Türkçe kelime gruplarının yabancılara Türkçe öğretimindeki önemi hakkında bir inceleme

115  15  Download (0)

Tam metin

(1)

GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

TÜRKÇE EĞİTİMİ ANA BİLİM DALI

 

 

 

TÜRKÇE KELİME GRUPLARININ YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDEKİ ÖNEMİ HAKKINDA BİR İNCELEME

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Handan ARSLANTÜRK

Danışman: Prof. Dr. İsmet CEMİLOĞLU

ANKARA 2012

(2)

Handan ARSLANTÜRK’ün “Türkçe Kelime Gruplarının Yabancılara Türkçe

Öğretimindeki Önemi Hakkında Bir İnceleme” başlıklı tezi 14.02.2013 tarihinde, jürimiz tarafından Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak kabul

edilmiştir.

Adı Soyadı İmza

Başkan: ... ...

Üye (Tez Danışmanı): Prof. Dr. İSMET CEMİLOĞLU ...

Üye : .Prof. Dr. MUAMMER NURLU ...

Üye : Doç. Dr. MEHMET KARA ...

(3)

ii  ÖN SÖZ

Türkçenin yabancılara öğretimi her geçen gün önem kazanmaktadır. Ana dili olarak Türkçe öğretiminden farklı olan yabancılara Türkçe öğretimi konusu ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir. Önemi yeni fark edilen bu alanda yapılan çalışmalar gün geçtikçe artmasına rağmen bunlar yeterli değildir. Bu alana bir katkı sağlamak amacıyla hazırlanan “Türkçe Kelime Gruplarının Yabancılara Türkçe Öğretimindeki Önemi Hakkında Bir İnceleme” başlıklı bu çalışmada kelime gruplarının, yabancıların Türkçe öğrenmeleri sürecindeki yeri incelenmiştir.

Çalışmamız; dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, yabancı dil öğretim yöntemleri ele alınmıştır. İkinci bölümde Türkçenin dil bilgisel yapısı içinde kelime gruplarının yeri konusuna değinilmiştir. Üçüncü bölümünde yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitaplarda kelime gruplarının öğretiminin incelenmesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise incelenen kitapların kelime gruplarının öğretimi açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.

Bu çalışmanın oluşum sürecinde bana destek olan değerli hocam Prof. Dr. İsmet CEMİLOĞLU’na ve çalışma sürecinin tüm zorluklarını benimle paylaşan aileme sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Handan ARSLANTÜRK

(4)

iii 

Bu çalışmanın amacı, kelime gruplarının Türkçe öğretimindeki yerini incelemek ve yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarında kelime gruplarının öğretimini değerlendirmektir.

Bu araştırmada betimsel çalışma olan tarama modeli kullanılmıştır. Bu yöntemle

yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerle dil bilgisi öğretiminin nasıl yapıldığı açıklanmış ve Türkçe öğretiminde kelime gruplarının önemine değinilmiştir. Daha sonra, yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitaplardan seçtiğimiz Gazi Üniversitesi TÖMER’de kullanılan “Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi” ve Ankara Üniversitesi TÖMER’de kullanılan Yeni HİTİT 1-2-3 kitapları kelime grupları yönünden incelenip değerlendirilmiştir.

Çalışmamızın sonunda her iki kitapta bazı yaklaşım sorunları bulunmasına rağmen, bu iki eserin Türkçeyi yabancılara öğretmek açısından başarılı oldukları kanaatine ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Türkçe, kelime grubu, yabancılara Türkçe öğretimi,

yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitaplar.

(5)

iv 

The aim of this study is investigating the role of word groups in teaching Turkish and evaluating the teaching of word groups, used in textbooks, in teaching Turkish to foreigners.

The descriptive survey method is used in this research study. In this method, it is explained how to teach grammar with methods and techniques used in teaching Turkish to foreigners and mentioned the importance of word groups of teaching Turkish. Then, selected books used in teaching Turkish to foreigners as Gazi University, TÖMER, “ Turkish Grammar for Foreigners ” and Ankara University, TÖMER, New Hitit 1-2-3 are evaluated in terms of word groups.

At the end of our study, altough there are some approach problems in both two books, it is concluded that these two pieces are successful from the point of teaching Turkish to foreigners.

Keywords : Turkish, word group, teaching Turkish to foreigners, books used in

(6)

Sayfa

JÜRİ ONAY SAYFASI……… ………..…i

ÖN SÖZ………..…ii ÖZET………...iii ABSTRACT………...iv İÇİNDEKİLER………..…...v I. BÖLÜM GİRİŞ 1.1. Problem Durumu………..…...1 1.2. Araştırmanın Amacı ………..…..3 1.3. Araştırmanın Önemi ………..…..4 1.4. Varsayımlar ………...4 1.5. Araştırmanın Sınırlılıkları ………...5 1.6. Tanımlar………..…...5 II. BÖLÜM KAVRAMSAL ÇERÇEVE...6

2.1. Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kullanılan Yöntemler ………6

2.1.1. Dil Bilgisi Çeviri Yöntemi………...6

2.1.2. Dolaysız Yöntem ………....7

2.1.3. İşitsel – Dilsel Yöntem………7

2.1.4. İletişimsel Yöntem………...9

2.1.5. Bilişsel Yöntem………..9

2.1.6. Seçmeli Yöntem……….10

2.2. Türkçe Dil Bilgisinde Kelime Gruplarının Sınıflandırılması………...11

2.2.1. Kelime Nedir? ………. 11

2.2.2. Kelime Grubu………....12

2.2.3. Kelime Gruplarının Özellikleri………..12

2.2.4. Kelime Gruplarının Sınıflandırılması………14

2.3.4.1. İsim Tamlaması ……….14

(7)

vi 

2.3.4.4. İsim –Fiil Grubu……….23

2.3.4.5. Zarf-Fiil Grubu………...24

2.3.4.6. Tekrar Grubu………..26

2.3.4.7. Edat Grubu……….27

2.3.4.8. Bağlama Grubu ……….29

2.3.4.9. Unvan Grubu………...31

2.3.4.10. Birleşik İsim Grubu………..31

2.3.4.11. Ünlem Grubu………32

2.3.4.12. Sayı Grubu………...33

2.3.4.13. Birleşik Fiil Grubu………...34

2.3.4.14. Kısaltma Grupları………38

III. BÖLÜM YÖNTEM...41

3.1. Araştırma Modeli ………..41

3.2. Evren ve Örneklem ……….………...41

3.3. Veri Toplama Teknikleri………..………..42

3.4. Verilerin Analizi……….………42

IV.BÖLÜM BULGULAR VE YORUMLAR...43

4.1. Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitaplarında Kelime Gruplarının Düzeylere Göre Öğretimi………...43

4.2.Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitaplarının Kelime Gruplarını Öğretimi Açısından Değerlendirilmesi………...81

4.3. Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi Kitabında Kelime Gruplarının Öğretimi……83

4.4. Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi Kitabının Kelime Gruplarının Öğretimi Açısından Değerlendirilmesi………...100

V. BÖLÜM SONUÇ ………..102

(8)
(9)

I. BÖLÜM

1. GİRİŞ

1.1. Problem Durumu

Türkçenin yabancılara öğretimi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Anadili olarak Türkçe öğretiminden farklı olan yabancılara Türkçe öğretimi konusu ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir. Önemi yeni fark edilen bu alanda yapılan çalışmalar gün geçtikçe artmasına rağmen bunlar yeterli değildir. Şimdiye kadar bu alanda yapılan ilgili çalışmalarda şu konular ele alınmıştır:

Pirinç (2010), “Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Ortaçların İncelenmesi ve Öğretimi” adlı yüksek lisans tezinde TÖMER’de kullanılan Yeni Hitit Orta 2 kitabını temel alarak ortaçların öğretimi irdelemiştir. Ortaçlaştırma ekleri kategorisel, anlamsal ve işlevsel yönden ele alınmıştır. Yazar, verilen örneklerin kullanılan düzeye uygunluklarını, okuma ve dinleme metinlerinde yer alan ortaçlaştırma eklerinin kullanım sıklığını incelemiş ve buna göre ortaçların öğretimine ilişkin öneriler geliştirmiştir.

Koşucu (2007), “Türkçenin Yabancılara Öğretiminde Ulaçların Düzeylere Göre İncelenmesi” adlı yüksek lisans tezinde yabancılara Türkçe öğretimi bağlamında ulaçlar; Ankara Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (TÖMER) yabancılara Türkçe öğretilirken kullanılan HİTİT 1-2-3 kitaplarını incelemiş ve öngörülen dil düzeylerine uygun olup olmadıkları irdelemiştir. Ulaçların düzeylere göre öğretiminde kullanılan alıştırmaların, okuma ve dinleme metinlerinin dil öğretme amacına yönelik uygunluklarını değerlendirmiştir.

Göçmenler (2011), “Beden Dilinin Yabancılara Türkçe Öğretiminde Etkisi” adlı yüksek lisans tezinde yabancılara Türkçe öğretiminde beden dilinin etkin ve verimli kullanılmasının gerekliliğini ve önemini ortaya koymaktadır.

Erol (2008), “Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Bildirme ve Tasarlama Kiplerinin Öğretimi ve Sıralaması” isimli yüksek lisans tezinde yabancılara Türkçe öğretiminde zamanların hangi sırayla öğretilmesi gerektiği sorununa çözüm önerileri sunmakta ve bu önerilere göre hazırlanmış bir ders planına yer vermektedir.

