• Sonuç bulunamadı

Boğaziçi'nin öteki yüzü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Boğaziçi'nin öteki yüzü"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

• 9 ARALIK 1982

^ 7 S £ ^ T r b

Boğaziçi’nin öteki yüzü

m

Sergiizeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi, Sa­

lâh Birsel, Türkiye İş Bankası Kültür Y a­

yınlan, 352 s., 350 TL.

Konur ERTOP

S

alâh Birsel yıllardır

şiir yazmıyor. Ar­ tık bir deneme ya­ zan o. Bu türdeki son yapıtları arasında «Ku­ rutulmuş Felsefe Bahçesi, «Paf ve Puf», «Halley Kimi Kurtarır» gibi kitapları var. Bunlarda sanat sorunların dan, sanatçıların dünyasın dan söz ediyor. Alışılmış yargılara karşı çıkıyor. O- kurlannı düşünmeye cağın yor. Tarih de onun için bir kaynak. Geçmişteki o- laylar, yaşamlar insanın hal lerini kavramak, göster­ mek. çözümlemek için baş vurduğu zengin bir dünya, denemecinin.

Bir de onun alaylı bir dil le «Salâh Bey Tarihi» diye adlandırdığı dizisi var. İlk önce eski ve yeni sanatçıla n n doldurmuş olduğu kah veleri, pastaneleri, içkievle- rini konu edindi. Birkaç sa natçı kuşağının günlük ya şamlanndan, görüş ve dü­ şünüşlerinden, davranışla­ rından, kişiliklerinden gö­ rüntüler yansıttı. Tarihsel kaynaklardan, tanıklıklar­ dan. gözlemlerden yararla narak oluşturduğu «Kahve ler Kitabı» ve «Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu» kitapları e- detiyat dünyamızın tarih içine yerleştirilmiş bir ay­ nası oldu.

Arkadan Boğaziçi’nin ta- rihi geldi. Abdülhak Şinasi Hisar’dan Samiha Ayverdi’ ye kadar o kadar çok ya zarın hayranlıkla dile getir diği. güzelliklerini anlata anlata bitiremedikleri, ya­ kınçağdaki uygarlığımızın gözalıcı bir ürünü saydıkla n Boğaziçi’ni bir kez de Salâh Birsel konu edindi.

«Boğaziçi Şıngır Mıngır» (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlan, 1980. 564 s., 200 TL.) bu dizinin ilk kitabıy­ dı. Birsel kendi deyimiyle Boğaziçi’nin insan haritası nı veriyordu. Kitabını «Bo­ ğaziçi'nin gizli tarihi» diye tanımlıyordu. Yani bura­ da sürdürülmüş yaşanılan, bu yaşamların kahramanla

nm önümüze getiriyordu. Şimdi o kitabın ikinci cil di de çıkmış ve Boğaziçi’nin geçmişe bağlı kalan, onun parıltılarına tanık ya- zarlarca görülmesine ola­ nak bulunmayan «öteki yü zü» önümüze serilmiştir.

Birsel’in kitabı bir deneme cinin düşünüş ve bakışmı yansıtmaktan daha derinle re inmektedir. Kılı kırk ya­ ran bir incelemecidir bu ya zar. Boğaziçini anlatan ki tabının ilk cildinde 173 kay nak, ikinci cildinde 68 kay­ nak gösterilmiş. Unutulmuş

£ Salâh Birsel, bu ki­

tabında bir portre

çiziyor: Bir semtin

çizgileri arasından

uygarlığımızın port­

resini...

gözden kaçmış belgeleri, bil gileri tek tek bulup çıkan yor, onlardan yararlanarak bir portre çiziyor: Bir sem tin çizgileri arasından uy­ garlığımızın portresini!...

Birsel’in karşımıza yer­ leştirdiği aynaya yansıyan lar daha önce anlatılanlar­ dan apayn nitelikte. Za- yıflıklanmız, tutarsızlıkları mız, gülünçlüklerimiz ta­ rihimizin, uygarlığımızın, sanatımızın başarılanyla iç içe... Birsel «gerçeği, yal­ nız gerçeği» anlatıyor. E» leştiriyor bol bol. Herkese ancak kendi hakkını veri yor. Boğaziçi’ni süsleyen ya lıların, iki kıyıda yeralan güzelliklerin arasından, Tanzimattan beri doğuya sö mürgeci anlayışla bakan Batılılan, bir imparatorlu­ ğu batıranlan, uygarlığımı zm taklitçi yanlarını «A- lın bunlan Ve düzeltin..» dercesine önümüze atıyor.

