• Sonuç bulunamadı

Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’ndeki su, sediment ve bazı balıklardaki ağır metal birikiminin incelenmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’ndeki su, sediment ve bazı balıklardaki ağır metal birikiminin incelenmesi"

Copied!
159
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DİCLE NEHRİ’NİN ILISU BARAJ GÖL BÖLGESİ’NDEKİ SU,

SEDİMENT VE BAZI BALIKLARDAKİ AĞIR METAL

BİRİKİMİNİN İNCELENMESİ

Emel KAÇAR

DOKTORA TEZİ

BİYOLOJİ ANABİLİM DALI

DİYARBAKIR Şubat - 2015

(2)

pEN

eiriN4rpni

pxsrirusu

rrauounrucU

DiYARBAKIR

Emel KAQAR tarafindan yaprlan "Dicle Nehri'nin Ihsu Baraj G<il B6lgesi'ndeki Su,

Sediment veBazt Bahklardaki A[rr Metal Birikiminin incelenmesi" konJu bu galgma,

jiirimiz tarafindan Biyoloji Anabilim Dahnda DOKTORA tezi

olarak kabul edilmistir.

r.. . .'..

JUn Uvesmrn

Unvam

&LSqyAdl

Baqkan: Prof. Dr. Erhan CntfU

Uye

uy"

uy"

uy"

Prof. Dr. Frrat AYDfN

Dog. Dr. Htilya KARADEDE AKIN (Damqman)

Dog. Dr. S. Ahmet OYMAK

Dog. Dr. Aysel BEKI.EYEN

Tez Savunma Srnavr

Tarihi::

12/0212015

Yukandakii bilgilerin doSrululunu onaylanm.

.../...t20r..

Dog. Dr. Mehmet YILDIRIM

ENSTITU vTUoUnU ( MUHUR )

(3)

I

tutan, yardımlarını esirgemeyen, cesaretlendiren ve yol gösteren her daim yakın ilgi ve desteğini gördüğüm danışman hocam Sayın Doç. Dr. Hülya KARADEDE AKIN’a,

Bu çalışmanın tez konusu olarak seçimimde, devamında ve sonuçlandırılmasında bana yol gösteren, tezimin her aşamasında bilgilerini ve yardımlarını esirgemeyen değerli hocam Sayın Prof. Dr. Erhan ÜNLÜ’ye,

Tezimin deney aşamasında değerli bilgilerini aktaran, soru ve eleştirileriyle katkıda bulunan Sayın Prof. Dr. Fırat AYDIN’a,

Çalışmamın her aşamasında bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım, arazi ve laboratuar çalışmalarında büyük yardımlarını gördüğüm Dr. Tarık ÇĠÇEK’e,

ICP-MS ve AAS’de ağır metal analizlerinin yapılmasında emeği geçen Uzman Ġsmail YENER ve Serhat UZAN’a,

Doktora tez çalışmamın her aşamasında yardımlarıyla beni destekleyen Arş. Gör. Pelin UĞURLU, Arş. Gör. Hacer KAYHAN, Uzman Dr. Alevcan KAPLAN ve Veysi KIZMAZ ile Biyoloji ve Kimya Bölümündeki tüm arkadaşlarıma,

Hayatımın her safhasında yanımda olan, attığım her adımda desteklerini, anlayış ve sevgilerini eksik etmeyen değerli aileme, göstermiş olduğum sabır ve özveriden dolayı kendime ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Son olarak çalışmamıza vermiş olduğu maddi destekten dolayı Dicle Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü’ne (DÜBAP/13-FF-76) ve Mikrodalga çözünürleştirme işlemleri ile ICP-MS, AAS ağır metal analizlerinin yapıldığı Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne (DÜBTAM) teşekkür ederim.

(4)

II

TEŞEKKÜR ... I

İÇİNDEKİLER... II ÖZET... IV ABSTRACT... VI ÇİZELGE LİSTESİ... VIII ŞEKİL LİSTESİ... XI KISALTMA VE SİMGELER... XII

1. GİRİŞ... 1

2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR... 5

2.1. Ağır Metaller ve Genel Özellikleri... 5

2.2. Su ve Sedimentte Ağır Metal Birikimi... 6

2.3. Ağır Metallerin Balıklar Tarafından Alınımı ve Birikim Mekanizmaları... 10

2.4. Ilısu Baraj Göl Bölgesinde Çalışılan Balık Türleri ve Özellikleri... 12

2.5. Konu Kapsamıyla Ġlgili Literatür Bilgisi... 15

3. MATERYAL VE METOT... 21

3.1. Çalışma Alanının Genel Özellikleri... 21

3.2. Arazide Yapılan Ġşlemler ve Örneklerin Laboratuara Getirilmesi... 25

3.3. Laboratuarda Yapılan işlemler... 25

3.3.1. Su Örneklerinin Analize Hazırlanması ve ICP-MS’te Okutulması... 25

3.3.2. Sediment Örneklerinin Analize Hazırlanması ve AAS’de Okutulması... 26

3.3.3. Balık Örneklerinde Yapılan Ġşlemler... 28

3.3.3.1. Boy ve Ağırlık Ölçümleri... 28

3.3.3.2. Yaş Tayini... 28

3.3.3.3. Balık Örneklerinin Analize Hazırlanması ve ICP-MS’te Okutulması... 31

(5)

III

4.2. Çalışılan Lokalite Sularında Ölçülen Ağır Metal Konsantrasyonu... 36

4.3. Çalışılan Lokalite Sedimentlerinde Ölçülen Ağır Metal Konsantrasyonu... 39

4.4. Çalışılan Balıklardaki Ağır Metal Birikimi... 47

4.4.1. Cyprinion macrostomum’da Ağır Metal Birikimi... 47

4.4.2. Chondrostoma regium’da Ağır Metal Birikimi... 50

4.4.3. Capoeta trutta’da Ağır Metal Birikimi... 53

4.5. Lokalitelere Göre Balıklardaki Ağır Metal Birikiminin Ġncelenmesi... 56

4.6. Balık Dokularında Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 60

4.6.1. Cyprinion macrostomum’un Dokularındaki Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 61

4.6.2. Chondrostama regium’un Dokularındaki Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 75

4.6.3. Capoeta trutta’nın Dokularındaki Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 90

4.7. Lokalitelere Göre Balıklarda Mevsimsel Ağır Metal Birikiminin Ġncelenmesi... 105

4.7.1. Ilısu Barajı’ndaki Balık Türlerinde Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 105

4.7.2. Hasankeyf’deki Balık Türlerinde Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 109

4.7.3. Batman Barajı’ndaki Balık Türlerinde Mevsimsel Ağır Metal Birikimi... 113

5. TARTIŞMA VE SONUÇ... 117 6. KAYNAKLAR... 131 ÖZGEÇMİŞ... 143

(6)

IV

DĠCLE NEHRĠ’NĠN ILISU BARAJ GÖL BÖLGESĠ’NDEKĠ SU, SEDĠMENT VE BAZI BALIKLARDAKĠ AĞIR METAL BĠRĠKĠMĠNĠN ĠNCELENMESĠ

DOKTORA TEZĠ Emel KAÇAR DĠCLE ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

BĠYOLOJĠ ANABĠLĠM DALI 2015

Bu çalışmada, Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nde farklı lokalitelerden mevsimsel olarak alınan su, sediment ve Cyprinion macrostomum Heckel, 1843, Chondrostoma regium (Heckel, 1843), Capoeta trutta (Heckel, 1843) örneklerinin karaciğer, solungaç ve kas dokularında Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, Cd ve Pb gibi ağır metal konsantrasyonları belirlenmeye çalışılmıştır. Su ve balık örneklerindeki ağır metal analizi Ġnduktif Eşleştirilmiş Plazma Kütle Spektrometresi ile (ICP-MS), sediment örnekleri ise Atomik Absorbsiyon Spektrometresi (AAS) ile yapılmıştır.

Sudaki mevsimsel ağır metal konsantrasyonları incelendiğinde Ilısu (Cr ve Ni hariç) ve Batman Barajı’nda (Cr hariç) yazın, Hasankeyf’te (Cr hariç) ise kış aylarında yüksek değerlerde olduğu belirlenmiştir. Tüm lokalitelerdeki su örneklerinde en fazla rastlanılan metalin Fe, en az rastlanılan metalin ise Cd olduğu tespit edilmiştir.

Dicle Nehri sedimentinde ağır metal konsantrasyonları Ilısu Barajı ve Hasankeyf’te Fe > Mn > Cr > Ni > Zn > Cu > Co, Batman Barajı’nda Fe > Mn > Ni > Cr > Zn > Cu > Co olarak tespit edilmiş ve en yüksek ağır metal birikimi Ilısu Barajı’nda gözlenmiştir. Sedimentte mevsimsel metal birikimi Ilısu Barajı’nda ilkbahar, Hasankeyf’te sonbahar, Batman Barajı’nda ise kışın yüksek olarak belirlenmiştir.

Farklı lokalitelerden yakalanan C. macrostomum, C. regium ve C. trutta örneklerinin karaciğer, solungaç ve kas dokularındaki ağır metal birikimlerinin lokalitelere göre farklılık gösterdiği ve genelde Ilısu Barajı örneklerindeki ağır metal birikiminin, Hasankeyf ve Batman Barajı örneklerindeki metal birikimine oranla daha yüksek olduğu, Batman Barajı örneklerindeki metal birikiminin ise diğer lokalitelere göre düşük olduğu belirlenmiştir. C. macrostomum, C. regium ve

C.trutta’da en yüksek metal birikiminin karaciğer ve solungaç gibi metabolik olarak aktif olan

organlarında, en düşük metal birikiminin ise kas dokularında olduğu tespit edilmiştir.

