TAR H ANA B
M DALI
ATATÜRK LKELER VE NKILÂP TAR
B
M DALI
LL
EF DÖNEM TOPRAK POL
KALARI
VE
BU POL
KALARIN
YAS HAYATA ETK LER
Galip Kaz m YAVAN
YÜKSEK L SANS TEZ
Dan man
PROF. DR. RAMAZAN TOSUN
ÖNSÖZ……….… .ii
ÖZET……….…iii
SUMMARY………..iv
……….. ..1
I. BÖLÜM Osmanl Toprak Sistemi ve Atatürk Dönemi Toprak Politikalar na Genel Bir Bak I. I. Genel Hatlar yla Osmanl Toprak Düzenindeki Çözülü ün Nedenleri ve Sonuçlar ………....3
I. II. Devletin Yerel Güçlerle Mücadelesi………..10
I. III. Sened-i ttifak ve Sonras ………..12
I. IV. Atatürk Döneminde Tar m ve Toprak Düzeni Konusu………20
II. BÖLÜM II. Dünya Sava ’n n Türkiye Üzerindeki Tesirleri ve ç Politikadaki Geli melere Genel Bir Bak ...………..………41
II. I. Milli ef smet nönü………..………...….………42
II. II. kinci Dünya Sava Y llar nda Sosyoekonomik Durumun Genel Görünümü………...………...45
II. III. Milli Korunma Kanunu ve Kanunun Tar msal Alandaki Yans malar ………...…….49
II. IV. Milli Korunma Kanunu Çerçevesinde % 25 Karar …………..…..…..55
II. V. Sava Y llar nda Milli Korunma Kanunu Uygulamalar n Sonuçlar ve Olu an Sosyoekonomik Durumun Genel Görünümü……….…..….59
III. BÖLÜM
Sava Sonras nda Radikal Bir ad m: “Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu” …………79
III. I. Hükümete Göre Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu’nun Gerekçesi…….81
III. II. Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu’nun Haz rlanmas …………...……..91
III. III. Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu’nun Mecliste Yaratt Akisler……93
III. IV. Tart mal 17. Madde………..…...102
III. V. Çiftçi Ocaklar Mevzusu………...………..….108
III. VI. Kanunun Kabulü ve Uygulama Sonuçlar ……….….112
Sonuç………...……….……….122
Kaynakça………..………125
MSEL ET K SAYFASI
Bu tezin proje safhas ndan sonuçlanmas na kadarki bütün süreçlerde bilimsel eti e ve akademik kurallara özenle riayet edildi ini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davran ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunuldu unu, ayr ca tez yaz m kurallar na uygun olarak haz rlanan bu çal mada ba kalar n eserlerinden yararlan lmas durumunda bilimsel kurallara uygun olarak at f yap ld bildiririm.
Galip Kaz m Yavan
Ö
ren
cin Ana Bilim / Bilim Dal Tarih / Atatürk lkeleri Ve nk lâp Tarihi
Program Tezli Yüksek Lisans Doktora
Tezin Ad Milli ef Dönemi Toprak Politikalar ve Bu politikalar n Siyasi Hayata Etkileri
ÖNSÖZ
Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde II. Dünya Sava y llar n ayr bir yeri vard r. Zira bu y llar Türk milletinin büyük kurtar Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden k sa bir zaman sonraya denk gelmi tir. Her ne kadar Türkiye sava a fiili olarak kat lmam ise de sava y llar n do urdu u artlardan, bilhassa iktisadî alanda, ziyadesiyle etkilenmi tir. Atatürk’ün ölümünün ard ndan Cumhurba kanl na seçilen ve Milli ef olarak kabul edilen smet nönü’nün idarecili i alt nda geçirilen kinci Dünya Sava y llar , Türkiye’de sosyoekonomik
nt lar n yan nda rejim tart malar n da ya and bir devre olmu tur.
Tar n ekonomik ve sosyolojik olarak büyük öneme sahip oldu u Türkiye’de sava y llar nda yürütülen toprak politikalar n gerek ekonomide gerekse de siyasette yeri olmu tur. Biz bu çal mada Milli ef dönemi olarak adland lan 1939- 1947 y llar aras devrede yürütülen toprak politikalar ele al rken belirledi imiz zaman diliminin öncesine ve sonras na da temas ederek konuyu bir bütün halinde de erlendirmeye çal k. Çal mam haz rlamam zda bize yol gösteren ve yard mlar esirgemeyen de erli hocam say n Prof. Dr. Ramazan TOSUN’a ükranlar sunar m.
Galip Kaz m Yavan Konya 2011
ÖZET
Bu çal man n as l hedefi Türkiye’de, Milli ef dönemi olarak adland lan 1939- 1947 y llar aras nda sürdürülen toprak politikalar aç klamaya çal lmakt r. Fakat birinci k mda genel yönleriyle Osmanl toprak sistemi ve Atatürk dönemindeki toprak politikalar ele al nm r. kinci mda ise kinci Dünya Sava y llar ndaki ekonomik durum de erlendirilmi , toprak politikalar irdelenmi tir. Son k mda ise Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde ayr bir öneme sahip olan Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu i lenmi ve sonraki y llarda toprak düzeni konusunda yap lan çal malara k saca de inilmi tir.
SUMMARY
The main objective of this study , the policies of soil which are perpetuating between 1939 - 1947 years, called the National Chief Period, carried out to explain. But at the first part, Ottoman soil system and the policies of soil at Ataturk's period are considered. In the second part assessed the economic situation in the years of the Second World War, land policies are discussed. In the last part, Law on Land to Farmers which has a very important place in Repubic of Turkey's history was processed and the work done on the territorial organization of the next few years worked briefly mentioned.
Tarihte hemen hemen tüm dünya ülkelerini dolayl ya da do rudan etkisi alt na alan ve siyasi, sosyal ve ekonomik buhranlar do uran büyük ölçekli sava lar ya anm r. Bu sava lar n Türk devletleri aç ndan da önemi büyük olmu tur. 1914-1918 y llar aras nda gerçekle en Birinci Dünya Sava ’na Almanya yan nda dâhil olan Osmanl mparatorlu u bu sava sonunda tarihe kar , imparatorlu un yüzy llarca hüküm sürdü ü co rafya üzerinde birçok devlet kurulmu tur. Anadolu’nun emperyalist devletler taraf ndan istilâ edilmesi, i gali hazmedemeyen Türk ulusunun Mustafa Kemal Pa a’n n etraf nda örgütlenerek vatan savunmas na geçmesi sonucunu do urmu ; Türk topraklar üzerinde verilen emsalsiz bir stiklal Sava sonunda ba ms z Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmu tur.
Ufukta ikinci bir dünya sava n emareleri görülmeye ba lanm ken, 1938 n 10 Kas m’ nda Atatürk’ün hayat kaybetmesi Türk ulusu için büyük bir talihsizlik olmu tur. Nihayet 1939 y nda Avrupa k tas nda ba layan ve k sa sürede tüm dünyaya yay lan kinci Dünya Sava y llar nda Türkiye’yi idare edecek ki i, Atatürk’ün silah arkada ve Ba bakan smet nönü olmu tur. Hayat n önemli bir sm sava meydanlar nda geçiren nönü, 1939- 1945 y llar aras nda dünyay kas p kavuran sava a -hariçten ve dâhilden gelen tüm bask lara ra men- kendi devletini fiilen katmama basiretini göstermi tir. Ancak Türkiye harbe girmemesine ra men sava ko ullar ndan ziyadesiyle etkilenmi , özellikle iktisadî bak mdan oldukça y pranm r. Ola anüstü sava ortam nda idareyi üstlenen hükümetlerin bu llardaki kimi uygulamalar , ileriki dönemlerde, devletin sava a müdahil olmama ba ar göstermesinden daha çok konu ulmu tur.
Çal mam za temel te kil eden konu, kinci Dünya Sava y llar n ola anüstü ko ullar nda yürütülen toprak politikalar olacakt r. Cumhuriyet tarihinde büyük önem arz eden bu toprak siyaseti, sonuçlar n siyasal ya ama tesir etmesi bak ndan ilgi çekicidir. Bu konu i lenirken dönemin di er baz temel hususlar na da temas etmek, devrin aç kl kla anlat labilmesi ve çal man n bütünlük kazanmas bak ndan zorunlu görülmü tür. Fakat esas zorunluluk, Türkiye’deki toprak meselesinin kökenlerine inmek noktas nda do mu tur. Zira geçmi e dönük bir analiz
yapmaks n; 1945 y na gelindi inde toprak düzenine yeni bir ekil verme gayretiyle radikal bir reform denemesine gidilmesinin arkas nda yatan tarihsel zorundal n ne oldu u, yüzy llard r i lenen topraklar üzerinde yerle en topra a dayal sosyolojik yap n nas l olu u, bu yap içindeki e itsizli in nereden kaynakland , devleti yönetenlerin dengeli olmayan bu s fsal biçimleni teki rolünün ne oldu u gibi sorular n yan tlar bulmak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle çal mam haz rlarken toprak düzeni konusunu Osmanl Devleti’nin erken dönemlerine kadar geri götürme yolunu tercih edece iz.
Ne var ki yüzy llar boyu ya am bir imparatorlu un uygulad bir sistemi ve bu sistemdeki de imi ya da çözülü ü tam manas yla aç klamak bu çal man n kapsam na s mayacak kadar geni mikyasta, özgün ve derinlikli bir u ra gerektirdi inden biz çal mam zda belli ba noktalara de inmekle yetinece iz.
Cumhuriyetin kurulmas n ard ndan tar m, köylülük ve toprak meselesi konusunda ne gibi çal malar yürütüldü ünü belirtmek amac yla da bu dönemi ayr bir ba k alt nda inceleyecek; Türkiye’nin kurucusu ve Türk ulusunun önderi olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bu konudaki yakla , Türk köylüsüne bak ve ideallerinin ne oldu unu irdeleyece iz.
Atatürk’ten sonra Cumhurba kanl na seçilen smet nönü’nün idaresi alt nda geçirilen kinci Dünya Sava ’n n Türkiye üzerinde yaratt ola anüstü ko ullar ele alaca z bir ba ka bölümde, merkeze toprak politikalar yerle tirmekle birlikte, dönemin di er geli melerini de genel hatlar yla gözden geçirece iz. Örne in Milli Korunma Kanunu ve Varl k Vergisi Kanunu gibi haf zalardan uzun süre silinmeyen uygulamalar bu bölüm içerisine dâhil edece iz. Türkiye’deki toprak meselesi içerisinde ayr bir yere sahip olan 1945 tarihli Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu’nu ayr bir bölümde inceleyece iz. Son k mda ise tüm bu sosyoekonomik geli melerin Türk siyasi hayat na ne gibi etkisi oldu una temas edece iz.
