• Sonuç bulunamadı

Okur mektupları:Şevket Rado'ya

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Okur mektupları:Şevket Rado'ya"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

YABANCI YAYINLAR

T1

£

605 yaparken de hemen her zaman ezilenin, ¿ay­

rının, karaderilinin haklarını savunuyor. Ama çözüm yolunu hiç göstermiyor. Hatta çözüm yok­ muş gibi davranıyor. Bu öyküleri yazdığı yıl­ larda Norman Mailer sol ve aşırı sol devinim­ lerin yanındaydı. Ama bugün kendisinin açık­ ladığı gibi “ tutucu sol” diyebileceğimiz biri dü­ şüncede.

Seferis’in Günlüğü

Yunan şairi Georges Seferis 1971’de öl­ müştü. Bugün, arkasında, yayımlanmamış bir­ çok yapıt bıraktığı anlaşılıyor. Bunların içinde I925’ten beri tutmuş olduğu günlük geçenlerde Yunanistan’da yayımlandı, başka dillere de çev­ rildi. Ayrıca Seferis’in kendi resimlediği çocuk şiirleri, kabarık bir deneme dosyası var. Bir de roman: Akropol'da Altı Gece.

V. Alexakis, söz konusu günlük üstüne yazdığı yazıda özetle şunları diyor:

Seferis I963’te Nobel ödülünü almıştı. Yunan dışişlerinde görevliydi. Ama günlüğünde diplomatik görevinden hemen hiç söz etmi­ yor. Yalnız bakanlıkta rastladığı memurlardan hiç hoşlanmadığını söylemekle yetiniyor. 1948’de görevle gönderildiği Ankara üstüne izlenimle­ rinden Seferis’in bu kenti fazla sevmediği anla­ şılıyor. Ama günlüğün en ilginç yerlerinden biri İzmir üstüne izlenimlerim yazdığı sayfalardır. Seferis İzmir’de doğmuş. Şiirsel imgelerle anla­ tıyor İzmir’i. On dört yaşındayken ayrılmış. Ama İzmir o eski İzmir değil artık onun gözün­ de. Çocukluk izlenimlerinin tekini bile bulamı­ yor. “ İzmir yolculuğu benim için tam bir başarı­ sızlık oldu” diyor. Sonra, yine görevle, Londra’ya gidiyor. Orda da sıkılıyor.

Günlükte en çok ele alınan konu şiir. “ Şuncacık şiiri yazmak için çok zaman, çok çile gerekiyor.” Böyle diyor. Günlüğü de, yazma alışkanlığını yitirmemek için tutmuş. Her gün bir şeyler yazmak için, asıl sanatını sürekli beslemek için en elverişli uğraşın günlük tutmak olduğu kanısında.

Bir de boş sayfa var günlükte. Genç ya­ şında ölen kardeşinin anısı için boş bırakmış o sayfayı.

C. SÜREYA

İskenderun'dan bir oku­ rumuz, Sayın Cavit Göğüs, Şevket Rado’nun “ Hayat” der­ gisinin 28 şubat 1974 günlü 10. sayısında çıkan “ Vatandaş Dediğimizi Anlamazsa—” baş­ lıklı yazısıyla ilgili olarak Rado'ya bir mektup göndermiş ve durumu Kurumumuza da bil­ dirmiştir. Sayın Cavit Göğüş’üu Şevket Rado’ya yazdığı mektu­ bu olduğu gibi yayımlıyoruz:

Sayın Rado,

Sizi her hafta Türkiye’de daha iyisi ol­ madığı için ailece okuduğumuz Hayat mec­ muasındaki köşenizden, yıllar öncesi beğene­ rek okumuş olduğum bir kitabınızdan da ta­ nırım.

Son yıllarda yazılarınızı, genellikle oku­ muyordum, bir göz atıp geçebilecek ölçüde önemsiz saydığım konuları dertsindiğiniz, iş­ lediğiniz için!..

Bu hafta öyle olmadı. Tahammül sınırını geçtiniz ve suç benim değil...

Ben 45 yaşındayım, yüksek teknik öğre­ nim gördüm, işimin dışında radyo dinlemeye, gazete, kitap okumaya ve yazı yazmaya çalış­ maktayım.

Gerek iş arkadaşlarım arasında, gerekse çeşitli halk kesimlerinde, oluşan, beliren ve su yüzüne çıkan radyo ve televizyon dilini anla­ yamama diye bir sorun olduğunu, yazmızı okuyuncaya değin duymadım, okumadım!

Anılan yazınızın ikinci bölümünde an­ lamadığınız tümcenin - Arapça, Farsça ve

(2)

606

OKUR MEKTUPLARI

Fransızca karışımı - sizin konuşulan Türkçe dediğiniz dile çevirisi: “Bu fonksiyonun hu­ susi müteşebbislik üzerindeki tesiri menfidir. Çünkü her müessesenin teşvik ettirilmesi yerine, belli sanayilerin teşvikine teveccüh edilmek­ tedir.” biçiminde olacaktır, şimdi beğendi­ niz mi? Anlayacak mı bu tümceyi ilkokul, ortaokul, lise öğrencileri ve de halk çocuğu?.. Siz ve Burhan Felek anlarsınız ya, yeter mi?..

Olmuyor Sayın Rado, uzanamıyorsunuz, koşamıyorsunuz, yetişemiyorsunuz, pis deme­ yin, kötülemeyin iyi yolda olanları!..

Siz ve sizin gibiler, Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı Ömer Asım Aksoy’u örnek

alın, amaçlayın ona yetişmeyi, çok değil iki üç ay içinde beş yüz kadar öz Türkçe sözcük öğrenince, siz de beğenmeyeceksiniz bu kar­ maşık Türkçeyi...

Çocuğu da, yaşlısı da, gençliğin ve ço­ ğunluğun dilini öğrenmeye zorunludur, bu nedenle çok çalışmalıdır...

Yaşam ve yaşama, ileri gitmeyi gerektirir, durmayı gerilemeyi değil...

Saygılarımla 1.3.1974

Gavit GÖĞÜŞ

(İskenderun)

□ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ D

T Ü R K D İL İ N İ N A B O N E V E S A T I Ş K O Ş U L L A R I

TÜRK DİLİ’nin yıllığı 40, altı aylığı 20 lira; öğretmen ve öğrencilere yıllığı 30, altı aylığı 15 lira; dış ülkeler için yıllığı 10 dolardır.

Öğretmen ve öğrenciler, dergilerinin okul adresleri dışında bir adrese gönderilmesini isterlerse, öğretmen ya da öğrenci olduklarını gösterir bir belgeyi abone istekleriyle bir­ likte Türk Dil Kurumuna göndermelidirler.

Okurlarımız zaman zaman TÜRK DİLİ’nin geçmiş sayılarını istemektedirler. Der­ gimizin eski sayılarından kimileri tükenmiştir, kimilerinden ise pek az kalmıştır. Bu yüzden, tükenen ve pek az kalan sayılarımızla ilgili istekleri yerine getiremiyoruz.

Öte yandan, TÜRK DİLİ’nin satışta bulunan geçmiş sayılarının da fiyatı 5 lira olmuştur. Bundan sonra üst fiyatı ne olursa olsun, dergimizin eski olağan sayıları 5 liradan, özel sayıları da 15 liradan satılacaktır. TÜRK DİLİ’nin geçmiş sayılarını isteyen okurlarımızın bu durumu göz önüne almalarını dileriz.

□ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ D

RUHBİLİM TERİMLERİ SÖ ZLÜ ĞÜ

Dr. Mithat Enç 15 lira

□ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ □ D

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Foto:120- Ebû Said Bahadır Han'ın sikkesi Mardin Sürekli Definesi, Arka Yüz Görünüşü Foto:121- Ebû Said Bahadır Han'ın sikkesi Amasya Müzesi Env.. Arka Yüz Görünüşü

Mazııl sadra­ zamların topkapı sarayı haricindeki ba­ lıkhane mevkiine gönderilerek sadir ola­ cak iradeye göre nefi veya katli icra olunmak adet olduğundan

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha

Karbonun en çok bilinen allotropları elmas, gra- fit ve amorf karbon hakkında konuştuktan sonra ya- kın zamanlarda bulunan ve doğada saf olarak büyük miktarlarda bulunmayan

Namık Kemal Magusa yolunday­ ken, İstanbul’da «Vatan yahut Si­ listre» piyesi oynanıyordu.. Günah oyunda değil,

1980’li yıllarda “Çağdaş Türk Resminde Figür” üzerine araştırmalar yapan Fuat Acaroğlu, genç — kuşak sanatçıları arasında sıkça tartışılan

Cemiyetine sorarak tenevvür edeceği yerde tezyifkâr bir üslûpla yazılmış, ilm i kıymetten âri bir ma­ kale neşreden ve memleketteki bü­ tün tarih

aylarda plazma kökenli hepatit B afl›s› (Hevac B, Pasteur Institute, Fransa) veya rekombinant DNA hepatit B afl›s› (Engerix B, SmithKline Biologicals, Belçika) ile