Çalıştığımız balık örneklerindeki mevsimsel farklılıklar incelendiğinde C. macrostomum’un kasındaki ağır metal birikiminin; Hasankeyf’te Cr, Cu ve Zn’nun ilkbaharda; Batman Barajı’nda ise Fe’in yazın artış gösterdiği (p<0,05), ancak Ilısu Barajı örneklerinin kas dokularındaki ortalama ağır metal konsantrasyonları ilkbaharda yüksek olmasına rağmen istatistiksel olarak incelendiğinde önemli bir farklılık görülmediği saptanmıştır (p>0,05). C. regium’un kas dokusu incelendiğinde Ilısu Barajı’nda Fe, Co, Ni ve Pb ile Hasankeyf’te Cr, Cu ve Zn’nun ilkbaharda; Batman Barajı’nda Cr, Ni ve Cu birikiminin sonbahar ve kış aylarında artış gösterdiği belirlenmiştir (p<0,05). C. trutta’nın mevsimsel farklılıkları incelendiğinde, Ilısu Barajı’nda Ni ile Hasankeyf’te Cr, Mn, Cu, Zn ve Cd

(7)

V

olarak tüketilen ve bölge için ekonomik öneme sahip olan C. macrostomum, C. regium ve C. trutta’nın kas dokularındaki ağır metal birikimi WHO, FAO, EC ve Türk Gıda Kodeksi tarafından önerilen kabul edilebilir değerlerle uyum içinde olduğu ve insan tüketimi için uygun olup herhangi bir risk taşımadığı söylenebilir.

Anahtar Kelimeler: Dicle Nehri, Ilısu Barajı, Ağır Metal, Cyprinion macrostomum, Chondrostoma regium, Capoeta trutta, Su, Sediment, Mevsimsel değişim.

(8)

VI

AND SOME FISH IN ILISU RESERVOIR REGION OF TIGRIS RIVER

PhD THESIS Emel KAÇAR

DEPARTMENT OF BIOLOGY

INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF DICLE

2015

In the present study, it was tried to determine heavy metal such as Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, Cd and Pb concentrations in water, sediment, and liver, gill and muscle tissues of Cyprinion

macrostomum (Heckel, 1843), Chondrostoma regium (Heckel, 1843), Capoeta trutta (Heckel, 1843)

samples taken seasonally from various localities in Ilısu Dam Lake Region of Tigris River. The heavy metals in water and fish samples were analyzed by Inductively Coupled Plasma Mass Spectrometry (ICP-MS), whereas the sediment samples were analyzed by Atomic Absorption Spectroscopy (AAS).

Considering seasonal heavy metal concentrations in water, they found to be the highest in Ilısu (except Cr and Ni) and in Batman Dam (except Cr) in the summer, while in they are at the highest level in the winter Hasankeyf (except Cr). The most encountered heavy metal in water samples from all localities was Fe, while the least encountered one was Cd.

Heavy metal concentrations in Tigris River sediments were found as Fe > Mn > Cr > Ni > Zn > Cu > Co in Ilısu Dam and Hasankeyf, whereas in Batman Dam, they were in the order of Fe > Mn > Ni > Cr > Zn > Cu > Co, and the highest heavy metal accumulation was found in Ilısu Dam. Seasonal metal accumulation in the sediments was determined as spring in Ilısu Dam, autumn in Hasankeyf, while it was higher in the winter in Batman.

It was found that heavy metal accumulation in liver, gill and muscle tissues of

C.macrostomum, C. regium and C. trutta samples caught in different regions varies depending on the

localities and in general heavy metal accumulation in Ilısu Dam samples was higher than that of Hasankeyf and Batman samples, and that in Batman samples was lower than the others. The highest metal accumulation in C. macrostomum, C. regium and C. trutta’da was in metabolically active organs such as liver and gill, while the lowest one was in muscle tissues.

When the seasonal variation of the fish samples which we worked was examined, it was determined that in the muscle of C. macrostomum in spring Cr, Cu and Zn showed significant increase in Hasankeyf region, in Batman Dam Fe showed considerable increase in summer as well (p<0,05), but, although average heavy metal concentrations in muscle tissue of Ilısu Dam samples was high in spring, statistically there wasn’t any significant difference (p>0,05). When the muscle tissue of

C.regium was examined, it was determined that in Ilısu Dam Fe, Co, Ni and Pb and in Hasankeyf Cr,

Cu and Zn in spring, in Batman Dam Cr, Ni and Cu accumulation in autumn and winter showed a significant increase (p<0,05). When the seasonal variation of C. trutta was examined, it was recorded that in Ilısu Dam Ni and in Hasankeyf Cr, Mn, Cu, Zn and Cd in spring and summer showed a

(9)

VII

C. macrostomum, C. regium and C. trutta, which live in Ilısu Dam Lake Region of Tigris River,

consumed as food stuff by the people living there and have an economic importancefor the region is in agreement with the values suggested as acceptable by WHO FAO, EC and Turkish Food Codex proper for human comsumption and has no risk for human.

Keywords: Tigris River, Ilısu Dam, Heavy Metal, Cyprinion macrostomum, Chondrostoma regium, Capoeta trutta,Water, Sediment, Seasonal Change

(10)

VIII

Çizelge No Sayfa

Çizelge 3.1. Lokaliteler, koordinatları ve rakım 22

Çizelge 3.2. Milestone Start D Mikrodalganın sediment ve balık numunelerini

çözünürleştirme koşulları 26

Çizelge 3.3. AAS’de ölçülen her bir element için kullanılan dalga boyu, LOD, LOQ, r2

,

y=mx+n değerleri 27

Çizelge 3.4. Sedimentte standart referans materyal değerler ile ölçülen değerler 27 Çizelge 3.5. Analiz edilen balık türleri ve bunların yaş, çatal boy ve ağırlık değerleri,

(Ortalama değer ± Standart sapma, Minumum- Maksimum değerler paren-

tez içinde verilmiştir) 30

Çizelge 3.6. ICP- MS’te ölçülen her bir element için kullanılan LOD, LOQ, r2 ve

y=mxtn değerleri 32

Çizelge 3.7. DORM- 2 standart referans materyal değerler ile ölçülen değerler 32

Çizelge 3.8. DOLT- 3 standart referans materyal değerler ile ölçülen değerler 32

Çizelge 3.9. Agilent marka 7700 model ICP-MS şartları 34

Çizelge 4.1. Ilısu, Hasankeyf ve Batman Barajı sularında ölçülen sıcaklık, oksijen, pH,

iletkenlik değerlerinin lokalitelere göre mevsimsel değişimi 35

Çizelge 4.2. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı sularında ölçülen ağır metal

değerlerinin lokalitelere göre mevsimsel değişimi (ppb) 38

Çizelge 4.3. Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi sedimentinde lokaliteler arasında ölçülen ortalama ağır metal konsantrasyon değerleri (mg/kg kuru ağırlık), (N:Çalışılan sediment sayısı; Ortalama değer ± Standart sapma,

Minimum-Maksimum değerler parantez içinde verilmiştir) 40

Çizelge 4.4. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı sedimentinde mevsimsel olarak ölçülen ağır metal değerleri (mg/kg kuru ağırlık), (Ortalama değer ±

Standart sapma, Minimum-Maksimum değerler parantez içinde

verilmiştir) 44

Çizelge 4.5. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan yakalanan

C.macrostomum’un karaciğer, solungaç ve kas dokularındaki ağır metal

birikim sıralaması 48

Çizelge 4.6. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan yakalanan Cyprinion macrostomum’un farklı dokularında tespit edilen ağır metal konsantrasyonları

(mg kg-1 yaş ağırlık), (N:Balık sayısı, Ortalama değer ± Standart sapma,

Minimum-Maksimum değerler parantez içinde verilmiştir) 49

Çizelge 4. 7. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan yakalanan C. regium’un

karaciğer, solungaç ve kas dokusundaki ağır metal birikim sıralaması 51

Çizelge 4.8. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan yakalanan Chondrostoma

regium’un farklı dokularında tespit edilen ağır metal konsantrasyonları

(mg kg-1 yaş ağırlık), (N:Balık sayısı, Ortalama değer ± Standart sapma,

(11)

IX

Çizelge 4.10. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan yakalanan Capoeta trutta’nın farklı dokularında tespit edilen ağır metal konsantrasyonları

(mg/kg yaş ağırlık), (N: Balık sayısı, Ortalama±Standart Sapma,

Minimum ve Maksimum değerler parantez içinde verilmiştir) 55

Çizelge 4.11. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. macrostomum’un karaciğer dokusundaki ağır

metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 62

Çizelge 4.12. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. macrostomum’un solungaç dokusundaki ağır

metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 63

Çizelge 4.13. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. macrostomum’un kas dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 64

Çizelge 4.14 Hasankeyf’te yaşayan C. macrostomum’un karaciğer dokusundaki ağır

metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 67

Çizelge 4.15 Hasankeyf’te yaşayan C. macrostomum’un solungaç dokusunda tespit edilen ağır metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1

yaş

ağırlık) 68

Çizelge 4.16. Hasankeyf’te yaşayan C. macrostomum’un kas dokusunda tespit edilen

ağır metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1

yaş ağırlık) 69

Çizelge 4. 17 Batman Barajı’nda yaşayan C. macrostomum’un karaciğer dokusundaki

ağır metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1

yaş ağırlık) 72

Çizelge 4.18. Batman Barajı’nda yaşayan C. macrostomum’un solungaç dokusundaki

ağır metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1

yaş ağırlık) 73

Çizelge 4.19. Batman Barajı’nda yaşayan C. macrostomum’un kas dokusundaki ağır

metal konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 74

Çizelge 4.20. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. regium’un karaciğer dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 77

Çizelge 4.21. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. regium’un solungaç dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 78

Çizelge 4.22. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. regium’un kas dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 79