I. BÖLÜM
OSMANLI TOPRAK S STEM VE ATATÜRK DÖNEM TOPRAK
POL
KALARINA GENEL B R BAKI
I.I. Genel Hatlar yla Osmanl Toprak Düzenindeki Çözülü ün Nedenleri ve Sonuçlar
Osmanl Devleti’nin topraklar üzerinde uzun müddet ba ar yla uygulam oldu u “t mar sistemi”, devlet için iktisadî aç dan oldu u kadar toplumsal, siyasal ve askeri bak mdan da hassas bir uygulama olmu tur. Sistemin bozulu uyla birlikte Osmanl Devleti’nde ya anan hemen her alandaki s nt lar bu hassasiyetin derinli ini ortaya koymu tur.
mar sistemi, devlete, sahibi oldu u topraklar sürekli biçimde ve parçalanmadan i letme ans verdi inden verimli bir zirai yap n olu mas sa yordu. Topra a ba halk, vergilerini düzenli surette ödemek ko uluyla as l mülkiyeti devlete ait topraklar i liyor ve geçimini bu ekilde sa yordu. Her çiftçinin elinde i leyebilece i topra olmas ekonomik aç dan rahatl getiriyor ve böylelikle topraklar n belirli ki ilerde toplanmas ndan do acak feodal yap n olu umuna imkân verilmemi oluyordu. 1 Di er taraftan, topraklar y ll k gelirine göre; “ Has”, “Zeamet” ve “T marlar” olarak bölünüyor, kullan ba ca görevleri vergi toplamak ve asker sa lamak olan sipahilere b rak yordu. Bu yolla devlet ayr
1
Niyazi Berkes, 100 Soruda Türkiye ktisat Tarihi, Gerçek Yay nevi, stanbul 1975, Cilt. I, s. 62; Halil nalc k Osmanl mparatorlu u: Toplum ve Ekonomi Üzerine Ar iv Çal malar ,
bir zahmete katlanmaks n asker yeti tirmi oluyordu; fakat daima yeni fetihlerin yap lmas zorunlu k lan t mar sistemi2 17. yüzy lda fetihlerin azalmas yla birlikte, bir önceki yüzy ldan beri yap sal de ikli e u ramas n da etkisiyle, giderek etkinli ini kaybetti ve yerini “ ltizam Usulü”ne terk etti. ”3 Bernard Lewis’e göre; “On alt nc yüzy n sonlar ndan beri bu sistem bozulmaya ba lam … Ta rada daha çok t mar arazisi miri araziye çevrildi veya arpal k haline getirildi. Bunun sonunda hiçbir askeri yükümlülü ü olmayan sadece mali görevleri olan mültezimlere (iltizam ya da mukataa olarak) verilmeye ba land .”4
Bernard Lewis’in i aret etti i gibi bozulmalar henüz on alt nc yüzy lda yani devletin en ihti aml dönemlerinde ba lam .5 Zira Kanuni Sultan Süleyman’ n hükümdarl döneminde 1550’li y llarda ya anan para darl neticesinde topraklar n baz ki ilere mülk olarak verildi i görülüyordu.6 Devletin o y llarda ba latt bu uygulaman n ileriki dönemlerde daha ciddi sorunlar olarak kar nda belirece ini kestirememi oldu unu dü ünmek mant kl bir yakla m olmayacakt r. Ancak gücünün zirvesinde olan imparatorlu un kendi eliyle yaratt toprak zenginlerini her istedi inde alt edece i san na kap ld da bir gerçektir. Zira 17. yüzy ldan itibaren devlet, topraklar na yay lan bu tür kimselerle mücadele etmek zorunda kalacak hatta kimi zaman onlar kar nda güçsüzlü ünü kabul edecektir. Bu noktaya ileride yeniden de inece iz.
mar sisteminin bozulmas bir anlamda imparatorlu un askeri yan na da etki etmi ve buna ba olarak, özellikle ta ra kesimlerinde, asayi sizlik ba göstermi tir. Askerî kanad n çözülü ü, Bat da 16. yüzy ldan itibaren ate li silahlar n kullan lmaya ba lamas yla paralellik arz etmektedir. Bat da ya anan de im Osmanl Devletinin en önemli asker gücü olan t marl sipahilerin giderek önemini kaybetmesi sonucunu do urmu ,7 sistemin yava yava bozulmas ve yerine iltizam usulünün yerle meye
2
nalc k, a. g. e. s. 141.
3
Suat Aksoy, 100 Soruda Türkiye’de Toprak Meselesi, Gerçek Yay nevi, stanbul, 1971. s. 43.
4
Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Do u, Arkada Yay nlar , Ankara, 2008, s. 127.
5
smail Cem, Türkiye’de Geri Kalm n Tarihi, Cem Yay nevi, stanbul, 1975, s. 169- 173.
6
Lewis, a. g. e. s. 47. Bernard Lewis, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lütfi Pa a’n n hükümdar köylü nüfusunun gitgide bo ald konusunda uyard ve üzerine basa basa insafl vergiler sal nmas n gereklili ini anlatt yaz yor.
7
ba lamas devlet bünyesinde önü al namayacak bir sürükleni in ba lang olmu tur. Örne in Suraiya Faroqhi’nin verdi i bilgilere bakarsak, henüz 17. yüzy lda ciddi bir karma an n ya and na kanaat getirebiliriz. Faroqhi bu dönemle ilgili olarak unlar kaydetmi tir: “Daha önceki yüzy llarda Osmanl ordusunun bel kemi ini olu turan
marl sipahiler, ate li silahlar n yayg nla mas yla giderek saf d kalmaktayd lar. Dolay yla hem orduda geni çapl bir yeniden örgütlenme gerekli hale gelmi , hem de 17. yüzy lda hâlâ yap labilen s rl fütuhat art k sava lar kârl k lmaya yetmez olmu , tam tersine sava lar giderek Osmanl hazinesini tüketir hale gelmi ti… Sonuç olarak Anadolu k rsal nda kap lanacak yer arayan, bu arada da köylülerin s rt ndan geçinen oldukça fazla say da silahl çete at ko turur oldu. Ayn zamanda beylerbeyleri de, iktidarlar sürdürmek için muhtaç olduklar sekbanlar n paras
ödeyebilmek için görevde bulunduklar süre içinde kasalar doldurmak zorunda
kald lar. Bunu da genellikle k rsal alan dola p reayaya türlü çe itli salmalar salarak gerçekle tiriyorlard .”8 Görüldü ü gibi çok yönlü bir sistemin kökünden sars lmas imparatorluk bünyesinde giderek derinle en izler b rakmaktad r.
Peki, t mar sisteminin yerini alan iltizam usulü, devlet, mültezimler ve halk aç ndan ne anlama geliyordu? Öncelikle belirtmek gerekir ki merkezin halk ile aras nda ba kurmas umdu u arac lar n varl keyfiyeti de beraberinde getirmi ve bu keyfiyet geni halk kütleleri üzerinde yerle en büyük bir huzursuzlu un en önemli nedeni olmu tur. Devlet, t mar sistemindekinin aksine olarak, çe itli nedenlerle toprak gelirinin tasarrufunu kaybedenlerin yerine yeni görevliler atamayarak bu topraklar n vergilerini toplamak üzere mültezimleri görevlendirmeye ba lad .9 Mültezim ise miri topraklar n gelirini üzerine al p kar nda belirli miktarda para ödüyor ve t pk t marl sipahiler gibi sahib-i arz say yordu. Devletin hazineye daha fazla gelir sa lamak amac yla yürüttü ü bu sistem dolay yla devlete verdi inden daha fazlas kendileri için kazanma gayreti güden mültezimler ile halk kar kar ya geliyor, mültezimler kendi paylar elde etmek için köylüye her türlü bask yap yordu. 10 ltizam usulünün yayg nla mas , t marl sipahilerin sonu anlam na geldi inden, özellikle merkezden uzak bölgelerde, otorite kayb yaratm 8
Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Editör: Halil nalc k, Donalt Quataert,
Eren Yay nlar , stanbul, 2004, Cilt. II, s. 564.
9
Cem, a. g. e. s. 174.
10
ve bu bo luktan faydalanan bölgesel güçler halk üzerinde tahakküm kurmu lard r. Devlet ise yerel kuvvetler kar nda çaresiz kalan halka ço unlukla arka kmam r. Bernard Lewis’in verdi i bilgiler mevzubahis durumu ayd nlatmaktad r. Lewis’e göre; “ hmal edilen ve git gide zay flayan köylüler tefecilerin ve
spekülatörlerin eline b rak yor ve s kl kla topraklar ndan tamamen sürülüyordu… Merkezi idare tar m ve köylerle ilgili meseleleri denetleyici uygulamalar na son verdi ve böylece köyler mültezimlerin, mukataa sahiplerinin ve kad naiplerinin aç gözlülü üne terk edildi. On yedinci yüzy l boyunca art k yerini iyice sa lamla rm olan mukataa sahiplerinden baz lar toprak sahipleriyle birle erek “ayan-memleket” ad yla an lan yerel bir üst s f otokrasisi olu turmaya ba lad . Daha o zamanlarda bu gruplar d görünü leri ve devletten gasp ettikleri i levler ve güç itibariyle dikkat çekmi lerdi.”11
Devletin ço u kez göz ard etti i köylülerin bahsi geçen bölgesel güçler kar ndaki durumu giderek a rla r. Sürekli geçim darl çeken yoksul reayan n sahib-i arz olarak yetkilendirilen ki ilerin bask lar na ve sald klar keyfi vergilere dayanamad yerde köylerini terk ettikleri görülmü tür. Bruce McGowan, 18. yüzy la gelindi inde olu an durumu “çe itli bölgelerde hüküm süren fiili
ekonomik ko ullar hakk nda elimizde bulunan en iyi rehber, köylülerin topraklar terk edip göçmesidir”12 eklinde de erlendirmi tir. Gerçi köylerin bo almas nda 16. yüzy n son çeyre inden 17. yüzy n ba lar na dek Anadolu’yu saran Celali
syanlar n13pay büyüktür; fakat kanaatimizce tüm geçimini i ledi i topraktan
sa layan köylülerin ya ad bölgeleri toplu olarak terk etmeleri Celali syanlar n etkilerinden öte köylülerin içinde bulunduklar durumun vahametini göstermektedir. McGowan köylerin terk edilmesi konusunda sözlerine öyle devam ediyor: “
Köylüler kolay kolay düzenlerini bozup kaç p gitmezler; çünkü bu, evleri, duvarlar ,
bahçeleri ve emek cinsinden bir yat m yap larak meydana ç kar lm di er eyleri
geride b rakmak anlam na gelir. Köylüler yerlerini b rak p kaç yorlarsa, ya am, gerçekten de her eyi geride b rakman n zarar ve risklerini göze almay hakl
rakacak kertede, katlan lmaz derecede külfetli veya tehlikeli bir hale gelmi
11
Lewis, a. g. e. s. 48.