Boğaz’m iki yakasında Bü yükdere, Tarabya, Yeniköy, Vaniköy. Çengelköy, Beyler beyi, Kuzguncuk konu e- diniliyor bu ciltte. Doğal çevre ve yapılar bir dekor oluşturuyor. Yalılar, deniz bamamlan, korular yok de ğil elbette. Ama insanlar ve

yaşamlar ele almıyor asıl.. Kimlerin serüvenleri yok İti?... Kitaba adı verilen u- çarı, çapkın Boğaz çocuğu Nono Bey (Muhsin)’den baş lıyor; Recaizade Ekrem. Mehmet Rauf, İhsan Raıf Hanım, Mehmet Akif, Tom ris Uyar, Nezihe Meriç, Se­ vim Burak gibi yazarlar. Lemi Atlı, Tamburi Cemil Denizkızı Eftelya gibi mü- zikçiler, Piyerloti, Donizet- ti gibi yabancılar, Sait Ha­ lim Paşa, Necmettin Molla. Marko Paşa gibi politika, ta rih kişileri... Elçilik görev lileri... Levantenler..

Salâh Birsel, «Bunlar bir kez yazılıyordun bir daha yazılmaz. Onları Salâh Bir sel’den başka yazacak da yoktur. Bütün yazarlar çek ti gitti. Bir o varsa bir de Tuzsuz Deli Mithat'la Sar hoş Rasim ve Paşazade Ser met vardır.» diyor. Okur. «Bunlar da kim oluyor?..» demesin. Belki Sermet Muh tar’dan birşeyler okumuş, Sarhoş Rasim’i bahçe sine­ malarının sahnesinde Na- polyon ya da Hitler taklidi yapıp şarkı söylerken izle miştir. Salâh Birsel’in kita­ bında boy gösteren ünlü ün süz kişileri bir ucundan ta

$ Bu kitaplara canlı­

lığını veren bir ya­

nı da neşeli, eğlen­

celi dilidir. Birsel,

giinışığı görmemiş

deyimler buluyor.

nımış, yaşamlarına tanık hk etmiştir! Bunlar, Bir- sel’in kitabına canlılık Ve­ ren, yapıtı aktarma bilgi, yaşamöyküsü olmaktan çı karan yanlarıdır.

Bu kitaplara canlılığını ve ren bir yanı da neşeli, eğ­ lenceli dilidir. Birsel günı- şığı görmemiş deyimler bu luyor. Galiba biraz da uy duruyor. Eşya, doğa varlık lan dağılıyor, sonra sanat çının kalemiyle yeni bir mantık içinde biraraya geli yor: canlılığı tazeliğiyle si zi çekip götürüyor.

Birsel’in kitapları öğretti­ ği, düşündürdüğü kadar eğ lendiren (belki biraz da fazla eğlendiren) yapıtlar­ dır. Okurları bu eğlenceye katılmaya çağınyorum.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a To ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

case, the spectral index of curvature perturbations (a measure of the deviation from the temporal de Sitter symmetry), the expansion anisotropy and the ratio of the energy density

find exact interior solutions of the charged radiation fluid stars, since the trace of the gravitational field equations gives a zero Ricci scalar for the radiative equation of state

The round towers consist of an ornamental gate added in the Early Imperial period, an oval courtyard with a cut in its northern side, and three archways built in Hadrian’s period

第六條 每年館藏淘汰註銷量,應在總館藏量之百分之三以下。 第七條

Fakat, Türk milletine verdi­ ği idealler, O’nun kudsî adiy­ le vanyana bütün millet fert­ lerinin kalbinde ve kafasın­ da yaşıyor.. Türk münevveri, her ge­

Gerçek Türk yurtseverleri Kürt kardeşlerinin Türkiye Cumhuriyeti sı­ nırları içinde milli haklarına kavuş­ mak için yaptığı kavgayı can ve gö­ nülden nasıl

Avangardist bir şairimiz çıkar da bütün bu maziden kopuş hamlesine rağmen, Türk mil­ letinin şuur ve idrakine dil olabilirse o, benim için tamamile Türktür

Yazık ki, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkes­ trası gibi bağımsız bir konser salonuna sahip değildir.. Kendisine