• Sonuç bulunamadı

rencilik Gnlerimizdeki Sedad Beye Dair... Akademide 1970li Yllar...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "rencilik Gnlerimizdeki Sedad Beye Dair... Akademide 1970li Yllar..."

Copied!
14
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Sedad Hakk› ELDEM ve Sedad “Hoca” ile ilgili de¤erlendirmelere dair...

Üniversitemizin, hocam›z Sedad Hakk› ELDEM’in do¤umunun yüzüncü

y›ldönümü nedeni ile düzenledi¤i etkinlik-ler ve yay›nlar çerçevesinde, “bir katk›m olabilir mi?” endiflesi ve iste¤i ile merhum Hoca’m›zla “Akademi Y›llar›nda” dört yar›y›l do¤rudan karfl› karfl›ya gelmifl bir ö¤rencisi olarak, aç›kças› bu dönemlere ait izlenim ve hat›ralar›m› yazabilece¤im, paylaflabilece¤im düflüncesine kap›ld›m. Esas›nda benim, bugüne kadar Sedad Hakk› Bey hakk›nda yaz›lan ve anlat›lanlar›n ötesinde çok farkl› fleyleri dile getirebilmem, bu aç›dan önemli katk›lar sa¤layabilmem, zaten kendisi ile olan münasebetimizin s›n›rl›l›¤› ve bunun dönemi aç›lar›ndan da, pek mümkün de¤ildi. Di¤er taraftan bu koflullarda Sedad Bey hakk›nda bir de¤erlendirme yapmaya, de¤erli Hoca’m›z› takdir edici ifadelerle de olsa yâd etmeye zaten kendimi mezun görmüyor, etik de bulmuyordum.

Ancak, o y›llara dönecek olursam, hem Sedad Bey ile ö¤renci s›fat›yla nispeten temas› olan son nesil say›l›rd›m, hem de

bir flekilde Hoca ile iliflkileri olan ö¤renci, ö¤retim üyesi ve meslektafllar›m›zdan önemli bir fark›m oldu¤unu, daha o günlerde düflünüyordum... O y›llarda, bilemem belki bafl›ndan beri, Sedad Bey’le okulda temas› olanlar, bir süre sonra nas›l oluyorsa, bir flekilde Hoca’n›n bürosunda, projelerinde, flantiyelerinde çal›fl›yorlar ve bahis aç›ld›¤›nda da hep, daha çok “Akademi” d›fl›, mesleki iliflkilerden kaynaklanan izlenimleri, an›lar›, duygular› aktar›yorlard›. Kanaatimce onlarda Sedad Bey’le ilgili kalan belirgin iz, genelde hep bu yöndeydi... veya akademik yaflam ve zaman›n Akademi’sinde güçlü varl›¤›n› hep hissetti¤im hiyerarfli içinde asistan›ndan k›demli hocas›na kadar herkesin, Sedad Bey’in özellikli yeri ve yaratt›¤› son derece mesafeli tutuma ba¤l› olarak, de¤erlendirmelerinin ve kendisi ile karfl›laflt›klar›nda tav›rlar›n›n niteli¤inin nispeten de¤iflti¤ini daha o günlerde, uzun say›labilecek ve ileri yafllara varan ö¤rencilik y›llar›mda gözlemleyebiliyor, flahit

oluyordum.

Sedad Bey’e Dair...

Akademi’de 1970’li Y›llar...

Halit Yafla Ersoy “Ögrencisi”

Prof. Dr. Halit Yafla ERSOY

1953 y›l›nda ‹stanbul’da do¤du. ‹lk ve orta ö¤renimini 1960’l› y›llarda Beylerbeyi ‹lkokulu ve ‹stanbul Erkek Lisesi’nde, “mimarl›k

e¤itimini” 1970’li y›llarda ‹stanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yük. Mimarl›k Bölümü’nde sürdürdü. Mezuniyetinden bir süre sonra ‹DGSA Mimarl›k Fakültesi Yap› Fizi¤i ve Malzeme Kürsüsü’ne asistan olarak girdi. Doktoras›n› ‹TÜ

‹nflaat Müh. Anabilim Dal›’nda haz›rlad›. Mimar Sinan Üniversitesi ö¤retim üyesi olarak 1988 y›l›nda Doçentlik aflamas›n› tamamlad›, 1991 y›l›nda MSÜ Mimarl›k Bölümü Mimari Proje Atölyesi’nde görevlendirildi ve 1996 y›l›nda Profesörlü¤e yükseltilerek, atand›. Akademik, idari ve mesleki çal›flmalar›n›n yan› s›ra çeflitli Araflt›rma ve Mimari Proje Yar›flmalar›nda kazand›¤› dereceleri, çok say›da ulusal ve uluslararas› bildiri ve makaleleri, ‹TÜ ‹nflaat Fakültesi taraf›ndan bas›lm›fl Doktora Tezi ile biri müflterek yay›nlanm›fl iki kitab› mevcuttur. Halit Yafla ERSOY halen MSGSÜ FBE Mimarl›k Anabilim Dal›’nda ve Mimarl›k Fakültesi Mimarl›k Bölümü’nde, Mimari Proje Atölyesi’nde çal›flmalar›n› sürdürmektedir. .

(2)

Bütün bunlar› da dikkate alarak, 1970’li y›llar›n her aç›dan gerçekten çalkant›l› günlerinde, o vakitlerde de ve üzerinden otuzbefl y›l geçmesine karfl›n hala, nas›l Akademi taraf›ndan de¤il de, ‹stanbul Teknik Üniversitesi taraf›ndan bas›ld›¤›n› “anlayamad›¤›m” “Türk Evi Plan Tipleri” kitab›ndaki ruhun, yaklafl›m›n etkileri ile bu de¤erli insanla temas›m›n ve O’ndan alabileceklerimin “okul s›ralar› ve

ö¤rencilik” ile k›s›tl› kalmas›na bilinçli bir özen gösterdim. Hatta bu tavr›m Akademi’ye asistan olarak girdikten sonra da devam etti. Bu ne kadar do¤ru oldu?... Bilmiyorum, ancak bunda anlat›lanlar›n önemli bir pay› oldu¤unu düflünüyorum. Bugün olsa nas›l yapard›m? San›r›m yine, bir “s›rça köflk” olan, isimleri GSA, DGSA, ‹DGSA olarak de¤iflse de, “Baykufl”lar tekrar tekrar yorumlansa da, o son “Akademi Ony›l›”ndaki gibi... Mesleki yaflam›n izlerinin, hat›ralar›n›n mimar- büro sahibi- yard›mc›- kürsü flefi- asistan ve benzeri gibi iliflkilere her yönü ile farkl› yans›mas› do¤ald›r, do¤ald›. Dolay›s›yla da bu, Akademi’deki hoca-ö¤renci iliflkileri ile aç›klanamazd›. Ve kanaatimce bugün dahi birçok arkadafl›m›z›n, bizden k›demli meslektafllar›m›z›n ve hatta baz›

hocalar›m›z›n yapt›¤› gibi “Hoca” Sedad Hakk› Eldem’e böyle bir çerçeveden bak›lamazd›. Ancak, bu yaklafl›mlar›n halen süregitti¤ine, anlat›lan, yaz›lanlar›n a¤›rl›kl› olarak ifllerde, müflterek projelerde veya belki de daha do¤rusu proje ve uygulamalardaki destekler konusunda, hatta baz› an› yaz›larda

çocukluk günlerine kadar gidilerek dile getirildi¤ine flahit olmaktay›m. Bir insan›n yaflam›n› ve yaklafl›mlar›n› “okul içi”, “mesleki”, “özel” gibi çok kat› ve kal›n çizgilerle ay›rmak pek de do¤ru olmayabilir. Ancak, bunun “özel bir

durum” oldu¤u kanaatindeydim, kanaatindeyim.

Sedad Bey ile “iki ders ve dört yar›y›la” dair... Mu¤la çal›flmalar›

Sedad Hakk› Bey ile bir ders ve proje münasebeti ile dört yar›y›la yak›n bir süre okul içi iliflkim do¤mufltu. Bunlardan biri, o y›llarda yan›lm›yorsam II. Devre, 3. ve 4. yar›y›llarda yer alan Rölöve-Restorasyon Dersi, di¤eri ise Mimari Proje idi.

Hoca Sedad Hakk› Eldem’i aram›zda genelde “Sedad Bey” olarak an›yorduk, kendisine nispeten yak›n olanlar, öyle hissedenler veya bürosunda çal›flanlar “Sedad Hoca” diyorlar, sadece “Hoca” ifadesi de Sedad Bey’i ifade ediyordu. Bu belki de daha bafl›ndan Akademi Mimari fiubesindeki tek Türk “Mimari Atölye” Hocas› olmas›ndan ileri geliyor olabilirdi. Rölöve Dersi’ni almaya s›ra geldi¤inde hep beraber toplanm›flt›k. Ö¤rencilere muhtelif binalardan bahsedilerek, bunlar›n rölövelerinin yap›lmas›n›n gerekti¤i anlat›l›yordu. Bu arada, ‹stanbul d›fl›nda Mu¤la’da da, rölöve çal›flmalar›n›n yap›laca¤›n›n bahsi geçti. Bu konuya bir grup arkadafl talip olduk. Ö¤renci ruh hali ile, do¤al olarak bu çal›flmadan herkesin beklentileri farkl› idi. Mu¤la’n›n eski yerleflmelerinden olan Saburhane Bölgesi’ndeki bu çal›flmaya kimimiz mahallin önemi ve cazibesi, kimimiz bir süreli¤ine de olsa ‹stanbul’dan

uzaklaflmak, hatta haks›zl›k etmeyelim, bir ikimiz de bu vesile ile iyi bir tatil yapabiliriz düflüncesi a¤›r bas›yordu. Birkaç gün içinde Sedad Bey bizi toplad›, yap›lacak iflin öneminden, bu bölgedeki, a¤›rl›kl› olarak konut olan binalar›n özelliklerinden k›saca bahsettikten sonra,

(3)

hatal› olmas›n tam olarak ad›n› hat›rlayam›yorum, o tarihlerde Mu¤la Belediyesi’nde galiba ‹mar Müdürü olan eski bir mezunumuzu arayaca¤›ndan ve onun bize yard›mc› olaca¤›ndan söz etti. Daha sonra ilk defa o gün tan›d›¤›m›z, Hoca’n›n tabiri ile “bu iflleri iyi bilen” Hüsrev Tayla Bey’i ça¤›rd› ve bizlere konuyu, yap›lacak çal›flmay› anlatmas›n› ve çal›flman›n programlanmas›n› istedi. Böylelikle, o güne kadar Akademi’de gördü¤ümüz, hakk›nda her aç›dan pek çok fley dinledi¤imiz “Sedad Hakk›” Bey ile tan›flm›fl oluyorduk.

‹lk izlenimler, genelde k›sa cümleler kullanan ve uzun uzun konuflmayan, konuflmalar›na mimiklerinin de efllik etti¤i, konuya vak›f, yap›lacak ifli önemseyen ve -her fleye karfl›n yazmak zorunday›m- o güne kadar genelde anlat›lanlar›n aksine, karfl›s›ndakine de belirli mesafeli bir nezaketle yaklaflan, ona da durumu ve durumunu hissettiren bir tav›r... Akademi’de o güne kadar al›flageldi¤imiz davran›fl›n, bir iki istisna hariç, tümü ile d›fl›nda bir tarz. Daha sonra, kendisinin Atölyesi’nde proje yaparken daha iyi analiz edebildi¤im ve kendime has sonuçlar ç›karabildi¤im mesafeli fakat bu mesafeyi her iki taraf için de belirli bir düzeyde tutan, hatta biraz da “tarafs›z” bir tav›r.

Do¤rusu, Akademi’de o güne kadar geçirdi¤im yaklafl›k üç dört y›l içinde özel bir nezaketi ve kibarl›¤›, önce bir yar›y›l Bina Bilgisi Dersi ve daha sonra da I. projeyi ald›¤›m Esad Süher Bey’de izlemifltim. Eski Bina’da, daha sonra ‹ç Mimarl›k Kürsüsü asistanlar›n›n toplu olarak oturduklar› üst kattaki deniz taraf›ndaki köfle odada, 316 m›yd› hat›rlayam›yorum, sabah sekizbuçuklarda bafllayan ve galiba genellikle en erken

benim geldi¤im sal› ve cuma sabahlar› görüflmeleri, giderek farkl› bir ö¤renci kimli¤i kazanmam›za zemin oluflturdu. Esad Bey’in Bölüm Baflkanl›¤› ve Dekanl›¤› s›ralar›nda, her iki görevinde de kendisinin teveccühü ile yard›mc›l›¤›n› yapt›¤›m sürelerde, bu tavr›n› daha yak›ndan izleme ve anlayabilme olana¤›m do¤mufltu. Di¤er taraftan proje atölyesindeki bu durumda, do¤rusu, o dönem Esad Bey’in asistanl›¤›n› yapan ve davran›fl olarak Hoca ile benzer haslete sahip olan ve daha sonra ne mutlu ki çeflitli vesilelerle y›llard›r birlikte olabildi¤imiz Ünver An›l’›n da önemli pay› vard›. O da erkenden gelir, bazen Esad Bey gelene kadar bizlerle proje, ve mimarl›k üzerine sohbet ederdik... Hüsrev Bey bizi 203 numaral› anfide toplad› ve bir iki saat nas›l ölçü al›n›r, rölöve yap›l›r anlatt›. Konuya vak›f ve deneyimli bir kifli oldu¤u her hali ile anlafl›l›yordu. Rahat ve bizlerle kolay iliflki kuran bir tav›r sergiliyordu. Bir program yapt›k. Yaklafl›k onbefl gün sonra, galiba, o zamanlar ‹zmir’e çal›flan M/F Truva Feribotu ile ‹zmir’e gittik, orada Hüsrev Bey ile bulufltuk ve otobüsle Mu¤la’ya geçtik. Hüsrev Bey bizi, önce de de¤indi¤im gibi ismini tam hat›rlayamad›¤›m, hat›r›mda galiba Yavuz Bey olarak kalm›fl olan, ‹mar Müdürü ile tan›flt›rd› ve bir gece bizimle kald›. Ertesi gün hep birlikte Belediye’den gelenler de dahil, Saburhane Bölgesi’ni dolaflt›k. Çal›flma yap›lacak k›s›mlar ve kapsam belirlendi ve Hüsrev Bey o gün bizden ayr›ld›.

Anlafl›lan Sedad Bey’in aramas› veya aratmas› çok etkili olmufltu. Bize merkezde bir otel, galiba Ç›nar Otel, tam pansiyon olarak ayr›lm›flt›. Ayr›ca Yavuz Bey bize ihtiyac›m›z oldu¤unda, hatta

(4)

bazen dolaflmak için “jip”ini de gönderiyor veya kendisi de bize kat›l›yordu. Bir anlamda düflündü¤ümüz “çal›flma” ve “tatil” bafllam›flt›... Hat›rlad›¤›m kadar› ile, unuttu¤um varsa affetsinler, grup arkadafllar›m Hakan Börekçi, ‹smail Samio¤lu, Ahmet Mersino¤lu, Süleyman Kamburo¤lu, Orhan Kotevo¤lu ve ben, ilkbahar›n ilk günlerinde gitti¤imiz “çal›flma gezisi”nde da¤›lmadan, galiba bir iki hafta kald›k. Geriye planlad›¤›m›z gibi oldukça e¤imli olan bu bölgeden kesit-siluetler, sokak siluetleri ve rölövelerle döndük. Sabah erken kalk›p, genelde ö¤lene kadar çal›fl›p, ö¤leden sonralar› dolafl›yorduk. Bu çal›flman›n, yap›lan iflin d›fl›nda, bizde gerçek bir “tarihi çevre bilinci”nin oluflmas›nda da önemli katk›lar› olmufltu. O günlere kadar bu konuda okumaya çal›flt›¤›m iki kitap vard›; Cevat Eder’in “Tarihi Çevre Kayg›s›” ve “Tarihi Çevre Bilinci”. ODTÜ taraf›ndan 1970’lerin bafllar›nda yay›nlanm›fl olan bu iki kitap, bu konuda tamamen bilgisiz olan benim için mutlaka önemli idi fakat kendi ad›ma söyleyecek olursam, Mu¤la’da geçen günler bu konuda adeta gözümü ve bil-incimi açm›flt› ki bu aç›l›m, Akademi’ye döndükten sonra Sedad Bey’le yapt›¤›m›z görüflmelerle de farkl› boyutlar

kazan›yordu...