12
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt. II, s. 803.
13
Celali syanlar hakk nda ayr nt bilgi için bkz. Mustafa Akda , Celali syanlar (1550- 1603), DTCF Yay nlar , Ankara, 1963.
demektir.”14 Gerçi daha 18. yüzy ldan önce reayan n türlü sebeplerle yurdunu terk etti i bilinmektedir. Örne in Kâtip Çelebi’nin 1652 y nda yazd rapor bu hususta önemli bilgiler sunuyor. An lan raporda Kâtip Çelebi’nin u notlar yer al yor: “…Sonralar duraklama dönemi geçip Celalilerin ç kmas ile reaya zay flad .
Yerlerini, köylerini b rak p ehirlere kaçt lar. Bugün stanbul’un kenarlar bile bunlarla doludur. Bu sat rlar n yazar , 1635 tarihine kadar on iki y l devlet ülkelerini
dola m, birçok köyleri harap gördüm. Yirmi y la yak n zamand r ki ta ralar n
büsbütün berbat oldu u art k herkesin a ndad r. Bu sars n nedenlerinin biri,
vergilerin y prat ve iki kat olmas r. En büyük nedeni ise mevkilerin, ehline
verilmesi ve ehliyetsizlerle gaddarlar n hakk ndan gelinmesi gerekti i halde, en çok artt rana sat lan bir ey haline gelmesidir. Mevki sat n alan melunlar, verdikleri paray hemen ç karma gayretiyle zaruret oldu unu ileri sürerek bir ba kas na
sat yorlar, o da oraya vard nda sömürü büsbütün art yor…”15 mparatorlu un
sonuna dek devam edecek bu sosyal kar kl k Cumhuriyet dönemine de intikal edecek ve devrin en önemli sorunlar ndan biri olarak yönetici kadronun kar nda belirecektir.
ltizam usulünün yay na tekrar dönersek, sistemin yerle mesini h zland ran etmenlerden birinin de merkezdeki gev eklik oldu unu görürüz. Suat Aksoy’un bu husustaki sözleri oldukça ayd nlat r. Aksoy’a göre; “Yeni gelir kaynaklar bulmak
için, büyük ve geliri çok olan t mar ve zeametler, herhangi bir bahaneyle, sahiplerinden al narak hazineye intikal ettiriliyordu. Birtak m t mar ve zeametler saray erkân taraf ndan kendi adamlar na ihsan ettiriliyordu. Dirlikler hak sahibine
rak lmayarak vali ve mutasarr flar bak ndan kim fazla rü vet verirse ona
devrediliyordu.”16 Bundan ba ka, bizzat padi ah taraf ndan baz kimselere geni araziler verildi i de görülüyordu. Kaz m Köylü bu konuya u sözlerle de inmektedir: “Saltanat devrinin son demine kadar herhangi bir ahs n padi ah taraf ndan verilen
bir mükâfat yahut hediye olarak, pek vasi bir araziyi mülkiyeti alt na almas nadir de ildir. Yahut iktidar mevkiinde bulunan ah slar n daimi istikbal endi esi olanlar ,
dü kün zamanlar refahla geçirebilmek için vasi araziye sahip bulunmaya icbar
14
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt. II, s. 803.
15
Berkes, a. g. e. Cilt. II, s. 151.
16
ediyordu. Filhakika iktidar mevkii yahut saray kurbiyetinden herhangi bir töhmetiyle
uzakla lan kimselerin mülkü de müsadere edilebilirse de mülk gelirinin cüzi bir
sm n vakfedilmesi ile bu gibi tehlikeleri önleme yolu da mevcuttu.”17 Merkezde görülen bu tür usulsüzlüklerin ceremesini ku kusuz ki fakir köylü y nlar çekiyordu. Daha evvel de bahsi geçti i üzere, bulunduklar bölgede keyfiyeti ele alan kimi mültezimler halk n elinden var yo unu almaya u ra yordu.
Sava sanayisinde Bat da ya anan geli meler, Osmanl asker gücünün bel kemi i olan t marl sipahilerin önemini ortadan kald yor; di er taraftan da yava yava yerle en iltizam usulü ile devletin ekonomiye olan müdahalesi k tl hale geliyordu. 17 ve 18. yüzy llarda mülkiyet tesis edilmeye ba lan yor ve büyük çiftliklere gidi ba yordu.18 Dahas yerel güç odaklar haline dönü en mültezimler ise çe itli yollarla halk kendilerine ba ml k yorlard . Bu geçi sürecinde t marl sipahilerin kimi zaman merkeze ba kald rd klar oluyorsa da bir ba ar elde edemiyorlar ve zaman n artlar na göre yava yava tasfiye oluyorlard . Bunlar n yerini mültezimler, toprak zenginleri ve Avrupa tüccarlar almaya ba yordu.19
mar sisteminin kökünden sars lmas , imparatorlu un tarih sahnesinden çekili ine kadar sürecek bir dizi usulsüzlük ve haks zl n meydana gelmesinde en önemli faktör olmu tur. Toprak rejimini yenileyemeyen devlet, toprak tasarrufu üzerindeki müdahaleci varl da kaybedince bölgesel güçler iyiden iyiye hükümranl ele alm , köylüler üzerindeki bask art rm ve onlar topraklar ndan etmek için ellerinden ne geliyorsa yapm lard r. Muammer Sencer; “Topra ele
geçirme yollar ndan en yayg n olan ku kusuz köylüyü borçland rmakt r. Gerçekten, r mali yükümlülükler ve enflasyon politikas dolay yla köylünün gerekimleri için (tohumu, çift gereçleri, kentten alaca giyim e yas , yak t araçlar ) para bulamamas ve do al afetler, isyanlar nedeniyle köylerin tahribe u ramas sonucu paras z kalan halk, tefecilere ba vurmaktayd ”20 demektedir. evket Pamuk da ayn konuda; “…Böylece büyük toprak sahipleri yaln zca art ktan daha büyük bir pay
almakla kalm yor, gerekirse tefecilik yoluyla kendilerine ba lad klar köylüleri
17
Kaz m Köylü, Türkiye’de Büyük Arazi Mülkleri ve Bunlar n letme ekilleri, Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Bas mevi, Ankara, 1947, s. 20.
18
nalc k, a. g. e. s. 106.
19
Aksoy, a. g. e, s. 47.
20
topraklar nda kirac olarak kullan yorlard .”21 demektedir. Konumuzun biraz uza nda kalmas na ra men, Sencer’in eserindeki tefecili in boyutlar anlatan m oldukça ilgi çekicidir. Sencer bu konuda unlar kaydediyor; “ Tefeciler hemen
bütünüyle siyasal kimlikli ki iler arac yla küçük çapta para i letmecili inden veya bürokratlara yakla arak edindi i toprakla zengin olmu ki ilerdi. Onlar aras nda pek çok da gayr Müslim bulunmaktayd . Tefecilerin, sarayda sultanlara, saray nda sadrazama bile borç verdi ine dair pek çok olay kaydedilmektedir."22
Muammer Sencer’den edindi imiz bilgiler Suat Aksoy’un, daha evvel sözünü etti imiz saray erkân n giri ti i usulsüzlükleri belirten sözleriyle paralellik göstermektedir.
Devletin çe itli nedenlerle ya ad mali bunal a mak için iltizam usulünü tercih etti ini ve -devlet kademelerinde dahi- yeni sistemi kendi ç karlar na alet edenlerin bulundu unu görmü tük. Ancak imparatorlu un sava larla elde etti i gelirlerin ve fethedilen yeni topraklardan sa lanan vergilerin kesilmesinden öte, giri ti i sava larda büyük kay plar vermesi, zaten var olan mali bunal n sürekli hale gelmesine yol açm r. Bu nedenle devlet, hazinesine bir an evvel gelir sa layabilmek için iltizam usulünü bir ad m daha öteye ta mak zorunda kalm r. Para darl çeken devlet, hazinesine h zl bir ekilde para ak sa lama gereksinimi duydu undan bir sonraki y n iltizam bedelini pe in almak istemi ; fakat buna yana mayan mültezimleri ikna edebilmek için baz ki ilere tasarruflar alt ndaki topraklar-vergilerin derecesine göre- kayd- hayat art yla iltizama verilmi tir.23 Ku ku yok ki hayatta olduklar müddetçe tasarruf hakk elde eden mültezimler bulunduklar bölgelerde kökle en toprak zenginleri haline dönü mü lerdir. Devletin kendilerine sa lad ayr cal klar sonuna kadar kullanan bu zümre, baz istisnalar nda, halka zulmetmeyi sürdürmü tür. Sonuçta ise bir tarafta ba ml ve yoksul köylü y nlar , di er tarafta ise ba ml olunan büyük toprak zenginleri olu mu tur. mparatorlu u birçok aç dan çürüten iltizam sistemi Cumhuriyet döneminde kald lm r. Ancak sistemin yaratt toprak zengini- çal an köylü
21
evket Pamuk, Osmanl ’dan Cumhuriyete Küreselle me, ktisat Politikalar ve Büyüme,
Seçme Eserler II, Bankas Kültür Yay nlar , stanbul, 2009, s. 11.
22
Sencer, a. g. e. s. 166.
23
ili kisi varl sürdürecek, yeni kurulan devlet de e it bir toprak düzeni kurabilme çabas na giri ecektir.