(10)

Akpınar (2010), “Deyim ve Atasözlerinin Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kullanımı Üzerine Bir Araştırma” adlı yüksek lisans tezinde yabancılara Türkçe öğretirken hangi atasözü ve deyimlerin nasıl ve niçin öğretilmesi gerektiği konusunu içeren birtakım bulgu ve yorumlar ortaya koymaktadır.

Gedik (2009), “Yabancılara Türkçe Öğretimi” isimli yüksek lisans tezinde Ankara Üniversitesi TÖMER ve Gazi Üniversitesi TÖMER’de yabancılara Türkçe öğretilirken hangi yöntem ve tekniklerin kullanıldığını araştırmıştır. Ayrıca bu yöntem ve tekniklerin öğrenci başarısını nasıl etkilediğini açıklamıştır.

Ülker (2007), “Hitit Ders Kitapları Örneğinde Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Kültür Aktarımı Sürecine Çözümleyici ve Değerlendirici Bir Bakış” isimli yüksek lisans tezinde ise Ankara Üniversitesi TÖMER’de yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan Hitit serisi kitaplarını kültür aktarımı açısından belirli ölçütlere göre incelemiş ve değerlendirmiştir.

Hacıömeroğlu (2007), “Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenler için Kiplik Öğretimi Üzerine Materyal Geliştirme” adlı yüksek lisans tezinde ‘Türkçe öğrenen yabancılar için kiplik öğretimi üzerine işlevsel materyal nasıl olmalıdır?’ sorusuna yanıt aranmış ve yabancı dil öğretim tekniklerini inceleyerek bilgisayar destekli öğretim tekniğiyle hazırlanacak materyalin işlevselliği artırabileceğini öngörmüştür.

Arı (2010), “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde İlköğretimin İkinci Kademesinde Öğrenim Gören Yabancılara Türkçe Öğretimi Üzerine Bir Değerlendirme” adlı yüksek lisans tezinde KKTC’ye gelen yabancı öğrencilerin Türkçe dil becerilerinin akademik anlamdaki öğrenmeleri sürdürmeye yeterli olup olmadığı belirlemiş, bu yöndeki ihtiyaçları ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Ayrıca onlara yönelik hazırlanacak bir Türkçe öğretimine alınmalarının akademik başarılarına etkisini tespit etmiştir.

Yıldız (2008), “Muğla İli İlköğretim Okullarının 1, 2, 3, 4, 5. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Yer Alan Kelime ve Kelime Gruplarının Davranış Değişikliği Oluşturulmasına Yönelik Katkılar” adlı yüksek lisans tezinde ilköğretim birinci kademe Türkçe dersinde örgencide davranış değişikliği oluşturabilecek soyut kelimeler Türkçe sözlükte taranmıştır. Taranan bu kelimeler 1, 2, 3, 4, 5. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerde aranmış ve elde edilen veriler birbirleriyle karşılaştırılmıştır.

Doğan (2009), “İlköğretim 6, 7 ve 8. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Yer Alan Kelime Grupları Üzerine Bir Değerlendirme” adlı yüksek lisans tezinde Türkçede kelime gruplarının tanımını, çeşit ve sınıflandırma farklılıklarını belirtmiştir. Daha sonra

(11)

6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki kelime gruplarının tespitine ve kullanım özelliklerine sayısal veriler eşliğinde yer vermiş ve sonuç olarak ise sayısal veriler üzerinden kitap hakkında değerlendirmeler yapmıştır.

Uzdu (2008) ise “Betimleyici Metinlerin Dilsel Özellikleri ve Bu Tür Metinler Yoluyla Sözcük Öğretimi” adlı yüksek lisans tezinde betimleyici metinlerin içerdikleri dilsel yapıları incelemiş ve betimlemenin işlevini, yöntemini ve diğer özelliklerini kapsamlı olarak ele almıştır. Ayrıca yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde betimleyici metinlerin sözcük öğretiminde ve diğer alanlarda nasıl kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

Yukarıdaki çalışmaların incelenme amacı yabancılara Türkçe öğretimi konusunda ne gibi çalışmalar yapıldığını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmaların incelenmesi sonucu yabancı dil olarak Türkçe öğretimi konusunda çeşitli çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Bunların yanı sıra Türkçedeki bazı bileşik yapıların (isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil) öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri; Türkçe dil bilgisi ve ad durum eklerine ilişkin öğrenci görüşleri gibi konular da ele alınmıştır. Yapılan bu çalışmalar yabancılara Türkçe öğretimi konusunda büyük katkılar sağlamışsa da bu alandaki boşluğu tamamen dolduramamıştır. Daha ele alınmamış birçok konu mevcuttur. Bu konulardan biri de kelime gruplarının yabancılara Türkçe öğretimindeki yeridir. Bu konuyla ilgili henüz bir çalışma yapılmamıştır. Yabancılara Türkçe öğretimi alanına bir katkı sağlamak amacıyla hazırlanan “Türkçe Kelime Gruplarının Yabancılara Türkçe Öğretimindeki Önemi Hakkında Bir İnceleme” adlı bu çalışmada yabancılara Türkçe öğretiminde kelime gruplarının yerine değinilmiş ve bu amaçla kullanılan kitapların değerlendirilmesi yapılmıştır.

1.2.Araştırmanın Amacı

Bu çalışmanın amacı yabancılara Türkçe öğretiminde kelime gruplarının yerini belirtmektir.

Bu genel amaç doğrultusunda şu alt amaçlarla ilgili sorulara yanıtlar bulunmaya çalışılmıştır:

(12)

ƒ Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler çerçevesinde dil bilgisi öğretimi nasıl yapılmaktadır?

ƒ Türkçe öğretiminde kelime gruplarının yeri nedir?

ƒ Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan kitaplarda kelime gruplarının yeri nedir?

1.3.Araştırmanın Önemi

Kelime grupları, cümleden sonra üzerinde en fazla durulması gereken yapılardır. Çünkü Türkçe sondan eklemeli bir dildir ve kelimelerin anlamları aldığı eke göre değişmektedir. Bu nedenle kelimeler, cümle içerisinde veya kelime grupları içerisinde incelenmelidir. Bu çalışma, Türkçe öğretiminde ayrı bir öneme sahip olan kelime gruplarının yabancılara öğretimi konusunu ele alması ve yabancılara Türkçe öğretimi alanında kelime gruplarıyla ilgili daha önce yapılmış bir çalışma olmaması yönünden önem taşımaktadır. Ayrıca bu alanda kullanılan kitaplarda kelime gruplarına ne kadar yer verildiğini ortaya koyması, bunlar hakkında yorumlar içermesi ve bu konuda daha önce bir çalışma yapılmamış olması bakımından önem taşımaktadır.

1.4. Varsayımlar

Bu çalışmada iki varsayım vardır:

ƒ Öğrencilere öğretilmesi hedeflenen dil bilgisi yapılarının daha önce öğretilmemiş olduğu varsayılmıştır.

ƒ Kelime gruplarının sınıflandırılmasında Leylâ Karahan’ın sınıflandırılmasının doğru olduğu var sayılmıştır.

(13)

1.5. Araştırmanın Sınırlılıkları

Yabancılara Türkçe öğretimi alanıyla ilgili tez, kitap, makale vs. tüm kaynaklar tarandıktan sonra, araştırmaya örneklem olarak söz konusu alanda hâlen kullanılan, Ankara Üniversitesi TÖMER tarafından hazırlanan “Yeni HİTİT Yabancılar İçin Türkçe” adlı dil öğretim seti ile Gazi Üniversitesi TÖMER tarafından hazırlanan “Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi” adlı kitap seçilerek incelenecek kaynak sınırlandırılmıştır.

1.6.Tanımlar

Yöntem: “Yabancılara dil öğretiminde yöntem, belirlenen hedeflere ulaşmada

öğretme tekniklerini ve araçlarını kullanarak bir dilin nasıl öğretileceğini ortaya koyan işlemler bütünüdür” (Demirel, 2007: 61).

Teknik: “Teknik, bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi ya da sınıf

içinde yapılan işlemlerin bütünü olarak tanımlanabilir” (Demirel, 2007: 61).

Kelime Grubu: “Kelime grubu, bir varlığı, bir kavramı, bir niteliği, bir durumu,

bir hareketi karşılamak veya belirtmek, pekiştirmek ve nitelemek üzere, belirli kurallar içinde yan yana dizilmiş kelimelerden oluşan yargısız dil birimidir” (Karahan, 2007: 39).

(14)

II. BÖLÜM

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Bu bölümde çalışmamızın genel çerçevesini oluşturan kuramsal bulgular ve araştırma bulgularına dayalı bilgiler genelden özele doğru sıralanmıştır.

2.1. Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kullanılan Yöntemler

Günümüze kadar yabancı dil öğretimi üzerinde çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bunların bazıları başarıya ulaşmış ve uzun süre etkinliğini sürdürmüş, bazıları ise sadece idealde kalmış ve etkinliğini kısa sürede kaybetmiştir.

Bu bölümde yabancı dil öğretiminde kullanılan sayısız yöntemden en sık kullanılan ve uzun süre etkinliğini devam ettiren belli başlı yöntemler tanıtılmıştır.

2.1.1. Dil Bilgisi Çeviri Yöntemi

“Bu yöntem, Latince öğretiminin etkisiyle geliştirilmiş ve günümüze kadar kullanılmış bir yöntemdir” (Demirel, 2007: 36).

