! T- 5W JS<t
I
s t a n b u l f e t ih c e m iy e t iİ
s t a n b u l e n s t it ü s ü n e ş r î y a t i: 54
Doçent Dr. Reinhard STEWIG Kİ EL ÜNİVERSİTESİ COĞRAFYA ENSTİTÜSÜ
İSTANBUL’DA
ÇIKMAZ SOKAKLAR
VE
GECEKONDU MESELESİ
Türkçeye Çevirenler :Ruhi TURFAN M. Ş. YAZMAN
İSTANBUL’DA
Ç I K M A Z S O K A K L A R
ı
Kiel Üniversitesi Coğrafya Enstitüsünde Coğrafya Doçenti
Dr. REINHARD STEW1G
İS T A N B U L ŞEHRİ Ö R N E K A L IN A R A K D O Ğ U L U Ç IK M A Z S O K A K B Ü N Y E SİN İN M E Y D A N A G ELİŞ SEBEPLERİ VE G E C E K O N D U L A R L A İLGİSİ B A K IM IN D A N BİR A R A Ş T IR M A“ 11 Mahalle plânı ve 1 cedvel ile birlikte”
Türkçeye Çevirenler :
ÖN S ÖZ
Almanya’da Kiel Üniversitesi doçentlerinden Dr. Reinhard Stewig tara fından yazılan ve Ruhi Turfan’la M. Şevki Yazman tarafından Türkçeye çev rilerek evvelce neşredilmiş olan, İstanbul şehri ile ilgili (Dünya Şehri Prob lemi Bakımından Bir Araştırma, İstanbul'un Eünyesi, Doğulu Osmanlı Bün yeden Avrupalı Kozmopolit Bünyeye Geçiş) adlı iki ufak eser hakkındaki gö rüşlerimizi evvelce ifâde etmiştim.
Bu defâ yine, İstanbul’umuzla alâkalı aynı ilim adamının belirli, coğrâfî görüşlerin ışığı altında hazırladığı ve çok sevdiği Türkiye’de basılmasını arzu ettiği anlaşılan (İstanbul Şehri Örnek Alınarak Doğulu Çıkmaz Sokak Bünye sinin Meydana Geliş Sebepleri ve Bunun Gecekondularla Alâkası Bakımından Bir Araştırma) adlı mahallî bir küçük etüdünü zevkle gözden geçirdim.
Bu küçük etüdde de ilk göze çarpan husûsiyet, günlerce süren ve sabırla ifâde edilmesi gereken sistemli ve metotlu, yorucu bir çalışma, araştırma ve didinmenin mahsûlü olduğu intibâını vermiş olması bakımından memnuniyeti mucip olmaktadır.
İstanbul’un çok mahdut ve belirli bir sâhasını içine almasına rağmen, bu ralardaki sokakları ve mahalleleri inceleyen, sâkinlerinin durumlarını değer lendirerek soruşturmalara kıymet veren, eski ve yeni şehir plânlarını karşı laştırmak suretiyle, seçilen coğrafî yolun isâbetini göstermesi bakımından da dikkate lâyık görülmüştür.
Sinesinde târihin çok zengin hazînelerini saklıyan güzel İstanbul’umuzun her köşesi, başlı başına araştırmaya konu olmaya lâyık kaynaklarla dolu bir sâhadır. Coğrafyacıların bu konular üzerinde her geçen gün yapacakları araştırmaların yekûnu, şehrin gelişmesine bağlı önemli düğüm noktalarının çözülmesi bakımından da şükrâna lâyık hizmetler olarak ifâde edileceği tabiîdir.
Türk dostu yabancı bir ilim adamının, mahallî bir takım zorluklar arze- , deceği muhakkak olan bu verimli araştırmaları sırasında, kendisine her sâ- hada rehberlik yaptığına asla şüphe etmediğim Türk coğrafyacılarından de ğerli maârifçi arkadaşım, meslekdaşım Ruhi Turfan’ın da bu işte büyük eme ği geçtiğini de belirtmek suretiyle bir gerçeği ifâde etmekten kendimi alamadım.
Yazar bu defâki çalışmasında, İstanbul’da çıkmaz sokakların nasıl teşek kül ettiğini, başka memleketlerde bu konunun ne olduğu, şimdiye kadar ileri sürülen fikir ve mütâlâaların nelerden ibâret bulunduğunu, belirli bir târihî devre içinde yapılan plânlarla bugünkü şehir plânlarını karşılaştırmakta, bun lardan çıkardığı bir takım coğrâfî sonuçlara göre de, daha Fetihten önce baş- lıyan çıkmaz sokakların, Fetihten sonra da devam etmek suretiyle nasıl te şekkül ettiğini, bugünkü gece kondularda nasıl münâsebetler kurulduğunu, coğrâfî görüşlerin ışığı altında, ifâde etmek sûretiyle, İlmî bir takım neticeler çıkarmaktadır.
Bu defâ yine coğrafyacı meslekdaşım ve maârifçi arkadaşım Ruhi Turfan, târihçi ve muharrir arkadaşımız M. Şevki Yazman tarafından Dr. R. Stevvig’in çalışmaları Türkçeye tercüme edilmiş bulunmaktadır. Bu sâhada hizmeti ge çenler şükrana lâyıktır. Bilhassa tebrik ederim.
Ayrıca basılmasını üzerine alan İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul Enstitü- nü’nün muhterem ve kadirşinas mensuplarını da gönülden tebrik ederim.
Ord. Prof. Ali Tanoğlu
İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü
B A Ş L A N G I Ç
İstanbul şehrinin yeni plânlarından birisi, meselâ Halway’ın 1964 târihli ve 1/12,500 ölçekli plânı dikkate alındığında, bütün şehirde, yâni Marmara Denizi ile Haliç arasındaki eski İstanbul şehrinde, Haliç’le Karadeniz Boğazı arasındaki Beyoğlu mmtakasında ve hattâ Anadolu yakasındaki Üsküdar’da, birbirinden ayrılan iki tip bünye göze çarpar. Bu bünye tiplerinden birisi, do ğuş yeri îtibâriyle, Avrupalı ve dünyaya yayılışı dolayısiyle de kozmopolit ola rak adlandırılır. Bu bünye tipi satranç tahtası şeklindedir. XIX. asrın ilk ya rısında İstanbul’da ayrı ayrı alanlarda ve son zamanlarda yeni yerleşme ma hallelerinde büyük ölçüde kullanılmaya başlanmıştır. O derecede ki eski İstan bul semtinde Marmara Denizi’nden Haliç’e kadar büyük bir alanda bu satranç tahtası şekli yer almış bulunmaktadır.
Bunun yanında Beyoğlu ve Üsküdar semtlerinde de, geniş alanlar bu şekle girmiştir. Bu Avrupalı ve kozmopolit bünye tipi arasına son yıllarda açılan bulvarları da dâhil etmek lâzımdır ki, gerek halka şeklinde yuvarlak ve gerek se, bunlarla kesişen veyâ paralel giden caddeler bütün eski İstanbul semtini, Beyoğlu merkezini ve Üsküdar’ı kaplamış durumdadır.
Diğer tipteki bünyeye gelince : Bu, doğulu dediğimiz Osmanlı imparator luğu zamânında meydana gelmiştir. XIX. asır başına kadar bütün İstanbul’u kaplamıştı. Bugün, her tarafta yeni îmaratla Avrupalı bünye tipi tarafından ortadan kaldırılmaktadır. İstanbul’da ve diğer şehirlerdeki bu doğulu bünye tipinin başlıca karakteri şunlardır :
Sokaklar dardır. Sokak genişlikleri daha ziyâde yayalar ve yük taşıyan hayvanlara göre yapılmıştır.
Sokaklar sık sık yön değiştirir. Uzun bir mesafede sokakların yön değiştir meden devâmı enderdir '. Sokakların yalnız doğrultuları ve genişlikleri de çok sık değişir; dar ve geniş sokak parçaları düzensiz olarak birbiri ardından gelir 1 2, caddelerin cephesiyle evlerin ve arsaların cephesinin birbirine uygun luğu enderdir. Nihayet doğulu bünye tipinin bir belirtisi olarak bir çok yollar bir sona ulaşmadan kalır. Bunlar kısa veyâ uzun, başka kolları olan veyâ ol mayan genişlikleri birbiri ardınca değişen çıkmaz sokaklardır.
