• Sonuç bulunamadı

Tasvir Sanatı'nın doğrudan doğruya ifade edemediği şeyler nedir?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tasvir Sanatı'nın doğrudan doğruya ifade edemediği şeyler nedir?"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

f

FELSEFE

v e

EDEBİYAT

4

V.- - - -- - - -

j

Onları bilvasıta ifade edemez mi ?

(İfa d e ) bahsinde şimdiye ka­ dar arzetmiş bulunduğumuz mülâhazalardan çıkarılabilecek bazı düsturları hulâsaten ihtar edeceğim ki bu makaleyi müta- lea edenlerin daima hatırında bulunsun ve bu bahsi tenvire yardım etsin.

(Estetik) unvanlı bir mühim eser vücude getirerek, yirminci asrın iptidalarından beri şöhreti A vru p a hududunu aşan İtalyan filozofu ve müverrihi (Benedet­ to Kroçe - Benedetto Croce),

(san ’at)ı, bütün insanlar için bir lisanı heyecan olarak tavsif ve tarif etmişti. Bu tarife göre de (estetik) i (ifade ilmi = la Seince de l’expression) diye te­ lâkki etmişti; vakıa bu telâkki

( 1 ) San’a tm envam a ve a k - sim am a göre ıstılahat konul -

m tuştur ve erbabınca m üttefi - han kabul olunm uştur. Bunu uzun uzadıya bahse katıştırmak tan ise o ıstılahları burada zik- rediverm ek daha iyidir ve el­ bette faidesi va rd ır; çünkü ıs­ tılah, üç beş cümle ü e tarif o-j

lunabilecek bir fikri, bir n a z a -, riycyi, bir ( m etod ) du bir keli- \ m e ile ihtar ve tayin ederek, in- j

sam, tarif mecburiyetinden rnüs !

taıjni bırakır. ( San’a — art ) \ evvelâ ikiye a yrılm ıştır: ( Güzel san'utlar = Beauxarts ) ve (a r t s industriels). B u kısmı san’atlar, makine, dinamo, te- !

les loop, mikroskop yapmak gibi j

münhasıran ilmi keşfiyattan dolmuştur-. Bunlardan maksat, (fonde — u tia ité) olduğu için estetik bunlarla aiâkadar d eğü- dir. Biz bu nevi smaatlaru (h ı r - f e t ) derdik. Halk ( zen a a t) di­ yor. Bunlar da (z e v k ) m evzu u - bahis olamaz. Güzel san’atlan da ı/tne ikiye ayırırlar: Biri (a r t e x p re ss if) diğeri de (a r t d éc o ra tif) dir. Bunların da Türkçede m uayyen mukabilleri y o k !. Yahut va r olduğundan be- ;

nim haberim y o k ! Bura da ( e x- 1

p r e s s if) b ir mâna ifade eden san’at ddmcktir. tkincisi, bir mâna ifade etm ek kasdile değil de yalnız tezyinat yani ( s ü s ) '

Y A Z A N :

F İL O Z O F

RIZA TEVFİK

31

ve bu görüş, büsbütün yeni d e -, ğildir: (1862) senesinde Fran-

j

sız mütehassısı (Ö jen Verun) (Yunan san’atına, zamanımız j san’atııun, ifadece çok faik ol­ duğunu isbat için) büyük bir vukuf ile yazılmış kıymetli bir kitap bastırmıştı: (1890) da dahi mükemmel bir (estetik) kitabı neşretmışti. Bu eserlerin­ de (ö je n Veron) da ayni iddia da bulunarak bütün san’at ve estetik meselelerini o noktai na­ zardan takdir etmek yolunu gös- teı-mişti. Bugün bu meseleler hakkında binlerce eserler var, ve hemen hepsi de san’atı umu­ mi bir lisam heyecan olarak te­ lâkki etmektedir, ö y le olunca (ifade) ve ifade tarzları bu

