T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
LINUM ERTUGRULII, LINUM CILIATUM VE LINUM PAMPHYLICUM TÜRLERİNİN ANATOMİK, MORFOLOJİK VE MOLEKÜLER
YÖNDEN ARAŞTIRILMASI
Hacı KÖYLÜOĞLU
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Biyoloji Anabilim Dalı
Temmuz-2014 KONYA Her Hakkı Saklıdır
TEZ BİLDİRİMİ
Bu tezdeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edildiğini ve tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada bana ait olmayan her türlü ifade ve bilginin kaynağına eksiksiz atıf yapıldığını bildiririm.
DECLARATION PAGE
I hereby declare that all information in this document has been obtained and presented in accordance with academic rules and ethical conduct. I also declare that, as required by these rules and conduct, I have fully cited and referenced all material and results that are not original to this work.
İmza
Hacı KÖYLÜOĞLU Tarih:
iv ÖZET
YÜKSEK LİSANS TEZİ
LINUM ERTUGRULII, LINUM CILIATUM VE LINUM PAMPHYLICUM TÜRLERİNİN ANATOMİK, MORFOLOJİK VE MOLEKÜLER YÖNDEN
ARAŞTIRILMASI
Hacı KÖYLÜOĞLU
Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı
Danışman: Doç. Dr. Tuna UYSAL
2014, 52 Sayfa
Jüri
Doç. Dr. Tuna UYSAL Prof. Dr. Hüseyin DURAL Doç. Dr. Ercan CEYHAN
Bu tez çalışmasında ülkemiz için endemik olan üç Keten türü, Linum ciliatum, L. pamphylicum,
L.ertugrulii anatomik, morfolojik ve moleküler yönden incelenmiş ve aralarındaki benzerlik ve
farklılıklar ortaya konmuştur. Elde edilen verilere göre ele alınan türler benzer anatomik ve morfolojik özelliklere sahip olmasına rağmen farklı oldukları belirlenmiş ve bu sonuç moleküler parmak izi çalışmaları ile de desteklenmiştir. Morfolojik açıdan L. ciliatum türü yaprak kenarlarında sillerin varlığı ile karakterize edilen bir tür olup, diğer çalışılan türlerden bu özelliği ile kolayca ayrılmıştır. L.
pamphylicum türü ise çiçeklenme döneminde bazal rozet yaprağının varlığı ve silsiz olması ile önceki
türden ayrılmaktadır. L. ertugrulii türü ise etli yaprakları ile dikkat çeken ve diğerlerinden ilk bakışta ayrılan bir türdür. Anatomik açıdan L. ciliatum ile L. pamphylicum türlerinin kök anatomik yapılarında peridermis koruyucu doku tabakası ve korteksin, iki tür arasında kalınlık ve sıra bakımından farklı olduğu belirlenmiştir. L. ciliatum köklerinin merkez kısmı (öz) ksilem elemanları ile kaplıdır. Belirli bir öz bölgesi bulunmamaktadır. Fakat L. pamphylicum küçükte olsa bir öz bölgesine rastlanmakta ve bu öz bölgesinde parankimatik hücreler bulunmaktadır. İncelenen türler arası ortak bir özellik türlerin gövde anatomilerinde, L. ciliatum, L. pamphylicum ve L. ertugrulii türlerinin gövde enine kesitlerinde çıkıntıların bulunmasıdır. Mezofil dokusu türler arasında yapı olarak benzerlik göstermektedir. Her üç türünde yaprakları kseromorfiktir. Yapraklar ekvifasiyaldir. Enine kesitlerde stomaların her iki yüzeyde de mezomorfik tipte olduğu belirlenmiştir. ISSR analizleri ile elde edilen moleküler patternlere göre üç tür açıkça birbirinden farklı görünmektedir. Dendograma göre L. ertugrulii türü L. pamphylicum türüne daha yakın akrabadır. L. ciliatum türü ise ele alınan diğer iki türe % 43 oranında benzer görülmektedir.
v ABSTRACT
MS THESIS
MORPHOLOGICAL, ANATOMICAL AND MOLECULAR INVESTIGATION OF LINUM ERTUGRULII, LINUM CILIATUM AND LINUM PAMPHYLICUM
SPECİES
Hacı KÖYLÜOĞLU
THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY
THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE IN BIOLOGY
Advisor: Assoc. Prof. Dr. Tuna UYSAL
2014, 52 Pages
Jury
Advisor Assoc. Prof. Dr. Tuna UYSAL Prof. Dr. Hüseyin DURAL Assoc. Prof. Dr. Ercan CEYHAN
In this study, three Linum species (Linum ciliatum, L. pamphylicum and L.ertugrulii) endemic to Turkey were examined from anatomical, morphological and molecular aspects, and their similarities and differences were revealed. Although these species have similar anatomical and morphological properties according to the data obtained, it was determined that they are clearly different from each other. This result was also supported by molecular fingerprinting studies. Morphologically, the species L. ciliatum was characterized by the presence of ciliates at the leaf margins and it was easily distinguished from other species studied by this characteristic. L. pamphylicum was distinguished the former species (L. ciliatum) from the presence of basal rosette leaf at flowering stage and from glabrous (=no hairs). The species L.
ertugrulii has remarkable succulent. At first glange, it is a species that was distinguished from other
species. It was determined that anatomically, protective tissue layer of peridermis and cortex in root anatomical structures of L. ciliatum and L. pamphylicum differ from these two species in terms of thickness and row. Root pith in L. ciliatum is filled with the xylem. There is not a distinctive pith. But L.
pamphylicum has a pith, even if small, and parenchyma cells are located in this pith. A common feature in
stem anatomy of the species examined is that these species (L. ciliatum, L. pamphylicum and L.
ertugrulii) have projections in the cross-sections of the stem. Mesophyll tissue shows similarity in
structure between species examined. Leaves of all three species are of xeromorphic characteristic and the leaves are ecvifacial type (=isolateral). It was determined that stomata are of mesomorphic type on both surfaces in cross-sections. Molecular patterns obtained by ISSR analysis revealed that these three species are clearly different from each other. According to dendrogram, L. ertugrulii is more closely related to L.
pamphylicum. L. ciliatum is similar to other two species by 43%.
vi ÖNSÖZ
Öncelikle ilk tanıştığım günden bugüne hep desteğini gördüğüm kıymetli danışmanım Doç. Dr. Tuna UYSAL hocama çok teşekkür ediyorum.
Tez çalışmamı yapabilmem için bana her türlü laboratuvar imkânını sağlayan, bilgi ve deneyimlerini benimle paylaşan Prof. Dr. Kuddusi ERTUĞRUL hocama,
Anatomi ve Morfoloji çalışmalarımda katkılarından dolayı Prof.Dr. Hüseyin DURAL hocama,
Yine tez sürecinde katkı ve yardımlarını hiçbir zaman unutamayacağım Arş. Gör. Ela Nur ŞİMŞEK’e, Uzman Meryem BOZKURT’a, Arş. Gör. Burcu YILMAZ ÇITAK’a ve yüksek lisans öğrencisi Betül Sena TEKKANAT’a teşekkür ediyorum.
Son olarak aileme de bu süreçte sevgi ve hoşgörüleri ile destek oldukları için teşekkürlerimi sunuyorum.
Hacı KÖYLÜOĞLU KONYA-2014
vii İÇİNDEKİLER ÖZET ... iv ABSTRACT ...v ÖNSÖZ ... vi İÇİNDEKİLER ... vii
SİMGELER VE KISALTMALAR ... viii
1. GİRİŞ ...1 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI...4 3. MATERYAL VE YÖNTEM ...9 3.1. Materyal ...9 3.2. Metot ...9 3.2.1.Morfoloji ...9 3.2.2.Anatomi ...9 3.2.3. Moleküler ... 11 3.2.4. Veri analizi ... 13
4. ARAŞTIRMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA ... 14
4.1. Morfolojik Bulgular ... 14 4.2. Anatomik Bulgular ... 18 4.3. Moleküler Bulgular ... 36 5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER ... 38 5.1 Sonuçlar ... 38 5.2 Öneriler ... 38 KAYNAKLAR ... 39 ÖZGEÇMİŞ... 44
viii SİMGELER VE KISALTMALAR Simgeler % : Yüzde °C : Santigrat derece mm² : Milimetrekare cm² : Santimetrekare µg : Mikrogram mg : Miligram µl : Mikrolitre ml : Mililitre
1 1. GİRİŞ
Ülkemiz oldukça zengin bir floraya sahiptir. Ülkemizin, coğrafik konumu, jeomorfolojik yapısı ve farklı iklim tiplerine sahip olması, üç ayrı fitocoğrafik bölgenin kesiştiği bir alanda yer alması, zengin bir floraya sahip olmasına neden olmuştur. Avrupa kıta florası 12000'e yakın tür içermektedir. Türkiye florası ise yaklaşık 9000 tür içermektedir ve bunların 3000'i endemiktir. Avrupa kıtasının ülkemizden yaklaşık 15 kat büyük olduğu düşünülürse, yurdumuzun floristik zenginliği daha da belirginleşir. Türkiye florasının önemi, sahip olduğu tür zenginliğinin yanında, çok sayıda endemik tür içermesinden kaynaklanır (Işık, 1997; Ekim ve ark., 2000).
Türk botanikçiler arasında Konya ilindeki ilk floristik çalışmalar Prof. Dr. Hikmet Birand'la başlar. Birand Tuz gölü ve Karapınar erozyon sahasında yaptığı çalışmalarla tanınır. Konya ili sınırları içerisinde en ayrıntılı floristik çalışmayı başlatanlar arasında yer alan Prof. Dr. A.Rıza Çetık'dir). Çetik ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmalarla Konya ilinin yurdumuzda floristik açıdan en iyi bilinen iller arasında olmasını sağlamışlardır. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar bir eserde toplanarak Çetik ve arkadaşları tarafından yayınlanmıştır (Tugay ve ark., 2002; Dural ve Ekim 2007). Bugüne kadar Konya ve çevresinde yapılan floristik çalışmalar göstermektedir ki; bölge Linum L. (Linaceae) türlerinin yayılışı bakımından önemli bir yere sahiptir.
