Bir Genel Kurulu Daha Geride Bıraktık

Tam metin

(1)

21

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 71, 2007

BİR GENEL KURULU DAHA

GERİDE BIRAKTIK

Av. Özdemir ÖZOK*

26–27 Mayıs 2007 günlerinde ülkemizin tarihi ve doğal güzellikleri-rinden biri olması yanında, dünyanın da en renkli coğrafyasını oluşturan Kapadokya bölgesinin uygar kenti Nevşehir’de TBB’nin 29. Olağan Genel Kurulu’nu yaptık. Olağan malî genel kurul niteliğine ve siyasi partilerin aday belirleme sürecine rastladığı için bazı baro başkanlarımız ve birlik delegelerimizin mazeretlerine karşın, Ürgüp’te gerçekleştirilen genel kurula büyük bir katılım olmuştur. Öncelikle, Nevşehir Baro Başkanı ve yönetim kurulu kusursuz bir genel kurul yapmak için tüm olanaklarını seferber etmişlerdir. Hoş geldin kokteylinden başlayarak, genel kurul top-lantı salonunda süren, gala yemeğiyle devam eden ve delegelerin dönüşü sırasında gösterilen duyarlılık üst düzeydeydi. Bu tespit sadece bana ait bir tespit değildir. Büyük bir delege topluluğu başarılı geçen genel kurul nedeniyle bana da teşekkürlerini sunmuşlardır. TBB yönetim kurulu olarak biz de, genel kurulun başarılı geçmesi için hiçbir maddi ve manevi desteği esirgemedik.

Genel kurul çalışmalarıyla ilgili konuşmaları içeren kitap en kısa süre-de sizlerin bilgi ve süre-değerlendirmelerinize sunulacaktır. Bu genel kurulda özellikle ülkemizin içinden geçtiği süreçle ilgili ilginç saptamalar yapıl-mış, mesleki sorunlar kadar yurt ve ülke sorunları gündeme getirilmiştir. Kuşkusuz bu gelişme ülkemizin en saygın ve örgütlü hukuk kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliği’nin genel kurul üyelerinin ne denli bilinçli ve duyarlı yurttaş olduğunu göstermesi yönünden son derece önemlidir. Çünkü meslek sorunlarını, kişisel sorunları ülke ve yurt sorunlarından soyutlamaya olanak yoktur. Bu yönüyle genel kurulda yapılan ve bazı-larına katılmadığım görüş ve düşüncelerin dillendirilmesinden rahatsız olunmadığını, aksine en özgür, en bağımsız görüş ve düşüncelerin TBB genel kurul kürsülerinden seslendirilmesi gerektiğine yürekten inandığımı

(2)

22

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 71, 2007

belirtmek isterim. Her fırsatta savunduğumuz eksiksiz demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ancak korkusuz, kuşkusuz ve güvenli bir biçimde fikir ve düşüncelerin ifade edildiği demokratik ortamda yaratılabilir ve yaşatılabilir. Ülkemizde bu ilkelerin en büyük güvencesi TBB ve barolarımızdır.