kabilinden yaşnlmış şeyler de­ mektir. M eselâ, sokak kapım tokmağının, insan eli şeklinde; elektrik lâmbasının bir manoir yo çiçeği suretimle yapılmış ol­ ması gibi!. (D a n s ) yani (r a k s ) da münahisıran, güzel ve ahenk­ li şekiller- ve hareketler göster - m ek için oynaman (b a l e t ), (d é ­ c o r a tif) dür. (Z e y b e k o y u n u ) ve (M o n o e — M e n u e t ), (e x p r e s s if) oyunlarmdandır. ( E xp ressif ) yu ni mânadar san’a tla n bir kaç nerf e daha, ayırırlar. ( Tasviri san at = art p ittoresqu e), yağlıbo­

ya, suluboya, fresko, pastel, ka­ rakalem, tarama gibileridir. Is­ tılah bahsinde ince eleyip, sik dokuyanlar karaludem ve tara­ ma ile yapılan resimlere ( arts gra p h iq u es) deyip ayrı b i r ­ sim f teşkil ediyorlar. B u kadar !

ince taksimat ehemmiyetsizdir. |

B ir de (a r t P la s tiq u e ) tâbiri va r ki, m ühimdir. Bu nun da \ Türkçcsı yoktur. B iy o lo ji ilm in- ;

de de pek kıymetli ıstılahlardan * 1

mephaste en mühim meseleyi teşkil eder. Onun içindir ki, bu bahsi iyiden iyiye kurcalamak istiyorum.

San’atla alâkadar olan kula­ ğımızla. gözümüzdür demiştim. Bunu bilmiyen yoktur. Kulağı­ mıza - daha doğrusu (sam ia) miza hitap eden lisanı heyecan, musikidir. Gözümüze hitap e- den, resim, yani (yağlıboya, su­ luboya, fresko, pastel, karaka­ lem, tarama ve envaıdır), bir de başlıbaşına bir (san ’at şubesi) olan heykeltraşlıktır. Bu san­ atların lisanile, musikininki büsbütün hususî ve büsbütün başkadır; ve bunların âdî lisa­ nımıza, yani her gün konuştu­ ğumuz lisana, kat’iyyen ihtiya­ cı yoktur. z

Resim lisanı, yalnız gözümü­ zün bir anda (yani aklımızın muhakemesine hacet bırak ım -! y a ra k !) idrâk edebileceği: (şe­ kil, çizgi, renk, gölge ve ziya) gibi vasıtalarla bize bir şeyin suretini tasvir edip, o suretin

(Sonu: sahife 6, Sütun 1 de)

evvelâ bu ( plâstik ) kelimesi

j Rum cam n (P la z m a ) lâfzından

I alınm ıştır; (P r o to p la z m a ) ve. (P la s t ic it é ) kelimeleri de on-

j

dan müştaktır. U z vî cisimlerin en mümtaz sıfatı olan bu ( plas- U s ite ) tâbiri, hamur gibi yusrn şak ve her şekle ve kalıba gir­ m eğe elverişli olan şey demek­ tir. B u kabiliyetin de belliboşh bir Türkçe mukabili yoktur. A - rapçadan oJvp kullanmakta bu ­ lunduğumuz ( tıynet ) kelimesi (ç a m u r gibi olmak) demek ol­ duğu içim., bu mânaya pek uyar­ d ı; lâkin biz onu ötedenberi baş ka mânada kullanmağa alışmış olduğumuzdan, ( plâstisite ) için başka bir kelime bulmak icap eder. B u hususî tâbirlerden m a- ‘ ada bir de ( art harmonique)d e ısır ki, yalnız musikiye tahsis « dikmiştir. Çünkü musiki hüne- ri gayet k a fi hesaba yöre a -,

henkler tertip edebilmektir,

j

Rumca m u s ii» — -*

(2)

L

FELSEFE v e ED EB İYAT

1

,

¿

Onları bilvasıta ifade edemez mi ?