Linaceae (Ketengiller) familyası 22 cinsten oluşmaktadır. Bunların en meşhuru Linum L. (Keten) cinsidir. Linum cinsi ise 200 den fazla tür içermektedir (Tutin ve ark., 1968). Başta Akdeniz çevresi olmak üzere, çoğunlukla kuzey yarımkürede, Ortadoğu (Yakın Doğu), Avrupa, Asya'nın ılıman bölgeleri, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika'da yayılış göstermektedir (Tutin ve ark., 1968; Zeven ve Wet, 1975; Zohary ve Hopf, 1993; Vromans, 2006).
Linum (Keten) cinsinin Avrupa'da 36 türü, Kıbrıs'da 8 türü, İsrail'de 9 türü,
Irak'da 13 türü, Rusya'da 45 türü, İran'da 15 türü ve Türkiye'de 39 türü bulunmaktadır. Balkan Yarımadası ve Anadolu, Linum cinsinin dünyadaki en önemli yayılış alanlarından ve çeşitlilik merkezlerindendir. Endemizm oranının yüksek,
2
alttür ve varyete sayısının fazlalığı bu cinsin gen merkezlerinden birininde Anadolu olduğunu göstermektedir (Yılmaz, 2003).
Ketenin zirai tarihi taş devrine kadar dayanmaktadır. Son zamanlarda moleküler markerlerle yapılan çalışmalar, ketenin ortak atasının ilk tarımı yapılan
Linum angustifolium Huds. olduğunu, bugün tarımı yapılan kültür keteninin (Linum usitatissimum L.) orijinin de bu türe dayandığını göstermiştir (Muravenko ve ark.,
2003). Ketenin 6000-8000 yıl önce Mısır ve Sümer-Mezopotamya bölgesinde, en eski tarımsal bitkiler olan arpa ve buğdayla birlikte tarımının yapıldığı bilinmektedir (Hayward, 1948; Zohary ve Hopf, 1993). Batı Avrupa'da (Hollanda, Kuzey Fransa, Belçika ve İsviçre) keten tarımı, Ortadoğu'dan kökenleşerek M.Ö. 5000-3000'lerde başlamıştır (Devvilde, 1983). Ülkemiz koşullarında keten yetiştiriciliği ise M. Ö. 6620-7200 yıl öncesine dayanır (Esin, 1979; Tan, 1998).
Keten ekonomik açıdan önemli bir cinsdir. Keten, lifi ve yağı için yetiştirilir (Özellikle L. usitatissimum L. türü). Avrasya'nın batı bölgelerinde keten çoğunlukla lifi için yetiştirilirken, doğu bölgelerinde yağı için yetiştirilmektedir. Ayrıca Arjantin, Uruguay, Amerika ve Kanada'da keten çoğunlukla tohumu için diğer bir deyişle yağı için yetiştirilmektedir (Gill, 1987; Sankari, 2000; Vromans, 2006). Dolayısıyla keten bitkisinin iklim istekleri, lif ve yağ tipi olmasına göre değişmektedir. Lif tipi ketenler nispi nemi yüksek kıyı bölgelere, yağ tipi ketenler daha sıcak ve kurak bölgelere adapte olmuşlardır. Bugün dünyadaki bitkisel yağ üretimi; Soya fasulyesi, ayçiçeği, pamuk , kolza, zeytin, palmiye olsa mısır bitkisinden ve son yıllarda keten bitkisinden sağlanmaktadır. Ayrıca toprağı fazla yormaması, kendinden sonra gelen bitkiye iyi bir tarla bırakması, hem yazlık hem de kışlık olarak ekim nöbetinde yer alabilmesi, hasadının erken yapılması, ketenin önemini daha da artırmaktadır (Kurt ve ark. 2004). Dünyada keten tohumu üretiminin % 65'inden fazlasını Kanada, Çin, Rusya ve Amerika gerçekleştirmektedir (Vromans, 2006). Ancak ülkemizde çeşitli sebeplerden dolayı keten bitkisi, bugüne kadar, yağ bitkileri arasında hak ettiği yeri alamamıştır. Bu durum ülkemiz açısından hem büyük bir kayıp hem de traji komik bir durumdur. Bu traji komik durumu ortadan kaldırmak ve ülkemizin her geçen gün artan döviz kaybını azaltmak için bir dizi tedbir alınması gerekir (Kurt ve ark., 2005).
3
Keten bitkisi, kullanım alanları ve yararlanma özellikleri bakımından çok yönlü değerlendirilebilen bir bitkidir. Keten, endüstride keten kumaşı üretiminde ve yemeklik veya yemeklik olmayan endüstriyel yağ üretiminde kullanılmasının yanı sıra; gemi halatı ve yelkeni, çadır bezi, hortum yapımında, gaz maskesi, muşamba üretimi, boya, cila ve vernik sanayiinde, sert kontra plak, kağıt, bitkisel yağ, yağ püresi ve reçine üretiminde, ısı yalıtım malzemesi yapımında kullanılmaktadır (Delorit ve ark., 1984; Schuster, 1992; Carter, 1993; Kurt, 1996). Keten yağının bazı kalp hastalıklarını azalttığı ve kanın pıhtılaşmasını önleyerek kalp krizine neden olan damar tıkanıklıklarını engellediği belirlenmiştir (Flax Counsil of Canada, 2007). Ayrıca, Orta Anadoluda halk arasında zeyrek veya cimit gibi yöresel isimlerlede bilinen ketenin döğülmüş tohumları haricen açık yaraları iyileştirici veya çıban olgunlaştırıcı etkisiyle halk ilacı olarak da kullanılmaktadır (Ezer ve Avcı, 2004). Son yıllarda yapılan araştırmalarla çeşitli keten türlerinden izole edilen podophyllotoxin'in antibakteriyel, antiviral, antikanserojenik olduğu belirlenmiştir (Yılmaz, 2003).
Bütün yönleriyle konuya bakıldığında; bitkilerdeki genetik, morfolojik ve fizyolojik olayları incelemek floristik açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan ve sağlık açısından da oldukça önemlidir.
4 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI
Kaynak araştırmasını, sistematik-morfolojik ve karyolojik çalışmalar olmak üzere iki grupta özetleyebiliriz.
Sistematik ve morfolojik çalışmaları şu şekilde sıralayabiliriz:
Davis, (1967); Türkiye florasında Linum cinsinin; gövdedeki yaprakların dizilişi (opposit veya alternat), hayat formu (tek yıllık veya çok yıllık), pedisel özellikleri, petal rengi, stipulun gland durumu, sepallerin gaga taşıyıp taşımaması, kapsül özellikleri gibi kriterleri göz önüne alarak tasnifini yapmış ve cinsi bu kriterlere göre; Linastrum,
Syllinum, Dasylinum, Linum ve Cathartolinum olmak üzere beş seksiyona ayırmıştır.
Hutchinson (1967); Linaceae familyası hakkında bilgi vermiş ve familyanın tüm dünyada 12 cins ve 200 kadar tür içerdiği belirtmiştir.
Davis ve ark.,(1988) tarafından Linaceae familyasının Türkiye'deki durumu hakkında bilgi verilmiş ve endemizm oranı belirtilmiştir. Familya, Türkiye'de 12'si endemik olmak üzere toplam 39 tür içermektedir. Endemizm oranı ise %31,6'dır. Ülkemizde, bu familyanın Linum cinsi, 38 tür içerirken; Radiola cinsi bir tür içermektedir.
Linum cinsinin ise 12 türü endemik olmak üzere, endemizm oranı %32,4'tür. L. usitatissimum L. türünün biyolojisi, orijin merkezi, ilişlili olduğu türler, akrabalarıyla
olan melezleşme potansiyeli ve etkileşimde olduğu hayat formları hakkında bilgiler verilmiştir.
Güner ve ark., (2000) tarafından Türkiye ve Doğu Ege Adaları Florası'na, Linum
maritimum L. ve Linum gyaricum Vierh. subsp. icaricum Christod. taksonları eklenmiştir.
Böylece Türkiye florası'na kayıtlı Linum L. türlerinin sayısı 39 olmuştur.
Flax Council of Canada, Saskatchewan Flax Development Commission tarafından (2002) Linum L. türlerinden biri olan kültür keteni olarak bilinen L. usitatissimum L. türünün biyolojisi, yetiştiriciliği, zirai ve endüstriyel önemi, ayrıca Kanada'daki mevcut potansiyeli, üretimi, yönetimi ve kontrolü ayrıntılı olarak tüm yönleriyle ele alınmıştır. Böylece bir rehber kaynak olarak düzenlenmiştir.
Yılmaz, (2003); Uludağ'da yayılışı olan Linum L. türleri üzerinde morfolojik ve anatomik araştırmalar yapmıştır.
Yılmaz ve ark.,(2003) tarafından Türkiye'den, Kuzeybatı Anadolu, Linum
5
yeni bir Linum (Linaceae) taksonu yayınlanmıştır. Uludağ'ın güneyinden (Bursa) tanımlanan takson, çiçeklenen gövdelerin skabrid kenarlı oluşu, spatulat, akut taban yaprakları ve linear yada linear-spatulat gövde yapraklarıyla karakterize edilmiştir.
Linaceae familyasından tek yıllık, Linum sulcatum Riddell türünün morfolojisi, ekolojisi, yayılışı, diğer Linum türleriyle olan taksonomik ilişkisi ve koruma tedbirleri hakkında bilgi vermiştir.
Yılmaz ve Kaynak, (2006); Linum hirsutum L. subsp. platyphyllum (P.H.Davis) Yılmaz & Kaynak stat. nov. önermiştir. Böylece Türkiye'de, Linum hirsutum L. türünün beş alttürü olmuştur. Taksonun Kuzeybatı Anadolu'da lokal endemik olduğu belirtilmiştir ve taksona ait morfolojik özelliklerle beraber lokaliteleri verilerek, yeni alt türün Linum
hirsutum L. subsp. anatolicum taksonuyla kıyaslaması yapılmıştır.
Yılmaz ve Kaynak (2006); Linum cinsinin Syllinum seksiyonunda yeni kombinasyon yapmışlardır. Türkiye için endemik bir takson olan Linum mucronatum Bertol. subsp. gypsicola P.H.Davis var. papilliferum (Hub.-Mor. & Reese) P.H.Davis, endemik olan Linum pamphylicum Boiss. & Heldr. ex Planch. türüne, Linum pamphylicum subsp. papilliferum (Hub.-Mor. et Reese) Yılmaz & Kaynak comb. & stat.nov. olarak transfer edilmiştir. Çiçeklenen gövdelerin skabrid kenarları, spatulat taban yapraklan ve linear-oblanseolat, papilloz veya puberulent gövde yapraklarıyla karakterize edilmiştir.
Yapılan karyolojik çalışmaları ise şu şekilde özetleyebiliriz:
Warburg, (1938); Linaceae familyasından Linum L. türleri üzerinde sitogenetik incelemeler yapmıştır. Türlerin kromozom sayılarına ilişkin bulgular verilmiş ve bazı familyalarla olan akrabalık ilişkileri irdelenmiştir.
Charles, (1944); Linum cinsinin, 30 farklı türünün ve L. usitatissimum'un 28 varyetesinin dâhil olduğu 86 koleksiyonu üzerinde, kromozom sayısını, şeklini ve boyutunu kapsayan kromozom çalışmaları yapmıştır.
Ockendon, (1968); Linum perenne grubundan olan türler üzerinde biyosistematik çalışmalar yapmıştır. Kromozom sayısı ve tipi, polen morfolojisi esas alınarak, Avrupa'da yayılış gösteren yetmiş örnek incelenmiş ve araştırmanın sonucunda bunlardan 57'si diploid, geri kalan 13'ü ise tetraploid bulunmuştur. Ayrıca örnekler üzerinde heterostili durumu araştırılmıştır.
6
Ockendon, (1971); Linum perenne grubunda, doğal ve papay tetraploidi durumunu araştırmıştır. Sitolojisi ve polen morfolojisi üzerinde çalışmalar yapılmıştır.
Rogers ve ark.,(1972) tarafından Linaceae familyasından, Linum, Hesperolinon ve Sclerolinon cinslerine dahil 27 taksona ait çoğunluğu yeni olmak üzere ek kromozom sayıları sunulmuştur. Linum cinsinden 17 taksonun, Hesperolinon'dan dokuz taksonun ve Sclerolinon'dan da bir taksonun kromozom sayıları rapor edilmiştir. Bu rapor edilen kromozom sayılarının 10'u Linum cinsinden olmak üzere diğer iki cinse ait sayımların tümü ise yeni kayıt edilmiştir ve taksonomik önemi kısaca tartışılmıştır.
Roggers ve Mildner(1978) tarafından Linum cinsine ait L. nodiflorum türünün kromozom sayısı hakkında bilgi verilmiştir.
Atwater, (1980); İçerisinde Linum L. (Linaceae)'unda yer aldığı otsu bitkilerin tohum morfolojisi, dormansisi ve çimlenmesi hakkında bilgi vermiştir.
Gonzalez Zapatero ve ark., (1989) tarafından Linum narbonense L., Linum bienne Miller, Linum trigynum L., Linum strictum L. olmak üzere dört Linum L. türünün kromozom sayılarına dair bilgiler verilmiştir.
Christodoulakis (1995); Linum cinsine ait L. gyaricum subsp. icaricum türünün kromozom sayısı hakkında bilgi vermiştir.
Cullis ve ark.,(1995) tarafından Linum usitatissimum L., türünün genomik haritalaması yapılmıştır. Kromozom sayısına ve boyutlarına dair bilgi verilmiştir.
Muravenko ve ark.,(2001) tarafından birbiriyle yakın akraba olan yabani iki keten türünün, Linum austriacum L. ve Linum grandiflorum Desf., C-Bantlama metodu kullanılarak karyotip analizleri yapılmıştır. İki türün karyotipi, kromozom morfolojisi ve boyutları bakımından karşılaştırılmıştır. Kromozom sayıları hakkında bilgi verilmiştir. Tüm homolog kromozom çiftleri belirlenmiş ve idiyogramları yapılmıştır.
Popov ve ark.,(2001) tarafından keten (Linum grandiflorum Desf.) ve arpa
(Hordeum vulgare L.) bitkisinin, C-Bantlama yöntemi kullanılarak kromozomları
incelenmiştir. Heterokromotin bölgelerin analizleri yapılarak karşılaştırılmıştır.
Muravenko ve ark.,(2003) tarafından yakın akraba olan yabani üç keten türünün,
Linum usitatissimum L., L. angustifolium Huds. ve L. bienne Mili., C-Bantlama metodu
kullanılarak karyotip analizleri yapılmıştır. Kromozom sayıları belirlenmiştir. Üç türün kromozomları; morfoloji, boyut ve heterokromotin bölgeler bakımından karşılaştırılmıştır.
7
Vörösvary ve ark., (2003) tarafından Macaristan'da yayılış gösteren, Linaceae familyasından kültür keteninin (Linum usitatissimum L.) korunma altına alman yabani akrabası; Linum flavum grubundan, çok yıllık, Linum dolomiticum Borbas türünün biyolojisi, taksonomisi, ekolojisi, yayılışı ve koruma tedbirleri hakkında bilgi verilmiştir.
Abdul Hussain ve ark., (2004) tarafından Kromozomların tanımlanması, kromozom sayılarının belirlenmesi için kullanılan karyolojik teknikler hakkında bilgi verilmiştir.
Kurt ve ark., (2004) tarafından Türkiye'nin bazı tek yıllık Linum türlerinin taksonomik, tarımsal ve teknolojik özelliklerini belirlemek amacıyla 1999-2003 yılları arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla bitkileri Bölümü, Fen - Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, Amasya Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü, Bafra Meslek Yüksek Okulu ve Gisessen Üniversitesi Araştırma Enstitüsü olanakları kullanılarak yürütülen araştırma sonucunda, Türkiye Florası'ndaki Linum L. cinsine ait tek yıllık 6 keten türünün taksonomik sınıflamada yararlanılabilecek çeşitli taksonomik, tarımsal ve teknolojik özellikleri belirlenmiştir. Türler arasında yağ asitleri içeriği bakımından varyasyonlar bulunduğu, L. nodiflorum L. türü'nün oldukça düşük linolenik asit oranına (% 2,6) sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca türlerden herhangi birisinin geleneksel üretim sisteminde üretilmesinin ekonomik olmadığı belirlenmiştir. İlave olarak türler arasında yapılan melezlemelerden melez tohum elde edilememiştir ve türlerin kromozom sayıları belirlenememiştir.
De Lange ve ark., (2004) tarafından İçinde Linaceae familyasının da bulunduğu Yeni Zelanda Florasına kapsayan 50 familyaya ait türlerin kromozom sayılarını içeren kromozom atlası sunulmuştur.
Lemesh ve ark., (2005) tarafından Linum L. cinsine ait bazı türlerin kromozom sayıları verilmiştir. Türlerin taksonomik statüleri ve aralarındaki filogenetik akrabalıkları moleküler seçiciler kullanılarak araştırılmıştır.
Yurenkova ve ark., (2005) tarafından Yabani Linum türleri, Linum grandiflorum Desf., L. bienne Mili., L.perenne L., Linum austriacum L. ve kültürü yapılan ketenin iki alttürü; L. usitatissimum L. subsp. usitatissimum var. elongatum, L. usitatissimum L. subsp.
usitatissimum var. usitatissimum, üzerinde polimorfizm araştırılmıştır ve bu türlerin
8
Armbruster ve ark., (2006); Güney İspanya'da yayılış gösteren, heterostili durumu mevcut olan distilik bitki Linum suffruticosum L. (Linaceae) türünün çiçek morfolojisi ve tozlaşmasını çalışmışlardır.
Ogle ve ark., (2006) tarafından Linaceae familyasından tek yıllık, Linum perenne L. ve Linum lewisii Pursh türlerinin morfolojik özellikleri, taksonomik yakınlıkları, ekolojileri, yayılışları, kültürleri ve koruma tedbirleri hakkında bilgi verilmiştir.
Vromans, (2006); Keten (Linum usitatissimum L.) üzerinde moleküler genetik çalışmalar yapmıştır. Linum cinsine ait türlerin akrabalık ilişkileri araştırılmıştır. Kromozom sayımları yapılmış olan Linum L. türlerinin, kromozom sayılarına ilişkin bilgiler verilmiştir.
9 3. MATERYAL VE YÖNTEM
3.1. Materyal
Araştırma konusu türlere ait örnekler Haziran-Ağustos 2013 tarihleri arasında toplanmıştır. Toplanan örneklere ait taze yapraklar DNA analizlerinde kullanılmak üzere silika jel içerisine alınmıştır. Her türe ait örnekler morfolojik çalışmalarda kullanılmak üzere herbaryum materyali haline getirilmiştir. Anatomik çalışmalar için ise bitki örnekleri alkol içerisine alınmıştır.
3.2. Metot
3.2.1. Morfoloji
Türlerin Türkiye florası ve ilgili son literatürlere dayalı olarak teşhisleri yapılmıştır. Türlere ait on adet örnek üzerinde morfolojik ölçümler gerçekleştirilmiştir. Her türün ele alınan örnekleri üzerinde vejetatif ve generatif açıdan önemli sayılabilecek kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi özellikleri mm ve cm cinsinden ölçülmüş ve ortalama değerler ile betimler oluşturulmuştur.
3.2.2. Anatomi
Anatomik çalışmalar için toplanan bitkiler arazi koşullarında % 70’lik alkole alınmış ve bu örneklerin kök, gövde ve yaprak anatomileri parafin metoduna göre çalışılmıştır (Johansen 1940). Işık mikroskopisi çalışmaları için; %70’lik alkol içinde bulunan örneklere, derece derece yükselen alkol serilerinden geçirilerek, dehidrasyon işlemi uygulanmıştır. Linum örnekleri aşağıda gösterilen sıra ve sürelerde dehidrasyon işlemine tabi tutulmuştur (Çizelge 1).
Dehidrasyon işleminden sonra örnekler saf ksilole alınmış ve parafine doyurma işlemine başlanmıştır. İlk olarak saf ksilolde bulunan örnekler oda sıcaklığında 1 gün süreyle parafine doyurulmuştur. Daha sonra örnekler 35-40 °C’lik etüve alınmıştır, 2 gün süreyle parafine doyurulma işlemine devam edilmiştir. 4. gün örneklerin bulunduğu
10
kapların kapakları açılmış ve etüvün sıcaklığı 60 °C çıkarılarak ksilolun uçması sağlanmıştır. Daha sonra örneklerden kesit yönlerine dikkat edilerek parafin bloklar elde edilmiştir. Elde edilen parafin bloklardan Thermo Scientific marka Rotary Mikrotom ile 10-15 µm kalınlığında enine kesitler alınmıştır.
Alınan kesitler albuminli lamlara yapıştırılarak, bir gün süreyle kurutulmuş, kesitlerin bulunduğu lamlar, kesitlerin içerisinde ve etrafında bulunan parafinin erimesi için 60°C’lik etüve konulmuştur. Etüvden çıkarılan lamlar, saf ksilole konularak boyama serilerinden geçirilmiştir (Çizelge 2).
Boyanan kesitlerin üzerine entellan damlatılarak lamel ile kapatılmış ve böylelikle daimi preparatlar elde edilmiştir. Fotoğraflar Leica DM 1000 araştırma mikroskobuna takılı Canon EOS 450D markalı dijital kamera ile çekilmiştir.
Mikrotom ile kesit alınamayan dokulardan el kesitleri alınarak floroglisin-HCl ile boyanmış ve bu kesitler üzerinde doğrudan inceleme yapılmıştır.
Çizelge 1. Dehidrasyon serileri ve süreleri
Alkol ve Alkol + Ksilol Serileri Bekleme Süreleri
1 %80 lük alkol 1 saat
2 %96 lük alkol 1saat
3 %100 lük alkol ½ saat
4 200 ml alkol + 100 ml ksilol 1 saat 5 100 ml alkol +100 ml ksilol 1 saat 6 100 ml alkol + 200 ml ksilol 1 saat
7 Saf ksilol 10-15 dk
11 Çizelge 2. Boyama yöntemi ve süreleri
Alkol, Alkol + Ksilol Serileri ve Boyalar Bekleme Süreleri 1 200 ml ksilol + 100 ml alkol 3 dk 2 150 ml ksilol + 150 ml alkol 3 dk 3 200 ml alkol + 100 ml ksilol 3dk 4 % 100 alkol 3 dk 5 % 96 alkol 3 dk 6 %90 alkol 3dk 7 %70 alkol 3dk 8 Safranin 12 saat 9 Saf su 3dk 10 %70 alkol 3dk 11 %90 alkol 3dk 12 %96 3dk 13 Saf alkol 3dk 14 Fast green 2 dk 15 %96 alkol 3dk 16 Saf alkol 3dk 17 150 ml ksilol + 150 ml alkol 5dk 18 Saf ksilol 5 dk 3.2. 3.Moleküler 3.2.3.1. DNA izolasyonu
DNA izolasyonu Soltis tarafından modifiye edilen Doyle’nin metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir (Soltis ve ark. 1991). Bitki materyalinden genomik DNA`nın elde edilmesi için toplanan bitki örneklerinin her birinin kuru yapraklar porselen havanda ezilerek toz haline getirilmiş, eppendorf tüpüne konulmuş daha sonra 65 ºC`da ısıtılmış DNA ekstraksiyon tamponundan [2 X CTAB] 500μl ilave edilerek aralıklarla karıştırılarak 60°C de 4 saat inkübe edilmiş ve 14.000 rpm’de 1 dakika santrifüj edilmiştir. Üzerine 500
12
μl kloroform ilave edilmiş, 5 dakika 14.000 rpm’de santrifüjden sonra sıvı kısım yeni bir eppendorf tüpüne aktarılmıştır. Üzerine tekrar 500 μl kloroform ilave edilmiştir. 5 dakika 14.000 rpm’de santrifüj edilip açık krem renkli sıvı kısım tekrar yeni bir eppendorf tüpüne aktarılmıştır.
Her bir örneğin üzerine amonyum asetat ve izopropanol eklenip 3 dakika 14.000 rpm’de santrifüj edilmiş ve sıvı kısım atılıp eppendorf tüpünün dibindeki pellete % 70’lik etanol eklenmiştir. 3 dakika 14.000 rpm de santrifüj edilip sıvı kısım tekrar atılmış pellet kısmının kuruması için eppendorf tüpü 30 dakika vakumda bekletilmiştir. Bunun sonunda eppendorf tüpüne 50 μl 1x TE (Tris-EDTA) ilave edilmiş ve 15 dakika 65 ºC’de su banyosunda
tutulmuştur. Elde edilen DNA’ların kalite değerleri ve nükleik asit konsantrasyonları Nanodrop
2000 cihazı kullanılarak ölçülmüştür. Ölçülen değerler tablo 1de verilmiştir.
Nükleik asit konsantrasyonu Birim A260 A280 A260/A280 Linum ciliatum 340,5 ng/µl 6,81 3,575 1,9 Linum pamphylicum 283,3 ng/µl 5,665 3,248 1,74 Linum ertugrulii 515,5 ng/µl 10,309 5,12 2,01
Tablo 1. İzole edilen DNA’ların nanodrop ölçüm sonuçları
3.2.3.2. PCR Amplifikasyonları
Elde edilen DNA’ların uygun konsantrasyona ayarlandıktan sonra, 1’er mikrolitresi çalışacağımız ISSR primerlerininde içinde bulunduğu 25μl'lik PCR karışımına eklenerek, amplifikasyonlar gerçekleştirilmiştir (PCR amplifikasyonları 3 kez tekrar edilmiştir).
Çalışmamızda 9 farklı ISSR primeri kullanılmış, kullanılan primerlerin baz dizilimleri tablo da verilmiştir (Tablo 2). PCR işlemi sonunda ürünler %1,2 (w/v) agaroz jelde marker (Fermentas 1kb ladder) yüklenerek görüntülenmiştir.
13
Primer No Nükleotid Dizilimi (5’-3’) UBC808 AGA GAG AGA GAG AGA GC UBC812 GAG AGA GAG AGA GAG AA UBC818 CAC ACA CAC ACA CAC AG UBC826 ACA CAC ACA CAC ACA CC UBC834 AGA GAG AGA GAG AGA GYT UBC835 AGA GAG AGA GAG AGA GYC UBC840 GAG AGA GAG AGA GAG AYT UBC841 GAG AGA GAG AGA GAG AYC UBC856 ACA CAC ACA CAC ACA CYA Tablo 2. Kullanılan ISSR primerlerinin dizileri
3.2.3.3. ISSR bantlarının skorlanması
Bu çalışmada 3 farklı türden elde edilen DNA bantları birbiriyle kıyaslandı ve aynı hizada
bulunanlar benzer bölge olarak değerlendirilerek bant varlığında 1, farklı hizalarda bulunanlar
0 verilerek kodlandı. Elde edilen tüm bantlar bağımsız olarak ikili değişken seklinde (1 ve 0)
değerlendirildi.
3.2.3.4. Veri analizi
Jelde görüntülenen bantlar polimorfik olup olmamasına göre 1 (var) veya 0 (yok) olarak
sınıflandırıldıktan sonra, veri matrisi oluşturularak genetik benzerlikleri hesaplanmıştır.
Jeller üzerindeki bantların yorumlanmasıyla oluşturulan veriler kullanılarak, NTSYSpc 2.1
14 4. ARAŞTIRMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA
4.1. Morfolojik Bulgular
4.1.1. Linum pamphylicum (Boiss.) Podp. in Verh. Zool-Bot.Ges. Wien 52:639(1902). Sin: L. orientale Bois.var. pamphylicum Boiss.,Fl.Or.1:856(1867).
subsp. pamphylicum
Çok yıllık, otsu bitkiler. Çiçekli gövdesi dik, 30 cm’ye kadar uzayan, scabrit çıkıntılı ve kalıcı rozet yapraklı; rozet yapraklar orbikular-spatuleyt, petiyollü, kalın, 10-15 mm, orta gövde yaprakları oblong- lanseoleyt, aküt, 1-3 damarlı (yan damarlar görünmez), 12-25 x 2-6 mm, stipular glandlı. Simöz 3-17 çiçekli, yaklaşık 45 derece açısal pedunkullu, simül 3 çiçekle tamamlanır. Sepaller lanseoleyt, 5-12 mm, omurgalı, darca membransı glandular siliyat marjinli, Petal sarı, 15-25 mm, kısa klavlı. Meyve globoz, 5 x 5 mm, Fl. 5, Fr. 6. Ay. Step ve taşlık yamaçlar, 900-1300 m.
Tip: [Turkey C3 Antalya] ad Tcheltikchi inter Antalya et Bouldour (Burdur), 1845,
Heldreich (K BM E).
C3 Burdur: Bucak, 900 m, Little 181 (K!).
Konya, Bozkır, Bozkır’ın 4-5 km Kuzeyi, Ak yokuş Mevkii, yolun sağındaki meşe açıklıkları, 1275 m, 19.06.2013, T. Uysal 3078, Ertuğrul ve H.Dural (KNYA)
15
Şekil 1. Linum pamphylicum türüne ait A: Genel görünüm, B:Çiçek, C: Meyve ve tohum
4.1 2. Linum ciliatum Hayek in Ann.Nat.Hofmus.Wien,28:160(1914).
Yarı çalımsı, çiçeklenme döneminde tabanında steril rozet yaprak bulunmayan çok yıllık, bitkiler. Çiçeklenme gövdesi dik, 6-10 cm, düz veya skabrid çıkıntılı. Yapraklar genişce oblong lanseoleyt veya dar ovate, 12-20 x 4-6(-12) mm, ince, 1- damarlı, aküt, zarımsı ve güçlüce siliyat marjinli (siller 1 mm’ye kadar uzar), aşağıdaki yapraklar daha küçük, obovat-spatuleyt, genellikle kurumuş. Simöz 3-7 çiçekli, 2-3 cm çapında. Sepal darca lanseoleyt, 9-12 mm, omurgalı, gösterişli zarımsı siliyat marjinli. Petal sarı, yaklaşık 25 mm, Kapsül globoz, 6-7 x 5-6 mm. Tohum ovoid-oblong, kahverengi, 2 mm çapında, Fl. 6, Fr.7.ay.
Tip: [Turkey C5 Konya] Trockene Orte oberhalp Korasch,1600 m,Siehe 1912:255(E!BM!).
16
Karaman, Ayrancı, Kaya Önü Köyü (Kayaaltı) Meşe açıklıkları, Kireçtaşı topraklar üzeri, 19.06.2013, 1400-1600 m, T. Uysal 3060, Ertuğrul ve H.Dural(KNYA)
Endemik.
Şekil 2. Linum ciliatum türüne ait A: Genel görünüm, B:Çiçek, C: Meyve ve tohum
4.1.3. Linum ertugrulii Tugay, Bağcı & Uysal
Stolonlu, çok yıllık otsu bitkiler. Çiçeklenme gövdesi dik, 5-15 cm boyunda, tüysüz, çıkıntılı ve steril yapraklı. Yapraklar etli, 3-5 damarlı (Yan damarlar görünmez), steril yapraklar obovat genişçe spatuleyt, subpetioleyt, 10-20 x 4-12 mm, hafifçe mukronat veya mukronuleyt; orta gövde yaprakları lanseoleyt-oblanseoleyt, 20-35 x 7-12 mm, stipular glandsız. Üst gövde yaprakları orta yapraklara benzer, fakat daha küçük, 10-25 x 5-10 mm, akümineyt, skariyoz marjinli. Simöz (1-) 2-10 çiçekli, 2 çiçekli simül ile sonlanır. Çiçekler homostili, sepal lanseoleyt, 8-10 x 2-3 mm, omurgalı, dar zarımsı glandular-siliyat
17
marjinli; petal sarı, 19-22 mm, stamen 9-11 mm, anter 2 mm, Kapsül orbikular, 6 x 5-6 mm. Fl 6. Fr.7
Tip:[Turkey]. B4 Konya, Cihanbeyli, Tuz Gölü, Gölyazı-Eskil arası, step, 920 m, 38°32.543’N, 33°12.240’E, 9.VII.2005 O.Tugay 3500, Y.Bağcı ve Uysal (holotype KNYA; izotip GAZI, K).
18 4.2. Anatomik Bulgular
Linum ciliatum Hayek
Kök
Linum ciliatum’un köklerinden alınan enine kesitler incelendiği zaman 3 farklı
doku grubu karşımıza çıkmaktadır. Bunlar sırası ile peridermis, korteks bölgesi ve iletim dokusudur (Şekil 4 ve Şekil 5).
1. Peridermis
Kök enine kesitlerinin en dış kısmında yer yer parçalanmış hücrelerden oluşan koruyucu doku peridermis bulunmaktadır. Fellem hücreleri dikdörtgen şekilli üst üste dizilmiş, kiremit varidir (Şekil 5-A). Fellogen ve felloderma hücreleri ise fellemi merkeze doğru takip etmektedir. Peridermisin kalınlığı ise 129,8±20,8 µm’dir (Çizelge 3).
2. Korteks bölgesi
8-9 sıralı olan korteks tabakası oval-dikdörtgen ya da şekilsiz hücrelerden oluşmaktadır. Korteks hücreleri parankimatik karakterli olup bunlara yer yer sklerenkima hücreleri eşlik etmektedir (Şekil 5-A).
3. İletim dokusu
Korteks bölgesini floem ve ksilem elemanlarının oluşturduğu iletim dokusu izlemektedir. Ksilem elemanları tamamı ile kökün öz bölgesini kaplamaktadır (Şekil 5-B). Özelleşmiş bir öz bölgesi bulunmamaktadır. Ksilemdeki trake çapı 39,1±7,2 µm kadardır (Çizelge 3).
19
Şekil 4. L.ciliatum türünün kök enine kesitinin genel görünüşü
Şekil 5. L. ciliatum’un ayrıntılı kök anatomik yapısı. A) fl: floem, ks: ksilem B) tr: trake, öı: öz ışını
20 Gövde
Gövdelerden alınan enine kesitlerde dıştan içe doğru epidermis, korteks, sklerenkima, iletim dokusu ve öz bölgesi olmak üzere 5 farklı tabaka ayırt edilmektedir (Şekil 6 ve Şekil 7).
1. Epidermis
Gövde enine kesitleri şekilsel olarak yuvarlaktır (Şekil 6). Fakat gövdenin bazı yerlerinden dışarı doğru üçgen şekilli uzanan çıkıntılar da bulunmaktadır. Gövdelerin en dış kısımlarında koruyucu tabaka olarak epidermis yer alır. Epidermis hücreleri dikdörtgenimsi-oval şekillidir. Epidermisin üzeri ise kalın bir kutikula ile kaplıdır (Şekil 7-A, Çizelge 3). Gövdedeki çıkıntılarda epidermisin aşağısında kollenkima hücreleri bulunmaktadır (Şekil 7-D).
2. Korteks
Korteks bölgesinde yer alan hücreler parankimatik karakterli olup, oval şekillidirler. Hücreler 5-6 sıralıdır ve içlerinde klorofil bulunmaktadır (Şekil 7-A).
3. Sklerenkima Tabakası
Sklerenkima tabakası korteks tabakasının hemen aşağısında olup gövdeye paralel ve kesintili olarak devam etmektedir. Sklerenkima tabakası 4-5 sıralı olup hücre duvarları oldukça kalınlaşmıştır (Şekil 7-B).
4. İletim Dokusu
İletim demetleri dairesel dizilmiştir. Floem hücreleri çevreye doğru bulunurken ksilem merkeze doğru konumlanmıştır (Şekil 7-B). Ksilem ve floem elemanları iyi gelişmiştir.
5. Öz Bölgesi
21
Şekil 6. Linum ciliatum’un gövde enine kesitinin genel görünüşü
Şekil 7. Linum ciliatum türünün gövde enine kesitlerinin ayrıntılı anatomik görüntüleri. A) ep: epidermis, kp: korteks parankiması, sk: sklerenkima, ks: ksilem B) İletim elemanları ve sklerenkima fl: floem, sk: sklerenkima, ks: ksilem C) Gövdenin öz bölgesi ö: öz hücresi D) Gövdede kollenkima ko: kollenkima, ku: kutikula
22 Yaprak
Linum ciliatum’a ait yaprakların enine kesitleri incelendiği zaman, epidermis
tabakası, mezofil dokusu ve iletim demetleri gözlemlenmektedir (Şekil 8 ve Şekil 9). 1. Epidermis tabakası
Epidermis tabakası üst ve alt epidermis tabakası olmak üzere 2 kısımdan oluşur. Epidermiste yer alan stomalar mezomorfik tiptedir (Şekil 8-A-B).
2. Mezofil dokusu
Yaprağın mezofil dokusunda her iki tarafta palizat parankiması bulunmaktadır. Yaprak bu yönüyle kseromorfiktir. Palizat parankiması hücreleri bol miktarda kloroplast ihtiva etmektedir. Sünger parankiması hücreleri palizat parankiması hücreleri arasında yer almaktadır. Mezofil dokusunun kalınlığı ise 230,9±52,7 µm’dir (Şekil 8, Çizelge 3).
3. İletim demetleri
İletim demetleri kollateral tiptedir. Yaprağın orta kısmında bulunan iletim demeti en büyüktür (Şekil 9-A). Kenar kısımlara doğru gidildikçe demetlerde küçülmeler mevcuttur (Şekil 9-B).
23
Şekil 9. L. ciliatum’a ait yaprak anatomik yapısının ayrıntılı görüntüleri A) Yaprağın üst kısmı üep: üst epidermis, st: stoma, stb: stoma altı boşluğu, pp: palizat parankiması, sp: sünger parankiması, ks: ksilem, fl: floem B) Yaprağın alt kısmı aep: alt epidermis, st: stoma, stb: stoma altı boşluğu
Linum pamphylicum (Boiss.) Podp. Kök
Linum pamphylicum’un köklerinden alınan enine kesitler incelendiği zaman 3 farklı
doku grubu karşımıza çıkmaktadır. Bunlar sırası ile peridermis, korteks bölgesi ve iletim dokusudur (Şekil 10).
1. Peridermis
Kök enine kesitlerinin en dış kısmında yer yer parçalanmış hücrelerden oluşan koruyucu doku peridermis bulunmaktadır. Fellem hücreleri dikdörtgen şekilli üst üste dizilmişlerdir. Fellogen ve felloderma hücreleri ise fellemi takip etmektedir. Peridermisin kalınlığı 76,2±9,9 µm’dir (Çizelge 3).
24 2. Korteks bölgesi
10-11 sıralı olan korteks tabakası oval-dikdörtgen ya da şekilsiz hücrelerden oluşmaktadır. Korteks hücreleri parankimatik karakterlidir fakat korteks hücrelerinin arasında yer yer sklerenkima hücrelerine rastlanmaktadır.
3. İletim dokusu
Korteks hücrelerini merkeze doğru sırası ile floem ve ksilem izlemektedir. Ksilem elemanları kökün öz bölgesini kaplamaktadır, fakat merkezde parankimatik karakterli öz hücrelerine de rastlanmaktadır.
Şekil 10. L. pamphylicum türünün kök enine kesitinin genel görünüşü
Gövde
Gövdelerden alınan enine kesitlerde dıştan içe doğru epidermis, korteks, sklerenkima, iletim dokusu ve öz bölgesi olmak üzere 5 farklı tabaka ayırt edilmektedir (Şekil 11 ve Şekil 12).
25 1. Epidermis
Gövde enine kesitleri yuvarlaktır. Buna rağmen gövdenin bazı yerlerinden dışarı doğru üçgen şekilli uzanan çıkıntılar da bulunmaktadır. Bu çıkıntıların bulunduğu kısımlarda epidermisin aşağı kısmında kollenkima hücreleri yer almaktadır. Epidermis gövdenin en dış kısmını çepeçevre sarmaktadır ve hücrelerinin şekilleri ovaldir. Epidermisin üzeri ise yaklaşık 7 µm kalınlığında bir kutikula ile kaplıdır (Şekil 12-A, Çizelge 3). Gövde epidermis hücreleriyer yer stomalar ile kesintiye uğramaktadır (Şekil 12-D).
2. Korteks
Korteks hücreleri oval şekilli, parankimatik olup, 6-7 sıralıdır ve içlerinde klorofil bulunmaktadır (Şekil 12-A).
3. Sklerenkima Tabakası
Sklerenkima tabakası korteks tabakasının hemen aşağısında olup gövdeye paralel olarak kesintili devam etmektedir. Bu tabaka 4-5 sıralı olup hücre duvarları oldukça kalınlaşmıştır (Şekil 12-B).
4. İletim Dokusu
İletim demetleri dairesel dizilmiştir. Floem hücreleri çevreye doğru bulunurken ksilem merkeze doğru konumlanmıştır (Şekil 12-B-C).
5. Öz Bölgesi
26
Şekil 11. L. pamphylicum türünün gövde enine kesitinin genel görünüşü
Şekil 12. L. pamphylicum türünün gövde enine kesitlerinin ayrıntılı anatomik görüntüleri. A) ep: epidermis, kp: korteks parankiması, ko: kollenkima B) İletim elemanları ve sklerenkima fl: floem, sk: sklerenkima, ks: ksilem C) Gövdenin öz bölgesi ö: öz hücresi D) Gövdede kollenkima st: stoma, ku: kutikula
27 Yaprak
Linum pamphylicum’a ait yaprakların enine kesitleri incelendiği zaman, epidermis
tabakası, mezofil dokusu ve iletim demetleri gözlemlenmektedir (Şekil 13 ve Şekil 14). 1. Epidermis tabakası
Epidermis hücreleri yaprağın her iki tarafında da bulunmaktadır. Epidermiste yer alan stomalar mezomorfik tiptedir (Şekil 13).
2. Mezofil dokusu
Yaprağın mezofil dokusunda her iki tarafta palizat parankiması ve bu parankimaların arasında ise sünger parankiması bulunmaktadır. Yaprak ekvifasiyaldir (Şekil 14-A-B). Mezofil dokusunun kalınlığı ise 199,7±3,4 µm’dir (Çizelge 3).
3. İletim demetleri
İletim demetleri kollateral tiptedir. Yaprağın orta kısmında bulunan iletim demeti en büyüktür. Kenar kısımlara doğru gidildikçe demetlerde küçülmeler mevcuttur.
Şekil 13. Linum pamphylicum türünün yaprak enine kesitinin genel görünümü
28
Şekil 14. L. pamphylicum türünün yaprak enine kesitinin ayrıntılı görüntüleri A) Yaprağın üst kısmı üep: üst epidermis, st: stoma, stb: stoma altı boşluğu, pp: palizat parankiması, sp: sünger parankiması B) Yaprağın alt kısmı aep: alt epidermis
Linum ertugrulii Tugay, Bağcı & Uysal Stolon Gövde
Linum ertugrulii’nin stolon gövdesinden alınan enine kesitler incelendiği zaman 3
farklı doku grubu karşımıza çıkmaktadır. Bunlar sırası ile peridermis, korteks ve iletim dokusudur (Şekil 15).
1. Peridermis
Kök enine kesitlerinin en dış kısmında koruyucu doku peridermis bulunmaktadır. Fellem hücreleri dikdörtgen şekilli üst üste dizilmiş, 3-4 sıralıdır ve kiremitvaridir. Fellem hücrelerinin hemen aşağısında fellogen ve felloderma hücreleri yer almaktadır. Peridermisin kalınlığı 84,8±8,0 µm’dir (Şekil 15, Çizelge 3).
2. Korteks bölgesi
9-10 sıralı olan korteks tabakası oval hücrelerden oluşmaktadır. Korteks hücreleri parankimatik karakterlidir (Şekil 15).
3. İletim dokusu
Korteks parankiması hücrelerini merkeze doğru sırası ile floem ve ksilem izlemektedir. Ksilem elemanları kökün öz bölgesinde mevcuttur, fakat merkezde parankimatik karakterli öz hücreleri de yer almaktadır. Öz hücreleri geniş bir yer kaplamaktadır (Şekil 15).
29
Şekil 15. Linum ertugrulii türünün stolon gövde enine kesitinin genel görünüşü (bar: 100 µm)
Gövde
Gövdeden alınan enine kesitlerde dıştan içe doğru epidermis, korteks, sklerenkima, iletim dokusu ve öz bölgesi olmak üzere 5 farklı tabaka ayırt edilmektedir (Şekil 16 ve Şekil 17).
1. Epidermis
Gövde enine kesitleri yuvarlaktır ve gövdede çıkıntılar mevcuttur (Şekil 17-D). Epidermis gövdenin en dış kısmını oluşturmaktadır. Epidermis hücreleri oval şekillidir. Epidermisin üzeri ise yaklaşık 8 µm kalınlığında bir kutikula ile kaplıdır (Şekil17-A, Çizelge 3). Epidermisin hemen aşağısında çıkıntıların bulunduğu kısımlarda kollenkimatik hücreler bulunmaktadır. Gövde epidermis hücreleri yer yer stomalar ile kesintiye uğratılmaktadır (Şekil 17-A).
30 2. Korteks
Korteks hücreleri parankimatik tabiatlı, oval yer yer ovalliği bozulmuş şekilde olup, 9-10 sıralıdır ve içlerinde klorofil barındırmaktadır (Şekil 17-A ve D).
3. Sklerenkima Tabakası
Sklerenkima tabakası, korteks tabakasını takiben gövde çevresine paralel olarak kesintili devam etmektedir. Sklerenkima tabakası 4-5 sıralı olup hücre duvarları oldukça kalınlaşmıştır (Şekil 17-B).
4. İletim Dokusu
İletim demetleri dairesel dizilmiştir. Floem hücreleri çevreye doğru bulunurken ksilem merkeze doğru konumlanmıştır (Şekil 17-B).
5. Öz Bölgesi
Öz bölgesinde parankimatik karakterli öz hücreleri yer almaktadır (Şekil 17-C).
31
Şekil 17. Linum ertugrulii türünün gövde enine kesitlerinin ayrıntılı anatomik görüntüleri. A) ep: epidermis, kp: korteks parankiması, st: stoma, ku: kutikula B) İletim elemanları ve sklerenkima fl: floem, sk: sklerenkima, ks: ksilem C) Gövdenin öz bölgesi D) ko: kollenkima
Yaprak
Linum ertugrulii’a ait yaprakların enine kesitleri incelendiği zaman, epidermis
tabakası, mezofil dokusu ve iletim demetleri gözlemlenmektedir (Şekil 18 ve Şekil 19). 1. Epidermis tabakası
Epidermis hücreleri yaprağın her iki tarafında da bulunmaktadır. Hücrelerin şekli dikdörtgenimsi-ovaldir. Epidermiste yer alan stomalar mezomorfik tiptedir (Şekil19-A-B).
2. Mezofil dokusu
Yaprağın mezofil dokusunda her iki tarafta palizat parankiması ve bu palizat parankimalarının arasında ise sünger parankiması bulunmaktadır. Yaprak ekvifasiyaldir (Şekil 18). Mezofil dokusunun kalınlığı ise 404,3±32,6 µm’dir (Çizelge 3).
32 3. İletim demetleri
İletim demetleri kollateral tiptedir. Yaprağın orta kısmında bulunan iletim demeti en büyüktür (Şekil 18). Kenar kısımlarda ise demetler küçüktür.
Şekil 18. Linum ertugrulii türünün yaprak enine kesitinin genel görünümü
Şekil 19. Linum ertugrulii türünün yaprak enine kesitinin ayrıntılı görüntüleri A) Yaprağın üst kısmı üep: üst epidermis, st: stoma, stb: stoma altı boşluğu, pp: palizat parankiması B) Yaprağın alt kısmı aep: alt epidermis
33
Çizelge 3. L. ciliatum, L. pamphylicum ve L. ertugrulii için yapılan anatomik ölçümler
L. ciliatum L. pamphylicum L. ertugrulii
Uzunluk (Ort±SD) Genişlik (Ort±SD) Uzunluk (Ort±SD) Genişlik (Ort±SD) Uzunluk (Ort±SD) Genişlik (Ort±SD) Kök Peridermis 129,8±20,8 76,2±9,9 - - Korteks 12,3±1,1 33,8±7,7 20,6±3,2 38,4±6,1 - - Trake 39,1±7,2 46,1±6,2 - - Gövde Kutikula 10,1±1,2 7,6±1,7 8,1±2,5 Epidermis 18,9±3 27,4±4,5 27,8±5,2 30±5,8 28,3±4,3 22,2±6,5 Korteks parankiması 27,2±5,2 40,6±4,6 25,8±5,7 35±8,2 35,7±5,4 32,8±4,0 Sklerenkima 18,3±2,6 16,3±3 12±3,6 17,5±2,1 18,9±3,3 15,7±5,1 Öz Hücreleri 44,4±9,5 35,7±5,4 45,1±8,3 Stolon gövde Peridermis - - - - 84,8±8,0 Korteks - - - - 35,29±6,1 47,04±10,4 Trake - - - - 29,9±4,6 Yaprak Üst epidermis 40,4±7,8 53,7±17,2 55,7±14,2 51,2±12,6 56,3±6,1 55,8±26,4 Mezofil 230,9±52,7 199,7±3,4 404,3±32,6 Alt epidermis 46,9±14,6 48,6±14,3 38,7±9,7 37,2±11,6 44,14±12,4 41,58±13,3 Ort.: Ortalama, SD: Standart sapma
Linum cinsine ait L. ciliatum, L. pamphylicum ve L. ertugrulii türlerinin anatomik
özellikleri incelendiği zaman bir takım farklılıkların olduğu gözlemlenmiş ve bu farklılıklar Çizelge 3.’de verilmiştir. L. ertugrulii türü için elimizde yeterli miktarda kök olmadığı için kökün anatomik yapısı incelenememiştir. Kök yerine stolon gövdeden alınan kesitler değerlendirilmiştir.
34
Çizelge 4. L. ciliatum, L. pamphylicum ve L. ertugrulii türlerinin anatomik yönden karşılaştırılması
Anatomik
tabakalar L. ciliatum L. pamphylicum L. ertugrulii
Kök Peridermis 129,8±20,8 µm kalınlığı bulunmaktadır. 76,2±9,9 µm kalınlığı bulunmaktadır. -
Korteks bölgesi 8-9 sıralı hücre grubundan
oluşmaktadır.
10-11 sıralı hücrelerden oluşmaktadır.
Öz Bölgesi
Öz bölgesi ksilem elemanları ile dolmuştur.
Öz bölgesinde çok az miktarda parankimatik
hücre bulunmaktadır.
Gövde
Kutikula Kalınlığı 10 µm kadardır. Kalınlığı yaklaşık 7 µm kadardır.
Kalınlığı yaklaşık 8 µm kadardır
Epidermis 18,9×27,4 µm, stoma içermez. 27,8×30 µm, yer yer stomalar ile kesintiye uğrar.
28,3×22,2 µm, yer yer stomalar ile kesintiye
uğrar.
Korteks parankiması
5-6 sıralıdır. Oval şekillidir.
6-7 sıralıdır. Oval şekillidir.
9-10 sıralıdır. Oval hücrelere ek olarak bozulmuş şekilli hücrelerde vardır. Stolon gövde Peridermis - -
Stolon gövdeden alınan enine kesitlerde peridermisin kalınlığı 84,8±8,0 µm’dir. Korteks bölgesi - - Korteks bölgesi 9-10 sıralı hücrelerden oluşmaktadır. Öz bölgesi - - Öz bölgesi stolonlu gövdede nispeten geniş bir alan kaplamaktadır.
Yaprak Mezofil dokusu
Mezofilde hem palizat parankiması hem de sünger parankiması bulunmaktadır
(Ekvifasiyal). Sünger parankiması hücreleri sınırlı bir
alandadır.
230,9±52,7 µm kalınlığı vardır.
Mezofilde hem palizat parankiması hem de sünger parankiması bulunmaktadır
(Ekvifasiyal). Sünger prarankiması hücreleri geniş
bir alanı kaplamaktadır. 199,7±3,4 µm kalınlığı
vardır.
Mezofilde hem palizat parankiması hem de sünger parankiması bulunmaktadır (Ekvifasiyal). Sünger parankiması hücreleri sınırlı bir alandadır. 404,3±32,6 µm kalınlığı vardır.
35
L. ciliatum ile L. pamphylicum türlerinin kök anatomik yapılarında peridermis
koruyucu doku tabakasının, iki tür arasında kalınlık bakımından farklı olduğu belirlenmiştir. L. ciliatum’da 129,8±20,8 µm olan peridermis kalınlığı, L. pamphylicum’da 76,2±9,9 µm’dir (Çizelge 3).
Buna ek olarak L. ciliatum 8-9 sıralı korteks parankimasına sahipken L.
pamphylicum 10-11 sıralı korteks parankimasına sahiptir.
Diğer taraftan L. ciliatum köklerinin merkez kısmı (öz) ksilem elemanları ile kaplıdır. Belirli bir öz bölgesi bulunmamaktadır. Fakat L. pamphylicum küçükte olsa bir öz bölgesine rastlanmakta ve bu öz bölgesinde parankimatik hücreler bulunmaktadır.
İncelenen türlerin gövde anatomilerinde, L. ciliatum, L. pamphylicum ve L.
ertugrulii türlerinin gövde enine kesitlerinde çıkıntıların bulunmasıdır. Sharifnia ve
Albouyeh (2002) tarafından yapılan bir çalışma ile Linum cinsine ait 12 türün gövde anatomik yapılarında şekilsel farklılığın olduğu ortaya konulmuştur. Özellikle gövdelerin dış kısımlarında bulunan üçgenimsi çıkıntıların her Linum türünde olmadığı belirtilmiştir. Bu durumun seksiyonların ayrımında kullanılabileceğini ifade etmişlerdir. Bizim çalışmamız ile bu çalışma örtüşmektedir.
Gövdeyi saran kutikula tabakası L. ciliatum’da daha kalın iken L. ertugrulii ve L.
pamphylicum’da biraz daha incedir (L. ciliatum 10 µm, L. pamphylicum 7 µm, L. ertugrulii
8 µm). Epidermisin hücre boyutları türler arasında yakınlık göstermektedir (Çizelge 4). Gövdenin korteks bölgesindeki parankimatik hücrelerin L. ciliatum’da 5-6 sıralı iken L. pamphylicum’da 6-7 sıralıdır L. ertugrulii’de ise 9-10 sıralıdır. Gövde anatomisinde bu üç türün ortak özelliği olarak sklerenkima tabakasının gövdeye paralel olması ve kesintili ve yarım ay şeklinde iletim demetlerinin üzerinde yer alması söylenebilir.
Türlerin öz bölgesi gövde enine kesitinin yaklaşık 1/3’ünü kaplamaktadır. Öz bölgesindeki hücreler parankimatiktir.
İncelenen örneklerin yaprak anatomik yapıları tek sıralı iletim demetleri ile etraflarında mezofil dokusu ve üst ve alt epidermis hücrelerinden oluşmaktadır. Mezofil dokusu türler arasında yapı olarak benzerlik göstermektedir. Her üç türünde yaprakları kseromorfiktir. Yapraklar ekvifasiyaldir. Enine kesitlerde stomaların her iki yüzeyde de mezomorfik tipte olduğu belirlenmiştir.
Mezofil dokusu daha ayrıntılı incelendiği zaman L. ciliatum ve L. ertugrulii türlerinde sünger parankimasının daha az bir bölge kapladığı fakat L. pamphylicum türünde sünger parankimasının daha geniş bir alan kapladığı belirlenmiştir. Yine mezofil dokusunun kalınlığı türler arasında değişkenlik gösterebilmektedir. L. ertugrulii en geniş
36
mezofil dokusuna (404,3±32,6 µm) sahiptir (Çizelge 3). Bu durumun L. ertugrulii türünün yayılış gösterdiği tuzcul alanlar ile ilgili olabileceği kanaatindeyiz
4.3. Moleküler Bulgular
ISSR analizleri ile, 3 Linum türünün genotipini karakterize etme ve aralarındaki genetik ilişkiyi tanımlama amacı ile kullanılmış bir tekniktir. PCR amplifikasyonları sonunda yapılan agaroz jel elektroforezi görüntüsü Şekil 20’de verilmiştir.
Şekil 20. Linum türleri arasındaki genetik ilişkileri gösteren ISSR patternlerine ait jel görüntüsü ( M: Marker, 1. L.ciliatum 2. L.pamphylicum, 3. L.ertugrulii)
37
Şekil 21. ISSR skorlamalarına dayalı keten türleri arası genetik yakınlığı gösteren dendogram
Totalde 20 ISSR primeri denenmiş olup bunlardan 9 tanesi tüm türlere cevap vermiştir. Tüm türleri karakterize eden primerlere göre oluşan patternlerden üretilen dendograma göre araştırma konusu olan keten türleri genetik açıdan oldukça farklılaşmış görülmektedir. Genetik açıdan L. pamphylicum ile L. ertugrulii türleri birbileriyle % 53 civarında yakın görülmektedir. L. ciliatum türleri ise bu iki türe % 43 oranında benzerlik göstermektedir.
38 5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER
5.1 Sonuçlar
Araştırma sonuçlarına göre endemik keten türlerinin anatomik, morfolojik ve moleküler bakımdan açıkça farklı türler olduğu anlaşılmıştır. Linum ciliatum gerek habit gerekse anatomik ve moleküler özellikler bakımından diğer türlere oranla oldukça farklılaşmış görülmektedir. Bu tür tüm yaprak ve sepallerin marjinleri boyunca devam eden silleri ile karakteristik bir tür olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, L. ciliatum türü tabanda steril rozet yapraklarının olmayışı ile diğer iki türden ayrılabilir. L. pamphylicum türü her ne kadar anatomik özellikleri bakımından L. ciliatum türü ile benzerlik göstersede moleküler markırlar aracılığıyla gerçekleştirilen analizler türün genetik açıdan oldukça farklı olduğunu göstermiştir. L. pamphylicum türünün tabanda steril rozet yaprakları oldukça belirgin olup diğer türlerden bu özelliği ile ayrılabilir. Ayrıca bu türün kaliks dişleri kaliks tüp uzunluğuna oranla 2 kat daha uzundur ve meyvede genellikle güçlüce meyveyi kuşatır. L. ertugrulii etli gövde ve yaprakları ile karakterize bir türdür. Diğer iki türe kıyasla kaliks dişlerinin tüpe olan oranı daha azalmış ve 1:1 oranında bulunmuştur (Şekil 3B). Ayrıca stolon gövde taşıması ile diğer iki türden açıkça farklı görülmektedir. Ele alınan türlerin meyve yapıları birbirlerinden farklı bulunmuştur. Kapsül L.
pamphylicum türünde globoz, L. ciliatum’da ovoid-oblong, L. ertugrulii türünde ise
orbicular şekillidir. Anatomik açıdan kök, gövde, stolon gövde ve yaprağa ait, Peridermis, Korteks bölgesi, Öz Bölgesi, Kutikula, Epidermis, Korteks parankiması, Mezofil dokusunun türlerin karakterizasyonunda önemli bulgular taşıdığı belirlenmiştir. Kök peridermis kalınlığı açısından L. ciliatum türü açıkça L. pamphylicum türünden ayrılmaktadır. Ayrıca iki türün kök öz bölgesi farklılık göstermektedir. Ele alınan türler yaprak mezofil dokularının ekvifasiyal olması ile benzerlik gösterselerde, sünger parankimalarının kalınlığı her üçündede farklılık göstermektedir. Moleküler analizlerde kullanılan ISSR markırları incelenen keten türlerinin çok yakın ilişkili türler olmadığını ortaya koymuştur(Türler arası benzerlik en fazla %53). Anatomik çalışmalarımızda benzerliklerin çok fazla olmayışıda bu sonucu desteklemiştir.
5.2 Öneriler
Sonuç olarak ekonomik açıdan önem arz eden endemik keten türlerinin karakterizasyonunun yapılmasında morfolojik özelliklerinin yanısıra anatomik ve moleküler karakterlerin dikkate alınmasını öneririz.
39 KAYNAKLAR
Abdul Hussain, M.S., Abdul Hussain, K.H. 2004. Presantation of a fast technics for the description of the chromosomic chart of a vegetable species. Journal of Central European Agriculture, 5:1, 29-34.
Atwater, B.R. 1980. Germination, dormancy and morphology of the seeds of herbaceous ornamental plants. Seed Sci. and Tech. 8: 523-73.
Armbruster, W.S., Perez-Barrales, R., Arroyo, J., Edwards, M.E., Vargas, P. 2006. Three-dimensional reciprocity of floral morphs in wild flax (Linum
suffruticosum): a new twist on heterostyly. New Phytologist, 171: 581–590 Carter, J.F. 1993. Potential of flaxseed and flaxseed oil in baked goods and other
products in human nutrition. American association of cereal chemists, Inc. Charles, R. 1944. Cytological Studies on the Flax Genus, Linum. American Journal
of Botany, 31, 4, April, , 241-248.
Christodoulakis, D. 1995. A new subspecies of Linum gyaricum (Linaceae) from Greece. Nord. J. Bot. 15: 145-147. Index to Turkish Plant Chromosome Numbers. In: Güner A, Özhatay N, Ekim T, Başer KHC, eds. Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Edinburgh: Edinburgh University Press, 2000. Vol. 11. (Suppl.2). 407–512.
Cullis, C., Jeongtaek, T., Gorman M. 1995. Genomic Mapping in Flax (Linum usitatissimum). Plant Genome IV Conference, Town & Country Conference Center, San Diego, CA.
Davis, P.H., Mill, R.R. & Kit Tan. 1988. Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Edinburgh University Press, Edinburgh.Vol. 10 (Suppl.), 458–509. Davis, P.H. 1967. Flora of Turkey and the East Aegean Islands. University Press.
Edinburgh. Vol. II, 425–450.
De Lange, P.J., Murray, B.G., Datson, P.M. 2004. Contributions to a chromosome atlas of the New Zealand Flora – 38. Counts for 50 families. New Zealand Journal of Botany, Vol. 42: 873–904.
Delorit, R.J., Greub, L. J., Ahlgren, H. L. 1984. Crop production. Prentice-hall, Inc. Dewilde, B. 1983. 20 eeuwen vlas in Vlaanderen: 439 pp.
40
Dural, H., Ekim, T. 2007. Obruk Yaylası ve Karacadağ (Karapınar) Florası, Fen Dergisi, 29:61-90. Selçuk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi. Konya
Ekim, T., Koyuncu, M., Vural, M., Duman, H., Aytaç, Z., Adıgüzel, N. 2000. Red Data Book of Turkısh Plants (Pteridophyta and Spermatophyta). Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, Yayın No: 18, Ankara.
Esin, U. 1979. İlk Üreticiliğe Geçiş Evresinde Anadolu ve Güneydoğu Avrupa. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Basımevi.
Ezer, N., Avcı, K. 2004. Çerkeş (Çankırı) Yöresinde Kullanılan Halk İlaçları. Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dergisi, Cilt 24, Sayı 2, ss.67-
Flax Council of Canada and Saskatchewan Flax Development Commission 2002.
Flax Counsil of Canada 2007. Flax, Heart Health. Supplement to Prepared Foods Magazine. Flax Counsil of Canada, Canada.
Gonzalez Zapatero, M.A., Elena-Rossello, J.A., Navarro Andres, F. 1989. Números Cromosomáticos De Plantas Occidentales. Anales Jardín Botánico De Madrid, 45(2).
Gill, K.S. 1987. Linseed. Indian Council of Agricultural Research, New Dehli: 186 pp. Growing Flax, Production, Management and Diagnostic Guide, Fourth Edition. Flax Council of Canada, Saskatchewan Flax Development Commission, Canada.
Güner, A., Özhatay, N., Ekim, T., Başer, K.C.H. 2000. Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Edinburgh University Press, Edinburgh.Vol. XI (Suppl. 2). Hayward, H.E. 1948. The structure of economic plants.The Macmillan company,
NY. 674 p.
Hutchinson, J. 1967. The Genera of Flowering Plants. Oxford Univ.Press, London. Vol. II, 595–600.
Işık, K. 1997. Biyolojik Çeşitlilik (Biodiversity). Bilim ve Teknik. TÜBİTAK. Ankara, 30 (350): 84-87.
41
Kurt, O., Doğan, H., Demir, A. 2006. Samsun ekolojik koşullarına uygun kışlık keten çeşitlerinin belirlenmesi üzerinde bir araştırma. OMÜ Zir. Fak. Dergisi, 21(1): 1-5.
Kurt, O., Uyanık, A., Karaer, F., Ayan, A.K. 2004. Türkiye' nin Linum L. (Keten) cinsine ait tek yıllık bazı türlerinin bazı taksonomik, tarımsal ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi. TÜBİTAK TBAG Proje No. 1745;198T137, 1– 29.
Kurt, O., Yılmaz, S., Demir, A. 2005. Keten’in verim ve verim unsurları ile ham yağ oranına bitki büyüme düzenleyicisi uygulama zamanı ve azotlu gübre dozu uygulamasının etkileri. OMÜ Zir. Fak. Dergisi, 20(3): 16-22.
Kurt, O. 1996. Ketenin (Linum usitatissimum L.) üretimi ve kullanım alanları. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Dergisi 11(1), 189-194 Lemesh, V.A., Shut, M.V., Khotyleva, L.V. 2005. Use of RAPD markers for the
study of interspecies variability in Flax (Genus Linum L.). Вестник ВОГиС, 9, No: 4.
Muravenko, O.V., Lemesh, V.A., Samatadze T.E., Amosova A.V., Grushetskaya Z.E., Popov K.V., Semenova O.Y., Khotyuleva L.V., Zelenin A.V. 2003. Genome Comparisons with Chromosomal and Molecular Markers for Three Closely Related Flax Species and Their Hybrids. Russian Journal of Genetics, Vol. 39, No. 4, April, 414-421.
Muravenko, O.V., Samatadze, T.E., Popov, K.V., Amosova, A.V., Zelenin A.V. 2001. Comparative study of genomes of two species of flax by C-banding of chromosomes. Engelhardt Institute of Molecular Biology, Russian Academy of Sciences, Moscow, Russia. Genetika, Mar;37(3):332–5.
Ockendon, D.J. 1968. Biosystematic studies in the Linum perenne group. New Phytologist 67 (4), 787–813.
Ockendon, D.J. 1971. Cytology and pollen morphology of natural and artificial tetraploids in the Linum perenne group. New Phytologist 70, 599–605. Ogle, D., John, L. St., Peterson, J.S., Tilley D.J. 2006. Blue Flax, Linum perenne L.,
Lewis Flax, Linum lewisii Pursh. United States Department of Agriculture (USDA)-Natural Resources Conservation Service (NRCS), Idaho State Office & National Plant Data Center.