I. II. Devletin Yerel Güçlerle Mücadelesi
19.yüzy la gelindi inde imparatorlu un hemen her yerine da lm vaziyette bulunan ayan-e raf, mültezim, toprak a as türünden kimselerin, devletin toplum üzerindeki idareci özelli inin kaybolmas na neden oldu u kabul edilmi tir. Örne in önceleri halk e yadan korumas , dileklerini hükümete iletmesi, hükümet isteklerini de halka kabul ettirmesi amac yla toplumun ileri gelen ailelerinden seçimle görevlendirilen ayanlar, 24 devletin gerileme sürecine girmesiyle birlikte amaçlar n tamamen d nda hareket etmeye ba lam lar ve bölgesel güç unsuru olarak belirmi lerdir. Ço u kez merkezden destek gören bu ayan- e raf kesimi, mültezimlerden farkl olarak ehir merkezlerinde de bulunmu lard r ve ehir hayat n seçkin ki ileri konumuna gelmi lerdir; ancak biz burada konumuz gere i ayanlar n ehir hayat de il toprak sisteminin bozulmas ndaki tesirleri üzerinde duraca z.
mar sisteminin yerine iltizam usulünün büyük oranda yerle mesiyle birlikte mahalli kuvvetlerin güçlenmesi ve yayg nla mas , 18. yüzy n sonlar ndan itibaren devletin bunlara kar tedbirler almas zorunlu k lm r. Özellikle II. Mahmut dönemi merkezi devletin yerel güçlerle mücadelesinin yo unla bir dönem olmu tur. Ancak II. Mahmut devrinden önce de birtak m giri imlerde bulunuldu unu görüyoruz. Örne in “III. Selim, padi ah olduktan sonra birçok alanda yeni düzenlemeler yaparken, ta ra yönetiminde etkin rol oynayan, halk- hükümet ili kilerinin düzenlenip sürdürülmesinde arac k yapan ayanl k kurumuna da el atm r. Kendisinden k sa bir süre önce, yap lan ikâyetler üzerine bu kurum kald lmak istenmi , ancak uygulamaya tümüyle konulmadan iktidar de ikli i olmu , yeni padi ah 1790 y nda yay nlad fermanla ayanl yeniden bütün imparatorlukta ihdas etmi tir. Buna göre ayanlar do rudan do ruya yöre halk n seçimiyle göreve getirilecekler, sadrazam, vali ve di er yöneticilerin müdahaleleri olmayacakt . Ayan seçilenler halktan çe itli bahanelerle kural d vergi
24
almayacaklar, hazine gelirlerinin toplat lmas nda ve benzeri hizmetlerin görülmesinde aksakl klara meydan vermeyeceklerdi. Bundan böyle ehir kethüdalar n görevlerini de ayanlar yürüteceklerinden yönetimde onlara yer olmayacakt .”25 Ne var ki III. Selim’in tahta geli inden k sa süre sonra yay nlad bu ferman da ayanlar n riayetsizli iyle kar la eski düzenden vazgeçilmemi tir. Di er taraftan, “t mar arazilerini miri araziye çevirip sonra da iltizam olarak verme politikas III. Selim taraf ndan daha kat bir biçimde benimsenmi tir. Çünkü yeni ordusu için acilen paraya ihtiyac vard ve eskinin bu ekilde temelden zay flamas na da pek kar de ildi. II. Mahmut 1831 y nda geriye kalan bütün t marlar kanunen kald rd .”26
II. Mahmut’un yerel unsurlara kar giri ti i mücadeleye geçmeden önce ayanlar n sahip oldu u idari ve askeri kudretlerine de inmekte fayda görüyoruz. Zira II. Mahmut devrine gelmeden önce bu kesim, genellikle merkezden gördü ü destekle, nüfuz alanlar oldukça geni letmi ti. Dahas imparatorlu un sava a gönderecek asker bulmakta zorland , toprak kay plar n artt ve hatta bünyesinde gezinen e yalar alt edecek kuvvetten yoksun bulundu u bir devirde ayanlar-toprak zenginleri emirleri alt nda binlerce asker bulundurmaktayd . Bu konuyla ilgili Muammer Sencer’in eserinde kaydetti i u bilgiler oldukça ilginçtir: “Karaosmano ullarundan Hac Mehmet A a’n n Bab- Âli’ye asker toplayacak
paras bulunmad bildirmesinden k sa bir süre sonra, kar ve Anadolu Valisi
Abdurrahman Pa a üzerine bir ordu ç karmas ilgi çekicidir. Etkinlik alanlar nda 15–20 000 ki ilik kuvvete sahip, istedi i zaman 60 000 ki i toplayabilen ayan, do all kla kendini bölgesinde hükümetten güçlü hissedecekti.”27
Daha önce mültezimlere verilen yetkilerin ço u kez kötüye kullan lmas dolay yla köylü kesiminin bedel ödemek zorunda kald görmü tük. Devlet merkezinin ayanlarla olan münasebetleri de benzer sonuçlar yaratm r. Donalt Quataert’ten edindi imiz bilgilere göre merkez- ayan ili kilerinde “ birli i ile
beraber ihtilaf da devam etti. Fakat iki kuvvet aras ndaki ittifak çiftçilerin aleyhine olarak devam etti. 1800’de çiftçilerin ödedikleri harçlar n ve resimlerin cüzi bir
25
Musa Çad rc , Tanzimat Döneminde Anadolu Kentlerinin Sosyal ve Ekonomik Yap , Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara, 1997, s. 33- 34.
26
Lewis, a. g. e. s. 128.
27
miktar stanbul’a gönderildi; gerisi ayanlar geçindirdi. Merkezile menin ilk safhalar nda çiftçiler hem hükümetin yeni koydu u vergileri, hem de ayanlara ananevî olarak verdikleri kiralar ve resimleri ödediler. Ayanlara ödenen miktarlar bir müddet sonra kald ld , fakat çiftçiler stanbul’un sözde tefti etti i mültezim ayanlar geçindirmekte devam ettiler.”28 Bir taraftan ayanlar fakir köylüleri soymaya devam ederken di er taraftan da devlet ayanlar n yol açt zarar halk n yard na ba vurarak gidermek istemi tir.29 Sonuçta, kesinlikle söylenebilir ki, hem devletin hem de ayanlar n gelir elde etme u ra halk n zarar na olarak neticelenmi tir.
19. yüzy lda, devletin tasfiyesine u ra ayanlar, bölgesel etkinliklerinin nda merkezde de ne denli etkin olduklar kan tlam lar r. Örne in padi ah II. Mahmut’un tahta ç sürecinde ayandan Alemdar Mustafa Pa a’n n rolü, bu siyasal etkinli in tart mas z bir delili niteli indedir. Yeniçerilerin isyan ederek padi ah indirdi i bir dönemde Alemdar Mustafa Pa a âsilerin kar na ç km , Niyazi Berkes’in dedi i gibi “isyan eden ordunun üzerine yürüyerek padi ah n yapamad
bir i i yapacak güçte oldu unu göstermi ve bundan sonra hükümdarl n
kar ndaki as l gücün yeniçerilerde de il ayan ve derebeylerinde oldu u
anla lm r.”30
I.III. Sened-i ttifak ve Sonras
Ayandan Alemdar Mustafa Pa a’n n deste iyle hükümdarl ele alan II. Mahmut bu zat sadrazam olarak tayin etmi ; ancak ba ndan beri ayanlar n gücünü rma niyetinde olan yeni padi ah çok geçmeden ayan sadrazam ortadan kald rtm r. Ku ku yok ki II. Mahmut döneminin en önemli geli melerinden biri bu padi ah n ayanlarla günümüze de in “ Sened- i ttifak” ismiyle an lagelen bir belgeyi imzalam olmas r. tiraf etmek gerekir ki bu belgenin ele al nmas ve de erlendirilmesi derinlikli bilgi gerektirmektedir. Bu nedenle biz burada Sened- i ttifak’ n belli ba yönlerine temas ederek konumuz aç ndan sahip oldu u önemi belirtmeye çal aca z.
28
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt. II, s. 973.
29
Sencer, a. g. e. s. 173.
30
1808 y nda imparatorluk tarihinde ilk defa olarak sultan II. Mahmut, ayan-raf ve toprak a alar gibi toplumda ileri gelen ki ilerle bir toplant yaparak devlet meselelerini bu zümre ile tart ma gere i hissetmi tir. Bu toplant sonunda imzalanan belgenin bir anaysa gibi yorumlan p yorumlanamayaca tart maya aç kt r; ancak bize göre as l önemli nokta belgenin anayasa niteli inde olup olmad de il, merkezi devletin bölgesel güç unsurlar ile bir araya gelerek onlara me ruluk kazand rm olmas r.
II. Mahmut’un Sened- i ttifak’ imzalamas ndaki amac n kendi haklar ndan yerel unsurlar lehine vazgeçmek olmad anla lmaktad r. Dönemi boyunca imparatorlukta birçok yenilik yapan padi ah, ayanlar , halk ile yap lan reformlar aras nda bir ba kurmak için kullanmay amaçlam r. 31 Nitekim ayn padi ah, yakla n ba ar olmad sezdi inde bu köprüyü y kmak; ayan- e raf düzenini kald rmak için oldukça çaba sarf etmi tir.
Sened-i ttifak’ olu turan maddeler de padi ah n kendi otoritesini k tlama niyetinde olmad ortaya koymaktad r. Zira – Niyazi Berkes’in “Türkiye’de
Ça da la ma” adl eserinden edindi imiz bilgilere göre- padi ah ile anla ma
yapanlar u teminat vermi lerdi: “Padi ah n kendisinin ve egemenli inin
dokunulmazl hepimizin taahhüdü ve kefaleti alt ndad r. Vezirler, bürokrasi, ulema, ocaklar ve hanedanlarca ona kar bir ihanet ve itaatsizlik eylemi i lenirse, buna kalk an hep birlikte bast rmaya çal aca z; bu karara kat lmayanlar ona
kat lmaya zorlayaca z. Hayatta oldukça kendimiz, olmad kça evlad z ve
hanedanlar z saltanat koruma ve bozulmas önleme sorumlulu unu üstümüze
al yoruz.”32 Burada kendimiz olmad kça ‘evlatlar z ve hanedanlar z’ sözü
mevzubahis zümrenin nesilden nesile aktar larak süreklilik kazand göstermektedir.