Çizelge 4.23. Hasankeyf’te yaşayan C. regium’un karaciğer dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 82

Çizelge 4.24. Hasankeyf’te yaşayan C. regium’un solungaç dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 83

Çizelge 4.25. Hasankeyf’te yaşayan C. regium’un kas dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 84

Çizelge 4.26. Batman Barajı’nda yaşayan C. regium’un karaciğer dokusundaki ağır

(12)

X

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 89

Çizelge 4.29. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. trutta’nın karaciğer dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 92

Çizelge 4.30. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. trutta’nın solungaç dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 93

Çizelge 4.31. Ilısu Barajı’nda yaşayan C. trutta’nın kas dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 94

Çizelge 4.32. Hasankeyf’te yaşayan C. trutta’nın karaciğer dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1

yaş ağırlık) 97

Çizelge 4.33. Hasankeyf’te yaşayan C. trutta’nın solungaç dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 98

Çizelge 4.34. Hasankeyf’te yaşayan C. trutta’nın kas dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 99

Çizelge 4.35. Batman Barajı’nda yaşayan C. trutta’nın karaciğer dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 102

Çizelge 4.36. Batman Barajı’nda yaşayan C. trutta’nın solungaç dokusundaki ağır metal

konsantrasyonlarının mevsimsel değişimi (mg kg-1 yaş ağırlık) 103

Çizelge 4.37. Batman Barajı’nda yaşayan C. trutta’nın kas dokusundaki ağır metal

(13)

XI

Şekil 2.1. Metallerin çevrede ekolojik devri 7

Şekil 2.2. Metalin Su Ortamında Ġzlediği Yol 9

Şekil 2.3. Cyprinion macrostomum Heckel, 1843 12

Şekil 2.4. Chondrostoma regium (Heckel, 1843) 13

Şekil 2.5. Capoeta trutta (Heckel, 1843) 14

Şekil 3.1. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan örnekleme yapılan lokaliteler 22

Şekil 3.2. Ilısu Barajı’nın sonbahar (a) ve kış (b) mevsimlerinin genel görünümü 23

Şekil 3.3. Hasankeyf’in ilkbahar (a) ve kış (b) mevsimlerinin genel görünümü 24

Şekil 3.4. Batman Barajı’nın sonbahar (a) ve ilkbahar (b) mevsimlerinin genel görünümü 24 Şekil 3.5. Çözünürleştirme işleminde kullanılan (Milestone Start D) Mikrodalga Fırını

(a), Metal analizlerinde kullanılan Agilent marka 7700 model ICP-MS (b) ile

Agilent marka 200 model AAS (c) 33

Şekil 4.1. Ilısu, Hasankeyf ve Batman Baraj sularında ölçülen sıcaklık, oksijen, pH ve

iletkenlik değerlerinin lokalitelere göre değişim grafikleri 36

Şekil 4.2. Ilısu, Hasankeyf ve Batman Baraj sedimentleri arasındaki ağır metal

konsantrasyon değişim grafiği 41

Şekil 4.3. Ilısu, Hasankeyf ve Batman Baraj sedimentlerinde mevsimsel olarak ölçülen

ağır metal konsantrasyonlarının değişim grafikleri 45

Şekil 4.4. Lokalitelere göre türlerin karaciğer, solungaç ve kas dokularında belirlenen ağır

metal konsantrasyonlarının değişim grafikleri 57

Şekil 4.5. Ilısu Barajı’nda C. macrostomum, C. regium, C. trutta’nın karaciğer, solungaç

ve kas dokularında mevsimsel olarak ölçülen ağır metal konsantrasyonlarının değişim grafikleri

106

Şekil 4.6. Hasankeyf’teki C. macrostomum, C. regium, C. trutta’nın karaciğer, solungaç

ve kas dokularında mevsimsel olarak ölçülen ağır metal konsantrasyonlarının

değişim grafikleri 110

Şekil 4.7. Batman Barajı’ndaki C. macrostomum, C. regium, C. trutta’nın karaciğer,

solungaç ve kas dokularında mevsimsel olarak ölçülen ağır metal konsantrasyonlarının değişim grafikleri

(14)

XII As Arsenik Cd Kadmiyum Co Kobalt Cr Krom Cu Bakır Fe Demir Hg Civa Mn Mangan Ni Nikel Si Silisyum Pb Kurşun V Vanadyum Zn Çinko

HCI Hidroklorik asit

HF Hidrojen florür

H2O2 Hidrojen peroksit

HNO3 Nitrik asit

KOH Potasyum hidroksit

AAS Atomik Absorbsiyon Spektrometresi

ICP-MS Ġnduktif Eşleştirilmiş Plazma-Kütle Spektrometresi PEC Toksisite Sınır Düzeyi

EC Avrupa Topluluğu

EPA Çevre Koruma Ajansı FAO Gıda Tarım Örgütü

(15)

XIII

LOQ Kantitatif Ölçme Sınırı ppm Milyonda bir birim ppb Milyarda bir birim

mL Mililitre nm Nanometre km Kilometre m Metre cm Santimetre µg Mikrogram mg Miligram kg Kilogram g Gram r Yarıçap

(16)

1 1. GĠRĠġ

İnsanların çevrelerindeki su ile ilgilenmeleri kendi tarihleri kadar eskidir. Korunmasız ilk insan vahşi doğada yaşayabilmek için bir doğa bilimci, bir ekolojist gibi çevresindeki kara ve su hakkında tam bir bilgiye sahip olmak zorundaydı. Çünkü yaşamını sürdürebilmesi için dünyada bulunan bileşiklerden hiçbiri su kadar önemli değildi (Tanyolaç 2009). Dünyamızın yaklaşık 3/4’ü sularla kaplı olmasına rağmen bu suyun % 97’si okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su formunda, geriye kalan % 3’lük tatlı su rezervinin de büyük kısmı buzullarda (% 79), bir kısmı da yeraltı suyu (% 20) olarak bulunmaktadır. İnsanlık olarak dünyadaki toplam su stoklarının sadece % 0.003’lük kısmı kullanılabilmektedir (Kocataş 2006). Bu su stokları günlük hayatımızın pek çok alanında kullanılmaktadır. Sulama, içme, enerji üretme, yetiştiricilik, spor, ticari balıkçılık, eğlence, taşımacılık, evsel ve endüstriyel amaçlı kullanımları buna örnek olarak verilebilir. Ancak su kaynaklarının yanlış kullanımı, insan kaynaklı kirlilik etkenleri gibi nedenlerden dolayı sağlıklı, temiz ve içilebilir su kaynakları giderek azalmaktadır (Rashed 2002, Bulut ve ark. 2010).

Günümüzde su kaynaklarının gittikçe kirlenmesi ve tükenmesi ekonomik, ekolojik ve sosyolojik bakımdan ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunlar genel olarak, besin maddesi üretiminin azalması, sucul ekosistemlerde ekolojik dengenin bozulması, sosyal ve politik istikrarın sarsılması ve hastalıkların artması şeklinde sıralanabilir (Köse ve Uysal 2008). Su kirliliğine neden olan ve doğal dengeyi bozan kirletici unsurlar; bazı organik maddeler, ağır metaller, petrol türevleri, yapay tarımsal gübreler, deterjanlar, radyoaktivite, pestisitler, inorganik tuzlar ve yapay organik kimyasal maddelerdir (Yarsan ve ark. 2000, Bat ve ark. 2006).

Normal koşullarda ağır metallerin doğadaki düzeyi oldukça düşüktür. Ancak insan nüfusunun hızlı artışına bağlı olarak, endüstriyel gelişmeler ve kentleşme sonucunda yer yüzündeki ağır metal miktarı artış göstermiştir. Maden ocakları, metal ve kağıt endüstrisinin atık suları, gübreler, deterjanlar, fosil yakıtlar, pestisitler ve çeşitli kimyasallar ağır metallerin başlıca kaynaklarını oluşturmaktadır (Healt 1995). Bu ağır metaller erozyonla taşınan kaya parçalarıyla, rüzgârın taşıdığı tozlarla, volkanik aktivitelerle, ormanların yanmasıyla ve bitki örtüsü vb. gibi yollarla sucul ekosisteme taşınır. Bu suların endüstriyel ya da kentsel bölgelerden geçmesi sonucu insan atıkları

(17)

2

nedeniyle sucul ortamlardaki birikimleri çok daha fazla olabilir. Ayrıca kimyasal kirleticiler de atmosfer yoluyla sucul ortamlara karışır. Çünkü atmosferde bulunan bu elementler zamanla rüzgâr ve yağışlarla suya geçer (Ekici ve Yarsan 2009). Bu nedenle tatlı sulardaki ağır metal kirliliğinin belirlenmesi öncelik taşımaktadır (Rayms-Keller ve ark. 1998).

Kirletici maddelerin son durak olarak sucul ortamlara verilmesi ve bu ortamlarda insanoğlunun yaşantısını olumsuz yönde etkileyen kimyasal ve biyolojik değişimlere neden olması, dünya üzerinde bu konuya karşı ilgi ve endişenin artmasına neden olmuştur. İnsanların bazı kimyasal maddelere ve özellikle ağır metallere maruz kalmaları halinde ortaya çıkan halk sağlığı problemleri her geçen gün biraz daha artmaktadır (Türkmen ve Aras 2011).

