• Sonuç bulunamadı

T. Fikret'te felsefe ve eğitim sevgisi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "T. Fikret'te felsefe ve eğitim sevgisi"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAYFA

2

( ? '

* > <

-CUMHURİYET

» • • •

OLAYLAR VE GÖRÜŞLER

[email protected]

T. Fikret’te Felsefe

Arslan KAYNARDAĞ

Felsefeci

ve Eğitim Sevgisi-1

T

evfik Fikret bugün m ü z e o la n e v in in

m im arlığım ve k al­ falığını kendisi yap­ m ıştır. B u evde d o ­ laşırken b ir p e n c e ­

re h em en ilgim izi çekiyor. B üyük şair, b ir m ağ ara ağzını andıran bu

yere “Sokrat’m Penceresi” adını verm iş. B iraz yaklaşıp bakınca b o ­ ğazı görüyorsunuz.

O dönem de İstanbul’daki b ir evin sevilen b ir köşesin e böyle b ir adın verilm esi, b u n u n d o stların a du y u ­ rulm ası gerçekten önem li b ir olay­ dır. B ö y le c e F ik r e t’in fe lse fe y e d u y d u ğ u sevginin güzel b ir k a n ı­ tıy la k arşılaşm ış oluyoruz.

T evfik Fikret, şiir yazarken, şiir üzerine düşünürken felsefeden de y ararlan ıy o rd u . B u n u n ö rn ek leri çoktur. Ö yle ki, kim i zam an dize­ lerinde filo z o f adlarını an m aktan h o şla n ır. G ü z e llik (H ü sn -ü A n ) b aşlık lı şiirinde bakın neler sö y lü ­ yor:

“ İnsanın önünde secdeye vardı­ ğı, kendinden geçtiği güzellik ne­ dir? Kuşkuya yer vermeyen bir ger­ çeğin ışığı mı? Yoksa yaradılışın sır­ larım bizden saklayan görünüşü mü? Bunu ben bilmiyorum, E fla­

tun (P laton) da, H egel de bümiyor.

Onlar ki aklı kılavuz edinerek ev­ rendeki her şeyi araştırmışlar, dü­ şünmüşler, düşüncenin en üst dü­ zeyine erişmişler. A m a konu güzel­ liğe gelince susm ak zorunda kal­ mışlar...” (1)

B aşka bir şiirinde yine P laton’un adını anarak “güzelliğin gerçekle­

rin gerçeği” o lduğuna değ in ir (2).

O y ıllard a T ü rk iy e ’de B atı d ü ­ şüncesinden etkilenen bir felsefe or­ tam ının oluşm aya b aşlad ığ ın a işa­ ret etm eliyiz.

Felsefe kitapları az da olsa yayım ­ lanıyor, felsefe yazıları yazılıyor, çeviriler yapılıyordu. G enç aydın­ ların evinde, B a tı’dan gelen felse­ fe kitapları az değildi.

Yalnız F ikret değil başka şairler

de şiirlerinde felsefe yapm aktan, felsefeye yer verm ekten hoşlanıyor­ lardı. A ncak bunlardan hiçbiri, “ay­

dınlanm a” fe lse fe sin in ö n em in i

onun k ad ar algılayam am ıştı. O, a y d ın lık ö z le m i iç in d e y d i. D ünya görüşünde, düşüncelerinde aydınlanm am oldu. Yaşadığı y ü z­ y ıldaki u m u tların özünü aydınlan­ m anın oluşturduğunu anlam ıştı (3). T evfik F ikret F ransızca b iliy o r­ du. G alatasaray L isesi’nde, R obert Kolej ’de öğretmenlik yaparken yurt- dışından getirilen kitapları izleyip g ö rm esi zo r olm adı.

Rıza Tevfik gibi felsefeci do stla­

rıy la yaptığı k o n u şm alar d a y arar­ lı oluyordu onun için. K ü ltü r d a ­ ğ arcığ ın a felsefe tarih in d en ep ey ­ ce şey aktarm ış, özellikle etik d e ­ ğ e rle rin ö n em in i k av ram ıştı. B u b akım dan Sokrates’e ruh ve kafa y a k ın lığ ı d u y m ası b a n a şaşırtıcı gelm edi. Kendisinin felsefeci oldu­ ğu n u söyleyem eyiz, am a şairliği ile b irlikte düşü n ü r kim liği ta şıd ı­ ğ ını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ş iir­ leri b ir düşünürün şiirleridir. Yaz­ dığı şiirler, d ü şü n cey i y aym anın ve eğ itim in en güzel, en iyi araç­ larından biri olm uştur.