2 — (Z a f e r . . = . yiktçûtejl

Jbh-

leykeltraşm ifade edebileceği bir

muvaffakiyet değildir, sanırız!, îîele (deniz muharebesi zaferi) diye tahsis edilmek lâzımgelirse iy büsbütün güçleşir. Maamafih yine ismi meçhul kalan bir Y u ­ nan heykeltraşı bunu pek dil­ ber ve mânadar bir surette ifa­ de etmeğe muvaffak olmuştur; eseri Pariste (Louvre) müzesin­ de mahfuzdur; mermerden yon­ tulmuş (eski zaman harp ka- ı dırgalarıııdan birinin yalnız "prova„sı, yani ön tarafının kü­ peştesi üzerinde bir kız heykeli var ki omuz başlar ında açık iki kartal kanadı ile uçmağa hazn-- lanmış bir vaziyette duruyor, ince tülden yapılmış bir (Y u ­ nan) kadın elbisesi de rüzgârın tesiıiîe bedenine yapışmış oldu­ ğu için pek mütenasip, ince ve nazenin bir viicudün bütün gü­ zelliklerini gösteriyor. Maatte­ essüf, dilber kolları ve başı kırılmış ve zayi olmuş; lâkin bu yegâne heykelin tarihi malûm : ve mazbut olduğıı gibi, o za­ mandan kalan eski meskûkât ii- zerirıde - tuğra makamında - bu heykelin h afif kabartma res­ mi var. O resimden anlaşıldığı­ na göre bu mermerden yontul­ muş kız heykelinin sağ eünde,

j

zaferi âleme ilân eden bir ince! uzun (bo ru ), sol elinde de za­ ferin deniz muharebesinde ka­ zanılmış olduğunu ima etmek i- çin küçük kıt’ada bir kadırga nümunesi varmış. Kızın açık | kanatlarile ileriye mail olan v a - ; ziyeti çok mânadardır. Adeta o i hareketile gemiye daha ziyade j hız verip süratli yürütmeğe mu­ vaffak oluyormuş gibi görünü­ yor. Bu fevkalâde heykel (za­ fer timsali) addedilerek bugün

YA ZAN i

F İL O Z O F ;

RIZA TEVFİK

32

-bile aynen kopye olunmaktadır. (Z a fe r) gibi bir vak’ayı en iyi ifade edebilen şey, bir şairin ka­ sidesi olabilirdi. Halbuki bu heykel her kasideden beliğ­ dir ( * ) .

3 — Bir başka Yunan heykel- traşı da (aksi şada) hâdisesini şu garip ve zarif bir surette ifa­ de etmiştir: B ir güzel peri krzr ayakta duruyor. Vüeudü biraz sol tarafa mail olduğu halde sol elini sol kulağının etrafına koy­ muş, gözleri hayran ve şen, sağ eli bedeninden biraz uzak ve a- Çik olarak helecan içinde etra­ fı dinliyor. E trafta da hiçbir şey yok!., işte (aksi şada) timsali bu, Fakat bunu ikiyle iki basit cümle ile tarife çalışmak başka, bizzat heykeli görmek büsbütün başkadır. Bu türlü heykellerin gerek eski eserlerde gerekse ye­ nilerde emsali pek çoktur. Y a l­ nız onların bir kısmım bile bu sütunlarda zikr ve tarife imkân

( * ) B u heykel, (S a la m i# ) a - (k m artarında - milâttan S06

sene evve l kazanılmış bir deniz muharebesi münasebelile yapıl­ mış bir âbide idi. 0 zaman K ıb-1 m adaştım v e civanım hâkim

olan (A n tig o n ü s — A n tig o n ü s) ün oğlu ( beldeler fetheden) un-I

vm dı ( D im itriyü s = D em etri­

u s ), Büyük İskender den sonra M ısır padişahı olan ( B ir im i Batelm yus — Ptolem öe I . ) ile |

(S a la m is ) adası sularında m u - i

har ebe etm iş ve parlak bir m u- \ zafferiyet kazanmıştı. Babası (A n t i g o n ü s ), kendi hükümeti dairesinde olan (S em adrek =

Samothrace) adasındaki m abe­ din önüne - bu zaferden dolayı

arzı şükranı iğin - bu güzel âbi­

deyi yaptırmıştı.

yok gibidir. Tariften ziyade e- seri görmek ve tetebbu etmekle hünerin derecesi takdir edilebi­ lir. M aamafih muasırlarımızdan olan ve bu makalede ismi geçen (Roden) in eserlerinden de bir iki misale işaretle iktifa edece-gım.

