F. B. diyor :
“Üç tane tepe var bu kentde. Halk arasında adları hâlâ Türkçe : Muratçık tepe, Gençlik tepe, S aat tepe.... Muratçık tepesinde turistler askerî bir anıtın resmini çekiyorlar durmadan. Kocaman yüksek bir anıt. Tatlı da bir ad takmış lar: Alyoşa!....”
Ve yine ilâve ediyor :
“Köy Sovyet Başkam, Kooperatif Yöneticileri, Öğretmenler, Türk Bulgar karışık bizi bekliyorlar. Kültür Evinin önünde buluştuk tokalaştık. Sovyet Başkanı Yan- ko Şteril, Enver Şabanof, Recep Haşimof, Muhsin Raşidof, Şaban Eminof... illi2 Rom a’dan b ir M ektup :
TURCO... Efendim:
Geçen gün Roma Büyük Elçiliğimizi ziyaret ettim. Bir masa üzerinde Türk gazete ve mecmuaları vardı. Bunların arasında sizin mec muanızı da karıştırdım. Aile adlarına ve mahiyetlerine ait meraklı yazılar ve satırlar var. Bana tesir etmiş olmalı ki bir İtalyan dostun telefon nu- rnaıasını ararken gözüm (Turco) adına ilişti. Gerçekten Roma telefon ki tabındaki “Turco, Turci, Tursehi, Turchetti..” gibi aile isimlerinin sayısı 200 ü buluyor. (Roma Telefon Kitabı, Sf. 573). Bunların aslı ne olsa gerek? Beni aydınlatır mısınız? Selâmlarımla. - Dr. M. Sertkaya
Biz bu mektubu (Türkiye Onomastik Merkezi) az alarma, İtalyan kültür tarihi ile ilgili Türk ve İtalyan onomatologlanna ithaf ediyoruz. Gönderilecek araştırmalara sahifelerimiz açıktır.
• ÎKÎ AD : ÖĞÜTÜCÜ VE GÖKÇELİ
Balıkesir gazeteleri iki malum etrafında onomastik bilgi vermektedir ler.
1) Râşit Kemali öğütçü :
Bu bir yazar. Millî Mücadele devrinin tanınmış gazetecisi ve İkinci grup siyasîsi Abdülkadir Kemali’nin mahdumları.
2) Kemal Sadık Gökçeli :
Adana’ya Doğu’dan gelmiş bir ailenin evlâtları. Öğretmen olmak istemiş ise de....
Her ikisi Adanalı. Lâkin ikisi de tesadüfen Nazım Hikmet adlı Vatan haininin dâm-ı iğfaline düşmüşler!!! Sonra gel zaman git zaman birincisi Orhan Kemal, ötekisi Yaşar Kemal olarak roman piyasasında tanınmış lar!
Balıkesir Gazetesi bunların piyeslerinin Balıkesirde temsil edileceği haberi dolayısiyle bu Onomatolojik malumatı vermektedir.
2) Bk. F.B. “Yön” Dergisi 1965, Sayı: Sf. 10. İzlenimler! yazarının bozuk Türkçesini de Edebiyat Fakültelerinin dil mütehassıslarına bırakılım. - A. H.
— 4
Türkçenıize D air :
BÎR ZAFERİN M EŞ’UM B E L İR T İL E R İ
Bir müddetten beri Türkiyedeki Yunan Elçiliği (Yunanistandan Ha berler) adlı teksirli bir Bülten, yahut T.D.K. Türkçesile bir Belleten!! neş rediyor. Son nüshalarından biri yalnız T.D.K. nu değil, onu geride bıra kan bütün uydurmacıları memnun edecek tarzda çıkmış. Şu metne baka lım:
Tacikistan’ın bir dağ köyündeki eski çan, dil bilginlerinin ilginç bir buluş yapmalarına yol açmış oldu.
Dahtıcum köyünde yıllardan beri her gün okul çocuklarım derse ça ğırmak için, tunçtan yapılmış bu eski çan çalınıyordu. Günün birinde, o bölgede den etlem e görevini yerine getiren bir eğitim müfettişi bu köy oku lunun çanına dikkatle bakınca, madenin üstünde çepeçevre oymalar gör dü: Tuhaf şekiller — ya d a yabancı yazılar— kazılıydı bu çanda
Bundan sonra, Dahtıcum çanı Tacikistan Tarih Enstitüsü’ne gönderil miştir. Orada incelemelerde bulunan uzmanların vardığı sonuçlar ilginçtir: Dahtıcum çanının yaşı, 2.000 yılı aşkındır; alt kısmını çelenk gibi süsleyen 17 simge ise, Hellen alfabesinin bir çeşidinden yazılardır. Bu tür Hellen alfabesi, 1. S. 3 üncü yüzyıla kadar hüküm süren Afganlı Kuhan hanedanı zamanında Afganistan’da kullanılmaktaydı.
— Yunanistandan Haberler, sayı: 405, 31.12.1965—
Siz ne dersiniz? “İlginç” bir haber değil mi? ya “kazılıydı bu Çanda”, ifadelerine ne dersiniz? Hele “Tür”, “ya da” “denet”, “eğitim”... gibi uy durmalar!
Yunan Elçiliğinin bu Bülten’iııi kim yazıyor? Yoksa Türkçe öğretmen lerinin “Kültür hocası” olarak ders verdiği İstanbul Rum Liselerinde Türkçe öğrenen Bizans gençlerinden biri mi? Eğer böyle ise Cumhuriyet devrinde Ekalliyet ve Ecnebi mekteplerinin kültür derslerine
karışmaklı-Bizim soracağımız husus şu: — Her iki kişi, 1934 Soyadı kanunu ile
ö ğ iitcü ve G ökçeli soyadlarını almışlar. Her halde bu kelimeler, her iki sinin aile lakabı olmalı. Bu iki yazıcı, yazılarında da köy, köylü hakkında bir şeyler geveleyip dururlar. Neden Osmanlı tarzında isimlenmek ve ta nınmaktan daha çok hoşlanıyor ve Anadolu Türklüğü belirtisi olan
ö ğ ü tçü ve G ökçeli... gibi adlara sahip bulunduklarını tıpkı N. N. gibi giz liyorlar. Ircılıkla ilgili bir Psikanalizcinin laboratuarında isim hukuku na mına iki gün cebren uyutularak tedavi edilmeleri mümkün olamaz mı aca ba!