• Sonuç bulunamadı

Şimdi o yalnızlığı yazmak

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Şimdi o yalnızlığı yazmak"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Şimdi o

FERİDUN ANDAÇ

S

elim îleri’nin giderek içselleşen, ya­

zının ve hayatın bir yaratıcının dün­ yasındaki yerini daha bir katmansal- laştırdığı anlatısının yepyeni örneğiyle karşı karşıyayız: Bu Yaz Ayrılığın îlk Ya­ zı Olacak.

İleri, bir değişkenlik durumunu, acıvla beslenen bir ömrün adanış çağlarını dile getiriyor bu kez.

Yer yer anı-roman, biyografik-roman veya özyaşamsal-roman imleyişlerinı çağ- nşursa da; bir başka boyutu var bu anla­ mının. Ne bunlar, ne de ‘roman’... Ro­ mans demek daha uygun belki de!

İzleksel olarak acıdan yalnızlığa sürük­ lenişin yeri/mekânı ve duygu sarmalının beslendiği ilişkiler başattır anlatıda.

Yazıda yaşanmışlık duygusunu bize ve­ ren daha birçok izlek ardı ardına gelir. Yaşanıp biten bir ömrün tanıklığına uza­ nan anlancı, yüzleştikleriyle belleğin çağ­ rısına uyar. H er bir uyanışı ‘sıraya koyma­ ya, çözmeye’ çalışır.

Yazarın?anlatıcının görevi de bu değil mi?

Ötede olup bitenleri yeniden düzenle­ mek, tasarlamak.. Yazıda yeni bir hayat yaratmak..

Beri, kurduğu bu ‘anı iskelederi’nde; anlatıcının aylasından bakar o hayatlara. Onun her adımında, arkada duran, gö­ ren, bakandır da. Geldiği kıyıda bir arın­ ma duygusunun debelenişindedir de üs­ telik, anlatıya yansıyanlar..

yalnızlığı yazmak

Ardına düştüğü aslında peşi sıra gelen­ dir. Batkıya uğramamak için yazmak, an­ latmak zorunda hisseder kendisini. G e­ lip gelip onu bulansa; “Yazmaktan tam vazgeçeceğiniz sırada yeniden yazmak tutkusu” dur.

Yazıdan kaçınamayacağını, ancak ona bağlanabileceğini bilen biridir, İleri. Yaz­ dıkça çözülen bir hayatın kıyısında durur. Bu duruş yerinin hem ötesini hem de be­ risini yazdığı bu anlatısında çıktığı yolcu­ luk biraz da kendine doğru yolculuktur. Uzandığı ‘geçmiş’ bugüne izdüşürendir. Bir bakıma da yazma nedeni, yazıya bağ­ lanma duygusunun kaynağıdır.

Yüzünü, “eskilerden, unutulmuş gün­ lerden kalma” dediği o yalnızlığa döndü­ ğünde; anlatılabileceklerin git-gelinde debelenip durur.

Yazarın yazma çabasının sırlı yanını aralamaya çalıştıkça, öne çıkanların, silik gibi duranların anlamını görmeye başla­ rız. İleri, burada, anlatı(sı)nın bu dönüş noktasından önceki bir anlatısının dün­ yasına dönerek (Kırık Deniz Kabuklan) orada can bulan, soluk alan kahramanla­ rının, özellikle de Halil Vedad’ın, izleri­ ne yönelir.

Önün, ‘roman kişisi olmuş’ hayadara bakışında, kurulan bir roman dünyası­ nın nasıl biçimlenegeldiğini buluruz bul­ masına da; burada asloıan da yaşanmış­ lıkların dönüştüğü ‘yazıda hayatların ya­ zarın yazıbelleğinden/imbiğinden süzü­ lüp gelen yanlarını görebilmemizdir.

Yazdığı bir romandaki hayatın/dünya­ nın bir an’da silikleşmesi, buruşması..

“Çoktan yazılmış, yayımlanmış, yıldızı sönmüş, yıldızı hiç parlamamış roman. Bir kez daha yazarsam, bu kez kurtarabi­ lirim, yaşantılar avucumun içinden kayıp gitmez, roman sahicilik kazanabilir. Ama Halil Vedad’ı kurtaramam.”

İlkten sannlı bir bakış gibi gelse de; ro­ manda sahicilik kazanan, yitip gitmiş bir hayatın ilgi çekmemesi, dönülüp b an la­ maması yazarın yazma güdüsünün önün­ de duran bir engeldir. İleri, bu durumu sorgulayarak, o içselleşeni dile getirir.

Yazdan bir ömrün, Halil Vedad’ın düş­ sel çağrısının düe getirilişi.. Ve oturup o upuzun romanı yazdığı.. O nu, romanı yazmanın kıyısına getiren duygunun ne olduğunu da imler bu arada.

İleri, anlatışım işte bu noktadan hare­ kede geliştirir. Bir kırılma noktasıdır o de- yilenişi. Bu kez ayna tutan ise, yer değiş­ tiren gölge gibi, ikinci kişiye dönüşen ya­ zarın hayatıdır. Anlatıcı, onun çocukluk yurduna, yaşamından izlere döner adım adım..

Onun bakıp gördüren anlatımcı tav- n/bakış açısı amatı boyunca ben’in göl­ gesi gibi adım adım ilerler.

“Çocukluğun geri dönülemeyecek yur­ du ve insanlan”na doğru bir yolculuktur bu. Belleğin aralanan kapılarında yaşan­ mışlığın her bir izinin rengini/soluğunu buluruz.

Geçmişin haritasına balonca, yazarm oluşan yazı belleğinin yerini/yurdunu ta­ nırız. Bir yanıyla da akıp giden hayatın ge- tirdilderinde (buna rastlaşma an’ı da di­ yebiliriz), yazılan romanın ötesinde duran

bir sesi hissederiz. Daha doğrusu, o ses gelip yazan bulur. Gülderen Hanım, da­ yısına yazılan mektuplardan söz eder.

Yazar, yeniden o romanın iklimine dö­ ner dönmesine de; “notlarını tasfiye et­ meye karar vermişken, yeni bir öykü­ nün... beklenmedik öykünün çağrışımla­ rına kapılmıştır.”

Öte yanda da; “yayımlanmış, sönmüş roman”ını anımsar: Yazma an’ını, biçe- mini, tasarlanışım, öyküsünü..

Bir yazarm yazmak eyleminin ivmesi olan durumlarla birlikte, yazma süremi- nin biçimlenişini de dile getirir, İleri. Öy­ le ki; yazılan bir romanın/anlatının kur- gulanışının inceliklerini, yazarın yazma çabasının aldığı seyri içtenlikle yansıtır.

Yazarımızın çıkış noktasında/odağında duran o romanının ekseninde; biz, onun yazı dünyasının sırlarına, yazma cehenne­ minin sıratma ve arafa doğru yolculuğa çıkarız aslında.

İleri, yazının bir aldanış olduğunu im­ lemese de; her dönüş çizgisindeki bağla­ nışın bir sannlı yanı olduğunu hissettirir gene de.

Önceki zamanın tutsağı olmasa da, ya­ zısının kaynağına dönüşlerinde bir yüz­ leşme, tansıklık vardır. Ötede kalan genç­ lik düşleri çoktan bir ‘gelecek’ olmaktan çıkmış, gelinen noktada yazan mutsuz kı­ lan her bir görüntü/durum o ‘güzel za­ m anların kıyılannda gezindirir onu.

“Ama çok gençken yitirilenler, sonra­ ki ayrılıklar kadar acı vermiyor. Sonraki­ lerde yaşamın sadece ayrılıklar olduğunu anlıyorsunuz.”

Dese de; o dönüş çizgisine ağışanlara baktıkça; yitirilenlerin sızısını tümüyle hisseder. Bugünden düne bakarken, o kopuş duygusunun ezincidir aslında ona tümüyle bunları yazdıran.

(2)

Onun, dünkü yazma çabasıyla bugün­ kü duruş yerinin yüzleşmesi de ilginçtir. Yazar, bunu yaparken, içtenlikli bakışım hiçbir zaman yitirmez.

Biriktire biriktire yazdıklarının her bi­ rinin çağrısı, sesi, dokusu vardır. Kopa­ maz da bundan. Ama gelinen noktadaki ilgisizlik, bir başka Türkiye’nin görüntü­ sü onu iyice kırılganlaştırır. Bitişi, tükeni­ şi yazar artık. Seçtiği hayatı, sona eren düşleri, yalnızlığı...

var edebilmenin hesaplaşmasına yönel­ miştir. Önündeki ışıltılı yazı yolunun ye­ ni ibresini merak eden okurlara da bir muştu gibi gelecektir Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak. ■

Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı O lacak/ Se­ lim İleri/ Doğan K itap/185 s.

Türk Romanından Altın Sayfalar/ Se­ lim İleri/ Doğan Kitap/ 797 s.

Selim İleri, bir hesaplaşmanın da anlatısını yazıyor. Yazarın-ya- zarla, yazarın-yazdığı roman- la/yazdıklarıyla, yazarın dün- le/bugünle/çevreyle hesaplaşma­ sı...

îç sesini dinler. Düne uzanıp bugüne bakarken de ondan kop­ maz. Bir yerde de, yazmak için yaşamak duygusunun baskın olu­ şunu sezdirir. Gittiği her kıyı, döndüğü her durum bunu derin­ den hissettirir ona.

Ayrılıkların, yalnızlıkların bes­ lediği bir yazı dünyasının içli, bu ­ ruk, ezgin yanlarına bakmak; ha­ yatın kırılma noktalarının acıdan filiz veren yanlarını görebilmek için sizi de bir iç yolculuğuna ça­ ğırıyor îleri’nin bu anlatısı.

Hiçlik duygusundan arınmak, acıların bendinden geçip ‘bütün bir hayat’ı kuşatabilecek sevinç­ lere kavuşmak için yüzümüzü ya­ zının/anlatının anlamına dönaü- rebileceğimiz bir ‘romans’ sunu­ yor İleri, bizlere.

İleri, bu anlatısıyla, yazısını/ya- zın evrenini yeni bir dönemeçte

C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 6 2 3

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Kâğıt gibi beyaz ve ince teniyle Ivana bütün gün yüksek koruyuculu güneş kremi sürmek zorundaydı?. Çok alışık olduğu bir şey değildi,

Maalesef henüz koronavirüs salgını devam etmektedir, bu sebeple okullarımızda, sınıflarda, okul bahçelerinde Maske- Mesafe ve Temizlik kurallarına uymaya devam edeceğiz,

gerçekleştirilecek 2 ara denetimde standardın zorunlu kontrol edilmesi gereken maddeleri dışındaki maddeler yapılacak bu 2 ara denetime bölüştürülür. 6.4 Ara denetimlerde

[r]

Verilen alan dı¸sında yazılan yazılar cevap olarak puanlamada dikkate alınmayacaktır.. Her iki

Ba¸ ska yerlere veya ka¼ g¬tlara yaz¬lan cevaplar kesinlikle okunmayacakt¬r.. Seri yak¬nsak ise serinin

Erwan siyah takım elbi- sesini giydikten sonra koltuğunun altında bir şamandıra gibi tut- tuğu küçük çelengiyle bekleyen babasını buldu.. Grégoire çelen- gi sabah kalkar

Mevcut veriler dikkate alındığında, sınıflandırma kriterlerinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır Spesifik hedef organ toksisitesi