K O N FER A N S LA R
B u g ü n k ü
[İstanbul Halkevinde Hilmi Ziya Ülken tarafından 3 İkincikânun 936 da verilmiş olan ‘'Bugünkü sanat., adlı konferansın hulâsasıdır.]
Tolistoî’nin “ San’ at nedir?,, adlı ki tabında dediği gibi san’at heyecanın sirayeti için bir vasıtadır; başka bir tabirle hissin içtimaileş tirilmesidir. Şu halde onıı ancak içtimai karakte rde tetkik edebiliriz. San’ atm tekâ mülü mücerret bir hâdise değildir. O, İçtimaî tekâmülün bir fonksiyonudur. Sınaî inkişaf ve istihsal kabiliyetinin artıııasile mütenasip olarak san’at ta inkişaf ediyor. Bunu anlamak için rö- nesanstaıı sonraki san’at tekâmülünü gözden geçirmek kâfidir.
1. Keşfiyat devri: İktisadî refah ne ticesinde bazı merkezler doğmuştur. Buradan orta çağın karanlık şehirleri dışına çıkıp yeni kıt alar gören insan larda natüralizm; servet sayesinde küçük kuvvet merkezleri halini alan ve kilisenin nüfuzundan kurtulan Mécène’lerden endividüalizm doğdu. Léonard de Vinci, Boccacio ilâh., bu suretle yetiştiler.
2. Rokoko devri: Feodal bir aris tokrasi ve malî bir oligarşi meydana gelmişti. Yani servetin birikmesi ne ticesinde «zadegan» ve «sonradan görmüşler» (parvenue) diye iki sınıf meydana çıkmıştı: Bir tarafta kolay kazanılmış servetin verdiği liiks ve is raf ve fantazi zevki; diğer taraftan, o- nu taklit eden özenti ve yapmacık bir hayat ile yine bunun hiciv ve tehzili! Buna (époque galante) diyebiliriz: İhtiras yerine fantezi ve kurtizanlık şeklinde aşk kaim olmuştur.
3. Burjuvazinin hazırlanması: Bur juvazi 17 inci asırda başladı. Müstem lekeciliğin doğurduğu bu yeni sınıf öl çü. hesap ve muvazeneden doğduğu i- çiıı Descaıtes’ ta başlıyaıı rasyonalizmi sonuna kadar götürerek (Culte de la Raison) u doğurdu: Bu suretle edebi yatta Voltaire, ansiklopediciler, Les- sing ilâh... yetiştiler. Bundan dolayı diyebiliriz ki Fransız inkılâbını
kıvıl-S a n a t
cımlıyan Rousseau ise de. asıl fikir ek meğini veren hareket bu idi.
4. Burjuazinin doğuşu : 18 inci asır sonunda zadegânın karşısına malî ser veti ellerinde tutan burjua sınıfı çıktı. Bu yeni sınıf zadegânın salonuna, sos yetesine, «Zekâ oyunlarına» sokula- ınadığı için ona hücuma başladı. Siya sî hüriyetin başında ruhî hiiriyet iste di. Zekâya karsı his, salon sosyetesine karşı tabiati, silsilei ıneratip inzibatı na karşı ferdî koymağa çalıştı. Bun dan dolayıdır ki felsefede ve edebi yatta, musikide bu devri en güzel i- fade eden Rousseau. Kant, Goethe, Beethoven oldu.
5. Burjuazinin aksiilâmeli. Burjua zinin eseri Fransız inkılâbı. Napoléon vasıtasile hudutları aşarak tecavüze girdiği zaman muhtelif milletlerin ak- sülâmellerini doğurdu, inkılâp bu su retle milletlerin tarihe, maziye, örf ve âdete dayanarak kendi kabuklarına çekilmesine sebep oldu. Felsefede bu hareket Fichtenin nutuklarını. Fran- sada Obscurantisme hareketini, «tari hî nıekteb» i meydana getirdiği gibi e- debiyatta Béranger. A lfieri... gibi şa irleri, musikide Liszt, Brahms... gibi bestegârları yetiştirmiştir.
6. Burjuazinin inhilâli: Servet bi- rikm'esile en yüksek derecesine çıkan burjuazi, bununla beraber bir taraf tan da inhilâle başladı. Çünkü servet birikmesi ya Kartellerde olduğu reka beti mahvederek küçük ferdiyetleri ortadan kaldırıyor; yalnız büyük fert leri, İktisadî hayatın dikatörlerini a- yak üzerinde bırakıyor; yahut ta fert lerin aralarındaki farkları gittikçe bü yülterek rekabeti son haddine kadar çıkarıyordu.
Burjuazinin inhilâli, kendi tekâmü lünün zarurî neticesi idi: Daha 19 uncu asırda burjuazi kuvvetlendikçe gururu ve kendine itimadı artıyordu. Bu devirde san’at ta bu müfrit itima dın neticesi olarak romantizmi doğur du. Birbirini hiç sevmiyen veya dir sek çevirmiş olan bir çok san atkârlar
bu noktadan tam olarak ayni tipe gi rerler: Victor Hugo, Berlioz. Delac roix. Wagner gibi.
Fakat burjuazi inhilâl ettikçe Röla- tivizm’ in (Kant felsefesinin) müthiş bir surette suiistimal edildiğine, (be li) in ifrat derecede büyütüldüğüne sabit oluyoruz. Felsefe artık (siije) den başka hakikat görmediği gibi san atta da bu sübjektivizm suiistimalinin bir çok tezahürlerde karşılaşıyoruz; bunun başlıca şekli (expressionisme) dir. Bir nevi kübizm’i, musikide da daïsme, şiirde fiitürizm i bu arada sa yabiliriz. Bu san’ at şeklinin en hara retli mürevviçlerinden olan Tliédor Daübler (Der Neue Staııdpunkt 1919)
«Yeni noktai nazar» adlı eserinde bu müfrit fertçi görüşü anlatıyor: «Dün yanın merkezî noktası her (ben) in içindedir; ve her eserde ayrı bir (ben) vardır.» Bu müfrit sübjektivizmden tekrar mistisizme dönüleceği muhak kaktır. Nitekim bugünkü san’ atta (e- debiyatta. resimde, ilâh ...) yeni mis tik temayüller bundan ileri geliyor. Expressionist’ler diyorlar ki «tabiati unutalım; maneviye, derunîye döne lim !» Bu fikirden hareket ederek mu sikide tabiatiıı hakikî lâhnlarını ta mamen bir tarafa bırakan bir Super- musique, hattâ bir nevi Anti-musique meydana geliyor. Resimde Matisse iıı, Picasso’nun hakikî eşyayı hiçe saya cak ve onun yerine ruhumuzun veya tasavvurumuzun lıendesî şekillerini ikame edecek kadar ileriye gitmesi, veya Marinetti’ nin fütürist şiirde yap mak istediği de ayni mahiyettedir.
7. Büyük kütlelerin doğuşu: Bunun la beraber yirminci asırda burjuazi karşısına halk çıkmış bulunuyor. Küt le, büyük servet sahibi olan sınıfı eri tiyor. Demokrasi ve sosyalizm hare ketleri yolları birbirinden ne kadar ayrılsa da bir hedefte birleşiyorlar : Kütle! Bu suretle yeni ilim ve felsefe artık müfrit ferdiyetçiliğin siihjekti- vizmine karşı objektivizmi müdafaa etmektedir.
Mistisizme karşı realizm ve müsbet görüş canlanıyor. Bu suretle içtimai yat bize dinlerin aslını ve doğuşunu anlatarak sırları çözdüğü gibi, ınarazî