Sened-i ttifak’ta yer alan çok önemli bir ba ka husus da vergilerin toplanmas ve reayan n korunmas n konu ediliyor olmas yd . Bu konuda da ayanlar birtak m taahhütlerde bulunmu lard r. Verilen sözler öyledir: “Hazine ve devlet
gelirlerinin korunmas taahhüt ederiz. Bunlar n toplanmas na, korunmas na,
padi ah emirlerinin uygulanmas na kim kar gelirse birlik olarak hepimiz, onu
31
Lewis, a. g. e. s. 157.
32
önleme görevi ile yükümlü olaca z.” …“ Fakir reayan n korunmas ve güvenli i gerekli oldu undan, hanedanlar ve ileri gelenlerce kendi yönetimlerindeki kazalar n
güvenli ini sa lamak, fakirlerin ve reayan n vergilerinde a a gitmemek gerekli
oldu undan halka zulüm kald lacak, bunun için bakanlar ile hanedanlar aras nda
yap lacak görü melerle ne kadar verilirse ona uyulacakt r. Hanedanlar birbirlerinin tutumunu gözetleyecekler, hükümdar emrine ve eriata ayk olarak zulüm i leyenler devlete bildirilecek, tutumlar hep birlikte önlenecektir.”33 Fakir halka zulüm ettiklerini böylece kabul etmi olan yerel güçlerin Sened-i ttifak sonras nda da ayn eylemlerine devam ettikleri görülmü tür.
a- ayan kesiminin merkezi devlet ile ili ki kurmalar n onlar aç ndan ku kusuz önemi büyüktür. Çünkü merkezin me ruiyet kazand rd bu zümre, Bat da görülen mülkiyet hakk na eri mek34 ve ellerinde tuttuklar topraklar n tek sahibi olma derdine dü mü lerdir. Bu nedenle bu s f Bat la ma çabalar na s cak bakm ve ço u kez –di er baz zümrelerin verdi i reaksiyonlar n aksine- reformlar engellemeye çal mam lard r. Gerçi Sened-i ttifak, her ne kadar me ruiyet kazand rm sa da toprak mülkiyetinin garanti edilmesini sa lamam r. Az sonra, ittifaka kat lmayan ço unluktaki ayanlar isyan bayra kald rarak ba ms zl klar için çaba harcam lard r.35
Sened-i ttifak’ n umulan i birli i ve düzeni getirmeyi inden dolay sultan II. Mahmut, yerel beylerin hükümranl ellerinden tamamen alarak merkezi otoriteyi hâkim k lmak yolunu denemi tir. evket Pamuk’un belirtti i gibi, bu dönemde “merkezi devlet, ayan n iktisadî gücün temelini olu turan devlet ad na vergi toplama
imtiyaz ellerinden almak için çaba göstermi tir.”36 Padi ah esasen bu çabas nda büyük oranda ba ar olmu tur; fakat kendisinden sonra ve 19. yüzy l boyunca sürdürülen icraatlar için ayn söylemek güçtür. Donald Quataert bu süreci öyle özetliyor: “Arazi üzerindeki hâkimiyetini teyit etmekle hükümet ziraattan vergi
toplama hakk tamamen ele geçirmek istiyordu. Buna II. Mahmut devrinde
ba land ve yüzy l boyunca da devam edilerek mültezimler yerine vergilerin
do rudan do ruya devlet memurlar taraf ndan tahsiline çal ld ise de, ba ar
33
a. g. e. s. 139- 140.
34
Cem, a. g. e. s. 255.
35
Berkes, Türkiye’de Ça da la ma, s. 145.
36
olunamad … ltizam usulü ilk defa resmen 1839’da, yani eskiden sipahilerden elde
edilen gelirleri mültezimlerin toplad bir zamanda, feshedildi. 1842 ferman ,
sistemi yine de tirdi ve vergilerin do rudan do ruya hükümet tahsildarlar
taraf ndan toplanmas n mali zararlara yer verdi ini bildirdi… Sonuçta, ö ürün
tahsili yine mahalli yöneticilere ve mahallin e raf na muayyen bir miktar
kar nda b rak lm . 1856 Hatt Hümayunu iltizam sisteminin nihai olarak
kald lmas emretti, fakat Gülhane Hatt Hümayunu ba ar olmad gibi bu
ferman da ba ar olamad . 1880’lerin ba nda devlet iltizam sistemini yine feshetti, 1886’da vaziyeti gözden geçirerek sistemin çok masrafl oldu una karar verip tecrübeye son verdi. ltizam sistemi bütün mparatorlukta tatbik edildi.”37 K sacas devlet, kendi lehine çevirmeye çal vergi toplama i ini, bu i te yüzy llard r denetim uygulayan yerel beylerin muhalefeti dolay yla ba aramam ; sonuçta devletin eline geçmesi icap eden gelirin büyük bölümü yerel beylerin eline geçmi , buna kar n halk n peri anl sürüp gitmi tir.
III. Selim döneminden itibaren h z kazanan Bat la ma hareketleri II. Mahmut devrinin en belirgin yönünü tayin etmi , ard llar zaman nda da bu yönde ad mlar at lmaya devam edilmi tir. Mahalli unsurlar, Bat la ma sayesinde, denetimleri alt nda tuttuklar topraklar n mülkiyet hakk da ele geçirmeyi umuyorlard . Dolay yla bu yöndeki giri imlere -daha önce belirtti imiz gibi- genel olarak kar ç kmam lard r. Devletin otoriterli ine her defas nda kar duran bölgesel güçlerin beklentileri Bat la ma sürecinde büyük oranda gerçekle mi tir. Tanzimat Ferman ’yla iltizam usulünün kald lmas na ra men üç y l sonra yeniden eski sisteme dönülmesi,38 ta radaki müdahale gücünün zay flad fark eden devlet merkezinin acizli ini göstermi tir.
Di er taraftan bu dönemde Bat lara a r tavizler verilmesi devletin iktisadî yönden çökmesine sebebiyet vermi tir. Örne in 1838 tarihli Balta Liman Ticaret Antla mas , ku ku yok ki, Bat ya olan ba ml art ran en önemli antla ma olmu tur. Bilhassa gümrük uygulamalar ndaki yeni düzenlemelerle, Avrupal
37
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt II, s. 972.
38
tüccarlar yerli tüccarlara nazaran daha fazla ayr cal k elde etmi ; 39 Avrupal tüccarlar n Osmanl Devleti’nden s rs zca faydalanmalar kolayla lacak yasal ortam ise 1839 Tanzimat Ferman ’yla sa lanm r.40 Tanzimat ve Islahat Ferman’lar az nl klar ve Osmanl bünyesindeki yabanc lara yeni yeni haklar sa lam ; ancak giderek bozulan düzende fakir kesimin ezilmesi sürekli olarak göz ard edilmi tir.41 Örne in evket Süreyya Aydemir’in verdi i bilgilere göre 1839 ndan sonra ülkede topra a ba toplumsal yap n giderek bozuldu unu ve fakirli in daha da artt söyleyebiliriz. Aydemir’e göre; “1839 slahat nda
vergilerin ancak devlet nam na ve memurlar vas tas yla tahsil edilmesini hedef tutan fermanlar yürümedi. K sa bir zamanda â ar vergisinin de mültezimler eliyle tahsili cihetine gidildi. Böylece de, mültezim suretinde ve â ar ticaretini elinde toplayan bir
raf s türedi. Bu s f, ayn zamanda tefeci, murabahac ; halkla hükümet
aras nda arac ve nihayet borçland rmalar yoluyla köylünün mal yok pahas na
kapatan toprak a alar , toprak beyleri eklinde geli ti. Buna paralel olarak da, topra i letmeyi art k kârl bulmayan çiftini terk eden ve hatta ehirlere göçmeye
ba layan geni bir toprak proletaryas türedi. Mal sahipli inden yar a,
yar ktan marabal a yahut mevsim i çili ine, gurbet i çili ine dü en bu kalabal k kitle, memlekette yeni bir içtimaî s f olarak belirdi: Topraks zlar s .”42
Mevzubahis süreç içerisinde toprak düzeni ile yak ndan alâkal olan mühim bir düzenleme, 1858 tarihinde “Arazi Kanunnamesi” nam yla yürürlü e konulmu tur.43 O zamana kadar imparatorluk topraklar nda kök salm halde bulunan yerel beylerin hayalini kurduklar özel mülkiyet serbestli i, an lan Kanunname ile gerçe e dönü türülmü tür. Arazi Kanunname’sinin köylünün topraktan yararlanma hakk devredebilece ini öngörmesi, miri topraklar n özel mülkiyete geçi ini zland rm r.44 evket Pamuk’a göre “merkezi devlet aç ndan Kanunnamenin en
39
evket Pamuk, 150. Y nda Balta Liman Ticaret Antla mas , Tarih ve Toplum Dergisi, 1988, S. 60, s. 38- 41; Çad rc , a. g. e. s. 178.
40
Tevfik Çavdar, Türkiye’de Liberalizmin Do u, Uygarl k Yay nlar , stanbul, 1982, s. 16.
41
erif Mardin, Türkiye’de Toplum Ve Siyaset, leti im Yay nlar , stanbul, 2003, s. 35- 48.
42
evket Süreyya Aydemir, kinci Adam, Remzi Kitabevi, stanbul, 2000, Cilt II, s. 308.
43
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt. II, s. 974.
