• Sonuç bulunamadı

Muhsin Ertuğrul'a gelinceye kadar Türk tiyatrosu

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Muhsin Ertuğrul'a gelinceye kadar Türk tiyatrosu"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7

Geçen ay vefat eden büyük sanatçı Muhsin Ertuğrul, Türk tiyatrosu kurucularının başında gelen bir sima idi. Bu sayımızda onun tiyatro

tarihimizde yerini ve değerini anlatan iki yazı sunuyoruz.

Muhsin Ertuğrul’a gelinceye

kadar Türk tiyatrosu

O U L T A N Abdülmecid’in ilk zaman-^ larında Beyoğlu’nda ecnebi sefa­ retleri erkânının devam ettikleri sah- neli, locasız bir salondan ibaret olan Naum’un tiyatrosunda ara sıra Avrupa’ dan gelen küçük tiyatro grupları Fran­ sızca temsiller verir, bu eserlere İs­ tanbul’un kibar ve münevver kısmı da rağbet gösterirdi.

Bir müddet sonra Viyana’dan gelen bir opera heyeti Naum’un tiyatrosunda tem siller verm eye başlamıştı. Bunların arasında «B el Elen» operası fevkalâde rağbet görmüştü. O tarihlerde Harbiye, Tıbbiye, Kumbarahane mektepleri açıl­ dığı gibi merhum Necip Paşanın riya­ seti altında şimdi Teknik Üniversite olan binada bir de Müzikai Hümayun namıyle alaturka ve alafranga bir mu­ siki mektebi kurulmuş ve Enderunu Hümayunda musiki üstadı olan Ferah­ nak faslı sahibi Müsahip Şakir Ağa ile üstad Sadullah Ağa Türk musikisi mu­ allimliğine tayin edilmişlerdi. Necip Paşa Enderunda alaturka musikide kendini göstermiş bir musikişinas ol­ duğu gibi alafrangayı da Avrupa’da temsil ederek üstad olmuştu. Abdülme- cit, Abdülaziz ve Abdülhamid’in marş­ larını o bestelemişti. Sarayda hürmet­ le karşılanan bu sanatkâr

Abdülme-MÜSAHİPZADE CELÂL

cid’e İstanbul halkını meşgûl eden (B el Elen) operasını anlatmış, genç padişah görmek istemiş fakat Naum’un tiyatro­ suna gitmek imkânsız olduğundan Dol- mabahçe camiinin karşısındaki sebilin yanında bir saray tiyatrosu yapılması­ nı emretmişti. Az zamanda küçük bir kâgir tiyatro binası meydana gelmiş, sırmalı kadife koltuklar, yazdızlı tavan­ lar, localar Padişaha mahsus mükellef bir loca da hazırlanmıştı.

İSTANBUL’DA OPERA

Opera heyeti çağrılmış, erkânı dev­ let teşrifat sır asiyle vezirler ve ilâh... Muhtelif gecelerde tiyatroya davet edil­ mişti. Fakat bir müddet sonra cahil, mutaassıp bazı yobazların tiyatro aley­ hine yaptıkları dedikodular üzerine Şeyhülislamın tavsiyesiyle padişah ira­ desiyle tiyatro kapatılmıştı. Bu tiyat­ ro binası «sonra yıkılm ıştır» bugün ar­ sası yeşil saha olmuştur.

Abdülhamit zamanında Güllü Agop namında biri Gedikpaşa’da ahşap, bü­ yükçe bir tiyatro kurmuştu. Çuhacıyan namında bir bestekâr Leblebici Hor- hor’u «muzikai hümayun» müzisyenle­ rinden Haydar B ey Pem be Kız, Ana­ dolu Köy Düğünü operetlerini bestele­ miş ve bu eserler Gedikpaşa Tiyatro­

(2)

sunda Ermeni kadın ve erkek artistler tarafından oynanmıştı. Bu temsil heye­ ti içinde Necip Efendi namında bir Türk sanatkâr da vardı. Ahmet Mithat Efendinin Çerkez Özdenleri opereti oy­ nandığı gece İstanbul’da bulunan Çer- kezlerin milli kıyafetleri ile tiyatroya geliverişleri sarayı kuşkulandırdığın­ dan o gece oyun yasaklanmış, tiyatro da ertesi gece yıktırılmıştı.

YENİ BİR DENEME

Tiyatro, Galata caddesinde tekrar kendini göstermeye başlamış, Avrupa tiyatrosu ve Amreikan tiyatrosu diye iki tiyatro açılmıştı. Bunlarda yerli Rum ve Ermeni oyuncular tarafından

pandomima oynanır, kantocu kadınlar kanto söyler ve oynarlardı. Bunlar ti­ yatro değil birer kafe şantan gibi bir şeydi.

Abdürrezzak, Galata’da oynanan pandomimanın palyaçosunu ve orta oyunundaki kavukluyu birbirine karış­ tırarak kendine mahsus bir tip yarat­ mış ve «tuluat tiyatrosu»nu açmıştı. Bu çığırı K el Haşan takip etti.

Muhsin Ertuğrul, hakiki bir Türk ti­ yatrosunu meydana getirmek için arka- daşlarıyle beraber her türlü mahrumi­ yetler içinde çalışmış, tiyatromuzu bu­ günkü seviyeye yükseltmeye m uvaffak olmuş. Mesaisinin manevî mükâfatını da görmüştür.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Sonuç olarak medikal tedaviye rağmen tekrarlayan obstrüktif parotidit semptomları olan tüm olgularda pa- rotis bezi taşı ayırıcı tanıda düşünülmelidir. Tanıda

In other cases (embedding additional atoms in surface positions (Sİ29E6, Sİ38E6, Sİ59E12) correspond to a tetrahedral interstitial positions in bulk silicon, or

In AS after reduction annealing one can observe the absorption bands at 350 nm conditioned by Ce3+ ions, decrease of the 240-260 nm absorption bands related to Ce4+ ions,

[r]

When membranes prepared from rat brain slices previously treated with arecoline for 2 hours were used for receptor-ligand binding studies, the receptor numbers and binding

Grif- fith’ten beri yerleşmiş olan klasik sinema­ nın estetik öğeleri Godard tarafından ters­ yüz edilmiştir...” “..Godard, yeni bir estetik çizgiyi gerçekçiliğin

Beş bölümden oluşan kitabın diğer bölümlerinde ise Boğaziçi nde bugün mevcut olmayan yazlık sefaret binaları ile sadece birkaç tane kalmış olan bugünkü

Çeşitli başlıklarda yalan söyle- yen ve doğru söyleyen insanlardan toplanan bilgiler derin öğrenme teknikleriyle incelenerek yalancıları tespit ede- cek bir yapay