• Sonuç bulunamadı

Tanıdığımca Cahit Sıtkı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tanıdığımca Cahit Sıtkı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T A N I D 1 G I M C A

CAHİT SITKI

Yazan : ŞAHAP SITKI

K

imi zaman, başka başka mil­

letlerin çocukları olan, ay­ rı ayrı yerlerde doğan: dü­ şünüş, duyuş, iklim, dil, din, daha da birçok ister kişilik, ister toplum düzeninden gelme ayrılık­ lara rağmen, sahiden cevherli şa­ irler arasında biraz da acı bir alın

yazısı benzeşmesi oluyor, işte,

Shelley, Kaets, Byron; işle Pus- kin, Orhan, Cahit!.

iik saydıklarım, şiir solunan bir yerde doğdukları halde, yaşadık­ ları sürece kendi öz vatanlarında okunmamış, sevilmemiş, anlaşılma­ mış, sonunda kovulmuş; ikinci bir vatan, bir menfa aramak zorun­ da kaldıkları İtalya’da, kimsesiz, unutulmuş, bütün sevdiklerinden

uzak, türlü yoksulluklar içinde

ölüp gitmişlerdir; Biri, yüreğinin kürek kürek ateşine dayanamayıp pek genç yaşta veremden: öbürü, j irmisekiz yaşında dalgalar arasın­ da...

Bizim şairlerimiz de, kendilerin­

den birşeyler beklediğimiz bir

çağda, biri beyin kanamasından,

öbürii, iki - iiç yıl konuşamadan, sö.vliyemeden koyup gittiler.

Bu ulıriyazısı benzerliğine şaş­ mamak elde değil...

Cahit'in Çocukluğu:

Cahit, yaşına göre kısa boylu, nazik yapılı bir çocuktu. Keskin yüz çizgileri, ipek gibi kıvırcık, yumuşak koyu kahverengi saçlar­

Ben yalan söylemek bilmem Nem varsa güneşte çıplak Nedamet bende cehennem.

Cahit’in kendine göre çizilmiş

bir yolu vardı. Doğru bildiği bu yolda sonuna kadar yürüdü, kim­

seden yardım beklemedi. Büyük

bir sırrı, dost omzunu sika sika

kolayca emanet edebilirdiniz. Bu sır, mezara kadar onunla giderdi. Ceç kızıyor, kolay bağışlıyor, in­ sanlara vergi zaafları anlamasını biliyordu.

Yaşı ilerledikçe hayatın hareke­ ti, canlılığı onu büyülemeğe baş­ ladı. ihtiyatlı olup bir yere sap-

lanmaktansa ihtiyatsızca davran­

mayı uygun buluyordu. Böyleee, dost, sıcak, yakın, arkadaş canlı­ sı Cahit, usul usul içinde ilk şi­ ir ürpertilerini duydu.

Gençliği:

Dostlarının arasında bir gölge gibi dolaşan şair, Fransız okulun­ dan Galatasaray’a geçer. Artık bir tek ana düşüncesi vardır; Dünya­ da kişiye şeref veren, uğraşılmaya değer iek şey olan şiir. Susuzluğu dindiren bir testi halinde kendini şiir kaynaklarına verir. Derin de­ rin içer, gene de kanamaz, ilk ka­ ralamaları parmak hesabiyle söy­ lenmiş acemice şeylerdir.

Galalasaraydan sonra Mülkiyeye girer. Burada, sonraları .ömrüm­ de sükût, da topladığı şiirlerini

C a h it S ı t k ı T i r a n c ı ö lü m d ö ş e ğ in d e .

la çerçevelenmişti. Kadife rengi

yumuşaklığındaki gözlerinin ifu-

ilesi yüzünü sevimli kılıyordu. Bu gözler, yaşıyorum diyebildigi her zaman, boşa gidici bir davranış, duygulu bir söz karşısında hemen

yaşarıldı, öfkelendiği, ağzından

yürek kırıcı bir söz çıktığı pekaz görülmüştür.

Çocukluğu ailesi yanında geçti. Okula başladığı zaman arkadaşla­ rıma biraz sert, biraz kötü davra- nışlariyie karşılaşınca girdiği ha­ yatın kendine vergi bir lıayat ol­ madığını anladı. Son derece duy­ gulu. son derece alıngan yaratı­ lışla bir çocuktu. Sonraları İstan­ bul'dan yazdığı bir mektupla bu­

nu belirtecektir: «Akıllı, İnikçi,

doğru, yumşak başlı olmaya yemin ettim. Kendi basına buyruk, bir beııtil olmıyacağım.» Demek gör­ düğü kötü davranışlar çocuk yü­ reğini kuvvete karşı aciyle dol­ duruyordu.

Cahit, 1910 da doğduğu baba

memleketi Diyarbakır’da kalsaydı, belki de birbirine benziyen günle­ rin cansıkmtısı içinde iplik bük­ mekle vakit geçiren yaşJı kadınla­ rı tescili eder, ya da, sarı çizgili

al doıılıı çocuklarla Diyarbakır

surlarında dolaşırdı. Daima insan, bir parça çocuk, çok âşık, hayatı

hareketle dolu Cahit. İstanbul’a

büyük bir hevesle geldi.