1) Bu gibi devamlı uzun caddelerin eskiden kalmış Roma - Yunan üslûbuna göre olduğunu, 1921-1924 de Şam ’ da, C. W,atzinger ve Wulzinger tesbît etmişlerdir.
Doğulu şehir bünyesinin tipik bir belirtisi olan bu çıkmaz sokaklar bilhassa İstanbul şehri ele alınarak çeşitli bilimsel araştırmalara tâbi tutulmuştur. Şimdiye kadar bunun îzâhı hakkında yapılan açıklamalar da şu üç doğrultuda olduğu görülür.
Bunlardan birisi, doğulu şehir bünyesinin ortaya çıkışında İslâmlık mah remiyetinin rol oynadığı kanâatidir. Bu düşünceyi bilhassa A. Akgün ve E. Eg- li 1 ileri sürmüşlerdir.
E. E gli’nin fikrine göre, şehirler hakkındaki menfî beyan Kur’an’da mev cuttur 2 3; bu da plânsızlığa götürmüştür. Şehirlerde geometrik plân fikri yoktur. Ne yuvarlak, ne de dört köşe şekil meydana gelmemiştir ;i. Islâm şehirlerinin kendilerine göre özellikleri vardır. Belirli bir esasa dayanan caddeler sistemi yoktur. E. Egli’ye göre, dünya görüşü, Kur’an ve mânevi anlayışlarına naza ran aynı kökten gelmiş, aynı itikada sahip topluluklar bir araya gelirler ve şehir kurulması buna göre ifâdesini bulur. Böylece E. Egli’ye göre, dünya hak- kmdaki görüşleri, Kur’an hükümleri ve itikatlarından hâsıl olan insanların bir araya gelmesiyle şehirlerin kurulması şartları tahakkuk etmiş olur. Bu- rada E. Egli’nin fikrine göre sosyal geografik bir faktör de işin içine karışır, ve Kur’an’m şart koştuğu müslümanlar, şehirlerin, kendi içine çekilmiş sakin sokaklar, medhalleri nazarı dikkati çekmeyen evler ve aradan geçişlere mü sâade etmiyen yollardan meydana gelmesine, önem verirler. Buna bir de iklim ve arâzînin etkisi gözönüne alınarak güneşten, tozdan, sakınma keyfi yeti eklenirse, dar sokaklar ve az pencere ortaya çıkar. Sonra politik-sosyal tezadlar baş gösterir. (Hiç değilse Orta Çağ’da) Topluluğa hâkim olan sınıfta onlara tâbi sınıf arasındaki fark dolayısiyle, saray ve konak mahalleleri ile halkın oturduğu mahalleler arasındaki yol ve arâzî farkı yüzünden, İstanbul’da görüldüğü gibi, evvelden hazırlanmış ve tasarlanmış bir plâna göre mahal leleri ayırmaya imkân kalmaz. Bilâkis caddenin gidişine göre, “ zorlanmadan caddenin kenarına sıralanmış ve yan yana inşâât” ortaya çıkar.
Şimdi doğulu şehir bünyelerinin şeklinde ve bilhassa çıkmaz sokakların meydana gelişinde, ikinci bir görüşü, pazar mahallinden çıkan şuâ şeklindeki caddelerle arsa sâhiplerinin haklarını korumak üzere buradan ayrılan yolla rın çıkmaz sokaklar hâline geldiğini ileri süren R. Mayer’in tezi teşkil et mektedir.
R. M ayer’in İstanbul, Konya, Sivas şehir plânlarını tetkik neticesinde, eski şehirlerin, merkezini teşkil eden pazar mahallinden ve bir merkezden şuâ şek
i l A. Akgün 1959; E. Egli 1962.
2) Bu hususta G. E. Grunebaum’ un 1955 tarihli eserinin 140 ve 150. sahifelerinde, müslümanlığın istisna kaidelerinden gelindiği ve şehirlere, özel statüler vermediği, fakat müslümanlığın şehir içinde doğduğunu ve şehirlilerin düşüncesi olduğunu yazar.
9
linde ve şehir içerisinde birbirinden gittikçe uzaklaşan caddeler arasındaki ar sa genişlikleri şehir kenarında büyür. Ortada kalan arsaları, yan caddelere bağlamak için çıkmaz sokak bir zarûret hâlini alır.
R. Mayer, bu olayı, İstanbul’da bir kadastro plânına sâhip olmadığı için, bir araştırma ve düşünce sonucu, olarak ileri sürüyor. Aynı olayın Macaris tan’da yayılmış bâzı hayduk şehirlerinde meydana geldiği, hatta Almanya’da dar surlar arasındaki bâzı şehirlerin, duvar dışına çıkmamasından, buna ben zer şekiler meydana geldiğini ve İstanbul’da da aynı sebeplerden çıkmaz sokak ların teşekkül ettiğini ileri sürer.
Doğulu şehir bünyesinin meydana gelmesinin scsyal geografik sebeplerinin üçüncü bir izâhını G. Schwarz şu sûretle yapar. Bu izâhını (Genel Geografik Yerleşme) adlı eserinde ortaya koyduğu izâh, geniş bir ilgi görmüştür. G. Schwarz’in bu çözüm şekli 1912 E. Reitemeyer ve K. Wulzinger, C. Watzinger’in 1924 de Şam, J. Weulersse’in 1937 de, Antakya üzerindeki incelemelerine da yanır.
Arayıcılar eserlerinde, adı geçen şehirlerin şekil almasını çeşitli kabilele rin ayrı ayrı yerlerde mahalleler kurmalarına bağlarlar. Bu mahalleler aynı zamanda kabile esaslarına göre birbirinden ayrı topluluklara âittir. Hattâ da ha eskiden bu kabilelerin yerleşme alanlarının etrâfı duvarla çevrili ve kapı larla kapalı tutulurdu, ve tabîatiyle buralara da çıkmaz sokaklarla gidilirdi. Bu mahallelerin herbirinde ayrı bir millet veyâ mezhep toplulukları, yaşar lardı ki, dînî kanâatleri, buraya geliş yerleri ve hattâ ırkları, yanlarındaki ma halle sâkinlerinden ayrı idi.
Çıkmaz sokak prensibi, yâni birbirinin aynı ırk veyâ mezhep toplulukları mahallesinin tek bir yol ile şehre bağlanması, çeşitli mahallelerin birbirine amud caddelerle bağlanma esâsını da ortadan kaldırıyordu. G. Schwarz’in bu görüşüne göre, doğulu İslâm şehirlerinin çıkmaz sokak prensibinden, bu şehir lerdeki sosyal olayların sorumlu tutulması lâzım gelir. İstanbul şehrinin, yu karda belirtilen bu iki açıklamadan faydalanarak incelenmesinde doğulu bün yenin bâzı esaslı şartları görülebilir.
Bilhassa A. Akgün’ün 1 işâret ettiği gibi, intizamsız doğulu şehir bünyesi, şehri gayr-ı muntazam arâzî parçasına oturtmak kaygusundan doğmamıştır. Meselâ 2 numaralı resimde, Bergama’da görüleceği gibi, dik bir yamaçta inşâ olunmuş bir mahalle satranç tahtası şeklinde sokaklara sâhip oluyor da, çok az meyilli bir arâzîye oturtulan esas şehir intizamsız ve doğulu biçimli bünyede inşâ edilmiş bulunuyor. Yine Batı Anadolu’daki antik “ Priene” şehrinde çe şitli yüksekliklerdeki uzunluğuna caddeler, dar teraslar üzerine devâm edebi liyor, bunları dört köşe kesen dik yollar ise, merdiven şekürde inşâ olunabi
liyor. Bu sûretle en güç arâzî şartları altında dahî, satranç tahtası şekli tatbik olunabiliyor
İstanbul’un XIX. asırdaki bir plânı tetkik edilirse 1 2 3 ki, Avrupalı kozmopo lit bünye daha yeni şehir bünyesine girmektedir. Doğulu bünyenin de munta zam şekillere sâhip olduğu görülür. Tamamen plâna göre inşâ edilmiş büyük câmiler, hamamlar, misâfirhâneler, okullar, kütüphaneler, imârethâneler dört köşe bünyeyi gösterirler ve çok defâ düzensiz bünyede olan civar mahallelerle bir tezad teşkil ederler.
