J^ a n tcı Icatdeşllet için
TJe2at ^Afedi/n "ZLot
I
* stanbullularl... Sevinin... öğünün... Bayram edin...Şehrimizin kültür kesafetini arttıran, sanat seviyesini yükselten iki artist kazandık: Kenter kardeşler...Geçen yıl, Devlet Tiyatrosunun İstanbul’da verdiği misafir oyun lardan birinde, «Öfke» de onları seyretmiştik. Şimdi bu tiyatro mevsi minde Istanbula göçtüler. Karaca Tiyatrosunda temsiller vermeğe başla dılar. İki eliniz kanda da olsa, ne yapıp yapıp onları görmeğe gidiniz! Hâlis tiyatronun, su katılmamış sahne sanatının tepelerine yükselmek, batılı mânada «ileri» artistin verebileceği o tutulmaz, uçucu hazları do ya doya yaşamak isterseniz, «Salıncakta İki Kişi» adlı piyeste bu kar deşleri tadmağa can atınız. Sahne sanatının insanı gerçekler dünyasından söküp rüyalar ve semboller âlemine çeken tılsım lı eli sizin de ruhunuza şöyle bir dokunsun da, bir an için olsun, şu «netameli» dünyamızdan uzaklaşmanın tadını çıkarınız, bana da dua ediniz!...
*
Bu Kenter kardeşler «dört başı mâmur» artistin bütün hassalarını taşıyorlar:
ilkin, kültürlü insanlar. Sanat da bugün artık, her şeyden önce, bir kültür işi oldu. Sese, söze, bakışa, duruşa, davranışa, hattâ susuşa anlam ve değer kazandıran o... Kültürsüz sanatkârın ağzından çıkan bir tek sözcük bile onun kafa kofluğunu, ruh boşluğunu açığa vurmağa y eti yor artık...
İstediğin kadar Allah vergisi cevherin olsun, eğer onu kültürün güneşinde olgunlaştıramazsan, yaya kaldığın gündür. Tatar Ağası!.
Oyun tekniğini de gayet iyi biliyor bu Kenter kardeşler. Her sah neye çıkanın içinde kopan kasırgayı hiç belli etmeden, ölçü ve denge içinde, klâsik bir Yunan heykeli sadeliğiyle oynamasını beceriyorlar. Usta artistlere vergi olan bu «duruluk», Kenterlerin başarı sırlarından biri...
Soylu bir sanat geleneğinden geldikleri de besbelli onların: Görgü leri, teknikleri kadar güçlü kuvvetli, iy i örnekler görmüşler, iyi kaynak lardan «feyz» almışlar. Bir nevi sanat asaleti her hallerinden ak ıy o r: Cins artistler.
Ya sesleri?
En güç müzik âletinin insan hançeresi olduğunu söyleyenlere bu iki kardeşi dinleyince de hak vermemek elde değil:
Yumuşak, katı, ince - kaba, tatlı - acı, adî - kibar, kısaca duygu ska- lasının bütün renklerini bir hokkabaz kolaylığiyle canlandırabiliyorlar.
Kenter kardeşler, dünyanın sayılı sanat merkezlerinde bile «arzı endam» edebilecek kıratta artistler...
Sanatın bu gerçek kahramanları önünde eğiliyoruz!...
S a l ı n c a k t a İki K i ş i
Yıldızla Müşfik görünmez bir talıtaravalli üzerinde oynanan bu yeni dünya insanlarının dramını, başımızı döndürecek yüksekliklere çıka rıyorlar. İkisi de harikulâde... Yıldız için tabii bulduğum bu yükselişi Müşfik için sanatında yeni ve daha ileri bir adım sayıyorum. Eu nefis tahtaravalli oyunu, öyle sanıyorum ki, bütün Istanbulu fethetmekte ge- cikmiyecek ve Kenter kardeşler, bindikleri «tahta» dan aylarca inmiye- ceklerdir.
Düzenle güzelliği sağlıyarak tiyatronun başlıca ilkesini gerçek leştiren Muhsin Ertuğrul’un, Yıldız Kenter’in, Müşfik Kenter’in ustalıkla rı üzerinde durulmalıdır. Oyunu sahneye koyan Muhsin Ertuğrul’la G ittel’i oynıyan Yıldız Kenter, Jerry ’yi oynıyan Müşfik Kenter bir denklem çö- zer gibi işe girmişler, her şeyi şaşmaz bir ölçüyle düzenlemişlerdi. Bir el hareketi, bir ses tonu, bir sessizlik, her şey olması gerektiğinden ne daha az ne daha çoktu. Seslerle sessizliklerin, hareketlerle duraklamaların iki buçuk saatlik bir süreye yerleştirilmiş bir dengesini gördük. Öyle ki, dense dense bir bale düzeni denebilirdi buna.
Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter el ele vermişler, bir salıncağın üzerinde dengede, korkunç bir numara yapıyorlar. Olağanüstü zor ve teh likeli, altlarında da ağ gerilmemiş. Buradan düşüş çok feci bir sonuç ve rebilir. Hayır onlar bunu görülmemiş bir maharetle yapıyorlar ve haklı alkışları topluyorlar. Bu derece rahat ve emin bir oyuna zor rastlanır.
Kenterlerin ustalık, incelik ve büyük bir güçle başından sonuna kadar götürdükleri oyun, sahneden salona bir köprü kuruyor. Seyirci oyunun dışında kaldığını unutuyor. G ittel’le Jerry ’nin öyküsünü ayni duygular içinde yaşıyor, bitince de tiyatronun yeniden büyük bir sanat olduğuna inanmış, yüreğinde sevinç salondan ayrılıyor.
4
(LÛ TFI A Y — Cumhuriyet)
(SABAHATTİN KUDRET AKSAL - Varlık)
(OSMAN N. KARACA _ Akşam)
SALINCAKTA IKİ KlŞl
—Yıldız Kenter, Müşfik Kenter
imm
İM.
■«¡WM
Kenter kardeşler eseri muvaffakiyetin şâiıikasma çıkardılar. Türk tiyatrosu bu iki sanatkâr ile iftihar eder, Yıldız Kenter i mi, yoksa Müşfik Kenter’i mİ daha ziyade beğendim? Bunu söyliyemem, uta nırım.
İkisi de birbirinden âlâ idi ve ikisinden biri olmazsa bu eser oy nanamaz.
O halde her ikisinin de kudretini, oyununu ayrı ayrı tahlil etmek
icabeder.
4
Evvelâ şunu söylemek icabeder ki bu iki artistin sanat valizleri tıklım tıklım doludur. Garbin namlı sahne sanatkûrlârı Yıldız’da günden güne ziyasını fazlalaştıran bir ışık cevheri görmüşler, o da sahneye bü tün varlığını vermiş.
İkisi bize öyle demler yaşattılar ki ortadan sahne de, salon da si lindi kalktı. Onlarla beraber yaşıyorduk. Teessür, heyecan, iştiyâk ve aşk... Ah! Kullanıla kullanıla fersûdeleşmiş, yıpranmış bu kelime Yıldız ın ve Müşfik’in sanat potasında nasıl kaynıyor, eriyor ve nasıl şimdiye kadar görülmemiş bir şekil alıyor!
(ULUN AY — Milliyet)
iki kişilik bu piyesi, iki saat boyunca, seyirciyi sıkmadan, bitevi- liğe düşmeden, daima yeni ilginç durumlar yaratarak sürdürmek ne kadar güçse, böyle bir eseri sahne üzerinde yaşatmak da o kadar zor. Yıldız ve Müşfik Kenter kardeşler, sahnemizin bu iki usta virtüözü, «Salıncakta iki Kişi« yi, bu başarılması zor ödevi anlamış olarak oynadılar.
(HÜSAMETTİN BOZOK - YeJitfpe
Gidin görün, aziz okuyucularım, tekrar tekrar görün ve candan al kışlayın bu güzel eseri, bilhassa onun çok beğendiğim, sizin de beğenece ğiniz eşsiz yaratıcılarını, Yıldız Kenter’i ve Müşfik Kenter’i. Emin olun ne kadar da ince zevkli, İnce duygulu olsanız, daha incelmiş, daha asil leşmiş, daha insan olarak çıkacaksınız, ve ayrılmak istemiyeceksiniz ti yatrodan.
(B ÇlÇBKCAN — KulU)