Do¤rusu grubumuzu, bizleri ve yapaca¤›m›z ifli duyan arkadafllar›m›z›n yüzünde beliren müstehzi gülümsemelerin aksine, bu çal›flmay› çok ciddiye alm›fl oldu¤umuzu söyleyebilirim; ne yap›lmas› gerekti¤ine inan›yorsak, onu yapm›flt›k. Gerçe¤i söylemek gerekirse, o güne kadar böyle güçlü bir motivasyonu, farkl› dört kiflilik bir bir grupla saatlerce masa bafl›na oturup, Kanl›ca’y›, Anadoluhisar›’n›, Küçüksu’yu, velhas›l Bo¤aziçi’ni

konufltu¤umuz, tart›flt›¤›m›z, bu aç›dan grubumuz üzerinde büyük eme¤i oldu¤unu hissetti¤im, o günlerde nispeten genç bir hoca olan Mehmet Çubuk Bey’le yaflam›flt›k. II. Devrede dört yar›y›l süren bu Tarihi Yar›mada ve özellikle Bo¤aziçi çal›flmalar›nda, Mehmet Bey’le masa bafl›nda özellikle Bo¤aziçi konusundaki görüflmelerimiz çok heyecanland›r›c›, motive edici ve bizce, “verimli” olmufltu. O duygularla, daha sonra Sedad Hakk› Bey’de Kanl›ca-Hisar-Kandilli bölgesinde bir V. proje

çal›flmas›na da “kalk›flacakt›m”. O y›llarda bu Rölöve Dersi’nde bizlere, galiba üzerinde imza haneleri olan bir kart veriliyordu. San›r›m ödevin teslimine kadar grup hocalar›, çal›flman›n gidiflat›n› takip ederek bu karta onay maksad›yla alt› yedi defa aram›zda “vize” dedi¤imiz imzalar› at›yorlard›, buray› imzal›yorlard›. Saburhane ile ilgili genel çizimler, çal›flmalar hakk›nda Sedad Bey’le toplu olarak yap›lan birkaç görüflmeden sonra, kendi yükümlülü¤ümüze giren konular› art›k tek tek görüflür olmufltuk. Do¤rusu bu görüflmelerden keyif al›yordum. Bunlar, adeta hep birbirlerine benzeyen k›sa görüflmelerdi. Ortada bir masada Sedad Bey oturuyor, yan›nda duruma göre bir asistan duruyor, içeri girince daha sonra proje atölyesindeki çal›flmalarda da aynen tekrarlanaca¤› gibi, Sedad Bey yerinde flöyle hafifçe do¤rularak ve kalkar gibi yaparak “buyurun efendim” diyor, oturmam›z› iflaret ediyor, masaya çal›flmay› aç›yorsunuz ve üzerine konufluyorsunuz... Genelde detaylar önemli...

Bafllang›çta bu vize günlerinde birkaç vize günü, bilmiyorum kürsüde nas›l

adland›r›l›yordu, ancak biz bu imzalara “vize” diyorduk, çal›flmam› gösteriyorum,

(5)

Hoca bak›yor, çizimlerle ilgili pek bir fley demeden mekana, “ev”e dair konufluyor, planlar›n analizini yap›yor, adeta bir Bina Bilgisi dersine benzer flekilde anlat›yordu. Birkaç vize sonras›nda dikkatler ve konu giderek detaylara yöneldi... Sedad Bey, “bu detay böyle mi, efendim?” diye soruyor, hemen foto¤raflar, al›nan ölçüler ç›kart›l›yor, inceleniyor ve teyid

“olufluyordu”. Sonra detay›n özelli¤i üzerine k›saca, bazen çok k›sa

konufluluyordu; ancak temelden bacaya, tafll›klardan ocaklara kadar...

Sedad Bey, elinde ucu aç›lm›fl klasik yumuflak bir kurflun kalemle, çal›flmalar›n üstüne oldukça kal›n çizgiler çiziyor, ”... efendim, bunlar› bir metreden okunacak flekilde çizin...”, “... bunlar küçülünce, ince çizgiler birbirine girer, anlams›z bir kal›n çizgi olur, iyisi mi anlaml› kal›n çizgiyi siz çizin, kuzum...” gibi uyar›larda bulunuyor ve elindeki kurflun kalemle eskizlerin üzerine mütemadiyen düz kal›n çizgiler çiziyor, ucu iyice kal›nlaflan kurflun kalemi asistana veriyor, asistan galiba Nuran Han›m’d›, ve ondan aç›lm›fl yeni bir kurflun kalem alarak, çizerek anlatmaya devam ediyordu. Böylelikle kendi önerisi ile en incesi 0,40-0,45 olan, 1,00 mm.’ye kadar rapidograph uçlar›yla rölöveleri çizdik. Bütün amaç, bunlar yay›mlan›rsa, okunakl› ve anlaml› olmalar›yd›. Sedad Bey laf aras›nda bunlar›n ö¤renciler ve mimarlarla paylafl›lmas›n›n önemli oldu¤unu, bu aç›dan bas›ma, yay›na uygun, 1/50 den 1/200 ölçe¤e küçülünce de niteli¤inden bir fley kaybetmeyecek bir teknikle çizilmesinin gereklili¤ini

vurguluyordu.

Çal›flmam›z henüz tamamlanmam›flt›. Daha sonra, bu sefer Mu¤la’n›n farkl› nitelikteki bir yerleflmesi olan Karaba¤lar

Mevkii’ne, baz›lar› sadece “Ba¤lar” diyordu, benzer bir çal›flma için tekrar gittik. Bu çal›flmadan, “yine mi ‹stanbul d›fl›nda!..” gibi zahiri yak›nmalara karfl›n hakikatte çok memnun olmufltuk, zaten galiba baz› ifller de geriye kalm›flt› ve yine gidece¤imizi biliyorduk. Ayn› ekip, ‹smail arkadafl›m›z›n spor tip Ford otomobili ve tek kap›l› spor arabada befl kiflinin ayr› bir çeliflkili hoflluk ile yola ç›kt›k… Bu sefer daha keyifli olacakt›. Mu¤la’ya gittik ve ayn› otele yerlefltirildik. Bu sefer art›k galiba Hüsrev Bey de gelmemiflti. Belediye’den dökümanlar› ve her türlü yard›m› alarak, bir dönem evvelki yar›m günlük çal›flma temposu ile bir süre de burada çal›flt›k. Bazen ö¤leden sonralar› da, veya ifli çok k›sa keserek, Marmaris, Milas, Bodrum, Ula gibi Mu¤la’n›n ilçelerine “bilgi, görgü gelifltirme gezileri” yap›yorduk. Bu “ba¤lar bölgesi” o kadar hoflumuza gitmiflti ki, ileriki y›llarda o bahçelerde ö¤leden sonralar› kurdu¤umuz bu masalar› birbirimizle karfl›laflt›¤›m›zda hep yâd ettik...

Dönüp geldi¤imizde görüflmeler, vizelere benzer flekilde, ancak bu sefer çok çok az, ancak belki bir iki kere oldu... belki de hiç olmad›... Muhtemelen Sedad Bey o s›ralar çok meflguldü. Çal›flmalar› teslim ederek, bu sorumlulu¤umuzu tamamlad›k. Ancak burada, konuyu proje

çal›flmalar›ma getirmeden önce, üzerinde durulacak önemli bir hususa da her fleye ra¤men de¤inmeden geçmek, olay›n “bütünlü¤ü” aç›s›ndan eksiklik olacakt›r. Sedad Bey bizi ve yap›lanlar› gerçekten ciddiye al›yor, önemsedi¤ini hissettiriyor, hep yay›mlan›rsa flöyle olacak, böyle çizin diyerek yol gösteriyordu. Ve giderek bu rölöve çal›flmalar›n›n gözümüzdeki önemi, bir ödev ve not zorunluluklar›n› aflarak, farkl› bir sorumluluk, düflünmedi¤imiz

(6)

73

bir nitelik kazanm›flt›. Zaten, bir ikisi hariç, bu ekiptekilerin uzun “akademi y›llar›”, genelde ödev ve notu ne kadar önemsediklerinin de göstergesi idi. Ancak di¤er taraftan, yap›lan ne de olsa bir “ö¤renci ödevi” idi. Daha önce de belirtti¤im gibi grubumuzun yaratt›¤› gülümsemeye karfl›n, olay› ve de¤erli Hocam›z’› çok ciddiye al›yorduk, öncelikle Sedad Bey’e olan sayg›m›z büyüktü. Özellikle Saburhane Bölgesi’ndeki çal›flmalara titizlik göstermifltik... Gene de ileriye belirleyici bir “kal›c› evrak” b›rakmay›, en az›ndan ço¤umuz yüksek düzeyde bir sorumluluk olarak hissediyorduk... ...