İstanbul’un büyük çarşısı da yine dört köşe bir bünyeye sâhiptir ve XVII. asrın ikinci yarısında inşâ edilmiştir. Bu çarşı Fetihten hemen sonra, 1461 se nesinde Fâtih Sultan Mehmed tarafından dört köşe esâsı üzerine inşâya başlat- tırılmıştır.
Bundan şu netice çıkıyor ki; düzensiz bünyenin şehir içinde yayılması, sa raylar, câmiler, pazarlar gibi fonksiyonlu mahallelerde değil, daha ziyâde yerleşme mahallelerine inhisâr etmektedir. İstanbul’da düzensiz doğulu ve çıkmaz sokaklı bünye müslüman, yâhut hıristiyan ve yahudi mahallelerinin genişlemesinden de ortaya çıkmış değildir.
Eski İstanbul’da ve XIX. asrın ortalarında, Haliç’in güney kıyısı, Teodo- sius Suru’nun içinde ve Marmara Denizi kıyısı boyunca müslümanlar otur mazdı.
Yine Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerin oturdukları mahallelerde de, müs- lümanların oturduğu mahalleler gibi, doğulu bünyeye rastlanırdı. Bergama şeh rinin 1900 târihli plânında da müslümanlarla hıristiyanların oturdukları m a hallerde de bünye itibâriyle fark yoktu :i.
Kesin bir esasa dayanmadan diyebiliriz ki, İstanbul’da şehir bünyesi ile, binâ yükseklikleri arasında da bir bağlantı tesbît edilebilir.
Avrupalı ve kozmopolit bünyedeki şehir kısımlarında binâlar daha ziyâde çok katlıdır. Buna karşılık düzensiz iç şehir kısımlarındaki binâlar ve meselâ Teodosius Suru’nun içindeki mahalleler, tek katlı veyâ iki katlı ahşap ve bahçe içinde bir âilenin oturduğu evlerden ibârettir. R. Busch-Zantner 4 şu kanâat tedir ki, doğulu şehirlerin çıkmaz sokakları hep pazarlara doğru açılır; dışarı açılmaz. Bu düşünce en az İstanbul şehri için vârid değildir. Genel olarak çık maz sokaklar inşâat alanlarının içinde kapanırlar.
1) T. H. Wiegand, H. Schräder, 1904, S. 35. 2) E. H. Ayverdi, 1958, C. Stolpe 1863. S. 48.
3) M. Halbwachs'in 1942 târihli eseri, sahife 30, Yine C. Stalpe’nin 1863 târihli plânı.
4) R. Busch-Zantner, 1932 eserinin 7. sahifesi ve H. Willhelmy'nin 1936 eserinin 48. sahifesi.
11 Yine R. Mayer tarafından ileri sürülen, pazarlardan şuâ şeklinde şehir içine dağılan caddelerden ayrılan sokakların geniş inşâat alanları içine dalmaların dan dolayı çıkmaz sokakların meydana geldiği de kabul edilemez. Eski İstan bul’un bünyesine bakıldığı zaman bir noktadan şuâ şeklinde ayrılmış caddeler görülür. Fakat bu şekildeki ana caddelerin Bizans zamanında inşâ edilmiş cad delere uygun düştüğü arkeolojik araştırmalarla meydana çıkmıştır. Buradan Ormanlı devrinin ana caddelerinin Bizans devrinden kalma olduğu anlaşılır. Bu caddelerin yönleri İstanbul yarım adasının doğusunda fiziko-geografik se beplerden daralır. Şuâlar şeklinde gidiş Bizans devrinin bir mîrâsı olduğuna ve R. M ayer’in düşüncesine göre, şehir kenarına doğru genişliyen arâzîde de çıkmaz sokaklar meydana gelir.
Şimdi bu düşünceyi E. H. Ayverdi’nin XIX. asrın ikinci yarısındaki duru mu gösteren 1/4500 ölçekli plânı ile karşılaştırırsak, 1 2 şehir kenarlarındaki çık maz sokakların, şehir içindekilerinden fazla olmadığını görürüz. Bilâkis şehir içindeki arâzînin parçalara ayrılması ve çıkmaz sokakların meydana gelmesi şehir kenarından fazladır. Bundan şuâ şeklindeki caddelerin çıkmaz sokakla rın ortaya çıkışındaki başlıca sebebi teşkil etmedikleri sonucuna varırız.
Buradan şu neticeyi de çıkarırız ki; bilhassa İstanbul’da çıkmaz sokak ların ortaya çıkması olayı daha Bizans devrinde başlamıştır
1) Bunun için E. H. Ayverdi'nin 1958 şehir plânına ve Stolpe'nin 1863 plânına bakınız.
2) R. Janin’in 1964 târihli eserindeki 5 numaralı haritası.
Ç ı k m E
Çarşı,
Şehrin merkezi
Şehir
K e n a r ı n d a
çıkmaz
sokaklı büyük arsalar.
Ana caddelerin yönü
îç şehirde çıkmaz sokağı olmıyan kü çük arsalar.
Bospos (Bosporusstadt) şehrindeki ilk çıkmaz sokaklar buna göre Fetih ten yâni 1453 târihinden evvel meydana gelmiştir. Bu hususta 1 2 ST. Runci- man’ın İstanbul’un Bizans Zamânında ve Beşinci Asırdaki İnşaat Nizamları hakkmdaki eseri yeter derecede bir fikir vermektedir. Yazarın belirttiğine göre, caddelerin en az 3-6 metre genişliğinde, balkonların binâlardan açıklığı en az 3 metre olması ve yerden en az 4,5 metre yükseklikte bulunması lâzımdır. Bir evin dışarıya doğru merdiven yapması yasaklanmıştı. Bu sebepten K. Wul- zinger ve C. Watzinger’in Şam için 2 söyledikleri İstanbul hakkında da doğru idi. Yâni şehir sâkinleri mümkün olduğu kadar caddeleri kendi ar salarına katarak geniş, düz, eski yolları daha yukarda belirttiğimiz gibi Bi zans zamanında dar sokaklar hâline sokmuşlardır. Yine K. Wulzinger, aynı kitapta Batı Anadolu’daki (Milet) şehrinin ilk kuruluşunda caddelerinin sat ranç tahtası biçiminde olduğu, çok açık şekilde görüldüğü halde, Bizans za manında ve sonradan inşâat ile çıkmaz sokakların meydana geldiğini söyler. Yine G. E. Von Grunebaum 3 4 eski şehirlerin Helenistik-Roma zamânında dört köşe esâsı üzerine inşâ edildikleri halde, buraların OsmanlIlar eline gelmeden evvel ve BizanslIlar zamânında bozulduğunu söyler. Buna karşılık 1 K. Kirşten, bu m es’elenin Fetihten evvel bozulduğu hakkında bir şey söylemez.
Doğulu bir şehrin çkımaz sokak bünyesine dâir yukardaki iki açıklamadan
2. R. — Bergam a 1904 Şehir plânından bir parça 1) St. Runcıman’ın 1961 tarihli eserinin 186. sahifesi.
2) K. Wulzinger ve C. Watzinger'in 1924 tarihli eserlerinin 31. sahifesi. 3) G. E. Grunebaum 1935 târihli eserinin 146. sahifesi.
13
sonra R. Mayer’in mütâlâasına dönüyor ve çıkmaz sokakların teşekkülünde arsaların parsellenme şeklinin büyük rol oynadığı teorisini ele alıyoruz.
