o
5 P *
CUMHURİYET
">'>•
'.M ôïhP O R T R E L E R
--- in innniim niïïiTffiïïnm
---Sadriâzam ÂLÎ PAŞA
Yazan: Vedat Onur
Ali Paşa, Büyük Reşit Paşanın himmet ve teşebbüsü ile kurulan « Tanzimat Devri » nin yetiştirdiği rical arasında en mümtaz yeri iş gal eder.
1814 yılında İstanbul'da doğmuş- tur. Bahçekapısını - ücret karşılı ğında - açıp kapatan ve Mısırçar- şısında attarlık eden Ali Rıza Efen dinin oğludur Mahalle mektebin de Kur’anı Kerimi hatmettikten I sonra Beyazıt camiinde bir müddet arapçâ dersi almıştır. Ailesinin hal ve vakti yerinde olmadığı için ia- yıkı veçhile tahsile muvaffak ola- mıyarak zati mesaisi kendi kendi ni yetiştirmiştir.
Devlet memuriyetine, devrin bü yüklerinden birinin delâletiyle ilk defa 1829 tarihinde Babıâli Divanı Hümayun kalemine intisap sure tiyle girerek daha sonra sırasiyle « Mühimme kalemi » ne ve « Ter cüme Odası » na verilmiştir. Asıl
adı Mehmet Emin olup Divanı Hü Ali Paşa mayun kaleminde iken, gösterdiği
iyi hâl ve istidat sebebiyle, kendi sine «Âli» mahlası verilmiştir. Son radan asıl adı unutularak «Âli E- fendi» diye anılmıya başlanmıştır.
1835 yılında Viyana Elçiliği kâ tipliğine tâyin olunmuştur. 1838 ta rihinde, Reşit Paşanın Londra E l çiliği zamanında, henüz yirmi dört yaşında iken bu elçiliğin müste şarlığına getirilmesiyle diplomasi mesleğinde mevcudiyetini hissettir meye başlıyan müşarünileyh, ölü müne kadar kısa fasılalarla dev lete otuz beş yıl çeşitli hizmetler görmüştür. Bu müddet içinde, Bur sa ve İzmir valilikleri ve Tanzimat Meclisi Başkanlığı gibi memuriyet 1er hariç, iki defa Hariciye Müste şarlığında, uzun zaman Londra El çiliğinde, yedi defa Hariciye Nazır lığında bulunmuş, beş kere de Sad riâzam olmuştur. 1846 yılma rastlı- yan ilk Hariciye Nazırlığında 32 ya şında idi. İki yıl sonra kendisine «Vezir» ve «Müşir» lik rütbeleri ve rilmiştir. Henüz 38 yaşında iken, Reşit Paşanın yerine ilk defa Sad- 1 rıâzam olmuştur. Sultan Mecit Sa
dareti teklif edince, kendisini yetiş tirmiş olan Reşit Paşanın üstüne bu makama geçmek istemediğinden, yaşının henüz kırka varmadığını ileri sürerek itizar etmek istemiş se de padişahın «İnşallah bu ma kamda sakal ağartırsınız» diye ıs rarı üzerine kabule mecbur olmuş tur. Sadaret alayını müteakip, evi ne uğramadan Reşit Paşanın Bal- talimanmdaki yalısına gitmiştir. Bundan pek memnun kalan Reşit Paşa O’nu merdiven başında kar şılamış, Âli Paşa da, Paşanın ete ğini öpmeye davranmak suretiyle nimetşinastık göstermiştir.
Ali Paşa, evvelce Tercüme Oda sında iken öğrenmiye başladığı Fransızcayı, Elçilik kâtipliği ile Vi yana’da bulunduğu bir buçuk yıl içinde geceli gündüzlü uğraşarak elde etmiştir. Paşanın siyasî nota lar yazmaktaki iktidarı Avrupa si yaset adamlarınca takdir edilmiş o- lup kaleminden çıkan siyasî metin ler, diplomatik muhaberat örneği olarak tanınmıştır. Bu sahadaki maharetiyle uzun müddet diploma si mesleğinde bulunması, Viyana ve Paris kongrelerine (*) katılması gi bi sebepler, O’nu memleketin en değerli diplomatlarından biri mer tebesine çıkarmıştır.
Ali Paşa’nın siyasi kudretini Ba- tı’nın en ünlü diplomatları bile tak dir etmişlerdir. Gerçekten, zama nında Avrupa siyasetinde mutlak hâkim mertebesine gelen Fransız İmparatoru Üçüncü Napoléon, «Ali Paşa gibi bir Hariciye Nazırı bula- bilsem» diyecek kadar kendisini takdir etmiştir. Meşhur İtalyan devlet adamı Kont Kavur da «Paris Konferansında Ali Paşa kâbında bir diplomat yoktu» sözlerini söy lemiştir. 1870 Fransa - Prusya Har binin sonunda Reisicumhur Tiyer’- in barış teşebbüsüne girişmesi üze rine Fransa Millet Meclisinde iti razlara uğraması karşısında «Bu hususta dost devletler diplomatla rının ve hattâ Ali Paşanın reyini al j dım» demiş olduğu tarihî bir ger- | çektir. Keza o zamanki Prusya Başvekili Prens Bismark’ın «Baş ka diplomatlardan bu hususta fikir aldınız mı?» sorusuna da Tiyer, «Ali Paşanın da reyini aldım» diye cevap vermiştir.
Vefatından sonra (Là Türki) — • La Turquie» gazetesinde yazılan hâl tercümesinin bir fıkrasında «Pa ris Konferansında gösterdiği dira yet, zekâ ve doğruluk ile Meter- nih ve Taleyran gibi diplomatlar sı rasına geçmiş ve Girit anlaşmazlı ğını hakimane tedbirler ile berta raf etmive muvaffak olmuştur» den miştir. Ölümünden sonra Prens Bis mark, Ali Paşanın yazı takımını I - müzejie koydurmak için - üç yüz | altına satın aldırmıştır.
slları Anonim
ığından
oplu 'olarak kapalı zarfla teklif deli 28.000.— TL. geçici teminatı hinde saat 15 de Ayazpaşa, Gü-
IJîY İhale Komisyonunda ya-saatleri dahilinde THY Yeşilköy . de temin edilebilir,
ve saate kadar teklif mektup- iikte İhale Komisyonuna tevdi
gecikme kabul edilmez, ıpıp yapmamakta veya
dilediği-(B asın 14527/11037)
Sasıtası Satılacaktır.
reğli Kömürleri İşlet-
liiğünden:
la mevcut muhtelif cins 57 adet ıamesinde yazılı esaslar dairesin-t. Kurumu Genel Müdülrlüğün-
Müdürlüğü İstanbul Satınalma sol han kat 2 Beyoğlu,
iaret Müdürlüğünden alınabilir, tartesi günü saat 14 te yapıla
ma Kanununa tâbi olmayıp İha ııp yaprpâmakta serbesttir.
S
(B asın Z . 218 - 14436/11012)
Ali Paşanın Türkçe kitabetteki ik tidarı da pek meşhurdur. Ayrıca nazım kudretine de sahipti. Buna mukabil talâkati lisaniyeden mah rum idi. Az ve kesik konuşur, söz söylerken sıkılır, önüne bakar ve konuşurken ellerini uğuştururmuş. Fizik yapısı itibariyle; vücudu kü çük ve zayıf, boyu kısa, başı büyük ve sesi hafif imiş.
Çok terbiyeli, fevkalâde nazik ve muaşeret âdabına riayetkar bir zat olan Ali Paşa, mütevazi olduğu ka- , dar da vakur idi. Müşarünileyh, ı şahsını ve temsil ettiği makamı o ; derecede saydırmıştı ki zamanında , nazırlar O’nun haberi olmadan, sa- ( raya gidemez, O’na sorulmadan nâ- ^
zırlar değiştirilemezdi. Hattâ Baş- , mabeyinci ve Başkâtip gibi saray ( memurlarının tebdili lâzım geldik te O’nun istemediği zevat bu yer- ^ lere getirilemezdi. Ali Paşa’ya at- ^ fedilen şu vakalar kendisinin, hay siyet ve vekarına ne derecede düş ( kün olduğunu göstermektedir :
O devirde, bayramlaşmadan önce sadrâzamların padişah tarafından valnız olarak kabulü âdet imiş. Bir bayram sabahı Ali Paşa sarayda | vükelâ odasında kabul için bekler. 1 Fakat epeyce bir zaman geçtiği hal 1 de davet edilmemesi üzerine Baş- ] kâtibi çağırarak bu hali, teveccühü şâhânenin azaldığına hamlettiğini söyleyip sadaret mührünü iadeye ve istifaya kalkar. Bundan telâşla- \
nan Başkâtip keyfiyeti padişaha ha ] ber verince derhal huzura alınıp r
gecikme sebebi anlatılarak iltifat ( edilir.
Yine o zamanın âdetince sadrıâ- zamlar saraya deniz yolu ile git tikleri zaman Başmabeyinci tara- j fından sarayın deniz kapısında kar şılanırlarmış. Âli Paşa bir gün de- ^ nizden saraya gider. O sırada Baş- mabeyinci padişahın yanında oldu- ’ ğundan kendisini karşılıyamaz. Hu zurdan çıkıp odasına geldiğinde Pa şanın bahçede dolaşmakta olduğu nu işitince hemen yanma giderek özür diler. Paşa da «Beis yok. Ba harın letafetinden faydalanmak için bahçede biraz dolaşmak iste dim» yolunda cevap verir.
Bir gün de huzura girdiğinde hün kârın gecelik entarisi ile oturdu ğunu görünce temenna edip döner ve «Efendimiz istirahat buyururlar keti niçin rahatsız ettiniz» diyerek mabeyincileri muahaze eder. Sul tan Aziz, sadrıâzamın dönmesinin sebebini anlıyarak kıyafetini değiş tirdikten sonra kabul eder.
Ali Paşa Saltanat makamına kar şı fevkalâde lıürmetkâr idi. Ancak hareket ve muamelelerinde resmi yete daima .itina ederek makamının hukuk ve şerefini, Babıâlinin nüfuz ve haysiyetini korumak ve hele sa ray memurlarının dışarıda nüfuz kazanarak devlet işlerine karışma larına asla meydan vermemek tar zında bir meslek ve meşrebe sa- ■ hipti. Aşağıdaki vakalar da bu bap : ta birer delil teşkil eder ; t Sultan Aziz Şeyhülislâm Haşan ] Fehmi Efendinin değiştirilmesini is ■ tediğinden yerine tâyin edilmek ü- , zere iki, üç zatın adının bildiril- ı meşini hususî surette Ali Paşaya ifade eder. Paşa, Şeyhülislâmın va zifesine kifayetinden bahisle tebdi li için sebep olmadığını bildirirse de padişahın ısrarı üzerine kabule mecbur aklır. Ancak görüşmenin so nunda hünkâr, kendisine verdiği puslaya eski Şeyhülislâmın adının yazılmasını isteyince Paşa: «Öyle ise efendim, hoca efendi dâıniz ib- ka buyurulur» diye selâm vererek odadan çıkar. Bu surelte de Şeyhül islâmın değiştirilmesinden vazge çilir.
Yine bir gün Başmabeyinci Babı- âliye gelerek padişahın, Hazüaei Hassa Nazırı Şirvanî zâde Rüştü 1 Paşanın değiştirilmesi hakkmdaki fikrini öğrenmek istediğini söyler. Ali Paşa, adı geçen nezaretin sara yı hümayun memuriyeti olması se- ı bebiyle diğerdir zatın tâyin edile- ] bileceğini bildirir. Paşanın bu ce- < vabına memnun olan Sultan Aziz , işi daha ileri götürerek bu sefer , de Şirvanî zâdenin Istanbuldan çı- ; karılarak taşraya gönderilmesini is ] teyince Ali Paşa : «Azil hakkında- 1 ki reyimi söylemiştim. Muhakeme- ^ siz teb’îdine Tanzimat Hattı Hüma- y
vunu hükmünce asla mesağ göster- ^ mem» cevabiyle Başmabevinciyi ge' ^ ri gönderir. Rüştü Paşa da ou sa- ^ yede sürgünden kurtulur. (
Hareket ve muamelelerinde son derecede müteenni ve ihtiyatlı olan , Ali Paşa, devlet idaresinde her ne kadar biraz muhafazakâr ise de Mebusan Meclisinin (Millet Mecli- ’ si) kurulmasına taraftar idi. Zama nında, üyeleri kısmen vilâyetler 1 halkından olan Devlet Şûrasının ' teşkili, bir başlangıç sayılmak iti- ' bariyle, bu fikri teyit etmekle be- * raber henüz bunun zamant ge.ime- * diğı düşüncesinde idi. Âli Paşa, mes ' leğindeki muhafazakârlık yüzün- ^ dendir ki Namık Kemal, Ziya Pa- ! şa ve Ali Suavi gibi hürriyet ta- ı raftarlarınıo hücumlarına uğramış- 1 l.ı. < Çeyrek asırdan ziyade Osmanlı ? İmparatorluğunun siyasetini müs- ( tesna bir maharetle çeviren bu de ğerli ve mümtaz devlet adamı, baş tan başa didinme ile geçen bir Öm rün çeşitli gaileleri, yorgunluk ve 1 meşakkatleri neticesi teveırüm e- ] dip üç ay süren hastalıktan sonra c 57 yaşında olarak 1871 yılında öl- t mü.ştür. İstanbul’da, Siileymaniye f camii avlusunda mütevazi öir ka- ] birde yatmaktadır. „ (*) Kırım Harbinin sonunda topla, c nan 1856 tarihli Viyana ve Paris kon- >
feranslarında Devletin Avrupa hey'e- 1
ti düveliyeslne katılması, oağımsız- ' tık ve mülki tamamlılığının tanınma’. 4 sı, Kaıadeniziıı tarafsız hale“ konul, ması gibi barış şartlan kararlaşmış-
t l j