Sedad Bey ile “Atölye Çal›flmalar›na” dair... V. Proje

Dördüncü projemi zaman›n IV. proje Atölyesi’nde tamamlam›flt›m. V. projeyi hepimiz önemsiyorduk, neticede ilk defa bir jüri önüne ç›kacakt›k. Malum “proje kur’as› günü” bir yandan ne konuda çal›flabilece¤imi düflünürken bir yandan da vakit geçiriyordum; yukarda arkadafllar atölyelere yerlefltiriliyordu. Bu kur’a çekme iflini bafl›ndan beri sevmemifltim ve çekilen bir rakamla s›rayla bir yere yerleflmektense, sonda bofl kalan birkaç kontenjan aras›nda tercih kullanmay› ye¤liyordum. ‹flin henüz fark›nda olmad›¤›m I. projeyi saymazsak, ciddi ve istekli olarak bir tek III. proje kur’as›na kat›lm›flt›m. Pek normal bir durum de¤ildi, ama ne çare ki, hepimizin baz› -belki de anlams›z- saplant›lar› vard›. Y›llar sonra bu kur’alar› düzenlemek, çektirmek durumunda kald›¤›mda bütün bunlar› hat›rlamak...

Sedad Bey’in görece farkl› tavr› ve mesafeli duruflu, pek al›fl›lmam›fl yaklafl›mlar› birçok arkadafla biraz “endiflelendirici” geldi¤inden,

o dönemlerde kontenjanlar›nda boflluklar oluflabiliyordu. Karar verdim, art›k Sedad Bey’i bir ölçüde de olsa tan›d›¤›m› zannediyordum; hatta koridorda bile sabahlar› gözle de olsa selamlafl›yorduk, o da beni tan›yordu, Mu¤la çal›flmalar›na devam edecektim. Yukar› ç›kt›m ve do¤rudan Sedad Bey’in listesine ad›m› yazd›m.

Sedad Bey o dönemlerde bir odada, galiba daha sonralar› Tatbikat Projesi hocalar›n›n kulland›¤› veya o yak›nlarda bir odada görüflmelerini yap›yordu. Proje günleri Hoca ile görüflmeye gitti¤imizde, ilgili asistana söylüyoruz, o kendisine haber veriyor ve Hoca ne zaman› uygun görmüflse, asistan bizi tek olarak içeri gönderiyordu. Görüflmeler genelde k›sa sürdü¤ünden, kap›da pek de uzun süre beklendi¤i söylenemezdi, hatta genelde kimse olmuyordu ve do¤rudan giriyordunuz. Ancak bu, V. proje idi ve di¤er projelere göre nispeten seyrek, 15-20 günde bir görüflmeye gidiyordum. Baz› arkadafllar bunu ayda bire kadar indirmifllerdi, hatta galiba normali de buydu, adeta bugünkü önjürili diploma çal›flmas› gibi...

Art›k ders de¤ildi, projedeydik. Konu ve çal›flma de¤iflmiflti, ancak görüflmeler biçim olarak ayn› idi. Tek fark, art›k Hoca biraz daha “birey” oldu¤umuzu hat›rlat›r bir üslup kullan›yordu ki, bu zaten anlat›lanlardan, okuduklar›m›zdan ve gördüklerimizden ç›kard›¤›m›z O’nun tabii hali idi. Girdi¤inizde, gerekti¤inde hafifçe yerinden kalkar gibi yaparak, “buyrun” diyor, yer gösteriyor, “bey”li ve “siz”li hitap ediyordu. Asl›nda bu tavr›, sadece bize de¤il herkese sergiliyordu. Hissediyordum ki, odaya girmemle herhangi bir asistan›n veya hocan›n, hatta Akademi Baflkan›’n›n odaya girmesi

(7)

halinde karfl›laflaca¤› davran›fllar aras›nda önemli, belirgin bir fark yoktu... veya en az›ndan ben o günlerde öyle

hissediyordum, kuruyordum, böyle bir izlenimim oluflmufltu...

Hitabetindeki, birçok ö¤renci ve muhtemelen hocaya dahil, genelde kiflilere so¤uk gelebilen mesafeli nezaket, yol vermek gerekti¤inde, karfl›s›ndaki bir ö¤renci de olsa, do¤rudan geçmeyip, o ad›m› atarkenki adeta tereddütlüymüflçesine bir anl›k duraksay›fl, elini sürekli ba¤l› tutufl, oturufl tarz›, hep alm›fl oldu¤u “eski terbiyenin” önemli tezahürleri idi. Yafl› ve yetiflme ortam› uygun olan birço¤umuz bu terbiyeyi alm›fl olan aile büyükleriyle, hatta okul

hocalar›yla, komflularla karfl›laflm›flt›k. Çocuklu¤umdan, “Eski Beylerbeyi”nde, benzer davran›fllar gösteren birçok kifliyi hat›rl›yorum. Nevnihal Sokak’tan Kaz›m Bey hala gözümün önünde... Bunlar› biz de biliyorduk, bir ölçüde “eskilerce” bizlere de bir ölçüde ö¤retilmiflti, ancak çeflitli nedenlerle uygulam›yorduk, uygu-layam›yorduk. Örne¤in Sedad Bey’i bir kere dahi bize karfl› iki dizi kapal› veya belirli bir zarafetle sa¤ baca¤›n› di¤erinin üzerine atm›fl flekilde oturmas› d›fl›nda görmedim... Pardösüsü, kemik rengi pardösüsü kolunda, elleri ba¤l›, kendine mahsus ad›mlar›yla ve bafl hareketlerinin efllik etti¤i nadir tebessümleri ile koridorda yürüyüflü san›r›m halen birço¤umuzun gözümüzün önünde... Sedad Bey’e proje konusu olarak, e¤er uygun görürse yine Mu¤la’da çal›flmay› arzulad›¤›m› söyledim. Zaten iflin evveliyat›n› bilen Hoca, bunu memnuniyetle karfl›lad› ve ne tür bir çal›flma olaca¤›na dair öneri getirmemi istedi. Kendisinin getirilen öneriyi genelde dinledi¤ini ancak öneri

yapmaktan pek hofllanmad›¤›n›, belki de proje e¤itimi içinde do¤ru da bulmad›¤›n› proje çal›flmas› içinde zamanla hissettim. Rölöve çal›flmalar›nda sürekli anlatan, tarif eden ve yol gösteren Sedad Bey gitmifl, yerine Proje Hocas› olarak adeta farkl› bir Sedad Bey gelmiflti. Genelde k›saca “çal›fl›n...”, “çal›flmak laz›m...” gibi durumu ifade eden k›sa uyar›larda bulunuyor, karars›z kal›p, birkaç teklif aras›nda bocalad›¤›mda, “lütfen birisini konuflal›m, efendim” diyor, bu tür çok tekliflili¤in meslek yaflam›na pek uygun düflmedi¤ine zaman zaman de¤iniyordu. Mimar çal›flmal›, seçenekleri

de¤erlendirmeli ve sonuca ulaflmal› idi, ,iki sonuç ayn› anda olmuyordu, en az›ndan infla edilemiyordu... Öyleyse... Birtak›m haz›rl›klar yap›p, elimde birikmifl olan epeyce dokümanla birlikte ertesi hafta görüflmeye gitti¤imde, Mu¤la’da, art›k boflalt›l›p, restore edilece¤ini varsayd›¤›m Saburhane Bölgesi’nde oturanlar için, afla¤›da düzlükte, flehrin yeni geliflim bölgesi olarak öngörece¤im k›s›mda, bir yerleflme, bir toplu konut projesi haz›rlamak istedi¤imi anlatt›m. Cevap çok k›sa ve netti: “Uygundur, efendim, çal›fl›n”. Bazen konuflmalar›m›z bu kadar k›sa da sürebiliyordu, örne¤in bu konuflman›n toplam süresini tahmin edebilirsiniz.

