• Sonuç bulunamadı

Bir dosta cevap

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bir dosta cevap"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

K o n u ş m a l a r

Bir dosta cevab

Yazan:

FAZIL AH MED AY KAÇ

Sorduk] anna işte birer birer cevab ve­ riyorum :

En önce (İzzet M olla) nın beyti. Mıs­ ralar hatırımda şöyle kalmış. Fakat bil­ mem doğru mu?

Meşhurdur ki zulm ile olmaz cihan harab Eyler anı müdahenei âliman harab

Kanaatim şu ki şair bu beytin yalnız ilk mısraında doğru bir söz söyliyebilmiş. Evet, çok yazık ve çok ayıb amma açıkça itiraf edelim:

Cihan zulm ile harab olmuyor; eğer öyle olsaydı bugün kâinatta bir karış mamur yer bulunmamak lâzım gelirdi!

«Müdahenei âliman» bahsine gelince, bu da -maalesef- (müşatemei cahilân) kadar sık ve -gene maalesef- tabiî!

Biz bir adamda biraz ilim ve fazıl gördük mü; ondan bir çok fazilet daha bekliyoruz. İstiyoruz ki o küçücük ilmi bile kimbilir nekadar zahmet pahasına elde etmiş olan adam, ilelebed bu ilmin kulu olsun. H atta o bilgiyi bile kaybede­ cek vaziyetlere düşsün.

Evet bu böyle.. Z ira hepimiz birden dilemekteyiz ki biz uluorta insanlar iste­ diğimiz fezahati yapmakta imtiyazlı ola­ lım ve âlim, bizim arzumuza ve keyfimize göre durmadan fazilet hamallığı etsin! Herhangi bir nebat, güzel bir çiçek açsa, tutup da ona «mademki sen bize bu güzel kokuyu ve rengi verdin; şu halde gayet lezzetli meyva da, yaprak da, gölge de, odun da, kütük de vermeğe mecbursun» diyor muyuz? T ab iî hayır! Şu halde âlimden, şairden veya herhangi bir fikir adamından hangi hakla bir takım şeyler, -başkalarından hiç beklemediğimiz bir takım şeyler- istiyebiliriz? Hem de na­ mütenahi fazlasile?

Alim açlıktan ölse umurumuzda değil­ dir. V e eline bir dilim ekmek bile koyma­ yız. Bu sebeble içimize zerre kadar utanma duygusu da gelmez. Fakat müte­ fekkir ve fazıl dediğimiz adam, bizim hergün yaptığımız münasebetsizliklerden birine kırk yılda bir kere el dokundur­ mak istedi mi, hemen küplere bineriz. İçimize adeta öyle gelir ki yalnız bize has olan en mukaddes şeylere tecavüz edilmiştir. V e en büyük hakkımız gasbo- lunmuştur.

İnsanlığın kör hodkâmlığına bundan daha korkunç misal olur mu?

Sanırım ki olmaz! diye cevab verecek­ sin. Bununla beraber ben sana kendi imanımı söyliyeyim: Ben âlimden, edib- den ve san’atkârdan -amma verebilsin, veremesin- birçok şey ve bilhassa büyük ruh bekliyenlerdenim. Çünkü şu söze iyice inanıyorum:

Cihanda faziletten daha güzel ve da­ ha değerli birşey yoktur ki fazilete mü­ kâfat olabilsin!

Bununla beraber şurayı da kaydede­ yim; gene inanıyorum ki bu bekleyişte daima yeisler ve hüsranlarla karşılaşaca­ ğım. M addî ve manevî yıkımlara şahid olacağım. Fakat ne zarar? Yaşasın gö­ nül ve ideal.

Gelelim ikinci davaya:

Tabiatin tezgâhında insanlar en ziya­ de şu vasıflarla türüyor: Yalancı, arsız, hilekâr, korkak, mütehakkim, zayıf, ah­ mak, hasta, pis, tenbel, ebleh ve saire. Halbuki cemiyetin, kanunların, ahlâkın davası şudur: insanları, akıllı, güzel ah­ lâklı, cesur, tedbirli, terbiyeli, fedakâr, nezih, kuvvetli, sıhhatli, dürüst, zarif ve saire yapmak.

Adamın kendi kendine soracağı geli­ yor: Kıtıktan Kişmir şalı, deve dikenin­ den hanımeli olur mu?

Terbiye, fen, felsefe, asırlardır bunu oldurmağa çalışmış.

Eskilerin dediği gibi çok (meşkûr him­ m et!)

— Peki amma faydası?.

Evet, bu zalim bir sorgudur. Lâkin in­ san en büyük hakseverlikle diyebilir ki muvaffakiyetin derecesi hiçbir zaman sı­ fır değildir. Böyle olunca da himmet sa­ hibi gönül fedailerini ümidsizliğe düşüre­ cek Lir cihet kalmaz. Ancak bir noktayı pek ehemmiyetli görüyorum; acaba hiç kimse sarfedilmiş külfetle elde edilen ni­ met arasında bir mukayese yapmış mı? (B iraz mecelle dilile konuşuyorum am­ ma suçumu bağışla. Bir takım peltek ta- lâkatlere öteki söyleyişi bazan pek üstün görütorum da onun için!)

G erçek: bu mukayese dikkatle yapıl­ malıdır. Çünkü böyle verimli bir emek­ ten biz cimrilik gösterip kaçındıkça ettiği­ miz gayretlerin yüzde doksanı boşuna gi­ decektir. Yani şimdiye kadar olduğu gi­ bi!

Bir dakika da son sualinin üstünde du­ ralım:

Muhakkak ki dünyada avam için en gülüne adam, dünyanın bir çok gülünç­ lüklerini görüp için için ağlıyan filozof­ lardır. Bu adamlar insanları asırlardan- beri birbirine katan, kanlar ve gözyaşları döktüren nice mefhumun boşluğunu gör­ müşlerdir. V e bilirler ki hergün beşeriye­ tin zekâ piyasasına sürülen sayısız mef­ humdan pek çoğu mutlak bir değerden mahrumdur. Evet, bunu bilirler ve içlerini çekerler! Fakat işte o kadar!

Felsefe, tesirleri görülmek için uzun zaman kullanılmaları lâzım gelen ilâç­ lara benzemiş. Ne yapmalı?. İnsanlığın büyük kalabalığı, kendisini zihnî esirlik­ ten kurtarmak istiyenlere en çok isyanda bulunuyor. Sonra da tutup onları birer tanrı yapıyor.

işte hazin bir manzara:

Filozof, umumî kanaatlerden ve dün­ yadan bu kadar ayrıldıkça dünya da on­ dan öylece uzaklaşmağa başlar. Öyle ki iki taraf bir müddet sonra birbirinden tamamile bihaber kalır ve nihayet birbiri­ ne karşı (antipatik) iki cephe kurar. Acıklı şey değil mi? Fakat işte bu sa­ atlerdedir ki idealin sesi gönlümüzü yeni­ den coşturur ve pusulamızı düzelterek rotamızı tesbit eder.

Tevfik Fikret ne güzel söylemiş:

« ...Sen bu çeri huni asili»

«İnsanlığı ihya için işar edeceksin* «Hak bellediğin bir yola yalnız gide­

ceksin!»

Fazıl Ahmed Av kaç

Referanslar

Benzer Belgeler

Ö rneğin Y en ik öy'd ek i, daha sonra yapılm ış ve "dekoratif1 öğelerle (kuleler, balkonlar vb.) süslen­ miş havai yalılarla karşılaştırıldığında,

NANBH, etkeninin virus olduğu bilinen, ancak klasik hepatotrop virus- ların roloynamadığı, akut ve kronik hepatit tablosuna verilen isimdir (ll, 23).Bugün için etkeni ve buna

Rekabetçi çevre, ileri imalat teknolojileri, organizasyon yapısı, organizasyon stratejisi, örgütsel performans, iş görenlerin değişime gösterdikleri direnç,

Konya'da ise Avrupa Birli ği destekli 'çölleşmeye Karşı Küresel Bir Girişim Projesi'nin Türkiye yürütücülüğünü üstlenen 12 kişilik Hacettepe, ODTÜ, Osman Gazi,

Ara ştırmada, genetiği değiştirilmemiş tohumların bu kadar uzun süre dayanmadığı görülürken, bunun genetiğiyle oynanmış organizmaların bir kez doğaya

Pekin'deki BM toplantısına sunulan UNEP raporunda, 2030'a kadar nehirlerin deniz ve okyanuslara gönderdiği kirlilik yaratan nitrojen miktar ının yüzde 14 artacağı

Yeryüzü için gayet ola ğan dışı olan bu yaşam biçiminin, başka gezegenlerde yaşam bulunması için yürütülen araştırmalara destek verici nitelikte olduğunu söyleyen

konumuzun gayesi ele aldığımız muhakkak hattının menĢeini ve geliĢmesini araĢtırmak ve uzun zamandır kullanımı çok az olan bir yazı çeĢidi olarak karakterini