• Sonuç bulunamadı

Yıldız Alpar Emiroğlu'nun okulu AKM'de düzenlenen bir resitalle 50. yılını kutladı:baleye adanmış bir yaşam:Sakızgülü Sokağı'nın Yıldız Abla'sı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yıldız Alpar Emiroğlu'nun okulu AKM'de düzenlenen bir resitalle 50. yılını kutladı:baleye adanmış bir yaşam:Sakızgülü Sokağı'nın Yıldız Abla'sı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAYFA CUMHURİYET

1 4

KULTUR

[email protected]

Yıldız Alpar Emiroğlu’n m okulu AKM’de düzenlenen bir resitalle 50. yılını kutladı

l j

aleye adanmış bir yaşam

AYŞE EMEL MESCİ____________________

“Hekim olsam, reçeteme önce bale yazardım.”

“Sanat, insan duygularının, özlemlerinin, tutkularının, korkularının yüceltildiği bir ifade biçimidir. Söz, müzik, şekil, renk ve dans da bu ifade biçiminin araçtandır. En ilkel insan da en uygar insan da, tarihin her çağında iç âlemine ulaşmaya çalışmıştır. Bu yücelme ve bu ilişki kurma çabası gerçekte doğal bir ihtiyaçtır. Bu nedenle evrenseldir. Her çağ, her toplum, her kişi için geçerlidir. Dans da tüm sanat dallarının doruğunda bir sanatlar yücesidir.”

Türk balesinin duayenlerinden Yıldız Alpar Emiroğlu böyle diyor. Bugüne dek okulunda yüzlerce öğrenci yetiştiren Yıldız Hoca’nın bale sanatına yaptığı hizmetler okulun 50. yılım kutlama gecesinde Ingiliz Konsolos yardımcısı

Barry Breary’nin verdiği Ingiliz Kraliyet Dans

Akademisi’nin onur plaketiyle uluslararası düzeyde de ödüllendirildi.

Evet, 50 yıl, dile kolay... Yıldız Alpar Bale Okulu 13 Haziran’da AKM’de düzenlenen bir resitalle 50. yılını kutladı. Yusuf Kulca, Prof. Dr. Jak

Deleon, Koreograf Geyş an McMillen, Balerin Hülya Aksular’m konuşmacı olarak

katıldıkları geceye, Antalya Devlet Opera ve Balesi, koreografisini Oktay

Keresteci’nin gerçekleştirdiği “Yoz Döngü”yle konuk oldu.

Türkiye gibi, kuramlarda süreklilik ve istikran sağlamakta genellikle zorlanan bir ülkede, bir dans okulunu 50 yıl boyunca hep yukanya doğra yükselen bir çizgide sürdürmek çok önemli bir başan. Bu başannın sahibi Türk balesinin duayeni Yıldız Alpar Emiroğlu’yla Kadıköy Sakızgülü Sokağı’ndaki okulunda sanat üzerine söyleştik...

Tm

balesinin

duayenlerinden

Yıldız Alpar

Emiroğlıı, bale

sanatına yaptığı

hizmetler nedeniyle

-

gecede, İngiliz

Kraliyet Dans

Akademisi’nce

onur plaketiyle

ödüllendirildi.

P

O RTRE

/YILDIZ ALPAR EMlROGLU

5

4

-1931 yılında İstanbul’da doğdu. 1943 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı ’ nda piyano bölümüne devam ederken, o tarihte konservatuvarda Lidya Krassa Arzumanova yönetimindeki bale bölümü açılınca, eğitimine 1949 yılına kadar bale öğrencisi olarak devam etti. Aynı yıl, çalışmaları Fransız Konsolosluğu Kültür Ataşeliği’nce

değerlendirilen sanatçı, kendisine tanınan özel bursla Fransa’ya gitti. Paris Opera ve Balesi’nde o tarihte açılan yüksek ihtisas bale kurslarına devam ederek başan ile mezun oldu. Paris’te kaldığı süre içinde Serge

Lifar ile çalıştı. 1952’de

Türkiye’ye dönünce İstanbul’da Taksim Sıraserviler’de ülkemizin ilk özel bale okulunu açtı.

1953 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ilk kişisel bale resitalini verdi. Yıldız Alpar aynı zamanda, Haldun

Dormen ile tiyatro çalışm alannda da bulundu. 1964’te Kadıköy’ün ilk bale okulu olan Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı “Yddız A lpar Özel Bale, M üzik ve Tiyatro O kulu” nu kurdu. Çalışmalan ile gerek Ankara, gerekse İstanbul Devlet Opera ve

Balesi’ne ve konservatuvarlaıına eleman kazandırmaktadır. Yıldız Alpar, Paris, Londra, Viyana ve AB D ’de sanat merkezlerinde çeşitli seminer ve geliştirme kurslarına katılmış, araştırma ve çalışmalar yapmıştır. 1992 ’de Ingiliz Kraliyet Dans Akademisi tarafından dünyada iki kişiye verilmiş olan, baleye katkıları ve başarılarından dolayı Özel Onur Ö dülü’ne layık görülmüştür. Halen kurmuş olduğu Bale M üzik Tiyatro O kulu’nda yöneticilik ve

öğretmenlik yapmaktadır.