“Bu yöntem, belli bir öğrenme kuramına göre geliştirilmemiştir. Daha çok akla dayalı çözümlemeler, kural öğrenme ve karşılaştırılmalı çalışmalara yer verir. Bu yöntemle konuşma becerisinin geliştirilmesine önem verilmez” (Demirel, 2007: 36).

Dil bilgisi çeviri yönteminin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

¾ Bir dili öğrenmenin amacı, o dilin edebiyatını anlayabilmektir. Bu nedenle ilk önce o dilin dil bilgisi kuralları öğrenilir. Bu sayede metinlerin çevirisi yapılabilir. Böylece bu yöntem, özellikle dünya klasiklerinin çevrilmesiyle doğrudan ilişkili hâle gelmiştir.

¾ Metin çevirisinden önce gerekli dil bilgisi kuralları ve gerekli kelimeler öğretilir. Kelime öğretimi metinle sınırlıdır. Metindeki kelimeler listeler hâlinde yazılarak öğrenilir. Bu yöntemde okuma ve yazma temel becerilerdir.

(15)

¾ Metinde en önemli unsur cümledir. Çünkü cümlelerin çevirisi neticesinde bir metnin çevirisi bir bütün olarak tamamlanabilir.

¾ Tümdengelimci bir yol izlenen bu yöntemde önce dil bilgisi kuralları öğretilir sonra çeviri yoluyla bu kuralların öğrenimi pekiştirilir.

¾ Bu yöntemde amaç hedef dilde konuşmak olmadığı için öğretim, öğrencilerin anadilinde yapılır (Yaylı, Bayyurt, 2009: 10).

2.1.2. Dolaysız Yöntem

Dil bilgisi çeviri yöntemi sadece kuralları öğrettiğinden, konuşma becerisinin geliştirilmesine önem vermediğinden 19. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar etkinliğini sürdürmüş fakat 20. yüzyılın başlarında yerini başka yöntemlere bırakmıştır. Bunlardan biri dolaysız yöntemdir. Dolaysız yöntemde dilin doğal ortamda, doğrudan ilişki kurularak öğrenileceği savunulmaktadır. Böylece amaç öğrenciye dil bilgisi kurallarını öğretmek yerine öğrencinin dinleme, konuşma, yazma ve okuma becerilerini geliştirmek olmuştur.

Bu yöntemin ortaya koyduğu ana ilkeler şunlardır: 1. Sınıfta öğretim hedef dilde yapılmalıdır.

2. Sadece güncel sözcük ve cümleler öğretilmelidir.

3. Küçük sınıflarda sözel becerinin geliştirilmesi öğretmenle öğrenci arasında ve aynı zamanda öğrenciyle öğrenci arasındaki etkileşim yoluyla yapılmalıdır.

4. Dil bilgisi tümevarımcı bir yolla öğretilmelidir. 5. Yeni konular sözel olarak sunulmalıdır.

6. Somut sözcükler; gösterme, nesneler ve resimler yoluyla, soyut sözcükler ise düşüncelerin ilişkilendirilmesi yoluyla öğretilmelidir.

7. Konuşma ve dinleme öncelikle öğretilirken doğru sesletim ve dil bilgisi de vurgulanmalıdır (Yaylı, Bayyurt, 2009: 10).

Öğrencinin dinleme, konuşma, yazma ve okuma becerilerini geliştirmeye çalışan bu yöntem günümüz dil öğretim anlayışına çok yaklaşmıştır.

2.1.3. İşitsel – Dilsel Yöntem

“Dilin sözlü yönüne - dinlediğini anlama ve konuşma becerilerine- öncelik tanıyan, bu becerileri davranışçı öğrenme yorumlarından yaralanarak diyaloglar ve yoğun sözlü alıştırmalar kullanarak dil yapılarını belli bir sıraya göre öğretmeyi amaçlayan bir yabancı dil öğretim yöntemidir” (Demircan, 2005: 182).

(16)

1910-1920’lerde Amerikan yerli dillerini inceleyen kültürel – insanbilimciler, yazısı olmayan bu dilleri ancak sözlü olarak inceleme yöntemlerini geliştirmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı başladığında ordu personeline dil öğretme gereksinimi ortaya çıkmış ve bunun üzerine bu yenilikçilere başvurulmuştur. Bu dönemde dil bilimciler tarafından dil öğretimi üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmış ve bir dil öğrenme yaklaşımı ortaya çıkmıştır. ‘Ordu Uzman Eğitim Programı’ bu yenilikçilerin çalışmalarıyla başarıya ulaşmıştır. İştsel - Dilsel yöntem de bu yaklaşımdan ortaya çıkmış ve savaş sonrasında sivil okullarda uygulanmıştır (Demircan, 2005: 182).

İşitsel-Dilsel yöntemin öne çıkan ilkeleri şunladır:

1. Dil öğrenmenin ilk aşamasında dinleme ve okuma yer almalıdır. Okuma ve yazmaya daha sonra geçilmelidir.

2. Dil öğrenimi alışkanlıklar geliştirme yoluyla gerçekleşir. Bu nedenle alışkanlık oluşturan alıştırmalar ve etkinlikler kullanılmalı, diyaloglar ezberlenmelidir.

3. Dil öğretiminde dil bilgisini öğretmek değil, dilin kendisini öğretmek esastır. Bu nedenle sözlü dilin kullanımı üzerinde durulur ve güncel dil ile onun iletişim açısından çeşitlenişinin öğretilmesi amaçlanır.

4. Her dilin kendisine ait özellikleri vardır. Dil öğreniminde ana dile benzeyen yabancı dil özellikleri daha kolay öğrenilirken benzemeyen özellikler öğrencinin yanılmasına neden olur. Bu nedenle ayrılıklar önceden ortaya çıkarılmalı ve öğrencinin yanılgıya düşmesi engellenecek şekilde alıştırmalar düzenlenmelidir.

5. Bu yöntemde yabancı dil öğretilirken ana dilinden de yararlanılmaktadır. Yeni öğrenilenlerin çoğu, eski öğrenilenler aracılığıyla öğrenilmektedir. Bunun dışında, söz dizimi anadili örgüsüne bakılarak öğrenilmektedir. Bu nedenle dil öğreniminde böyle bir hazır bilgi kullanılmalıdır.

6. Yapıların öğretilmesinde tümevarım yolu kullanılır. Önce yapıların örnekleri verilir, sonra bunların alıştırması yapılır. Burada amaç öğrencinin tıpkı ana dilinde yaptığı gibi yapıyı düşünmeden doğal hızda cevap vermesidir.

İşitsel - Dilsel yöntemde ya da ordu yönetiminde düşünme, değerlendirme gerektirmeyen mekanik beceriler üzerinde durulmakta, bu da askerlere son derece uygun gelmektedir. Ancak aynı yöntem üniversitelerde uygulandığında başarısız olmuştur. Çünkü bu yöntem öğrencilerin gerek duyduğu dil becerilerini öğretememektedir (Demircan, 2005: 183-188).

(17)

2.1.4. İletişimsel Yöntem

Bu yönteme göre dil öğrenmenin amacı yazılı ve sözlü iletişimin gerçekleşmesidir. Buna göre dil bilgisi kurallarını öğrenmekten ziyade doğru iletişimi kurabilmek önemlidir.

İletişim sürecinde dilin belli görevleri vardır ve bunlar belli kavramların iletilmesi amacıyla kullanılır. Kavramların iletilmesinde sözcükler ve cümleler birer araçtır. Bir başka deyişle dilin öğrenilmesinde dil bilgisi kurallarından çok konuşmada kullanılan kavramların öğrenilmesi önemlidir (Demirel, 2007: 48).

Dil öğrenmede dil bilgisi kurallarını bilmek de önemlidir. Ama sadece dil bilgisi kurallarını bilmek yeterli değildir. Önemli olan iletişim sürecinde uygun cümlelerin kurulabilmesi ve bunların ne anlama geldiğinin anlaşılmasıdır.

İletişimsel yaklaşımın kullanım özellikleri şöyledir:

a. Öğrenci için anlamlı olan sözlü ve yazılı iletişim etkinliklerine ağırlık verilir. b. Öğretim öğrenci merkezlidir.

c. Öğretim etkinlikleri daha çok diyalog, grup çalışması, benzetim, problem

çözme ve eğitsel oyunlarla öğrenime dayanır.

d. Amaç dilde yazılmış ve günlük iletişimde kullanılan özgün materyaller öğretim

için kullanılır.

e. Öğretmenin hem ana dilde hem de amaç dilde yeterli olması istenir.

f. Öğretmenin rolü, öğrencilere amaçlarına uygun bir şekilde iletişim kurmalarına

yardımcı olmaktır (Demirel, 2007: 51).

2.1.5. Bilişsel Yöntem

Bilişsel öğrenmede alışkanlık ve koşullanma sorunu yoktur. Bu yöntemde önemli olan belli kalıpların ezberlenmesi ya da dışarıdan gelen tepkilere yanıt verilmesi değil yeni bilgilerin eski bilgilerden yola çıkılarak zihinsel işlem sonucu anlamlandırılmasıdır. Bu nedenle yeni bir öğrenmeye geçmeden önce eski bilgilerin tam olarak öğrenilmiş olması gerekir.

Bilişsel yöntem, öğrenmeyi zihinsel algılama doğrultusunda ele alır. Bu yönteme göre dil bir alışkanlık ürünü değil yaratıcı bir süreçtir. Öğretmen sık sık alıştırmaları tekrarlatarak ezberleten bir kişi değil, öğrencinin dili zihinsel işlemler sonucu öğrenmesinde rehber olan kişi olarak görülür (Demirel, 2007: 45).