44
Bülent Köprülü’ye göre, 1858 tarihli Arazi Kanunnamesinden Cumhuriyet’e kadarki dönem, yap lan hukuki de ikliklerle, özellikle, büyük çiftlikler eklinde payla lan miri topraklar n özel mülkiyete do ru evrimini tamamlama süreci olmu tur. Bkz. Bülent Köprülü, Toprak Hukuku
önemli amaçlar , bir yandan ayan n ve di er yerel unsurlar n gücünü s rlamak, öte yandan da tar msal üretimi geli tirerek vergi gelirlerini art rmakt .”45 Ne var ki yerel unsurlar devletin plan bozmu ve Arazi Kanunnamesi’ni kendi menfaatleri istikametinde kullanmay bilmi lerdir. Örne in10 A ustos 1875 tarihli Vakit gazetesinde yer alan u yaz , mültezimlerin köylüleri topraklar ndan etmek için ra n sarih bir kan r: “Mültezimler, kanunen May s ve Haziran ay içinde
ürünü almak durumundayken, çe itli oyunlarla bu i i A ustosa kadar sürdürmekte;
köylü de er biçilmemi ürünü kald ramad ndan hasat tarlalarda çürümeye yüz
tutmaktad r. Mültezim, köylünün en güçsüz oldu u bir an kollay p geri gelerek çok dü ük bir de er biçmektedir. Bu ekilde, mahsulü ya çürümeye terk etmek, ya da çok ucuza satmak tercihinde b rak lan biçare ahali, mültezimin dedi ine raz olmay p da hükümete müracaat edecek olsa orada kaybedece i vakitten daha ziyade mutazarr r olaca ndan çarnaçar mültezimin dedi ini kabul ederek büyük kayba ramaktad r.”46 Görülüyor ki mültezimler, yoksul çiftçilerin topraklar ellerinden alm ve kanunun yaratt kolayl k sayesinde kendi mülkiyetlerine geçirmi lerdir.
Arazi Kanunnamesi’nin, ekseriyetle, yerel unsurlar n i ine yarad , bunlar n çok büyük topraklar sahiplendikleri fikri ço u tarihçi taraf ndan savunulmas na kar n, Donald Quataert, 1858 Arazi Kanunnamesi’nin “kimi yönleriyle büyük arazi
sahiplerinin lehine oldu unu, devletle küçük çiftçi aras ndaki münasebetlerin bozulmas na neden oldu unu” kabul etmekle birlikte, ayn Kanunnamenin “araziye
sahip olma istikrar ve üretimin ve vergilerin artmas te vik etti ini”
kaydediyor.47
Osmanl Devleti’nin sürekli bir biçimde Bat la ma yönünde reformlara giri mesinde Bat devletlerin tesiri oldu u kolayl kla söylenebilir. Bu ba lamda, Tanzimat ve Islahat Fermanlar n haz rlanmas nda da Bat n baz zorlamalar n pay oldu u bilinmektedir. Bat lardan destek görebilmek amac yla yürütülen
45
Pamuk, a. g. e, Cilt II, s. 9.
46
Vakit gazetesinden nakleden Cem, a. g. e. s. 270.
47
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt. II, s. 974.
Ayr ca Donald Quataert bu konuda devletin gelirlerini istikrar u runa feda etti ini, küçük çiftçiye özen göstermesine ra men üretimi art rmak için büyük toprak malikânelerini destekledi ini de belirtiyor. Bundan ba ka, Kanunname sayesinde imparatorluk genelinde ayan- e raf kesiminin köylü aleyhine tabu sahibi yap ld n tipik bir durum olmad savunuyor. Quataert’e göre küçük çiftçilerin bir bölümü de Arazi Kanunnamesi ile tabu sahibi yap lm r.
reformlar, devletin ekonomi üzerindeki denetiminin azalmas na yol açm ; ayn zamanda da yabanc sermayenin serbestçe dola mas sonucunu do urmu tur. 1838 tarihli Balta Liman Ticaret Antla mas ’ndan ba ka, 1858 y nda ç kar lan Arazi Kanunnamesi de yabanc devletler lehine geni letilmi ve yabanc lar n imparatorlukta toprak sat n almalar na müsaade edilmi tir. 48 Gerçi devletin Bat lardan destek ve mali kaynak elde etmek için tan bu tavizler k sa vadede önemli sonuçlar do urmam r; ancak görünen o ki Bat la ma gayretleri içindeki bu tür d a aç k müsaadelerin ileriki dönemler için ciddi sonuçlar do urabilece i göz ard edilmi tir. Zira d borçlar ödeyemeyen devletin 1881 y ndan itibaren “Duyun-u Umumiye” idaresi ile -ekonomik yönden- yabanc devletlerin kontrolüne girmesi bunun en belirgin kan r.
1881 y nda Duyun-u Umumiye idaresinin kurulmas yerel idareciler aç ndan daha ba ka anlamlar da ta maktad r. Nedeni u ki, bu yeni idarenin kurulmas , imparatorlukta yerle ik bulunan büyük toprak sahiplerini huzursuz etmi tir. Çünkü Duyun-u Umumiye idaresinin, denetimi alt ndaki vergilerin mültezimler yerine kendi tayin edece i memurlarca toplanmas istemesi, mültezim-ayanlar n ç karlar na ters dü mü tür. Bundan ötürü bu devrede kimi mültezim-ayanlar n ayakland olmu , dahas , baz mahalli e raf n Jön Türk hareketine kat ld klar görülmü tür.49
19. yüzy l sona ererken Osmanl Devleti siyasal ve ekonomik idareyi büyük oranda kaybetmi tir. Yabanc devletlerin imparatorluk üzerinde yaratt tehditler de yine devletin iç ve d politikadaki özgür davranma kabiliyetini zedelemi tir. 20. yüzy la gelindi inde ise 1911 y ndan itibaren birbiri ard na gelen Trablusgarp Sava , Balkan Sava lar ve nihayet I. Dünya Sava Osmanl Devleti’nin sonunu haz rlam r. Öte yandan evket Pamuk’un belirtti i gibi; “1912 – 1922 y llar
aras ndaki sava lar döneminin deneyimleri, Türkiye’de Milliyetçili in yükseli ine bir hayli katk da bulunmu ve yeni devletin içe dönük iktisadî politikalar na yön vermi tir.”50 I. Dünya Sava y llar nda idareyi elinde bulunduran ttihat ve Terakki
48
Pamuk, a. g. e, Cilt II, s. 7.
49
nalc k- Quataert, Osmanl mparatorlu u’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt. II, s. 974.
50
Partisi’nin benimsedi i “Milli ktisat” anlay 51 sava y llar nda k smi rahatl k sa lam sa da sava tan büyük zararlarla ç kan imparatorlu un ya amas mümkün olmam r. Nihayetinde Türk milletinin kurtulu u, Büyük Kurtar Mustafa Kemal Pa a’n n önderli inde Anadolu’da ba lat lan Milli Mücadele’nin ba ar ya ula mas sonucunda olmu tur.
Sonuç olarak denilebilir ki Osmanl Devleti alt yüz y a n bir süre ya am olmas na ra men, toprak rejiminin bozulmas yüzy llar boyu süren ve Cumhuriyet dönemine miras olarak geçen büyük bir sosyal sorun yaratm r. T mar sisteminin çe itli nedenlerle önemini yitirmesi ve rejimin yenilenememesi toplumu derinden etkilemi , çe itli ç kar gruplar olu arak geni arazilerin sahibi olmu lard r. Ku kusuz ki bunda devletin i ledi i hatalardan çok, ahsi kazançlar u runa devleti ve daha çok da yoksul halk büyük s nt lara dü üren yerel güç odaklar n pay vard r.
Arazi rejimindeki düzen de ikli inin devleti hemen her alanda etkilemesinin en büyük nedenlerinden birisi tar msal üretimin yan nda güçlü bir sanayinin var olmamas r. Bat daki geli melerin tatbik edilmeye çal ld dönemde dahi Sanayi Devrimi sonras ndaki geli melerin çok k tl bir bölümünün imparatorlukta uygulanmas ça da geli melerin ne kadar uza nda kal nd n aretidir. Öte taraftan, Bat daki feodal beylerin- kendi ç karlar na olsa bile- ellerinde tuttuklar kârla, sanayi ve imar i lerine giri mi olmalar na kar n, Osmanl daki yerel unsurlar n benzer giri imlerde bulunmamalar da devletin sanayile meden uzak kalmas na etki etmi tir.52 Tar m ülkesi olan Osmanl Devleti’nin bu alandaki geli meyi art rmaktan uzak oldu u gözlemlenmektedir. Örne in tar mdaki makinele me nispeti son derece geri kalm dahas bu geri kalm k Cumhuriyet döneminde de uzun müddet devam etmi tir. Donald Quataert’in bu hususta verdi i bilgiler mevzubahis dönemdeki makineli tar ma k tutmaktad r: “1890’dan sonra
Anadolu’da demir saban n ve modern aletlerin kullan lmas h zland … ahsi inisiyatif hükümetin te vik edici programlar ve demiryolu irketleri sayesinde
Amerikan biçerdöverleri yayg nla ve Birinci Dünya Sava ’ndan önce saban
sat lar 4000’i a . Buharla çal an harman makineleri ve sabanlar da
51
Korkut Boratav, Türkiye ktisat Tarihi(1908- 1985), Gerçek Yay nevi, stanbul, 1995, s. 13
52
kullan lmaya ba land ; ama sadece Ayd n, Adana ve Suriye bölgelerindeki özel ve Hazine-i Hassa çiftliklerinde. Modern makineler Anadolu’da ayr cal kl olarak kullan yordu. Modern Orta Do unun zirai bak mdan en ilerlemi memleketi olan Türkiye’de bile 1950’lerde çiftliklerin ancak % 24 ‘ü demir sabana sahipti. Di erleri uçlu tahta saban kullan yordu.”53 Anla yor ki nüfusunun büyük bölümü topraktan elde etti i ürünle geçimini sa layan devlette, tar m geri ko ullarla yap lmaktayd . Makinele menin h z kazand süreçte ise modern aletleri kullananlar genellikle büyük çiftlik sahipleri idi. Bu durum neticesinde köylü kitlelerinin geni bir kesimi toprak zenginlerinin çal anlar haline geldi. Kanaatimizce imparatorlu un en büyük hatas , fakir tebaas bu türden ki ilerden sak nma ba ar gösterememi olmas r. 19 ve 20. yüzy lda yeni kanun ve reformlar n da yard yla yerel güçler birer siyasi, askeri ve ekonomik unsur olarak belirmi ler, devlet bunlara kar tedbir almakta zorlanm r. stiklal Sava s ras nda baz faydalar görülen bu s n tasfiyesi t pk Osmanl zaman nda oldu u gibi Cumhuriyet döneminde de mümkün olmam r.