Sakızgülü Sokağı

n

Yıldız Alpar, İngiliz Konsolos Yardımcısı Barry Breary’den ödülünü alırken..

F

'ıldız Alpar Bale Okulu’nun 50. yılım kutladınız. Neler his­ sediyorsunuz?

YILDIZ ALPAR EMİROĞLU

-Her şeyden önce, bir bale misyone­ ri olarak görevimi eksiksiz yaptığı­ ma inanıyorum. 50 yılın her yılı, hatta her günü bale adma büyük öz­ verilerle geçti. Şikâyetçi miyim? Tabii ki hayır! Bale adımlarıyla yü­ rünmüş, bale hareketleriyle canlan­ dırılmış bir yaşam söz konusu bu­ rada. Var olmanın vazgeçilmez un­ sura olan baleyi yarım yüzyıl boyun­ ca başımın üzerinde taşımanın gu­ rurunu yaşadım o gece.

- Okul kaç yılında açıldı? EMİROĞLU -Eylül 1964’te açıl­

dı Yıldız Alper Bale Dersanesi; ilk gün tam dokuz öğrenci kayıt yap­ tırmıştı. Bir de piyanistim vardı, ça­ lışmaları birlikte sürdürüyorduk. Ama mutluluğumuz uzun sürmedi ve bu eski ama sevimli bina (yeri­ ne başka bir inşaat yapılmak üzere) yıkıldı.

Sakızgülü’nden ayrılmak istemi­ yordum; sokağın “Yıldız Ablası” olmuştum gençlerin gözünde. Ama kısa bir süre için başka yerde şube açmak zorundaydım. Bu şube Şifa Sokağı’ndaydı. İkinci Dünya Sava­ şı yıllarında inşa edilmiş, Kalamış Koyu’na bakan bahçesi melek hey­ kelleri ve fıskiyeli havuzla süslü iki katlı bir yapı. Bu binada “T.C. Mil­

li Eğitim Bakanlığı İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Yıldız Al­ par Bale- Müzik-Tiyatro Kursları”

olarak eğitim vermeye başladık. Kü­ çük bir konservatuvar oluşturmuş­ tuk; Orhan Borar keman, Rana Erk-

san piyano bölümünü yönetiyordu. - 50 yılda dans ve Türkiye’de ne­ ler değişti ve gelişti?

EMİROĞLU - Türk balesi hak-

kındaki görüşlerim, bu yüce sana­ tın 50 yılda müthiş yol aldığı doğ­ rultusunda gelişiyor. Şöyle ki, Da-

me Ninette de Valois ile başlayan

••

Uzun ince bir y o l

Âşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yol’unu yaşayanlara

anlatmak gereksiz; o yolu bilmeyenlerse zaten anlayamaz. Som altın bir yoldur bu ve her kilometretaşında “sanat” yazar: Resim, heykel, müzik, tiyatro, bale, çileler ve güzelliklerle nakışlı bu yolun “bale” başlıklı kilometretaşma mühür nakışlamaya 60 yıl önce başladım. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin (kuruluştan geleceğe uzanan) Atatürkçü aydınlığında yerimi aldım ve önce bale öğrencisi, sonra bale sanatçısı, sonunda bale öğretmeni olarak “Uzun İnce Yol”a beyin, beden ve yürek adadım. Yalnız yürünmedi “yol”., öncü ustalarından doğan ışıkla yıkandım, arındım, beslendim, sonra aynı ışığı -kutsal bir emaneti devreder gibi- ellerinden tuttuğum çocuklanma ilettim. Birlikte sürdürdük “bale” adlı onca güzel1

ama zor uğraşı. “Uzun İnce Yol”un bale taşına nakışladığım mühür, sahne ışıklarıyla bezendi ve açtığımız her perde, attığımız her adım çağdaş evrensel uygarlık tablosunda yerini aldı. Gönülden gönüle uzanan bir “aşk ışını”dır Âşık Veysel'in “Uzun İnce Bir Yol”u.. ve benim için bu aşk, “bale” adlı yüce sanatın varlığında can buldu.

*

‘Balenin geleceği çağdaş Türkiye’nin geleceğidir; birbirinden ayrılmaz.”

Devlet Balesi serüveni, çok kısa sü­ re içinde serüvenden girişime dönüş­ tü. İstanbul’da Yeşilköy Pansiyon­ lu tlkokulu’nda ilk adımlarını atan bale öğrencileri Devlet Konservatu­ arı Bale Bölümü’nün açılmasıyla Ankara’ya taşındı ve eğitimlerini başanyla noktalayarak Devlet Ba- lesi’nin ilk kadrosunu oluşturdular. Ankara Devlet Balesi’ni İstanbul, İz­ mir, Antalya ve (aralarında özel top­ lantılar da olmak üzere) niceleri iz­ ledi. Ama şunu da unutmamak şart: Ninette de Valois Türkiye’ye çağ­ rılmadan önce de ülkemizde bale eğitimi vardı. Beyaz Ruslar özel ba­ le kursları açmışlardı ve en önem­ lileri benim de hocam olan Lydia

Krassa Arzumanova'ydı.

- RAD’ın verdiği ödül

hakkında-ki düşünceleriniz?

EMİROĞLU - Royal Academy

of Dance (RAD) Başkanlık Ödülü, özelde Türk balesine, genelde dün­ ya balesine 50 yıllık katılım nede­ niyle verildi. Resital sırasında ko­ nuşan İngiliz diplomat, bu ödülün bu yıl yalnızca beş kişiye verildiği­ ni açıkladı ve Türkiye adına gurur duydum.

- Türkiye’de iyi dansçdar yetişme­ si için yeterli eğitim yapılıyor mu?

EMİROĞLU - Balenin geleceği

çağdaş Türkiye’nin geleceğidir; bir­ birinden ayrılmaz. Türkiye’de ba­ leye ilginin giderek arttığına, bale­ nin tanındıkça sevildiğine tanık olu­ yorum. Bu sevginin giderek yay­ gınlaşmasında bale eğitiminin payı büyük kuşkusuz. Yürekten devam,

nitelikli bale okullarının hızla çoğal­ ması...

- Avrupa Birliği’ne girme hazırlı­ ğı yapıldığı şu sıra balenin enternas­ yonal dili olan bir sanat olduğu dü­ şünülürse Avrupa’ya açılımı nasıl olmalı?

EMİROĞLU - Bale dili evren­ seldir; uluslararası sanatsal iletişi­ min ortak paydasını oluşturur. Es­ tetik çıtasının son derece yüksek ol­ duğu da önemli bir artı. Avrupa Bir­ liği’ne girme hazırlıklarına Türk balesini dahil etmemiz şart kanım­ ca.

- Devlet ve Bale ilişkisini anlatır mı­ sınız? 50 yılda kaç öğrenci yetişti ve kimler destek verdi?

EMİROĞLU - 50 yılda sayısız öğrenci yetiştirdim; öğrencilerimin

arasmda hocalığa yükselip kendi öğrencilerini yetiştirenler var. Ge­ ometrik olarak büyüyen bir sevgi ağı bu, sayılarla ölçülemez. En bü­ yük desteği yine öğrencilerimden, velilerimden ve izleyicilerden al­ dım. Attığım her adımı paylaşan sevgili eşim Mimar Yalçm Emiroğ-

lu’na da gönül borcum sonsuz. Ama

yine gönül isterdi ki, 70 yılda dev adımlar atan Türkiye Cumhuriyeti, baleye devlet desteğini arttırsın, Türk balesini dünya platformunun üst basamaklanna taşısın. Bu ara­ da destekleriyle beni onurlandıran Sayın Kültür Bakanı İstemihan Ta-

lay’a, Sayın Çalışma ve Sosyal Gü­

venlik Bakanı Yaşar Okuyan’a ve Sayın Milli Eğitim Bakanı Metin

Bostancıoğlu’na teşekkür ederim.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Toplu musiki hayatına, 1923-1924 yıllarında Polis Müdüriyeti Parmak İzi Kısırımda Süreyya Bey’in idaresi altında kanuni Hacı Arif Bey’in küçük oğlu

Bu çalışmada yoğun bakımda bakteriyal ve viral menenjitli hastalarda serum iyonize kalsiyum (iKAL) düzeyinin, yoğun bakıma geldiklerindeki ve süperenfeksiyon

Ayak bileğinin anterolateral instabilitesi; superior peroneal retinakulumun gevşekliği, peroneal tendon subluksasyonu ve peroneus brevis tendonunun ayrışması ile

1942 yılında Ulvi Cemal Erkinin eşi Ferhunde Erkin için bestelediği piyano konçertosunun ilk çalmışını dinleyenler... Haşan Ali Yücel, başbakanın eşi

Al- though the Japanese policy makers did not reach a full consensus with other regional actors on solving human security issues, these various ef- forts made by Japan should be

Şair Abdülhak Hamit Tarhan'ın da modellik yaptığı Abdülmecid Efendinin 'nü' tablosu (üstte) yeni açılan köşkte (altta) sergileniyor..

Toraks ult- rasonografisi (USG)’nde, sağ hemitoraksta kitle ya da atelek- taziyle uyumlu olabilecek görünüm ve komşuluğunda 7 cm kalınlıkta yoğun içerikli plevral

Haluk Eraksoy, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Çapa, İstanbul, Türkiye..