Bugün İstanbul şehrinin büyük kısmı kadastro plânları içine alınmıştır. Bu kadastro plânları 1/500 ve 1/1000 ölçeğinde arâzî parsellerini de göstermek üzere, sigorta şirketleri tarafından hazırlattır ilmiş tır.
Uç numaralı resimde İstanbul’un eski semtlerinden bir doğulu bünyeyi belirten Mimar Sinan Mahallesi görülmektedir. Bu örnekte iki yapı bloku dikkati çekmektedir. Birisi hemen tamamen dörtgen şeklinde olan sol blok, ötekisi, uzamış şekilde sağ bloktur. Caddelerin genişliğinde ufak tefek mih raklardan başka sol ve sağ blokların her ikisinde de çıkmaz sokaklar görül mektedir. Bu blokların içindeki arsaların bölünme biçimi incelenirse, soldaki blokta beş, hatta altı arsanın blokun etrafını çeviren caddeye cepheleri bu lunduğu görülür. Diğer beş veya altı arsanın ise blokun etrafını çeviren cadde ile bir bağlantısı yoktur. İşte bu caddelere bir çıkmaz sokak yapılmış ve ancak bu suretle dışarı ile bağlantı sağlanmıştır. Sağ bloka bakıldığında, bu rada da içerde kalan arsaların iki çıkmaz, bir de intizamsız sokakla dışarı ile bağlantı sağladıkları görülür. Caddelerin gidişinden ve arsaların ayrılışından çıkmaz sokakların doğuş şeklini şu şekilde düşünebiliriz:
Bu çıkmaz sokaklar, bina blokları arasında kalan arsaların dış caddeye ulaşması için bir çâredir. Bu da M ayer’in bu hususta ileri sürdüğü düşünceyi doğrulamaktadır. Pek açık bir şekilde görülüyor ki, bu çeşit çıkmaz sokaklar binâ blokları arasında meydana gelmektedir. Mimar Sinan Mahallesi’ni gör dükten ve oturanları ile görüştükten sonra her iki blokta da şu sonuç meydana çıktı: Armutlu Sokağı ile Keçeciler Caddesi ve Melek Hoca Caddesi arasındaki arâzî aslında vakıf imiş, yâni câmîlere ve dolayısiyle İslâm cemâatına ve Ar mutlu Sokağı ile Melek Hoca Caddesi’nin kesiştiği köşedeki Karabaş Câmiine âitmiş. Bu sahaya sonradan mesken inşâsı için izin verilmiş. (Bu işlemin ne zaman olduğunu tesbît edemedik; Reinhard Stewig) Bunun üzerine yalnız Armutlu Sokağı, Keçeciler ve Melek Hoca caddelerinde değil, bunların ara sında da arsalar meydana gelmiş ve bu ortada kalan parsellerin caddeye ka vuşturulması için de çıkmaz sokak yapmak zarûreti doğmuş. Şimdi Mimar Sinan Mahallesi’nin 1962 târihinde yapılmış kadastro haritası ile E. H. Ay- verdi’nin XIX. asrın ikinci yarısındaki, haritası (4 numaralı resim) karşılaş tırılırsa, E. H. Ayverdi, haritasında parseller gösterilmemiş olmasına rağ men, çıkmaz sokakların kuruluş biçimi kendiliğinden aydınlanmış olur.
E. H. Ayverdi’nin haritası 1875 târihlidir ve Mimar Sinan Mahallesi’nin uzunca olan sağ blokunda ikisi Keçeciler Caddesi’nde ve biri Karabaş Câmiin- de olmak üzere üç çıkmaz sokak vardır. Bu gösteriyor ki, uzun blokta daha 1875 de iskân başlamıştır. Fakat henüz bütün sâhayı kaplamamıştır.
1962 senesine kadar bu yerleşme devâm etmiş, yeni sâhaları da caddeye kavuşturmak için mevcut iki çıkmaz sokak birleştirilerek aradaki eğri yol meydana gelmiştir. Bu meydana gelen yol da, daha ziyâde, tesâdüfen olmuş ve fakat doğulu şehirlerin tipik bünye şekline uygun düşmüştür.
3. R. — İstanbul. Eski İstanbul, Mim ar Sinan Mahallesi’nin 1962 tarihli kadastro plânı.
Bu kuruluş biçimi yapı blokları arasında meydana gelen çıkmaz sokak tipi için bir örnek olmaktadır. Mimar Sinan Mahallesi’nin tamamen dört kö şe olan soldaki inşâat blokunda, 1962 plânında görülen çıkmaz sokak (R. 3) E. H. Ayverdi’nin XIX. asrın ikinci yarısındaki haritasında görülmez. (R. 4) Bu husus mahallede oturanlardan sorulduğu vakit, bu çıkmaz sokağın meydana gelmesinin, sağ bloktaki, sokaklarınkinden daha karışık olduğu ortaya çıktı. Aslında Keçeciler Caddesi ile Çeşme Sokağı köşesinde, Keçeciler Hamamı adında bir hamam varmış, buraya Keçeciler Caddesi’nden kısa bir yol ile gi dilirmiş. Bâzı mahalle sâkinlerinin dediğine göre, bu yol köşeli imiş. Bu
cad-15
4- R. — İstanbul, Eski İstanbul; X IX . asrın II. yarısında Ayverdi’nin 1958 tarihli şehir plânından bir parça (M im ar Sinan mıntakası)
dedeki arâzî de vakfa, Çeşme Sokağı’ndaki büyük arsa ise, miralay (al bay) İbrahim Tevfik’e âitmiş. Hâlen hamam yok; (Hamamın ne vakit yit dığı tesbît edilemedi; Reinhard Stewig) Hamamın arsası da, Albay İbrahim Tevfik’in arâzîsine katılmış ve bu zat öldükten sonra, 1944 de oğlu Nâci Dil- man’a kalmış, hamamın suyu şimdi Nâci Dilman’ın bostan yaptığı yerin sulanmasına yarıyor. Bir zamanlar evkafa âit ve cadde üzerindeki hamam yerine ise Manastır’dan 1944 de gelen muhâcirler yerleşmiş. Mahalle sâkin lerinin söylediğine göre de, bu çıkmaz sokak burada son zamanlarda m ey dana gelmiş, sonradan gelen muhâcirlerin tek katlı evleri, civârdaki eski ah şap ve birkaç katlı Osmanlı tipindeki evlerle karşılaştırılırsa, çıkmaz sokağın E. H. Ayverdi’nin haritasında bulunmayışı ve mahalle sâkinlerinin ifâdesi de birbirini doğrulamaktadır.
Bâzı mahalle sâkinlerinin dediği gibi, eskiden burada köşeden dönmüş bir yol bulunsaydı, çıkmaz sokağın bu yolun bir kalıntısı olması gerekirdi.
Halbuki, bu günkü görünüşte bu çıkmaz sokak öteki yapı bloklarının arasında nihâyete eren çıkmaz sokakların şeklini taşımaktadır.
Mimar Sinan Mahallesi’nin sağdaki uzunca blokunda olduğu gibi, soldaki dört köşe blokunda da meydana gelen çıkmaz sokaklar vakıf arâzîsindedir. Ak la gelen şey acaba, buradaki vakıf arâzî de yerleşme için mi serbest bıra kıldı? Şu nokta da düşünülebilir ki, husûsî arsaların bölünmesi burada çıkmaz sokakların meydana gelmesine sebep teşkil etti. Şimdiye kadarki araştırma lardan bâzı sonuçlar çıkıyor ki; burada bunlara işâret etmek gerekir.
İstanbul’da çıkmaz sokakların meydana gelme olayı XIX. asırda ve
hat-5. R. — İstanbul, Eski İstanbul; Kadırga - Kumkapı semtinin sigorta şirketleri tarafından 1924 de yaptırılmış kadastro plânı.
17
tâ belki XX. asırda dahî, cereyan etmiştir. Bu durum yeni mahallelerin sat ranç tahtası şeklinde planlanmasına kadar devâm etmiştir. Burada akla şu soru gelebilir: Acabâ İstanbul’un eski mahallelerinde hâlâ çıkmaz sokaklar meydana geliyor mu?
Buna kesin bir cevap vermek mümkün değildir. Yalnız genel olarak şüp he beyan edilebilir. Çünkü çıkmaz sokaklar yerleşme sahalarının ve blok larının ortalarındaki arsalarda bulunması sırasında meydana geliyor ki, bu nun sebebi de nüfûsun artması ve yeni yeni ev yapılmasına teşebbüs edilme- sindendir. 1955 te Fâtih ve Eminönü kazalarının nüfûsu artmadı. Nüfus çoğun luğu eski ve orta şehir kısımlarından ziyade kenar mahallelere gidiyor. (M. Bulga’nın ve E. Tümertekin’in eserlerinden 1963).
Eski mahallelerde arsaların parçalanması durmuş veyâ durmak üzere olduğu kabûl edilebilir. Çıkmaz sokakların ne sûretle teşekkül ettikleri olayı bu sûretle tesbît edilince, R. M ayer’in, binâ blokları arasında kalan arsaların caddelerle bağlantısını sağlamak için çıkmaz sokak yapılması olayı, esaslıca doğrulanmış oluyor. R. Mayer tarafından tereddüt ile beyan edildiği üzere, aynı olayların eski batı ve orta Avrupa şehirlerinde cereyan etmesi keyfiye tine örnek olarak, Ingiltere’de geçen bâzı misaller anlatılabilir. M. R. G. Conzen’in yazdığına göre, Ingiltere’de Northumberlend şehrinde ve Newcastle’, de inşâat blokları arasında kalan eski sâhaların, halkın yerleşmesi için yeni parsellerle doldurulması mecbûriyeti ortaya çıkmış, fakat bu şehirlerde daha ziyâde caddelerin şeklinin yeniden düzenlenmesine çalışılmış, ara parseller doldurulduğu halde, İstanbul’daki çıkmaz sokaklar teşekkül etmemiş ve în- gilteredeki Alnwick ve Newcastle’de çıkmaz sokak meydana gelmemiştir. Çıkmaz sokak teşekkülünün mekanizması hakkında Mimar Sinan Mahalle- si’ndeki örnek tek başına kalmaz. Bunun yanında ve Marmara Denizi kıyısın da Kadırga-Kumkapı örneği de aynı olayı doğrular. (R. 5) de Kadırga, Kum- kapı Mahallesi’nde 1924 de sigorta şirketlerinin hazırladıkları arsaların parsel lenmesi gösterilmiştir. Burada bilhassa resmin ortasına rastlıyan büyük inşâât bloku, dikkati üstüne çeker. Bu blokun 1961 de bitirilen plânı ise, (R. 6) da gösterilmiştir.
1924 deki plânda iki kıvrım yapan çıkmaz sokak güney istikametinden inşâat safhasının içine girer. Kuzeyde ise bir çıkmaz sokak bulunur. 1961 plâ nında ise blokun kuzey tarafında da bir çıkmaz sokak vardır. Herhalde burada da arsaların bölünmesi hâdiseli olmuş, 1924 deki arsalar parçalanmış yeniden meydana çıkan arsaların caddelere ulaşabilmesi için de bir çıkmaz sokak daha yapılmıştır. Büyük inşâat sahasının güney tarafında da bir şekil deği şikliği olarak 1924 deki çıkmaz sokak 1961 de biraz küçülmüştür. Açıkça gö rülür ki, kuzeyden ve güneyden gelen çıkmaz sokakların uçları da birer
6. R. — İstanbul, Eski İstanbul; Kadırga - Kumkapı semtinin 1961 târihli kadastro plânı.
doğrultuda ve birbirine çok yakın bir noktada nihayet bulmaktadır. İstense idi, biraz gayretle burada iki caddeyi birleştiren bir sokak meydana gelebi lirdi. Fakat görülüyor ki, çıkmaz sokakların teşekkülünde gaye, caddelere çıkan bir sokak değil, arada kalmış mahallelere ulaşan bir sokak yapmaktır.
XIX. asrın 1924 ve 1961 kadastro plânları ile E. H. Ayverdi’nin XIX. asrın ikinci yarısındaki haritası karşılaştırılırsa, (R. 7) görülüyor ki, Kadırga - Kumkapı semtindeki inşâât blokları arasında güney doğudaki bu çıkmaz so kaklar henüz bir başlangıç hâlindedir ve kollara ayrılarak içeri girmemiştir. Öyle anlaşılıyor ki, 1924 den evvel arsaların parçalanması ve bünyenin değiş mesi henüz başlamamıştır.
1964 Kadırga - Kumkapı mıntakasına giderek sâkinleri ile görüşmek is tediğim zaman, farkına vardım ki, bölgenin büyük bir kısmı istimlâk
edile-7. R. — İstanbul, Eski İstanbul; X IX . asrın II. y a n sı Ayverdi’nin 1958 tarihli eserinden alınmış Kadırga - Kumkapı mıntakası.
rek ortadan kaldırılmış ve oturanlarla konuşmanın artık bir mânâ ifâde etmi- yeceği anlaşılmıştır.
Şimdiye kadar hep inşâât sahaları arasında kalmış yerlerde çıkmaz so kakların meydana gelme sebeplerini anlattık. Şimdi de başka bir sahada ve başka bir şekilde meydana gelen çıkmaz sokaklardan bahsedeceğiz.
8. R. - İstanbul, Eski İstanbul; Sultan Selim - Hatip Muslihinddin - Fener Mahal lesinin 1924 tarihli kadastro plânı.
(R. 8) 1924 de sigorta şirketleri tarafından yaptırılan plânda, Sultan Se lim Câmii yanındaki bir mahalledir. İlk bakışta burada dört köşe muntazam bir şekil görülmektedir. Etrafının çevrilmesinden anlaşılır ki, burası esasında bir inşâât yeri değil, eski bir Bizans su sahrınç yeridir. R. Janin’in de (R. Ja- nin 1964 târihli eserin 7 numaralı haritası) eserine göre bu Aspar Sahrıncı za manla toprakla dolmuş ve Osmanlılar zamânmda sahrınç olarak kullanılma mıştır. Şimdi dahî etrâfında 6-7 metre yükseklikte bir duvar vardır. Yan
21
9. R. — İstanbul. Eski İstanbul; Sultan Selim - Hatip Muslihiddin - Fener M ahallesinin 1963 kadastro plânı.
taraflara açılmış kapılar da yoktur. Yalnız kuzey köşesinden içine girilecek bir yol vardır. Bu noktada sahaya girecek asıl cadde girişi kendiliğinden ge nişletilmiştir. Sahrınç yerleşme sâhasına çevrilmiştir. Bunun ne zaman ya pıldığını orada sorduğumuzda kesin bir târih söyliyemediler. Yalnız orada oturanlardan birisinin (70) yaşındaki babasının burada doğduğunu söylediler. Olayın gelişmesini 1924 ve bugünkü 1963 plânından araştırırsak (R. 9), her iki plândaki ev sınırlarının birbirine uymamasına rağmen, şu sonuca varırız: Yerleşme kuzey köşedeki açılan yoldan başladı, ve Akgün’ün dediği gibi, önce hiçbir mecbûriyet altında tutulmadan, istedikleri gibi birbiri yanma sıralandı, ve genişliği belirli bir ölçü içinde tutulan bir ana cadde, yahut esas çıkmaz sokak meydana geldi, büyüdü. Gayesi, geniş bir cadde olmak değil, sâhaya gi rişi sağlamaktır. Bu asıl çıkmaz sokaktan daha 11 çıkmaz sokak ayrıldı ve imkân bulundukça bunların kenarlarında inşâât yapıldı. Fakat bu sokaklardan birisinin ucuna bir ev yapılınca, artık orası tam çıkmaz sokak oldu ve böy- lece kapalı kaldı.