Tüm ekosistemlerde olduğu gibi sucul ekosistemlerde de canlılar arasındaki madde ve enerji geçişleri besin zinciri yoluyla sağlanır. Besin piramidinin üst basamaklarındaki türler dokularında kirleticileri biriktirmiş olan daha alt basamaklardaki türlerle beslendiklerinden dolayı pek çok kirletici maddeyi dokularında biriktirebilme eğilimine sahiptirler (Arslan ve ark. 2009, Tanyolaç 2009). Sucul ekosistemlerde en üst tüketici grubunu balık türleri oluşturmaktadır (Dallinger ve ark. 1987). Ağır metaller balıklar tarafından doğrudan sudan alınabildiği gibi dolaylı olarakta besin zinciri yoluyla küçük balıklar, omurgasızlar veya bitkisel besinlerden de alınabilmektedir. Bu metallerin balıklardaki konsantrasyonu, balık türünün beslenme alışkanlığı ile ilgili olduğu gibi balığın dokuları ve organları arasında da farklılık gösterir. Biyolojik döngünün bir halkasını oluşturan ve önemli bir protein kaynağı olarak tüketilen balıklarda giderek artan ağır metal birikimi hem balıklarda toksik etki yapmakta hem de insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle sucul ortamlarda artan ağır metal kirliliğinin balıklarda ne derecede akümüle olduğunun araştırılması balık biyolojisi, insan sağlığı ve ekosistemin korunması açısından oldukça önemlidir (Kargın ve Erdem 1991, Ünlü ve ark.1995, Karadede 2000).

Dicle Nehri üzerinde kurulum aşamasında olan Ilısu Barajı’nın temeli 05.08.2006 tarihinde Devlet Su İşleri tarafından atılmıştır. Ilısu Barajı Türkiye’nin baraj gölü bakımından 2., enerji üretimi bakımından 4. büyük barajı olacaktır. Enerji üretiminin yanı sıra Ilısu Barajı’nda regüle edilen ve daha sonra inşa edilecek Cizre

(18)

3

Barajı’na bırakılacak sularla bölgedeki tarım alanlarının sulanmasıyla tarımsal ve ekonomik gelişmelerin artması sonucunda bölgede nüfus miktarının artmasıyla birlikte, doğal çevreye salınan ağır metal gibi toksik kimyasalların doğuracağı tehlikeleri beraberinde getirecektir. Bu gelişmeler sonucunda gelecek yıllar içerisinde Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nin sucul ekosistemlerinde ciddi kirlenmelerin olabileceği tahmin edilmektedir. Ayrıca Ilısu Barajı’nın kurulmasıyla birlikte; su kalitesinde ciddi düşüşler yaşanacak, göllerde çökelme ve ötrofikasyonlar meydana gelecek ve bunlara bağlı olarak kitlesel balık ölümleri gözlemlenecektir (Wikipedia 2014).

Dicle Nehri’nin yukarı havzasını oluşturan Kralkızı ve Dicle Barajları’nda ağır metalle ilgili birçok çalışma mevcut olup (Karadede- Akin ve Ünlü 2007, Varol ve Şen 2012, Varol 2013),nehrin daha alt havzalarında ise bugüne kadar ağır metallerin biyotik (balık dokuları) ve abiyotik (su, sediment) öğelerde birikimlerin araştırıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle Dicle Nehri üzerinde kurulum aşamasında olan Ilısu Barajı’nın faaliyete geçmesiyle o bölgede oluşabilecek değişmelerin gözlemlenmesi amacıyla bu çalışma gerçekleştirilmiştir.

Çalışmamızda, doğal ve antropojenik çevresel faktörlerin etkisi altında kalan Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nde yer alan Hasankeyf ilçesi ile Ilısu Barajı civarından mevsimsel olarak alınan su, sediment ve Cyprinion macrostomum Heckel, 1843, Chondrostoma regium (Heckel 1843), Capoeta trutta (Heckel 1843) türlerinde Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, Cd ve Pb gibi ağır metallerin birikim düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada herhangi bir atık suyun katılmadığı ve temiz olarak ifade edilebilecek Batman Barajı referans istasyon olarak alınmıştır. Lokaliteler arasında elde ettiğimiz değerler istatiksel olarak karşılaştırılıp hangi bölgenin daha fazla kirlenmeye maruz kaldığı belirlenecek ve ağır metallerin balıklar üzerindeki etkileri araştırılacaktır. Bunun yanısıra Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nin gelecekteki durumunu kıyaslayabilmek ve ileride yapılacak çalışmalara da referans olması amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Ayrıca Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nin su kalitesinin tespit edilmesi, bazı toksik elementlerin suda, sedimentte ve bölgede yayılış gösteren balık türlerinin kas dokularındaki birikim seviyelerinin belirlenmesi hem ekosistem sağlığı hem de insan sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir.

(19)
(20)

5 2. ÖNCEKĠ ÇALIġMALAR

2.1. Ağır Metaller ve Genel Özellikleri

İnsanoğlu yüzyıllarca çevreyi denetim altına alma çabası içerisinde olmuştur (Fernandez-Alba ve ark. 2002). Bu yüzden metaller insanlar ve hayvanlar için hayati öneme sahip olup endüstri ve uygarlığın temelini oluşturmuştur. 7- 8 bin yıl önce bakırla başlayan maden devrini, daha sonra tunç, demir-çelik endüstri ve teknolojileri takip etmiştir. Yüzyıllar boyunca insanlar ağır metallerin etkilerini bilmeden takı, silah, su borusu gibi çeşitli amaçlar için kullanmışlardır. Ayrıca sanayileşme ile birlikte ağır metal içeren kömürlerin yakılmaya başlanması ile özellikle endüstrinin geliştiği bölgelerde ağır metal kirliliği aşırı boyutlara ulaşmıştır. İnsanlar bir taraftan bu metallere maruz kalırken, diğer taraftan da gerek endüstri atıkları ve gerekse endüstri dışında kullanımları sonucu havayı, suyu, toprağı ve besinlerimizi kirleterek tüm biyoekosistemin (diğer canlılar, flora ve fauna) maruz kalmasına yol açmıştır (Timbrell 1991, Kahvecioğlu ve ark. 2003, Vural 2005).

Teknolojik gelişmeler, dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, enerji ve besin yetersizliği, düzensiz kentleşme, insanların aşırı tüketim isteği ve daha modern yaşama arzusu nedeniyle doğal çevre hızla kirlenmekte ve bu kirliliğe neden olan en büyük etmenlerin başında ağır metaller gelmektedir. Sorunların çözümlenmesinde önemli rol oynayan teknolojik gelişmeler bir yandan insanlığın yararına birçok yeni ve alternatif ürünler sunarken diğer yandan küçümsenmeyecek oranda nitel ve nicel yönden oldukça farklı atıkların oluşmasına neden olmuştur (Ekici ve Yarsan 2009).

Son iki yüz yıldır ağır metal terimi kimyasal tehlikeler ve kimyasalların güvenli kullanımı ile ilgili mevzuatta ve çeşitli yayınlarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Genellikle kontaminasyon ve potansiyel toksisite ya da ekotoksisiteyle ilişkilendirilen metaller ya da yarı metaller (metalloidler) için kullanılmıştır. Ancak kabul görmüş güncel bir literatür tanımlanması bulunmamaktadır (Duffus 2002).

Gelişim ve büyüme için tüm metaller gerekli değildir. Fe, Cu, Mn, Zn, Ni gibi metaller biyolojik sistemlerde önemli rol oynamalarından dolayı esansiyel iken Pb, Hg, Cd gibi metaller esansiyel elementlerden değildir ve düşük konsantrasyonlarda bile canlılarda toksik etki yapmaktadırlar (Azevedo ve Lea 2005, Türkmen ve Ciminli).

(21)

6

Ancak ister esansiyel olsun ister olmasın tüm metallerin biyolojik sistemdeki birikimleri belli bir eşik değerinden sonra toksiktir (Anton ve ark. 2000).

2.2. Su ve Sedimentte Ağır Metal Birikimi

Metaller ve bileşikleri yer kabuğunda doğal olarak bulunan elementler olup kayalarda, toprakta, bitki ve hayvanlarda mevcuttur. Metaller doğal sularda çözünen iyonlar-gazlar şeklinde veya kayalar, kum ve topraklarda mineraller veya tuzlar formunda bulunurlar. Ayrıca organik veya inorganik moleküllere bağlı olabileceği gibi havadaki partiküllere bağlı olarakta bulunabilirler. Sedimentte çökmüş veya adsorbe edilmiş durumda bulunsalar bile, bazı fiziksel ve kimyasal olaylar ile tekrar iyonik forma dönüşüp toksik etki yaratabilirler. Böylece hem doğal hem de antropojenik faaliyetler ve kaynaklar hava, su, toprak içerisinde metallerin hızla yayılmasına yol açar. Şekil 2.1’de görüldüğü gibi çevreye yayılan metaller jeolojik ve biyolojik devirlerle tekrar dağılıma uğrarlar. Bu dağılım ve taşınma sonucu metaller emisyona uğradıkları yerlerden çok uzaklarda birikerek çevredeki konsantrasyonları artar. (Patterson 1971, Batkı 1995, Vural 2005).

(22)

7

ġekil 2.1. Metallerin çevrede ekolojik devri (Vural 2005)

Özellikle endüstriyel atıklar ve bazı pestisitler içerisinde yer alan ve sucul ekosistemlerin en büyük kirleticileri olan ağır metal ve bileşikleri çok çeşitli kaynaklardan ortaya çıkabilmeleri, yaygın kirlenme nedeni oluşturmaları, deşarj edildikleri ortamlarda uzun süre kalabilmeleri, sucul canlılarda toksik etkiler meydana getirmeleri, daima biyolojik sistemlere yönelik etki göstermeleri ve besin zincirinde akümüle olarak insan sağlığını tehdit etmeleri nedeniyle diğer kimyasal kirleticiler arasında ayrı bir öneme sahiptir. Normal koşullarda sucul ekosistemlerde belli derişimlerde denge halinde olan metaller ve diğer artıklardan oluşan kirleticiler endüstriyel ve kentsel bölgelerin daha yoğun olduğu yerlerde ya sedimentte birikirler ya da biota tarafından absorbe edilirler. Ayrıca sedimentlerin çoğu bu kirleticileri uzun süre bünyesinde muhafaza ederek biriktirme özelliğine sahiptirler (Klassen ve ark. 1986, Shrivastava ve ark. 2003, Wildi ve ark. 2004, Köse 2007).

(23)

8

Sedimentler suda yaşayan birçok canlı için beslenme, barınma, yumurta bırakma alanı olduğu gibi metallerin ve diğer toksik maddelerin en çok depolandığı yerdir. Ayrıca ortamdaki su kütlesi ile sürekli temas halinde olan sedimentler metallerin %99’dan fazlasını tutmaktadır. Sucul ekosistemlere bırakılan ağır metaller, genellikle parçacık maddelere bağlanarak çökelmekte ve sedimentte birikmektedir (Gale ve ark. 2006, Szefer ve ark. 1998, Bagheri ve ark. 2011). Sedimentte biriken ağır metallerin konsantrasyonu dipte bulunan sediment parçacıklarının oranına, parçacıkların boyutuna ve sedimentte organik maddelerin bulunup bulunmamasına göre değişiklik gösterir (Salomans ve ark. 1987). Su kalitesi ve suda yaşayan birçok organizma üzerinde önemli bir etkiye sahip olan sedimentler, biyolojik çeşitliliğin ve çevre kalitesinin belirleyicisi olması bakımından önemli bir role sahiptir. Bu nedenle sedimentlerin farklı kısımlarının incelenmesi metallerin su sistemindeki biyolojik etkilerinin belirlenmesi ve alınabilecek tedbirler açısından oldukça önemlidir (Gale ve ark. 2006, Szefer ve ark. 1998).

Rainbow’a (1995) göre metal kirliliğinin çoğu sularda birikir. Sulardaki birikim, çözünme şeklinde olabileceği gibi, çözünmeden suların dibinde çökelme şeklinde de olabilir. Bu şekilde bir kirlenme endüstriyel ve zirai atıklardan meydana geldiği gibi herhangi bir yolla atmosfere verilen metal türü maddelerden de meydana gelebilir. Atmosfere verilen metal türü maddeler sonunda yeryüzüne dönerler ve akarsular yolu ile su yataklarına sürüklenirler. Metaller, organik kirleticiler gibi kimyasal ve biyolojik yollarla parçalanmamakta ve farklı bir bileşiğe dönüşse bile metal iyonu ortamdan kaybolmamaktadır. Çünkü metaller biyolojik parçalanmaya karşı oldukça dayanıklıdır. Ayrıca birçok metal çevrede lipofil özellik kazanarak (metilasyonla) akuatik bitki ve hayvanlarda birikirler (Şekil 2.2) (Vural 2005, Taylan ve Özkoç 2007).

(24)

9

ġekil 2.2. Metalin Su Ortamında İzlediği Yol (Rainbow 1995)

Ağır metallerin sudaki konsantrasyonu ortamın pH değerinden etkilenir. Asit yağmurları ve asidik atıklar sucul ortamdaki pH değerini etkilemektedir. Ortamın asidik olması durumunda ağır metaller suda daha çözünür durumda olacaklarından ortamda daha fazla yoğunluğa sahipken, suyun pH’nın bazik olduğu durumlarda ise metallerin birleştikleri iyonlardan ayrılmaları oldukça zordur (Morel ve Hering 1993, Kılıç ve Köseoğlu 1996, Özdemir 2005). Ayrıca biyolojik sistemlerin metal kirliliğinin değerlendirilmesinde suyun ısısı, oksijen miktarı, sertliği, organik bileşimi, pH değeri, canlının genel fizyolojik davranışı, yaşam döngüsü, mevsimsel değişiklikler ve beslenme alışkanlığı gibi özelliklerin dikkate alınması gereklidir. Bu parametreler özellikle besin zinciri yolu ile ağır metal birikiminin tayininde yardımcı olmaktadır (Förstner ve Wittmann 1981, Acker ve ark. 2005, Ekici ve Yarsan 2009).

(25)

10

2.3. Ağır Metallerin Balıklar Tarafından Alınımı ve Birikim Mekanizmaları Balık dokuları suda ve sedimentte bulunan ağır metalleri alma ve biriktirme özelliğine sahip olduklarından ekosistem kirliliğini yansıtan biyolojik indikatörler olarak kullanılırlar. Genellikle ağır metal ve bileşikleri gibi kalıcı hidrofobik kimyasalların sucul organizmalar tarafından ortamdan alınması, ortamda var olan kimyasalın ve suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak solungaç yada deri yoluyla sudan direk alındığı gibi, asılı partiküllerin yutulması ve kontamine besinlerin tüketilmesi sonucu ise sindirim sisteminden emilim gibi dolaylı yollarla gerçekleşmektedir. Balıklar genellikle deriden (vücut yüzeyi), solungaçlardan ve sindirim sisteminden olmak üzere metalleri üç farklı yoldan vücutlarına alarak biriktirirler. En fazla ağır metal absorbsiyonu solungaçlarla gerçekleşirken, deriden absorbsiyonu oldukça azdır (Amundsen ve ark. 1997, Vander Oost ve ark. 2003, Kayhan ve ark. 2009, Köse 2012, Yipel 2012).

Solungaçlardan absorbsiyon: Balıklarda solungaçlar sürekli metal iyonları solüsyonu içerisinde bulunmasından dolayı, metal alınımı karasal hayvanlarınkinden oldukça farklıdır. Çünkü balıklarda solungaçlar gaz değişim organı olup çözünmüş metalin esas giriş yeri ve en önemli hedef dokularıdır. Solungaçların en büyük rolü sudan oksijeni alıp karbondioksiti atmaktır (William 1998). Balıklar ağız yoluyla alınan sudaki oksijenin solungaçlardaki kılcal damarlardan geçmesi sırasında suda çözünen veya askıda bulunan ağır metalleri solungaçlardaki lameller tarafından vücut içerisine alırlar (Heath 1987). Balıklarda metallerin toksik etkilerinin en fazla solungaçlarda görülmesinin nedeni solungaçların lamellar yapı sayesinde oldukça geniş yüzey alanına sahip olması, ortamla doğrudan doğruya temas halinde olması ve su ile kan arasındaki difüzyon aralığının kısa olması gibi nedenlerle açıklanabilir (Flos 1979, Kalay ve Erdem 1995, Kuşatan ve Cicik 2004). Solungaçlardan metal alınımı genellikle metale özgü taşıyıcılar ile taşınma, besin üzerindeki iyon taşıyıcılarla yer değiştirme ve basit difüzyon ile taşınma olmak üzere genellikle üç farklı yolla gerçekleşmektedir (Wood ve ark. 2012).

Sindirim sisteminden absorbsiyon: Balıklarda sindirim sistemi önemli bir metal emilim yeri olup solungaçlarda olduğu gibi sindirim sisteminde de metal emilimi genellikle üç yolla geçekleşmektedir (William 1998, Wood ve ark. 2012). Balıklarda en

(26)

11

çok zehirlenmeler ağız yoluyla alınan toksik maddelerle olmaktadır. Bu nedenle gastrointestinal absorbsiyon oldukça önemlidir. Sindirim kanalından absorbe olan toksik madde, kan dolaşımı yolu ile tüm vücuda dağılarak zehirlenmeye yol açabilir. Bu zehirlenme; zehrin türüne, şiddetine ve absorbe konsantrasyonuna bağlı olarak değişiklik gösterir (Dökmeci 1988).

Deriden absorbsiyon: Genellikle ağır metallerin vücut yüzeyinden alınımı diğer yollarla metal alınımına göre daha az oranda gerçekleşmektedir. Deri genellikle toksik maddelerle temas halindedir. Ancak derinin ağır metallere karşı fazla geçirgen olmayışı nedeniyle canlıların bu yolla zehirlenmeleri daha az görülür. Deride epidermis bölgesinde bulunan stratum corneum tabakası epidermik bir bariyer olarak birçok kimyasal maddenin geçişini önlemektedir (Dökmeci 1988, Kayhan ve ark. 2009).

Değişik yollardan canlı bünyesine alınan ağır metaller her organ ve dokuda farklı düzeyde birikebilme özelliğine sahiptir. Canlı bünyesine farklı metabolik yollarla girdikten sonra vücut dışına atılabilen metallerden fizyolojik öneme sahip olanlar depolanırken, bunlar toksik metallerden biriyse enzimlerin yapısını bozabilmektedir (Yazkan ve ark. 2004). Balıkların doku ve organlarında biriken ağır metal ve bileşikleri etkide kalınan süreye ve ortamdaki metal konsantrasyonuna bağlı olarak artmaktadır. Balıklarda belirli bir metalin hangi doku ve organda depo edileceği balık türlerine göre değişiklik göstermektedir. Genelde balığın dokularında en yüksek birikim karaciğerde en düşük birikim ise kas dokusunda görülmektedir (Kargın ve Erdem 1992). Balıkların karaciğer dokusu ağır metallerin taşınmasında ve detoksifikasyonunda görev yapan, metalleri bağlayarak toksik etkinin yok edilmesinde işlev yapan metal bağlayıcı proteinler (metallothionein) ve buna benzer proteinlerin başlıca sentez yerlerinden biridir. Bu nedenle karaciğer metallerin alınmasında ve depolanmasında önemli bir organdır. Çünkü ağır metaller organizmaya alındıklarında veya organizmadaki derişimleri arttığında metallothionein sentezi de artar. Metallothionein, temel iyonların depolanmasında, hayati olmayan metallerin detoksifikasyonunda ve oksiradikallerin temizlenmesinde rol oynayan, katalitik olmayan peptitlerdir (Khan ve ark. 1989, Chan ve Cherian 1992, Olsvik ve ark. 2001 D’Souza 2003, Vergani 2005).

(27)

12

2.4. Ilısu Baraj Göl Bölgesinde ÇalıĢılan Balık Türleri ve Özellikleri

Bu çalışmada incelenen türlerin hepsi Cyprinidae familyasına mensuptur. Cyprinidae familyası tür sayısı bakımından oldukça zengin bir familya olup Asya, Avrupa ve Afrika’yı tamamen kaplamıştır. Ülkemizde yaşayan kemikli balıkların büyük bir kısmı Cyprinidae familyasına dâhil olup özellikle tatlı su balıklarını ilgilendirir.

Baş çıplak, vücut ise az çok büyük sikloid tipteki pullarla örtülüdür. Ağızda maxiller diş bulunmaz. Yağ yüzgeçleri yoktur. Familyanın en karakteristik özelliği olarak farinks dişlerinin varlığı gösterilebilir. Bu dişler genellikle operkulumun altında dördüncü solungaç yaylarının gerisindeki faringian kemikleri üzerinde olup, sıra, sayı ve şekilleri türlere göre büyük farklılıklar gösterir. Sırtta daima tek dorsal yüzgeç vardır. Ventral yüzgeçler ise bütün cins ve türlerde abdominal tiptedir. Hava keseleri mevcut olup daima bir boğumla iki loba ayrılmıştır. Genellikle bıyıksız iseler de bazen bir çift ya da iki çift bıyık taşıyan temsilcilerine rastlanmaktadır. Ağız konumu itibariyle terminal, dorsal ya da ventral konumlu olabilir. Çoğunlukla sürüler halinde yaşarlar. Üreme zamanı ilkbahar ve yaz aylarıdır. Bu familya dünya yüzünde 1500’e yakın tür ile temsil edilirsede, Türkiye’de 30 cins ve 70 türü vardır (Geldiay ve Balık 1999).

Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nde yapılan çalışmada üç lokaliteden elde edilen balık türlerinin Cyprinion macrostomum Heckel, 1843, Chondrostoma regium (Heckel, 1843), Capoeta trutta (Heckel, 1843) olduğu tespit edilmiştir. Çalışılan balıkların özellikleri aşağıda verilmiştir.

ġekil 2.3. Cyprinion macrostomum Heckel, 1843

(28)

13

Cyprinion macrostomum Heckel, 1843: Beni balığı olarak bilinen bu türün boyu 15-17 cm. civarındadır. Lateralden yassılaşmış olan vücut yüksektir ve her tarafı iri pullarla örtülüdür. Baş boyu vücut yüksekliğinden daha kısadır. Ağız yapıları ventral konumludur. Alt dudak üst dudağa göre çok kalın ve pürtüksüzdür. Ağız etrafında gayet kısa bir çift bıyık bulunur. Vücut rengi peritoneum siyah renklidir. Vücudun yan taraflarında düzensiz şekilli ve sayıları 6-8 arasında değişen siyah renkli benekler vardır. Ayrıca solungaç kapakları üzerinde gri-esmer küçük lekeler bulunur. Bu balıklar akarsuların zemini kumlu ve çakıllı olan zonlara yakın yerlerinde yaşarlar. Esas yayılış alanı Hindistan, Ön Asya, Dicle ve Fırat nehir sistemlerini kapsayan bu tür, Doğudan ülkemize girmiştir, ancak Tarsus (Adana) civarına kadar uzayabilmiştir. Bu güne kadar Asi, Dicle ve Fırat nehir sistemleriyle Berdan suyundan (Tarsus) kayıtlar verilmiştir (Geldiay ve Balık 1999, fishbase.org).

ġekil 2.4. Chondrostoma regium (Heckel, 1843)

Chondrostoma regium (Heckel, 1843): Vücut yüksekliği baş uzunluğundan daha fazladır. Ağız geniş ve transversal konumludur. Dorsal yüzgeç kuyruksuz vücudun ortasındadır veya kuyruğa biraz daha yakın olabilir. Kuyruk derin çatallı ve loblarının ucu sivridir. Boyu 25 cm. kadardır. Renk sırtta yeşilimsi kahverengi olup, ışıkta mavimsi yansımalar gösterir. Yan taraflar ve karın tarafı ise portakal sarısıdır. Bu türün yayılış alanı Kuzeybatı ve Trakya hariç, bütün Anadolu’yu kapsamaktadır. Bu güne kadar Dicle, Fırat, Ceyhan, Seyhan, Göksu, Kızılırmak gibi büyük nehir sistemleriyle Beyşehir Gölünden bildirilmiştir (Geldiay ve Balık 1999, fishbase.org).

(29)

14

ġekil 2.5. Capoeta trutta (Heckel, 1843)

Capoeta trutta (Heckel, 1843): Bulunduğu yörelere göre Berat, Karabalık olarak adlandırılan bu türün boyu 50 cm. den fazla olabilir. Vücut yanlardan yassılaşmış ve yüksek yapılı olup orta büyüklükteki pullarla örtülüdür. Ağız küçük ve ventral konumlu olup köşelerinde bir çift kısa bıyık taşır. Alt dudak boynuzsu yapıda ve keskin kenarlıdır. Dorsal yüzgecin sonuncu kemik ışınının çok fazla gelişmiş olması bu türü diğerlerinden kolaylıkla ayırır. Ayrıca bu ışın posterior kenarı boyunca çok kuvvetli dişler taşır. Vücudun dorsal yarısında, yani yanal çizginin üst bölgesinde düzensiz dağılmış küçük ve siyah renkli benekler bulunur. Aynı benekler dorsal yüzgeç üzerinde de görülebilir. Diğer yüzgeçler beneksizdir. Batı ve Orta Asya kökenli olan bu türün başlıca yayılış alanı Dicle ve Fırat nehir sistemleridir. Eti lezzetli olduğundan insan gıdası olarak kullanılır ve bu yüzden ekonomik öneme sahiptirler (Geldiay ve Balık, 1999, fishbase.org).

(30)

15

2.5. Konu Kapsamıyla Ġlgili Literatür Bilgisi

Karadede ve Ünlü (2007), Dicle Nehri’nden aldıkları su, sediment, balık ve bentik organizmalardaki ağır metallerin (Cd, Co, Cu, Fe, Mn, Ni, Pb ve Zn) konsantrasyonunu mevsimsel olarak incelemişlerdir. Bazı balık ve bentik organizmalardaki ağır metal konsantrasyonunu düşük bulmuşlardır.

Esmoriz-Paramos kıyı lagünü’nde (Portekiz) yaşayan Liza saliens’in dokularındaki Cu ve Zn birikimi incelenmiş, en fazla birikimin karaciğer ve solungaçta olduğu tespit edilmiştir. Balığın dokularında biyoakümülasyon faktörleri sırasıyla Cu için karaciğer > solungaç > kas; Zn için solungaç > karaciğer > kas şeklinde belirlenmiştir (Fernandes ve ark. 2007).

Hindistan’nın güneyinde Tamilnadu Gölet’inde yaşayan Cyprinus carpio’nun dokularındaki metal birikimi incelenmiş, en fazla birikimin karaciğerde olduğu saptanmıştır. C. carpio’nun dokularında metal birikimi sırasıyla; karaciğerde Pb > Cd > Ni > Cr, solungaçta Cd > Pb > Ni > Cr, böbrekte Pb > Cd > Cr > Ni ve kasta Pb > Cr > Cd > Ni olarak bulunmuştur. Pb ve Cd birikimlerinin C. carpio’nun dokularında önemli ölçüde arttığı tespit edilmiştir (Vinodhini ve Narayanan 2008).

Zorer ve ark. (2008), Bendimahi Nehir (Van) suyunda ağır metal ve radyoaktif konsantrasyonunu incelemişlerdir. Araştırmacılar Bendimahi Nehri’nde yaptıkları çalışmada çinko ve bakır hariç bütün ağır metallerin konsantrasyonunu kabul edilebilir değerlerin üstünde bulmuşlardır.

Sanayi atıklarının en önemli alıcılarından biri olan Ganj Nehri (Hindistan)’nden aldıkları su, sediment ve Channa punctatus ve Aorichthys aor türü balıkların dokularındaki ağır metal düzeylerini araştırmışlar ve çalışma sonucunda su, sediment ve balık dokularında en fazla birikimin Zn ve Pb olduğunu gözlemlemişlerdir (Gupta ve ark. 2009).

Uysal ve ark. (2009), Porsuk Çayı’nın önemli bir kolu olan Felent Çayı üzerinde bulunan Enne Baraj Gölü’nden yakaladıkları Carassius carassius, Condrostoma nasus, Leuciscus cephalus ve Alburnus alburnus türlerinde bazı ağır metal miktarlarını belirlemişler ve Carassius carasius’da Cd birikimini kabul edilebilir değerlerin üzerinde bulmuşlardır.

(31)

16

Mol ve ark. (2010), Atatürk Baraj Gölü’nde yaygın olarak bulunan bazı balık türlerindeki ağır metal birikimlerini incelediklerinde balıkların dokularında Zn, Cu, Cd ve As miktarları insan tüketimi açısından güvenli olduğu, Hg ve Pb ise bazı örneklerde tespit edilemediği saptanmıştır. Ancak Hg miktarı bazı S. triostegus örneklerinde; Pb ise bazı A. marmid’lerde limit sınırlarını aştığı tespit edilmiştir.

Malik ve ark. (2010), Bhopal Gölü’nde (Hindistan) yaşayan Labeo rohita ve Ctenopharyngodon idella’nın dokularında ve göl suyunda bazı ağır metal miktarları araştırılmış, balıkların doku ve organlarında farklı metallerin değişik oranlarda biriktiği saptanmıştır. L. rohita’nın dokularında metal birikimi karaciğer > böbrek > solungaç > kas, C. idella dokularında ise solungaç > karaciğer > böbrek > kas şeklinde bulunmuştur. Çalışılan balık türlerinde ve suda Zn en yüksek miktarda; Hg ise en düşük miktarda bulunmuştur.

Kızılırmak Nehir havzasından alınan su, sediment ve Leuciscus cephalus, Capoeta tinca, Capoeta capoeta’nın kas ve solungaç dokularındaki metal birikimleri araştırılmıştır. Suda Br > Zn > Pb > Cr > Cu > Hg > Co; sedimette Cr > Zn > Pb > Cu > Co > Hg > Br; kasta Zn > Cu > Pb > Br > Cr > Hg > Co ve solungaçta Zn > Pb > Cu > Cr > Br > Hg > Co şeklinde bulunmuştur. Yapılan bu çalışmada sedimette ve balık türlerindeki ağır metallerin Tarım ve Köy işleri Bakanlığı Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ve Türkiye Gıda Zinciri tarafından belirlenen limit değerleri üzerinde olduğu belirtilmiştir (Akbulut ve Akbulut 2010).

Gül ve ark. (2011), Aralık 2007’de Hirfanlı Baraj Gölü’nden yakaladıkları Sander lucioperca’nın karaciğer, solungaç ve kas dokularında bazı ağır metallerin (Zn, Cu, Pb, Cd) birikim düzeyleri araştırılmış, Pb ve Cd birikiminin karaciğer ve kas dokularında kabul edilebilir değerlerin üzerinde olduğunu bildirmişlerdir.

Aktümsek ve Gezgin (2011), Beyşehir Gölü’nde mevsimsel olarak yaptıkları çalışmada su, sediment ve gölde yaşayan Tinca tinca’ nın kas dokusunda metal düzeylerini araştırmışlardır. Su, sediment ve balıklardaki metal konsantrasyonunun mevsimsel olarak farklılık gösterdiği, sedimentteki metal birikiminin su ve balığa göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çinko hariç balığın kas dokusundaki metal konsantrasyonlarını düşük bulmuşlardır.

(32)

17

Jaric ve ark. (2011), Danube Nehri’nden (Sırbistan) yakaladıkları Acipenser ruthenus’un dokularındaki metal birikimini belirlemeye yönelik çalışmalarında en yüksek metal birikiminin karaciğer dokusunda; en düşük metal birikiminin ise kas dokusunda olduğunu saptamışlardır. Cd hariç kaslardaki metal birikiminin insan tüketimi için kabul edilebilir düzeylerde olduğunu belirtmişlerdir.

Üstün (2011), Nilüfer Çayı’nda 2002- 2007 yılları arasında yapılan çalışmada suda bulunan bazı ağır metallerin birikim düzeyleri araştırılmış, ulusal ve uluslararası su kalite yönergeleriyle karşılaştırıldığında, ulusal yüzeysel su kalite sınıflandırılmasına göre Nilüfer Çayı havzası çıkış noktasında toplam krom ve kurşun seviyeleri açısından “çok kirlenmiş su sınıfına” girdiği belirtilmiştir. Ayrıca Nilüfer Çayı ortalama metal konsantrasyonları genellikle uluslararası standartlardan yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Saygı ve Yiğit (2012), Yeniçağ Gölü’nde yaşayan Leuciscus cephalus ve Tinca tinca’nın dokularındaki ağır metal birikimleri incelenmiştir. Yapılan çalışmada karaciğer ve solungaç dokularındaki metal birikiminin kasa göre yüksek olduğu; As, Zn ve Pb birikiminin ise kas dokularında belirlenen limit değerlerini aştığı tespit edilmiştir.

Tunca ve ark. (2012), Yeniçağ Gölü’nde yaptıkları çalışmada su, sediment ve kerevitlerdeki bazı ağır metal birikimleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda Yeniçağ Gölü’ndeki su, sediment ve kerevitteki metal birikiminin ekosistem ve insan sağlığı açısından tehlikeli boyutlarda olduğu belirtilmiştir.

Ural ve ark. (2012), Munzur Nehri’nde 6 istasyondan yakaladıkları Capoeta capoeta umbla’nın karaciğer, böbrek, kalp ve kas dokularında metal konsantrasyonları incelenmiştir. Araştırma sonucunda balığın karaciğer ve böbrek dokularında metal birikiminin diğer dokulara göre yüksek olduğu, Capoeta capoeta umbla’nın kas dokularında tespit ettikleri metal değerlerini ise kabul edilebilir değerlerin altında bulmuşlardır.

İran’ın güneybatısında yapılan çalışmada su, sediment ve farklı balık türlerinin dokularında metal düzeyleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, suda Pb ve V birikimi, sedimentte ise Mg ve Ni birikimi yüksek bulunmuştur. Yapılan çalışmada L. abu’ nun dokularındaki metal birikimlerinin oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışılan balık türlerinin kas dokularında Cd, Cr, Co, Ni, Pb gibi toksik elementlerin potansiyel

(33)

18

alınımının B. luteus > C. carpio > B. sharpeyi > B. luteus sırasıyla azaldığı belirtilmiştir (Alhashemi ve ark. 2012).

Tekin- Özan ve Aktan (2012), Işıklı Gölü’nde 2009- 2010 yılları arasında yapılan çalışmada su, sediment ve Cyprinus carpio’nun dokularındaki ağır metal birikimi mevsimsel olarak değerlendirildiğinde yaz ve kış aylarında arttığı belirlenmiştir. Fe su ve sedimentte en yüksek miktarda bulunmuştur. C. carpio’nun dokularındaki bazı metallerin WHO, EC, TSE tarafından önerilen limit değerlerinin üzerinde olduğu bildirilmiştir.

Sönmez ve ark. (2012), Karasu Nehri’nde üç istasyondan yakaladıkları Capoeta capoeta umbla ve Chalcalburnus mosullensis’in solungaç, kas ve karaciğer dokularında ağır metallerin birikim düzeyleri araştırılmıştır. İstasyonlardan elde edilen balık örneklerin aynı dokularında ölçülen metal konsantrasyonlarının değişiklik gösterdiği saptanmıştır. Kas dokularındaki Cd ve Pb birikiminin, ulusal ve uluslararası gıda standartlarının çok üzerinde olduğu, dolayısıyla bu bölgedeki her iki balık türünün aşırı tüketiminin insan sağlığı bakımından potansiyel bir risk taşıyabileceği bildirilmiştir.

Buriganga Nehri (Bangladeş)’den yakaladıkları Heteropneustes fossilis’in dokularındaki ağır metal birikimleri araştırılmış ve H. Fossilis kas dokusundaki metal birikimi FAO tarafından belirlenen limit değerlerinin altında bulunduğu belirtilmiştir (Begum ve ark. 2013).

Weber ve ark. (2013), Sinos Nehri’nde (Brezilya) iki istasyondan yakaladıkları Oligosarcus spp., Chyphocarax voga’nın karaciğer dokusunda, su ve sedimentte ağır metal birikimleri mevsimsel olarak incelenmiş ve en yüksek metal birikiminin sedimentte, en düşük metal birikiminin ise balıkların karaciğer dokusunda olduğu tespit edilmiştir.

Kırıcı ve ark. (2013), Murat Nehri’nde 2010- 2011 yılları arasında yapılan çalışmada Capoeta capoeta umbla’ nın kas dokusunda Mn, Cu, Cr, Cd, Ni, Zn ve Co’ın birikim düzeylerini araştırmışlar ve Capoeta capoeta umbla’nın kas dokularında tespit ettikleri metal değerlerini, balık dokularında kabul edilebilir metal değerlerinin altında bulmuşlardır.

(34)

19

Özbay ve ark. (2013), Berdan Çayı’nda 2008- 2009 yılları arasında mevsimsel olarak 6 istasyondan toplanan sediment örneklerinde ağır metallerin birikim düzeyleri araştırılmıştır. Sedimentteki en yüksek metal birikiminin Fe, en düşük metal birikiminin ise Cd olduğu belirlenmiştir. Mevsimsel olarak yapılan bu çalışmada ağır metal birikiminin sonbahar mevsiminde arttığı; yaz mevsiminde ise azaldığı gözlenmiştir. Elde ettikleri veriler doğrultusunda Berdan Çayı’nın kirlilik tehdidi altında olduğu bildirilmiştir.

Mart 2007’de yapılan çalışmada Mogan Gölü’nden alınan su, sediment ve Cyprinus carpio’nun dokularında metallerin birikim düzeyleri araştırılmıştır. Suda ve sedimentte en fazla birikimin Si olduğu gözlenmiştir. C. carpio’nun dokularındaki metal birikimi sırasıyla; karaciğerde Fe > Zn > Al > Si > Pb > Mn > V > Cr > Cu, solungaçta Zn > Fe > Si > Al > Mn > Pb > Cr > V ve kasta Si > Fe > Zn > Al > Pb > V > Cr > Mn olarak tespit edilmiştir (Benzer ve ark. 2013).

Canpolat (2013), Hazar Gölü’nde yaşayan Capoeta umbla’nın dokularındaki bazı ağır metal miktarları araştırılmış, ağır metal ve minerallerin en yüksek karaciğerde, en düşük kas dokusunda olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada ağır metal konsantrasyonları farklı doku ve organlarda farklı bulunurken, metal birikimlerinin balığın yaş gruplarına, vücut ağırlığına, uzunluğuna ve cinsiyetine bağlı olarak değişiklik gösterdiği saptanmıştır. EPA, WHO, FAO ve Türk Gıda Kodeksi tarafından kabul edilebilir değerler ile karşılaştırıldığında, limit değerlerinin altında olup insanlar tarafından tüketilmesinin herhangi bir risk taşımadığı bildirilmiştir.

Ahmad ve ark. (2014), Panjkora Nehri’nde 2012- 2013 yılları arasında yapılan çalışmada su, sediment ve Shizothorax plagiostomus’un dokularındaki metal birikimleri araştırılmış, suda ve balık dokularında en fazla biriken metalin Zn, sedimentte ise Cu olduğu belirtilmiştir. Yapılan çalışmada su ve kaslardaki metal birikiminin insan tüketimi için güvenli olduğunu bildirilmiştir.

Iqbal ve Shah (2014), Rawal Nehri’nde yaşayan Cyprinus carpio’nun dokularındaki ağır metal (Fe, Cu, Mn, Zn, Co, Cr, Cd, Pb) konsantrasyonları mevsimsel olarak incelenmiştir. C. carpio’nun kas dokusundaki metal birikiminin yaz mevsiminde diğer mevsimlere göre yüksek olduğu ve tüketiminin insan sağlığı açısından güvenli olmadığı bildirilmiştir.

(35)

20

Tekin- Özan (2014), Antalya Koy’unda Boops boops’un dokularındaki metal birikimiyle ilgili yapılan bu çalışmada, metal birikimlerinin mevsimler arasında farklılık gösterdiği ve en yüksek metal birikimlerinin ilkbahar mevsiminde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca B. boops’un dokularında en fazla biriken metalin Fe, en az biriken metalin ise Cd olduğu belirtilmiştir.

(36)

21 3. MATERYAL VE METOT

Araştırma kapsamındaki arazi çalışma programı Temmuz 2013- Nisan 2014 tarihleri arasında bir yıl boyunca Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’ndeki ağır metal kirliliğinin belirlenmesi amacıyla mevsimsel olarak yürütülmüştür. Araştırmanın amacına uygun olarak Dicle Nehri’nin Ilısu Baraj Göl Bölgesi’nde belirlenmiş olan üç lokaliteden mevsimsel olarak su, sediment ve balık örnekleri (Cyprinion macrostomum, Chondrostoma regium, Capoeta trutta) alınmıştır.

3.1. ÇalıĢma Alanının Genel Özellikleri

Dicle Nehri Türkiye’de doğup birçok kolları olan ve Irak topraklarına geçip orada Fırat’la birleşerek Şattülarap’ta Basra Körfezi’ne dökülen bir nehirdir. Nehrin uzunluğu 1900 km olup Türkiye topraklarında kalan kısmı 523 km’dir. Dicle Nehri, Güneydoğu Toroslar’da Maden Dağları kesiminde, Hazarbaba Dağı’nın güney tarafında, Yıldızhan yakınlarında bir kaynaktan çıkar. Eskiden Hazar Gölü’nden beslenen nehrin günümüzde gölle bağlantısı kesilmiştir. Kaynaktan çıktıktan sonra Maden ilçesinden geçerek, Maden Çayı adını alır ve güneydoğuya doğru dar ve derin vadilerden geçip Diyarbakır şehrinin bulunduğu lav sahanlığının doğu kesimine paralel akar. Burada nehir vadisinin tabanı 600 m’ye iner. Diyarbakır’ın güneyinde 8 km mesafede doğuya yönelir. Bundan sonra kuzeyden Toros Dağları yamaçlarından inen başlıcaları Anbarçayı, Kuruçay, Pamukçayı, Hazroçayı, Batman ve Garzan sularını alır. Güneyden ise Mardin eşiğinden inen sel yatakları ile Göksu ve Savur Çayı Dicle Nehri’ne katılır. Raman Dağı’nın güney eteklerinde dar boğazlardan geçerek Botan suyu ile birleşerek onun doğrultusunda güneye döner. Dicle Nehri, güneye doğru akarken Cizre ilçesinin içinden Habur Suyu kavşağına kadar 40 km uzunlukta Türkiye-Suriye arasında sınırı meydana getirir (Wikipedia 2014).

Dicle Nehri üzerinde Kralkızı, Batman, Dicle ve Devegeçidi gibi önemli barajlar kurulmuştur. Ayrıca Türkiye’nin baraj gölü açısından 2. enerji üretimi bakımından 4. büyük barajı olan Ilısu Barajı da bu nehir üzerinde bulunmaktadır.

(37)

22

Bu çalışmada Dicle Nehri üzerinde seçilen üç lokalite, lokalitelerin coğrafik yapıları, ulaşılabilirlik gibi çevresel koşulları, sediment yapıları, balık çeşitliliği bakımından zengin olması ve yeterli sayıda balıkçının bulunması gibi özellikleri göz önüne alınarak belirlenmiştir. Çalışma alanının haritası Şekil 3.1’de, lokalitelerin genel özellikleri (koordinat ve rakım) ise Çizelge 3.1’de verilmiştir.

ġekil 3.1. Ilısu Barajı, Hasankeyf ve Batman Barajı’ndan örnekleme yapılan lokaliteler

Çizelge 3.1. Lokaliteler, koordinatları ve rakım

Lokaliteler Koordinat Rakım (m)

1. Ilısu Barajı 37º 31' 15.57"K 41º 50' 34.25"D 410

2. Hasankeyf 37º 42' 58.42"K 41º 23' 36.57"D 469

(38)

23

I. Lokalite: Ilısu Barajı;Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Irak sınırına yaklaşık 65 km uzaklıkta, Mardin ve Şırnak il sınırları arasında Dargeçit ilçesinin 15 km doğusunda olup Dicle Nehri üzerinde yer alır. Ilısu Barajı ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde bir baraj olup temelden yüksekliği 135 m, uzunluğu 1820 m’dir. Barajın maksimum su kotu 526,82 m, toplam gövde hacmi 23.7 milyon m3, rezervuar hacmi ise 10.6 milyar m3 ve göl alanı 309 km2’dir. Barajın tamamlanmasıyla yılda 1200 MW kurulu güç ile yılda ortalama 4,120 GWh enerji üretecektir. Ayrıca Ilısu Barajı ile üretilecek olan elektrik enerjisi, şu an ülkemizde hidroelektrik santralleri vasıtasıyla üretilecek olan enerjinin % 10’unu oluşturacaktır (Wikipedia 2014). Ilısu Barajı’nın sonbahar ve kış mevsimlerinin genel görünümü Şekil 3.2’de verilmiştir.

ġekil 3.2. Ilısu Barajı’nın sonbahar (a) ve kış (b) mevsimlerinin genel görünümü

II. Lokalite: Hasankeyf; Batman- Midyat karayolu üzerinde, Batman’a 37 km uzaklıkta, 530 km2’lik bir alana sahip olan Hasankeyf Dicle Nehri’nin doğu kıyısında

yer alan tarihi bir yerleşim birimidir. Kuzeyinde uzanan Raman sıra dağları ile güneyinde yer alan sıra dağlar arasındaki vadi içerisinde akan Dicle Nehri kenarında yer alır. 10.000 yılı aşkın bir tarihi geçmişe sahip olan Hasankeyf üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı ile sular altında kalma ve tüm kültürel hazinesini yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır (Wikipedia 2014). Hasankeyf’in ilkbahar ve kış mevsimlerinin genel görünümü Şekil 3.3’te verilmiştir.

(39)

24

ġekil 3.3. Hasankeyf’in ilkbahar (a) ve kış (b) mevsimlerinin genel görünümü

III. Lokalite: Batman Barajı (Referans lokalite); Batman- Diyarbakır illeri arasında doğal sınır teşkil eden Batman Çayı üzerinde ve Batman’a 35 km mesafede bulunan Batman Barajı; sulama, taşkın önleme ve elektrik enerjisi üretmek amacıyla kurulmuş kaya gövde dolgu tipi olan bir barajdır. Barajın gövde hacmi 7181 dam³, yüksekliği 85 m, göl hacmi 1175 hm³, göl alanı 49 km²’dir. Baraj 37.744 hektarlık bir alana sulama hizmeti verirken, 198 MW güç ile de yıllık 483 GWh’lik elektrik enerjisi üretmektedir (Wikipedia 2014). Batman Barajı’nın sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinin genel görünümü Şekil 3.4’te verilmiştir.

Şekil

ġekil 2.1. Metallerin çevrede ekolojik devri (Vural 2005)
ġekil 3.2. Ilısu Barajı’nın sonbahar (a) ve kış (b) mevsimlerinin genel görünümü
ġekil 3.3. Hasankeyf’in ilkbahar (a) ve kış (b) mevsimlerinin genel görünümü
Çizelge  3.5.  Analiz  edilen  balık  türleri  ve  bunların  yaş,  çatal  boy  ve  ağırlık  değerleri,    (Ortalama  değer  ±         Standart sapma, Minimum- Maksimum değerler parantez içinde verilmiştir)
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Millet Bahçeleri bulunduğu kentin siyasi, sosyal ve iktisadi kimliğini en iyi yansıtan kamusal mekânların başında gelmekte olup halkın yaşantısına yeni bir boyut,

臺北醫學大學今日北醫: 北醫附設醫院三喜臨門:33週年慶、JCI預評順利、

- Türkiye’de içme sular› olarak kul- lan›lan herçeflit sularda (yerüstü, yeral- t› sular›ndan kaynaklanan musluk sula- r›nda, damacana ve flifle sular›nda) ge- nel

Milyonlarca göz^ 'Z Halkbilimci, yazar Muhsine Helimoğlu Yavuz, yeni çıkan kitabı “Arada Bir” ’e önsöz yazması için Aziz Nesin’e..

seçim yanılm ış... FE

In this formulation, instead of forming the stiffness matrix automati- cally, elastic properties are represented as external spring forces.. Although handling the

Hemşirelik tanısı olarak solunum fonksiyonunda bozulma (ventilatörden ayrılmaya disfonk- siyonel tepki), büyüme ve gelişmede gecikme, korunmada etkisizlik (deri

Bilgisayar tarafında, deney seti üzerinden frenleme torku, devir, akım gibi bilgilerin toplanması ve kaydedilmesi, EMR frenleme miktarının ayarlanarak elde edilen