Asl›nda, o günleri düflündü¤ümde, galiba “Proje çal›flmalar›nda” iki farkl› tarz vard›... veya daha do¤rusu bir tarz ... ve bir de giderek yayg›nlaflmakta olan ve galiba bugün art›k yerleflmifl olan uzun uzun konuflma tarz›. Buna arkadafllar “tashih” diyorlard›. Ö¤renci dilinde projeyle ilgili olarak hoca ile temaslarda hat›rlad›¤›m kadar›yla, ki bunlar›n öznel izlenimler oldu¤u hususu gözden ›rak

(8)

75

tutulmamal›, iki farkl› ifade yayg›nd›; “görüflme” ve “tashih”. Eski ve k›demli hocalar›n ekserisi ile genelde görüflülüyor, k›sa ve gerçekten uyar›lmas› gerekli önemli bir husus varsa k›sa “kritik” ler al›n›yordu. Nisbeten daha genç hocalarda görülen, götürülen çal›flmalar›n hatal› yönlerini gösteren ve ne yap›lmas› gerekti¤ini anlatan, uyar›lara efllik eden genel ve uzun konuflmalar ö¤renci arkadafllar aras›nda belki de durumu iyi ifade eden “tashih” kelimesi ile tan›mlan›yordu. Do¤al olarak her iki tarz›n da olumlu yönleri vard› ve her ikisi de farkl› geleneklerden, e¤ilimlerden kaynaklan›yordu... ancak bir vak›ayd› ve kesin olan, Sedad Bey derste, örne¤in rölöve çal›flmalar›nda, yapsa da projede tashih yapm›yordu... En az›ndan benim yaflad›klar›m ve izlenimlerim böyle... Sedad Bey, rölöve çizimlerim üzerinde, önce de de¤indi¤im gibi cömertçe kalem gezdirirken, tüm proje dönemimde kalemi eline ancak birkaç defa ald›, sert ve düz çizgiler uyar›lar›na efllik etti...

Gelifligüzel do¤rusal veya genelde ortogonal bu çizgiler, e¤er dikkat ederseniz ve ölçerseniz adeta milimetrik hassasiyetteydi, örne¤in “... bu atkestanesi 13 m. de¤il mi efendim?...” derkenki çizgi ölçe¤inde neredeyse tam geliyordu... Bunu arkadafllarla, özellikle de, Sedad Bey’de yine V. projesine bafllayan ve gerçekten de iyi bir gözlemci olan Hakan Börekçi ile, ve o y›llardaki ifadesi ile “yeni binaya” geçifl döneminde bir süre “Akademi Mimar›” olan ve dolay›s› ile Akademi Baflkan› Feridun Bey ve Sedad Bey ile de yo¤un temas› olan Ünver An›l ile hep g›ptayla paylaflt›k... Ne yaz›k ki, o günlerden bende hiçbir fley kalmad›... Görüflmelerde Sedad Bey’in s›k s›k istedi¤i tek bir fley vard›, kendi ifadesi ile “dubldesimetre”. Boyutlar› ve dolay›s›

ile oranlar› çok önemsiyordu... Boyutlarda bir uygunsuzluk oldu¤unda,

“bir dubldesimetre verin, efendim” diyor, al›p çizimin üstüne koyuyor ve sadece yüzünüze bak›yordu... Bence a¤›r elefltirilerinden biri...

Asl›nda, rölöve çal›flmalar›m›zdan, anlatt›klar›ndan ve yay›nlar›ndan Sedad Bey’in konut konusundaki yaklafl›mlar›n› bildi¤im düflüncesi ile, nispeten kolay sonuca ulaflabilece¤imi zannetti¤im bu proje, okul yaflam›mdaki s›k›nt›l› ve gerilimli belki de tek çal›flmam oldu. V. proje olarak jüriye sunulacak bu çal›flmada, her yönü ile nitelikli olarak kabul görebilecek bir proje haz›rlamay› istiyordum. Ayr›ca, daha önceki çal›flmalar›mla nezdinde iyi izlenimler uyand›rm›fl oldu¤umu sand›¤›m ve art›k karfl›laflmalar›m›zda selamlaflt›¤›m “Sedad Hakk›” Bey’in hakk›mdaki düflüncelerini de sukuta u¤ratmaktan endifleleniyorum. Ayr›ca o y›llarda nas›l olmuflsa, san›r›m bu Akademi’nin en önemli yönü idi, hepimize iyi ve nitelikli, hatta “güzel” fleyler yapabilece¤imiz güveni afl›lanm›flt›. Bu duygu daha “Akademi Girifl Yetenek S›nav›”nda filizleniyordu. En az›ndan yak›n çevremdekilerle birlikte böyle düflünüyorduk. Her zaman daha iyisini yapabilirdik; ilerde daha iyi olacakt›. Bu nedenle hiçbir çal›flman›n, birini bile tam olarak saklayamad›m, bir kopyas›n› dahi alm›yorduk. Bir toplui¤neyi bile zor atabilen birisi için, Akademi’de geçen bu befl seneyi çok aflan y›llardan saklanmaya de¤er bir fley bulunamam›fl olmas›, ihmalkârl›ktan de¤il, yapt›¤›m›z› önemsemeyiflimiz, yeterli bulmay›fl›m›z, hep daha iyisini yapaca¤›m›z, yap›yor olmam›z yaklafl›m›ndan kaynaklan›yordu. Bence bu duygu, okulda karfl›laflt›¤›m ilk grup hocam rahmetli Prof. Ayhan Aytöre’den, sorumlulu¤umu tafl›yan son

(9)

grup hocam Prof. Sedad Hakk› Eldem’e kadar, rahmetli “Perihan Abla” dahil herkesin elbirli¤i ile yaratt›¤› anonim, ortak ruhtu... ve zann›mca bir ölçüde de, yukar›da de¤indi¤im gibi, daha bafl›ndan “baflar›lm›fl” bir Yetenek S›nav›’ndan da kaynaklan›yordu. Bugün belki de bir ölçüde bak›ma kaybolmufl olan bir duygu; bireyi besleyen, güven veren, s›zlanmaktansa daha iyisini yapmas› gerekti¤ini hissettiren... Akademi’de, kanaatimce birkaç istisna hariç, ö¤renci-ö¤retim üyesi aras›ndaki

iliflkilerin genelde mesafeli olufluna karfl›n, bu duygu büyük ölçüde do¤uyordu ve belki Dönem’in de etkisi ile yar›n daha iyi fleyler yapabilece¤imizi umuyorduk; daha iyi filmler seyredecek, daha iyi projeler yapacak, hatta daha iyi gül yetifltirebilecek, esasl› seyahatler yapabilecektik.., tabii bir de serde “gençlik”, önümüzde yaflanacak bir hayat vard›...

Birkaç yak›n arkadafl için, bizler için esasta okumak, proje yapmak, e¤lenmek... vs. ayr› ayr› ifller de¤ildi. Yaflam böyle gidiyordu... Zaten o günlerdeki koflullarda ve olanaklara ba¤l› olarak ilgi alanlar›m›z da nispeten s›n›rl› idi. En büyük yenilik, 1970’lerin ilk y›llar›ndaki siyah beyaz televizyondu. Biz denize düflkündük, Bo¤aziçi’nde yafl›yorduk; Bo¤aziçi’nde okuyor, bu hayal içinde “oyalan›yorduk”. Baz› günler sandalla Akademi’ye gelip, Heykel Bölümü önüne demir üstünde, bir koltuk vererek sandal› ba¤l›yor, okulda ne gerekiyorsa onu yap›yor ve sonra

“Ayvansaray ifli” bu ikiçifte ile, veya “makina” ile uzaklafl›p kendi muhayyel dünyam›za dönüyorduk ve günler, y›llar geçiyordu. Mezun oldu¤umuzda bir bakt›m ki 26’nc› yafl›m bitiyordu ve yafl›tlar›mdan baz›lar› “Akademi ö¤rencili¤i”ni son derece do¤al bir

flekilde, hem de keyifle halen sürdürüyordu.

Art›k Mu¤la’y› iyi tan›yordum, tüm veriler elimde idi, bir ölçüde Sedad Bey beni tan›yordu, ben Hoca’n›n tutum ve yaklafl›mlar›na aflinayd›m... fakat her geliflimde ki, zaten nedense çok fazla birfleyler de yapam›yordum, Sedad Bey en uyar›c› tarz› ile “çal›flmak laz›m efendim” diyor, birkaç k›sa cümle ile genel mimariden, Okul’dan, bazen denize, karfl›lara bakarak Üsküdar’›n

geçmiflinden... bahsediyor ve odadan iznini isteyerek ç›k›yordum. Ancak bu dönemde Hoca’n›n en ufak bir incitici veya flevkimi k›r›c› sözünün muhatab› olmad›m. Art›k anlam›flt›m, e¤er “daha çal›flmak laz›m, de¤il mi efendim?” dedi ise, “de¤il mi?” onaylat›c› ifadesi sabr›n›n s›n›rlar›na geldi¤ini gösteriyordu.

Benim o y›llarda çeflitli nedenlerle önemsedi¤im dergilerin bafl›nda nedense “Baumeister”ler geliyordu. Bunlardan toplu konutlar, yerleflmelerle ilgili fleyler okuyor, örneklere

bak›yordum. Zaten fiehircilik derslerinde de “komfluluk üniteleri”, “hektara flu kadar kifli” vs. baz› fleyler ö¤renmifltik, yine Bina Bilgisi dersinde de bir yar›y›l boyunca apartmanlar, konutlar gibi konular üzerinde durulmufltu. Ancak bir türlü olmuyordu. Program tamam, hedefler belli, k›s›tl›l›klar ortada... Hoca burada olabildi¤ince alçak, en fazla üç kata kadar, da¤›n›k olan çözümleri, “Türk evi” plan›n›n kesinlikle tekrar›n› de¤il, buraya has yorumunu ar›yordu... Bir süre sonra proje, Hoca’n›n uyar›lar› ile bir yola girmifl gibiydi. Ancak içime sinmiyordu, teslim etmedim. Zaten son üç projedir durum pek iyi gitmiyordu. Mete Bey’in grubunda son derece keyifle ve bu

(10)

77

genç hocan›n esasl› teflviki ile yapt›¤›m Mihrabat Körfezi’ndeki “Kürek Klübü” konulu II. projemden sonra, III. projemi, neden bilinmez bir aymazl›kla, belki de “Akademi’nin yan›”ndan kalkan M/V Akdeniz Gemisi ile bafllayacak ve yaklafl›k bütün yaz sürecek Marsilya Seferi heyecan› ile yaklafl›k bir ay önceden alelacele teslim etmek gafletinde bulunmufl ve ö¤rencili¤imde hep olumlu uyar›lar›n› ald›¤›m Muhteflem Giray Hoca’ma karfl› mahcup olmufltum. Ancak, ikinci yar›y›lda bunu telafi etti¤ime inan›yorum.

IV. projemi IV. proje Atölyesi’nde yap›yordum ve rahmetli Hocam›z Prof. Feridun Akozan, o dönemlerde muhtemelen idari ifllerinin yo¤unlu¤u nedeniyle çok meflguldü. O dönem san›r›m kendisine asistanl›k yapan ‹lgi Han›m’›n özellikle döküman bulmamdaki yard›mlar› ile Çengelköy’deki projem belirli bir aflamaya gelmiflti. Fakat farkl› özel nedenlerle çal›flmam› teslim edemeyerek, bir yar›y›l daha çal›flmak durumunda kalm›flt›m.

Art›k yukar›da da de¤indi¤im, tatmin edici niteli¤e ulaflacak bir çal›flma yapma ve Sedad Bey nezdinde kendimce itibar›m› kurtarmak istek ve endiflesi a¤›r bas›yordu. Asl›nda gerçekte san›r›m böyle bir fley söz konusu de¤ildi, bu tamamen benim yaratt›¤›m bir vehimden ibaretti ve hepimizde olan jüriye ve ö¤renci arkadafllar›m›za kabul edilebilir bir proje sunma endiflesinin farkl› bir tezahürü idi. Bu endifle beni farkl› bir konuya yönlendirdi. Daha önce de de¤indi¤im gibi, bir ölçüde Bo¤aziçi’ni tan›yordum, bu mekan› karas› ve denizi ile yafl›yordum; daha o y›llarda say›s› gerçekten çok azalm›fl olan, Abdülhak fiinasi’nin tan›m› ile “Bo¤aziçi Kültürü”nü

teneffüs etmifl kiflilerin çevresinde çocukluktan beri bulunabilme olana¤›m olmufltu. Ayr›ca fiehircilik derslerinde de, önce de de¤indi¤im gibi, birkaç yar›y›l Mehmet Bey’in önemli teflvik ve katk›lar› ile, ayn› ilgiyi paylaflt›¤›m›z birkaç arkadaflla görece baflar›l› çal›flmalar yapm›flt›k. Öyleyse...

Bu konuyu Sedad Bey’e açt›¤›mda, Anadoluhisar› ve çevresini içerir 1/5000 ve 1/1000 ölçekli iki pafta istedi. 1/5000 de Mihrabat Körfezi ile Kandilli Vapur ‹skelesi üstüne iki çizgi çizerek çal›flma bölgesini belirledi. ‹lginci, daha sonra 1/1000 paftay› ald› ve duraksamadan yaklafl›k sekiz-on binan›n üstüne birer çarp› koydu, “...bu aray› anlay›n›z ve bu binalar›n rölövelerini yap›n›z önce...”, dedi. Kandilli ile Körfez aras›n› zaten tan›yordum. ne de olsa 1960-70’li y›llarda, tabiri caizse “romantizmin son

kal›nt›lar›n›n” yafland›¤› bir Bo¤aziçi’nde büyümüfltük; kah Yahya Kemal’in dizelerindeki gibi “Körfez’deki dalg›n suya” dal›yor, kah “Kandilli uykularda yüzerken mehtab› sularda sürüklüyor”, A. Cabir Vada’dan, Abdülhak fiinasi’den, “Huzur”da Nuran’›n yürüdü¤ü

yollardan geçerek, hatta mutlaka Mümtaz’›n helecanlar›n› da hissederek, henüz nispeten bozulmam›fl Bo¤aziçi’ni yafl›yorduk... Henüz Bo¤aziçi’nde derin sonbahar gecelerinden iki yaka bir akarken “haydi gümüflflfl..! Gel böyleee..!” nidalar› silinmemiflti ve Akademi koridorlar›nda hala “Sedad Hakk›” rüzgarlar› esiyordu... Bu tamamd›. Ancak on binan›n rölövesi… Anadoluhisar› içinde, Göksu Deresi k›y›lar›nda, Toplarönü Meydan›’na do¤ru... Bu do¤rusu, zor bir iflti. Özellikle de proje döneminde, k›sa bir sürede. Binalar›n terk edilmifl, bofl olan üç beflinde, arkadafllar›n da yard›m› ile

(11)

fazla ayr›nt›s›na girmeden 1/50 çizimleri birkaç hafta içinde haz›rlam›flt›m. ‹çinde yaflan›lanlarla, ihtilafl› verasete konu olanlarda içeri girmek çok zordu, hatta iki üç tanesinde buna hiç olanak bulamad›m.

Rölöveleri yapt›kça Sedad Bey’e götürüyordum. “Foto¤raflar efendim” diyor. Foto¤raflar, dia pozitifler çekiyor, çizimler yap›yordum. Bütün bunlar masan›n üstüne yay›l›yordu; “anl›yorsunuz de¤il mi, kuzum?” sorusuna “evet, efendim” diyorum, “pekiyi çal›fl›n, efendim” diyor, izin al›p ç›k›yordum. Karfl›laflt›¤›m zorluklar nedeni ile gösterilen binalardan alt› yedisi ile ilgili çal›flmalar› az çok tamamlam›flt›m. Hoca, “bu kadar› yeter efendim, kâfi” dedi, o güne kadar bu konuda çekti¤im makaralarca foto¤raf›, dia pozitifleri ve yapt›¤›m çizimleri eli ile s›y›rarak, orada duran büyük dosyan›n aras›na çekti, kapatt›; “tamam efendim”, dedi, “projeye, çal›flmaya bafllay›n›z”. Yaklafl›k bir ay› aflk›n bir süredir gece gündüz bunlarla u¤rafl›yordum. Konuflma yaklafl›k on dakika bile sürmemiflti ve bu bir ay›n mesaisi elimdeki dosyan›n içinde duruyordu... Sedad Bey’le ileriki görüflmelerimize hep bu dosyay› yan›mda götürdüm, bir kere dahi tekrar açmad›k ve bahsi olmad›. Kararl› idim, bir gün “cesaretimi toplay›p”, bu rölöveleri ne yapaca¤›m› sordu¤umda, “ben sizin anlad›¤›n›z› sanm›flt›m” gibi birfley söyledi, laf› de¤ifltirdim... Bunlar›n bir daha da sözü olmad›. Ancak jüriye sundu¤um projeye bu 1/50 rölöveleri iflledi¤imde do¤rusu kötü de olmam›flt›...

Bunun ne anlama geldi¤ini, çal›flman›n ilerledi¤i dönemlerde anlad›m. O y›llarda farkl› bir tutum edinmifltim. Bu birkaç

arkadafl›mda da vard›. Sedad Bey’de proje yaparken görüflmeler özellikle V. projenin de niteli¤i gere¤i fas›lal› ve genelde k›sa oldu¤undan, yine o dönemde sakin olan atölyelerden biri olan Mehmet Ali Bey’in atölyesine dinleyici olarak s›k s›k gidiyordum. Bilindi¤i gibi rahmetli Mehmet Ali Bey hofl konuflan ve keyifle dinlenen bir insand›. Durumu kendisine anlat›p, atölyesine dinleyici olarak devam etmek üzere izin istedi¤imde, “

memnuniyetle olur ama, Sedad Bey’in haberi olmas›n” demiflti. Mehmet Ali Bey bir gün konuflmalar›m›zda, Sedad Bey’in genelde eskiden beri projeye bafllamadan bir ön çal›flma verdi¤inden bahsetti¤inde san›yorum, her defas›nda bana neredeyse çizilenlere bile bakmadan, flöyle parmaklar› ile üst üste duran paftalar› kald›rarak, “anl›yorsunuz de¤il mi, efendim” demesinin anlam›n› çözmeye bafllad›m. Mehmet Ali Bey’i ö¤rencili¤im süresince f›rsat buldukça dinlemeye hep çal›flt›m. Kendine mahsus, nüktedan ve bana göre ö¤reticiden ziyade e¤itici bir üslubu vard› ve bu çok önemliydi. Hatta y›llar sonra yak›n bir arkadafl›m yine uzak bir Bo¤az Köyü’nde kendisinde projesini yaparken gidip dinleme arzusu duymufltum, ama art›k ö¤renci

de¤ildim...

Uzun y›llar sonra Arredamento Dekorasyon Dergisi’nin 1990 tarihli 18’nci say›s›nda Mehmet Ali Hoca’n›n Sedad Hakk› Bey ile ilgili an›lar›n› okurken, sat›rlar aras›nda, ö¤rencilik dönemlerimiz çok uzun y›llar fark› tafl›sa da, hem Mehmet Ali Bey’le aram›zdaki bir benzerli¤i fark ettim, hem de y›llar önce yap›lan iflin ve sözlerin anlamlar›n› daha net kavrayabildim.

Gerçi benim Mehmet Ali Hoca’dan yaklafl›k otuz otuzbefl y›l sonra yapt›¤›m benzer çal›flma, O’nun ön çal›flmas›n›n

(12)

79

yan›nda o kadar “sözü edilemez” nitelikteydi ki... Mehmet Ali Bey bu an›lar›nda bir yerde, flöyle anlat›yor: “... Eski eserler konusunda Sedad Bey Proje Hocas› olarak vazife verirdi

talebelere. Yani projeye geçmek için bir ön çal›flma anlam›nda yap›l›rd›. Bu anane flekline geldi. Mesela bana çok ›srar etti ve bütün bu Bo¤az yal›lar›n›n 1/50 rölövelerini çizdirdi. ...” (Arredamento Dekorasyon, 18, 1990, s. 84).

Sedad Bey’in, 1930’lar›n bafl›ndan, 1970’lerin ortalar›na, k›rk y›l› aflan, belki elli y›la yay›lan bu e¤itim, ö¤retim tavr›, san›r›m kendisi ile ilgili olarak duyduk-lar›m, okuduklar›m aras›nda en net ve istikrarla sürdürülmüfl olanlar›ndan biridir. Bu bir ayl›k yo¤un Anadoluhisar› rölöve çal›flmalar›; sokaklar›, binalar›, özgün tarz› ile ve Göksu Yal›lar›’yla nispeten

tan›d›¤›m› sand›¤›m “Hisar”›n bana farkl› bir yüzünü göstermiflti. Aç›l›p bak›lmayan, “anl›yorum efendim” beyan›n›n yeterli oldu¤u, elimde kalan bu çal›flmalar›n, dosyan›n anlam›n›, de¤erini zamanla daha çok hissettim. Y›llar sonra, Mimari Proje Atölyelerinde görevlendirildi¤im 1991 y›l›ndan bafllayarak bunu hep yapmaya çal›flt›m, ama do¤ruyu söylemek gerekirse, fleklen bile olsa tam olarak becerebildi¤im söylenemez. Bu tarz, Sedad Bey’in bu tarz›, ö¤renmek isteyenin, gönüllü olan›n, yani tam eski sözcü¤ü ile “talebe”nin çok fley alabilece¤i, alaca¤›; okula gelmenin, projenin ve ö¤renmenin sadece yerine getirilmesi gereken görevler oldu¤u görüflünü tafl›yan “ö¤renciler”in ise genelde pek de yararlanamayaca¤› ve bu türlerin genellikle ilgisizlik ve mesafeden yak›nd›klar›, hatta sürekli olarak nedense her vesile ile dile getirilen

“verdiklerinden” s›zland›klar› bir tarz, üslup...

Sedad Bey’in, üç yar›y›ld›r do¤rudan talebesi olmama ra¤men o güne kadar çeflitli vesilelerle Hoca’n›n hiç fark etmedi¤im farkl› yönlerine flahit oluyordum. Bir yandan “koruma” ile ilgili kavram ve kelimeler dilinden düflmüyor, özellikle A. Gabriel’in Anadoluhisar› paftalar› didik didik edilip, adeta yeniden çiziliyordu. Di¤er taraftan, o günlerde benim düflüncelerime ve bu düflünceleri paylaflt›¤›m birçok arkadafl›ma göre, ancak ‹stanbul’u ve Bo¤aziçi’ni hiç tan›mayan, “yaflamam›fl”, tatmam›fl kiflilerin akl›ndan geçebilecek nitelikteki, o y›llarda Kanada’dan, yan›lm›yorsam Quebec Üniversitesi’nden gelen mimarl›k ö¤rencilerinin Anadoluhisar› için önerdikleri karadan bir tünel geçiflini, Hoca’n›n projem üzerindeki ilk ve tek iste¤i olarak inceleyip, bir varsay›m olarak programa ilave ediyordum. Göksu Mesiresi’nin tekrar nas›l projelendirilebilece¤i genel bir sorundu. Gerçi çeflitli peyzaj ve rekreasyon alan› projeleri ve kitaplar› vard› ancak bunlar çok “fleklî” kal›yorlard›. Sedad Bey’e göre “bizdeki bahçe” araflt›r›lmal› idi. Mesireler, Göksu, Küçüksu, Ka¤›thane... “Türk Bahçeleri” ve bu bafll›kl› çal›flmalar, fikirlere esin kayna¤› olan örnekler incelenmeli idi. Özellikle Topkap› Saray›’ndaki planlamalara, Bab-üs Selam’dan sonraki yol tarz› ve ay›r›mlara özel bir önem veriyordu. Do¤ay›, do¤al olan› olabildi¤ince muhafaza etmeyi, ancak gereksinim halinde düz ve do¤rusal, ›fl›nsal yollarla çözüm araman›n önemini her f›rsatta vurguluyor, fazladan bir ayd›nlatma eleman›n›, bir çöp kutusunu anlams›z görüyordu. Bu projede Göksu Mesiresi’nin “ruhu” a¤açtan gelecekti. Gerçekten de, ac›mas›z bir kararla Bo¤aziçi Köprüsü’nün tabliye yap›m alan› olmas› öncesinde burada

(13)

yaflam›m›z›n renkli günlerini geçirmifltik, hatta “karfl› k›y›n›n” çocuklar› da dahil. S›ra ç›narlar, atkestaneleri, arada akasyalar, dizi dizi m›s›r kazanlar›, kay›k sal›ncaklar, vapur iskelesi karfl›s›nda devasa a¤açlar alt›nda salafl k›r lokantalar›, sahilde dev a¤açlar alt›nda “Çeflme”nin çevresi ve poyraz... Daha önce, IV. proje’de de k›s›tl› da görüflsek, rahmetli Feridun Bey de bazen çocukluk günlerinden ve bu Çay›r’›n köflesindeki evden bafllayarak, Küçüksu ve çevresin-den, özellikle a¤açlardan bahsederdi.

“Hoca” Sedad Bey ile ilgili de¤erlendirmelerime dair...

Baflta da bahsetti¤im gibi, burada yaz›lanlar, Sedad Hakk› Bey’le ilgili olarak okul d›fl›nda herhangi bir yönde koflullanmas› olamayan 1970’li y›llar›n bir “Akademi Ö¤rencisi”nin, Hocas›na ve O’nun düflüncelerine dair, ö¤rencilik ruh hali ile edindi¤i izlenimler, yaflant›lardan kaynaklanan kanaatlerdir... Ve netice itibar› ile özneldirler. Önce de belirtti¤im gibi, kendimi, yafl›m ve talebesi oldu¤um y›llar itibar› ile özellikle 60’l› yafllar›ndaki Sedad Bey için bir fleyler söyleyebilecek nesillere, belki de son nesillere ait addediyorum. Bu dönemde kendisi yaklafl›k altm›fll› yafllar›n›n ikinci yar›s›nda, sonlar›nda idi. “Hocal›k”, “Proje” ve “Uygulama” ile geçmifl bunca y›l›n ürünlerinden ziyade, her seviyeden mesleki temas› olan kiflilerin, “yap›lan ifller” ba¤lam›ndaki izlenimlerinin, hat›ralar›n›n a¤›r bast›¤› bir kadraj içinde ele al›n›yor ve de¤erlendiriliyordu. Özellikle Akademi’de e¤itim, ö¤retim d›fl› kapsamda ve çevrelerde yaflan›lanlar›n, toplama, belgeleme ve yay›mlama eksikli bir ortam›n de¤erlendirmesi ile bir ölçüde kendine mal eden, sahiplenen; ama talebelerinin, nispeten önyarg›s›z yaklaflanlar›n görüflleri ile, derleyen,

yay›mlayan, dolay›s› ile aksine “paylaflan” bir kifli olan “Sedad Hakk› Bey”,

toplumumuzun pek de al›flk›n olmad›¤› bir profil çizmekte idi. Bu, sadece 1970’li y›llar›n hengamesindeki Türkiye’deki “vasat” için de¤il, hep farkl› oldu¤unu savunmufl, hatta bunu bir ölçüde baflarabilmifl olan Akademi ortam› için de böyleydi.

De¤erlendirmelerimizi yaparken, son yüzy›lda bu alanda Sedad Bey niteliklerinde kaç kifliyi yetifltirebilmifl oldu¤umuz sorusunun cevab›n› ve bunun nedenlerini de düflünmek gayreti içinde olmam›z gerekir. Genelde

de¤erlendirmekten ziyade, “olumsuz bak›fllar› öne ç›kartarak, s›radanlaflt›rma/ ayn›laflt›rma e¤ilimindeki toplumumuzda Sedad Bey’in de, çok yak›n› olarak düflünebilece¤imiz baz›lar› da dahil olmak üzere, yeterince de¤erlendirilmedi¤ine flaflmamak gerekir.

Çok farkl› kültürleri solumufl, mimari e¤itimini, ö¤renimini ve olgunlu¤unu dahi “Bizde” ve “Bat›”da yaflayarak ikmal etmifl, geçmifli, farkl› mimari tav›rlar›, mekan de¤erlerini, malzemeyi, teknolojiyi, strüktürü, özetle mimariyi bir “ulusal sentez aray›fl›” ile 1930’lu y›llardan itibaren eli kalem tuttu¤unca bitmez tükenmez bir sevgi ve inançla sürdüren Sedad Hakk› Bey’in birikimlerini, ileri yafllar›nda, k›rk y›l sonra dahi, yaflanm›fl onca y›la ve de¤iflimlere karfl›n belki de ilk günkü heyecan› ile bir sentez olarak ö¤rencisine, hem de o kadar az konuflarak aktarabilme gayretini, becerisini

gösterebilmesi, üstelik bunu her ölçekte, her zaman o mesleki gündemden düflmeyen, tart›fl›lan eserleri ile desteklemesi, Sedad Bey’in herhalde tart›flmas›z en önemli hocalardan biri oldu¤unu da göstermektedir. Ayr›ca unutmamak gerekir ki, Sedad Bey ulusal

(14)

81

sivil mimariye bak›flta farkl› bir bilincin oluflmas›na da gayret etmifl, bunu oluflturmufl ve bu hassasiyetle nesillerin yetiflmesine vesile olmufltur.

Mimariye, projelendirme ve uygulamalar›yla yapt›¤› katk›lar›n›n yan› s›ra, sorumluluk tafl›yan her ayd›n›n flahs›nda somutlaflan “ortam› ve koflullar› sorgulama”n›n bir sonucu olarak, “Türk Evi ve mekan kurgusu ve strüktür ve sivil yerleflmeler...”. Bunlar› giderek bir “Ulusal Mimari ak›m›” fleklinde de¤erlendiren çok yönlü çal›flmalar› ve tüm bu alanlardaki proje, uygulama ve kuramsal çal›flmalar›n ö¤retime zengin ve nitelikli bir miras olarak aktar›lmas›, Sedad Bey’i bu alanda, belki de çok k›sa say›labilecek yaflam›na karfl›n, benzer kültürel ve mesleki endifleler tafl›yan mizac› ile bir “Osmanl› Mimar›” kimli¤indeki Kemalettin Bey’den bir dönem sonra, Cumhuriyet Dönemi’nde

tek kifli k›lmaktad›r.

Hocam›z halen aram›zdad›r... Kendisinden ö¤rendiklerimizi uygulamaya çal›flt›¤›m›z ve ö¤rencilerimizle paylaflabildi¤imiz sürece de bizlerle yaflayacakt›r...●

Referanslar

Benzer Belgeler

Kozmik mikrodalga fon ›fl›n›m›, ev- ren yaklafl›k 300.000 yafl›ndayken ye- terince so¤udu¤unda, hâlâ çok yo¤un olan “madde ve ›fl›n›m çorbas›” (yani proton,

Bu du- rumlarda önce kesik uçlar da oluflan ödem ve s›v› dolu kistlerin, daha son- ra oluflan yo¤un yara dokusunun te- mizlenmesi, kesik uçlar aras›nda, bafl- ka

Plânın hemen her kısmının bahçe ile teması ve bilhassa salonun kuzey güney ha- valandırılması önemle göz önüne alınmış, ev sahiplerinin yazlık olarak daha ziyade

Dünya Mimarlar Birliği Başkanı Mimar Sir Patrick Abercrombie'nin meslek hayatı hakkında, okuyucularımıza bu biograflk notu vermekle bahtiyarız. A..) Londra

Bu top- lant›da kardiyoloji alt grup ilgi alanlar›na göre Yard›mc› Editörler flimdi tam bir sorumluluk alarak; hakem seçiminden bafllamak üze- re, Anadolu

Burada hedef sadece kadın olduğu için kişilerin yönetim görevlerine atanmalarının sağlanması değil, cinsiyet eşitlikçi şartlarda rekabet eden kadınların ve erkeklerin

K›smi kan de¤iflimi yap›lan yenido¤anlarda, gebelik haftas›na göre düflük do¤um a¤›rl›kl› bebeklerin, fetal malnut- risyonlu term yenido¤anlar›n ve gebelikte

Biz de, iki kez operasyon planlanmas›na karfl›n, anestezi s›ras›nda kan bas›nc› afl›r› derecede yükseldi¤i için ope- re edilemeden b›rak›lmak zorunda