Bakır konsantrasyonu 40 Şekil 4.6. Kefal balığının organlarında belirlenen Kurşun konsantrasyonu 43 Şekil 4.7. Kefal balığının organlarında belirlenen Mangan konsantrasyonu 46 Şekil 4.8. Kefal balığının organlarında belirlenen Krom konsantrasyonu 49 Şekil 4.9. Kefal balığının organlarında belirlenen çinko konsantrasyonu 52 Şekil 4.10. Kefal balığının organlarında belirlenen Kadmiyum konsantrasyonu 55 Şekil 4.11. Kefal balığında Kas dokusundaki ağır metal değerlerinin 57 yaz ve kış mevsimi ortalamaları

Şekil 4.12. Kefal balığında Solungaç dokusundaki ağır metal değerlerinin

yaz ve kış mevsimi ortalamaları

58

Şekil 4.13. Kefal balığında Böbrek dokusundaki ağır metal değerlerinin

yaz ve kış mevsimi ortalamaları 59

Şekil 4.14. Kefal balığında Bağırsak dokusundaki ağır metal değerlerinin

yaz ve kış mevsimi ortalamaları. 60

Şekil 4.15. Kefal balığında Deri dokusundaki ağır metal değerlerinin

yaz ve kış mevsimi ortalamaları 61

Şekil 4.16. Kefal balığının çeşitli organ ve dokularında kış ve yaz mevsiminin ortalama ağır metal dağılımı ve ortalama değerleri Şekil 4.17. Kefal balığındaki (Leuciscus sp: ) ortalama ağır metal

63 64 sonuçları

(10)

RESİMLER DİzİNİ

Sayfa No

Resim 2.4. 1.:Ağır metal içeren atıkların doğrudan doğaya atılması. 18 Resim 2.7.1. :Nehirde ani ve aşırı kirlenmeden dolayı toplu balık ölümleri. 21 Resim 3.1.1. Edirne İlinigösteren harita. 23

(11)

TABLOLAR DİzİNİ

Sayfa No Tablo 3.4.1. Mikro dalga çözünürleştirme programı 25

Tablo 3.5.1. Her bir element analizi için kullanılan dalga boyu değerleri 26

Tablo 4.lSeftifikalı standart referans madde (NRCC- DORM -3 Dogfish) 28 Belirlenen ağır metal konsantrasyonları

Tablo 4.2. Su numunelerinde ölçülen pH değerleri. 29 Tablo 4.3. Su numunelerinde kış mevsiminde ağır metal sonuçları 30 Tablo 4.4. Su numunelerinde yaz mevsiminde ağır metal sonuçları 31 Tablo 4.5. Kefal balığımn bazı fiziksel özellikleri 32 Tablo 4.6.Kefal balığının organlarında belirlenen Nikel konsantrasyonu 33 Tablo 4.7. Kefal balığımn organlarında belirlenen Demir konsantrasyonu 36 Tablo 4.8. Kefal balığımn organlarında belirlenen Bakır konsantrasyonu 39 Tablo 4.9.Kefal balığının organlarında belirlenen Kurşun konsantrasyonu 42

Tablo 4.10. Kefal balığının organlarında belirlenen Mangan konsantrasyonu 45

Tablo 4.11. Kefal balığının organlarında belirlenen Krom konsantrasyonu 48 Tablo 4.12. Kefal balığının organlarında belirlenen çinko konsantrasyonu 51 Tablo 4.13. Kefal balığının organlarında belirlenen Kadmiyum konsantrasyonu 54 Tablo 4.14. Kefal balığında Kas dokusundaki ağır metal değerlerinin yaz ve kış

mevsimi artalamaları. 57

Tablo 4.15 .. Kefal balığında Solungaç dokusundaki ağır metal değerlerinin yaz

ve kış mevsimi ortalamaları 58

Tablo 4.16. Kefal balığında Böbrek dokusundaki ağır metal değerlerinin yaz

ve kış mevsimi ortalamaları 59

Tablo 4.17. Kefal balığında Bağırsak dokusundaki ağır metal değerlerinin yaz

ve kış mevsimi ortalamaları 60

Tablo 4.18. Kefal balığında Deri dokusundaki ağır metal değerlerinin yaz

ve kış mevsimi ortalamaları 61

Tablo 4.19. Kefal balığının çeşitli organ ve dokularında kış mevsiminde ağır metal

(12)

Tablo 4.20. Kefal balığının çeşitli organ ve dokularında yaz mevsiminde

ağır metal dağılımı ve ortalama değerleri 62 Tablo 4.21. Kefal balığının çeşitli organ ve dokularında kış ve yaz mevsiminin ortalama ağır metal dağılımı ve ortalama değerleri 63 Tablo 4.22. Kefal balığındaki ( Leuciscus sp: ) ortalama ağır metal sonuçları 64 Tablo 4.23 Balıklarda izin verilen sınır değerler 65

(13)

ı.GİRİş

Canlı hayatının devamını sağlamada temel unsur olan su, doğal kaynakların en önemlilerinden birisidir. Suyun kalitesinin ve ortamında doğal dengesinin bozulması su kirliliği olarak kabul edilmektedir (Toroğlu vd. 2006).

Günümüzde canlı sağlığını ve doğal dengeyi tehdit eden en önemli tehlikelerin başında çevre sorunlan gelmektedir. çevre kirliliği insanoğlunun var oluşuyla ortaya çıkmış, kentsel büyüme ve endüstriyel gelişmeye paralelolarak da artmaktadır (Baş ve Demet, 1992; Bat vd. 2002 ).

Endüstride ortaya çıkan hızlı gelişim ve tarımsal verimin arttırılması amacıyla yapılan ilaç uygulamaları, doğada kimyasal madde artıklarının birikimiyle oluşan çevre kirlenmesi sorununun doğmasına yol açmaktadır ( Sağmanlıgil, 1994 ). Hızla artan dünya nüfusunun beslenmesi ve gelişen endüstrinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu sorun günümüzde de gittikçe büyüyen boyutlarda önemini korumaktadır.( Baş ve Demet , 1992; Bat vd. 2002; Sağmanlıgil, 1994 ).

Ekosistemin büyük bir bölümünü oluşturan su ortamı, eninde sonunda atıklar için alıcı ortam olarak kullanılmıştır. Bu durum doğal dengeyi bozmaktadır (Bat vd. 2002 ). Doğal dengeyi bozan bu kirleticiler; organik maddeler, endüstriyel atıklar, petrol ve türevleri, yapay tarımsal gübreler, deteıjanlar, radyoaktif maddeler, pestisidler, organik tuzlar, yapayorganik kimyasal maddeler ve atık ısı olarak gruplandırılabilir. Ağır metaller bu gruplandırmaya göre, endüstriyel atıklar kapsamında yer alıp ekosistemi tehdit etmektedir. Bu kirleticilerden özellikle ağır metaller deşaıj edildikleri ortamda uzun süre kalabilmeleri, sucul canlılarda toksik özellikler meydana getirmeleri ve besin zincirinde akümüle olarak insan sağlığını tehdit etmeleri nedeniyle büyük önem taşır ( Tosyalı, 2005 ).

Günümüzde, çeşitli endüstri kollarındaki gelişmeler, modem tekniklere dayalı tarımın yaygınlaşması ve kentleşme sonucu ağır metallerin su ortamındaki derişimi artış göstermiştir. Sudaki ağır metallerin derişiminin artışı, toplumun su ihtiyacını tehdit etmekle kalmayıp, sucul yaşama da zarar verdiği için önemli bir sorun oluşturmaktadır ( Tosyalı, 2005 ). Su taşıyıcı ve çözücü özellikleri nedeniyle çevreye verilen

(14)

kimyasalların yayılmasını ve besin zincirine geçişini kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla,

ağır metaller de dahil bir çok kimyasal madde, öncelikle sucul ekosistemlerde birikerek yüksek derişimlere ulaşmaktadır ( Ayas vd. 2009 )

Su en önemli doğal kaynaklarımızdan biridir. Günlük yaşamımızın pek çok

alanında kullanılmaktadır. Endüstriyel, sulama, güç üretme, spor ve taşımacılık amaçlı

kullanımı buna örnek olarak verilebilir. Bütün bu faaliyetler sonucu ise deniz, göl ve nehirlerdeki suların kirlenmesi kaçınılmaz olmaktadır. Su kirliliğinin en yaygın sekli ağır metal iyonlarından kaynaklanan kirliliktir ( Çavuşoğlu vd. 2007 ).

Bu çalışmada Tunca Nehri ve Tunca Nehrinin Meriç Nehriyle birleştikten sonraki kısmından seçilen çalışma alanlarından alınan Kefal balığı numuneleri ve su numuneleri alınarak Zn, Cd, Pb, Cu, Cr, Mn, Ni ve Fe düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır .

(15)

2. AGıR METALLER

2.1. Ağır Metalin Tanımı

Ağır metal terimi fiziksel özellik açısından yoğunluğu 5 g/cnr' ten daha yüksek olan metaller için kullanılır. Bu gruba kurşun, kadmiyum, krom, demir, kobalt, bakır, nikel, cıva ve çinko olmak üzere 60 tan fazla metal dahildir (Köse ve Uysal, 2008).

2.2. Ağır Metallerin Özellikleri

Deşarj edildikleri ortamda uzun süre kalırlar, sucul canlılarda toksik etkiler meydana getirirler ve besin zincirinde akümüle olarak insan sağlığını tehdit ederler ( Köse ve Uysal, 2008 ).