Çevresindekilere bir kirpi gibi görünmeğe alışan .şair, yeni gir­ diği çevreye de kolay kolay ayak uyduramadı. Köşe bucak kaçıyor, caıu sıkkın, kendi kendini yiyor­ du. Amma sonuna kadar yeminine bağlı kaldı. Bu duyguyu daha son­

raki yıllarda şu mısralarla dile

getirecektir:

Yaşaran gözlerime bir hak

yazmaya başlar. Güvendiklerini

bir mektuplu, zevkine, anlayışına bel bağladığı Ataç'a gönderir. Bu değerli eleştiriciden gelen mek- lup umut kırıcıdır. Eleştirici, ke­ sin bir dille şaire, şiiri bırakma­ sını söyler. Oysa, «Uzak bir ik­ limde», «Zaman bir kuşak gibi*

şiirleri de vardır bu arada Bir

de Peyami Safa’yı dener. Ondan

Şüphesiz, hayran olacağın bu kitabın incelemesine gi­ rişmeyeceğim. Aslında bu çeşit incelemeler görünüş­ lerindeki kesinliklerine rağ

men boşunadır. Bir şairin

şiirlerini incelemek, terkip yollarını anlatmak neye ya­ rar? Bu araştırma ne tüllü ileri götürüriürse götürül­ sün daima dehanın sırrına erişilemez. En iyisi, kitabı açmak, şiir kaynaklarının en güzei. en usta, en derin bir şekilde dile getirilen mısra- İarının ruhunu dinlemektir.

Henrî De Regnier'in «Kö­ tülük Çiçekleri» nin bir bas­ kısına önsöz’den.

elleri boş dönmez.

«ömrümde sükut* ta gerçeklen hiçbir zevki, ince hiçbir tarafı ol- mıyan parmak hesabiyle yazılmış, boşu boşuna ölçüyle uyakların yük lerini çeken mısralar vardır:

Söylemek istiyor çıkmıyor ki se­ simiz Benim mi, onların mı atan kimin

kalbidir?

=

Kar yağıyor gene kar mahşer gibi =

kar =

Bu türlü. O ölçüyle uyaklar ki, sa- =

natla şiire aracı olamayınca vük |

halinde kalırlar. Bu şiirlerin ço- =

ğunda ne bir ruh coşkunluğu, 11e |

de derinlik vardır. Şekilden yana |

da hastadırlar. Hayal, hayal olarak |

kalmış, mısralar, mısra kuruluşu- i

ııa ulaşamamış, ham musiki değer- i

ierî bir sıra ses perdeleri üstüne =

kurulmuştur, ölçüyle ahengin, §

düşünceyle heyecanının o gizli an- 5

taşmasına rastlanamaz. Şairin duy =

gulu yaratılışına tıpatıp uyan bir §

yığın şiir. |

Renkler renklere renkleri ekler = Olurken içimde renklere mahşer |

Yollu, acemiliğin, olmamışlığın, |

kararsızlığın belirtileri halinde =

uzar gider. * |

O sıralarda bizdtki şiir, sanat İ

çevreleri Paris'ten yeni dünmüş |

iyi bir şair makastarın zevkine gö- I

re ölçülüp biçiliyor, bohem haya- =

(Devamı 16 inci sayfada ş

Kişisel Arşivlerde İ s ö n b u l Belleği T a h a T o ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Üzerinde taş veya o yerin mezar olduğunu gösteren bir işaret bile yok ama, gömülü ol­ duğu yerin birkaç metre ilerisindeki açık hava kahve­ sinin m üşterileri ve

Değişken kapı ve kontrol kapısı oksit tabakasıyla bağlandığında hücrenin değeri “bir” olarak algılanır..

1979-84 yıllarında Çevre M üsteşarlığında Daire Başkanı olarak çalışan Gürpınar, 1984’te Başbakanlık Çevre Genel Müdürlüğü’nde uzman olarak görev

Evvelki yazılarda yeni göçleri doğuran, 1) Siyasi baskı, 2) İk­ tisadi cezp, 3) Milli tecanüs ih­ tiyacı âmillerinin rol oynadığını görmüştük. Bir

Gökalp’ın, Prens Sa- bahaddin’deıı farklı olarak, şöhre­ ti yalnız ilim ve siyaset sahala­ rında doğmamış; aynı zamanda Türk milliyetçiliğine sarih

Sonuç olarak kronik seyirli solunumsal semp- tomlar› olan, periferik yumuflak doku ile bir- likte gö¤üs duvar› invazyonu, kot destrüksi- yonu izlenen diyabetes mellitus,

Ast›ml› hastalarda atak döneminde DLCO% de¤eri; kontrol grubu, stabil dönemdeki orta ve a¤›r persistan ast›ml›lardan yüksek bulundu (p<0.05).. A¤›r

O gün Tarabyada Fransız sefirinin davetlisi bulunan Sadrazam Giritli Mustafa Naili paşa ve diğer vükelâ, Reşit paşa yalısı önünde beyaz bir kayık görüp