Felsefeye ve felsefeciye h er za­ m an saygı duydu. Yakın d ostu fel­ sefeci R ıza T ev fik ’le Zekâ b aşlık ­ lı şiirinde tatlı tatlı alay etti, am a onun b aşın a kö tü b ir olay gelince yap ılan hareketi kınadı.

O lay şu idi: R ıza T ev fik ’e dü­ şü n celerin i dile g etird iğ i k o n u ş­ m asından dolayı E d irn e’de hakaret etm işler, onu taşlam ışlar, yüzünü kan içinde bırakm ışlardı.

F ik ret bu n u duyunca, taşlananın

“ biricik filozofum uz” o ld u ğ u n u

söyleyerek “H akikat Yıldızı” şi­ irini yazdı ve şiirin sonunda şöyle dedi: “Kutsallaşan bu yüzde, kan­

sız bir nokta kalmıştı, zalimlerin görüp bulamadıkları o nokta H a­

k ikatin Y ıldızı gibi parlıyordu.” E d eb iy atım ızd a ö nem li b ir y e ­ n ilik akım ına adını veren Servet-i

F ünun dergisinin yayın sorum lusu uzu n ca b ir süre T evfik F ikret idi. D ergide, ed eb iy atçıların y anında d ü şünürlerin, felsefecilerin y a z ı­ larının da yer alm asını istedi. Ö r­ neğin felsefeci ve eleştirm en Ah­

m et Şuayip’in yazıları o rad a çıktı.

A h m et Şuayip yazılarını k itap laş­ tırm ak istediğinde onu özendirdi

(

4

).

Fikret şiirlerinde çeşitli felsefe­ lerin yan ın d a tarih felsefesi ve din felsefesi de yapm ış, onlarla ilgili kavram lan sorgulamaktan çekinme­ m iştir. Toplum un birey, devlet, ta ­ rih ve din anlayışına karşı çıkm ış, egem en sınıfa başkaldırm ıştım

Tarih-i K adim (eskiçağ) b a şlık ­ lı şiirinde tarihi b ir yanıyla filo z o ­ fa, b ir yanıyla da vahşi b ir hayva­ n a benzetir ve son dizelerinde şöy­ le der:

“Bu dünyada zorbalık olmadan da yaşanabilir. Ağalık ve kölelik or­ tadan kaldırılmalıdır. N e tapan ol­ m alıdır ne de tapdan...”

H ep ak ıld an ve b ilim d en yana o ld u ğ u için y ö n tem sel şü p h en in önem ine işaret eder.

D escartes’ın d ed iğ i g ibi “Akıl şüpheyi bir yöntem olarak kullanır­ sa aydınlığa ulaşır: Şüphe nura doğ­ ru koşm aktır”.

D in anlayışına gelince, b u ko n u ­ daki eleştirel tavrı hem en göze çar­ par. D inleri, b u arada İslam lığı da eleştirir. A m a dinsiz değildir; ya­

şam ak d in i’dir onunki (5). “Doğaya taptığını, kitabının do­ ğanın kitabı olduğunu” söyler. “İyi ve kötü ne varsa, nedeni insandır. İnsanın düşünerek hareket etmesi gerekir. Özgürlüğü kutsal saymak da bir ibadettir.”

Ö zgürlüğü, kendi k işiliğ in in te ­ m el öğesi olarak nitelendirir. “Bo­

yun eğmek, kölelikten de ağır bir yüktür onun için. Düşüncesi özgür, kültürü özgür, vicdanı özgür bir şa­ irdir.” Yalnız kendisinin değil, b ü ­

tün toplum un özgürlüğe kavuşm a­ sını hep beklem iştir: Ö zgürlük g e­ lecek, yeni ve tem iz b ir k u şak her şeye egem en olacaktır.

1908’de b ek len en in geldiği sa­ nıldı. O ysa M eşrutiyet, çetin ahlak sorunlarını da birlikte getirm işti. B irço k kim se b u so ru n lar içinde kirlen ip d u ru rk en Fikret, h e r z a ­ m anki gibi te rtem iz kaldı ve büyük insanlık um uduna doğru yönelm e­ yi sürdürdü. “Bu yönelm e”, Ah­

met Hamdi Tanpınar’ ın dediği gi­

bi “onun yaşamının yüksek ve in­

sancıl bir deneyim haline” g elm e­

sini sağladı (6).

İnsana, insanlığa, özellikle genç­ liğe hep inandı. O nun gözünde b ü ­ tü n insanlar önem liydi, am a g en ç­ liğin ayrı b ir yeri vardı. G ençleri,

“yannın devrim ordusunda çarpı­ şacak, yarınki sağlıldı toplumu ku­ racak kahramanlar” olarak g ö rü ­

yordu (7). “Işık arayan toplumun

gelecekteki elektrikçisi gençlik ola­ caktı” (8). “Bugünkü adımlar ya­ rım hazırlıyordu, gençliğin genişçe bir adım atması toplumu kurtarma­ ya yetecekti” (9).

Ö ğlunu öğrenim için yurtdışına gönderirken on a şöyle seslenm iş­ ti: “Durduğun yerde kalma; sıçra,

atıl. Bir ışık kervanı bul, ona katd. Düşünce evrenini gez dolaş. Sanat, bilim, cesaret, um ut ne bulursan yanma al. Çünkü hepsi bu yurda ge­ reklidir. Özellikle bol bol ışık kucak­ la getir. Düşm ek etrafı görmemek­ tendir” (10).

F erda (yarın, gelecek) şiiri, b a ş­ tan sona gençliğe seslenişin coşkun ve yüceltici içeriğiyle doludur. Fik­ ret orada gençliğe önce şöyle der:

“Yarınlar senin, devrim senin, ye­ nilikler hep senin, her şey senin.”

G ençlik için nice övgüleri böyle sürüp giderken b ir y er gelir, söy­ leyişinde ilginç b ir değişm e olur, şöyle konuşm aya başlar:

“Yaıınlar senin dedim, beni alkış­ ladın. Hayır yarınlar senin değil­ dir, sana emanettir. Emaneti iyi de­ ğerlendir, çünkü yarınlar senden de hesap soracaktır. Şunu unutma ki sen kasırgalarla sarsılan bir ku­ şağın oğlusun. Yükselmelisin, al­ nın göklere değmeli. İnsan öyle bir varlıktır ki yükselm eye doymaz.

Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır. D urm ak zam anı çoktan geçti, şimdi çalışm ak zam anıdır”

ve h em en şu sözleri ekler: “Vatan

tembellerin değil, çalışan insanların om zunda yükselir.”

Y ukarıda da d eğinm iştim , F ik­ r e t ’in ü z e rin d e ö n em le d u rd u ğ u kavram lardan biri “yaşamak” kav­ ram ıdır. Y aşam ın anlam ım , ne g i­ bi sorunlar içerdiğini düşünür ve şi­ irlerinde sıkça dile getirir. O n a gö­ re y aşam “savaşma, uğraşıp çalış­

m a” dem ektir. D olayısıyla dertler­

le doludur, insan yılm am alı, en bü­ y ü k zevki b u savaşta ü stü n lü k ve u tk u kazan m ak ta aram alıdır.

Y ukarıdaki düşünceler bize Dar- w in ’i ve N ietzsche’yi çağrıştırıyor

OD.

K onuyu yarınki yazım da sonlan- dıracağım .

(1) Bu inceleme yazısında T. Fik­ ret ’in şiirlerinden yaptığım alıntıla­ rı düzyazıya çevirmenin daha uy­ gun olacağını düşündüm.

(2) Zekâ başlıklı şiirine bakınız. (3) Sabah Olursa şiirine bakınız. (4) Ahmet Şuayip, Hayat ve Kitap­ ları adıyla yayımladığı yapıtında T. Fikret ’e teşekkür etmekte, ondan saygı ile söz etmektedir.

(5) Niyazi Berkes bu düşünceleri “deizm ” olarak nitelendiriyor. Ben de bu değerlendirmeye katılıyorum. Deizm, yaratıcı Tanrı ’yı kabul eder, dinlerin Tanrı ’sına karşı çıkar. (N. Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, İstanbul, 379 s.)

(6) Ahmet Hamdi Tanpınar, Ede­ biyat Üzerine Makaleler, İstanbul, 1969,290 s.

(7) Haluk ’un Vedaı şiirine bakınız. (8) T. Fikret ’in Promete şiirinden. (9) Haluk ’un Vedaı şiirine bakınız. (10) Haluk ’un Vedaı şiirine bakı­ nız.

(11) O yıllarda D arw in’le ilgili ilk kitabımız yayımlanıyordu. N i­ etzsche ’nin çarpıcı düşünceleri de aydınlarımızın ilgisini çekmeye baş­ lamıştı. Bu filo z o f baklandaki ilk ki­ tabımız yine o yıllarda yayım lan­ mıştır.

(2)

Tevfik Fikret’te Felsefe ve

Arslan KAYNARDAĞ

Felsefeci

T

evfik Fikret’in şiirinde “insancılık”, insana

verilen büyük önem açıkça görülmektedir. Tekil insan manzarala­

rının ele alınışında olduğu gibi kav­ ramsal yaklaşımda da bu iyice bel­

lidir. Öyle ki inşam “tanrılaştıran’’ dizeleri vardır. “Evrenin ruhu in­

sandır” ve onu kutsamamızı (tak­

dis etmemizi) ister (12).

Şiirin eğitimdeki önemini çok iyi bilmektedir Fikret. Yazgıya (ka­ dere) razı olmanın, az şeyle yetin­ menin, miskinliğin, insanların ru­ huna ikinci bir doğa gibi yerleşti­ ği o günlerin ortamında, yükselme, ilerleme isteği uyandıracak, ka­ ramsarlığı yok edecek, çağdaş de­ ğerleri sevdirecek şiirler yazması bu bilinçten kaynaklanır.

İşe çocuklarla başlamanın öne­ mini anlamıştır. Bizde çocuklar için şiir yazmayı başlatan odur (13). Bu tür şiirlerini “Şermin” adındaki kitabında toplar.

Başta Galatasaray Lisesi olmak üzere değişik okullarda öğretmen­ lik yapmıştır. Bir de okul kurma gi­ rişimi vardır (14).

Galatasaray Lisesi için yazdığı şiirde orayı sevgi ve saygı dolu di­ zeleriyle yüceltir. Batı’daki düşün­ ce çevrenine (ufkuna) açılan ilk pencerenin Galatasaray Lisesi ol­ duğunu vurgular. Yeni ve laik okul­

ların açıldığını gördükçe mutlu olur. Kandilli Kız Lisesi’nin açıl­ masına çok sevinmiştir. Bir şiir de onun için yazar; oradaki öğrenci­ lerin yarının anaları olacağını dü­ şünerek “En bahtsız millet, kadın­

larını okutmayan millettir” der.

Herkesin, özellikle kadınların oku­ tulmasını ister.

Haşan Âli Yücel’in dediği gibi, “Meşrutiyet döneminde, Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye okullarında özgür­ lük dersinin gerçek öğretmeni Fik­ ret olmuştur. Gençlikte özgürlük sevdasını Namık Kemal başlatmış­ tır, ama yaşatan Tevfik Fikret’tir”.

M utlu yüzyılın gelecekte değil 1300 yıl öncede olduğuna inanan­ ların çoğunlukta bulunduğu bir za­ manda, onun, çağdaşlaşma isteği­ nin uyanmasındaki etkisi büyük­ tür (15). Tanzimat’la başlayan ay­ dınlanma hareketine yepyeni ve güçlü bir ses getirmiştir. Bu ses kısa zamanda yığınların malı ol­ muş, bir bakıma Cumhuriyeti ha­ zırlamıştır.

Mustafa Kemal, onun birçok şi­

irini ezbere bilirdi. Gençlerin ara­ sında olduğu bir gün Ferda (yarın, gelecek) şiirini baştan sona söyle­ mişti (16). “Fikri hür, irfanı hür,

vicdanı hür bir gençlik” Mustafa

Kemal’in de özlemiydi.

Okullar için marş sözleri yaz­ mıştır Tevfik Fikret. Darülfünun

(üniversite) Marşı için yazdığı söz­ lerle “Cehl ölmeli, zıılm ölmeli, hak

bulmak kuvvet / Hakkın yüzü gül­ dükçe gülümser beşeriyet (insan­ lık)” demektedir (17).

Darülmuallim (öğretmen oku­ lu) marşının sözleri de onundur.

“Bilim ışıklarıyla donanmış düşün­ ce ordusuyuz” diye başlayan bu

marş, “öğretmenlerin, bilgisizliği,

karanhğı yıkıp geçeceğini, bilime hiz­ met edeceğini” vurgulamaktadır.

Tevfik Fikret’in kişiliğini oluş­ turan düşünce dünyasında bilim, eğitim, hukuk, doğruluk, özellik­ le de özgürlük özlemi, aydınlık öz­ lemiyle hep yan yanadır. Bunlar toplumun da özlemi olmuş ve bu özlem günümüze kadar sürüp gel­ miştir.

★★★

2000 yılı Tevfik Fikret’in ölümü­ nün seksen beşinci yılıydı. Değer­ li tarihçi Prof. Zeki Arükan bu yıl­ dönümünü değerlendirmek için 25 Ekim’de İzmir’de Ege Üniversite- si’nde bir sempozyum düzenledi. İlgiyle izlenen bildiriler sunuldu sempozyuma. Felsefeci Prof. Ah­

met Arslan’ın iyi bir inceleme ve

katkı olan bildirisi “Tevfik Fikret

ve Din” başlığını taşıyordu.

İstanbul’da Türkiye Yazarlar Sen­ dikası, 16-17 Aralık günleri Gala­ tasaray Lisesi’nde, Tevfik Fikret için konuşmalar düzenledi. Edebi­ yatçı, tarihçi, felsefeci 15 konuş­ macı katıldı. Felsefeci olarak Prof.

Bedia Akarsu ile Prof. Betül Ço- tuksöken konuştu. Fikret’in şiir

dünyasındaki aydınlanmam içeri­ ğe Akarsu değindi. Çotuksöken,

“Tarih-i Kadim’e Göre Tevfik Fik­ ret ve Tarih” başlıklı bir konuşma

yaptı. Konuşmasında, “insana ve

onunla ilgili bilgiye şairin, tarihçi­ nin, felsefecinin nasıl baktıkların­ dan” söz etti. Bunu yaparken He- gel’in tarih felsefesine gönderme­

lerde bulundu.

İzmir ve İstanbul ’daki bu konuş­ ma ve bildirilerin gecikmeden ya­ yımlanmasını bekliyoruz.

(12) Gökten Yere başlıklı şiire ba­ lanız.

(13) Tevfik Fikret, çocuklar için yazdığı şiirleri Şermin adındaki ki­ tabında toplamıştır. Haluk’un Def- teri’ndeki kimi şiirleri de çocuklar için yazılmış şiirler arasında değer­ lendirebiliriz.

(14) Tevfik Fikret’in “Yeni Mek­ tep” adıyla özel okul kurma düşün­

cesi vardır. Çağdaş eğitim ilkeleri­ nin uygulama alanı olmasını istedi­ ği böyle bir okul için “Tariftaame” bile yazmıştı. Bu tasan para sorunu yüzünden gerçekleşemedi.

(15) Haşan Âli Yücel’in Müte­

fekkir Bir Şair adlı yazısına bakı­

nız. Hayat (dergi), 1929.

(16) Ragıp Şevki, Atatürk ve Fik­ ret, Yanmay (dergi), 1938.

(17) Güfte başlıklı şiire bakınız.

Şiirin üstündeki notta “Darülfiinun

Marşı” için yazıldığı belirtilmiştir.

Referanslar

Benzer Belgeler

“doctoral health control belief ” and lower “negative beliefs regarding surgical pain and narcotics analgesics” tended to use non-pharmacological pain coping strategies

As the meaningful units are taught later on in SBSM, joining up letters (sounds) initially lead pupils to problems with reading skills and mistakes. Therefore the units learned

Preoperatif ve postoperatif trombosit agregasyonu epinefrin testi için grafik Preoperatif dönemdeki ristosetin ile yapılan agregasyon testi sonuçlarında gruplar arasında anlamlı

Çalışma sonucunda, (1) öğretmenlerinin okul müdürlerine güvenmelerinin; öğretmenlerin okul müdürünün, yeterli, etik davranan ve öğretmene destek davranışı

Necmettin Erbakan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Halk Sağlığı Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi Büşra GÖNENÇ SOLSUN‟un “Aksaray Üniversitesi

[r]

Somyada kımıltısız yatan ka­ fa ninenindi: «Padişahımız ikin di divanından sonra Belgrad’a dönmüştü. Odanın içinde bir boydan öbür boya konsol denli

Dolayısıyla ana çekirdekte ve ikincil çekirdek- te bir sızıntı olsa bile, binanın basıncı dış basınçtan daha düşük olduğu için hava sadece içeri sızar, dışa-