1963 plânındaki Sultan Selim Mahallesi’nin cadde bünyesini E. H. Ayverdi’nin XIX. asrın ikinci yarısı plânı ile karşılaştırırsak şu nokta göze çarpar. 1924 plânındaki caddeler 1963 plânmdakilerin bir başlangıcı olarak görünmektedir 1. Sahrınç arâzîsi Birinci Dünya Harbi’nin sonunda büyük yangınlarla harâb olan mıntakanın sınırına düştüğü halde, 1924 plânında XIX. asrın ikinci yarı- sındakinden daha az kesif olarak yerleştirilmiştir.
Çünkü eski şehrin nüfûsu, 1900 senesinden önce, Birinci Dünya Harbi’nin sonundakinden daha fazla idi. (Dr. Stewigin 1964 târihli eserine göre), şe hirde oturanların bilhassa İkinci Dünya Harbi’nden sonra artması, sahrınç mıntakasının tekrar sık bir yerleşme alanı hâline gelmesine sebep olmuş, eski caddelerin bünyesi de XIX. asrın ikinci yarısında hayli düzenli görünürken, 1924 plânında durum bozulmuştur. Çıkmaz sokak teşekkülünün mekanizmasını anlamak için vaktinde konmuş nizamların olay üzerindeki etkisi çok az oluyor.
Sahrınç bölgesindeki arsa bölünmesini göstermiyen E. H. Ayverdi’nin 1875 târihli haritası ile kadastronun 1963 târihli plânındaki cadde bünyele rinin birbirine uygun olmaları, bundan önce arsaların bölünmesi hakkında kon muş nizamların bir etkisi olmadığını göstermektedir. Doğulu çıkmaz sokak ların meydana gelmesinde nazarı dikkate alınacak bir olay da sosyal-geog- rafiktir.
Son yıllarda Türkiye’de nüfûs hızla artmaktadır ve artmaya da devam ede cektir. Bu sebeple şehirlere doğru bir göç başlamıştır. İzmir ve Ankara’nın ya nında ve bilhassa İstanbul’da bu hâdiseyi büyük ölçüde görmek kaabildir. İs tanbul şehrinde nüfûs artışı halkın, şehrin kenar mahallelerinde yerleşmesine
sebep olmuştur. ,
Bu yüzden şehrin kenarlarında bir gecede kurulan (gecekondular) türe miştir. Bunlar kısa zamanda yapılıp içersine yerleşilen evler ve gelişen ma hallelerdir. (R. 10) buralarda plânsız inşâat almış yürümüş olup doğulu cadde bünyeleri meydana gelmekte ve yeni kuruluş yüzünden bu olaylar da ha kolaylıkla göze çarpmaktadır (R, 11) «Zeytinburnu» mıntakasında bir gecekondu mahallesini göstermektedir. Mahallî idârelerin ifâdesine göre, 1947 den önce Zeytinburnu sâhası tamâmen boştu. 1947 de plânsız ve kontrolsüz inşâat başladı ve hemen hemen altı senede bütün sâha doldu. Bu sâhanın bün yesi incelendiğinde görülür ki, 45, 50, 58. caddeler, ve 50 ile 58. cadde arasındaki bağlantı yolunda birçok arsalar doğrudan doğruya caddelere bağlıdır. Bu cad
delerin arasına rastlıyan iç sâhalarda ise, birçok arsaların caddelere çıkacak yolu yoktur. Caddeye çıkmak için çıkmaz sokaklar yapmak mecbûriyeti hâsıl
1) Arsaların sınırı, 1924 plânında sahrınç mıntakasında tesbît edilmediği halde, onun dışında bu sınırlar tesbît edilmiştir.
23
y e r l e r ) Y a l n ı z büyükçe s â h a la r ve b i r b i r i n e b a ğ l ı bulunan gecekondu b ö l g e l e r i Ja ç i z i l m i ş t i r . ( S a y ı la r d a g e n e l sahaya g ö re t e s b i t e d i l m i ş t i r . ) , X m T İ '* "10. R. — İstanbul’da gecekondu mahallelerinin yayıldıkları yerler. 1964 de Belediyenin yaptırdığı bir haritadan alınmıştır.
olmuştur. Bunlardan bazıları düz olarak, bâzıları arsalar arasında kıvrılarak
caddeye çıkar. ı
Bunlar da, tıpkı daha önce gördüğümüz Mimar Sinan, Kadırga Kumkapı, Sultan Selim, Hatip Muslihiddin ve Fener Mahallelerinde gördüğümüz, çık maz sokakların aynıdır.
Bu da gösterir ki, şimdi plânsız, kontrolsüz inşâ suretiyle meydana gelen mahallelerdeki bünyede, tamâmen eski şehirlerde ve asırlar boyu meydana gelmiş bünyenin aynıdır.
Bundan dolayı eski Avrupalı ve kozmopolit bünyede nüfus artması ne tesir yapmış ise, şimdi şehir kenarında ve açık sâhada da aynı tesiri yapmakta ve aynı bünyeyi meydana getirmektedir. Zeytinburnu’nda görülen çıkmaz sokak lar, iç şehirde ve inşâat blokları arasında meydana gelen çıkmaz sokakların
11. R. — İstanbul, Zeytinburnu buradaki gecskonduların 1962/64 kadastro plânından alınmıştır.
aynıdır. Acabâ bu çıkmaz sokaklarda iç şehirde ve meselâ Mimar Sinan Ma- hallesi’nde gördüğümüz gibi sonradan ortada kalmış arsaların parçalanması sonucu olarak mı meydana çıkmıştır? Bunu kesin olarak kestiremeyiz.
Fakat 42. ve 50. caddeler esas yolları teşkil ettiğine ve üzerleri asfaltla kaplanmış bulunduğuna göre, asıl binâların buralara yapıldığı ve çıkmaz so kaklarda oturanların da sonradan geldikleri anlaşılmaktadır. Mahallenin ilk inşâsında arâzî taksimi olmadığına göre, içerde ve kıvrılarak giden çıkmaz sokaklarda ev yapanların kendilerine büyük arsaları ayırmış olmaları da kaa- bildir. Sonra bu arsaların bir kısmını çıkmaz sokağa ayırarak, ana caddeye çıkmış olmaları da düşünülebilir.
Bu sûretle pek yeni yapılmış Zeytinburnu semtinde yalnız mahallede otu ranların değil geldikleri illerin araştırılması ile çıkmaz sokakların teşekkülün de sosyal bünyenin oynadığı rol de tesbît edilebilir.
Soruşturma sonunda meydana getirdiğimiz cetvelde görülür ki, ev ve arsa sâhibinden yalnız ikisi aynı adı taşımaktadır. Belediye tarafından tesbît edilen diğer bir cetvelde ise yine ev ve arsa sâhibinden ikisi aynı adı taşımaktadır.
O halde burada soy veya kabile iskânından söz edilemez. Halkın geldikleri yerler de gözönünde tutulursa, yerleşenlerin Anadolu’nun doğusu, batısı, kuzey
25
ve güneyinden başka Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelmiş olmaları da bir mahallilik vasfı verilmesine elverişli değildir.
Tahkik ile tesbît edilmiştir ki, oturanların büyük bir kısmı bekâr olarak Zeytinburnu’na yerleşmiş ve sonra evlenmiş, çoluk çocuk sâhibi olmuş, az bir kısmı ise âilesi ile beraber gelerek buraya yerleşmiştir. Neden Zeytinbur- nu’nda yerleştiği sorusuna karşılık olarak da şu cevâbı vermişlerdir.
a — Arâzî devlet malı idi. Arsa için para vermek zoru yoktu. b — Bu çevrede endüstri vardı; çalışacak yer bulunuyordu. c — Iç şehirden pek uzakta değildi.
d — Yerleşmişlerden pek azı Zeytinburnu’nda oturan hemşehrileri oldu ğundan dolayı buraya geldiklerini söylediler.
Bu cevaplardan açıkça anlaşılır ki, gecekondularda toplanma bir söz bir liği ve hemşerilikten mütevellit bir topluluğun yerleşmesi değildir.
Her ne kadar G. Schwarz, doğulu şehirlerde çıkmaz sokak teşekkülünü bu ralarda oturanların, aynı soy ve kabileleri bir araya getirmek, yan taraflarda oturan diğer soylardan ayırmak için bir toplum hâline sokarak ortalarına çık maz sokak yapmak gibi bir sosyal bünyeye mal ederse de, vârid değildir.
Vâkıâ bir arada oturanlar umûmiyetle aynı din ve kanâate sâhip kimseler dir. Fakat ötede oturanlar da bunların tıpkısıdır. Yâni her iki komşu mıntaka arasında ayrılıklar yoktur ki, bunların herbiri ayrı ayrı bir çıkmaz sokakla tecrîd edilmiş durumda olsun. Buna rağmen burada da çıkmaz sokaklar ti pik doğulu tarzdadır.
Bundan şu anlaşılır ki, Schwarz’in tarif ettiği ve sosyal strüktüre dayanan yerden ayrı sebeplerle de çıkmaz sokaklar teşekkül etmektedir. Schwarz’in anlattığı sebepler belki Arap ülkelerinde vardır ve kabileler birbirlerinden kesin şekilde ayrı yaşamak zorunluğu duydukları için bu hal şekline baş vur muş olabilirler.
İstanbul şehrinde doğulu caddelerin bünyesinin teşekkül tarzı dolayısiyle aşağıdaki çeşitli cephelerden araştırmaya değer. Bunlar:
a) Çıkmaz sokak bünyesinin görünüşü : Bu hususta iki tip vardır. Birisi inşâât blokları içinde kalmış arsalara ulaşan çıkmaz sokak, diğeri, açık serbest sâhalara yapılan çıkmaz sokaklar.
b) Çıkmaz sokak bünyesi ile fonksiyon mahalleleri strüktürü arasındaki bağlantı, burada görülmektedir ki, çıkmaz sokaklar mahalle içlerinde meyda na gelmekte, plânla yapılan ve Belediyece inşâ edilen mahallelerde meydana gelmemektedir.
so-kakların İstanbul’da daha Fetihten önce başlamış olduğu sonucuna varılmak tadır.
d) Çıkmaz sokakların bu günkü teşekkül tarzı: Mahalle aralarında yeniden çıkmaz sokak meydana gelmediğini, fakat şehrin kenarlarında doğan yeni m a hallelerde teşekkülün devâm ettiğini söyliyebiliriz.
e) Çıkmaz sokak şehrin bünyeleri arasındaki münâsebet: Burada açıklıya- biliriz ki, çıkmaz sokaklar İstanbul’da, esas îtibâriyle, tek tek âilelerin ikamet ettiği evler mıntakasmda meydana gelmektedir.
f) Çıkmaz sokak bünyesi ile sosyal strüktür arasındaki münasebet: Çıkmaz sokak bünyesinin belirli bir sosyal strüktür ifâde ettiği görülemez.
g) Çıkmaz sokak bünyesi ile arsa strüktürü arasındaki münasebet: Görülür ki, çıkmaz sokak bünyesinin meydana gelişi arsaların parçalanması ve bölün mesinden ileri gelmektedir. Bilhassa son nokta hakkında R. Mayer’in tereddüt ettiği gibi çıkmaz sokak bünyesi ile arsa strüktürü arasındaki münasebet doğ- rulanmakta ve çıkmaz sokakların meydana gelmesinde arsaların parçalanması ve bölünmesi en büyük rolü oynamaktadır. Japon profesörü Kıuchı, Edin- burg’daki XX. milletler arası Coğrafya Kongresi’nde, Çin şehirlerindeki satranç tahtası şeklinde sokak plânlarının inşâat blokları arasında da, arsa taksimi yüzünden, çıkmaz sokakların meydana geldiğini ifâde etmiştir.
Yine Batı Avrupa’da, pek az olmakla berâber, çıkmaz sokaklar vardır. Bu da gösteriyor ki, Islâm memleketlerinden başka yerlerde de çıkmaz so kaklar meydana gelebiliyor.
Arsa bölünmelerinin sebebi aynı veya başka olabilir. Sonuç: Islâm memle ketlerine bir örnek olarak İstanbul ele alındığı vakit, yapılan inceleme ve araş tırmalar ve çeşitli yazarların ileri sürdükleri teorilere dayanarak, şöyle bir senteze varabiliriz.
Doğulu çıkmaz sokak plânsız bünyesinin teşekkülünde, sâhibinin isteklerine bırakılmış plânsız inşâatın sebep olduğu muhakkaktır. Bunun yanında, Egli’nin dediği gibi, müslüman mahallelerinin mahremiyetine verilen ehemmiyet rol oynadığı gibi, arsaların istenilen şekilde bölünüşü ve inşââtçılar arasında tak simi de sebep olmaktadır.
Inşâât blokları arasında kalan sahaların da bölünmesi ve bu arada elleri ne mümkün olduğu kadar geniş arsalar geçirme isteği de bu işte önemli rol oynar.
Evlerin yanında bahçeler kurma isteği de söylenebilir. Bunların yan cad delere ve mahallelere bağlanması için de çıkmaz sokaklar yapılıyor. Burada akla şöyle bir suâl gelmektedir:
Batı veyâ Orta Avrupa’da olduğu gibi, meselâ Orta Çağ’ın geniş şatolarının saraylarının büyük bahçelerinden faydalanılması için bunların geniş kapılar ve
27
yollarla yan caddelere bağlanması yoluna gidilmişse de, dar, eğri büğrü çık maz sokakla bu iş yapılmıştır.
işte burada Egli ve Akgün’ün açıklamaları, yâni müslüman mahallerinde mahremiyet ve evlerin mümkün olduğu kadar tek âileye âit olması keyfiyeti rol oynar. Bugün çıkmaz sokakların hep tek âileye mahsus evler bölgesinde oluşu da bunu doğrular. Çıkmaz sokakların birleştirilerek ekonomik yönden daha fay dalı ara sokaklar meydana getirilmesine gidilmemesi dahî bu düşünceye bağ lanabilir. Bu cihetten doğulu çıkmaz sokak bünyesinin, teşekkülü hayli karışık bir problem olduğu görülmektedir.
Cadde No Ev No Ev ve arsa sâhibinin adı Hangi mıntakadan geldiği Ne kadar zamandan beri Zeytin- burnu'nda oturduğu
42 151 Süleyman Aşçı Malatya İsm et Paşa 9 ilçesinden
42 155 Mehmet Balcı Trabzon’ dan 6 42 155/A Mehmet Balcı Trabzon’dan 6 42 157 Ahm et Çalışkan Yunanistan’dan (Muhacir) 8 42 158 Emin Çelik Balıkesir - Gönen 12 42 8 Mehmet Şahin Çankırı - İlgaz 12 50 2 Mümin Özgen Yunanistan’dan 13 50 4 Süleyman Başunlu Giresun’dan 16 50 6 Şükrü Başunlu Giresun’ dan .12 50 8 Hakime Kalkan İzmit 6 50/2 10 Zeynep Oktay İstanbul 15 50 7 Mustafa Topatan Giresun’dan 12 50 7/2 Ferit Zaim Balıkesir - Gönen 5 58 70 Bedri Yürür Sivas’ dan 10 58 72 (kiralık) — —* 58 74 Ahmet Derman Erzurum 14 58 76 E v yok
58 78 İbrahim Uçoğlu Erzincan’dan 5 58 80 İsmail Zenginer Bulgaristan'dan 3 58 82 E v sâhibi Kadıköy’de oturuyor — 58 84/A Tahsin Serdağ Edirne’den 10 58 86 Ali Şen (ev sahibi) Kadıköy’de oturuyor — 58 88 Sâhibi ölmüş — — 58 90 Mehmet Gür Samsun’ dan 10 58 92 Hüseyin Tunca İstanbul'da Fâtih’de oturuyor 15
HARİTALAR, PLÂNLAR, ESERLER Haritalar ve Plânlar. E. H. A Y V E R D İ H ALLW AG - Stadtplan Instituto Geográfico de Agostini R. JANIN
Königliche Museen zu Berlin R. M A N TRA N
Istanbul Şehri
C. STOLPE
19. Asırda İstanbul Haritası, Istanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul Enstitüsü Yayınları; İstanbul 1958; in 20 harita, etwa 1 : 4500
İstanbul, 1 : 12 500; Bern 1964 İstanbul, 1 : 13 500; Novara 1960
Constantinople byzantine. Développement urbaine et ré pertoire topographique; Archives de l’ Orient Chrétien, 4 A, 1. tab’i Paris 1950; 2. tab'i, Paris 1964
Altertümer von Pergamon, Bd. 1, Stadt und Landschaft, Tafeln; Berlin 1912 (Tafel IV)
Istanbul dans la seconde moitié du X V II. siècle; Essai d'histoire institutionelle, économique et sociale; Bibli othèque archéologique et historique de l’Institut Fran çais d’Archéologie d’Istanbul, X I I ; Paris 1962
Katasterpläne der Stadtverwaltung der Stadt Istanbul; Istanbul 1961-63; 1 : 500
Plan Cadastral d’Assurances sur base du Reseau Poly gonal Officiel de la ville de Constantinople; in 78 (? ) Teilen; Constantinople 1922-41 ; 1 : 500 ve 1 : 1000 Plan von Constantinopel mit den Vorstädten, dem Hafen und einem Teil des Bosporus. Genel geometrik, orijinal kaynaklar tarafından işlenmiş ve detay kısımları 1855 - 63 senelerinde genişletilmiş İstanbul'un 1863 deki hari tası. Çeşitli zamanlarda basılmış ve ilâveler yapılmış, 1882 de İstanbul rehberi içine konmuş, A. D. Mordmann’- ın da tarihi mütalaası da ilâve edilmiş. 1 ; 15 000 ölçekli.
A. AKGÜN E. H. A Y V E R D İ H. BOBEK
Eserler
Landschaft und Standort als bestimmendeEinflüsse auf die Gestalt der Stadt İstanbul; Zürich 1959
X IX . Asırda İstanbul Haritası, İstanbul Fetih Cem i yeti, İstanbul Enstitüsü Yayınları; İstanbul 1958
Soziale Raumbildungen am Beispiel des Vorderen Orients; Deutscher Geograpjientag, München 1948, Band 27: Landshut 1950, S. 193 207.
M S R. BU SCH -ZANTNER C. CAHEN M. R. G. CONZEN M. R. G. CONZEN A. CÜDA . D U LG ARIAN, . T Ü M E R TE K İN E. EG LI G. E. von G R U N EBAU M A. GURLAND M. HALBWACHS G. H EIM ANN H. HÖGG Istanbul Şehri R. JANIN E. KIRSTEN B. LEW IS R . M A N TRA N
Zur Kenntnis des osmanischen Stadt; Geogr. Zeitschrift, 38. yıl; Leipzig ve Berlin 1932, S. 1-13
Zur Geschichte der städtischen Gesellschaft im islami schen Orient des Mittelalters; Saeculum, Bd. 9, Jahr gang 1958; Freiburg. München 1958, S. 59-76
Alnwick, Northumberland. A Study in Town-Plan Analy sis; The Institute of British Geographers, Publication No. 27; London 1960
The Plan Analysis of an English City Centre; Procee dings of the I G U Symposium in Urban Geography, Lund 1960; Lund Studies in Geography, Ser. B., Human Geo graphy, No. 24; Lund 1962, S. 383-414
Stadtaufbau in der Türkei. Die Welt des Islam s. Zeit schrift für die Entwicklungsgeschichte des Islam s beson ders in der Gegenwart, Bd. 21, Deutsche Gesellschaft für Islamkunde; Berlin, Leipzig 1939
The Population of Istanbul: Pattern and Changes, 1955- 60; Review of the Geographical Institute of the Univer sity of Istanbul; International Edition 1963. Nr. 8; Istan bul 1963, S. 57-70
Geschichte des Städtebaues, 2. Band, Das Mittelalter; Erlenbach-Zürich, Stuttgart 1962
Die islamische Stadt; Saeculum, Bd. 6, Jahrgang 1955; Freiburg, München 1955, S. 138-153
Grundzüge der mohammedanischen Agrarfassung und Agrarpolitik mit besonderer Berücksichtigung der türki schen Verhältnisse. Ein kritischer Versuch; Diss. Bern, Dorpat 1907
La population d’ Istanbul (Constantinople) depuis un siècle; Annales Sociologiques, Série E, Fascicules 3 et 4; Paris 1942, S, S. 16-43
Konya. Geographie einer Oasenstadt; Hamburg 1935 Istanbul. Ausschnitte aus der Stadterneuerung; Baumeis ter, 58. Jahrgang; München 1961, S. 33-52
istatistik Yıllığı, Annuaire Statistique de la ville d’ Istan bul, 1-13, bilhassa 13., 1955-59; Istanbul 1961
Constantinople byzantine. Développement urbain et ré pertoire topographique; Archives de l'Orient Chrétien, 4 A, 1 tab’i, Paris 1950; 2. tab’ i, Paris 1964
Diebyzantinische Stadt; Berichte zum X I. Byzantinisten- Kongress; München 1958. S. 1-48 ve 32 deki kayidlar The Em ergence of M odem Turkey; London 1961; 2. Auf lage 1962
Istanbul dans la seconde moitié du X V II. siècle; Essai d’ histoire institutionelle, économique et sociale; Bibli othèque archéologique et historique de l ’Institut Fran çais d’Archéologie d’ Istanbul. X II; Paris 1962
31
R. M A Y E R S. PASSARGE E. R E IT E M E Y E R ST. RUNCIM AN K. SCHARLAU A. M. SCH NEIDER G. SCHWARZ R. STEWIG C. W A TZIN G E R , K. W U LZIN G ER J. W E U LE R SSE TH. W IE G A N D , H. SCHRADER H. W IL H E LM Y K. W U LZING E, C. W A TZIN G E R K. W U LZIN G E, P. W ITTER, F. SARREByzantion - Konstantinopolis - Istanbul. Eine genetische Stadtgeographie; Akademie der Wissenschaften in Wien. Philosophisch-historische Klasse, Denkschriften. 71. Band, 3. Abhandlung; Wien ve Leipzig 1943
Stadtlandschaften der Erde; Hamburg 1930; içinde S. PASSAR GE : Arab şehirlerinin manzarası, S. 71-83 Die Städtegründungen der Araber; München 1912 Byzan tine Civilization; University Paperbacks No. 35; Lon don 1961
Moderne Umgestaltungen im Grundriss iranischer Städ te; Erdkunde, Archiv für wissenschaftliche Geographie, Band X V ; Bonn 1961, S. 180-191
Konstantinopel. Gesicht und Gestalt einer Weltmetro pole; Mainz und Berlin 1956
Allgemeine Siedlungsgeographie; Lehrbuch der Allge meinen Geographie, Band V I; Berlin 1959; 2. tabı, Ber lin 1961
Der Grundriss von Stambul. Vom orientalisch-osmani- schen zum europäisch-kosmopolitischen Grundriss; Sch riften des Geogr. Instituts der Universität Kiel, Band X X III ; Kiel 1964, S. 195-225
Damaskus. Die antike Stadt; Wissenschaftliche Veröf fentlichungen des deutsch-türkischen Denkmalschutz-
Kommandos, cild 4; Berlin ve Leipzig 1921
Antioche, un type de cité d’Islam ; Comptes Rendus du Congrès International de Géographie; Varsovie 1934, cild III, kısım III; Warschau 1937, S. 255-262
Priene. Ergebnisse der Ausgrabungen und Untersuchun gen in den Jahren 1895-1898; Berlin 1904
Hochbulgarien II. Sofia. Wandlungen einer Gross-stadt zwischen Orient und Okzident; Schriften des Geogr. Ins tituts der Universität Kiel, cilt V. Kısım 3; Kiel 1936 Damaskus. Die islamische Stadt; Wissenschaftliche Ver öffentlichungen des deutsch-türkischen Denkmalschutz- Kommandos, kısım 5; Berlin ve Leipzig 1924
Das islamische M ilet; Staatliche Museen zu Berlin; Berlin und Leipzig 1935
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi