©
HER YÖNÜYLE
m
Yazan: SERMET SAMI UYSAL
“Çok insan anlamaz musikimizden
ve ondan anlamayan bir $ey anlamaz bizden"
ŞİİRLERİNDE MUSİRİ
Y
ahya Kemal’in şiirlerinde, güzel
sanatların
hemen hemen her koluna değinir. Fakat mi-
mârî ve özellikle musikiye daha da önem verir.
«Kendi Gök Kubbemiz» deki sanatla ilgili 116 ke
limeden 47’sinin musiki ile ilgili oluşu da bunu
göstermektedir.
Yahya Kemal için musikimiz, yalnızca güzel
sanatların bir dalı değildir, aynı zamanda millî
ruhun tam olarak ifadesidir. Onun için de, çocuk
luğunda Rakofça çevresindeki geniş çiftliklerin
de dinlediği serhad türküleri, 1902’de ,'stanbul’a
gelince bir akrabasının Sarıyer’deki evinde din
lediği Kânünî Hacı Ârif Bey yönetimindeki fasıl
heyeti ve 1912de Paris’ten döndükten sonra Tan-
burî Cemil Bey’den dinlediği eserler muhakkak
ki Şâir’in ruhunda derin izler bırakmıştır. Fakat,
Yahya Kemal, Türk musikisinin, Türk milliyetini
tamamlıyan bir unsur olduğunu sezdikten sonra,
klâsik musikimize bilinçli bir tutku ile eğilmiş ve
onu şiirlerinde de yansıtmıştır.
Nitekim
«Eski
Musiki» de:
Çok. insan ¡uıüyaınaz eski musikimizden Ve ondan anlam »yan bir şey anlamaz bizden
diyerek, klâsik musikimizin, Türk rûhunun ayrılmaz bir parça sı olduğunu bir beyitle en güzel şekilde belirtmiştir.
Şâir, «Eski Şiirin Rüzgânyle adlı eserinde de musikiye hay' li yer ayırır. Hattâ bu kitabında musiki ile ilgili 44 kelime kul lanmıştır:
«Ahenk (1), aheste (1), beste (2), mahur (1), mızrâb (5), muhayyer (1), musiki (3), mutrip (2), nağme (2), nây (4), nefes (1), negamet (1), negamkâr (1), hevâ (1), ney (3), rast (1), sâz (5), Sultanî Yegâh (1), şarkı (2), tanbur (1), terennüm '(1), Uş şak (1) sadâ (3).» (1)
ŞİİR ADLARINDA BİLE
Itrî, Tamburi Cemil ve İsmail Dede için ayrı ayrı şiirler ya zan Yahya Kemal, mısralarında Hafız Post, Seyyid, Nuh gibi ünlü bestecilere de yer verir...
Hattâ, bazı şiir adlarında bile musiki ve onunla ilgili ifâ delere rastlanır: Gece Bestesi, Akşam Musikisi, Mohaç Türkü sü, Deniz Türküsü, Güftesiz Beste, Mahurdan Gazel, Tamburi Cemil’in Rûhuna Gazel, Derin Beste, Eski Musiki ve Kar Mu sikileri gibi...
ŞÂİR’İN ESKİ MUSİKİMİZİ
DİNLERKEN DUYDUKLARI
Yahya Kemal, Klâsik Türk Musikisini, ve özellikle Itrîyi dinlerken neler duyduğunu şöyle belirtir:
Açar bir altın anahtarla ruh ufuklarını. Hemen yayılmaya başlar sadâ ve nûr akını Ve seslenir büyük Itrî, semâyı örten ruh, Peşinde dalgalanır bestesiyle Seyyid .Nûh.
Yahya Kemal, diplomasi görevine ancak Atatürk'ün ölümünden eski Başkenti Karaçi'de görülüyor.
O mutlu devrede Itrî’ye en yakın bir dost Işıklı danteleler bestekârı Hâfız Post... Bu neslin ortada dahicedir başardığı iş. Vatan tut'il karışır musikiyle göstermiş.
Şâir, kemençe ve tambura, diğer musiki âletlerinden daha çok yakınlık duyar; çünkü ona göre bunlar gerçek Türk sazları dır. Bu.ıun için de «Eski Musiki de onlardan bahsederken, bu sazların her telinde «sâde Vatan» ın duyulduğunu belirtir:
Bu vaz kenıençeyi bir dinledinse Kanlıca’da, Baharda bir gece tanburu dinle Çamlıca’da. Bu sazların duyulur her telinde sâde vatan, Sihirli rüzgâr eser dâima bu topraktan.
Bu şiirinde, Dede’nin musikimizdeki yerini de şöyle anla tır:
Yüz elli yıl, sıra dağlar birer birer yücelir Ve akıbet Dede’nin anlışanlı devri gelir. Bu musikiyi, O, son kudretiyle parlattı; ölünce, ülkede bir muhteşem güneş battı.
Itrî için yazdığı şiirin so:ı bölümünde ise, bu büyük beste cinin ölümünden çok, kaybolan eserleri için yanar ve onların
«ebediyen» kaybolacağına gönlü bir türlü razı olmaz: Öyle bir musikiyi örten ölüm,
Bir teselli bırakmaz insanda. Muhtemel görmüyor henüz gönlüm, Çok saatler geçince hicranda, Düşülür bir hayâle, zevk alınır:
sonra dönebildi. Resimde Tünkiye Büyükelçisi olarak Pakistan’ın
Belki hâlâ o besteler çalınır, Gemiler geçıııiyen bir ummanda.
Yahya Kemal için «ilhanı» çok önemlidir. İlhamı olmayan kişi, şiir yazmak için eline kalem almamalıdır. Bütün hayatı bo- . yuııca çırpınsa da yine şiri yazamaz... Şâir, böylesine önem ver
diği «ilham» ı bile bir nağmeye, bir kuşun ötüşüne benzetir:
«Gece Bestesi» nde: O kuşun ömrü, bir güzel gecede, Bir güzel beste söylemekle geçer. O kuş en kuytu bahçelerde öter; Hayâl içinde yaşar,
Hayâl içinde ölür.
(1) E. Özelli, Y. Kemal’in Eski Şiirin Rüzgânyle ve Rubâîler adlı kitaplarının Sistematik Lügati, Türkoloji Mezuniyet Tezi (1963-1964), Türkiyat No (632).
(2) Bu son şiir hakkında Şâir, bir sohbetimizde şöyle demişti: «■Kendi musikimize öyle bağlanmıştım ki, yabancı diyarlarda bile onu aradım. Varşova’da iken bir iki plâk, hemen beni mem lekete döndürüverirdi. İşte orada iken, hizmetime bakan Fran- çois (Fransuva) nın uzun kış gecelerinde, sevdiğimi bildiği için sık sık çaldığı Tanburî Cemil’in bir plâğı neticesinde «Kar Mu sikileri meydana geldi.»