Her genel kurul sonrası olduğu gibi bu genel kurul tutanakları da tarafımızdan ayrıntılı bir biçimde incelenecek ve başkanlarımız yanı sıra, değerli birlik delegelerimizin dilek ve düşünceleri doğrultusunda ikinci dönem çalışmalarımız kurgulanacaktır. Bu dönem çalışmalarımızda geçen yazımda da belirttiğim gibi, genç avukatların sorunlarının çözümü konu-sunda onlarla birlikte forum ve etkinlikler düzenleyerek bir seri çalışmalar yapacağız. Böylece mesleğimizin geleceği olan gençlerimizin önünü açmak için gerekli girişimlerde bulunacağız. Çünkü, bana ve baro başkanlarımıza çok ciddi sıkıntılarla baş vuran meslektaşlarımızın meslek yaşları 0–10 yıl arasındadır. Hukuk fakültelerinde başlayan ve sürekli ertelenen sorunlar büyük umutlarla alınan lisans diplomasıyla birlikte genç hukukçuların önüne kâbus gibi çıkmakta hangi yolu izleyecekleri konusunda onları ka-rarsızlığa itmektedir. Rekabet Kurumu, Sermaye Piyasa Kurumu, Menkul Kıymetler Kurumu, Merkez Bankası gibi malî yönden olanaklı kurum ve birimlerin sınavı yanında, oldukça zor geçen yargıç- savcı sınavları çare olmadığı zaman çözümü avukatlık stajı ve avukatlıkta görmektedirler. Bunun sonucu bir yıl içinde tüm hukuk fakültelerinden mezun olan yaklaşık 8–9 bin mezunun 7 bini avukatlık stajı için barolarımıza başvur-maktadırlar. Özellikle üç büyük kentte yığılma olması nedeniyle avukat stajyerlerimiz ve mesleğe yeni atılmış genç meslektaşlarımız büyük sorunlar yaşamaktadırlar. Gün geçmemektedir ki, genç bir meslektaşımız iş için başvurmasın. Tüm bunların sonucu, yoğun bir iş talebiyle karşı karşıya bulunmaktayız. Bunca sorunla baş başa bulunduğumuz bir dönemde her zaman, her yerde dillendirdiğim gibi kimi sorumsuz avukat stajyerlerinin girişimi ile hukuktan, yargıdan ve savunmadan hoşnut olmayan mevcut siyasal iktidar avukatlık sınavını alelacele kaldırmıştır. Kuşkusuz avukatlık sınavı savunma mesleğinin ve avukatlığın önündeki sorunların çözümü için tek ve mutlak çözüm değildir. Ama oldukça önemli bir işlevi yerine getirecektir. Buna en güzel örneği kendi ofisimizdeki stajyer arkadaşları gösterebilirim. Ofisimizde bulunan altı stajyer arkadaşımız avukatlık sı-navından yaklaşık bir ay önce bizden izin isteyerek sınava hazırlanmak için evlerine ve kütüphanelere çekilmişlerdir. Ne zamanki sınavlar iptal edildi bu arkadaşlar yine biçimsel staja devam etmek için hemen büroya geldiler. Bu somut örnek dahi avukatlık sınavı aleyhine geliştirilen fikir ve düşüncelerin ne denli haksız olduğunu ortaya koymaktadır.

(3)

23

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 71, 2007

sonrası hukuka, yargıya, savunmaya saygılı bir siyasal iktidarın oluşma-sıdır. Bu gerçekleştiği takdirde tüm sorunlarımıza çözümler üreten ve meslektaşlarımız başta olmak üzere, barolarımızın öneri ve düşünceleri doğrultusunda yeni ve çağdaş bir “Avukatlık Yasası” çıkarılmasının yolları aranacaktır.

Konu 22 Temmuz 2007 günlü genel seçimlerden açılmışken ülkemizin her konuda gündemini oluşturan, yasama ve yürütme erklerini içinden çıkaran demokrasinin kalesi TBBM seçimleriyle ilgili görüş ve düşünce-lerimi aktarmak istiyorum. Yukarda belirttiğim gibi son derece önemli görev ve sorumluluğu olan TBBM, ulusumuz adına ülkemizi her alanda yönetmekte ve yönlendirmektedir. Bu nedenle de TBMM’nin oluşması ve yapılanması son derece önem taşımaktadır. Hele bu bizim gibi demokrasiyi yeni tanımış, özgür yurttaş olma bilincine erişme kavgası veren, günlük yaşam sorunlarını henüz çözememiş, din duyguları başta olmak üzere, gelenek, görenek yerel ve ulusal feodal ve oligarşik yapıların baskılardan kurtulamamış bireylerin çoğunlukta olduğu bir toplumsal yapıda daha da önem taşımaktadır. Çünkü bu toplumsal yapının doğal sonucu, çoğu kez araştırmayan, sorgulamayan ve yargılamayan biat ve itaat kültürüne uygun bir ortam yaratmaktadır. Bu ise demokratik yolların tıkanmasına ve yıllardır yakındığımız lider sultasının kurulmasına neden olmaktadır. Bu nedenlerle yeni TBMM’nin tarihi görevlerinin başında ülkemizde “eksiksiz

demokrasi”nin gerçekleşmesi için ivedilikle siyasi partiler ve seçim

yasala-rında değişiklikler yapılması gelmektedir.

Siyasi partiler yasasında ivedi olarak yapılması gerekenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz;

—Siyasi partilerin hukuki yapısı, saydamlığı ve demokrasiyi içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.

—Yasa, demokrasiye derinlik kazandıracak siyasal katılımı özendirecek ve geliştirecek biçimde yeniden düzenlenmelidir.

—Özellikle üyelik kayıtları, siyaseti yozlaştıracak sakatlıklardan kur-taracak sağlıklı ve saydam bir hukuki temele oturtulmalıdır.

—Bu gün en çok yakınılan tek tip örgütlenme modelinden kesinlikle vazgeçilmelidir.

—Parti içi demokrasiyi geliştiren ve koruyan mekanizmalar oluştu-rulmalıdır.

—Adayların belirlenmesinde partiye kayıtlı üyelerin katlımı ile mutlaka ön seçim yapılmalı ve parti üst yönetimine uygun bir kontenjan tanınmalıdır.

(4)

24

başkandan

TBB Dergisi, Sayı 71, 2007

alınarak kadınlara siyasete ve yönetime katılma olanakları verilmelidir. —Mutlaka siyasi partilerin gelir ve giderlerinde saydamlık sağlanmalı hazine yardımının koşulları ülke gerçekleri de göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.

—Ülke demokrasisi için önemli bir defo olan siyasi parti kapatılması rejimi sıkı kurallara bağlanmalıdır.

—Siyasi partilerin seçimlerde işbirliği yapabilmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Aynı şekilde seçim yasalarında ivedi olarak yapılması gerekenleri de kısaca şöyle sıralayabiliriz;

—Seçim kanunlarında yapılacak değişikliklerle tüm yurttaşların kendilerini oligarşik parti yapılarından soyutlayarak doğrudan seçmene sunabileceği bir yapı mutlaka gerçekleştirilmelidir.

—Ülke barajı mutlaka yeniden düzenlenmelidir. Bilindiği gibi 3 Kasım 2002 seçimlerinde yaklaşık % 46 oy TBMM’nde temsil edilememiştir. Bu bir demokrasi için çok büyük bir eksikliktir.

—Dar bölge ve iki turlu seçimler tercih edilmeli bu yöntem yerel se-çimlerde mutlaka uygulanmalıdır.

—Tercihli oy kullanma yöntemleri mutlaka geliştirilmelidir.

—Önseçim zorunlu olmalı, AB ülkelerinde olduğu gibi, aday listele-rinde mutlaka % 30 kadın-erkek dengesi gözetilmelidir.

—Yedek milletvekilliği kurumu getirilmelidir.

—Mutlaka yurt dışındaki yurttaşlarımızın oy kullanmaları sağlanma-lıdır.

—Siyasi partilerin seçimlerde işbirliği yapma olanakları getirilmeli ve partilerin seçim harcamaları çok titiz bir biçimde incelenmelidir.

—Milletvekillerinin illere dağılımı gözden geçirilmeli ve yeniden düzenlenmelidir.

Kuşkusuz tüm bu değişiklikler ülkemizde yıllardır benimsenen ve artık başka bir yönetim biçimi aranmasına gerek olmayan demokratik yönetimin daha iyi işler hale gelmesine yöneliktir. Çünkü ülkemizin çağdaş,uygar ve aydınlık geleceği için “...eksiksiz demokrasi,insan hakları,hukukun üstünlüğü

ve tüm bunların yaşam bulduğu hukuk devletine..” erişebilmenin temel koşulu

her yönüyle işleyen saydam ve demokratik yönetim yapısından geçer. Dileğimiz 22 Temmuz 2007 seçimleri bu duygu, düşünce ve umutla-rımıza ışık olmasıdır.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :