• Sonuç bulunamadı

Harcıalem şiirler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Harcıalem şiirler"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

27 ŞUBAT 1983 #

A

J-títt&A-POLİTİKA ve OTESI * Ä

Harcıalem Şiirler

Şair Günel Altıntaş, harcıâlem şiirlerden oluşan bir antoloji yapıyor, yakında yayınlana­ cak. Bu antolojinin özelliği, öyle sanıyorum ki, bir zamanlar dillenmiş, dilden dile dolaşan, şai­ rinden çok ün kazanmış şiiiler olacak.

Yılların birikimi içinde bilirim, öyle şiirler vardır ki, şairlerini çoğu kişi bilmez, ama o şiir her mecliste söylenir durur. Hele içki sofraların­ da biraz kafayı bulan şiirin tümünü değilse, bir­ kaç dizesini okur, dinleyenler de birer ikişer di­ zesini katarak şiiri tamamlarlar.

Günel Altıntaş, böyle bir şiirin tümünü arı­ yordu. Nerede bulunabilirdi bu şiir? Şiirin adı ‘Nokta Noktam’dı ve 1940’lı yıllarda dillerden düşmezdi. Şiir, çok mu güzeldi, çok mu ustacay- dı? Hayır. Ama biraz kafayı bulan, biraz aşık olan her delikanlı, o yıllarda, ya ezberler söyler, ya defterine yazardı. Yıllar var ki unutulduğunu sanıyordum. Günel Altıntaş, bir çok harcıâlem şiirler gibi bunu da antolojisine alacaktı.

Birden, bundan bir süre önce bana ‘Şairler

Albümü’nü gönderen Halil Soyuer’in kitabını

anımsadım, orada gözüme ilişmişti. Aradım, ki­ tabı buldum, orda tümü yoktu, bir parçası vardı.

Unutamazsın nokta noktam Unutamazsın.

Çiinkü insan unutmak için Önce unutulmak gerek Oysa ki sen

Hâlâ bende esen Eski kavak yelisin

Her dizesi birbirine benzeyen bir parçasını aldığım bu şiir güzel miydi? Şimdi bakıyorum öyle ahım şahım bir şey değildi. Ama nedense o yıllarda çok tutmuştu. Aydın şairler dudak büküp geçerlerdi ama, şiir meraklıları için öyle değildi. O yıllarda şairlerin uğrağı olan küçük, bohem içkievlerinde dudaklardan düşmezdi.

Bu şiiri, bir çok dizeleri şarkılara güfte ol­ muş, Çukurova’nın yağız delikanlısı Rıza Polat yazmıştı. Rıza Polat’ı, o yıllarda, hep öğretmen ve memur olarak tanıdım, başı hep öğretmenlik­ ten ve memurluktan arada derde girerdi. Bir

türlü devlet memurluğunu bırakamaz, bir il­

den, ötekine sürülür, bir süre kaybolur, günün birinde işinden atılmış olarak başkente döner, küçük, bohem içkievlerine düşerdi. Nasıl tanıdım, nerede tamdım, şimdi çıkaramayacağım.

Şair Halil Soyuer bir anısını anlatıyor, o gece ben de varım, beni unutmuş:

«... Ulus’taki bir lokantadaydık. Masada şair Fethi Giray ile gazeteci Emel Aktuğ da vardı. Emel, o gece Rıza Polat’m ‘Nokta Noktam’ şiirini okumuş, bizi mest eylemişti. Bir ara lokantanın kapısından biri içeriye seslenmişti: ‘Evladım, işkembe çorbanız var mı?’ diye. Bu Rıza Polat’tı. Seslenince kucaklaşmıştık. Emel’e, yeniden şiiri okutmuştuk. Rıza Polat da şiirin hikâyesini an­ latmıştı.»

Selâhattln Pınar’m bestelediği «Yalancıdır hep aynalar» şiiri de onundur. Bu şiir de çok ün­ lenmiş, gazino, şarkı piyasasında gündemin ba­ şında olmuştu. Fakat Rıza Polat’a on para telif hakkı vermemişler, o da buna içerlemiş«. O y ıl­ larda şair Suphi Taşan, avukatlık stajını tamam­ lamış, yazıhane açmıştı. İlk aldığı dava bu şiirin telif hakkı davası olmuştu. Sonunda para aldı mı, almadı mı bilemeyeceğim.

Referanslar

Benzer Belgeler

1979-84 yıllarında Çevre M üsteşarlığında Daire Başkanı olarak çalışan Gürpınar, 1984’te Başbakanlık Çevre Genel Müdürlüğü’nde uzman olarak görev

Evvelki yazılarda yeni göçleri doğuran, 1) Siyasi baskı, 2) İk­ tisadi cezp, 3) Milli tecanüs ih­ tiyacı âmillerinin rol oynadığını görmüştük. Bir

Gökalp’ın, Prens Sa- bahaddin’deıı farklı olarak, şöhre­ ti yalnız ilim ve siyaset sahala­ rında doğmamış; aynı zamanda Türk milliyetçiliğine sarih

Sonuç olarak kronik seyirli solunumsal semp- tomlar› olan, periferik yumuflak doku ile bir- likte gö¤üs duvar› invazyonu, kot destrüksi- yonu izlenen diyabetes mellitus,

Ast›ml› hastalarda atak döneminde DLCO% de¤eri; kontrol grubu, stabil dönemdeki orta ve a¤›r persistan ast›ml›lardan yüksek bulundu (p<0.05).. A¤›r

O gün Tarabyada Fransız sefirinin davetlisi bulunan Sadrazam Giritli Mustafa Naili paşa ve diğer vükelâ, Reşit paşa yalısı önünde beyaz bir kayık görüp

Üzerinde taş veya o yerin mezar olduğunu gösteren bir işaret bile yok ama, gömülü ol­ duğu yerin birkaç metre ilerisindeki açık hava kahve­ sinin m üşterileri ve

Değişken kapı ve kontrol kapısı oksit tabakasıyla bağlandığında hücrenin değeri “bir” olarak algılanır..