I. IV. Atatürk Döneminde Tar m ve Toprak Düzeni Konusu
I. Dünya Sava sona erdi inde Osmanl topraklar n büyük k sm tilaf Devletleri taraf ndan i gal edilmi ti. Devleti yönetenlerin bu güçlere mukavemet gösterecek gücü kalmam ve dahas tilaf Devletleri ile i birli i yap lmas elzem kabul edenlerin say da az de ildi. galcilerin taleplerini kar lama gayretine koyulan devlet erkân , ayn zamanda, i gal alt nda kalan bölgelerde ya ayan halk kendi haline terk etmi oluyordu. Y llard r devam eden sava lar n yükünü çeken halk n i galcilere tahammül edecek takati kalmamakla birlikte, mevcut Osmanl ordusunun terhis edilmi olmas , istilâya kar gelmek isteyenleri de çaresiz
rak yor, yaln zca mahalli direni ler görülüyordu. Ne var ki en ba ndan beri Osmanl Devleti’nin I. Dünya Sava ’na girmesine muhalefet eden Mustafa Kemal Pa a, 19 May s 1919 günü Anadolu’ya geçerek ba ms zl u runa var yo unu ortaya koyan Türk ulusuna önderlik ederek Ulusal Kurtulu Sava ’n ba latm r. Ba lang çta Osmanl yönetimi ve tilaf Devletlerince basit bir isyan olarak görülen
53
Anadolu Hareketi, ba ms z Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmas ile ba ar ya ula r.
stiklal Sava , Türk ulusunun gelece ini tayin etmesi ve yüzy llard r ba ml hale gelen bir ülke halk n özgür olarak ya ayabilmesine imkân tan mas bak ndan son derece önemli olmu tur. Ancak ba ta Mustafa Kemal Pa a olmak üzere Milli Mücadele’yi idare eden, sava lardan usanm halk mücadeleye i tirak ettirerek ad m ad m ba ms zl a ta yan kadronun ba ar da asla göz ard edilemez. Ayn kadrodan ço u ki i, Cumhuriyet’in kurulmas ndan sonra çe itli mevkilerde görev üstlenecek ve yeni devletin inki af için gayret gösterecektir. Ancak kolayl kla söylenebilir ki 1923- 1938 aras , yani Atatürk’ün hayatta oldu u dönem, hemen her alanda gerçekle tiren ink lâplar dolay yla büyük önderin izlerini ta maktad r. Burada Atatürk dönemini tüm yönleriyle ele almak çal mam n s rlar
maktad r. Bu nedenle biz, Atatürk’ün Türk tar ve köylüsüne bak ve bu dönemdeki toprak düzeni konusuna genel hatlar yla de inmekle yetinece iz.
Askerî dehas ve devlet adaml bak ndan tüm dünyan n takdirini kazanm bir lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün iktisadî sahaya atfetti i önem, henüz stiklal Harbi sona ermeden, ubat 1923’te, zmir ktisat Kongresi’nin toplanm olmas yla görülmü tür. Di er taraftan iktisadî ba ms zl siyasi ba ms zl n olmazsa olmaz bir unsuru olarak görmesi de yine bu hususa verdi i ehemmiyeti göstermektedir. Atatürk, ktisat Kongresi aç konu mas nda iktisadî ba ms zl a verdi i önemi öyle belirtmi tir:
“Bir devlet ki kendi uyru undaki halka koydu u vergiyi yabanc lara
uygulayamaz; bir devlet ki kendi gümrük resimleri ve her türlü vergi i lemlerini düzenleme hakk ndan al konulur; bir devlet ki kendi kanunlar na göre yarg hakk yabanc lara uygulayabilmekten yoksundur; o devlete ba ms z denilemez.”54
Görülüyor ki Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusu ba ms zl na kavu turmak idealleri yaln zca askeri ya da siyasi ba ar larla s rl de ildir. Lozan Bar Antla mas ’nda Bat lar n tüm diretmelerine ra men ekonomik ba ms zl zedeleyecek maddelerin antla ma metninden ç kar lmas için gösterilen gayret bu idealin göstergesidir. K sacas Atatürk için u veya bu nedenle ba ms zl n 54
Erdinç Tokgöz, Türkiye’nin ktisadi Geli me Tarihi(1914- 1999), maj Yay nlar , Ankara, 1999, s. 34.
tlanmas ya da güçlü devletlerin uydusu halinde ya am sürülmesi söz konusu de ildir ve bu yönüyle Atatürk, Osmanl idareci s ndan büyük farkl klar göstermektedir. Örne in bir dönemin en büyük Osmanl devlet adamlar ndan olan Fuat Pa a, padi aha sundu u bir yaz nda: “Yabanc müttefiklerimiz içinde en
önemlisi ngiltere’dir… Her ne olursa olsun dünyan n en sab rl ve metin milleti olan ngilizler, bizim en önde gelen ve en son vazgeçece imiz müttefiklerimiz olacakt r. Bendenizce Bab Ali’yi ngiltere’nin dostlu undan mahrum görmektense birkaç vilayetimizi elden ç km görmek daha iyidir.”55 diyerek devrin padi ah kendince ikaz ederken; Mustafa Kemal Atatürk artlar ne olursa tam ba ms zl ktan ödün verilemeyece i dü üncesini ömrünün sonuna kadar muhafaza etmi tir.
Atatürk için iktisadî geli me içerisinde tar n ve Türk köylüsünün önemi daima büyük olmu tur. Örne in 1922 y Büyük Millet Meclisi’ni aç konu mas nda Atatürk, bu noktaya u sözlerle temas etmi tir:
“Türkiye’nin sahibi hakikisi ve efendisi, hakiki müstahsil olan
köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak olan köylüdür. Binaenaleyh, TBMM hükümetinin siyaset-i iktisadîyesi bu gayeyi asliyeyi istihsale matuftur.
Efendiler! Diyebilirim ki bugünkü felaket ve sefaletin bais-i yegânesi bu hakikatin gafili bulunmam zd r. Filhakika; yedi as rdan beri cihan n muhtelif
aktar na sevk ederek, kanlar ak tt z, kemiklerini topraklar nda b rakt z ve
yedi as rdan beri emeklerini ellerinden al p israf eyledi imiz ve buna mukabil daima tahkir ve tezlil ile mukabele etti imiz ve bunca fedakârl k ve ihsanlar na kar nankörlük, küstahl k, cabbarl kla u ak menzilesine indirmek istedi imiz bu sahibi aslinin huzurunda kemali hicap ve ihtiramla vaz’ hakikimizi alal m. Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki mesaisini asri tedabir-i iktisadîye ile haddi azamiye isal etmeliyiz.”56
Görüldü ü gibi Mustafa Kemal Atatürk, as rlard r hor görülen ve bin bir zorlukla ya am sürdüren Türk köylüsünün refaha kavu turulmas hususuna, iktisadî kalk nma aç ndan, büyük önem vermi tir. Bu amaçla gerçekle tirilmesi
55
Nakleden Çavdar, a. g. e. s. 50.
56
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Ara rma Merkezi Yay nlar , Ankara, 1989, Cilt I, s. 240.
gereken en önemli hamlenin tar mda ça da la man n h zla yerle tirilmesi ve tar m alan nda emek harcayan köylü kesimin hak etti i artlarda ya ayabilece i bir düzenin kurulmas oldu unu savunmu tur. Bu geli menin nas l sa lanaca da bizzat kendisi u sözlerle aç klam r:
“Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki eme ini, ça da iktisadî önlemlerle
en yüksek düzeye ç karmal z. Köylünün çal mas sonunda elde edece i emek
kar , onun kendi ç kar na olmak üzere yükseltmek, ekonomi politikam n temel
ruhudur. Bu nedenle bir yandan çiftçinin çal mas geli tirecek, daha yararl
duruma getirecek bilgiyi vermek, onun teknik araçlar kullanmas sa layarak
makinan n yayg nla mas na çal rken; di er yandan, onun eme inin sonuçlar ndan
yüksek düzeyde yararlanmas için, gerekli ekonomik önlemlerin al nmas zorunludur.
imdiye dek yap lan yolsuzluklar, ça da teknik araçlar olmay , pazarlama
eklinin çiftçiden yana bulunmamas ve hükümetin ç kard yasalarla çiftçiyi
koruyamamas gibi engellerin tümüyle ortadan kald lmas zorunlulu u vard r.”57
Atatürk döneminde, Türk çiftçisinin ekonomik refaha kavu turulmaya çal ld n en önemli emaresi ku kusuz ki “â ar” vergisinin kald lmas r.58(17 ubat 1925 tarih ve 552 say Kanun) Â ar vergisi köylünün katlanmak durumunda kald en a r vergilerden biriydi. Ayr ca zirai kalk nman n önündeki engellerden biri durumundayd ve kimi zaman hâs lat n tamam ve sermayenin bir k sm almaktayd . Uygulamadaki aksakl klar nedeniyle Osmanl Devleti döneminde â ar vergisinin gerçek oran çok yükselmi ti. Onda bir anlam na gelen â ar, uygulamada be misline varm .59 Dahas , ayni olarak toplanan bu verginin tahsil edilmesine arac k eden mültezimlerin yoksul halka yapt bask lar dolay yla da vergi, köylü kesimi için katlan lmas güç bir hal alm . Öte yandan verginin ilgas , önemli bir mali kaynaktan vazgeçildi i anlam na da geliyordu. Zira yeni kurulan devletin içinde bulundu u parasal s nt lar göz önünde bulunduruldu unda köylüden toplanan
57
a. g. e. s.242.
58
Düstur, Üçüncü Tertip, C. VI, s. 52- 57(1 ret oyuna kar k 151 Milletvekilinin kabul oyu ile kald lm r.); Millet Hizmetinde 40 Y l CHP, Ankara, 1964, s, 25; Â ar n kald lmas zmir ktisat Kongresi’ne kat lan büyük toprak sahiplerinin tar m alan ndaki en önemli gördükleri talepleri idi. Zira
ar n kald lmas küçük çiftçilerden çok büyük mülk sahiplerinin i ine yarayacakt .
59
Prof. Dr. Ümit Do anay’ n An na Arma an, . Ü. S. B. F. Fakülteler Matbaas , stanbul, 1972,
Cilt. II, s. 2 (Yüksel Ülken, “Atatürk ve Toprak Reformu” adl makaleden); Güneri Akal n,
Tar n Sosyoekonomik Yap : Vergileme ve Geli me, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
vergilerin, özellikle â ar vergisinin, önemli bir mali kaynak niteli i ta görülmektedir. evket Süreyya Aydemir’den edindi imiz bilgilere göre 1924 y bütçesinde:
“ Gelirler: 129. 214. 660 lira Giderler: 176. 214. 800 lira Aç k: 47. 679. 190 lira”
olarak görünüyordu ve bu aç k 1925 y bütçesine göre 93 milyon liray a .60 artlar böyle iken yeni kadronun gelirinin yakla k 39,9 milyon liras olu turan61 ar Vergisini kald rmas oldukça cesur bir ad m olmu tur. Mustafa Kemal Atatürk, 1924 y Meclis aç konu mas nda a ar konusunu öyle de erlendirmi tir:
“Memleketin ba nda Kurûnu Vustan n en insafs z belas olarak hâlâ
musallat duran a ar n kald lmas Meclise teklif edebilecek bir seviyeye
Cumhuriyet idaresinin bir sene içinde vas l olmas cidden ayan memnuniyettir.”62
Türk köylüsüne yönelik ikinci önemli destek, 1926 y nda yürürlü e konulan Medeni Kanun’la sa lanm r.63 Bu kanunla köylülere i ledikleri topraklar n mülkiyetine sahip olma hakk tan nm r.64 Osmanl dan beri sürüp gelen devlet mülkü gelene i bu kanunla tamamen son bulmu , çiftçilerin kendi sahibi oldu u topraklar özgürce i leme olana na kavu mas öngörülmü tür; fakat yeni Medeni Kanunun toprak meselesini kökünden halletmekte yetersiz kald , husule gelen kar kl k ve suiistimaller dolay yla k sa sürede anla lm r. Taner Timur’un deyimiyle yeni Medeni Kanunun “1920’lerde ancak kapitalist sektörün hukuku” olacakt .65 Buna ra men, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin giri ti i bu yenilikçi giri im, çe itli aksakl klar do ursa dahi, önemsiz addedilemez.
Atatürk döneminde, tar m ve köylü ya ant konusunda mutlak ça da la ma ve refah sa lanaca öngörüldüyse de bu alanda pek ileri gidilemedi ini görmekteyiz. evket Süreyya Aydemir’in de dedi i gibi “ ar n kald lmas çok
cesur ve mühim bir ad m olmas n yan nda bu ad n ötesine bir türlü
60
evket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Remzi Kitabevi, stanbul, 1966, Cilt. III, s. 352.
61
Cumhuriyet Halk Partisi On Be inci Y l Kitab , Ankara, 1938, s. 129.
62
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I, s. 334.
63
Muzaffer Sencer, Türkiye’de Köylülü ün Maddi Temelleri, Ant Yay nlar , stanbul, 1971, s. 86
64
Tokgöz, a. g. e. s. 36.
65
geçilememi tir.”66 Bu durumun birçok nedeni olmakla birlikte en önemli olan üphe yok ki 1929 y nda ya anan dünya iktisadî bunal olmu tur. Mali olarak büyük nt lar ya ayan genç devletin bu dar bo azdan kendi kendine yeter bir halde yr lmas dahi ciddi bir ba ar olarak görülebilir.
Zirai ya am düzene koymakta geri kal nmas n ikinci büyük nedeni ise o dönemdeki kadronun, köklü bir toprak reformu ile ülkedeki toprak a al tasfiye edebilecek gücü kendilerinde görememi olmas r. Zira yüzy llar boyu topraklar üzerinde hegemonya kuran ve köylü kitleleri üzerinde a rl bulunan bu s n yok edilmesi kolay gözükmemektedir. Ayr ca yeni kadronun ilk bak ta böyle bir ihtiyac hissettikleri de sezilmemektedir. Köylü y nlar n hor görülmesinin ve bölgesel unsurlar taraf ndan ezilmesinin kar nda duran Mustafa Kemal Atatürk’te dahi, Cumhuriyetin ilk y llar nda, geni arazilere hükmeden ve bunu yaparken de yerli halka türlü eziyetlerde bulunan toprak a alar n tasfiye edilmesine yönelik bir gayret görülmemektedir. lerleyen dönemde defeatla toprak reformu yap lmas isteyen Cumhurba kan Atatürk, 1923 y nda toprak zenginlerinin durumu için
unlar söylemi ti:
“Bizde büyük araziye kaç ki i maliktir? Bu arazinin miktar nedir? Tetkik edilirse görülür ki, memleketimizin geni li ine nazaran hiç kimse büyük araziye malik de ildir. Binaenaleyh bu arazi sahipleri de himaye edilecek insanlard r”67
Atatürk’ün bu sözleri bir bak ma dönemin ko ullar yans tmaktad r. Çünkü stiklal Sava y llar nda bu s n mali gücünden ve halk üzerindeki etkinliklerinden istifade edilmi ti. Özellikle Do u ve Güneydo u Anadolu bölgelerindeki bu tür güçler sava müddetince kullan lm . Ancak çok geçmeden yerel unsurlara kar tav r al nd da görüyoruz. Yahya Sezai Tezel’in bu konudaki sözleri o dönemdeki dü ünce de ikli inin nedenlerini kavramam za yard mc olmaktad r. Tezel’e göre “ Kemalist kadro, Ba ms zl k Sava s ras nda
Do u ve Güneydo u Anadolu’daki feodal benzeri yap n güçlü Kürt aileleriyle
çat an bir tav rdan kaç nm . Tam aksine, Mustafa Kemal, do u Anadolu’da bir
Ermeni devleti kurulmas tehdidinden Türkler kadar rahats z olan Kürtlerin
66
Aydemir, kinci Adam, Cilt II, s. 317; ayr ca Aydemir, Tek Adam, Cilt III, s. 361. Burada evket Süreyya, â ar n kald lmas n ötesine gidilememesinin yan nda 1929 dünya iktisat buhran n toprak mahsulleri sahas nda yaratt fiyat çöküntüleri ile ziraat n iyice halsizle ti ini kaydediyor.
67
deste ini sa lamak için bilinçli bir çaba göstermi ti. Ne var ki, 1923’ten sonra merkezi hükümet Kürtlerin yo un bulundu u bölgelerde de yönetim, yarg ve mali erkini etkili bir ekilde kurmak isteyince slami bir “dünya tasar ” ile içi içe geçmi a iretçi Kürtler içinde ya ayan, gücünü feodal benzeri sosyal yap lardan alan birçok Kürt ailesinin silahl direni iyle kar la . 1925 eyh Sait ayaklanmas , Kemalist kadroyu, Do u ve güneydo u’daki büyük arazili Kürt ailelerinin siyasal gücünü k rmaya, bunun için arazi varl klar da tmaya yönelik bir tav ra itti.”68
Görüldü ü gibi Cumhuriyet kadrosu henüz 1920’lerin ortalar ndan itibaren bölgesel unsurlarla mücadele etmeye ba lam r: ancak bu mücadele ne Atatürk döneminde ne de sonraki y llarda tam anlam yla sonuçland lamam , birbirinin içine geçmi sosyal yap düzene koyulamam r.
Cumhuriyetin ilk y llar ndan itibaren ülke topraklar n tar mda kullan labilen oran n yeterli olmad göz önünde bulundurularak, daha fazla arazinin ziraata uygun hale getirilmesine çal lm r. (Bu dönemde ekime elveri li 231,5 milyon dönüm arazinin sadece 43,6 milyon dönümü ekilebilmekteydi.69) stiklal Sava
llar ndan itibaren dile getirilen, ‘Türk köylüsünün kendine yeter topra a sahip olabilece i’ sözünü gerçekle tirebilmek amac yla devlet arazilerinin bir k sm topraks z çiftçilere da lmaya ba lanm r. Fakat tar ma yeni aç lan yahut da eskiden beri i lenmeyen topraklar n da ile öngörülen toprak düzeninin sa lanamayaca ortadad r. Bunun için kamula lma yap lmas gerekmektedir; ancak 20 Nisan 1924 tarihinde ç kar lan “Te kilat- Esasiye Kanunu”nun 74. maddesinde kamula rmada de er pahas n pe in ödenmesi ko ulunun yer almas ,70 o y llar için kamula rmay neredeyse imkâns z hale getirmi tir. Bu nedenle topraks z ailelere, devlet arazilerinin da lmas zorunlulu u do mu , bu devrede yap lan nüfus mübadelesi dolay yla yurda dönenlere toprak verilmesi arazi da nda önemli bir yer tutmu tur.71 A daki tablolar bu y llar aras ndaki ve
68
Yahya Sezai Tezel, Cumhuriyet Döneminin ktisadi Tarihi(1923- 1950), Tarih Vakf Yurt Yay nlar , stanbul, 1994, s. 141- 142.
69
Timur, a. g. e. s. 73.
70
H fz Veldet Velidedeo lu, Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu, stanbul Üniversitesi ktisat Fakültesi Yay nlar , Ankara, 1979, Cilt. I, s. 2.
71
Cumhuriyet Halk Partisi On Be inci Y l Kitab , Ankara, 1938, s. 402(Bu yay nda 1923- 1934
döneminde 22.000 kadar aileye, 73.000 hektar arazinin da ld belirtiliyor); 71 M. As m, Karaömerlio lu, “Bir Tepeden Reform Denemesi: Çiftçiyi Toprakland rma Kanununun Hikâyesi”,
skân Kanunu yolu ile 1934- 1938 y llar aras nda yap lan toprak da göstermektedir.
TABLO 1: 1923- 1934 Y llar aras nda yap lan toprak da
Arazi (dönüm) Ba (dönüm) Bahçe (dönüm) a) ark Mültecileri 122.937 --- ---b) Mübadil 4. 482. 567 98. 608 160. 300 c) Muhacir ve Mülteci 1. 450. 280 58. 814 8. 359 d) Topra a muhtaç yerli çiftçiler 731. 450 Toplam 6. 787. 234 157. 420 168. 659
KAYNAK:Ömer Lütfi Barkan, “ Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu ve Türkiye’de
Zirai Bir Reformun Ana Meseleleri”, Türkiye’de Toprak Meselesi, Toplu Eserler
1, Gözlem Yay nlar , stanbul, 1980, s.455.
TABLO 2: 1934- 1938 y llar aras nda yap lan toprak da
Aile say Dekar
a) Muhacir ve mülteciler 28. 536 1. 151. 690
b) Naklolunan ah slar 2. 426 149. 021
c) Toprakl veya az
toprakl yerli çiftçiler 48. 411 1. 517. 235
d) Göçebeler 7. 886 129. 388
e) Su ta mas ve yer kaymas gibi felaketlere
rayanlar