Ağır metaller, az miktarda bulunsalar bile, sucul canlıların bünyelerinde giderek artan oranlarda birikerek, zehir etkisİ yapacak düzeylere Uıaşabilmektedirler ( Göksu vd. 2003). Özellikle kadmiyum, cıva, kurşun ve krom gibi ağır metaller besin zinciriyle girdikleri canlı bünyelerinden doğal fizyolojik mekanizmalarla atılamadıkları için birikime uğrar ve bünyede belli sınır konsantrasyonlarının aşılması halinde toksik etki yaparlar. Bu birikim sonucunda sucul ortamda yaşayan balıklar ve diğer canlılar ölebilir. Hatta bu tür su ürünleriyle beslenen insanların yaşamı da tehlikeye girebilir. Toksik maddeler suda düşük konsantrasyonlarda bulunmaları halinde bile (örn.

ımg/I)

(16)

insan sağlığına zarar vererek, hastalıklara ve hatta ölüme sebep olur ( Katalay 2007; Katalay vd. 2005 ).

Biyolojik anlamda metaller 3 gruba ayrılır: ( Köse, 2007)

ı.

Sıvı ortamlarda normalde hareketli katyonlar olarak tasınan hafif metaller ( Sodyum, potasyum, kalsiyum, v.b.),

2. Düşük konsantrasyonlarda esansiyel fakat yüksek konsantrasyonlarda toksik olan geçis elementleri (Demir, bakır, çinko, kobalt ve mangan),

3. Metabolik aktivite için genelde gerekli olmayan fakat oldukça düşük konsantrasyonlarda hücrede toksik etki yapan metaloitler ( Civa, kursun, kadmiyum ve arsenik ). Bunlardan geçiş elementleri ve metaloitler genelde ağır metalolarak adlandınlır.

Bakır, çinko, demir, kobalt, mangan gibi metaller canlılarda olmadığı zaman çeşitli semptomik bozukluklara yol açar, fakat belirli sınırların üzerinde olduğunda da toksik etki yapıp organizmaya zarar verir. Civa, kursun, arsenik ve kadmiyum ise endüstri atıklan sonucu ortama girer ve bu metaller çok düşük konsantrasyonlarda dahi canlı organizmada kuvvetli toksik etki meydana getirirler ( Köse, 2007 ). Kısacası, ağır metaller, organizmalara gerekli olsun ya da olmasın yüksek konsantrasyonda toksik etkiler meydana getirir. Ağır metaller etkilerini, enzimlerle reaksiyona girerek veya membran yapısına bağlanarak gösterirler. Metal ile hücre yapılan arasında olan bu etkileşimler yapısal ve fonksiyonel değişikliklere neden olur. Bunun sonucunda canlıların kas, dolaşım, solunum, hormonel ve bağışıklık sistemleri tahrip olur ve populasyonlarda büyük değişiklikler meydana gelir ( Köse, 2007 ).

2.2.1. Çinko (Zn)

Canlıların normal gelişme ve büyümesi için esansiyel bir eser element olan çinko, yüzyılı yılı aşkın bir süreden beri bilinmektedir. Çinko pek çok enzimde bulunan

(17)

bir element olup, karbonhidrat, lipit, protein metabolizmasında ve nükleik asitin sentez ve parçalanmasında büyük roloynar. Son zamanlarda çinkonun gen aktarımında da etkili olduğu bildirilmiştir. Vücuttaki hemen hemen bütün aktivitelerde rol alan çinko,

şu ana kadar bilinen gerekli 14 eser elementin en önemlilerinden birisidir. Ayrıca çinko,

önemli metabolik olaylarda, haem sentezinde, gen ekspresyonu, doku sentezi ve embriogenezisde roller yüklenmiştir. Canlı organizmada düşük miktarda bulunmakta ise de pek çok enzim sistemlerinde önemlidir. Çinko.canlının büyümesinde ve gelişmesinde de büyük roloynar. Hayvanlarda enfeksiyonlara karşı bağışıklık sisteminin geliştirilmesinde, hastalıkların tedavisinde ve sağlıklı bir yaşam için gerekli bir iz

elementtir ( Gündoğdu ve Çakmak, 2010).

Çevrede ve canlı organizmalarda yaygın bir şekilde bulunur. Canlılarda normal büyüme ve gelişme için esansiyeldir, suda ve yemlerin içinde az miktarda bulunması zorunludur. Zn, esansiyel olduğu için her gün belirli bir miktar alınması gerekir. Erişkin bir insanda günlük Zn ihtiyacı

ı

5 mg. kadardır. Zn en fazla böbrek, karaciğer dokularında birikir. Zn'un fazla alınması durumunda iştah ve bağışıklık sistemi aktivitesinde azalma, yaraların geç iyileşmesi, kolestrolün yükselmesi ve deride hassasiyet gibi olumsuzluklar görülür. Eksikliğinde ise hamile kadınlarda bebeklerin gelişimi yavaşlar, gençlerde büyüme olumsuz etkilenir ve bağışıklık sistemi zayıflar ( Köse, 2007 ).

2.2.2. Kadmiyum ( Cd )

Endüstriyel atık ve artık maddeler yoluyla toprak ve suya geçen kadmiyum, su ve toprağı kirletir. Toprak ve suda biriken kadmiyum, önce sudaki mikroorganizmalara, buradan da besin zinciri ile hayvan insanlara ulaşmaktadır.( Sağanlıgil,

ı

994 )

(18)

Kadmiyum diğer ağır metallerle içinde suda çözünme özelliği en yüksek olan elementtir. Bu nedenle doğada yayınım hızı yüksektir ve insan yaşamı için gerekli elementlerden değildir.( Kahvecioğlu vd.)

Kadmiyum ve bileşikleri genellikle böbrekler ve karaciğerde birikirler ve ilerleyen yaşlarla böbreklerdeki kadmiyum birikim yüksek tansiyona sebep olabilmektedir. Kronik kadmiyum zehirlenmesinde ortaya çıkan en önemli etki özellikle akciğer ve prostat kanseridir. Kısa süreli olarak 0,05mg!k:g kadmiyum alımmı mide rahatsızlıklarına neden olurken, uzun süreli (> 14 gün) 0,005 mg/ kg gün dozu böbrek ve kemiklerde önemli problemlere neden olmaktadu.( Kahvecioğlu vd.) Bunlardan başka iskeletin zayıflığı, kalp rahatsızlıkları, anemi, immün sistemin baskılanması, böbrek ve karaciger rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Özellikle evsel atık suları ile sulanan tarım ürünlerinin yenmesiyle bulaşma tehlikesi artmaktadır. ABD' de içme sularında izin verilen maksimum miktan 5 ug/l'dir (Uslu, 2007 )

2.2.3. Kurşun ( Pb )

Kullanılmakta olan en eski metallerden birisidir. Kurşun doğada bol bulunmakta olup, tarih boyunca da geniş endüstriyel kullanım alanları bulunmaktadu. Antik uygarlıklardan itibaren özellikle su sistemlerinde yoğun olarak kullanılmış ve kurşuna bağlı zararlı etkiler o günlerden fark edilmeye başlamıştır. Ekolojik sistemde metal ve bileşik hallerinde bulunur ve her durumda toksik özellik taşır. 1920'li yıllarda kurşun bileşiklerinin (kurşuntetraetil Pb(C2H5)4) benzine ilave edilmesi ekolojik sisteme yayılmasında önemli roloynamıştu. Günümüzde yaygın olarak kurşunsuz benzin kullanma çabası olmakla birlikte bu yolla yayılım halen devam etmektedir ( Bakar ve Baba, 2009 ).

(19)

--- -

~--Kurşunun kullanım alanları: ( Bakar ve Baba, 2009 ).

• Boya hammaddesi olarak (Kurşun oksit, kurşun karbonat), • Yemek saklama kaplarında,

• Akü sanayisinde,

• İnsektisitler (böcek ilaçları), • Su borularında,

• Kozmetik malzemelerde bulunan pigment ve diğer ana maddelerde, • Kuyumculuk işlemlerinde altmın geri kazanımında

• Sigara

Kurşunun vücutta absorpsiyonu çocuklarda daha yüksek olmakla beraber normalde % 5 gibi düşük bir oranla gerçekleşmektedir. Bu oran dahi kalsiyum ve demir gibi bir çok mineralin vücut tarafından emilimini azaltmaktadır. Kana karışan kurşun buradan kerniklere ve diğer dokulara gitmekte ya da dışkı ve böbrekler yoluyla vücutlan atılmaktadrr. Kemiklerde biriken kurşun zamana bağlı olarak ( yarılanma ömrü yaklaşık 20 yıl) çözünerek böbreklerde tahribata neden olur. Kurşun bir nevi nörotoksindir ve anormal beyin ve sinir sistemi fonksiyonlarına neden olmaktadır. Çocuklar üzerinde yapılan araştrrmalarda kanda kurşun miktarı arttıkça IQ seviyesinin düştüğü tespit edilmiştir. Diğer taraftan kurşun, nörotoksik özelliğinden dolayı sinir sisteminde iletimin azalmasına da yol açmaktadrr. (Kahvecioğlu vd.)

Bilindiği kadarıyla, insan vücudunda kurşun hiçbir gerekli fonksiyonu yerine getirmez. Gıda, hava veya sudan yüksek alımından sonra yalnızca hasara neden olur.

Kurşun birçok istenmeyen etkiye neden olabilir, örneğin: Hemoglobin biyosentezinde aksama ve anemi, kan basıncında artış, böbrek hasarı, düşük yapma ve zor düşük, sinir sisteminde aksama, beyin hasarı, sperm hasarları ile erkeklik verimliliğinde azalma,

çocukların öğrenme kabiliyetlerinde azalma, saldırganlık, dürtülerle hareket ve hiperaktivite gibi çocuklarda davranış bozukluğuna neden olabilir ayrıca fetusa annenin plasentası yoluyla girebilir. Bundan dolayı doğmamış çocuklarda sinir sistemi ve beyinlerinde ciddi hasarlara neden olabilir ( İvakli, 2008 ).

Kurşunun çoğu kemiklerde birikmesine rağmen beyne anne karnındaki cenine ve anne sütüne de geçebilmektedir. Bebekler ve çocuklarda düşük olan kurşun oranı,

(20)

seviyesini aşınca tansiyon artıncı etki de ortaya çıkar. Diğer taraftan kronik kurşun alımı ile sperm sayısı ve morfolojisinde sınırlanır. (Kahvecioğlu vd.)

2.2.4. Bakır ( Cu )

Bakır çok yaygın bir maddedir ve doğada doğal olarak bulunur ve doğal olaylar yoluyla ile doğada yayılır. İnsanlar bakın yaygın bir şekilde kullanırlar. Örneğin endüstri de ve tarımda kullanılır.

Bakır üretimi son on yılda çok gelişmiştir ve buna bağlı olarak doğadaki bakır miktarı artmıştır. Bakır birçok çeşit gıdada, içme suyunda ve havada bulunabilir. Bundan dolayı her gürı yiyerek, içerek ve soluyarak önemli bir miktar bakırı vücudurnuza alırız.

Bakırın absorbsiyonu gereklidir, çünkü bakır insan sağlığı için gerekli olan bir iz elementtir. İnsanların yüksek konsantrasyonlarda bakırı orantılı olarak idare edebilmelerine rağmen, çok fazla bakır önemli sağlık problemlerine yol açabilir.

çoğu bakır bileşiği ya su tortusuna ya da toprak parçacıklarına yerleşip bağlanır. Çözünür bakır bileşikleri insan sağlığı için en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Genellikle doğada suda çözünür bakır bileşikleri tarım uygulamalarında kullanımı sonucu ortaya çıkmaktadır. Havadaki bakır konsantrasyonu genellikle oldukça düşüktür, bundan dolayı solurna ile bakıra maruz kalma ihmal edilebilir. Fakat bakır cevherini metal e işleyen dökümcülerin yakınlarında yaşayan kişiler bu tür bir maruz kalmayı yaşamaktadırlar. Bakıra uzun süreli maruz kalma burun, ağız ve göz tahrişine ve baş ağrılarına, karın ağrılarına, baş dönmesine, kusmaya ve ishale neden olmaktadır. Bakırın kasten yüksek miktarda alımı karaciğer ve bakır hasarlarına ve hatta ölüme bile neden olabilir. Bakırın kanserojen olup olmadığı da henüz saptanmamıştır.

(21)

Tanmsal yüzey akışlarından çözülebilir bakır bileşikleri, son derece zararlı olabilir. Bunlar sucul ekosistemlere girdiklerinde genellikle yaklaşık bir günde sudaki parçacıklara bağlanır ve bu şekilde ortam koşullarına bağlı olarak çevreye daha az bir tehdit oluşturur. Bakırın kanserojen olmadığı bildirilmektedir. Bakır, en çok karaciğer, böbrek, mide, akciğer, bağırsak, kalp, beyin ve adrenal bezde birikim yapar ( Bakar ve Baba, 2009 ). Yüksek düzeylerde bakır içeren su, kusma, ishal, mide bulantısı ve kramplara sebep olmaktadır. İçme sularında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklanan sınır değeri 2mg/l'dir. Gün içinde alınabilen maksimum bakır değeri kadınlarda 12mg/gün, erkeklerde lOmg/gün, 6-10 yaş grubu çocuklarda ise 3 mg/gündür ( İvakli, 2008 ).

Bakırın aşırı dozda alınması, vücutta bakır fazlalığı oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Bununda kanser riskini büyük oranda arttırmasının yanı sıra depresyon, şizofroni, bunaklık, hipertansiyon gibi ciddi zihinsel ve bedensel rahatsızlıklara yol açabilmektedir. Ve Wilson hastalığına neden olur. Wilson Hastalığı (WH), ilk olarak 1912 yılında Kinnear Wilson tarafından tanımlanan, bakır transport bozukluğu sonucu karaciğer, beyin, böbrek, komea ve plasenta gibi farklı organlarda bakır birikimi ile karakterize otozomal resesifbir hastalıktır (Tuğ ve Balaban, 2007 ).

2.2.5. Krom ( Cr )

Krom içeren minerallerin endüstriyel oksidasyonu ve fosil yakıtların, ağaç ve kağıt ürünlerin yanması sonucunda doğada (hexavalent) altı değerlikli krom oluşmaktadır. Okside krom havada ve saf suda nispeten kararlı iken ekosistemdeki organik yapılarda, toprakta ve suda üç değerliğe geri redük1enir.

Krom daha çok sulu ortamlarda birikerek çoğalır. Dolayısıyla yüksek seviyelerde kroma maruz kalmış balık yemek oldukça tehlikelidir. Krom daha çok sulu ortamlarda birikerek çoğalır. Dolayısıyla yüksek seviyede kroma maruz kalmış balık yemek

(22)

oldukça tehlikelidir. Deniz balıkları için izin verilen maksimum Cr seviyesi 0.1 mglkg dır. (Türk Gıda Kodeksi)

Krom (VI) nın kanserojen özelliği olduğu bilinmektedir. Düşük seviyelerde kroma maruz kalındığında, deride iritasyon ve ülser meydana gelmektedir. Uzun süreli maruz kalındığında böbreklerde ve karaciğerde hasara yol açabildiği gibi kan dolaşım sistemini ve sinir dokularını tahrip edebilmektedir (Kahvecioğlu vd.).

2.2.6. Mangan (

Mn )

Mangan, yeryüzünde her yerde bulunabilen çok yaygın bir bileşendir. Türkiye'de manganezin kullanım alanları Dünya'daki kullanım alanlarıyla paralellik göstermektedir. Türkiye'de mangan başlıca demir-çelik ve kimya sanayinde kullanılmaktadır .

Genelde mangan tüketiminin yaklaşık % 9S'i parça mangan cevheri ve alaşımları şeklinde demir-çelik endüstrisinde, % S'i de kimya sanayinde olmaktadır. Kimya sanayinde kullanılan mangan değişik sahalarda ve miktarlarda olmak üzere; suni gübre, cam, pil, seramik, oto boyası, refrakter, çimento, ilaç, fotoğrafçılık, petrokimya ve elektronik endüstrisinde kullanılmaktadır.

İnsan vücudunda çok yüksek konsantrasyonlarda bulunursa toksiktir. İnsanlar tavsiye edilen günlük alım miktarları kadar almazlarsa sağlıkları bozulur. Fakat ayın zamanda yüksek alımlarda, sağlık problemleri oluşacaktır. İnsanlar tarafından manganın yüksek alımları, ıspanak, çay ve baharatlar gibi gıdalardan kaynaklanmaktadır. En yüksek konsantrasyonlarda mangan içeren gıdalar tahıllar, pirinç, soya fasulyesi, yumurta, fındık, zeytinyağı, yeşil fasulye ve istiridyedir.

Manganın insan vücudundaki absorbsiyonundan sonra kan yolu ile karaciğer, böbrek, pankreas ve endokrin bezlerine taşınır. Mangan etkileri başlıca solunum sisteminde ve beyinde gözlenir. Mangan zehirlenmesinin belirtileri halüsinasyonlar,

(23)

unutkanlık ve sinir hasarlarıdır. Mangan aynca Parkinson, akciğer ambolisi ve bronşite neden olabilir. Eğer bir erkek mangana uzun süreler boyunca maruz kalırsa iktidarsızlık oluşabilir. Mangan tarafından neden olunan sendrom şizofrenilik, matite, kasların zayıflığı, baş ağrısı ve uykusuzluk gibi belirtilere sahiptir. Mangan insan sağlığı için gerekli bir element olduğundan, mangan yokluğu da sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu etkiler; Şişmanlık, glikoz intoleransı, kan pıhtılaşması, deri problemleri, düşük kolesterol seviyeleri, iskelet bozukları, doğum hataları, saç renginde değişiklikler, nörolojik semptomlar şeklinde kendisini gösterebilir. Kronik manganez zehirlenmesi uzun süreli toz ve dumanın solunmasından kaynaklanır. Hastalıktan hasar gören başlıca bölge merkezi sinir sistemidir ve kalıcı sakatlık ile sonuçlanabilir. Belirtiler bitkinlik, uykusuzluk, güçsüzlük, duygusal bozukluk, spastik yürüyüş, tekrarlı bacak krampları ve felçtir. Mangan bileşikleri tozu veya dumanıyla çalışan işçilerde zatürree ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları sıklıkla gözlenmiştir. Mangan bileşikleri deneysel belirsiz tümörgenik ajanlardır (İvakli, 2008 ).

2.2.7. Nikel (Ni)

Gümüşümsü beyaz renkli sert bir metaldir. Nikel bileşikleri pratik olarak suda çözünmez. Suda çözünebilir tuzları klorür, sülfat ve nitrattır. Nikel biyolojik sistemlerde adenozin trifosfat, amino asit, peptid, protein ve deoksiribonükleik asitle kompleks oluştururlar.

Atmosferdeki nikel oluşum kaynaklarının başlıcasını fuel-oil ve bunun kalıntılarının yakılması, nikel madeninin işlenmesi ve ra:fine edilmesi, belediye atık insineratörleri (atıkları yakıp kül haline getiren makine veya alet), kömürün yakılması sonucunda meydana gelen nikel sülfat emisyonu havadaki nikel sülfat emisyonunun %20-80' ini oluşturur.

(24)

Dünya Sağlık Örgütüne göre çeşitli hayvan ve bitki türlerinin yaşam süreçlerinde önemli bir eser element olan nikelin eksikliği ile oluşacak belirtileri hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır Absorbe olan nikelin atılması en fazla idrarla olur. Bunun yanısıra salya ve ter ile de atılım meydana gelmektedir. Emilmeyen nikel, gastrointestinal sistemden gaita ile atılır. Nikelin biyolojik yarılanma ömrü 17-53 saattir.

Nikel demir üretiminde, diğer metallerin alaşımlarında, metallerin elektrolizle kaplanmasında katalizör olarak, paranın basılması sırasında, bazı bataryalarda, elektronik aksam pillerinde, propilen ve renkli camların boyanmasında kullanılır.

Nikel'in kanserojen etkisi nedeniyle güvenilirlik limitinin belirtilmesi mümkün değildir. İnsanda yapılan epidemiyolojik çalışmalarda suda eriyebilen nikel bileşiklerinin karaciğer ve burun kanserlerinin oluşumunda önemli olduğu ileri sürülmüştür (Boğa, 2007 ).

2.2.8. Demir (Fe)

Demir dünyada en çok bulunan elementlerden birisi olup yerkabuğunda %5 oranında bulunur. Tüm metaller içinde en çok kullanılandır ve tüm dünyada üretilen metallerin ağırlıkça %95'ini oluşturur.

Normalolarak çözülemeyen formda olmasına rağmen, doğal olarak gerçekleşen pek çok reaksiyonla, demirin çözülebilir formları oluşabilir ve bunlar girdikleri suyu kirletirler. Bu yüzden aşırı demir, yeraltı sularında genel bir problemdir.

İnsan vücudu demirin emilimini çok sıkı kontrol eden bir mekanizmaya sahipse de vücuttan atılmasına ilişkin fizyolojik bir yetisi yoktur. Dolayısıyla, alınan aşırı miktardaki demir, sindirim sisteminin tüm bölgelerindeki hücrelere zarar verebilir ve kan dolaşım sistemine girebilir. Kan dolaşımına giren demir, kalp, karaciğer ve diğer organların hücrelerine de zarar vermeye başlar ve bu da, uzun süreli organ hasarları

(25)

veya aşın dozdan ölümlere kadar gidebilir. İnsanlarda demir zehirlenmesinin başlangıç değer; vücut ağırlığının kilogramı başına alınacak 20 miligramdır (İvakli, 2008).

2.3. Ağır Metal Konsantrasyonunun Belirlenmesi

Ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesi;

• Alev Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi ile ( FAAS )

• Gra:fit Furnace Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi ( GFAAS )

• IndüktifEşleşmiş Plazma - Optik Emisyon Spektroskopisi (ICP-OES ) • Indüktif Eşleşmiş Plazma - Kütle Spektroskopisi ( ICP- MS )

yöntemleri kullanılarak yapılabilir (Tüzen, 2003 ).

2.3.1. Atomik absorpsiyon spektroskopisi

Atomik Absorpsiyon Spektrometrisi (AAS), temel düzeydeki element atomlarının kendilerine özgü dalga boylarında ışını absorplamalarına dayamr. Absorpsiyonun büyüklüğü, temel düzeydeki atomların derişimi ve analit derişimine bağlıdır. Absorbans ölçülmesiyle, ana1it derişimi bulunabilir. Denge de bulunan bu sistemde uyarılmış düzeydeki atom sayısının temel düzeydeki atom sayısına oranı

(26)

Boltzmann eşitliği ile verilir. Atomların ışını absorplamalan, ilk kez 1814 yılında gözlenmiştir. Atomik absorpsiyon spektroskopisinin temel prensipleri ise, 1860'da Kirchhoff tarafından kurulmuştur. Bununla birlikte, 19S3'te Alan Walsh, AAS'nin Ni element analizinde kullanılabileceğini göstermiştir. Bugün, AAS, analitik kimyada en yaygın kullanılan metotlardan birisidir.

AAS, örnekteki analite ait serbest atomların elde edilmesi ve oluşan bu atomların elektromanyetik ışım absorplamalan olmak üzere iki ana bölüme ayrılabilir. Örnekteki molekül veya iyonlardan temel haldeki element atomlanmn oluşturması, atomlaştırıcıda gerçekleştirilir. Temel düzeyde bulunan atomların elektromanyetik ışını absorplamalanyla atomlar, uyanlmış elektronik düzeye geçerler. Temel düzeyle ilk uyanlmış düzeyarasındaki geçiş "rezonans geçişi" olarak bilinir. Rezonans hat, en şiddetli absorpsiyona sahip olan hattır. Temel enerji düzeyiyle, uyanlmış enerji düzeyleri arasındaki enerji farkı gittikçe azalır. Dolayısıyla elementin absorbsiyon şiddeti de azalır. Duyarlığı yüksek analizler için, analitin rezonans hattı kullanılır. Bütün metallerin ilk rezonans hattının dalga boyu 220 nın'den daha büyüktür. Pek çok non-metaller için rezonans hattın dalga boyu UV(ultraviole) bölgededir. Bu nedenle, AAS ölçümleri, yaygın olarak metallerin analizinde kullanılır. Absorpsiyon olayı, Beer tarafından açıklanmıştır ve Beer Kanunu olarak bilinir. Buna göre, serbest gaz atomlanmn yaydıklan elektromanyetik ışın monokromatiktir ve P

=

Po.e-abc formülüyle verilir. Po, gelen ışın şiddeti, P; yayılan ışının gücü veya şiddeti, a; analit absorbansı, b; işın yolu, c; analit derişimidir. Bu eşitliğin geçerli olabilmesi için, örnek üzerine gelen ışının emisyon hat genişliği analit atomlanmn absorbsiyon hat genişliğinden daha dar olması gerekir. Primer ışın kaynağının absorbsiyon hat genişliği çok dardır «0.001 nın). Bu temele dayanarak ticari atomik absorbsiyon spektrometreleri üretilmiştir.

(27)

2.3.1.1.lşık kaynakları

AAS'de en yaygın olarak kullanılan primer ışık kaynağı, oyuk katot lambasıdır. Oyuk katot lambasının katodu, iç çapı 2-5 mm olacak şekilde analiz edilecek elementin çok saf metalinden veya o elementi içeren alışımdan yapılır. Katot ve anot, cam silindir içine yerleştirilmiştir. Yüksek voltaj ve 30 mA'e kadar akım, oyuk katotta tamamen boşalım sağlamak için kullanılır. Dolu gazı olarak 1-5 torr basınçla, Ar veya Ne gazı kullanılır. Ne gazı, yüksek iyonlaşma potansiyelinden dolayı tercih edilmektedir. Elektrotlar arasına yeterli gerilim uygulanarak inert gazın anotta iyonlaşması sağlanır. Bu iyonlar, iki elektrot arasında bulunan elektriksel potansiyel ile katot yüzeyine doğru hızlandırılır. Pozitif yüklü iyonlar, negatif yüklü katot yüzeyine şiddetle çarpınca, hareket eden gaz iyonları ile çarpışarak enerji absorplarlar. Böylece, uyarılmış elektronik enerji düzeyine çıkarlar. Tekrar temel enerji düzeyine dönerken, katot elementinin karakteristik spektrumunu yayarlar.

Primer ışın kaynağının yaydığı ışının şiddeti, AAS tayinlerinde önemli bir parametredir. Belirli bir optimum değerin ötesinde lamba akımını arttırmak, pek çok elementin duyarWığını azaltır. Yüksek akımda, self-absorpsiyon ve hat genişlemesi artar Doppler genişlemesi, ışın yayan atomların termal hareketi nedeniyle oluşur. Hat genişlemesini önleyecek ve iyi bir lamba kararlılığı verebilecek optimum bir çalışma akımı seçilmelidir. AAS'nin en önemli dezavantajı, analiz edilebilecek her bir element için farklı oyuk katot lambasının kullanılmasıdır. Bu nedenle, çok elementi oyuk katot lambalannın yapılması düşünülmüştür. Multi element içeren lambalar, birkaç elementin kombinasyonu şeklinde kullanılır. Katot, alaşımlardan, metaller arası bileşiklerden veya toz haline getirilmiş metal karışımlarından yapılabilir. Diğer bir sorun da, üç veya daha fazla element bir lambada birleştirildiğinde, her bir elementin emisyon şiddetinin tek elementli lambaya göre zayıflamasıdır. Bunun sonucunda, sinyallgürültü oranının azalması ile kesinlik ve gözlenebilme sınırı etkilenebilir.

(28)

2.3.1.2.Monokromator (Dalgaboyu Seçici)

Atomik absorbsiyonda, iki hattın birbirinden ayrılması, sadece oyuk katot lambasının emisyon hatlarının yarı genişliği ile absorbsiyon hatlarının yarı genişliğine bağlıdır AAS'indemonokromatör, analitin rezonans hattını, alevden veya dağınık ışıktan ayırmak amacıyla kullanılır. Yapılan çalışmalar 0,2 nm'lik bant genişliğinin pratik olarak bütün elementler için yeterli olduğunu göstermiştir.

2.3.1.3. Dedektörler

Atomik absorbsiyon spektroskopisinde, ışık sinya1inin elektrik sinyaline dönüştürülmesinde fotoçoğaltıcılar kullanılır. Fotoçoğaltıcının kullanacağı spektral aralık, katot üzerindeki ışığa duyarlı tabakaya ve tüpün pencere malzemesine bağlıdır. Fotoçoğaltıcılarda, çoğunlukla UV ve görünür bölgenin kısa dalga boylarında es-Sb, görünür bölge için ise selenyum katot kullanılır. Foto alıcılar yardımıyla elde edilen elektrik sinyalleri dijital, analog ya da bir yazıcıdan absorbans olarak kaydedilir. Gerekirse, bilgisayar bağlantısı ile doğrudan derişim olarak okunabilir.

(29)

2.3.1.4. Atomlaştırıcılar

Atomlaştıncının görevi, örnekteki molekül veya iyonlardan temel haldeki element atomlarını oluşturmaktır. Analizin başarılı olup olmaması, atomlaşmanın etkinliğine bağlıdır Tayinin duyarlılığı ise, incelenen elementin atomlaşma derecesi ile doğrudan orantılıdır. Alevli ve Elektro termal atomlaştıncılar olmak üzere iki çeşittir. (Özkan, 2007 )

2.4. Ağır Metallerin Eko Sisteme Girmesi

Ağır metaller, ekosisteme; endüstriyel atıklar, evsel atıklardan,zirai kaynaklardan ve atmosferik kirleticilerden çevreye yayılmakta ve değisik yollarla nehir, göl ve denizlere ulaşmaktadırlar ( Çavuşoğlu vd. 2007 ) veya asit yağmurlarının toprağı ve toprağın bileşiminde bulunan ağır metalleri çözmesi ve çözünen ağır metallerin ırmak, göl ve yer altı sularına ulaşmasıyla geçerler. Sulara taşınan ağır metaller aşın derecede seyrelirler ve kısmen karbonat, sülfat, sülfür olarak katı bileşik oluşturarak su tabanına çöker ve bu bölgede zenginleşirler. Sediment tabakasının adsorpsiyon kapasitesi sınırlı olduğundan dolayı da suların ağır metal konsantrasyonu sürekli olarak yükselmektedir ( Kahvecioğlu ).

Ağır metallerin ekolojik sisteme girmeleri göz önünde bulundurulduğunda doğal çevrimlerden daha çok insanların neden olduğu etkiler nedeniyle çevreye yayılımının söz konusu olduğu görülmektedir. Sürekli ve kullanıma bağlı kirlenmenin yanı sıra kazalar sonucu da ağır metallerin çevreye yayınımı önemli miktarlara ulaşabilmektedir.

(30)

Yıllık olarak doğal çevrimler sonucu 7600 ton Cd, 18800 ton arsen, 3600 ton cıva ve 332000 ton kurşun atmosfere atılmakta iken İnsan faaliyetleri sonucu deşaıj edilen miktarlar dikkate alındığında ise selen (19kat), kadmiyum (8kat), cıva, kurşun, kalay

(6kat), arsen, nikel ve krom (3kat) daha fazladır (Kahvecioğlu).

Resim 2.4.

ı

de ağır metal içeren atık suların arıtılmadan eko sisteme verildiği görülmektedir. Fakat toksik ağır metal içeren atık sular antılmadan alıcı ortama verilmesi çok zararlı ve kalıcı çevresel etkiler meydana getirmektedirler .. Alıcı ortama verilen ağır metaller ve bileşikleri doğada bozunmadan kalır ve besın zinciri yolu ile insana kadar ulaşır. Bunlar havadan suya ve toprağa, atık sudan toprağa ve suya geçer.

Doğada (toprakta ve suda) kontrolsüz olarak dağılmış ağır metalleri ve bileşiklerini yok etmek çok zor ve pahalıdır. Bu nedenle bu tür atıkların dağılmadan kontrol edilmesi daha ekonorniktir ( Öztürk ).

(31)

2.5. Ağır Metallerın Balıklar Tarafından Ortamdan Alınınıı

Ağır metallerin, balıklar tarafından ortamdan alınırnı solungaçlar, besın, su ve deri aracılığı ile olmaktadır.( Köse ve Uysal, 2008 ). Vücuda alınan metaller, taşıyıcı proteinlere bağlı bir şekilde kan yolu ile doku ve organlara taşınınakta ve dokulardaki metal bağlayıcı proteinler tarafından bağlanması sonucu yüksek derişimlere ulaşabilmektedir ( Cicik, 2003 ).

Bir ekosistemde madde iletimi canlılar arasında görülen besın zinciri ile sağlanır. Besin zinciri ile bir canlının diğeri üzerinden beslenmesi sonucu oluşan bir piramittir.

Bunlardan biri bitkileri besın olarak almalarıyla diğeri ise az çok aynşan bitkisel ve hayvansal atıkların alınınasıyla olur.

Ağır metaller beslenme zinciri ile direkt olarak besinlerini oluşturan fitoplanktonlar ya da sudaki diğer tüketici organizmalar yolu ile balıklara geçmektedir. Ağır metallerin balıklardaki konsantrasyonu balık türünün beslenme alışkanlığı ve

vücuda alınan metale bağlı olup, balığın doku ve organları arasında da aynm göstermektedir. Kamivor balıklardaki konsantrasyon, herbivor balıktaki konsantrasyondan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çünkü beslenme zincirinde daha üst basamaklarda bulunan balıklar çoğunlukla diğer balıklarda bulunan metalleri alırlar. Beslenme mevsimlerine bağlı olarak da ağır metal konsantrasyonlarında önemli değişmeler görülür.

Bitkilerle başlayan besın zincirinde halkaları oluşturan üç grup vardır; Üreticiler,

Tüketiciler ve Ayrıştıncılardır.

Güneş enerjisinden yararlanarak inorganik maddelerden besinini sentezleyen tüm klorofilli canlılar üreticiler olarak tanımlanır. Bunlar ototrof bakteriler, fitoplanktonlar ve makroskobik su otlarıdır.

Ototrof canlıların oluşturduğu ürünlerle beslenenler birincil tüketicileri oluşturur. Fitoplanktonlarla beslenen kabuklular, küçük balıklar ve yumuşakçalar ( mollusca ) bu gruba dahildir. Hrbivorlarla beslenen kamivorlar ise ikincil tüketicileri ve bu küçük kamivorlarla beslenenlerde ( büyük balıklar) üçüncül tüketicileri oluşturur.

(32)

Besin zincirinin son halkasını ayrıştıncılar oluşturup, bitki, hayvan ölüleri ve atık maddelerle beslenen bakteri ve mantar gibi mikroorganizmalardır (Karadede,1997).

2.6. Balıklarda Ağır Metal Birikimini Etkileyen Faktörler

Balıklarda ağır metal birikimi metalin çeşidine, ortam derişimine ve etkide kalma süresine; türün beslenme durumuna, yaşına, gelişme evresine, metabolik aktivitesine, doku ve organlara, suyun fizikokimyasal özelliklerine ve ortamda bulunan diğer metallere bağlı olarak değişir (Köse veUysal, 2008 ).

2.7. Ağır Metallerin Balıklara Etkisi

Balıklarda ağır metallerin toksik etkileri ilk olarak solungaçlarda görülür. Bunun nedeni ise solungaçların lameller yapı sayesinde oldukça geniş yüzeyalanına sahip olması, ortamla doğrudan doğruya temas halinde olması ve su ile kan arasındaki difüzyon aralığının kısa olması gibi nedenlerle açıklanmaktadır. Balık zehirlenmeleri genelde ağız yolu ile alınan toksik maddelerce olur. Sindirim kanalından absorbe olan toksik maddeler, kan dolaşımı ile tüm vücuda dağılmaktadır. Deri genelde toksik

(33)

maddeler ile sık sık temas halindedir. Ancak:derinin ağır metallere karşı fazla geçirgen olmayışı nedeniyle bu yoldan canlıların zehirlenmesi nispeten azdır. Ağır metaller, su ortamında ayrışamadıklarından ya da zor aynştıklarından organizmaların dokularında büyük:konsantrasyonlarda birikmektedirler ( Köse ve Uysal, 2008 ).

Metal kirliliğinin balıkların bağışıklık sisteminde zayıflamaya neden olduğu, dolayısıyla hastalıklara karşı direnç kaybı ve ölüm riskini artırdığı belirtilmektedir (Arslan vd. 2007 ).

(34)

Resim 2.7.1. deki toplu balık ölümleri Tuna nehrinde görülmüştür. Zaman zaman görülen toplu ölümlerin temelindeki sorun ise sularda yaşayan, anaerobik canlılar hariç, canlılar sudaki çözünmüş oksijene ihtiyaç duymaları ve bu oksijen sayesinde yaşamlarını sürdürmeleridir. Sudaki kirletici maddeler arttıkça bakterilere, mantarlara ve diğer mikroorganizmalara fazla miktarda besin sağlanmış olmaktadır. Bu organizmaların atıkları yemesi sonucunda meydana gelen metabolik aktivite sudaki çözünmüş oksijen miktarını düşürmekte ve ortam anaerobik olmaya başlamaktadır. Bu durumda ortamı terk edemeyen canlıların ölmesi kaçınılmazdır ( Baş ve Demet,

ı

992 ).

Biyolojik döngünün bir halkasını oluşturan ve aynca önemli bir protein kaynağı olarak tüketilen balıklarda ekolojik dengenin korunması ve insan sağlığı açılarından, giderek artan ağır metal metal kirliliğinin etkilerinin araştmlması gereğini doğurmuştur (Karadede, 1997).

(35)

3. MATERYAL VE METOT

3.1. Numunelerin Çalışma Alanından Toplanması

Bu çalışmada biyolojik materyal olarak Leusiscus sp: (Heckel, 1843) türüne ait balık örnekleri kış ve yaz 2010 dönemlerinde Tunca Nehri üzerindeki Suakacağı Köyü, Değirmenyeni Köy, Mezbaha sonrası ve Meriç Nehri üzerindeki Bülbül Adası ve Bosna Köy ( Edirne ) alanlarından yakalanmış ve bu balık örnekleri laboratuvara ulaştırılmıştır. Her çalışma alanından ikişer numune alınmıştır. Balık örnekleri ile birlikte her alandan ikişer su numunesi alınmıştır.

TURKEY A: Suakacağı Köyü B: Değirmenyeni Köy

c:

Mezbaa Sonrası BULGARIA A D: Bülbül Adası

---,r / / / i ~ \ \ E: BosnaKöy

---E • :Sal11pling station

(36)

3.2. Numunelerin Analize Hazırlanması

Laboratuvara getirilen balık örneklerinin toplam boy ve toplam ağırlık değerleri alınmış sonra dissekte edilmiştir. Dissekte edilen her balığın kas, solungaç, bağırsak, böbrek ve deri örneği yaklaşık 0,5-1,0 gr arasında alınmıştır. Dissekte edilen her örnek numune kaplarına konulmuştur. Tüm numuneler 6 ml konsantre HN03 (Merck) ve 2 ml konsantre H202 (Merck) ile asitlendirilmiştir (Durali M., Uluözlü D.Ö. vd 2005 ). Analiz işlemi yapılıncaya kadar dondurucuda bekletilmiştir.

Laboratuvara getirilen su numuneleri 0.45 Ilm İnce zarlı filtreden süzülmüştür. Süzülen numuneler 1 ml konsantre HN03 (Merck) ile asitlendirilmiş ve oda sıcaklığında analize kadar saklanmıştır (Usero J. ,lzquierdo C. vd 2003 ).

3.3. Numunelerin Analizinde Kullanılan Cihaz ve Kimyasal Maddeler

• Perkin Elmer 800 model Atomic Absorpsiyon Spektrometer,

• Mars Xtraction model mikro dalga fırın, • Libror EB -330H Shimadzu model terazi,

• Konsantre HN03 (MERCK), • Konsantre H202( MERCK ), • Polietilen saklama kapları kullanılmıştır .

(37)

3.4. Numunelere Mikro Dalga Yöntemi Uygulama

Dissekte edildikten sonra 6 ml konsantre HN03 ( Merck ) ve 2 ml konsantre H2Ü2 (Merck) asitlendirilen numuneler sırayla mikro dalga tüplerine konulmuştur. Numunelerin bulunduğu 8 adet kadar mikro dalga tüpü döner tablaya yerleştirilerek mikro dalga çözünürleştirme işlemi yapılmıştır.

Tablo 3.4.1. Mikro dalga çözünürleştirme programı (Durali vd. 2005).

Zaman ( Dakika) Güç (Wat)

2 2 6 5

8

8 250 W

OW

250W 400 W 550W vent

Çözünürleştirrne işlemi Tablo 3.4.1 de belirtilen programa göre yapılmıştır. Mikro dalga yöntemi kısa zaman, daha az asit tüketimi ve olabilecek metal kaybını önlemek açısından büyük avantaj sağlamaktadır (Karadede, 1997 ).

Mikro dalganın 31 dakikalık programı tamamlandıktan sonra mikro dalgadan çıkarılan tüpler oda sıcaklığında soğumaya bırakılmıştır ve renkli buhar kayboluncaya kadar beklenmiştir. Renkli buhar kaybolduktan sonra numune kaplarına alınan örnekler dondurucuda AAS ile analiz edilene kadar bekletilmiştir.

(38)

3.5. Atomik Absorpsiyon Spektrometresi İle Metal Analizi

Mikro dalga işlemi yapılmış tüm numuneler destile su ile 20 ml seyreltilmiştir.

Ölçümler Perkin Elmer 800 model Atoınik Absorpsiyon Spektrometresi ile yapılmıştır. Analizi yapılacak her ağır metal için 0,1 - 0,5 - 1,0- 5,0- 10,0 ve 20,0 ppm lik çözeltiler 1000 ppm'lik stok çözeltiler kullanılarak hazırlanmıştır. Kör nokta olarak da konsantre HN03 kullanılarak hazulanmış solüsyon kullanılmıştır.

Tablo 3.5.1 Her bir element analizi için kullanılan dalga boyu değerleri.

Ni Mn Fe Cu Zn Cr Pb Cd

232.0 nın 279.5 nın 248.3 nın 324.8 nın 213.9 nın 357.9 nın 283.3 nın 228.8 nın

Metal değerlerinin kullanılmasında yaş ağırlık değerleri kullanılmış ve sonuçlar ppm (mg! kg) olarak verilmiştir. Su numuneleri de AAS analiz edilmiştir ve sonuçları ppm ( mg! L ) olarak verilmiştir. Tüm sonuçlar ortalama değerler hesaplanarak

verilmiştir. Tüm hesaplamalar Microsoft EXCELL for WIN' 2007 programı kullanılarak hesaplanmıştır.

(39)

4. SONUÇLAR VE TARTIŞMA

Besin olarak tüketilen ve yüksek ekonomik: değere sahip sucul canlı türlerinin içerdiği ağır metal düzeylerinin belli aralıklarla ölçülmesi, insanların taşıdığı sağlık riski açısından çok önemlidir. Ağır metal kontaminasyonu balıkların et verimini ve yağ oranlarına da olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca türe özgü bazı farklılıklar olarak bilinen metabolizma hızı, solungaçların yüzeyalanı genişliği, metallotiyonein gibi metal bağlayıcı proteinlerin sentez sentez düzeyleri de önemli değişikliklere neden olabilir. (Kayhan vd. 2010)

Akuatik ortamda yaşayan canlı organizmalar besin zinciri içerisinde bünyelerinde biriken ağır metalleri birbirine taşıyabilirler. Ortamda hiçbir şekilde yok olmayan ağır metaller bir takım yollarla insanlara da bulaşabilmekte ve insan sağlığını tehdit edip bazen tehlikeli boyutlara ulaşabilmektedir. Balıklarda doku ve organlarda metal birikim miktarı metale mazur kalınan süreye ve metal derişimine bağlı olarak artmaktadır (Canpolat ve Çalta, 2001).

Çalışma alanı olarak belirlediğimiz noktalar Tunca ve Meriç nehirleri üzerinde yer almaktadır. Suakacağı Köyü Tunca Nehrinin Bulgaristan'dan Türkiye'ye girdiği ilk noktada yer almaktır. Değirmen Yeni Köy Tunca Nehrinin Edirne il Merkezine girmeden son yerleşim alanıdır. Bu iki nokta arasında tarım arazileri çok yaygındır ve özellikle pirinç tarlaları oldukça fazladır. Bu tarlalar işlenirken çeşitli zirai ilaçlar kullanılmaktadır ve motorlu araçlar kullanılmaktadır. Bunlardan çevreye yayılan atıklar toprağa ve su ortamına ulaşmaktadır. Böylece ağır metal kirliliği ortaya çıkmaktadır. Mezbaha sonrası, Bülbül Adası ve Bosna Köy Edirne il merkezine yakın noktalardır ve buralarda da tarım faaliyetleri vardır. Tunca ve Meriç Nehirleri Edirne'de tarımla uğraşan halk için önemi büyüktür. Tunca ve Meriç nehirleri etrafında pirinç yetiştiriciliği ve diğer tarım faaliyetleri yaygındır. Bu alanlardaki tarım arazilerinde kullanılan yapay gübrelerlin, insektisit ve birçok tarımsal ilacın artıkları bu nehirlere karışmaktadır. Bu maddelerin bileşiminde ağır metalolarak adlandırılan Zn, Cu, Cd, Ni, Pb, Fe, Mn ve Hg tehlikeli atıklar yer almaktadır. Bu ağır metaller besin zinciri ile

(40)

girdikleri canlı bünyelerinden doğal fizyolojik mekanizmalarla atılarnadıkIarı ıçın birikime uğrarlar.

Yaptığımız çalışmada doku numunelerinin analizinde standart referans madde olarak NRCC_DORM_3 kullanıldı. Değerler tablo 4.1 de verilmiştir. Recovery 97 ile 99 arasında hesaplanmıştır.

Tablo 4.1. Sertifikalı standart referans maddede (NRCC- DORM-3 Dogfish) belirlenen

ağır metal konsantrasyonları.

Element Sertifıkalı değer Bizim bulduğumuz Recovery (%)

(mg/kg) değer (mg/kg) Fe 347 ±20 342 ±10 98 Cr 1.89±0.17 1.83± 0.12 97 Ni 1.28 ± 0.24 1,24± 0.06 97 Cd 0.290 ±0.02 0.286 ± 0.01 99 Pb 0.395 ±0.05 0.389 ±0.04 98 Cu 15.5±0.63 15.4±0.24 99 Zn 51.3 ± 3.1 50.8 ± 1.4 99

Analizi yapılan su numunelerinin pH sonuçları Tablo 4.2. de verilmiştir. En

yüksek pH değeri 8,01 olarak Değirmen Yeni Köy' den yaz döneminde alınan numunede ölçülmüştür. En düşük pH değeri Bosna Köy'den yaz döneminde alınan numunede ölçülmüştür.

(41)

Tablo 4.2. Su numunelerinde ölçülen pH değerleri.

ÇALIŞMA ALANI MEvsİM pH

KIŞ 7,66

Sukacağı Köyü

YAZ 7,80

KIŞ 7,87

Değirmen Yeni Köy

YAZ 8,01 KIŞ 7,66 Mezbaa Sonrası YAZ 7,75 KIŞ 7,69 Bülbül Adası YAZ 7,30 KIŞ 7,58 BosnaKöy YAZ 7,24

Yaptığımız çalışmada analizi yapılan su numunelerinde kadmiyum ölçüıernemiştir. Bu durum suyun pH'ının 7,0 ile 8,5 arasında olduğundan dolayı bu pH değerleri arasında çözünür durumda olmadığı şeklinde olarak açıklanabilir. Sonuçlar Tablo 4.3. ve Tablo 4.4. de verilmiştir.

(42)

Tablo 4.3. Su numunelerinde kış mevsiminde ağır metal sonuçları (mg/L).

Metal Suakacağı Değirmen Mezbaha Bülbül Adası Bosna Köy

Köyü YeniKöy Sonrası

Fe 0,19 3,87 3,74 3,86 0,07 Cr 0,09 0,07 0,1 0,09 0,14 Ni 0,07 0,22 0,16 0,04 0,92 Cd 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 Mn 1,89 0,22 0,16 0,04 1,92 Pb 0,47 0,44 0,52 0,29 0,38 Cu 0,03 0,03 0,02 0,02 0,04 Zn 0,19 0,07 0,07 0,07 0,07 4 ...ı 3,5 ..•... ciL)

E

3 c: o

2

,

5

> ~ ~

2

.•... c: ro (il

1

,5

t: o ~

ı

0,5

O

~ """ .,.. i- -i- -i- -i

ı

'~

.

J

~'n

ı:

,

_Jı

a

• Suakacağı Köyü • Değirmen Yeni Köy

• Mezbaha Sonrası • Bülbül Adası

• Bosna Köy

Fe

C

r

Ni

C

d

Mn

Pb

C

u

Z

n

Metal

(43)

Tablo 4.4. Su numunelerinde yaz mevsiminde ağır metal sonuçları (mg/L).

Metal Suakacağı Değirmen Mezbaha Bülbül Adası BosnaKöy

Köyü YeniKöy Sonrası

Fe 5,27 4,88 3,93 4,75 0,05 Cr 0,12 0,12 0,08 0,06 0,12 Ni 0,23 0,24 0,04 0,22 0,04 Cd 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00 Mn 2,58 ı 0,24 0,04 0,22 1,89 Pb 0,47 0,42 0,39 0,39 0,22 Cu 0,05 0,041 0,03 0,04 0,03 Zn 0,09 0,07 0,04 0,04 0,05 6 ...,j 5 <, oll E 4

r:

o > 3 III ro ~

...•

c nı 2 III c o ~

ı

o

.

da !'It.!

.

lt

ı

• i • • SuakacağıKöyü • Değirmen Yeni Köy • Mezbaha Sonrası • Bülbül Adası • BosnaKöy Fe Cr Ni Cd Mn Pb Cu Zn

Metal

(44)
(45)

Tablo 4.6.Kefal balığının organlarında belirlenen Nikel konsantrasyonu (rng/kg).

ÇALIŞMA ALANI SUAKACAGI KÖYÜ

DEGİRMEN YENİ KÖY

MEZBAHA

SONRASI BÜLBÜL ADASI BOSNAKÖY

Mevsim

Kış

Yaz

Kış

Yaz

Kış

Yaz

Kış

Yaz Kış Yaz

Kas 0,72 41,41 Solungaç 2,17 22,96

]

o

c

ı

Böbrek 0,03 27,75 Bağırsak 1,36 24,73 Deri 1,32 18,85 2,01 4,26 0,69 0,57 2,86 0,83 2,59 2,90 1,62 4,10 1,77 3,71 2,80 5,30 3,16 4,53 2,69 4,88 0,72 1,56 1,93 5,91 2,13 5,80 0,48 12,18 1,25 11,36 1,83 2,09 3,27 6,60 3,00 3,53 5,07 5,40 1,12 1,20 1,19 1,22 /

(46)

Mevsim

Çalışma Alanı

---

-Şekil 4.3. Kefal balığımn organlarında belirlenen Nikel konsantrasyonu (mglkg).

50 ~ 40 <, OJ! E , 30 ı; o >-fI) ~ 20 .•.. c: r.ı ~ 10 o ~

Kış Yaz Kış Yaz Kış Vaz Kış Yaz Kış Yaz

DEGiRMEN

YENiKÖV

SUAKACAGI

KÖYÜ

MEZBAHA BÜlBÜLADASı BOSNAKÖY

SONRASı

.

Kas

.So

lungaç

• Böbrek • Bağırsak • Deri

Yaptığımız çalışmada Kefal balığının çeşitli organ ve dokularında belirlenen Ni sonuçları Tablo 4.6. da verilmiştir. Bu sonuçları gösteren grafik ise Şekil 4.3. de verilmiştir. Nikel konsantrasyonu, en yüksek, Suakacağı Köyünden yaz mevsiminde alınan numunenin kas dokusunda 41,41 mg/kg olarak ölçülmüştür. Nikel konsantrasyonu en düşük Suakacağı Köyünden kış mevsiminde alınan numunenin böbreğinde 0,03 mg/kg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Değirmenyeni Köyü ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz dönemi nikel konsantrasyonu daha yüksek ölçülmüştür. Mezbaha sonrası ve Bülbül adasından alınan numunelerde ise yaz dönemi nikel konsantrasyonu daha düşük ölçülmüştür.

Solungaç dokusundaki nikel konsantrasyonu en yüksek Suakacağı Köyünden yaz döneminde alınan numunede 22,96 mg/kg olarak ölçülmüştür, en düşük ise Değirmen Yeni Köyden kış döneminde alınan numunede 4,86 olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köyü, Mezbaha sonrası, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz dönemi nikel konsantrasyonu daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

(47)

Böbrek dokusundaki nikel konsantrasyonu en yüksek Suakacağı Köyünden yaz mevsiminde alınan numunede 27,75 mg/kg olarak, en düşük ise Suakacağı Köyünden kış döneminde alınan numunede 0,03 mg/kg olarak belirlenmiştir. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köy, Mezbaha sonrası, Bülbül Adası ve Bosna köyden alınan numunelerde yaz dönemi nikel konsantrasyonu daha yüksek olduğu görülmüştür.

Bağırsak dokusundaki nikel konsantrasyonu en yüksek Suakacağı Köyünden yaz mevsiminde alınan numunede 24,73 mg/kg olarak, en düşük ise Değirmen Yeni Köyden kış mevsiminde alınan numunede 0,48 mg7kg olarak belirlenmiştir. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köy, Mezbaha sonrası, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz dönemi nikel konsantrasyonu daha yüksek olduğu görülmüştür.

Deri dokusundaki nikel konsantrasyonu en yüksek Suakacağı Köyünden yaz mevsiminde alınan numunede 18,85 mg/kg olarak, en düşük ise Bülbül Adasından kış mevsiminde alınan numunede 1,12 mg/kg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köy, Mezbaha sonrası, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz dönemi nikel konsantrasyonu daha yüksek olduğu görülmüştür.

Yaptığımız çalışmada Kefal ba1ığının doku ve organlarındaki Demir konsantrasyonun ölçüm sonuçları Tablo 4.7. de verilmiştir ve bu sonuçların şekil ile gösterimi Şekil 4.4. de verilmiştir.

(48)

Tablo 4.7. Kefal balığının organlarında belirlenen Demir konsantrasyonu (mg/kg). ÇALIŞMA ALANI SUAKACAGI KÖYÜ DEGİRMEN YENİ KÖY MEZBAHA

SONRASı BÜLBÜL ADASı BOSNA KÖY

Mevsim Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz

Kas Solungaç ~

Böbrek Bağırsak Deri 43,81 22,72 165,95 129,97 68,71 31,46 43,32 7,59 37,01 89,17 51,58 50,10 40,61 29,64 43,86 47,99 38,42 40,59 49,99 74,02 51,92 30,45 49,74 27,87 94,19 41,43 74,11 108,80 97,85 89,56 29,66 30,11 63,66 89,7 94,38 86,26 62,75 73,06 100,46 62,41 26,73 27,42 50,52 174,98 61,66 35,09 47,76 50,39 15,05 14,90

(49)

-Solungaç • Böbrek i

--.r-

i -fI" r- i

-L

!-- ' -K~Y~

J

I~

i

-l

:!! '1'

Kış Yaz Kış

i

Yaz Kış Yaz Kış Yaz

SUAKACAGI DEGiRMEN MEZBAHA BÜLBÜL BOSNAKÖY

KÖYÜ YENi KÖY SONRASı ADASı

180 160 tıiı 140 .:.: <, Qj) 120 E r:;' 100 o > -ii) 80 III

..

E ~ 60 <il c o 40 :.:: 20 O • Bağırsak -Deri Mevsim

Çalışma Alanı

Şekil 4.4. Kefal balığının organlarında belirlenen Demir konsantrasyonu (mg/kg).

Kas dokusunda demir konsantrasyonu; en yüksek Bosna Köyden yaz mevsiminde alınan numunede 89,70 mglkg olarak belirlenmiştir, en düşük demir konsantrasyonu Değirmen Yeni Köy den yaz mevsiminde alınan numunede 7,59 mglkg olarak belirlenmiştir. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köyü mezbalıa sonrası ve Bülbül Adasından alınan numunelerde yaz mevsiminde demir konsantrasyonu dalıa düşüktür ancak Bosna Köyden alınan numunelerde kas dokusundaki demir konsantrasyonu yaz döneminde kış döneminden dalıa yüksek ölçülmüştür.

Solungaç dokusundaki demir konsantrasyonu; en yüksek Değirmen Yeni Köy den yaz mevsiminde alınan numunede

ı

74,98 mg/kg olarak, en düşük Bülbül Adasından yaz mevsiminde alınan numunede 27,87 mg/kg olarak belirlenmiştir. Suakacağı Köyü, Mezbalıa sonrası ve Bülbül Adasından alınan numunelerde yaz mevsimi demir konsantrasyonu kış mevsiminden dalıa düşüktür. Değirmen Yeni Köyde

(50)

yaz mevsimi demir konsantrasyonu kış mevsiminden yüksektir, Bosna Köyden alınan numunelerde ise yaz ve kış mevsimi arasında belirgin bir fark yoktur.

Böbrek dokusundaki demir konsantrasyonu en yüksek Bosna Köyden yaz mevsiminde alınan numunede 86,26 mg/kg olarak, en düşük ise Suakacağı Köyünden yaz mevsiminde alınan numunede 31,46 mg/kg olarak belirlenmiştir. Suakacağı Köyü,

Değirmen Yeni Köyü, Mezbaha sonrası ve Bülbül Adasından alınan numunelerde yaz mevsimi demir konsantrasyonu daha düşük iken, Bosna Köyden alınan numunelerde yaz mevsimi demir konsantrasyonu daha yüksektir.

Bağırsak dokusundaki demir konsantrasyonu en yüksek Bülbül Adasından kış mevsiminde alınan numunede 108,80 mg/kg olarak, en düşük Mezbaha Sonrasından yaz döneminde alınan numunede 38,42 mg/kg olarak belirlenmiştir. Suakacağı Köyü,

Mezbaha sonrası, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz mevsimi demir konsantrasyonu daha düşüktür. Değirmen Yeni Köyden alınan alınan numunelerde ise kış mevsimi demir konsantrasyonu daha düşüktür.

Deri dokusundaki demir konsantrasyonu en yüksek Bosna Köyden yaz mevsiminde alınan numunede 73,06 mg/kg olarak ölçülmüştür. Deri dokusundaki en düşük demir konsantrasyonu ise Değirmen Yeni Köyden yaz döneminde alınan numunede 14,90 mg/kg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz dönemi demir konsantrasyonu daha yüksek iken Değirmen Yeni Köy ve Mezbaha Sonrasından alınan numunelerde kış mevsimi demir konsantrasyonu daha yüksektir.

Yaptığımız çalışmada Kefal balığının doku ve organlarındaki Bakır konsantrasyonun ölçüm sonuçları Tablo 4.8 de verilmiştir ve bu sonuçların şekil ile gösterimi Şekil4.S. te verilmiştir.

(51)

Tablo 4.8. Kefal balığının organlarında belirlenen Bakır konsantrasyonu (mglkg).

ÇALIŞMA ALANI SUAKACAGI KÖYÜ

DEGİRMEN YENİ KÖY

MEZBAHA

SONRASı BÜLBÜL ADASI BOSNAKÖY

Mevsim Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz

Kas Solungaç ~ o Q Böbrek Bağırsak Deri 0,50 1,00 0,68 0,26 0,56 1,28 1,12 0,51 1,36 0,36 1,42 0,96 1,70 1,48 0,48 0,80 1,08 5,78 0,78 0,72 0,62 1,18 1,60 0,88 0,88 1,36 1,18 1,64 1,52 0,96 1,38 0,76 2,40 1,78 1,36 1,24 1,34 0,90 5,02 1,88 0,58 0,60 1,22 1,24 0,86 0,60 2,34 2,12 0,82 0,88

(52)

6 cil 5 ~ <; Qt) E 4 C o >- 3 iii ro

..

•... ı: 2 ro iii ı: o 1 ~ O • Solungaç • Böbrek • Bağırsak • Deri SUAKACAGI KÖYÜ DEGiRMEN YENiKÖY BÜlBÜl ADAsı BOSNAKÖY MEZBAHA SONRAsı Mevsim Çalışma alanı

Şekil 4.5. Kefal balığının organlarında belirlenen Bakır konsantrasyonu (mg/kg).

Kas dokusundaki bakır konsantrasyonu en yüksek Suakacağı Köyünden yaz mevsiminde alınan numunede 1,00 mg/kg olarak, en düşük ise 0,26 mg/kg olarak tespit edilmiştir. Suakacağı Köyü, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek olarak ölçülmüştür. Değirmen Yeni Köy ve Mezbaha sonrasından alınan numunelerde ise kış mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek ölçülmüştür.

Solungaç dokusundaki bakır konsantrasyonu en yüksek Bosna Köyden yaz mevsimirıde alınan numunede 1,38 mg/kg olarak, en düşük ise Bülbül Adasından yaz mevsiminde alınan numunede 0,62 mg/kg olarak ölçülmüştür. Değirmen Yeni Köy,

Mezbaha sonrası ve Bosna Köy den alınan numunelerde yaz mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek olarak tespit edilmiştir. Suakacağı ve Bülbül Adasından alınan numunelerde ise kış mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek olarak belirlenmiştir.

(53)

Böbrek dokusundaki bakır konsantrasyonu en yüksek Suakacağı Köyünden kış mevsiminde alınan numunede 1,34 mg/kg olarak, en düşük ise Değirmen Yeni Köyden yaz mevsiminde alınan numunede 0,6 mg/kg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köy, Mezbaha sonrası ve Bosna Köyden alınan numunelerde kış mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek ölçülmüştür. Billbill Adasından alınan numunelerde ise yaz mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek ölçülmüştür.

Bağırsak dokusundaki bakır konsantrasyonu en yüksek Billbill Adasından kış mevsiminde alınan numunede 5.78 mg/kg olarak, en düşük ise Mezbaha Sonrasından kış mevsiminde alınan numunede 0,51 mg/kg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köyü ve Billbill Adasından alınan numunelerde kış dönemi bakır konsantrasyonu daha yüksek olarak tespit edilmiştir. Mezbaha sonrası ve Bosna Köyden alınan numunelerde ise yaz dönemi bakır konsantrasyonu daha yüksek ölçülmüştür.

Deri dokusundaki bakır konsantrasyonu en yüksek Bosna Köyden yaz mevsiminde alınan numunede 1,78 mg7kg olarak, en düşük ise Suakacağı Köyünden kış mevsiminde alınan numunede 0,58 mg/kg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü, Değirmen Yeni Köyü, Mezbaha sonrası, Billbill Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz mevsimi bakır konsantrasyonu daha yüksek tespit edilmiştir.

Yaptığımız çalışmada Kefal balığının doku ve organlarındaki kurşun konsantrasyonun ölçüm sonuçları Tablo 4.9 de verilmiştir ve bu sonuçların şekil ile gösterimi Şekil 4.6 da verilmiştir.

(54)

Tablo 4.9. Kefal balığının organlarında belirlenen Kurşun konsantrasyonu (mg/kg).

ÇALIŞMA ALANI SUAKACAGI KÖYÜ

DEGİRMEN YENİ KÖY

MEZBAHA

SONRASI BÜLBÜL ADASI BOSNAKÖY

Mevsim Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz

Kas 0,42 0,21 Solungaç 0,44 0,21 ~

Böbrek 0,42 0,33 Bağırsak 0,40 0,17 Deri 0,14 0,15 0,17 0,19 0,19 0,36 0,06 0,35 0,49 1,17 0,19 0,04 0,15 0,42 0,24 0,35 0,68 0,06 0,21 0,03 0,17 0,36 0,03 0,41 0,41 0,01 0,22 0,22 0,22 0,38 0,02 0,03 0,48 0,08 0,07 0,08 0,35 0,38 0,33 0,37 0,07 0,06

(55)

.Solungaç

• Böbrek

i

l

~

fl

l

l

t

l1

til i- !ıl.

Kış Vaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz Kış Yaz

SUAKACAGI DEGiRMEN MEZBAHA BÜLBÜL BOSNAKÖY

KÖYÜ YENiKÖV SONRASı ADASı

1,2 tıO

ı

..:ı:: <, bl) E 0,8

c

o >- 0,6 III ro ı..

.

.

0,4 t: ro III c o 0,2 :.::

°

• Bağırsak • Deri Mevsim Çalışma Alanı

----

-

---Şekil 4.6. Kefal balığımn organlarında belirlenen Kurşun konsantrasyonu (mglkg).

Kas dokusundaki kurşun konsantrasyonu en yüksek Bosna Köyden yaz mevsiminde alınan numunede 1,17 mglkg olarak, en düşük ise Bülbül Adasından kış döneminde alınan numunede 0,06 mglkg olarak ölçülmüştür. Değirmen Yeni Köy,

Mezbaha Sonrası, Bülbül Adası ve Bosna Köyden alınan numunelerde yaz mev simi kurşun konsantrasyonu daha yüksek tespit edilmiştir. Suakacağı Köyünden alınan numunelerde ise kış mevsimi kurşun konsantrasyonu daha yüksek olduğu tespit edilmiştir .

Solungaç dokusundaki kurşun konsantrasyonu en yüksek Bosna Köyden kış mevsiminde alınan numunede 0,68 mglkg olarak, en düşük ise Değirmen Yeni Köyden yaz döneminde alınan numunede 0,04 mglkg olarak ölçülmüştür. Suakacağı Köyü,

Değirmen Yeni Köyü ve Bosna Köyden alınan numunelerde kış mevsimi kurşun konsantrasyonu daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Mezbaha Sonrası ve Bülbül Adasından alınan numunelerde ise yaz mevsimi kurşun konsantrasyonu daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Referanslar

Benzer Belgeler

yaptığı Türkiye Turiııg ve Otomobil Kurumu’nun bütün çalışmalarını ve yayın faaliyetini sonuna kadar intizamla sağlayan R. Saffet Atabinen’in en ilgi eçkici

Milyonlarca göz^ 'Z Halkbilimci, yazar Muhsine Helimoğlu Yavuz, yeni çıkan kitabı “Arada Bir” ’e önsöz yazması için Aziz Nesin’e..

Neo-realist bir açıdan değerlendirilecek olursa, çift kutuplu bir yapıda etrafı diğer kampın lideri olan ülke ve istikrarsız bir görünüm sergileyen

Faktör analizi sonucunda örgütsel güven ölçeği yönetici ve çalışanlar arası güven ve örgüte ve örgüt politikalarına güven olmak üzere iki boyuta

Gerek Nâbî ve onun takipçisi Vehbi, kendi çocukları olan Hayrullah ve Lutfullah adına kaleme aldıkları eserlerinde gerekse Yenişehirli Avni, adını anmadığı oğluna hitap

Çevreye duyarlı ürün genellikle literatürde geri kazanım, geri dönüşüm ve yok etme başlıkları altında yer alsa da, aslında tersine lojistiğe konu olan ve

Here we present the case of a 14-year-old old boy with an osteochondroma, which was incidentally diagnosed and was invaginating into the capsule of the liver but not causing

Doğu Anadolu koşullarında 11 farklı fasulye çeşidiyle yapılan araştırmada, bitkideki tane sayısı, bitkide tane ağırlığı, 100 tane ağırlığı, % protein,