(18)

a. Dil öğrenme bir alışkanlık geliştirme değil, bilinçli olarak kuralları

öğrenmektir.

b. Telaffuz öğretimine ayrı bir öğretim etkinlik olarak yer verilmez. c. Dinleme becerisinin geliştirilmesine önem verilir.

d. Dil bilgisi konuları tümevarım ve tümdengelim yoluyla öğretilir.

e. Dört temel dil becerisinin geliştirilmesinde öncelik sonralık sıralaması yoktur. f. Ana dilinin kullanılmasına ve çeviri yapılmasına izin verilir.

g. Öğretmen sınıfta öğrenmeyi kolaylaştırmak, rehberlik yapmak için vardır. h. Sınıf içi etkileşim, öğretmen ve öğrencilerin tutumu iyi bir öğrenme ortamının

oluşturulmasında önemlidir (Demirel, 2007: 46).

2.1.6. Seçmeli Yöntem

“Bilinen yöntemlerin amaca en uygun ve öğretimde en başarılı olan yönleri seçilerek birbiriyle en verimli biçimde uyuşturulmasıyla elde edilen yönteme seçmeli yöntem denmektedir” (Demircan, 2005: 162). Seçmeli yöntemde, öğretmen sınıfın ve konunun durumuna göre çeşitli yöntemleri kullanabilir.

Seçmeli yöntemin kullanım özellikleri:

a. Dil öğrenimi anlamlı ve gerçek hayata dönük olmalıdır.

b. Çeviri özel bir dil becerisidir ve başlangıç düzeyindeki öğrenciler için bir öğrenme yöntemi olarak uygun bir yaklaşım değildir. Başlangıçta yararlı gibi görünse de uzun dönemde olumsuz etkilerden kurtulmak güç olmaktadır.

c. Dil öğretimi, amaç dille yapılmalıdır. Gerektiğinde ana diline yer verilebilir.

d. Mekanik tekrarlara ve yer değiştirme alıştırmalarına çok zaman ayrılmamalı, anlamlı ve iletişime dönük alıştırmalara daha çok yer verilmelidir.

e. Yüksek sesle okuma ancak sözcük okumayı ilerletir, okuduğunu anlama becerisini kazandırmaz, ayrıca düzgün konuşabilmek için de yaralı değildir.

f. Sözcük öğretmeye erken başlanmalı ve her sözcük mümkünse anlamlı cümleler içinde kullanılmalıdır.

g. Okuma ve yazma becerilerinin geliştirilmesi geciktirilmemeli, öğrenci hazır olduğunda verilmelidir. Diğer bir deyişle, dört temel becerinin geliştirilmesi esas olmalıdır.

h. Bir seferde tek bir yapı sunulmalı ve öğretilen yapı tam öğrenilmeden diğerine geçilmemelidir.

i. Herhangi bir ders ya da program uygulamasında ilk adım öğrenme gereksiniminin ne olduğunu saptamak olmalıdır.

(19)

j. Her dersten önce öğrencilere ne öğrenecekleri ve niçin öğrenecekleri bildirilmelidir.

k. İletişim yeterliliğini kazanmada doğruluk ve kullanabilirlik önemli değişkenlerdir ve dil öğreniminde sözel olmayan iletişim, jest ve mimikler, ses tonu, vurgu, kültürel tavırlar gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

l. Dil öğrenimi, öğrenci istemedikçe ve yeterli olmadıkça gerçekleşemez. Öğrencinin güdülenme düzeyi, öğrencinin başarısını etkileyebilecektir. Bu nedenle güdülenme ile öğrenme arasında doğrusal bir ilişki olduğu unutulmamalıdır.

m. Öğretim etkinlikleri basitten karmaşığa, somuttan soyuta, bilinenden bilinmeyene doğru olmalıdır.

n. Sınıf içinde bireysel farklılıklar olduğu unutulmamalıdır (Demirel, 2007: 58-59).

2.2. Türkçe Dil Bilgisinde Kelime Gruplarının Sınıflandırılması

Türkçe öğretimi; dinleme, konuşma, okuma, yazma becerilerinden ve dil bilgisi öğrenme alanından oluşmaktadır. Dil becerilerinin gelişimi için dil bilgisi öğrenilmesi kaçınılmazdır. Çünkü bilgi olmadan beceriler belli bir seviyenin üstüne çıkamaz. Bu nedenle yabancı dil öğretiminde dil bilgisi kuralları işlevsel biçimde kavratılmalıdır.

Bu bölümde Türkçe öğretiminde önemli bir yere sahip olan dil bilgisinin konularından kelime gruplarının özellikleri ve sınıflandırılması yer alacaktır. Bu konuda Leylâ Karahan’ın tanımı ve sınıflandırması esas alınmıştır.

2.2.1. Kelime Nedir?

“Kelime, bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut veya soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi” (Korkmaz, 2007: 144).

“Kelime, anlamı ya da cümlede bir dil bilgisi görevi bulunan bir ya da birkaç heceli ses işaretidir” (Ediskun, 2004: 87).

(20)

2.2.2. Kelime Grubu

Varlık, kavram, durum, hareket ve özelliklerin ifade edilebilmesi için birden fazla kelimenin belli kurallar çerçevesinde yan yana gelmesiyle oluşan kelime gruplarının birçok tanımı yapılmıştır. Bunlardan birkaçı aşağıda yer almaktadır.

“Kelime grubu, cümle içinde kavramlar arasında ilişki kurmak üzere birden çok kelimenin belirli kurallar ile yan yana getirilmesinden oluşan, yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir nesne veya hareketi karşılayan ve herhangi bir yargı bildirmeyen kelimeler topluluğu” (Korkmaz, 2007: 144).

“Kelime grubu, bir varlığı, bir kavramı, bir niteliği, bir durumu, bir hareketi karşılamak veya belirtmek, pekiştirmek ve nitelemek üzere, belirli kurallar içinde yan yana dizilmiş kelimelerden oluşan yargısız dil birimidir” (Karahan, 2007: 39).

Kelime grubu birden fazla nesneyi içine alan, yapısında ve manasında bir bütünlük bulunan, dilde bir bütün olarak muamele gören bir dil birliğidir. Kelime grubu için birden fazla kelime birtakım kaidelerle belirli bir düzen içinde yan yana getirilir. Böylece belirli bir düzenle kurulduğu için kelime grubunun yapısında bir bütünlük bulunur. Kelime grubundaki bütünlük bilhassa mana bakımından göze çarpar. Kelime grubu tek bir nesneyi veya hareketi birlikte karşılayan kelimeler topluluğu demektir (Ergin, 2001: 372).

“Sözü geliştirmek üzere kelimeler öbeklenirler, kavramlar arasında derece derece ilişkiler meydana getirirler. Böylece tek kavramdan anlatmaya doğru giderler. Bunlara kelime öbekleri diyoruz” (Banguoğlu, 2004: 496).

2.2.3. Kelime Gruplarının Özellikleri

Leylâ Karahan’a göre kelime gruplarının özellikleri şöyledir:

1) Tek kelime ile karşılanamayan varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketleri karşılar.

Mesela, bilgisayar, akciğer, yarımada, ipek böceği, fotoğraf makinesi,

telefon etmek, yok etmek, kör olmak, söz vermek gibi nesne ve kavramların

dilimizde tek kelimelik karşılıkları yoktur. Hastalanmak/ hasta olmak, iyileşmek /

iyi olmak gibi bazı kavramların da hem tek kelimelik, hem de iki kelimelik

karşılıkları bulunmaktadır. Türkçede varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketler, kelime ve kelime grupları ile karşılanır. İki dil birliği arasındaki fark, kelime grubunun bir kelimeler topluluğu oluşudur.

2)Varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketleri, anlamlarını genişleterek, belirterek, niteleyerek, pekiştirerek karşılar.

(21)

‘Çocuk çiçeği arkadaşına uzattı.’ cümlesini, ‘Küçük çocuk elindeki kır çiçeklerini çok sevdiği arkadaşına uzattı.’ şeklinde varlıkların niteliklerini

belirterek de kurabiliriz (Karahan, 2007: 39).

Özellikleri:

a. Kelime grupları yargısız dil birimleridir.

ƒ Seni istikbal için önce gelmek cihana,

Ve başkasından almak sonra geliş müjdeni, Bir nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana, Aramak her tarafta bulmamak asla seni.FNÇ

b. Kelime grupları, cümle ve diğer kelime grupları içinde, tek kelime gibi;

isim, sıfat, zarf ve fiil görevi yapar.

ƒ Dallarda uzanan hışırtılar, / ağaçtan ağaca sürüklenerek, / ormanın kızıl

derinliklerinde / kayboluyordu.

Bu cümlede, birinci ve üçüncü kelime grubu isim, ikinci kelime grubu zarf, dördüncü kelime grubu da fiil görevi yapmaktadır.

c. Kelimelerin grup içindeki sıralanışı kurallıdır. Görev bakımından

birbirine denk olmayan unsurların bulunduğu bir kelime grubunda ana unsur, genellikle grubun sonundadır. ‘Yemyeşil ovalar’ tamlamasında, grubun ana unsuru olan ‘ovalar’ kelimesi sonda, yardımcı unsur olan ‘yemyeşil’ kelimesi ise baştadır. Fiile dayalı gruplarda bu düzen, aynı zamanda hareketin oluş sırasını gösterir. ‘Gülü koparıp koklayınca’ kelime grubunda, ‘kopar-’ fiili, ‘kokla-’ fiilinden önce gerçekleştiği için, başta bulunmaktadır. Sadece birleşik fiil ile edat grubunda, ana unsur başta bulunur. Bu gruplarda ikinci unsur, bir çekim unsurudur.

d. Kelime gruplarında unsurların sırası, özellikle konuşma ve şiir dilinde

değişebilir.

ƒ Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak. AMD (yaprak yaprak açılan bir

gülsün)

e. Kelime gruplarının diğer kelime ve kelime gruplarıyla ilişkisi grubun

sonundaki hâl ekleriyle sağlanır. Hâl eki, bağlandığı kelimeye değil, o kelime grubuna aittir.

ƒ Çalışan insan, / kendi varlığında hüküm süren bir ahengi / bütün

kâinata /nakleder. AHT

Bu cümlede, birinci kelime grubu çekim eki almamış, ikinci kelime grubu -i yükleme hâli eki ile üçüncü kelime grubu da -a yönelme hâli eki ile fiile bağlanmıştır.

f. Fiile dayalı sıfat-fiil, isim-fiil ve zarf-fiil gruplarında fiilin anlamı,

cümlede olduğu gibi özne, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf adı verilen ögelerle tamamlanır. Ancak bu gruplar yargı bildirmedikleri için cümle değildir.

(22)

ƒ tarla yapmak için (z) / yaban ormanının bir parçasını (bln) /yakan

(y)FRA

ƒ hazan yaprağı gibi (z) / titreyerek (y) RNG

ƒ biçareleri (bln) / er geç kaybedecekleri bu rüyadan (y t) / uyandırmamak

(y) RNG

g. İkiden fazla kelimeli kelime gruplarında iç içe geçmiş, birbirini

tamamlayan başka kelime grupları da bulunur.

‘Küçük odadaki mumun / soluk ışığı’ isim tamlamasının birinci ve ikinci

unsuru sıfat tamlamasıdır. ‘Küçük odadaki / mum’ tamlamasının birinci unsuru ‘küçük oda’ da bir sıfat tamlamasıdır.

h. Kelime gruplarının vurgusu grubun yapısına göre değişir. Vurgu, başta,

sonda veya sondan bir önceki kelime üzerinde olabilir. Bazı gruplarda, bütün unsurların vurgusu aynıdır (Karahan, 2007: 39-41).

2.2.4. Kelime Gruplarının Sınıflandırılması

Dil bilimcilerin kelime gruplarını sınıflandırmalarında çeşitlilikler vardır. Bu çalışmada Leylâ Karahan’ın sınıflandırmasını esas alınmıştır. Buna göre Türkçedeki başlıca kelime gruplarını şöyle sıralandırabiliriz:

2.2.4.1. İsim Tamlaması

“İyelik ekli bir isim unsurunun, iyeliğin işaret ettiği bir başka isim unsuruyla kurduğu kelime grubudur. Bu kelime grubunda iki isim unsuru aitlik, içinde bulunma,

sınırlandırma, belirtme vb. anlam ilgileri çerçevesinde birbirine bağlanır” (Karahan,

2007: 42).

“Bir nesnenin başka bir nesnenin parçası olduğunu, bir nesnenin başka bir nesneye ait olduğunu veya bir nesnenin başka bir nesne ile tamamlandığını ifade etmek için bu kelime grubuna başvurulur” (Ergin, 2001: 381) Leylâ Karahan, isim tamlamasının özelliklerini şöyle sıralamıştır:

Özellikleri:

1. İsim tamlamasında birinci unsurun ikinci unsurla bağlantısı, zamirlerde

ekli, isimlerde ise ekli veya eksizdir. Tamlamanın ikinci unsuru daima iyelik eki taşır.

(23)

• köy + yolu = köy yolu

• ova + nın + yeşil + i = ovanın yeşili • biz + im+ ses + (i)miz = bizim sesimiz

2. Bu tamlamada ana unsur sonda bulunur. Birinci unsur tamlayan, ikinci

unsur tamlanandır.

• çoban (ty) / çeşmesi (tn) • sabrın (ty) / acı meyvesi (tn) • mayısın (ty) / taze rüzgarı (tn) • uzak bir iklimin (ty) / ılık havası (tn) • benim (ty) / sadık yarim (tn)

• gurbet (ty) / duygusu (tn)

• erik ağaçlarının (ty) / pembe, beyaz çiçekleri (tn) • köhne Üsküdar’ın (ty) / dost ışıkları (tn)

3. Birinci unsuru ilgi hâli eki taşıyan isim tamlaması belirtili isim

tamlamasıdır.

Çiçeğin (ty) / kokusu (tn), kuşun (ty) / sesi (tn) tamlamalarında tamlayan

belirli bir nesneyi göstermektedir. Bu tamlamada birinci unsur belirtme görevi yapar. Belirtili isim tamlamasında tamlayanla tamlanan arasında ekle sağlanan geçici bir ilişki kurulmuştur.

• savaşın (ty)/ kartalı (tn) • şehrin (ty / kenar evleri (tn)

• eylül meyvelerinin (ty) / baygın kokuları (tn) • türbenin (ty) / rengârenk çini bahçesi (tn) • çınar ve dut ağaçlarının (ty) / gölgesi (tn) • çifte direkli yeşil çadırın (ty)/ kapısı (tn)

4. Belirtili isim tamlamasının unsurları yer değiştirebilir.

• Kimse duymaz çilesini tütmeyen ocakların. (tütmeyen ocakların çilesi) • Bıraktım ardını yıllarca koştuğum hevesin (yıllarca koştuğum hevesin

ardı)

• Gördün mü dehşetini tipinin, karın? (tipinin, karın dehşeti)

5. Belirtili isim tamlamasının unsurları arasına başka unsurlar da girebilir.

• Acaba bahar atların da mı kanını zehirliyor?

• O böyle söylerken yanında bulunanların korkudan benzi sararır, birer

birer yanından sıvışırlardı.

• Tahsilin ticarette yeri yok. • Şehrin artık dışındayız.

• Başımda kumruların duydum kanat sesini.

• Aranızda yaşadığım bunca yıldan beri sizin de bazılarınız, çoluk

çocuklarınızı ve daha başka sevdiklerinizi kaybettiniz.

• İkisinin de tek tek yaşantıları, onların birleştirmesini zorunlu bir hâle

getirecek.

6. Belirtili isim tamlamasının tamlayan unsuru da belirtili isim tamlaması

olabilir. Böyle bir yapıda üç isim unsuru bulunduğu düşünülmemelidir. • elbisenin yakasının / düğmesi

(24)

• denizin sularının / serinliği

• Makedonya dağlarının eriyen karlarının / serin ve genç suları

NOT: Belirtili isim tamlamalarında ilgi hâli ekinin ikiden fazla tekrarı bir anlatım kusurudur.

7. Birinci unsurunda ilgi hâli eki bulunmayan isim tamlaması, belirtisiz isim tamlamasıdır. Bu tamlama, belirsiz, genel bir nesneyi, bir türü karşılar.

• çoban (ty) / çeşmesi (tn) • ishak (ty )/ kuşu (tn) • hayal (ty) / iklimleri (tn) • Ulu Cami (ty) / avlusu (tn) • ahududu (ty) / şerbeti (tn) • azap (ty) / toprakları (tn) • su ve ezan (ty) / sesleri (tn) • ıhlamur ve gül (ty) / kokusu (tn) • Âşık Kerem (ty) / devri (tn)

8. Belirtisiz isim tamlamasının iki unsuru arasında daimî bir ilişki

mevcuttur. Tamlamada iki unsur arasına başka bir unsur giremez ve unsurlar yer değiştiremez. Bundan dolayı nesne adı olarak kullanılmaya en elverişli kelime gruplarından biri belirtisiz isim tamlamasıdır. Mesela “buzdolabı, kahverengi,

gökyüzü, atasözü, hanımeli, yüzbaşı, yayınevi” gibi isimler, belirtisiz isim

tamlaması kuruluşundadır.

Kadı Köyü, Top Kapısı, şiş kebabı gibi belirtisiz isim tamlaması

kuruluşundaki bazı isimler bugün iyelik eklerini düşürerek Kadıköy, Topkapı,

şişkebap şeklinde kalıplaşmıştır.

“Milli Eğitim eski Bakanı, Konya eski Milletvekili” gibi yapılar Türkçenin özelliklerine aykırıdır. Eski sıfatı iki unsurun arasında değil tamlamanın başında bulunmalıdır.

9. Belirtisiz isim tamlamalarının tamlayan unsuru bir cümle olabilir.

• “Birleşme aşkın mezarıdır.” iftirası. • “Kiralıktır” levhası.

• “Zorlara dağlar dayanmaz” itikadında olan bir milletin azmi ile bu

yalçın sahile, bu muazzam taş eserin temellerini atmış.

• Arkasından bir de “Çakırsaraylı Akşehir’i basacakmış” haberi çıkınca

Hüseyin’e karşı duyulan tiksintiye kızgınlık karıştı.

10. Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlanan -lI eki aldığında

tamlamanın iyelik eki düşer.

• asker şapkası - asker şapkalı

11. Her belirtisiz isim tamlamasını belirtili, her belirtili isim tamlamasını da

belirtisiz isim tamlamasına dönüştürmek mümkün değildir. Mesela, “öğle vakti,

1951 yılı, Türkiye Cumhuriyeti, Ankara şehri” gibi belirtisiz isim tamlamaları ile “onun elbisesi, gördüklerimin hepsi” gibi belirtili isim tamlamalarında böyle bir

yapı değişikliği olamaz. Değişikliği veya değişmezliği belirleyen tamlama unsurları arsındaki anlam ilişkisidir.

12. Bir isim tamlaması, başka bir isim tamlamasında tamlanan unsur olarak

(25)

• çamaşır makinesi benim çamaşır makinem • duvar saati bizim duvar saatimiz

• dünya görüşü senin dünya görüşün • şiir dünyası onun şiir dünyası

Son örnekte her iki tamlama da aynı iyelik ekini taşımaktadır.

13. Tamlanan unsuru sıfat-fiil veya sıfat-fiil grubu olan bir isim

tamlamasının tamlayan unsuru genellikle ilgi hâli eki taşır. • Bingöl çobanlarının / koyun otlatırken çaldıkları • asabi bir ağırlığın / göğsümden yükseldiği • bu facianın / herkesi üzdüğü

• yılların / geçtiği

• çılgın fırtınaların / döve döve yosunlattığı

• önündeki mezarın / birden yeşil nurlarla tutuştuğu

• yavrusunun / bir kartalın pençeleri arasında bulutlara doğru süzülüp

yükseldiği

• parçaların / hızla kayarak etrafa yayıldığı

• ihtiyar kadının / battaniyeyi yanıma bıraktıktan sonra başörtüsünün

ucuyla gözlerini sildiği

Şu örnekteki tamlama, belirtisiz isim tamlamasıdır: • bu şehrin sonu gelmez güzellikleri / olduğu

14. Tamlananı sıfat-fiil veya sıfat- fiil grubu olan isim tamlamalarında

tamlananın bazı unsurları yer değiştirebilir.

• bu gerçek ve yüksek kültürü bugünkü okulların veremediği

(bugünkü okulların / bu gerçek ve yüksek kültürü veremediği)

15. İsim tamlamasının tamlayan ve tamlanan unsurları kelime grubu olabilir.

• taşlara sürülen kumlu ayakkabıların (ty) / çıtırtısını (tn) (tamlayan: sıfat

tamlaması)

• Türkçenin (ty) / en son ve en mükemmel sonbahar şiiri (tn) (tamlanan:

sıfat tamlaması)

• Türklüğün (ty )/ ceylan yürekli töresi (tn) (tamlanan: sıfat tamlaması) • çakmak çakmak gözlerin (ty) + karanlığı yardığı (tn) (tamlayan: sıfat

tamlaması, tamlanan: sıfat-fiil grubu)

• aşkın (ty) / şeref diyarı (tn) (tamlanan: isim tamlaması)

• bahçenin (ty) / ölüm ve ahiret kokusu dağıtabilmesi( tn) (tamlanan:

isim-fiil grubu)

• gurbet duygusunun (ty) / hem kaynağı, hem de sembolü (tn) (tamlayan:

isim tamlaması, tamlanan: bağlama grubu)

• ömrün (ty) / muradımızca geçen mutlu günleri (tn) (tamlanan: sıfat

tamlaması)

• göğün ve denizin (ty) / gözleri ve ruhu alabildiğine çeken mavilikleri (tn)

(tamlayan: bağlama grubu, tamlanan: sıfat tamlaması)

• bu gece ağacın üstünde onunla yüz yüze gelme (ty) / fikri (tn) (tamlayan:

isim –fiil grubu)

16. İsim tamlamasında birden fazla tamlayan ve tamlanan unsur bulunabilir.

(26)

• göğün (ty), ovanın (ty) / rengi (tn)

• insanların(ty) / yapamayacağı (tn), erişemeyeceği (tn)

• göklerin(ty) / gülleri (tn), nergisleri (tn), sümbülleri(tn), yaseminleri (tn) • yeni bir ümidin (ty), yeni bir emelin(ty), yeni bir tasavvurun(ty) / şulesi

(tn)

• savaşın (ty), kızıl ve korkunç facianın (ty) / nasıl olduğu (tn)

• yirmi senenin (ty) / yazları (tn), kışları (tn), fırtınaları (tn), güneşleri (tn)

17. İsim tamlamaları söz dizimi içinde isim, sıfat ve zarf görevi yapar.

• Süleymaniye Camii, / bir imanın eseridir. (isim, isim) • Ketenlik Yaylasının dimdik inen yamacında idiler. (isim) • Vadide yaratılış öncesinin sessizliği vardı. (isim)

• Bitip tükenmeyecek gibi görünen beyazın en ağırı köyü bastırmış,

boğmuş. (isim)

• Pencerenin yakınındaki ağacın çiçekli dalları altında siyah bir kelebek

uçuyordu. (isim)

• Hiçbir yerde, hiçbir kimse bana onun ne olduğunu, nereye gittiğini

söylemedi. (isim)

• Ocağın başına asılmış isli bir yağ kandili gölgesinde yemeğimi yedim.

(isim)

• Meral’in bütün bunları kavrayabilecek bir sezgi dehasına sahip olduğunu umdum. (isim)

• Mesele diye karşımıza çıkan zorlukların çoğunu, / kendi ruhumuzun içinde halledebiliriz. (isim, isim)

• Toprakların en bereketlisini sende sürdüm. (isim)

• Kıbleye karşı yüzükoyun uzanmış yatan bu şehidin büyük yeşil sarığı

henüz bozulmamıştı. (isim)

• Ayşe’nin sofraya koyduğu çay ibriğinden çıkan dumanın kokusu, / burun kanatlarımı titretiyordu. (isim, isim)

• Fatih’in geçtiği kapı (sıfat)

• sert rüzgârın savurduğu sağanak (sıfat) • el yazması eserler (sıfat)

• Bütün aile pazar günleri bir araya gelirdi.(zarf)

18. Belirtili isim tamlamasında vurgu, her iki unsurda da aynı ölçüdedir.

Belirtisiz isim tamlamasında ise vurgu birinci unsur üzerinde bulunur (Karahan, 2007: 42-48).

2.2.4.2. Sıfat Tamlaması

“Sıfat tamlaması bir sıfat unsuru ile bir isim unsurunun meydana getirdikleri kelime grubudur. Sıfat unsuru isim unsurunu vasıflandırmak veya belirtmek için getirilir” (Ergin, 2001: 380). Leylâ Karahan bunu şu şekilde göstermektedir:

(27)

ƒ verimli + topraklar = verimli topraklar ƒ bütün + insanlar = bütün insanlar

Özellikleri

a. Sıfat tamlamasında ana unsur isimdir, sonda bulunur. Sıfat, yardımcı

unsurdur; ismin önünde yer alarak ismi tamamlar. Yani sıfat tamlayan, isim tamlanan unsurdur. Bu tamlamada, isim ve sıfat unsuru eksiz birleşir. İki unsur da gruplaşmayı sağlayan herhangi bir ek taşımaz.

ƒ Kanlı / ağıt ƒ Açan / gül ƒ Biz / insanlar ƒ Bizim / çocuklar ƒ Uzak / hatıra

ƒ Kurşun yüklü / bulutlar ƒ Zahmetli / yolculuk ƒ Pembe çiçekli / bademlik ƒ Güneşle yıkanan / karşı tepeler ƒ Çinilere sinmiş / Kur’an sesi

ƒ Yeşil palmiye altındaki / kırmızı halılar ƒ Kadrini bilmediğim / günler

ƒ Gecesi sümbül kokan / İstanbul ƒ Güneşi çenesini dayadığı / nokta

ƒ Kavuniçi bulutlara doğru süzülen / kırlangıçlar

ƒ Üzerindeki renkli resimlere parmağımla dokunmak istediğim / bir vazo

b. Tamlayanı sıfat-fiil veya sıfat-fiil grubu olan bir sıfat tamlamasında

nesne, hareket niteliği ile tamamlanır. ƒ mavileşen / manzara

ƒ ilk sevgiye benzeyen / ilk acı

ƒ giriş kapısının yaylı kanatları üzerinde parlayan / buzlu camlar ƒ uykuya varmış gibi görünen / yılan yollar

ƒ yıldızlı göklerin altında ateş böceği gibi yanan / çocuklar ƒ eserken yelken açmadığım / rüzgâr

ƒ toprağın yeniden gençliğe kavuştuğu / bu mevsim ƒ gecenin bitmeye yüz tuttuğu / an

ƒ ufukları ormanlarla, dağlarla çevrilmiş / ıssız vadi ƒ daha deniz görmemiş / bir çoban çocuğu

ƒ kokusu parmaklarına sinmiş / kekikler

c. Bu tamlamada unsurların biri veya hepsi kelime grubu olabilir

ƒ mum rengi / çehreler (sıfat unsuru: isim tamlaması)

ƒ yumuşak ve korkak / adımlar (sıfat unsuru: bağlama grubu)

ƒ ay ışığındaki / büyülü şeffaflık ve nur (sıfat unsuru: isim tamlaması, isim

unsuru: sıfat tamlaması)

ƒ o / hangi vazoya koyacağımızı şaşırdığımız çiçekler (isim unsuru: sıfat

tamlaması)

ƒ koklamadan attığım / gül demeti (sıfat unsuru: sıfat-fiil grubu, isim

unsuru: isim tamlaması)

ƒ bin yıl sürecek zannedilen / kar sesi (sıfat unsuru: sıfat-fiil grubu, isim

(28)

ƒ İstanbul’un şurasında burasında tek başlarına yükselen / ihtiyar ve

yüksek ağaçlar (sıfat unsuru: sıfat-fiil grubu, isim unsuru: sıfat tamlaması)

ƒ bahçelerde sarı çiçeklerin açtığı, havanın keskin incir yaprağı

kokularıyla dolduğu, ufuklarda gümüş ve bakır bulutların anlaşılmaz işler hazırlamakla meşgul olduğu, akşamüstü otları kurumuş tepelerde yeşil eşarp, kırmızı örtü, beyaz veya lacivert elbiselerle dolaşan genç kızların etekleri rüzgârda uçuştuğu ve saçları çözülüp dağıldığı / bu mevsim (sıfat unsuru: bağlama grubu, isim unsuru: sıfat tamlaması)

d. Bir sıfat tamlamasında, ismi niteleyen aynı türden birden fazla sıfat

unsuru bulunabilir.

ƒ ne serin, ne tuhaf / rüzgârlar

ƒ kırmızı kiremitli, beyaz badanalı / evler ƒ kırış kırış, kırmızı, sopsoğuk / el

ƒ kesici, dondurucu / bir karayel fırtınası ƒ yavaş, vakur, tatlı / bir kadın sesi

Birden fazla isim unsuru da bir sıfat unsuru ile nitelenebilir. ƒ fark olunmaz sisler altındaki / dağlar, korular, beyaz yalılar ƒ ipek yığınlarına sarılmış / sırmalar, tuğlar, sancaklar ƒ bu / şüphelerden, kuruntulardan

e. Bir sıfat tamlaması, başka bir sıfat tamlamasının kuruluşuna sıfat veya

isim unsuru olarak katılabilir. Tamlamaların iç içe girdiği bu yapıda unsurlar birbirine karıştırılmamalıdır.

“Şu / gözlüklü adam” sıfat tamlamasında, isim unsuru olan “ gözlüklü adam” da sıfat tamlamasıdır. “Şu” sıfatı “gözlüklü adam”ı belirtmekte, “gözlüklü” sıfatı da “adam”ı nitelemektedir. Bu tamlamanın yapısını “şu gözlüklü / adam” şeklinde düşünmek doğru değildir.

“Bacalara takılan / şu beyaz bulutlar” sıfat tamlamasında isim unsuru olan “şu beyaz bulutlar”, bir sıfat tamlamasıdır. Bu tamlamanın isim unsuru olan “beyaz / bulutlar” da sıfat tamlamasıdır. Tamlamanın yapısı “bacalara takılan, şu beyaz / bulutlar” şeklinde düşünülemez.

Sıfat tamlamaları şu örneklerde de başka sıfat tamlamalarının içinde yer almıştır:

ƒ üç günlük / siyah bir ekmek parçası

üç / günlük: sıfat tamlaması

siyah / bir ekmek parçası: sıfat tamlaması bir / ekmek parçası: sıfat tamlaması ekmek / parçası: isim tamlaması

ƒ arkada zincirlenen / yüksek Toros Dağları

yüksek / Toros Dağları: sıfat tamlaması Toros /Dağları: isim tamlaması

arkada / zincirlenen: sıfat-fiil grubu

ƒ bir / engin seher musikisi

engin / seher musikisi: sıfat tamlaması seher / musikisi: isim tamlaması

ƒ o / eski çocukluk günleri

eski / çocukluk günleri: sıfat tamlaması çocukluk / günleri: isim tamlaması

(29)

f. Nesnenin neden yapıldığını belirten “demir kapı, cam bardak, mermer köşk, gümüş kemer” gibi tamlamalar, isim tamlaması değil sıfat tamlamasıdır. Bu

tamlamaları, “demirden kapı, demirden yapılmış kapı, camdan bardak, camdan

yapılmış bardak” şeklinde ve yine sıfat tamlaması kuruluşunda genişletebiliriz:

ƒ Fatma’nın burnunda, yanaklarında, bileklerinde dövmeden süsler vardı.

g. Sıfat ve zarfların anlamlarını, miktar ve derece bakımından tamamlayan

zarfların meydana getirdikleri kelime grupları da bir sıfat tamlamasıdır. ƒ en / tatlı, çok / güzel, pek /doğru, daha / gösterişli

h. “Akdeniz, akciğer, karabiber, başbakan, atardamar gibi birleşik

kelimeler, sıfat tamlaması kuruluşundadır.

i. Sıfat tamlamalarında sıfat ve isim unsurları arsına “da / de” edatı ve -mI

soru eki girebilir.

ƒ Yanımda bir de kılavuzum vardı.

ƒ Her file ikişer yolcu, ikişer de avcı yerleştirdiler. ƒ Burada üç mü kitap var?

j. Sıfat tamlaması, söz dizimi içinde isim, sıfat ve zarf görevi yapar.

ƒ Bu yumuşak ve pembe tenli avı, pençesinde sıkarak yükseldi. (isim) ƒ Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. (isim) ƒ Sabah ezanı okunurken başlayan yağmur, birdenbire sağanak hâlini

aldı. (isim)

ƒ Zaman korkunç daire

ƒ Bazı geriden gelen yüz bin devir ilerde. (isim, sıfat) ƒ Ağacın dibindeki adam gölgelere bürünmüştü. (isim)

ƒ Bütün insanlara kapısı ve gönlü açık olan eski Türk evi, / bu hayat felsefesinin canlı olarak yaşandığı bir çevreydi.(isim, isim)

ƒ Rüyama girdi her gece / bir fatihane zan. (zarf, isim)

k. Grubun vurgusu birinci unsur üzerindedir (Karahan, 2007: 48-53).

2.2.4.3. Sıfat –Fiil Grubu

“Sıfat gibi kullanılan fiil şekilleri ile oluşturulan ve cümle içinde ad, sıfat, özne, nesne, zarf gibi görevler yüklenebilen kelime grubu” (Korkmaz, 2007: 189) olan sıfat-fiil grubunun özelliklerini Leylâ Karahan aşağıdaki gibi belirtmiştir:

Bir sıfat-fiil ile bu sıfat fiile bağlı tamlayıcı veya tamlayıcılardan kurulan kelime grubudur.

Özellikleri:

a. Grubun ana unsuru sıfat-fiildir, genellikle sonda bulunur. Fiile dayalı

bütün gruplarda olduğu gibi bu grupta da yüklem görevi yapan sıfat-fiil anlamı, özne, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf adı verilen ögelerle tamamlanır. Yüklem olan sıfat-fiil yargı bildirmez.

(30)

ƒ Şems-i Sivasî’nın mübarek türbesinde (yt) / kandil kandil (z)/ yanan (y) ƒ bu anı (bln) / ışıklarla (z) / Türk eden (y) (sizlersiniz)

ƒ her içine girdiği odaya (yt) / bir şefkat serinliği (bsn) / getiren (y) (bu kız) ƒ sonbahar aylarında (z) / kendisiyle birlikte (z) / tenha Yakacık kırlarında

(yt) / al meyveli koca yemişi fidanları arasında (yt) / dolaştığımız (y) (bir Fransız dostum)

ƒ yüksek burcun demir saçaklı küçük penceresinden (yt) / ufukları

ormanlarla çevrilmiş ıssız vadiye (yt) / dalgın dalgın (z) / bakan (y) (Barhan Bey) b. Sıfat-fiilin grup içindeki yeri özellikle konuşma ve şiir dilinde

değişebilir.

ƒ Çiçeklendiği gün sabır ağacı

Gerçeklenir dilde bütün dilekler.

ƒ Kimse bilmez nasıl özlediğimi Küçük şehirdeki dostlarımı.

c. Bu grupta özne az kullanılır. Özne olan unsur iyelik eki taşır.

ƒ bütün hayalleri / yıkılmış (insanlar)

d. Ortak bir sıfat-fiille kurulmuş bazı gruplarda sıfat-fiil tekrar edilmez.

ƒ Tiyatroya sık sık (giden), sinemaya da ara sıra giden (gençler)

e. Sıfat-fiil grubu, söz dizimi içersinde isim, sıfat ve zarf görevi yapar.

ƒ Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara, teperle kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar.(isim)

ƒ mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzume (sıfat)

ƒ Bu eseri tamamlamak için ne kadar çabaladığını hiç kimse bilmiyordu.

(isim)

ƒ Kızının Samim’den ayrılmayan düşünceli gözlerinde şüpheye, öfkeye, meraka benzeyen tuhaf bakışlar uçuşuyordu. (sıfat)

ƒ Türk hayalinde daima bir irade ve himmet hamlesi gibi kalacak bu

tablo. (sıfat)

ƒ her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran bunca güzellik (sıfat) ƒ Unutmadım yolda kalmış gözlerdeki vefayı

Sabrından saray yapan sultanları bilirim. (sıfat, sıfat)

ƒ Her varışımda “Kara gözlü yavrum gelmiş” deyip yerinden fırlayan, sevincinden âdeta göklere yükselen anlam, bu kez donuk donuk bakıyor yüzüme.

(sıfat, sıfat)

ƒ Başını öne eğmiş oturuyordu. (zarf)

f. “Vatansever, çöpçatan, cankurtaran” gibi bazı birleşik kelimeler,

sıfat-fiil grubu kuruluşundadır.

g. Grubun vurgusu, sıfat-fiilden önceki unsur üzerindedir (Karahan, 2007:

(31)

2.2.4.4. İsim – Fiil Grubu

Bir hareket ismi ile ona bağlı tamlayıcı veya tamlayıcılardan kurulan kelime grubudur.