Bu meşhur heykeltraş - ki mesleğinde (realizm ) usulünün dâhi üstadı idi!.. - (F ik ir la pensée) yani (düşünce) yi bir heykel suretinde temsil edebil­ miştir: Epeyce büyük bir kıt’a- da ve henüz yontulmamış bir mermer külçesinin üst tarafını yontarak bir kız başı yapmış. Bu kızın başında, yağmurluk kukulâta veyahut H arbi Um u­ mîde kullandığımız asker serpu­ şu (yani kabalak':.) ğ b i birşey var, fakat çehresinde hiçbıı -ğz gi ve bir hareket emaresi yok!.. Yalnız kuvvetli gözleri ! biraz aşağıya mail olduğu halde 1 bir noktai mevhuma dalmış, dünyadan bihaber, öyle bakıp duruyor. Heykel de bundan iba­ ret. Pürtüklü ve hiç yontulmamış koca bir taş içinden fır layıp çık­ mış gibi bir dalgın insan başı!, işte (fik ir) in yani alelıtlak bir düşüncenin müphem bir sürü (intibaat = impressions) bulu­ tu masından bir (fik ir) in do­ ğup taayyün etmesini (Roden) bu suretle ifade etmiştir ki cid­ den takdir edilecek bir eserdir. Hattâ bütün o taş külçesini öy­ le tabiî halile bırakmış olması bile pek mânadardır. Benim ken­ di anlayışıma göre tefsirimce, o yontulmamış kısmı - henüz bir şekli makide gineremiş olan in- tibaatımızı pek güzel temsil e- der. Bu artistin düşünen a- dam = le penseur) isimli hey­ keli ve bit grup halinde yapmış olduğu (K ale şehrinin burjuva­ ları = Les bourgeois de Calais) si pek meşhur şaheserlerden ol­ duğu için zikrile iktifa ediyo­ rum.

Yağlıboya ile yapılmış tab­ lolardan misal getirmek için fihrist yapsam kitaplar doldu - rurdum. Yalnız (intibah —

Re-( S o n u s a y fa 5 sü tu n 7 de}

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

çeşitli kısımlarının veya onlardan elde edilen etkili maddelerin dahilen veya haricen insan ve hayvanlarda görülen hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkilere Tıbbi

Olgumuzda da ellerin tenar ve hipotenar kısımlarında, el bilekleri iç yüzü ve ayakların plantar medialinde yerleşen küçük, sert, parlak sarı renkli hiperkeratotik

Horizontal göz hareketlerinin düzenlendiği inferior pons tegmentumundaki paramedyan pontin retiküler formasyon, mediyal longitidunal fasikül ve altıncı kraniyal sinir nükleusu

En az yüz yıllık perspektifi olan; Bir Kuşak - Bir Yol Projesinin, Asya, Afrika ve Avrupa’yı kara deniz ve demiryolları ile entegre edeceği, projenin hat üzerinde bulunan

Pürtüklü Semender Dünyada insan faaliyetlerinden en çok etkilenen canlı grubu iki yaşamlılar.. Tüm dünyada yaşayan türlerin %40’ının soyu tehlike altında

Anahtar Kelimeler: Bulanık k¨ume, sezgisel bulanık k¨ume, neutrosophic k¨ume, topo- lojik uzay, neutrosophic topolojik uzay, neutrosophic fonksiyon, neutrosophic biles¸ke

Bu çalışmanın amacı, uçucu kül ve silis dumanının farklı oranlarda mineral katkı olarak kullanıldığı kendiliğinden yerleşen harçların mekanik ve

Tez çalışmasında dünyada ve Türkiye‟de film gösterimi yapılan mekânların tarihi gelişimi, kent kültürü içinde sinema olgusu, seyircinin filmi sinemada