Özellikleri:

a. Hareket ismi, -mAk, -mA ve –Iş ekleri ile yapılır. Grubun ana unsuru

hareket ismidir, genellikle sonda bulunur. Fiille dayalı bütün gruplarda olduğu gibi bu grupta da yüklem görevi yapan hareket isminin anlamı, özne, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf adı verilen öğelerle tamamlanır. Yüklem olan isim-fiil yargı bildirmez.

• onu (bln) / biraz sonra çekeceği acıya (yt) / hazırlamak

• millî ruhu (bln) / bugünkü neslin sağlam insanlarında yahut eski

kitapların sahifelerinde (yt) / aramak (y)

• Suda, rüzgârda, kuşta senin sedanı duyup (z) /

Seni (bln)/ beyaz çiçekli dallar içinde (yt) / sanmak (y)

• şiir duygusunu (bln) / lisan hâline getirinceye kadar (z) / yoğurmak (y) • bütün bu acı efsaneyi (bln) /kavalına (yt) / ağlatarak (z) / söyletmek (y) • övdüğü şeyin yazısı kadar güzel olduğuna (yt) /herkesi (bln) / inandırma

(y)

• halk sanatına, (yt) / halk ağzına, (yt) / halk hayatına (yt) / daima (z) / açık

olma (y)

• cinayetin azabını (bln) / daima (z) / çekme (y) • uzun bir ayrılıktan sonra (z) / sılaya (yt) / dönüş (y) • etrafına (yt) / bir keklik gibi (z) / ürke ürke (z) / bakış (y)

• İstanbul’u alarak (z) / Bizans İmparatorluğunun yerine (yt) / yerleşiş (y)

b. Ortak bir isim-fiille kurulmuş bazı gruplarda, isim-fiil tekrar edilmez.

• Tavır ve hareketlerine heyecanlı bir üslup (verebilmek), sesine ve

bakışlarına hissî bir ahenk verebilmek

• Göçebelikten yerleşik medeniyete (geçiş), Şamanlıktan İslamiyet’e geçiş

c. Bu grupta isim-fiilin yeri özellikle konuşma ve şiir dilinde değişebilir.

• Seni istikbal için önce gelmek cihana,

Ve başkasından almak sonra geliş müjdeni. d. Bu grup, söz dizimi içinde isim görevi yapar.

• Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

• Başkalarının sözleriyle yetinmek, / her konuda başkasının anlayışına, başkasının fikirlerine başvurmak, alışkanlıkların en kötüsü.

• Maksadım, onun bana bilgileriyle tahakküm etmesine meydan vermemekti.

• Vatan coğrafyasının mantıklı bir çerçeve olabilmesi için Anadolu’daki Beylikleri ilga etmek, / bütün Türkleri birleştirmek, / bir tek devlete bağlı kılmak

zaruri idi.

• Bir faciadır böyle bir âlemde uyanmak/ Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak.

(32)

• Beklediğimi bilmek, onu da telaşlandırıyor.

• Hele yüz sayıncaya kadar üç sandal geçmesi pek nadirdir. • Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet!

Al sana derya gibi sonsuz Karacaahmet!

ƒ Padişah, İskender Paşaya, çıkıp gizlice ordunun içine girmesini, / nümayiş alayında bağıranlardan rastgele üç kişi tutup huzuruna getirmesini

irade etti.

ƒ Onu mukaddes bir emanet olarak kabul etmek ve kendi yapısına uygun olarak kullanmak gerekir.

ƒ Her sabah ilk işi, o günkü yemek listesini tanzim etmektir.

d. Grubun vurgusu, hareket isminden önceki unsur üzerindedir (Karahan, 2007:

55-57).

2.2.4.5. Zarf - Fiil Grubu

Bir zarf-fiil ile bu zarf-fiile bağlı tamlayıcı veya tamlayıcılardan kurulan kelime grubudur.

Özellikleri:

a. Grubun ana unsuru zarf-fiildir. Zarf - fiil, genellikle grubun sonunda

bulunur. Fiile dayalı sıfat-fiil ve isim-fiil gruplarında olduğu gibi bu grupta da yüklem görevi yapan zarf-fiil anlamı, özne, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf adı verilen öğelerle tamamlanır. Yüklem olan zarf-fiil yargı bildirmez.

ƒ son gülün karşısında (yt) / son bülbül (ö) / ah ederken

ƒ bu yaman dağların hayalini (bln) / hatırımdan (yt) / silince (y) ƒ güneş (ö) /batacağı yere (yt) / iyice (z) / yaklaşınca (y)

ƒ fetih gecesi(z) / sabaha karşı (z) / Akşamseddin (ö) / bir tepenin

üzerinden (yt) / kanatlarını açarak (z) / “Ya müfettihü’l-ebvab” nidasıyla (z) / bağırırken (y)

ƒ beşer onar rast geldiği eşkıyalarla (z) / tek başına (z) / vuruşarak (y) ƒ sabah namazından sonra (z) / sarayın selamlığında (yt) / Hint

kumaşından ağır perdeli, küçük, loş bir odada (yt) / kâtibin bıraktığı kâğıtları (bln) / okurken(y)

ƒ Kardan (yt) / yağmurdan (yt) / rüzgârdan (yt) /sora sora (y)

b. Hâl ekleriyle çekime girmiş bazı sıfat-fiiller, cümlede zarf görevi yapar.

Bu sıfat-fillerle kurulan gruplar da birer zarf-fiil grubudur.

ƒ Müzik başladığında, bütün salon bir sessizliğe gömüldü.

ƒ Üstat, ehliyetin son olgunluk merhalesini ifade ettiğinden, yaş, baş ve

sakal mefhumlarını da içine alırdı.

ƒ Sudur, akar kendi bildiğince. ƒ Pencere, en iyisi pencere,

Geçen kuşları görsün hiç olmazsa,

Dört duvarı göreceğine.

ƒ Klasik şiir yıkıldıktan sonra yerine başka türlü bir tarif ve yeni bir mecelle

(33)

c. “-r / -mAz”, “-DI mI” ve “DI / -AlI” vb. kalıplarla kurulan gruplar da

birer zarf-fiil grubudur.

ƒ Çamlıca’nın bu asıl çevresine girer girmez, artık eniştemizin köşkünün

tılsımlı duygularını tatmaya koyulurduk.

ƒ Bu mektubun sonunda imzamı görür görmez kim bilir ne kadar

şaşıracaksın?

ƒ Mevsim geçti mi, İnterlaken yine Alplerin kucağında kendi rüyasına

dalıyordu.

ƒ Bir parıltı gördü mü gözler hemen dalıyor. ƒ Ben bu gurbet ile düştüm düşeli

Her gün biraz daha süzülmekteyim.

d. Bu grupta zarf-fiilin yeri özellikle şiir dilinde değişebilir.

ƒ Kuracakken yuvamı bulut ermez bir dağa

Kafeslerde geçirdim bunca yıllık zamanı.

ƒ Herkesin ayağı toprağa basardı açınca kapısını.

e. –ken ve –sA eki ile kurulan ve yan yana sıralanan birden fazla zarf-fiil

grubunda zarf-fiil grubunda zarf-fiil eki sadece sondaki grupta bulunabilir.

ƒ Öteki çocuklar, mahalle aralarında topaca kamçı sallar(ken), çatal dala lastik bağlar(ken), dut ağaçlarından dut toplarken ben deniz kıyısına

kaçardım.

ƒ Havuz başında, ayakta kahve içer(ken), kendisini avutmak için manasız şeyler söylerken, yanlarına kumandan geldi.

ƒ Üzerinde düşünülür (ise), ilham alınır (ise), işlenir (ise), derinleştirilir ise din, en yüksek ve bereketli bir kültür kaynağı olabilir.

f. Zarf-fiil grubu, söz dizimi içinde zaman, tarz, sebep, şart, bağlama,

karşılaştırma vb. işlevleriyle zarf görevi yapar.

ƒ Mübarek kanının izleri üzerinden yürüyerek kasabaya girdik.

ƒ Geçirdiği kırk günlük azabı birden hatırlayınca, yeni bir tokat yemiş

gibi Köse Vezirin yüzü kıpkırmızı oldu.

ƒ Kadın, ağır vücudunu aşağıdakilere duyurmadan sessizce bu merdivenden indirmenin imkânsız olduğunu düşünürken, yaklaşan bir düdük

sesi duydu.

ƒ Bahar geleli kargalar sınırsız bir neşe içinde.

ƒ Yokuşu çıkar çıkmaz nereden geldiğini bilmediğimiz bir rüzgâr,

kurumuş başak tarlalarını altüst etmeye başladı.

ƒ Eniştemiz, dargınlığını unutup onunla barışmak istiyor. ƒ Su birikintilerine dikkat etmeden yürüyorlardı.

ƒ Sen şu tembel zeytinleri nerden aldığını söylersen daha ciddi bir bahse

girmiş olursun.

ƒ Orhan yatağın üstünde iki battaniye görünce, Necati’nin ona dair

bildiklerinin hepsini annesine anlatmış olacağını düşündü.

Zarf-fiil grubunun şu örnekte cümlenin yüklemi olarak kullanıldığını görüyoruz.

ƒ Âlemde gündüz gönlümüze işkencedir; ƒ Bence bayram ufukta gün bitincedir.

g. Grubun vurgusu, zarf-fiilden önceki unsur üzerindedir (Karahan, 200:

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :